Yapay zeka Arap dünyasında umut verici fırsatlar sunuyor

Yapay zekanın 2030 yılına kadar Arap dünyasında GSYİH'ya 320 milyar dolar katkıda bulunması bekleniyor.

Riyad geçtiğimiz yıl Küresel Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. (Şarku’l Avsat)
Riyad geçtiğimiz yıl Küresel Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. (Şarku’l Avsat)
TT

Yapay zeka Arap dünyasında umut verici fırsatlar sunuyor

Riyad geçtiğimiz yıl Küresel Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. (Şarku’l Avsat)
Riyad geçtiğimiz yıl Küresel Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. (Şarku’l Avsat)

Uluslararası arenada yapay zeka alanında yarış hızını artırarak devam ederken Arap ülkelerinden çeşitli girişimler, Arap dünyasının bu yarışta ilk sıralarda yer alma arzusunu ortaya koyuyor. Bu hareketlilik aynı zamanda bazı kurumların, yapay zekanın 2030 yılına kadar Ortadoğu ülkelerinin gayri safi yurt içi hasılasına (GSYİH) yaklaşık 320 milyar dolar katkıda bulunacağına dair beklentileriyle uyumlu seyrediyor. Diğer yandan uzmanlar, Ortadoğu’nun genç nüfusunun demografik yapısı çerçevesinde umut verici fırsatlar olduğuna işaret ediyorlar ki bu da, yapay zekanın daha geniş bir kullanıcı kitlesi ve yararlanıcıları için daha fazla fırsat sunduğu anlamına geliyor. Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Fas, yapay zeka alanında gelecek vadeden bölge ülkeleri olarak öne çıkıyor.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından geçtiğimiz nisan ayında yayınlanan bir rapor, ‘yapay zekanın Ortadoğu’ya 2030 yılına kadar 320 milyar dolarlık ekonomik kazanç getireceğini’ öngörüyordu. Aynı rakamlar, 2018 yılında Londra merkezli çok uluslu bir profesyonel hizmetler ağı olan PricewaterhouseCoopers (PwC) tarafından yayınlanan bir raporda da yer almıştı.

PwC raporuna göre bu rakam, yapay zekanın 2030 yılında tüm dünyadaki toplam faydalarının yüzde 2'sini oluşturuyor. Yapay zekanın aynı yıl dünya ekonomisine yaklaşık 15,7 trilyon dolar katkıda bulunması bekleniyor.

Ulusal stratejiler

WEF raporuna göre ‘Ortadoğu’daki birçok ülke yapay zekanın faydalarından yararlanma yolunda çeşitli adımlar attı. Suudi Arabistan, 2030 yılına kadar 20 bin kadar uzmanın yetiştirilmesi için iddialı bir planı da kapsayan ‘Ulusal Veri ve Yapay Zeka Stratejisi’ projesini başlattı. BAE Dubai Emirliği, yapay zeka, dijital ekonomi ve metaverse gibi alanlara yatırım yapmak için 2022 yılının temmuz ayında geçici bir komite oluştururken Bahreyn, palmiye ağaçlarını hesaplamak ve tarımsal üretimi daha verimli belirlemek için yapay zekadan yararlanıyor.

Bu gelişmelerle birlikte raporda, yapay zekanın on yılın sonunda Bahreyn, Kuveyt, Umman ve Katar ekonomilerinin GSYİH’sına yüzde 8,2, yani yaklaşık 46 milyar dolar katkıda bulunacağı tahmin ediliyor.

Arap ülkeleri, yapay zeka alanında, ulusal stratejilerin belirlenmesi ve uzman bakanlıkların kurulması gibi adımlar attı. Mısır'daki Nil Üniversitesi'nde çalışmalarını yapay zeka alanında yürüten Mustafa el-Attar’a göre bu adımlar, Arap ülkelerinin ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacının farkında olduğun bir göstergesi.

Şarku’l Avsat’a değerlendirmede bulunan Attar, petrol üreticisi olan Arap ülkeleri, petrol sonrası döneme hazırlık yapmak amacıyla bir süredir ekonomilerini çeşitlendirmeye yönelik adımlar atarken yapay zekaya ağırlık verdiler.

Attar, Arap ülkelerinin yapay zeka alanına yönelmesiyle ilgili üç neden sıraladı. Attar’a göre bunların başında veri geliyor. Her alanda değerli olan veri, adeta yirmi birinci yüzyılın petrolü olarak görülüyor ve Arap ülkeleri gibi nüfusu fazla olan ülkelerde veri daha da değerli hale geliyor. Örneğin tıp alanında, bir ilacın neden bazı insanlar üzerinde etkili, bazıları üzerinde ise etkisiz olduğunun bilinmesi gerekebilir. Bu bilgiye çok sayıda veri elde edilmeden erişilemez.

Attar'ın sıraladığı ikinci sebep, endüstrilerin önümüzdeki yıllarda iklim dostu olmak için yenilenebilir enerji arayışına girecek olmaları. Endüstrilerin bu doğrultuda yeşil enerjiye dönüşüm için uygun başka yatırım alanları aramaları gerekiyor. Attar'a göre Arap ülkelerinin yapay zekaya yönelmesinin üçüncü nedeni ise çocukların ve gençlerin nüfusun yaklaşık yarısını oluşturduğu Ortadoğu ülkelerinin demografik yapısı. Bu da genç demografik yapının, cep telefonlarını yoğun olarak kullandıkları anlamına geliyor. Gençlerin, hem bu son teknolojiler konusunda eğitilmeleri kolay hem de yapay zekanın dayandığı temel veri toplama kaynağını da oluşturuyorlar.

Yapay zeka alanında Arap dünyasının sahip olduğu olanaklara ilişkin başka bir noktaya daha dikkati çeken Attar, petrol üreticisi olmayan diğer Arap ülkelerinin bazılarının özellikle de yapay zekanın büyük sermayelere değil, beyne ihtiyacı olduğundan genç nüfusu ekonomik büyümeyi yönlendirmek için yatırım fırsatı olduğunun farkına vardığını ve bu yüzden yapay zeka alanında eğitimlerin verileceği fakülteler kurmak gibi bazı adımlar atarak harekete geçtiğini söyledi.

PwC tarafından yapılan araştırmalarına göre yapay zekanın 2030 yılına kadar Suudi Arabistan'ın GSYİH'sına 135 milyar dolardan fazla katkıda bulunmasıyla Suudi Arabistan’ın Ortadoğu'da yapay zeka alanında en büyük kazanımları elde etmesi bekleniyor.

Suudi Arabistan ve Vizyon 2030

Suudi Arabistan, küresel bir yatırım merkezine dönüşmek ve ekonomisinin başlıca gelir kaynağı olan petrole bağımlılığını azaltmak için kapsamlı bir plan sunan Vizyon 2030’u hayata geçirdiğini duyurmasının ardından yapay zeka ve veri analizi teknolojilerini tüm ekonomik sektörlere entegre etmeyi amaçlayan ‘Ulusal Veri ve Yapay Zeka Stratejisi’ adlı stratejiyi geliştirdi.

Stratejinin ve ilgili girişimlerin uygulanmasının takibi için Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zeka Kurumu (SADAIA) kuruldu.

SADAIA ayrıca, kamu ve özel sektör çalışanlarına iş hayatların yapay zekayı kullanma konusunda gerekli becerileri kazandırmayı amaçlayan SADAIA Akademi'yi hayata geçirdi.

SADAIA, tüm kamu ve idari kurumların verilerini birbirine bağlamak, bu verilere erişimi kolaylaştırmak ve iyileştirmek, yapay zeka teknolojilerini ‘hükümet’ dahil olmak üzere kilit alanlara entegre etmek, resmi işlemlerin yapay zeka teknolojileri temelinde otomatikleştirilmesi amacıyla akıllı bir devlet sektörü oluşturmak, maksimum üretkenlik ve etkinlik elde etmek için ‘özel sektörle iş birliği içinde büyük veri platformları ve analiz araçları geliştirmeye’ odaklandı.

Suudi Arabistan’ın yapay zekanın kullanımını artırmak için önem verdiği bir diğer alan ise eğitim. Bu amaçla akademik müfredat, yapay zeka teknolojileri ve bunların tüm sektörlerdeki rolünü içerecek şekilde güncellendi. Suudi Arabistan, yapay zekayı, tıbbi araştırmalar ve ilaç endüstrisi gibi alanlara entegre ederek sağlık hizmetleri alanında da yoğun kullanmaya başladı. Enerji alanında ise sektörün verimliliğini, üretimini ve emilimini artırmak amacıyla enerji tedarik zincirlerinin yönetiminde programlar ve algoritmalar kullanılıyor.

Suudi Arabistan tarafından hayata geçirilen uygulamalı modeller arasında, Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) araştırmacılarının tarım, sağlık, mühendislik ve hayvansal üretim alanlarında yapay zeka kullanan katkıları dikkat çekiyor. KAUST, Kovid-19 salgını sırasında resmi internet sayfasında BT taramaları yapılarak enfekte olmuş kişilerin teşhisi için gerekli test kitleri geliştirmek amacıyla yapay zekanın kullanıldığını duyurdu. Araştırmanın başında KAUST'taki Hesaplamalı Biyobilimler Araştırma Merkezi Vekil Müdür Yardımcısı ve bilgisayar bilimi doçenti Zhen Gao yer aldı.

KAUST Biyoloji ve Çevre Bilimi ve Mühendisliği Bölümü’nden Heribert Hirt, 9 Mart'ta duyurulan ve ‘belirli bir toprakta hangi mikropların eksik olduğunu tahmin etmeye ve böylece bitkinin büyümesine yardımcı olan’ bir yapay zeka algoritması oluşturdu.

KAUST ayrıca ‘Vizyon 2030'un gereksinimlerini karşılamak için hızla gelişen teknolojiye odaklanan bir dünyada vasıflı bir iş gücü oluşturmayı ve iş piyasasında gerekli teknik becerileri kazandırmayı’ amaçlayan ‘KAUST Akademi’ girişimini başlattı.

PwC’nin araştırmalarına göre yapay zekanın, 2030 yılına kadar GSYİH'ya 135,2 milyar dolardan fazla katkıda bulunması beklenen Suudi Arabistan’ın Ortadoğu ülkeleri arasında bu alandaki en büyük kazanımları elde edeceği öngörülüyor.

Mısır’ın yapay zeka alanında attığı adımlar

Mısır'ın yapay zekaya ve uygulamalarına olan ilgisi, uluslararası raporlarda sınıflandırılmasını sağladı. Oxford Insights ve Uluslararası Kalkınma ve Araştırma Merkezi (IDRC) tarafından 2022’de yayınlanan, hükümetin yapay zeka teknolojilerine hazır olup olmadığına ilişkin raporda, Mısır’ın Afrika'da Mauritius'tan sonra ikinci ve dünya çapında 56. sırada yer alması, Mısır'ın Afrika'da sekizinci ve dünya genelinde 194 ülke arasında 111’inci sırada yer aldığı 2019 raporuna kıyasla önemli bir ilerleme kaydettiğini gösterdi. 2021/2022 İnsani Gelişme Raporu da Mısır'ın Devletin Yapay Zekaya Hazırlık Durumu Endeksi’nde 55 sıra ilerlediğini ortaya koydu. Mısır, Küresel Bilgi Endeksi'ne göre ise 2020 yılında 138 ülke arasında 72’inci sıradan 2021 yılında 154 ülke arasında 53’üncü sıraya yükseldi.

Mısır, ‘eğitim, öğretim ve uygulama hacmindeki verilerden faydalanmak ve daha sonra her sektör için önemine göre özel sektörün yararlanabilmesi için kullanılabilir hale getirmek’ olmak üzere üç ana başlıktan oluşan ‘Ulusal Yapay Zeka Stratejisi’ni resmi düzeyde 2021 yılının temmuz ayında başlattı.

Mısır, bu strateji çerçevesinde, temeli insan aklı olan yapay zeka alanında ilerleme kaydetmek için kaynak sağlamak amacıyla son zamanlarda birçok adım attı. Mısır üniversitelerinde yapay zeka alanında eğitim veren fakültelerin sayısı 9'a ulaştı.

Mısır'daki ya da Mısırlılara ait yapay zeka şirketleri dünyanın en gelişmiş şirketleri arasında yer aldı. Bunlardan biri, 2018’de Las Vegas'ta düzenlenen Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (CES) yapay zeka alanında ‘dünyanın en iyi gelişen şirketi’ ödülünü kazanan video analiz şirketi AvidBeam Technologies şirketi de bulunuyor. AvidBeam Technologies, bu ödülden tam bir yıl önce ABD merkezli teknoloji dergisi CIO Review'in yapay zeka alanında dünyanın en iyi 20 gelişmekte olan şirketleri arasında sıralanmıştı.

PwC araştırmaları, yapay zekanın 2030 yılında Mısır ekonomisine 42,7 milyar dolardan fazla katkıda bulunacağını tahmin ediyor.

2021/2022 İnsani Gelişme Raporu, Mısır’ın ‘Devletin Yapay Zekaya Hazırlık Durumu Endeksi’nde 55 sıra ilerlediğini ortaya koydu.

BAE’nin yapay zeka stratejisi

BAE'nin yapay zeka için 2017 yılının eylül ayında imzalanan ulusal bir stratejisi var. Bu strateji, hükümeti 2031 yılına kadar tamamlanmayı planladığı çeşitli girişimleri barındırıyor. Bu stratejinin başlatılması çerçevesinde stratejinin hedeflerini diğer hükümet planlarıyla uyumlu hale getirmek amacıyla bir Yapay Zeka Devlet Bakanı atandı.

Söz konusu strateji, ‘su kaynaklarının kullanımını iyileştirmenin ve atıkları azaltmanın yollarını araştırmak için büyük verileri kullanarak su şebekelerini yönetmek için yapay zekadan yararlanmanın ve tüm bölgelerdeki günlük istatistiklere dayalı olarak olası kazaları ve trafik sıkışıklığını tahmin etmeye yönelik önleyici mekanizmalar geliştirerek trafik sektörünü yönetmek için bu teknolojileri kullanmanın yanı sıra birçok hedefi barındırıyor. Ayrıca yıl boyunca verimliliklerini inceleyerek ve buna göre yeni projeler düzenleyerek yenilenebilir enerjiye dayalı elektrik şebekeleri geliştirmek için yapay zekaya güveniyor.

BAE, kamu sektöründe özellikle kameralar aracılığıyla kimlik tespiti alanında yapay zekayı güvenlik hizmetleriyle entegre etmek için çalışıyor. Hükümet, akıllı veri yönetimi teknolojileri aracılığıyla idari yükleri azaltırken bölge sakinleri için tüm devlet hizmetlerini otomatikleştirmeyi planlıyor.

PwC araştırmaları, yapay zekanın BAE ekonomisine 2030'da GSYİH'nın yüzde 14'ünü oluşturan 96 milyar dolardan fazla katkıda bulunacağını öngörüyor.

Fas Dijital Geçiş ve Yönetim Reformu Bakanlığı

Fas, iki yıldan kısa bir süre önce ‘Dijital Geçiş ve Yönetim Reformu Bakanlığı’ adında dijital dönüşüm alanında yeni bir bakanlık kurarak yapay zekayla ilgili ciddi çalışmalara başladı. Bakanlığa yapay zeka alanında uzman bir isim olan Ghita Mezzour getirildi. 2021 yılının eylül ayında göreve başlayan Mezzour’a gönderilen görevlendirme mektubunda ‘Fas'ta dijital geçişi hızlandırmak için çalışmak zorunda kalacağı’ bildirildi.

Mektupta bu stratejinin esas olarak ‘kamu hizmetlerini dijitalleştirmeyi, iş fırsatları yaratan dijital bir ekonominin ortaya çıkmasının temellerini atmayı ve Fas'ı bu alanda daha iyi bir konuma taşımayı hedeflediği’ belirtildi.

Fas, söz konusu stratejiyi başlatmadan önce 2019 yılında bu alandaki ilk fakülteyi açtı. Euromed Üniversitesi’nde açılan Dijital Mühendislik ve Yapay Zeka Fakültesi, robotik, insan-makine iş birliği, yapay zeka, siber güvenlik, web teknolojileri, cep telefonu ve büyük veri gibi alanlarda eğitim vermeye başladı.

Fas yapay zeka alanında uzman isimlere sahip ve bunlardan ikisi Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Technology Review Arabia dergisi tarafından yayınlanan 2022 yılının en önde gelen Arap yapay zeka uzmanları listesinde yer aldı. Bu iki isimden biri, sağlık hizmetlerinde makine öğrenimi çözümleriyle ilgilenen bir şirket olan OKRA'nın kurucusu ve CEO'su Loubna Bouarfa. Bouarfa, aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’na bağlı Yapay Zeka Üst Düzey Uzmanlar Grubu’nun da üyesi. Diğer isim ise Fas merkezli Cadi Ayyad Üniversitesi'nde yapay zeka profesörü ve veri bilimi yüksek lisans programının kurucusu Hajar Al-Musannaf.



Google yöneticisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Yapay zekâ, ajanların ötesine geçerek kapsamlı bir inovasyon ekosistemine dönüşüyor

Google, Ortadoğu’da yapay zekânın geleceğinin, yatırımların ve yeteneklerin pratik uygulamalara ve dünya çapında ihraç edilebilir teknolojilere dönüştürülmesine bağlı olduğunu düşünüyor. (Adobe)
Google, Ortadoğu’da yapay zekânın geleceğinin, yatırımların ve yeteneklerin pratik uygulamalara ve dünya çapında ihraç edilebilir teknolojilere dönüştürülmesine bağlı olduğunu düşünüyor. (Adobe)
TT

Google yöneticisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Yapay zekâ, ajanların ötesine geçerek kapsamlı bir inovasyon ekosistemine dönüşüyor

Google, Ortadoğu’da yapay zekânın geleceğinin, yatırımların ve yeteneklerin pratik uygulamalara ve dünya çapında ihraç edilebilir teknolojilere dönüştürülmesine bağlı olduğunu düşünüyor. (Adobe)
Google, Ortadoğu’da yapay zekânın geleceğinin, yatırımların ve yeteneklerin pratik uygulamalara ve dünya çapında ihraç edilebilir teknolojilere dönüştürülmesine bağlı olduğunu düşünüyor. (Adobe)

Google, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı yapay zekâ kullanımında küresel olarak en üst sıralardaki bölgeler arasında değerlendirirken, Gemini uygulamasının dünya genelinde aylık bir milyar aktif kullanıcıyı aştığına, Arapçanın ise platformda en çok kullanılan ilk dört dilden biri olduğuna dikkat çekti. Ancak şirketler içindeki tablo daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. Bugün pek çok kurumun yapay zekâ alanında deneme veya pilot projeleri bulunurken; sınırlı test aşamasından büyük ölçekli operasyonel kullanıma geçiş süreci, başta veri ve yönetişim olmak üzere çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmaya devam ediyor.

Bireysel benimseme hızı ile kurumsal uygulama zorlukları arasındaki bu tezat, bölgeyi 2030 yılına yaklaşırken farklı bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Google’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Genel Müdürü Anthony Nakache, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda bu durumu açıklayarak, önümüzdeki dönemin başarısının yalnızca kullanıcı sayısı veya altyapı harcamalarının hacmiyle ölçülmeyeceğini; bölgenin, dışarıda geliştirilen çözümleri adapte etmekle yetinmek yerine yerli teknolojiler geliştirip bunları küresel pazarlara ihraç etme kapasitesiyle belirleneceğini ifade etti.

Üretim testi

Google’da 18 yıl, bölgede ise yaklaşık dört buçuk yıl geçiren Nakache, Ortadoğu’nun yapay zekâ küresel haritasında artık kilit bir oyuncu haline geldiğini düşünüyor. Bunu; hükümetlerin vizyonu, ulusal stratejiler, altyapı yatırımları ile birlikte becerilerin geliştirilmesi, politikaların oluşturulması, bilimsel araştırmaların ve girişimlerin desteklenmesi gibi birçok faktörün bir araya gelmesine bağlıyor.

frb fr
Google’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Genel Müdürü Anthony Nakache (Google)

Nakache, bu çabaların sonuçlarının özellikle tüketiciler nezdinde kullanım düzeyinde açıkça görüldüğünü belirtiyor. Zira bölge, yapay zekâ potansiyeline yönelik yüksek iyimserlik seviyeleriyle birlikte Gemini’ın kullanımında küresel olarak en üst sıralarda yer alan pazarlar arasında bulunuyor. Ancak bir sonraki aşamaya geçiş; Nakache’ye göre, kurumlar içinde ticari kullanımın daha fazla yaygınlaşmasını ve birden fazla görevi yerine getirebilen, daha karmaşık sorunlarla başa çıkabilen ‘ajan tabanlı yapay zekâ’ (Agentic AI) dahil olmak üzere daha gelişmiş sistemlerin benimsenmesini gerektiriyor. Özellikle sistemlerin bilgi sunmaktan eylem gerçekleştirmeye geçtiği bu süreçte ‘güven’ unsurunu dönüşümün merkezine koyan Nakache, küresel teknolojilerin yanı sıra yerel bağlama uyum sağlayan çözümler geliştirmenin önemine dikkat çekiyor.

Teknolojinin ötesinde bir etki

Nakache, şirketin teknolojinin değerini doğrudan sunduğu hizmetlerin ötesinde nasıl ölçtüğünü açıklamak için Google ürünlerinin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) ekonomik etkisini örnek gösteriyor.

Google’ın talebiyle bağımsız bir danışmanlık şirketi tarafından hazırlanan araştırmaya göre, şirketin ürün yelpazesinin iki ülkedeki ekonomik etkisinin 2024 yılında yaklaşık 14,2 milyar dolar olduğu tahmin edildi. Bu ürünler arasında; YouTube, Haritalar, Arama, reklam hizmetleri, bulut bilişim ve Android gibi değişen derecelerde yapay zekâya dayanan servisler yer alıyor.

sdvfebt
Veriler ve yönetişim, şirketlerin yapay zekâ çözümlerini sınırlı denemelerden geniş çaplı uygulamaya geçirmelerinin önündeki en önemli engelleri oluşturuyor. (Adobe)

Nakache bu değeri; bireylerin ve şirketlerin söz konusu araçları arama yapma, karar alma, beceri edinme, müşterilere ulaşma, verimlilik ve güvenliği artırma amacıyla kullanmalarına bağlıyor. Ayrıca Android, bulut bilişim ekosistemleri ve YouTube içerik üreticiliğinin yarattığı istihdam olanaklarına dikkat çeken Nakache, teknolojik liderliğin yalnızca model ve altyapı geliştirmekle sınırlı olmadığını, ölçülebilir ekonomik ve toplumsal etkiyi de kapsadığını vurguluyor.

Neden bazı şirketler bu süreçte zorlanıyor?

Kurumsal düzeyde Nakache, altyapı veya araç eksikliğinin yapay zekâ kullanımını yaygınlaştırmanın önündeki tek engel olduğunu düşünmüyor; ancak gelecekteki talebi karşılamak adına daha fazla kapasiteye ihtiyaç duyulacağını öngörüyor.

Onun ifadesine göre en acil sorun, pilot projelerden tam uygulamaya geçişte yatıyor. Yapay zekâyı şu ya da bu şekilde test etmeyen bir kurumla neredeyse hiç karşılaşmadığını belirten Nakache, buna rağmen teknolojinin henüz günlük operasyonların temel bir parçası haline gelmediğini söyleyerek iki ana engelin altını çiziyor. İlk engel verilerle ilgili; modern modellerin daha az yapılandırılmış verileri işleme yeteneği gelişmiş olsa bile kurumların, verilerin niteliğini, doğruluğunu, güncelliğini ve karar alma süreçlerinde sistemlerin bu verilere nasıl dayandığını anlaması gerekiyor. İkinci engel ise yönetişim; özellikle ajan tabanlı sistemlerin aldığı kararlardaki sorumluluğun belirlenmesi öne çıkıyor. Nakache, birlikte çalıştıkları şirketlerden yalnızca sınırlı sayıda olanının bu konuda net bir çerçeve oluşturmayı başardığını, bu durumun da sınırlı test ortamlarından müşterilere hizmet veren daha geniş kapsamlı uygulamalara geçişi karmaşıklaştırdığını ifade ediyor.

Gerçek kullanımdaki zorluklar

Veri ve yönetişim kurumlar için iki ana zorluğu oluştururken, tüketiciler ise araçları etkili bir şekilde kullanmayı öğrenmekle ilgili farklı bir güçlükle karşı karşıya kalıyor. Nakache, sistemlere verilen yetersiz veya belirsiz komutlar (prompts) nedeniyle birçok kullanıcının halen arzuladığı sonuçları almakta zorlandığını açıklıyor. İş süreçlerini otomatikleştirebilen ajan tabanlı platformların ortaya çıkmasıyla birlikte bu zorluk daha da artıyor; zira kullanıcının artık yalnızca soru sormayı değil, iş akışlarını nasıl tasarlayacağını da anlaması gerekiyor.

xdvfgb
Google, pratik becerilere ve yerel kapasitenin geliştirilmesine odaklanan 15 milyon dolarlık bir girişimle yarım milyon kişiyi eğitmeyi hedefliyor. (Shutterstock)

Nakache’ye göre Google bu nedenle yapay zekâyı her zaman ayrı bir araç olarak sunmak yerine, bireylerin ve şirketlerin halihazırda kullandığı ürünlerin içine entegre etmeye çalışıyor. Nakache, reklam verenin kreatif materyalleri ve iş hedeflerini sisteme sunmasıyla kampanyaların Google ürünleri genelinde dağıtımını otomatik olarak üstlenen ‘Performance Max’ reklam aracını buna örnek gösteriyor. Nakache’nin aktardığına göre şirket, bu aracı kullananlarda küresel çapta satışların yüzde 14 ila 20 arasında arttığını bölgede de gözlemledi.

Beceri açığı

Nakache, dijital beceri açığının yeni bir konu olmadığını, ancak gelişmiş kabiliyetleri ve kullanımına bağlı risklerin yanı sıra geleneksel dijital bilginin ötesine geçen becerilere duyulan ihtiyaç nedeniyle yapay zekâ ile birlikte daha büyük bir önem kazandığını düşünüyor.

Google, 2018 yılında başlatılan ‘Maharat min Google’ programından bu yana bölgede üç milyondan fazla kişiye dijital beceri eğitimi verdiğini belirtiyor. Şirket ayrıca, hükümet kurumları, üniversiteler ve iş kuluçka merkezlerinin de aralarında bulunduğu yerel ortaklarla iş birliği içinde, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yarım milyon kişiyi eğitmek amacıyla ‘MENA AI Opportunity Initiative’ kapsamında 15 milyon dolar tahsis etti.

Ancak Nakache, başarının yalnızca eğitilen kişi sayısı veya verilen sertifikalarla değerlendirilmemesi, katılımcıların öğrendiklerini pratik olarak uygulama kapasitelerini de kapsaması gerektiğinin altını çiziyor. Bu doğrultuda söz konusu girişim; öğrencileri, kamu çalışanlarını ve girişimcileri içeren çeşitli kesimleri hedefliyor. Bölgedeki yapay zekâ kullanım oranlarının yüksek olmasına rağmen Nakache, bazı ülkelerin küresel yetenekleri çekmeyi başarmasına karşın en büyük açığın halen teknolojileri inşa etme ve bunları kurumlar içine entegre etme noktasında ihtiyaç duyulan yetkinliklerde yattığını değerlendiriyor.

Araştırma davranışındaki değişim

Yapay zekânın etkisi, Google’ın en eski ve en büyük ürünlerinden biri olan arama motoruna da uzanıyor. Nakache, günlük aramaların yüzde 15’inin şirketin daha önce karşılaşmadığı sorgulardan oluştuğunu, bunun da kullanıcı davranışlarındaki sürekli değişimi yansıttığını belirtiyor.

cdfvrgt
Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi, Gemini kullanımında dünya çapında en üst sıralarda yer alıyor. (Reuters)

Yapay zekânın arama deneyimine entegre edilmesiyle birlikte, şirketin verilerine göre AI Overviews özelliğinin aylık aktif kullanıcı sayısı yaklaşık 2,5 milyara ulaşırken, AI Mode hizmetinde ise bu sayı bir milyar seviyesinde gerçekleşti.

Sorguların yapısı da değişim gösteriyor. Zira AI Mode üzerinden yöneltilen sorular geleneksel aramaya kıyasla ortalama yaklaşık üç kat daha uzun olurken, her altı sorgudan biri metin sınırlarını aşarak görsel veya diğer etkileşim biçimlerine dönüşüyor.

Dijital dolandırıcılıkla mücadele

Nakache, siber dolandırıcılığın bu teknolojinin ortaya çıkışından önceye dayanmasına rağmen yapay zekânın dijital tehdit tablosunu değiştirdiğini kabul ederken, şirketin yapay zekâyı kötü niyetli faaliyetlere karşı ana savunma araçlarından biri olarak da kullandığını vurguluyor.

Sunduğu verilere göre şirketin teknolojileri, geçen yıl yaklaşık sekiz milyar zararlı reklamın ve kötü niyetli aktörlerle bağlantılı yaklaşık 25 milyon hesabın engellenmesine veya kaldırılmasına yardımcı oldu.

Google, yapay zekâ ile üretilen içeriklerle mücadele etmek amacıyla Time dergisi tarafından 2026’nın en iyi buluşları arasında gösterilen ‘SynthID’ teknolojisini geliştirdi. Bu teknoloji, kalitesini etkilemeden yapay zekâ tarafından oluşturulan metin, görsel, video ve ses içeriklerine gözle görülmeyen dijital filigranlar yerleştirilmesine olanak tanıyor.

sdervgrb
Anthony Nakache, bölgenin 2030 yılına kadar elde edeceği başarının, teknolojileri sadece kullanmakla değil, yerel teknolojiler geliştirip bunları dünya çapında ihraç etme kabiliyetiyle ölçüleceğini düşünüyor. (Adobe)

Şirket verilerine göre bu teknoloji; 180 milyardan fazla görsel ve videoyu işaretlemenin yanı sıra 240 bin yıla eşdeğer ses içeriğinde kullanıldı. İçerik doğrulama araçları günlük yaklaşık bir milyon talebi işlerken, teknolojinin kullanımı OpenAI, Nvidia ve Apple’ın da aralarında bulunduğu şirketleri kapsayacak şekilde genişletildi.

Söz konusu araçlar, teknolojiyi destekleyen içeriklerdeki dijital filigranların varlığını doğrulamaya yardımcı oluyor; ancak bu durum yapay zekâ ile üretilen tüm materyallerin tespit edilebileceği anlamına gelmiyor. Nakache; dolandırıcılık ve yapay içeriklerle mücadelenin tek bir şirket tarafından yürütülemeyeceğini, hükümetlerin, düzenleyici kurumların, akademik çevrelerin ve özel sektörün iş birliğini gerektirdiğini vurguluyor.

2030 testi

2030 yılına yaklaşırken Nakache, bölgenin yapay zekâdaki başarısının yalnızca kullanım oranları ve yatırımlarla ölçülmeyeceğini; kendine özgü teknolojiler geliştirme ve küresel pazarlara ulaşma kapasitesiyle belirleneceğini düşünüyor.

Yeteneklerin bölgeye çekilmesini tüketimden üretime geçişin en önemli unsurlarından biri olarak gören Nakache; Suudi Arabistan, BAE ve Katar’ın halihazırda Arapça dil modelleri geliştirmek üzere çalıştığını, ancak bunun başarılabileceklerin sadece bir başlangıcını temsil ettiğini belirtiyor.

Bölge sınırları dışında da Arapça konuşan nüfusun yaygın olmasının yerel olarak geliştirilen çözümler için daha geniş bir pazar sunduğunu ifade eden Nakache, altyapı, politikalar, yatırımlar ve yetkinliklerin bir araya gelmesinin küresel ölçekte teknolojilerin geliştirilmesini destekleyebileceğini dile getiriyor.

Ona göre 2030’a gelindiğinde asıl sınav; bölgenin başkaları tarafından geliştirilen çözümleri kullanmakla veya bunları kendi ihtiyaçlarına uyarlamakla yetinmeyip, kendi pazarlarından doğan ve dünya genelindeki kullanıcılara ulaşan teknolojiler üretmesinde yatıyor.


Apple "çamaşır katlayabilen" robot geliştiriyor

Apple genel merkezinde düzenlenen bir etkinlikte, iPhone'ları parçalayan Liam adlı robot sergileniyor (Reuters/Stephan Lam)
Apple genel merkezinde düzenlenen bir etkinlikte, iPhone'ları parçalayan Liam adlı robot sergileniyor (Reuters/Stephan Lam)
TT

Apple "çamaşır katlayabilen" robot geliştiriyor

Apple genel merkezinde düzenlenen bir etkinlikte, iPhone'ları parçalayan Liam adlı robot sergileniyor (Reuters/Stephan Lam)
Apple genel merkezinde düzenlenen bir etkinlikte, iPhone'ları parçalayan Liam adlı robot sergileniyor (Reuters/Stephan Lam)

Apple'ın, çamaşır katlayabilen iddialı bir makine de dahil bir dizi yeni ev robotu üzerinde çalıştığı bildiriliyor.

The Information'ın haberine göre iPhone üreticisinin araştırdığı diğer robotik konseptler arasında, kullanıcıları odadan odaya takip eden tekerlekli bir robot ve iç mekanda uçabilen bir cihaz da var.

Bu deneysel ürünlerin halka sunulacağına dair herhangi bir işaret yok ancak söylentilere konu olan cihazlardan biri, Apple'ın kısa süre önce tanıttığı HomeView merkezinin yeni nesil bir versiyonu.

HomeView Ultra veya HomeView Max prototipi, 9 inçlik bir ekrana ve dönebilen bir robotik kola sahip.

Habere göre robot, mevcut tasarımındaki kamera ve sensörler sayesinde "çevresini tam olarak algılayıp kendi başına hareket edebiliyor; biri odaya girdiğinde ışıkları açabiliyor, hatta belki bir kediye masadan inmesini söylemeye bile çalışabiliyor".

xdvfbgh
Apple, HomeView cihazının daha büyük ve robotik bir versiyonu üzerinde çalışıyor (David Phelan/The Independent)

The Independent cevap hakkı için Apple'la temasa geçti ancak şirket genellikle piyasaya sürülmemiş ürünler hakkında yorum yapmıyor.

Eski Apple CEO'su Tim Cook, şirketin birkaç yeni kategoride ürün piyasaya sürmeyi planladığının sinyalini geçen yıl vermişti.

Cook, bütün çalışanların katıldığı toplantıda, "Henüz hakkında konuşamayacağım ürün yelpazesi gerçekten muhteşem arkadaşlar. Muhteşem" demişti.

Bazılarını yakında göreceksiniz. Bazıları ise daha sonra gelecek. Ama göreceğiniz çok şey var.

Apple geçmişte de iddialı projeleri rafa kaldırmıştı. Bunların en dikkat çekeni, Project Titan kapsamında geliştirdiği sürücüsüz elektrikli araçtı.

Bu araba üzerinde 10 yıl boyunca çalışan ABD'li teknoloji devinin, nihayetinde 2024'te projeyi iptal etmeden önce araştırma ve geliştirmeye 10 milyar doların üzerinde harcama yaptığı bildirilmişti.

Apple halihazırda birkaç çalışan robot tasarlayıp üretse de bunlar yalnızca şirket içi kullanıma sunuldu.

Bunlardan ilki Liam, kullanım ömrü dolmuş iPhone'ları parçalara ayırıp geleneksel geri dönüşüm yöntemlerinde genellikle gözden kaçan değerli malzemeleri kurtarmak üzere tasarlanmış 29 kollu bir robotik sistemdi.

Liam'ın tanıtılmasından iki yıl sonra, 2018'de Apple, onun halefi Daisy'yi tanıttı. Yeni robot, daha fazla iPhone modelini parçalara ayırabiliyor ve saatte 200 cihaza varan işleme kapasitesine sahip.

Independent Türkçe


OpenAI'dan veri merkezlerine yönelik nefreti azaltmak için isim değişikliği

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

OpenAI'dan veri merkezlerine yönelik nefreti azaltmak için isim değişikliği

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

OpenAI, veri merkezlerine duyulan nefreti azaltmaya yönelik kapsamlı bir planın parçası olarak bu merkezlere yeni bir ad vereceğini açıkladı.

Axios'un haberine göre şirket, yapay zekaya karşı giderek artan tepkilere yanıt vermek için bir politika ve halkla ilişkiler hamlesi başlatıyor. Bu adım, özellikle veri merkezlerine yönelik kamuoyu tepkilerinin arttığı ve ABD'yle diğer ülkelerdeki kanun koyucuların bu endişeleri giderek daha fazla dile getirdiği bir döneme denk geliyor.

OpenAI'ın bu yeni girişimi, ABD'de Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanmasının beklendiği ara seçimlerin ve bu seçimlerin hemen ardından yaşanacak 2028 başkanlık seçimi sürecinin başladığı bir döneme denk geliyor.

ChatGPT'nin geliştiricisi, özellikle Donald Trump'ın Beyaz Saray'ının yapay zeka düzenlemeleri konusunda sergilediği epey olumlu yaklaşım göz önüne alındığında, bu değişimlerden zarar görmemeyi sağlamayı umuyor. OpenAI ve Meta gibi büyük teknoloji şirketleri, Trump'ın ikinci kez seçilmesinden bu yana kendisiyle yakın ilişkiler içinde oldu. Ancak sektör, ABD'de güç dengelerinin değişmesinin, yeni denetimler ve baskılar getirebileceğinden endişe ediyor.

OpenAI'ın planları arasında belki de en dikkat çekicisi, "veri merkezleri" terimini "yapay zeka hesaplama kampüsleri" diye yeniden adlandırmak. Veri merkezleri kamuoyunda ciddi bir endişe kaynağı haline geldi. Hatta bazı adaylar ara seçim kampanyalarında bu tesislerin geleceğini tartışma konusu yaptı. Bu siyasi endişe, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat siyasetçiler arasında karşılık buluyor.

OpenAI, tesisleri yeniden adlandırarak bunların yerel topluluklara sağlayabileceği faydaları vurgulamayı amaçlıyor. OpenAI'ın küresel ilişkilerden sorumlu üst düzey yöneticisi Chris Lehane, Axios'a, "Yerel topluluklar şirketleri mesul tutmalı ve onlardan hesap sormalı. Böylece bu projelerden gerçekten büyük fayda sağladıklarından emin olmalılar" diye konuştu.

Haberde, şirketin bu isim değişikliğinin tartışma yaratacağını bilerek hareket ettiği belirtiliyor. Ancak OpenAI, bu hamlenin insanları şaşırtarak tartışmaların odağını değiştirmesini umuyor. Şirket böylece büyük veri merkezlerinin gürültüsü, çevreye verdiği rahatsızlık ve su tüketimi hakkındaki şikayetlerin geri planda kalmasını hedefliyor.

Habere göre OpenAI, şirketlerin yeni sistemler geliştirme hızını sınırlamaya yönelik zorunlu güvenlik önlemleri olan "hız sınırları" konusundaki tartışmaları da teşvik edecek. Axios’un haberine göre şirket ayrıca teknolojinin sağladığı ekonomik faydaların ve yapay zekaya ilişkin düzenlemelerin geliştirilmesinde uluslararası işbirliğinin öneminin altını çizecek.

Independent Türkçe