Yapay zeka Arap dünyasında umut verici fırsatlar sunuyor

Yapay zekanın 2030 yılına kadar Arap dünyasında GSYİH'ya 320 milyar dolar katkıda bulunması bekleniyor.

Riyad geçtiğimiz yıl Küresel Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. (Şarku’l Avsat)
Riyad geçtiğimiz yıl Küresel Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. (Şarku’l Avsat)
TT

Yapay zeka Arap dünyasında umut verici fırsatlar sunuyor

Riyad geçtiğimiz yıl Küresel Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. (Şarku’l Avsat)
Riyad geçtiğimiz yıl Küresel Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. (Şarku’l Avsat)

Uluslararası arenada yapay zeka alanında yarış hızını artırarak devam ederken Arap ülkelerinden çeşitli girişimler, Arap dünyasının bu yarışta ilk sıralarda yer alma arzusunu ortaya koyuyor. Bu hareketlilik aynı zamanda bazı kurumların, yapay zekanın 2030 yılına kadar Ortadoğu ülkelerinin gayri safi yurt içi hasılasına (GSYİH) yaklaşık 320 milyar dolar katkıda bulunacağına dair beklentileriyle uyumlu seyrediyor. Diğer yandan uzmanlar, Ortadoğu’nun genç nüfusunun demografik yapısı çerçevesinde umut verici fırsatlar olduğuna işaret ediyorlar ki bu da, yapay zekanın daha geniş bir kullanıcı kitlesi ve yararlanıcıları için daha fazla fırsat sunduğu anlamına geliyor. Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Fas, yapay zeka alanında gelecek vadeden bölge ülkeleri olarak öne çıkıyor.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından geçtiğimiz nisan ayında yayınlanan bir rapor, ‘yapay zekanın Ortadoğu’ya 2030 yılına kadar 320 milyar dolarlık ekonomik kazanç getireceğini’ öngörüyordu. Aynı rakamlar, 2018 yılında Londra merkezli çok uluslu bir profesyonel hizmetler ağı olan PricewaterhouseCoopers (PwC) tarafından yayınlanan bir raporda da yer almıştı.

PwC raporuna göre bu rakam, yapay zekanın 2030 yılında tüm dünyadaki toplam faydalarının yüzde 2'sini oluşturuyor. Yapay zekanın aynı yıl dünya ekonomisine yaklaşık 15,7 trilyon dolar katkıda bulunması bekleniyor.

Ulusal stratejiler

WEF raporuna göre ‘Ortadoğu’daki birçok ülke yapay zekanın faydalarından yararlanma yolunda çeşitli adımlar attı. Suudi Arabistan, 2030 yılına kadar 20 bin kadar uzmanın yetiştirilmesi için iddialı bir planı da kapsayan ‘Ulusal Veri ve Yapay Zeka Stratejisi’ projesini başlattı. BAE Dubai Emirliği, yapay zeka, dijital ekonomi ve metaverse gibi alanlara yatırım yapmak için 2022 yılının temmuz ayında geçici bir komite oluştururken Bahreyn, palmiye ağaçlarını hesaplamak ve tarımsal üretimi daha verimli belirlemek için yapay zekadan yararlanıyor.

Bu gelişmelerle birlikte raporda, yapay zekanın on yılın sonunda Bahreyn, Kuveyt, Umman ve Katar ekonomilerinin GSYİH’sına yüzde 8,2, yani yaklaşık 46 milyar dolar katkıda bulunacağı tahmin ediliyor.

Arap ülkeleri, yapay zeka alanında, ulusal stratejilerin belirlenmesi ve uzman bakanlıkların kurulması gibi adımlar attı. Mısır'daki Nil Üniversitesi'nde çalışmalarını yapay zeka alanında yürüten Mustafa el-Attar’a göre bu adımlar, Arap ülkelerinin ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacının farkında olduğun bir göstergesi.

Şarku’l Avsat’a değerlendirmede bulunan Attar, petrol üreticisi olan Arap ülkeleri, petrol sonrası döneme hazırlık yapmak amacıyla bir süredir ekonomilerini çeşitlendirmeye yönelik adımlar atarken yapay zekaya ağırlık verdiler.

Attar, Arap ülkelerinin yapay zeka alanına yönelmesiyle ilgili üç neden sıraladı. Attar’a göre bunların başında veri geliyor. Her alanda değerli olan veri, adeta yirmi birinci yüzyılın petrolü olarak görülüyor ve Arap ülkeleri gibi nüfusu fazla olan ülkelerde veri daha da değerli hale geliyor. Örneğin tıp alanında, bir ilacın neden bazı insanlar üzerinde etkili, bazıları üzerinde ise etkisiz olduğunun bilinmesi gerekebilir. Bu bilgiye çok sayıda veri elde edilmeden erişilemez.

Attar'ın sıraladığı ikinci sebep, endüstrilerin önümüzdeki yıllarda iklim dostu olmak için yenilenebilir enerji arayışına girecek olmaları. Endüstrilerin bu doğrultuda yeşil enerjiye dönüşüm için uygun başka yatırım alanları aramaları gerekiyor. Attar'a göre Arap ülkelerinin yapay zekaya yönelmesinin üçüncü nedeni ise çocukların ve gençlerin nüfusun yaklaşık yarısını oluşturduğu Ortadoğu ülkelerinin demografik yapısı. Bu da genç demografik yapının, cep telefonlarını yoğun olarak kullandıkları anlamına geliyor. Gençlerin, hem bu son teknolojiler konusunda eğitilmeleri kolay hem de yapay zekanın dayandığı temel veri toplama kaynağını da oluşturuyorlar.

Yapay zeka alanında Arap dünyasının sahip olduğu olanaklara ilişkin başka bir noktaya daha dikkati çeken Attar, petrol üreticisi olmayan diğer Arap ülkelerinin bazılarının özellikle de yapay zekanın büyük sermayelere değil, beyne ihtiyacı olduğundan genç nüfusu ekonomik büyümeyi yönlendirmek için yatırım fırsatı olduğunun farkına vardığını ve bu yüzden yapay zeka alanında eğitimlerin verileceği fakülteler kurmak gibi bazı adımlar atarak harekete geçtiğini söyledi.

PwC tarafından yapılan araştırmalarına göre yapay zekanın 2030 yılına kadar Suudi Arabistan'ın GSYİH'sına 135 milyar dolardan fazla katkıda bulunmasıyla Suudi Arabistan’ın Ortadoğu'da yapay zeka alanında en büyük kazanımları elde etmesi bekleniyor.

Suudi Arabistan ve Vizyon 2030

Suudi Arabistan, küresel bir yatırım merkezine dönüşmek ve ekonomisinin başlıca gelir kaynağı olan petrole bağımlılığını azaltmak için kapsamlı bir plan sunan Vizyon 2030’u hayata geçirdiğini duyurmasının ardından yapay zeka ve veri analizi teknolojilerini tüm ekonomik sektörlere entegre etmeyi amaçlayan ‘Ulusal Veri ve Yapay Zeka Stratejisi’ adlı stratejiyi geliştirdi.

Stratejinin ve ilgili girişimlerin uygulanmasının takibi için Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zeka Kurumu (SADAIA) kuruldu.

SADAIA ayrıca, kamu ve özel sektör çalışanlarına iş hayatların yapay zekayı kullanma konusunda gerekli becerileri kazandırmayı amaçlayan SADAIA Akademi'yi hayata geçirdi.

SADAIA, tüm kamu ve idari kurumların verilerini birbirine bağlamak, bu verilere erişimi kolaylaştırmak ve iyileştirmek, yapay zeka teknolojilerini ‘hükümet’ dahil olmak üzere kilit alanlara entegre etmek, resmi işlemlerin yapay zeka teknolojileri temelinde otomatikleştirilmesi amacıyla akıllı bir devlet sektörü oluşturmak, maksimum üretkenlik ve etkinlik elde etmek için ‘özel sektörle iş birliği içinde büyük veri platformları ve analiz araçları geliştirmeye’ odaklandı.

Suudi Arabistan’ın yapay zekanın kullanımını artırmak için önem verdiği bir diğer alan ise eğitim. Bu amaçla akademik müfredat, yapay zeka teknolojileri ve bunların tüm sektörlerdeki rolünü içerecek şekilde güncellendi. Suudi Arabistan, yapay zekayı, tıbbi araştırmalar ve ilaç endüstrisi gibi alanlara entegre ederek sağlık hizmetleri alanında da yoğun kullanmaya başladı. Enerji alanında ise sektörün verimliliğini, üretimini ve emilimini artırmak amacıyla enerji tedarik zincirlerinin yönetiminde programlar ve algoritmalar kullanılıyor.

Suudi Arabistan tarafından hayata geçirilen uygulamalı modeller arasında, Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) araştırmacılarının tarım, sağlık, mühendislik ve hayvansal üretim alanlarında yapay zeka kullanan katkıları dikkat çekiyor. KAUST, Kovid-19 salgını sırasında resmi internet sayfasında BT taramaları yapılarak enfekte olmuş kişilerin teşhisi için gerekli test kitleri geliştirmek amacıyla yapay zekanın kullanıldığını duyurdu. Araştırmanın başında KAUST'taki Hesaplamalı Biyobilimler Araştırma Merkezi Vekil Müdür Yardımcısı ve bilgisayar bilimi doçenti Zhen Gao yer aldı.

KAUST Biyoloji ve Çevre Bilimi ve Mühendisliği Bölümü’nden Heribert Hirt, 9 Mart'ta duyurulan ve ‘belirli bir toprakta hangi mikropların eksik olduğunu tahmin etmeye ve böylece bitkinin büyümesine yardımcı olan’ bir yapay zeka algoritması oluşturdu.

KAUST ayrıca ‘Vizyon 2030'un gereksinimlerini karşılamak için hızla gelişen teknolojiye odaklanan bir dünyada vasıflı bir iş gücü oluşturmayı ve iş piyasasında gerekli teknik becerileri kazandırmayı’ amaçlayan ‘KAUST Akademi’ girişimini başlattı.

PwC’nin araştırmalarına göre yapay zekanın, 2030 yılına kadar GSYİH'ya 135,2 milyar dolardan fazla katkıda bulunması beklenen Suudi Arabistan’ın Ortadoğu ülkeleri arasında bu alandaki en büyük kazanımları elde edeceği öngörülüyor.

Mısır’ın yapay zeka alanında attığı adımlar

Mısır'ın yapay zekaya ve uygulamalarına olan ilgisi, uluslararası raporlarda sınıflandırılmasını sağladı. Oxford Insights ve Uluslararası Kalkınma ve Araştırma Merkezi (IDRC) tarafından 2022’de yayınlanan, hükümetin yapay zeka teknolojilerine hazır olup olmadığına ilişkin raporda, Mısır’ın Afrika'da Mauritius'tan sonra ikinci ve dünya çapında 56. sırada yer alması, Mısır'ın Afrika'da sekizinci ve dünya genelinde 194 ülke arasında 111’inci sırada yer aldığı 2019 raporuna kıyasla önemli bir ilerleme kaydettiğini gösterdi. 2021/2022 İnsani Gelişme Raporu da Mısır'ın Devletin Yapay Zekaya Hazırlık Durumu Endeksi’nde 55 sıra ilerlediğini ortaya koydu. Mısır, Küresel Bilgi Endeksi'ne göre ise 2020 yılında 138 ülke arasında 72’inci sıradan 2021 yılında 154 ülke arasında 53’üncü sıraya yükseldi.

Mısır, ‘eğitim, öğretim ve uygulama hacmindeki verilerden faydalanmak ve daha sonra her sektör için önemine göre özel sektörün yararlanabilmesi için kullanılabilir hale getirmek’ olmak üzere üç ana başlıktan oluşan ‘Ulusal Yapay Zeka Stratejisi’ni resmi düzeyde 2021 yılının temmuz ayında başlattı.

Mısır, bu strateji çerçevesinde, temeli insan aklı olan yapay zeka alanında ilerleme kaydetmek için kaynak sağlamak amacıyla son zamanlarda birçok adım attı. Mısır üniversitelerinde yapay zeka alanında eğitim veren fakültelerin sayısı 9'a ulaştı.

Mısır'daki ya da Mısırlılara ait yapay zeka şirketleri dünyanın en gelişmiş şirketleri arasında yer aldı. Bunlardan biri, 2018’de Las Vegas'ta düzenlenen Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (CES) yapay zeka alanında ‘dünyanın en iyi gelişen şirketi’ ödülünü kazanan video analiz şirketi AvidBeam Technologies şirketi de bulunuyor. AvidBeam Technologies, bu ödülden tam bir yıl önce ABD merkezli teknoloji dergisi CIO Review'in yapay zeka alanında dünyanın en iyi 20 gelişmekte olan şirketleri arasında sıralanmıştı.

PwC araştırmaları, yapay zekanın 2030 yılında Mısır ekonomisine 42,7 milyar dolardan fazla katkıda bulunacağını tahmin ediyor.

2021/2022 İnsani Gelişme Raporu, Mısır’ın ‘Devletin Yapay Zekaya Hazırlık Durumu Endeksi’nde 55 sıra ilerlediğini ortaya koydu.

BAE’nin yapay zeka stratejisi

BAE'nin yapay zeka için 2017 yılının eylül ayında imzalanan ulusal bir stratejisi var. Bu strateji, hükümeti 2031 yılına kadar tamamlanmayı planladığı çeşitli girişimleri barındırıyor. Bu stratejinin başlatılması çerçevesinde stratejinin hedeflerini diğer hükümet planlarıyla uyumlu hale getirmek amacıyla bir Yapay Zeka Devlet Bakanı atandı.

Söz konusu strateji, ‘su kaynaklarının kullanımını iyileştirmenin ve atıkları azaltmanın yollarını araştırmak için büyük verileri kullanarak su şebekelerini yönetmek için yapay zekadan yararlanmanın ve tüm bölgelerdeki günlük istatistiklere dayalı olarak olası kazaları ve trafik sıkışıklığını tahmin etmeye yönelik önleyici mekanizmalar geliştirerek trafik sektörünü yönetmek için bu teknolojileri kullanmanın yanı sıra birçok hedefi barındırıyor. Ayrıca yıl boyunca verimliliklerini inceleyerek ve buna göre yeni projeler düzenleyerek yenilenebilir enerjiye dayalı elektrik şebekeleri geliştirmek için yapay zekaya güveniyor.

BAE, kamu sektöründe özellikle kameralar aracılığıyla kimlik tespiti alanında yapay zekayı güvenlik hizmetleriyle entegre etmek için çalışıyor. Hükümet, akıllı veri yönetimi teknolojileri aracılığıyla idari yükleri azaltırken bölge sakinleri için tüm devlet hizmetlerini otomatikleştirmeyi planlıyor.

PwC araştırmaları, yapay zekanın BAE ekonomisine 2030'da GSYİH'nın yüzde 14'ünü oluşturan 96 milyar dolardan fazla katkıda bulunacağını öngörüyor.

Fas Dijital Geçiş ve Yönetim Reformu Bakanlığı

Fas, iki yıldan kısa bir süre önce ‘Dijital Geçiş ve Yönetim Reformu Bakanlığı’ adında dijital dönüşüm alanında yeni bir bakanlık kurarak yapay zekayla ilgili ciddi çalışmalara başladı. Bakanlığa yapay zeka alanında uzman bir isim olan Ghita Mezzour getirildi. 2021 yılının eylül ayında göreve başlayan Mezzour’a gönderilen görevlendirme mektubunda ‘Fas'ta dijital geçişi hızlandırmak için çalışmak zorunda kalacağı’ bildirildi.

Mektupta bu stratejinin esas olarak ‘kamu hizmetlerini dijitalleştirmeyi, iş fırsatları yaratan dijital bir ekonominin ortaya çıkmasının temellerini atmayı ve Fas'ı bu alanda daha iyi bir konuma taşımayı hedeflediği’ belirtildi.

Fas, söz konusu stratejiyi başlatmadan önce 2019 yılında bu alandaki ilk fakülteyi açtı. Euromed Üniversitesi’nde açılan Dijital Mühendislik ve Yapay Zeka Fakültesi, robotik, insan-makine iş birliği, yapay zeka, siber güvenlik, web teknolojileri, cep telefonu ve büyük veri gibi alanlarda eğitim vermeye başladı.

Fas yapay zeka alanında uzman isimlere sahip ve bunlardan ikisi Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Technology Review Arabia dergisi tarafından yayınlanan 2022 yılının en önde gelen Arap yapay zeka uzmanları listesinde yer aldı. Bu iki isimden biri, sağlık hizmetlerinde makine öğrenimi çözümleriyle ilgilenen bir şirket olan OKRA'nın kurucusu ve CEO'su Loubna Bouarfa. Bouarfa, aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’na bağlı Yapay Zeka Üst Düzey Uzmanlar Grubu’nun da üyesi. Diğer isim ise Fas merkezli Cadi Ayyad Üniversitesi'nde yapay zeka profesörü ve veri bilimi yüksek lisans programının kurucusu Hajar Al-Musannaf.



Meta'nın kendi yapay zekasıyla popüler Instagram hesapları ele geçirildi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Meta'nın kendi yapay zekasıyla popüler Instagram hesapları ele geçirildi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Hackerların, Meta'nın yapay zeka sohbet botunu kandırarak bazı popüler Instagram hesaplarına eriştiği iddia ediliyor.

Obama yönetiminin, hâlâ 2,4 milyondan fazla takipçiye sahip eski Beyaz Saray hesabı, ABD Uzay Kuvvetleri Astsubay Kıdemli Başçavuşu'na ait hesap ve güzellik markası Sephora'nın hesabı da dahil bir dizi yüksek profilli Instagram hesabı son birkaç gün içinde ele geçirildi.

Çevrimiçi siber güvenlik araştırmacıları, hackerların Meta'nın yapay zekayla çalışan destek sohbet botunu suiistimal ederek bu hesaplara eriştiğini öne sürüyor. Siber güvenlik araştırmacılarının Telegram gruplarında, hackerların bu hesapların kontrolünü nasıl ele geçirmiş olabileceğini gösteren videolar paylaşıldı.

Bir videoda hackerın, Meta yapay zeka sohbet botundan "şifre sıfırlama e-postası" kullanarak hedef alınan Instagram hesabının şifresini sıfırlamasını istediği ve şifreyi değiştirmek için gereken doğrulama kodunu yeni bir e-posta adresine gönderme talimatı verdiği görülüyor.

Meta, yapay zeka destek temsilcisine Instagram hesabınızı değiştirme yetkisi verdi. Kimlik doğrulaması yok. İnsanlar bunu fark etti ve şu anda hesaplar ele geçiriliyor.

Meta'nın yapay zeka sohbet botu, hackerlardan özçekim videosuyla kimliklerini doğrulamasını istediğinde, hackerların yapay zeka araçlarıyla üretilmiş sahte bir video sunabildiği iddia ediliyor.

Doğrulama işlemi tamamlandıktan sonra hackerlar doğrulama e-postasını kendi adresleriyle değiştirebiliyor.

Siber güvenlik araştırmacıları bu stratejiyi, yapay zeka sohbet botlarını suiistimal eden "sosyal mühendislik" (kullanıcıları hassas bilgilerini vermeye ikna etmeyi amaçlayan dolandırıcılık eylemleri) yöntemlerine benzetiyor.

Saldırı, bu tür taleplere karşı koruma sağlamak üzere tasarlanmış iki faktörlü kimlik doğrulama önlemlerini atlatmış görünüyor.

Meta, The Independent'ın yorum talebine henüz yanıt vermedi ancak bu güvenlik açığını kabul ettiği anlaşılıyor.

Meta'nın iletişim başkanı Andy Stone pazartesi günü X'te yaptığı açıklamada "Bu sorun çözüldü ve etkilenen hesapların güvenliğini sağlıyoruz" dedi.

Bu şekilde kaç Instagram hesabının hacklendiği henüz belli değil.

İnsanlar, Meta'nın yapay zeka destek asistanını kandırarak başkalarının Instagram hesaplarına erişiyor. İşte tam da bu nedenle hesap kurtarma kararlarını alma yetkisi asla yapay zekaya verilmemeli.

Bu sorun, sosyal medya platformlarının geleneksel olarak insanları içeren destek personelinin yürüttüğü temel görevleri yapay zeka sohbet botlarına devretmesine ilişkin endişeleri artırıyor. Martta Meta, tüm Facebook ve Instagram hesapları için yapay zekayla çalışan bir destek hizmeti başlatarak sohbet botlarının, kullanıcıların şifrelerini sıfırlamasına ve diğer hesap bakım işlevlerini yerine getirmesine yardımcı olacağını duyurmuştu.

Özelliğin ürün sayfasında "Hesabınızda bir sorun olduğunda cevap peşine düşmeniz gerekmemeli. Meta yapay zeka destek asistanı, neler olduğunu ve bundan sonra ne yapabileceğinizi anlamanıza yardım eder ve hatta sizin adınıza işlem yapabilir" ifadeleri yer alıyor.

Sizi sadece makalelere yönlendiren geleneksel yardım merkezlerinden farklı olarak bu asistan, şifrenizi sıfırlamaktan sorunlu içeriği bildirmeye kadar çeşitli işlemlerde harekete geçmek için size gerçekten yardımcı olabilir.

Hesapları ele geçirilen kullanıcılar, hesapla ilgili sorunları bir insan yetkiliye iletmenin mümkün olmadığını gördüklerini belirterek şikayetlerini sosyal medyada dile getirdi.

Independent Türkçe


Elon Musk'ın Grok'u dünyayı 4 günde yok etti

Bir kişi, 15 Ocak 2026'da Bengaluru'da yapay zeka şirketi xAI'ın geliştirdiği üretken yapay zeka sohbet robotu Grok'un logosunu taşıyan akıllı telefonu tutuyor (AFP)
Bir kişi, 15 Ocak 2026'da Bengaluru'da yapay zeka şirketi xAI'ın geliştirdiği üretken yapay zeka sohbet robotu Grok'un logosunu taşıyan akıllı telefonu tutuyor (AFP)
TT

Elon Musk'ın Grok'u dünyayı 4 günde yok etti

Bir kişi, 15 Ocak 2026'da Bengaluru'da yapay zeka şirketi xAI'ın geliştirdiği üretken yapay zeka sohbet robotu Grok'un logosunu taşıyan akıllı telefonu tutuyor (AFP)
Bir kişi, 15 Ocak 2026'da Bengaluru'da yapay zeka şirketi xAI'ın geliştirdiği üretken yapay zeka sohbet robotu Grok'un logosunu taşıyan akıllı telefonu tutuyor (AFP)

Elon Musk'ın yapay zeka sohbet robotu Grok, simüle edilmiş bir dünyanın başına geçtikten sonra sadece 4 gün içinde tam bir toplumsal çöküşe yol açtı.

ABD merkezli Emergence AI girişiminin yürüttüğü deney, önde gelen yapay zeka modellerinin bir toplumun yönetimine bırakıldıklarında bununla nasıl başa çıkacaklarını test etti.

Modellere, kaynakları yönetmek, planlamak, iletişim kurmak ve oy kullanmak için çeşitli araçların kontrolü verildi; simüle edilmiş dünyalar ise polis karakolları ve belediye binaları gibi yerleri içeriyordu.

15 günlük simülasyonda, Anthropic'in Claude'u sıfır suç oranıyla bir demokrasi kurdu ve herkes hayatta kaldı.

Google'ın Gemini'ı da yüzde 100 hayatta kalma oranı kaydetti ancak simülasyon sırasında 683 suç işlendi.

En kötü performansı gösteren ise Musk'ın yakın zamanda adı SpaceXai olarak değiştirilen şirketi tarafından geliştirilen Grok oldu ve dünyayı 96 saat içinde yok etti.

Emergence AI araştırmacıları bir blog yazısında, "Deneylerimizin işaret ettiği şey, uzun vadede ajanların sabit kuralları mekanik biçimde takip etmekle yetinmedikleri" diye yazdı.

Çevrelerinin sınırlarını keşfetmeye, davranışlarını uyarlamaya ve bazı durumlarda amaçlanan güvenlik önlemlerini aşmanın veya ihlal etmenin yollarını bulmaya başlıyorlar. Daha da önemlisi, bu davranışı yalnızca sinir ağlarına dayalı yaklaşımlarla tamamen sınırlandırmak ya da kontrol altına almak için güvenilir bir yol bulunmuyor gibi görünüyor.

Araştırmacılar deneyin, gelecekteki otonom yapay zeka sistemlerinin temellerine "resmen doğrulanmış güvenlik mimarilerinin" yerleştirilmesi gerektiğini gösterdiği sonucuna vardı.

Grok'un eylemlerinin tartışma yarattığı ilk olay bu değil. Geçen yılki bir güncelleme, kendinden "MechaHitler" diye söz etmesine ve Yahudi düşmanı nefret söylemi yaymasına neden olmuştu.

Bu yıl Grok, yetişkin ve çocukların kıyafetlerinin dijital olarak çıkarıldığı binlerce rızasız yapay zeka üretimi görsel oluşturmak için kullanıldı.

Ofcom, xAI'dan botu düzeltmek için acilen harekete geçmesini istedi ve Grok, buna karşılık Birleşik Krallık düzenleyici kurumunun logosunu bikinili gösteren bir görsel yayımladı.

Ulusal Siber Güvenlik İttifakı’nın bilgi güvenliği ve katılım direktörü Cliff Steinhauer, o dönemde şöyle demişti:

Grok örneğinde gördüğümüz şey, güvenlik ve rıza unsurları sisteme en baştan dahil edilmediğinde, yapay zeka tabanlı görüntü düzenleme araçlarının ne kadar kötüye kullanılabileceğinin açık bir örneği. Platformlar ayrıca manipüle edilmiş içeriğin gerçek zamanlı olarak tespit edilmesine, yapay zeka üretimi görsellerin net bir şekilde etiketlenmesine ve kötüye kullanım yaşandığında hızlı ve şeffaf kaldırma süreçlerine yatırım yapmalıdır.

Independent Türkçe


Gazeteler ile yapay zekâ arasında “arşiv savaşı” büyüyor

The New York Times binası önünden bir görünüm (AP)
The New York Times binası önünden bir görünüm (AP)
TT

Gazeteler ile yapay zekâ arasında “arşiv savaşı” büyüyor

The New York Times binası önünden bir görünüm (AP)
The New York Times binası önünden bir görünüm (AP)

Medya kuruluşları ile teknoloji şirketleri arasındaki “arşiv savaşı”, bazı gazetelerin çevrim içi arşivlerini kapatma eğilimine girmesiyle giderek büyüyor. Bu adımın arkasında, arşiv içeriklerinin yapay zekâ araçlarının eğitilmesinde ücretsiz şekilde kullanılmasına yönelik endişeler bulunuyor. Uzmanlar ise bu tür yasakların yalnızca geçici bir çözüm olduğunu belirterek, fikri mülkiyet hakları ile bilgiye erişim hakkı arasında denge kuracak kuralların oluşturulması gerektiğini vurguluyor.

Gazetecilik araştırmaları alanında uzmanlaşmış Nieman Lab tarafından yakın zamanda yayımlanan bir analizde, ABD’de 340’tan fazla yerel haber sitesinin çevrim içi arşivlerine erişimi engellemeye veya kısıtlamaya başladığı belirtildi. Analize göre bu süreç, geçen ocak ayında The New York Times ve USA Today gibi gazetelerin arşivlerini kapatmasıyla başladı. Söz konusu kuruluşlar, arşiv içeriklerinin yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde kullanıldığını açıklamıştı.

Ücretsiz Kullanım Endişesi

Nieman Lab analizine göre bu girişim, arşivleme fikrine karşı bir tutumdan değil; teknoloji şirketlerinin ücretsiz arşivleri kullanarak yapay zekâ sistemlerini eğitmesi ve bunun karşılığında içerik üreticilerine herhangi bir ödeme yapmamasına yönelik artan kaygılardan kaynaklanıyor. Raporda ayrıca, fikri mülkiyet haklarını koruma amacıyla benzer uygulamaların İngiltere ve Brezilya’daki bazı gazetelere de yayıldığı ifade edildi.

May Abdulgani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede arşivlerin kapatılmasının kısa vadede bazı hukuki hakları koruyabileceğini, ancak şeffaflığı zayıflattığını, dijital hafızayı aşındırdığını ve büyük platformların veri üzerindeki tekelleşmesini güçlendirdiğini söyledi.

Abdulgani’ye göre internet arşivleri, yapay zekâ dil modellerinin beslendiği tek kaynak değil. Ticari veriler, sosyal medya platformları, açık arşivler, lisanslı veri tabanları, insan etkileşimleri ve sentetik veriler de yapay zekâ ekosisteminin önemli parçaları arasında yer alıyor.

Araştırmacı, görünürdeki çatışmanın aslında veri mülkiyeti ve dijital bilgi üzerindeki kontrol mücadelesini gizlediğini belirterek, yapay zekâ altyapısının ve kamuya açık verilere erişim hakkının bu tartışmanın merkezinde bulunduğunu ifade etti.

frgthyu7ı
Yapay zekâ uygulamalarının kullanımındaki artış (arşiv fotoğrafı)

Abdulgani’ye göre çözüm, “dijital hafızanın dengeli yönetişimi” yaklaşımının benimsenmesinde yatıyor. Bu yaklaşım kapsamında içeriklerin tamamen engellenmesi yerine seçici kaldırma yöntemleri uygulanabilir, içerik kullanımına yönelik düzenli lisanslama sistemleri kurulabilir ve dış arşivlere bağımlılığı azaltacak kurumsal medya arşivleri oluşturulabilir.

Bunun yanında, kamuya açık erişim, akademik ve gazetecilik amaçlı erişim ile ücretli erişimi birbirinden ayıran çok katmanlı erişim modellerinin geliştirilmesi öneriliyor. Yapay zekâ şirketleriyle yapılacak anlaşmalarda ise lisans sözleşmeleri, eğitim verilerinin şeffaf şekilde açıklanması ve uygun mali tazminat mekanizmalarının yer alması gerektiği belirtiliyor.

Akademisyenler ve Tarihçiler İçin Riskler

Abdulgani, dijital arşivlerin kapatılmasının akademisyenlere ciddi zarar vereceğini de vurguladı. Bilimsel araştırmaların ham veri kaynaklarına ihtiyaç duyduğunu belirten araştırmacı, geçmiş kaynaklara erişimin engellenmesinin sosyal ve beşerî bilimlerde olguların tarihsel gelişiminin anlaşılmasını zorlaştıracağını söyledi.

Ona göre dijital arşivlerin kaybı yalnızca medya içeriklerinin veya tarihî belgelerin kaybolması anlamına gelmiyor; aynı zamanda araştırmacıların olayları zaman içindeki gelişim süreçleriyle inceleme kapasitesini de zayıflatıyor.

Araştırmacı ayrıca bu durumun modern çağın dijital hafızasını silme riski taşıdığını, tarihçiler için dijital boşluklar oluşturabileceğini ve olayların anlaşılmasında ciddi çarpıklıklara yol açabileceğini belirtti. Bunun da tarih yazımının giderek platformların kontrolüne girmesi sonucunu doğurabileceğini ifade etti.

“Dijital Hafızanın Geleceği” Tartışması

Gazeteler fikri mülkiyetlerini ticari kullanım karşısında korumaya çalışırken, bu girişim dijital hafızanın geleceği konusunda yeni soruları da gündeme getiriyor. Özellikle gazeteciler, araştırmacılar ve tarihçiler açısından arşivlere erişimin kısıtlanmasının etkileri tartışılıyor.

Hasan Abdullah ise yapay zekânın hızlı gelişimiyle birlikte gazetecilik içeriklerinin korunmasına ilişkin tartışmaların her zamankinden daha önemli hâle geldiğini söyledi.

Abdullah’a göre fikri mülkiyet haklarının korunması büyük önem taşısa da asıl soru, arşivlerin yasaklanmasının kalıcı bir çözüm olup olmadığıdır.

Akademisyen, yapay zekâ sistemlerinin gelişebilmek için çok büyük miktarda veriye ihtiyaç duyduğunu, profesyonel gazeteciliğin de en güvenilir bilgi kaynaklarından biri olduğunu belirtti. İçeriklerin herhangi bir düzenleme veya adil bir karşılık olmadan kullanılmasının medya kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini ifade eden Abdullah, buna rağmen dijital arşivlerin tamamen kapatılmasının bilgiye erişimi ve bilimsel araştırmaları olumsuz etkileyeceğini vurguladı.

Hukuki ve Etik Çerçeve Çağrısı

Abdullah, son dönemde gazeteler ile yapay zekâ şirketleri arasında eğitim verilerinin kullanımı nedeniyle hukuki anlaşmazlıkların arttığını, buna karşın bazı medya kuruluşlarının teknoloji şirketleriyle veri kullanımını düzenleyen anlaşmalar imzaladığını hatırlattı.

Ona göre gerçek çözüm, medya kuruluşlarının haklarını korurken kamuoyunun bilgiye erişim hakkını da güvence altına alan dengeli bir hukuki ve etik çerçeve oluşturulmasıdır. Bu çerçeve kapsamında gazetecilik içeriklerinin adil ve şeffaf bir ücretlendirme karşılığında kullanılmasını sağlayacak lisans sistemleri geliştirilmeli, ayrıca yapay zekâ şirketleri eğitim verilerinin kaynaklarını açıklamakla yükümlü tutulmalıdır.

Abdullah ayrıca medya kuruluşları ile teknoloji şirketleri arasında stratejik ortaklıklar kurulmasını önerdi. Böylece sürekli çatışma yerine iki tarafın da yarar sağlayacağı iş birliği modelleri geliştirilebilir.

Gazetecilik ve Tarih Yazımı Açısından Sonuçlar

Akademisyene göre dijital arşiv hizmetlerine erişimin kaybedilmesi uzun vadede ciddi sonuçlar doğurabilir. Günümüzde elektronik arşivler, modern dünyanın dijital hafızası ve olayların izlenmesi, açıklamaların doğrulanması ve siyasi-sosyal gelişmelerin zaman içindeki dönüşümünün analiz edilmesi için temel araçlar hâline gelmiş durumda.

Araştırmacı gazeteciler, çelişkileri ortaya çıkarmak, silinen bilgileri tespit etmek veya resmî anlatılardaki değişimleri izlemek için arşivlenmiş içeriklere ihtiyaç duyuyor. Tarihçiler ve akademisyenler ise çağdaş tarihi doğru biçimde inşa etmek için bu kaynaklardan yararlanıyor.

Bu nedenle dijital arşivlere erişimin sınırlandırılması, şeffaflığı ve kamusal denetimi zayıflatabilir; gelecek nesiller için ciddi bir bilgi boşluğu yaratabilir.

Abdullah, değerlendirmesini şu görüşle özetledi:

“Gerçek mesele teknolojiyi engellemek değil, onu düzenlemektir. Amaç hem gazetecilik üretimini korumak hem de toplumun bilgiye erişim hakkını güvence altına almaktır. Gelecek, yapay zekâyı engellemeyi başaranların değil; yenilikçilik, telif hakları ve bilgiye erişim özgürlüğü arasında denge kurabilenlerin olacaktır.”

Dijital hafızanın geleceği ve arşivlere erişimin gazeteciler, araştırmacılar ve tarihçiler üzerindeki etkileri konusundaki tartışmalar ise giderek daha fazla önem kazanıyor.