Yapay zeka Arap dünyasında umut verici fırsatlar sunuyor

Yapay zekanın 2030 yılına kadar Arap dünyasında GSYİH'ya 320 milyar dolar katkıda bulunması bekleniyor.

Riyad geçtiğimiz yıl Küresel Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. (Şarku’l Avsat)
Riyad geçtiğimiz yıl Küresel Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. (Şarku’l Avsat)
TT

Yapay zeka Arap dünyasında umut verici fırsatlar sunuyor

Riyad geçtiğimiz yıl Küresel Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. (Şarku’l Avsat)
Riyad geçtiğimiz yıl Küresel Yapay Zeka Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. (Şarku’l Avsat)

Uluslararası arenada yapay zeka alanında yarış hızını artırarak devam ederken Arap ülkelerinden çeşitli girişimler, Arap dünyasının bu yarışta ilk sıralarda yer alma arzusunu ortaya koyuyor. Bu hareketlilik aynı zamanda bazı kurumların, yapay zekanın 2030 yılına kadar Ortadoğu ülkelerinin gayri safi yurt içi hasılasına (GSYİH) yaklaşık 320 milyar dolar katkıda bulunacağına dair beklentileriyle uyumlu seyrediyor. Diğer yandan uzmanlar, Ortadoğu’nun genç nüfusunun demografik yapısı çerçevesinde umut verici fırsatlar olduğuna işaret ediyorlar ki bu da, yapay zekanın daha geniş bir kullanıcı kitlesi ve yararlanıcıları için daha fazla fırsat sunduğu anlamına geliyor. Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Fas, yapay zeka alanında gelecek vadeden bölge ülkeleri olarak öne çıkıyor.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından geçtiğimiz nisan ayında yayınlanan bir rapor, ‘yapay zekanın Ortadoğu’ya 2030 yılına kadar 320 milyar dolarlık ekonomik kazanç getireceğini’ öngörüyordu. Aynı rakamlar, 2018 yılında Londra merkezli çok uluslu bir profesyonel hizmetler ağı olan PricewaterhouseCoopers (PwC) tarafından yayınlanan bir raporda da yer almıştı.

PwC raporuna göre bu rakam, yapay zekanın 2030 yılında tüm dünyadaki toplam faydalarının yüzde 2'sini oluşturuyor. Yapay zekanın aynı yıl dünya ekonomisine yaklaşık 15,7 trilyon dolar katkıda bulunması bekleniyor.

Ulusal stratejiler

WEF raporuna göre ‘Ortadoğu’daki birçok ülke yapay zekanın faydalarından yararlanma yolunda çeşitli adımlar attı. Suudi Arabistan, 2030 yılına kadar 20 bin kadar uzmanın yetiştirilmesi için iddialı bir planı da kapsayan ‘Ulusal Veri ve Yapay Zeka Stratejisi’ projesini başlattı. BAE Dubai Emirliği, yapay zeka, dijital ekonomi ve metaverse gibi alanlara yatırım yapmak için 2022 yılının temmuz ayında geçici bir komite oluştururken Bahreyn, palmiye ağaçlarını hesaplamak ve tarımsal üretimi daha verimli belirlemek için yapay zekadan yararlanıyor.

Bu gelişmelerle birlikte raporda, yapay zekanın on yılın sonunda Bahreyn, Kuveyt, Umman ve Katar ekonomilerinin GSYİH’sına yüzde 8,2, yani yaklaşık 46 milyar dolar katkıda bulunacağı tahmin ediliyor.

Arap ülkeleri, yapay zeka alanında, ulusal stratejilerin belirlenmesi ve uzman bakanlıkların kurulması gibi adımlar attı. Mısır'daki Nil Üniversitesi'nde çalışmalarını yapay zeka alanında yürüten Mustafa el-Attar’a göre bu adımlar, Arap ülkelerinin ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacının farkında olduğun bir göstergesi.

Şarku’l Avsat’a değerlendirmede bulunan Attar, petrol üreticisi olan Arap ülkeleri, petrol sonrası döneme hazırlık yapmak amacıyla bir süredir ekonomilerini çeşitlendirmeye yönelik adımlar atarken yapay zekaya ağırlık verdiler.

Attar, Arap ülkelerinin yapay zeka alanına yönelmesiyle ilgili üç neden sıraladı. Attar’a göre bunların başında veri geliyor. Her alanda değerli olan veri, adeta yirmi birinci yüzyılın petrolü olarak görülüyor ve Arap ülkeleri gibi nüfusu fazla olan ülkelerde veri daha da değerli hale geliyor. Örneğin tıp alanında, bir ilacın neden bazı insanlar üzerinde etkili, bazıları üzerinde ise etkisiz olduğunun bilinmesi gerekebilir. Bu bilgiye çok sayıda veri elde edilmeden erişilemez.

Attar'ın sıraladığı ikinci sebep, endüstrilerin önümüzdeki yıllarda iklim dostu olmak için yenilenebilir enerji arayışına girecek olmaları. Endüstrilerin bu doğrultuda yeşil enerjiye dönüşüm için uygun başka yatırım alanları aramaları gerekiyor. Attar'a göre Arap ülkelerinin yapay zekaya yönelmesinin üçüncü nedeni ise çocukların ve gençlerin nüfusun yaklaşık yarısını oluşturduğu Ortadoğu ülkelerinin demografik yapısı. Bu da genç demografik yapının, cep telefonlarını yoğun olarak kullandıkları anlamına geliyor. Gençlerin, hem bu son teknolojiler konusunda eğitilmeleri kolay hem de yapay zekanın dayandığı temel veri toplama kaynağını da oluşturuyorlar.

Yapay zeka alanında Arap dünyasının sahip olduğu olanaklara ilişkin başka bir noktaya daha dikkati çeken Attar, petrol üreticisi olmayan diğer Arap ülkelerinin bazılarının özellikle de yapay zekanın büyük sermayelere değil, beyne ihtiyacı olduğundan genç nüfusu ekonomik büyümeyi yönlendirmek için yatırım fırsatı olduğunun farkına vardığını ve bu yüzden yapay zeka alanında eğitimlerin verileceği fakülteler kurmak gibi bazı adımlar atarak harekete geçtiğini söyledi.

PwC tarafından yapılan araştırmalarına göre yapay zekanın 2030 yılına kadar Suudi Arabistan'ın GSYİH'sına 135 milyar dolardan fazla katkıda bulunmasıyla Suudi Arabistan’ın Ortadoğu'da yapay zeka alanında en büyük kazanımları elde etmesi bekleniyor.

Suudi Arabistan ve Vizyon 2030

Suudi Arabistan, küresel bir yatırım merkezine dönüşmek ve ekonomisinin başlıca gelir kaynağı olan petrole bağımlılığını azaltmak için kapsamlı bir plan sunan Vizyon 2030’u hayata geçirdiğini duyurmasının ardından yapay zeka ve veri analizi teknolojilerini tüm ekonomik sektörlere entegre etmeyi amaçlayan ‘Ulusal Veri ve Yapay Zeka Stratejisi’ adlı stratejiyi geliştirdi.

Stratejinin ve ilgili girişimlerin uygulanmasının takibi için Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zeka Kurumu (SADAIA) kuruldu.

SADAIA ayrıca, kamu ve özel sektör çalışanlarına iş hayatların yapay zekayı kullanma konusunda gerekli becerileri kazandırmayı amaçlayan SADAIA Akademi'yi hayata geçirdi.

SADAIA, tüm kamu ve idari kurumların verilerini birbirine bağlamak, bu verilere erişimi kolaylaştırmak ve iyileştirmek, yapay zeka teknolojilerini ‘hükümet’ dahil olmak üzere kilit alanlara entegre etmek, resmi işlemlerin yapay zeka teknolojileri temelinde otomatikleştirilmesi amacıyla akıllı bir devlet sektörü oluşturmak, maksimum üretkenlik ve etkinlik elde etmek için ‘özel sektörle iş birliği içinde büyük veri platformları ve analiz araçları geliştirmeye’ odaklandı.

Suudi Arabistan’ın yapay zekanın kullanımını artırmak için önem verdiği bir diğer alan ise eğitim. Bu amaçla akademik müfredat, yapay zeka teknolojileri ve bunların tüm sektörlerdeki rolünü içerecek şekilde güncellendi. Suudi Arabistan, yapay zekayı, tıbbi araştırmalar ve ilaç endüstrisi gibi alanlara entegre ederek sağlık hizmetleri alanında da yoğun kullanmaya başladı. Enerji alanında ise sektörün verimliliğini, üretimini ve emilimini artırmak amacıyla enerji tedarik zincirlerinin yönetiminde programlar ve algoritmalar kullanılıyor.

Suudi Arabistan tarafından hayata geçirilen uygulamalı modeller arasında, Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) araştırmacılarının tarım, sağlık, mühendislik ve hayvansal üretim alanlarında yapay zeka kullanan katkıları dikkat çekiyor. KAUST, Kovid-19 salgını sırasında resmi internet sayfasında BT taramaları yapılarak enfekte olmuş kişilerin teşhisi için gerekli test kitleri geliştirmek amacıyla yapay zekanın kullanıldığını duyurdu. Araştırmanın başında KAUST'taki Hesaplamalı Biyobilimler Araştırma Merkezi Vekil Müdür Yardımcısı ve bilgisayar bilimi doçenti Zhen Gao yer aldı.

KAUST Biyoloji ve Çevre Bilimi ve Mühendisliği Bölümü’nden Heribert Hirt, 9 Mart'ta duyurulan ve ‘belirli bir toprakta hangi mikropların eksik olduğunu tahmin etmeye ve böylece bitkinin büyümesine yardımcı olan’ bir yapay zeka algoritması oluşturdu.

KAUST ayrıca ‘Vizyon 2030'un gereksinimlerini karşılamak için hızla gelişen teknolojiye odaklanan bir dünyada vasıflı bir iş gücü oluşturmayı ve iş piyasasında gerekli teknik becerileri kazandırmayı’ amaçlayan ‘KAUST Akademi’ girişimini başlattı.

PwC’nin araştırmalarına göre yapay zekanın, 2030 yılına kadar GSYİH'ya 135,2 milyar dolardan fazla katkıda bulunması beklenen Suudi Arabistan’ın Ortadoğu ülkeleri arasında bu alandaki en büyük kazanımları elde edeceği öngörülüyor.

Mısır’ın yapay zeka alanında attığı adımlar

Mısır'ın yapay zekaya ve uygulamalarına olan ilgisi, uluslararası raporlarda sınıflandırılmasını sağladı. Oxford Insights ve Uluslararası Kalkınma ve Araştırma Merkezi (IDRC) tarafından 2022’de yayınlanan, hükümetin yapay zeka teknolojilerine hazır olup olmadığına ilişkin raporda, Mısır’ın Afrika'da Mauritius'tan sonra ikinci ve dünya çapında 56. sırada yer alması, Mısır'ın Afrika'da sekizinci ve dünya genelinde 194 ülke arasında 111’inci sırada yer aldığı 2019 raporuna kıyasla önemli bir ilerleme kaydettiğini gösterdi. 2021/2022 İnsani Gelişme Raporu da Mısır'ın Devletin Yapay Zekaya Hazırlık Durumu Endeksi’nde 55 sıra ilerlediğini ortaya koydu. Mısır, Küresel Bilgi Endeksi'ne göre ise 2020 yılında 138 ülke arasında 72’inci sıradan 2021 yılında 154 ülke arasında 53’üncü sıraya yükseldi.

Mısır, ‘eğitim, öğretim ve uygulama hacmindeki verilerden faydalanmak ve daha sonra her sektör için önemine göre özel sektörün yararlanabilmesi için kullanılabilir hale getirmek’ olmak üzere üç ana başlıktan oluşan ‘Ulusal Yapay Zeka Stratejisi’ni resmi düzeyde 2021 yılının temmuz ayında başlattı.

Mısır, bu strateji çerçevesinde, temeli insan aklı olan yapay zeka alanında ilerleme kaydetmek için kaynak sağlamak amacıyla son zamanlarda birçok adım attı. Mısır üniversitelerinde yapay zeka alanında eğitim veren fakültelerin sayısı 9'a ulaştı.

Mısır'daki ya da Mısırlılara ait yapay zeka şirketleri dünyanın en gelişmiş şirketleri arasında yer aldı. Bunlardan biri, 2018’de Las Vegas'ta düzenlenen Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (CES) yapay zeka alanında ‘dünyanın en iyi gelişen şirketi’ ödülünü kazanan video analiz şirketi AvidBeam Technologies şirketi de bulunuyor. AvidBeam Technologies, bu ödülden tam bir yıl önce ABD merkezli teknoloji dergisi CIO Review'in yapay zeka alanında dünyanın en iyi 20 gelişmekte olan şirketleri arasında sıralanmıştı.

PwC araştırmaları, yapay zekanın 2030 yılında Mısır ekonomisine 42,7 milyar dolardan fazla katkıda bulunacağını tahmin ediyor.

2021/2022 İnsani Gelişme Raporu, Mısır’ın ‘Devletin Yapay Zekaya Hazırlık Durumu Endeksi’nde 55 sıra ilerlediğini ortaya koydu.

BAE’nin yapay zeka stratejisi

BAE'nin yapay zeka için 2017 yılının eylül ayında imzalanan ulusal bir stratejisi var. Bu strateji, hükümeti 2031 yılına kadar tamamlanmayı planladığı çeşitli girişimleri barındırıyor. Bu stratejinin başlatılması çerçevesinde stratejinin hedeflerini diğer hükümet planlarıyla uyumlu hale getirmek amacıyla bir Yapay Zeka Devlet Bakanı atandı.

Söz konusu strateji, ‘su kaynaklarının kullanımını iyileştirmenin ve atıkları azaltmanın yollarını araştırmak için büyük verileri kullanarak su şebekelerini yönetmek için yapay zekadan yararlanmanın ve tüm bölgelerdeki günlük istatistiklere dayalı olarak olası kazaları ve trafik sıkışıklığını tahmin etmeye yönelik önleyici mekanizmalar geliştirerek trafik sektörünü yönetmek için bu teknolojileri kullanmanın yanı sıra birçok hedefi barındırıyor. Ayrıca yıl boyunca verimliliklerini inceleyerek ve buna göre yeni projeler düzenleyerek yenilenebilir enerjiye dayalı elektrik şebekeleri geliştirmek için yapay zekaya güveniyor.

BAE, kamu sektöründe özellikle kameralar aracılığıyla kimlik tespiti alanında yapay zekayı güvenlik hizmetleriyle entegre etmek için çalışıyor. Hükümet, akıllı veri yönetimi teknolojileri aracılığıyla idari yükleri azaltırken bölge sakinleri için tüm devlet hizmetlerini otomatikleştirmeyi planlıyor.

PwC araştırmaları, yapay zekanın BAE ekonomisine 2030'da GSYİH'nın yüzde 14'ünü oluşturan 96 milyar dolardan fazla katkıda bulunacağını öngörüyor.

Fas Dijital Geçiş ve Yönetim Reformu Bakanlığı

Fas, iki yıldan kısa bir süre önce ‘Dijital Geçiş ve Yönetim Reformu Bakanlığı’ adında dijital dönüşüm alanında yeni bir bakanlık kurarak yapay zekayla ilgili ciddi çalışmalara başladı. Bakanlığa yapay zeka alanında uzman bir isim olan Ghita Mezzour getirildi. 2021 yılının eylül ayında göreve başlayan Mezzour’a gönderilen görevlendirme mektubunda ‘Fas'ta dijital geçişi hızlandırmak için çalışmak zorunda kalacağı’ bildirildi.

Mektupta bu stratejinin esas olarak ‘kamu hizmetlerini dijitalleştirmeyi, iş fırsatları yaratan dijital bir ekonominin ortaya çıkmasının temellerini atmayı ve Fas'ı bu alanda daha iyi bir konuma taşımayı hedeflediği’ belirtildi.

Fas, söz konusu stratejiyi başlatmadan önce 2019 yılında bu alandaki ilk fakülteyi açtı. Euromed Üniversitesi’nde açılan Dijital Mühendislik ve Yapay Zeka Fakültesi, robotik, insan-makine iş birliği, yapay zeka, siber güvenlik, web teknolojileri, cep telefonu ve büyük veri gibi alanlarda eğitim vermeye başladı.

Fas yapay zeka alanında uzman isimlere sahip ve bunlardan ikisi Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Technology Review Arabia dergisi tarafından yayınlanan 2022 yılının en önde gelen Arap yapay zeka uzmanları listesinde yer aldı. Bu iki isimden biri, sağlık hizmetlerinde makine öğrenimi çözümleriyle ilgilenen bir şirket olan OKRA'nın kurucusu ve CEO'su Loubna Bouarfa. Bouarfa, aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’na bağlı Yapay Zeka Üst Düzey Uzmanlar Grubu’nun da üyesi. Diğer isim ise Fas merkezli Cadi Ayyad Üniversitesi'nde yapay zeka profesörü ve veri bilimi yüksek lisans programının kurucusu Hajar Al-Musannaf.



Bilim dünyasında bir ilk: İnsan DNA'sı vücudun içinde düzenlendi

Gen düzenleme, tek ve kalıcı bir tedavi sunarak "heyecan verici" bir atılıma işaret ediyor (Unsplash)
Gen düzenleme, tek ve kalıcı bir tedavi sunarak "heyecan verici" bir atılıma işaret ediyor (Unsplash)
TT

Bilim dünyasında bir ilk: İnsan DNA'sı vücudun içinde düzenlendi

Gen düzenleme, tek ve kalıcı bir tedavi sunarak "heyecan verici" bir atılıma işaret ediyor (Unsplash)
Gen düzenleme, tek ve kalıcı bir tedavi sunarak "heyecan verici" bir atılıma işaret ediyor (Unsplash)

Suha Kidwai

Bir gen düzenleme tekniği kullanılarak insan vücudunun içindeki DNA doğrudan ilk kez değiştirildi.

Bilim insanları klinik çalışmada, Wilson hastalığının karaciğer hücrelerinde neden olduğu genetik mutasyonu düzeltmek için "birincil düzenleme" (prime editing) diye bilinen yüksek hassasiyetli bir araç kullandı. Bu rahatsızlık, vücudun fazla bakırı atmasını engelleyen nadir bir hastalık.

Hakemli dergi Nature'da yayımlanan çığır açıcı gelişme, karmaşık laboratuvar prosedürlerinin yerini alarak insan vücudundaki DNA'yı onarmaya yönelik daha hızlı, daha ucuz ve daha az invaziv genetik tedavilerin önünü açabilir.

Wilson Hastalığı Derneği Başkanı Rhonda Rowland, "Hayatım boyunca bunun benim nadir hastalığıma uygulanacağını hiç düşünmemiştim" diyor. 

Gerçekten heyecan verici bir yıl olacak.

Wilson hastalığı, karaciğerdeki fazla bakırı atmaktan sorumlu proteini üreten ATP7B genindeki mutasyonlardan kaynaklanıyor. Tedavi edilmediği takdirde bakır birikip zehirli seviyelere kadar ulaşarak ciddi karaciğer hasarına, sinirlerde bozulmaya ve nörolojik rahatsızlıklara yol açıyor.

Mevcut tedaviler, ömür boyu bakır temizleyici ilaçların alınmasını gerektiriyor ancak gen düzenleme, gendeki değişikliğin yarattığı sorunu doğrudan gidererek tek seferlik ve kalıcı bir çözüm sunma potansiyeline sahip.

CRISPR-Cas9 teknolojileri gibi standart gen düzenleme yöntemleri genellikle genleri yeniden yazmak yerine devre dışı bırakırken birincil düzenleme, DNA'nın belirli bölümlerinde son derece hassas şekilde ekleme, çıkarma ve değişiklik yapabilen mikroskobik bir kelime işlemci gibi çalışıyor.

ABD'li biyoteknoloji şirketi Prime Medicine'ın geliştirdiği tedavi, mRNA aşılarında kullanılan teknolojiye benzer şekilde minik lipit nanopartiküller aracılığıyla gen düzenleme araçlarını karaciğer hücrelerine taşıyor.

DNA'yı doğrudan vücut içinde düzenlemek, hastanın hücrelerini çıkarıp laboratuvarda değiştirdikten sonra tekrar enjekte etmek gibi maliyetli ve riskli süreçlere ihtiyacı ortadan kaldırıyor.

Geleneksel hücre düzenleme prosedürlerinde, düzenlenmiş hücrelerin vücuda kabul edilmesi için yer açılması amacıyla genellikle hastaların ağır bir kemoterapi alması gerekiyor. 

TD Cowen'dan biyoteknoloji analisti Joseph Thome, "Bu genetik tıp şirketlerine finansman sağlamak ucuz bir iş değil" diyerek doğrudan tedavilerin üretim maliyetlerini önemli ölçüde düşürebileceğini ve tedavileri daha geniş kesimler için erişilebilir hale getirebileceğini vurguluyor.

Öte yandan uzmanlar, hücreler çoğalmaya başlamadan önce doktorlar düzenlemelerin tamamen doğru olup olmadığını doğrulayamadığından, vücut içi gen düzenlemenin de kendine özgü zorluklar taşıdığı uyarısında bulunuyor.

Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden biyomedikal mühendisi Krishanu Saha, "Bu, ne tür riskleri kabul etmeye hazır olduğunuza bağlı" diyerek gen düzenleme araçlarını hedef organlara hassas şekilde ulaştırmanın hâlâ "temel zorluk" olduğunu ekliyor.

Prime Medicine'ın, halihazırda düzenleyici kurumların onayını bekleyen diğer vücut içi CRISPR tedavileriyle ilgili kararlarıyla birlikte bu denemeden elde edilen ilk klinik sonuçları gelecek yıl açıklaması bekleniyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news


Siber güvenlikte yapay zeka tehdidi: "Çok daha kötüye gidecek"

(Reuters)
(Reuters)
TT

Siber güvenlikte yapay zeka tehdidi: "Çok daha kötüye gidecek"

(Reuters)
(Reuters)

Andrew Griffin

Yapay zeka destekli siber saldırılarla ilgili panik devam ederken bir uzman, siber güvenliğimize yönelik tehditlerin "düzelmeden önce çok daha kötüye gideceği" uyarısında bulundu.

Yapay zekanın siber güvenliğimiz üzerindeki olası etkisine dair süregelen endişeler, bir dizi tehdidin ardından bu hafta tam anlamıyla paniğe dönüştü. Bunların en çarpıcı olanı, internetin yaklaşık yüzde 70’inde kullanılan PHP programa dilinde, hackerların internet sitelerini ele geçirmesine olanak tanıyabilecek tehlikeli bir güvenlik açığı tespit edilmesiyle yaşanan krizdi.

Siber güvenlik uzmanları, her internet sitesinin güncellenmesini gerektiren bu sorunları hızla gidermeye çalıştı. Ancak güncellemelerin çetrefilli olmasının yanı sıra karışık veya ihmal edilmiş olabilecek internet sitelerinin değiştirilmesinin gerekmesi nedeniyle bu tehdit bir süre daha devam edebilir.

Alman dijital endüstri birliği Bitkom'un güvenlik başkanı Felix Kuhlenkamp, birçok büyük operatörün güncellemeleri çoktan tamamladığını ancak karmaşık bilgi teknolojisi sistemleri ve daha küçük kuruluşlar için bu sürecin uzayabileceğini söylüyor.

Kuhlenkamp, "PHP kullanarak bir internet sitesi işletseler de siteyi pek yakından takip etmiyor olabilirler" diyor.

Eğer internet sitesi, güvenlik güncellemesi bulunmayan eski bir PHP sürümünü kullanıyorsa tüm sistemin güncellenmesi gerekir.

Diğerleri ise PHP'yle ilgili sorunların siber güvenliğin içinde bulunduğu tehlikeye dair sadece bir işaret olduğunu öne sürerek modellerin daha güçlü ve yaygın hale gelmesiyle çok daha fazla tehdidin ortaya çıkacağı uyarısını paylaştı.

Anthropic'in bilgi güvenliği sorumlusu Jason Clinton, "Birkaç ay içinde bir güvenlik açığı tsunamisi geliyor ve kritik altyapıyı düzeltmek için yeterli zaman olmayacak" diyor. Clinton, Siemens'in ürettiği sistemlerdeki belirli bir güvenlik açığıyla ilgili ABD Ulusal Güvenlik Ajansı'nın (NSA) yayımladığı bildirime dikkat çekiyor.

Bu bildirimde yazılımların güncel tutulması gibi olağan tavsiyelerin yanı sıra kritik cihazların internete bağlanmadığından emin olunması uyarısı da yapılıyordu. Clinton, bu tür bir "ağ izolasyonuna şu anda ihtiyaç duyulduğunu" belirtiyor.

Clinton, X'te "Son 4 günde durum ne kadar kötüye gitmiş olursa olsun, düzelmeden önce çok daha kötüye gidecek" diye yazdı. 

Güvenlikten sorumlu yöneticiler, hiçbir krizi ihmal etmeyin: Lütfen hemen yönetim kurullarınıza gidin ve yardım isteyin. Yapay zeka için değil, temel ihtiyaçlar için.

Londra Üniversitesi City St George's Siber Güvenlik Enstitüsü Direktörü Raj Rajarajan ise saldırıların artmasıyla birlikte şirketlerin, bel bağladıkları ve yükselen tehdide karşı korumaları gereken sistemleri bile tam olarak anlayamayabileceği uyarısında bulunuyor.

Rajarajan, "Tehdit istihbaratı yazılımlarının tehditleri yakalamak için birden fazla yapay zeka ajanı barındırması nedeniyle yapay zeka çağında bu tür saldırıları daha sık göreceğiz. Bunlar arka planda çalışacak ve bir arka kapı tespit ettikleri sistemlere sızacak" ifadelerini kullanıyor.

İşin zor kısmı, eski teknolojileri korumak olacak çünkü birçok kuruluş kendi bünyesindeki tüm teknolojileri bilmeyebilir. Bilseler bile bu eski teknolojilerin getirdiği zorlukları çözebilecek yetkinliğe sahip çalışanları olmayabilir.

Yapay zeka dönüşümünün gerçekleşme hızı endişe verici ve bu tür güvenlik açıklarının ortaya çıkıp siber suçluların eline geçmesini önlemek için güçlü koruma önlemlerine ihtiyacımız var.

Independent Türkçe,independent.co.uk/tech


Sovyet uydusu yörüngede parçalandı: Diğer uzay araçları risk altında

Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)
Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)
TT

Sovyet uydusu yörüngede parçalandı: Diğer uzay araçları risk altında

Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)
Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson 

Dünya yörüngesinde parçalanan ölü bir uydu, diğer uzay araçlarını tehdit edebilecek tehlikeli bir enkaz bulutu yarattı.

Uzay izleme şirketi LeoLabs, Sovyet dönemine ait Meteor 2-7'nin enkazını Batı Avustralya'daki radar istasyonunun üzerinden geçerken tespit etti.

45 yıl önce fırlatılan meteoroloji uydusu, onlarca yıldır faaliyet göstermiyordu ve artık aynı yörüngedeki diğer uydular için risk teşkil ediyor.

LeoLabs, X'te yaptığı paylaşımda, "Bu, son 6 ayda tanık olduğumuz bir dizi olayın en sonuncusu" dedi.

Bu olayların hepsi birlikte uzay güvenliği ve emniyeti açısından endişe verici bir eğilime işaret ediyor ve sürekli takipte kalmanın ne kadar kritik bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Orbital Radar'a göre ortalama yüksekliği 856 km olan Meteor, alçak Dünya yörüngesinin üst kesimlerinde yer alıyor.

Bu yükseklikteki cisimler, diğer uydularla çarpışmadıkları sürece yüzlerce hatta binlerce yıl burada kalabilir.

Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki (UUİ) astronotlar, 2024'te patlayan bir Rus uydusundan kaynaklanan enkazın yarattığı çarpışma riski nedeniyle kendilerini korumaya almak zorunda kalmıştı.

RESURS-P1 uydusu, hizmet dışı kalmasından iki yıl sonra yaklaşık 355 km irtifada 180'den fazla büyük enkaz parçasına ayrılmıştı.

Bu parçalar, felaket niteliğinde bir çarpışmaya yol açmadan nihayetinde Dünya atmosferinde yanmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri Uzay Gözetleme Ağı'nın tahminlerine göre, alçak Dünya yörüngesinde 10 santimetreden büyük onbinlerce uzay çöpü ve 1-10 cm arasında 200 bine varan cisim var.

Gökbilimciler, büyük uzay enkazı parçaları arasındaki çarpışmanın Kessler etkisi diye adlandırılan bir duruma yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, çarpışmanın ardından ortaya çıkan enkazın bir dizi yeni çarpışmaya sebep olmasını ifade ediyor.

Böyle bir olay nihayetinde aktif uyduları ortadan kaldırabilir ve roketlerle aşılması imkansız bir uzay enkazı tabakası oluşturarak insanları fiilen Dünya'ya hapsedebilir.

Independent Türkçe,independent.co.uk/space