Bilim insanları uyardı: "Uzaylılarla ilk karşılaşma katliamla sonuçlanabilir"

"2023'ün sadece yarısındayız ama şimdiden uzaylılarla temas yılıymış gibi geliyor"

Yönetmenliğini Steven Spielberg'ün üstlendiği Üçüncü Türden Yakınlaşmalar (Close Encounters of The Third Kind) filminde insanların uzaylılara ait bir uzay aracıyla karşılaşmasının ardından yaşananlar konu alınıyor (Columbia Pictures)
Yönetmenliğini Steven Spielberg'ün üstlendiği Üçüncü Türden Yakınlaşmalar (Close Encounters of The Third Kind) filminde insanların uzaylılara ait bir uzay aracıyla karşılaşmasının ardından yaşananlar konu alınıyor (Columbia Pictures)
TT

Bilim insanları uyardı: "Uzaylılarla ilk karşılaşma katliamla sonuçlanabilir"

Yönetmenliğini Steven Spielberg'ün üstlendiği Üçüncü Türden Yakınlaşmalar (Close Encounters of The Third Kind) filminde insanların uzaylılara ait bir uzay aracıyla karşılaşmasının ardından yaşananlar konu alınıyor (Columbia Pictures)
Yönetmenliğini Steven Spielberg'ün üstlendiği Üçüncü Türden Yakınlaşmalar (Close Encounters of The Third Kind) filminde insanların uzaylılara ait bir uzay aracıyla karşılaşmasının ardından yaşananlar konu alınıyor (Columbia Pictures)

ABD'deki farklı üniversitelerden üç bilim insanı, uzaylılarla insanların karşılaşmasının felaketle sonuçlanabileceğine dair uyardı.

Kaliforniya Üniversitesi'nden David Delgado Shorter, Alberta Üniversitesi'nden Kim TallBear ve Bowdoin College'dan William Lempert, konuyla ilgili kaleme aldıkları ortak yazıda "katliam" ve "kolonizasyon" riskine dikkat çekti.

The Conversation'da yayımlanan yazıda, "2023'ün sadece yarısındayız ama şimdiden uzaylılarla temas yılıymış gibi geliyor" ifadeleri yer aldı.

ABD'nin şubatta düşürdüğü tanımlanamayan uçan cisimleri (UFO) hatırlatan üç akademisyen, insanlık ve Dünya dışı yaşam arasında kurulacak ilk teması "bir olaydan ziyade, çoktan başlamış uzun bir süreç olarak değerlendirdiklerini" söylüyor.

Akademisyenler, Dünya tarihinden yola çıkarak, kendini insanlardan daha gelişmiş gören bir uygarlığın, gezegenimizi kolonileştirebileceğine dikkat çekiyor.

Yazıda, "Hiç kimse Dünya dışı varlıklarla kurulacak ilişkinin nasıl gideceğini bilemez" ifadelerine yer veriliyor.

Söz konusu üç akademisyen aslında NASA'nın SETI projesinin faaliyetlerini değerlendirmek üzere kurulan bir çalışma grubunun üyeleri.

Açılımı Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması (Search for Extra-Terrestrial Intelligence) olan SETI, Dünya-dışı bir uygarlıktan gelebilecek mesajların saptanması halinde incelenmesi amacıyla ön çalışmaları 1960'larda ABD tarafından yapılan, daha sonra geliştirilerek 1971'de NASA eliyle başlatılan bir proje.

Akademisyenlerin aktarımına göre, SETI yöneticileri olası risklerin farkında olduğunu ve bu yüzden şimdilik uzayı sadece dinlemekle yetindiklerini ifade ediyor.

Ancak akademisyenler, bu dinleme faaliyetinin de kendi risklerini barındırdığı görüşünde:

SETI'ye bağlı araştırmacılar, 'Sadece dinlemekten ne zarar gelebilir?' diyor. Ancak herhangi bir uygarlık, dinleme tekniklerimize bakarak henüz ilkel bir medeniyet olduğumuzu düşünebilir.

Üç akademisyene göre uzaylı uygarlıkların, insanlığın ilkel olduğunu düşünmesi çok tehlikeli olabilir. Söz konusu yazıda Kristof Kolomb'un Amerika'ya gidişi, buna örnek olarak veriliyor.

16. yüzyıldan kalma bu gravür, Kristof Kolomb'un Amerika'ya inişini ve ilkel gördükleri yerli halkla karşılaşmalarını gösteriyor (Wikimedia Commons)
16. yüzyıldan kalma bu gravür, Kristof Kolomb'un Amerika'ya inişini ve ilkel gördükleri yerli halkla karşılaşmalarını gösteriyor (Wikimedia Commons)

"Kristof Kolomb ve diğer Avrupalı kaşifler Amerika'ya geldiklerinde yerlileri yazı yazmadıkları için gelişmemiş diye niteledi" ifadelerini kullanan akademisyenler, şöyle devam ediyor:

Önyargılı düşündüler. Bu da Amerika'da yerlilerin onlarca yıl boyunca köleleştirilmesine yol açtı.

Yazı şu cümleyle noktalanıyor:

Dünya'nın kendi tarihinden uyarı niteliğindeki hikayeleri daha sonra değil, şimdi düşünmek gerek.

 

Independent Türkçe, The Conversation



Anthropic'in yapay zekası kendi gelişimini bir yılda iki kat hızlandırdı

(Reuters)
(Reuters)
TT

Anthropic'in yapay zekası kendi gelişimini bir yılda iki kat hızlandırdı

(Reuters)
(Reuters)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson

Yeni bir araştırmada Anthropic'in yapay zeka modellerinin kendi gelişimlerini hızlandırdığı bulundu. Bu durum, kontrolden çıkan yapay zekaya dair endişeleri artırıyor.

Yapay zeka güvenliğini takip eden bir örgütün bağımsız değerlendirmesi, Claude'un geliştiricisinin yapay zeka alanındaki ilerlemesinin bir yıl öncesine kıyasla artık iki kat daha hızlı olduğunu gösterdi.

Kâr amacı gütmeyen Model Değerlendirme ve Tehdit Araştırmaları (METR) kuruluşunun paylaştığı bulgular, Anthropic CEO'su Dario Amodei'nin yapay zekayı geliştirme hızının yavaşlatılması yönünde çağrı yaptığı dönemde geldi.

Teknoloji patronu eylülde yayımladığı "We Must Pace the Frontier" (İlerlemeyi Yavaşlatmalıyız) başlıklı makalede, yapay zeka modellerini güvenli şekilde geliştirmek için üç maddelik bir plan önermişti.

Amodei, "Aşağı yukarı bu yazdan beri yapay zeka, esasen yeni nesil yapay zekayı geliştirme yeteneğinin artması sayesinde çarpıcı bir hızda ilerliyor" diye yazmıştı.

Bu dinamik, özyinelemeli öz gelişim diye adlandırılıyor... Denetlenmediği takdirde teknoloji, bu sistemleri anlama ve kontrol etme yeteneğimizi aşabilir. Bu nedenle eğer devam edilecekse bile, çok dikkatli şekilde ilerlenmeli.

OpenAI CEO'su Sam Altman da o dönemde yaptığı açıklamada "ilerlemeyi yavaşlatmak gerektiğine" katıldığını söylemiş ve Amodei'nin bağımsız değerlendirme uzmanları önerisini "harika bir fikir" diye nitelemişti.

Anthropic, METR'dan araştırmacıları şirket içi verileri incelemeleri ve modellerinin yeteneklerini değerlendirmeleri için davet etmişti.

Perşembe günü yayımlanan raporda, Anthropic'in son bir yılda karşılaştırmalı performans açısından fiilen iki yıllık bir ilerleme kaydettiği belirtiliyor.

Araştırmacılar gelişimdeki bu hızlanmanın, modelleri eğitmek için kullanılan bilgi işlem gücündeki artıştan ziyade, yapay zeka modellerindeki özyinelemeli öz gelişimden kaynaklandığını söylüyor.

Raporda, "Yapay zeka sistemleri, yapay zeka geliştirme sürecini ciddi derecede hızlandırmaya başlarsa, bu durum uç noktada ve riskli yeteneklerin aniden ortaya çıkmasına yol açabilir" ifadeleri yer alıyor.

Araştırmacılar ayrıca yapay zeka geliştirmenin en kritik kısımlarının denetiminde hâlâ insanlara ihtiyaç duyulduğunu ancak bu durumun yakında değişebileceğini de belirtiyor.

Ekip, "Yapay zekanın, model eğitim sürecinin en önemli kısımlarına henüz büyük önem taşıyan ve tamamen özerk katkılar sağlayamadığını biliyoruz" diye yazıyor.

Ancak araştırmacılar, bu tür katkıların yakında gerçekleşebileceğini ima eden önemli 'yaşam belirtileri' tanımladı. Fakat bu katkıların olgunluk düzeyi, alana bağlı olarak ciddi farklılık gösterebilir.

Independent Türkçe, independent.co.uk/tech


Google yöneticisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Yapay zekâ, ajanların ötesine geçerek kapsamlı bir inovasyon ekosistemine dönüşüyor

Google, Ortadoğu’da yapay zekânın geleceğinin, yatırımların ve yeteneklerin pratik uygulamalara ve dünya çapında ihraç edilebilir teknolojilere dönüştürülmesine bağlı olduğunu düşünüyor. (Adobe)
Google, Ortadoğu’da yapay zekânın geleceğinin, yatırımların ve yeteneklerin pratik uygulamalara ve dünya çapında ihraç edilebilir teknolojilere dönüştürülmesine bağlı olduğunu düşünüyor. (Adobe)
TT

Google yöneticisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Yapay zekâ, ajanların ötesine geçerek kapsamlı bir inovasyon ekosistemine dönüşüyor

Google, Ortadoğu’da yapay zekânın geleceğinin, yatırımların ve yeteneklerin pratik uygulamalara ve dünya çapında ihraç edilebilir teknolojilere dönüştürülmesine bağlı olduğunu düşünüyor. (Adobe)
Google, Ortadoğu’da yapay zekânın geleceğinin, yatırımların ve yeteneklerin pratik uygulamalara ve dünya çapında ihraç edilebilir teknolojilere dönüştürülmesine bağlı olduğunu düşünüyor. (Adobe)

Google, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı yapay zekâ kullanımında küresel olarak en üst sıralardaki bölgeler arasında değerlendirirken, Gemini uygulamasının dünya genelinde aylık bir milyar aktif kullanıcıyı aştığına, Arapçanın ise platformda en çok kullanılan ilk dört dilden biri olduğuna dikkat çekti. Ancak şirketler içindeki tablo daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. Bugün pek çok kurumun yapay zekâ alanında deneme veya pilot projeleri bulunurken; sınırlı test aşamasından büyük ölçekli operasyonel kullanıma geçiş süreci, başta veri ve yönetişim olmak üzere çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmaya devam ediyor.

Bireysel benimseme hızı ile kurumsal uygulama zorlukları arasındaki bu tezat, bölgeyi 2030 yılına yaklaşırken farklı bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Google’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Genel Müdürü Anthony Nakache, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda bu durumu açıklayarak, önümüzdeki dönemin başarısının yalnızca kullanıcı sayısı veya altyapı harcamalarının hacmiyle ölçülmeyeceğini; bölgenin, dışarıda geliştirilen çözümleri adapte etmekle yetinmek yerine yerli teknolojiler geliştirip bunları küresel pazarlara ihraç etme kapasitesiyle belirleneceğini ifade etti.

Üretim testi

Google’da 18 yıl, bölgede ise yaklaşık dört buçuk yıl geçiren Nakache, Ortadoğu’nun yapay zekâ küresel haritasında artık kilit bir oyuncu haline geldiğini düşünüyor. Bunu; hükümetlerin vizyonu, ulusal stratejiler, altyapı yatırımları ile birlikte becerilerin geliştirilmesi, politikaların oluşturulması, bilimsel araştırmaların ve girişimlerin desteklenmesi gibi birçok faktörün bir araya gelmesine bağlıyor.

frb fr
Google’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Genel Müdürü Anthony Nakache (Google)

Nakache, bu çabaların sonuçlarının özellikle tüketiciler nezdinde kullanım düzeyinde açıkça görüldüğünü belirtiyor. Zira bölge, yapay zekâ potansiyeline yönelik yüksek iyimserlik seviyeleriyle birlikte Gemini’ın kullanımında küresel olarak en üst sıralarda yer alan pazarlar arasında bulunuyor. Ancak bir sonraki aşamaya geçiş; Nakache’ye göre, kurumlar içinde ticari kullanımın daha fazla yaygınlaşmasını ve birden fazla görevi yerine getirebilen, daha karmaşık sorunlarla başa çıkabilen ‘ajan tabanlı yapay zekâ’ (Agentic AI) dahil olmak üzere daha gelişmiş sistemlerin benimsenmesini gerektiriyor. Özellikle sistemlerin bilgi sunmaktan eylem gerçekleştirmeye geçtiği bu süreçte ‘güven’ unsurunu dönüşümün merkezine koyan Nakache, küresel teknolojilerin yanı sıra yerel bağlama uyum sağlayan çözümler geliştirmenin önemine dikkat çekiyor.

Teknolojinin ötesinde bir etki

Nakache, şirketin teknolojinin değerini doğrudan sunduğu hizmetlerin ötesinde nasıl ölçtüğünü açıklamak için Google ürünlerinin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) ekonomik etkisini örnek gösteriyor.

Google’ın talebiyle bağımsız bir danışmanlık şirketi tarafından hazırlanan araştırmaya göre, şirketin ürün yelpazesinin iki ülkedeki ekonomik etkisinin 2024 yılında yaklaşık 14,2 milyar dolar olduğu tahmin edildi. Bu ürünler arasında; YouTube, Haritalar, Arama, reklam hizmetleri, bulut bilişim ve Android gibi değişen derecelerde yapay zekâya dayanan servisler yer alıyor.

sdvfebt
Veriler ve yönetişim, şirketlerin yapay zekâ çözümlerini sınırlı denemelerden geniş çaplı uygulamaya geçirmelerinin önündeki en önemli engelleri oluşturuyor. (Adobe)

Nakache bu değeri; bireylerin ve şirketlerin söz konusu araçları arama yapma, karar alma, beceri edinme, müşterilere ulaşma, verimlilik ve güvenliği artırma amacıyla kullanmalarına bağlıyor. Ayrıca Android, bulut bilişim ekosistemleri ve YouTube içerik üreticiliğinin yarattığı istihdam olanaklarına dikkat çeken Nakache, teknolojik liderliğin yalnızca model ve altyapı geliştirmekle sınırlı olmadığını, ölçülebilir ekonomik ve toplumsal etkiyi de kapsadığını vurguluyor.

Neden bazı şirketler bu süreçte zorlanıyor?

Kurumsal düzeyde Nakache, altyapı veya araç eksikliğinin yapay zekâ kullanımını yaygınlaştırmanın önündeki tek engel olduğunu düşünmüyor; ancak gelecekteki talebi karşılamak adına daha fazla kapasiteye ihtiyaç duyulacağını öngörüyor.

Onun ifadesine göre en acil sorun, pilot projelerden tam uygulamaya geçişte yatıyor. Yapay zekâyı şu ya da bu şekilde test etmeyen bir kurumla neredeyse hiç karşılaşmadığını belirten Nakache, buna rağmen teknolojinin henüz günlük operasyonların temel bir parçası haline gelmediğini söyleyerek iki ana engelin altını çiziyor. İlk engel verilerle ilgili; modern modellerin daha az yapılandırılmış verileri işleme yeteneği gelişmiş olsa bile kurumların, verilerin niteliğini, doğruluğunu, güncelliğini ve karar alma süreçlerinde sistemlerin bu verilere nasıl dayandığını anlaması gerekiyor. İkinci engel ise yönetişim; özellikle ajan tabanlı sistemlerin aldığı kararlardaki sorumluluğun belirlenmesi öne çıkıyor. Nakache, birlikte çalıştıkları şirketlerden yalnızca sınırlı sayıda olanının bu konuda net bir çerçeve oluşturmayı başardığını, bu durumun da sınırlı test ortamlarından müşterilere hizmet veren daha geniş kapsamlı uygulamalara geçişi karmaşıklaştırdığını ifade ediyor.

Gerçek kullanımdaki zorluklar

Veri ve yönetişim kurumlar için iki ana zorluğu oluştururken, tüketiciler ise araçları etkili bir şekilde kullanmayı öğrenmekle ilgili farklı bir güçlükle karşı karşıya kalıyor. Nakache, sistemlere verilen yetersiz veya belirsiz komutlar (prompts) nedeniyle birçok kullanıcının halen arzuladığı sonuçları almakta zorlandığını açıklıyor. İş süreçlerini otomatikleştirebilen ajan tabanlı platformların ortaya çıkmasıyla birlikte bu zorluk daha da artıyor; zira kullanıcının artık yalnızca soru sormayı değil, iş akışlarını nasıl tasarlayacağını da anlaması gerekiyor.

xdvfgb
Google, pratik becerilere ve yerel kapasitenin geliştirilmesine odaklanan 15 milyon dolarlık bir girişimle yarım milyon kişiyi eğitmeyi hedefliyor. (Shutterstock)

Nakache’ye göre Google bu nedenle yapay zekâyı her zaman ayrı bir araç olarak sunmak yerine, bireylerin ve şirketlerin halihazırda kullandığı ürünlerin içine entegre etmeye çalışıyor. Nakache, reklam verenin kreatif materyalleri ve iş hedeflerini sisteme sunmasıyla kampanyaların Google ürünleri genelinde dağıtımını otomatik olarak üstlenen ‘Performance Max’ reklam aracını buna örnek gösteriyor. Nakache’nin aktardığına göre şirket, bu aracı kullananlarda küresel çapta satışların yüzde 14 ila 20 arasında arttığını bölgede de gözlemledi.

Beceri açığı

Nakache, dijital beceri açığının yeni bir konu olmadığını, ancak gelişmiş kabiliyetleri ve kullanımına bağlı risklerin yanı sıra geleneksel dijital bilginin ötesine geçen becerilere duyulan ihtiyaç nedeniyle yapay zekâ ile birlikte daha büyük bir önem kazandığını düşünüyor.

Google, 2018 yılında başlatılan ‘Maharat min Google’ programından bu yana bölgede üç milyondan fazla kişiye dijital beceri eğitimi verdiğini belirtiyor. Şirket ayrıca, hükümet kurumları, üniversiteler ve iş kuluçka merkezlerinin de aralarında bulunduğu yerel ortaklarla iş birliği içinde, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yarım milyon kişiyi eğitmek amacıyla ‘MENA AI Opportunity Initiative’ kapsamında 15 milyon dolar tahsis etti.

Ancak Nakache, başarının yalnızca eğitilen kişi sayısı veya verilen sertifikalarla değerlendirilmemesi, katılımcıların öğrendiklerini pratik olarak uygulama kapasitelerini de kapsaması gerektiğinin altını çiziyor. Bu doğrultuda söz konusu girişim; öğrencileri, kamu çalışanlarını ve girişimcileri içeren çeşitli kesimleri hedefliyor. Bölgedeki yapay zekâ kullanım oranlarının yüksek olmasına rağmen Nakache, bazı ülkelerin küresel yetenekleri çekmeyi başarmasına karşın en büyük açığın halen teknolojileri inşa etme ve bunları kurumlar içine entegre etme noktasında ihtiyaç duyulan yetkinliklerde yattığını değerlendiriyor.

Araştırma davranışındaki değişim

Yapay zekânın etkisi, Google’ın en eski ve en büyük ürünlerinden biri olan arama motoruna da uzanıyor. Nakache, günlük aramaların yüzde 15’inin şirketin daha önce karşılaşmadığı sorgulardan oluştuğunu, bunun da kullanıcı davranışlarındaki sürekli değişimi yansıttığını belirtiyor.

cdfvrgt
Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi, Gemini kullanımında dünya çapında en üst sıralarda yer alıyor. (Reuters)

Yapay zekânın arama deneyimine entegre edilmesiyle birlikte, şirketin verilerine göre AI Overviews özelliğinin aylık aktif kullanıcı sayısı yaklaşık 2,5 milyara ulaşırken, AI Mode hizmetinde ise bu sayı bir milyar seviyesinde gerçekleşti.

Sorguların yapısı da değişim gösteriyor. Zira AI Mode üzerinden yöneltilen sorular geleneksel aramaya kıyasla ortalama yaklaşık üç kat daha uzun olurken, her altı sorgudan biri metin sınırlarını aşarak görsel veya diğer etkileşim biçimlerine dönüşüyor.

Dijital dolandırıcılıkla mücadele

Nakache, siber dolandırıcılığın bu teknolojinin ortaya çıkışından önceye dayanmasına rağmen yapay zekânın dijital tehdit tablosunu değiştirdiğini kabul ederken, şirketin yapay zekâyı kötü niyetli faaliyetlere karşı ana savunma araçlarından biri olarak da kullandığını vurguluyor.

Sunduğu verilere göre şirketin teknolojileri, geçen yıl yaklaşık sekiz milyar zararlı reklamın ve kötü niyetli aktörlerle bağlantılı yaklaşık 25 milyon hesabın engellenmesine veya kaldırılmasına yardımcı oldu.

Google, yapay zekâ ile üretilen içeriklerle mücadele etmek amacıyla Time dergisi tarafından 2026’nın en iyi buluşları arasında gösterilen ‘SynthID’ teknolojisini geliştirdi. Bu teknoloji, kalitesini etkilemeden yapay zekâ tarafından oluşturulan metin, görsel, video ve ses içeriklerine gözle görülmeyen dijital filigranlar yerleştirilmesine olanak tanıyor.

sdervgrb
Anthony Nakache, bölgenin 2030 yılına kadar elde edeceği başarının, teknolojileri sadece kullanmakla değil, yerel teknolojiler geliştirip bunları dünya çapında ihraç etme kabiliyetiyle ölçüleceğini düşünüyor. (Adobe)

Şirket verilerine göre bu teknoloji; 180 milyardan fazla görsel ve videoyu işaretlemenin yanı sıra 240 bin yıla eşdeğer ses içeriğinde kullanıldı. İçerik doğrulama araçları günlük yaklaşık bir milyon talebi işlerken, teknolojinin kullanımı OpenAI, Nvidia ve Apple’ın da aralarında bulunduğu şirketleri kapsayacak şekilde genişletildi.

Söz konusu araçlar, teknolojiyi destekleyen içeriklerdeki dijital filigranların varlığını doğrulamaya yardımcı oluyor; ancak bu durum yapay zekâ ile üretilen tüm materyallerin tespit edilebileceği anlamına gelmiyor. Nakache; dolandırıcılık ve yapay içeriklerle mücadelenin tek bir şirket tarafından yürütülemeyeceğini, hükümetlerin, düzenleyici kurumların, akademik çevrelerin ve özel sektörün iş birliğini gerektirdiğini vurguluyor.

2030 testi

2030 yılına yaklaşırken Nakache, bölgenin yapay zekâdaki başarısının yalnızca kullanım oranları ve yatırımlarla ölçülmeyeceğini; kendine özgü teknolojiler geliştirme ve küresel pazarlara ulaşma kapasitesiyle belirleneceğini düşünüyor.

Yeteneklerin bölgeye çekilmesini tüketimden üretime geçişin en önemli unsurlarından biri olarak gören Nakache; Suudi Arabistan, BAE ve Katar’ın halihazırda Arapça dil modelleri geliştirmek üzere çalıştığını, ancak bunun başarılabileceklerin sadece bir başlangıcını temsil ettiğini belirtiyor.

Bölge sınırları dışında da Arapça konuşan nüfusun yaygın olmasının yerel olarak geliştirilen çözümler için daha geniş bir pazar sunduğunu ifade eden Nakache, altyapı, politikalar, yatırımlar ve yetkinliklerin bir araya gelmesinin küresel ölçekte teknolojilerin geliştirilmesini destekleyebileceğini dile getiriyor.

Ona göre 2030’a gelindiğinde asıl sınav; bölgenin başkaları tarafından geliştirilen çözümleri kullanmakla veya bunları kendi ihtiyaçlarına uyarlamakla yetinmeyip, kendi pazarlarından doğan ve dünya genelindeki kullanıcılara ulaşan teknolojiler üretmesinde yatıyor.


Apple "çamaşır katlayabilen" robot geliştiriyor

Apple genel merkezinde düzenlenen bir etkinlikte, iPhone'ları parçalayan Liam adlı robot sergileniyor (Reuters/Stephan Lam)
Apple genel merkezinde düzenlenen bir etkinlikte, iPhone'ları parçalayan Liam adlı robot sergileniyor (Reuters/Stephan Lam)
TT

Apple "çamaşır katlayabilen" robot geliştiriyor

Apple genel merkezinde düzenlenen bir etkinlikte, iPhone'ları parçalayan Liam adlı robot sergileniyor (Reuters/Stephan Lam)
Apple genel merkezinde düzenlenen bir etkinlikte, iPhone'ları parçalayan Liam adlı robot sergileniyor (Reuters/Stephan Lam)

Apple'ın, çamaşır katlayabilen iddialı bir makine de dahil bir dizi yeni ev robotu üzerinde çalıştığı bildiriliyor.

The Information'ın haberine göre iPhone üreticisinin araştırdığı diğer robotik konseptler arasında, kullanıcıları odadan odaya takip eden tekerlekli bir robot ve iç mekanda uçabilen bir cihaz da var.

Bu deneysel ürünlerin halka sunulacağına dair herhangi bir işaret yok ancak söylentilere konu olan cihazlardan biri, Apple'ın kısa süre önce tanıttığı HomeView merkezinin yeni nesil bir versiyonu.

HomeView Ultra veya HomeView Max prototipi, 9 inçlik bir ekrana ve dönebilen bir robotik kola sahip.

Habere göre robot, mevcut tasarımındaki kamera ve sensörler sayesinde "çevresini tam olarak algılayıp kendi başına hareket edebiliyor; biri odaya girdiğinde ışıkları açabiliyor, hatta belki bir kediye masadan inmesini söylemeye bile çalışabiliyor".

xdvfbgh
Apple, HomeView cihazının daha büyük ve robotik bir versiyonu üzerinde çalışıyor (David Phelan/The Independent)

The Independent cevap hakkı için Apple'la temasa geçti ancak şirket genellikle piyasaya sürülmemiş ürünler hakkında yorum yapmıyor.

Eski Apple CEO'su Tim Cook, şirketin birkaç yeni kategoride ürün piyasaya sürmeyi planladığının sinyalini geçen yıl vermişti.

Cook, bütün çalışanların katıldığı toplantıda, "Henüz hakkında konuşamayacağım ürün yelpazesi gerçekten muhteşem arkadaşlar. Muhteşem" demişti.

Bazılarını yakında göreceksiniz. Bazıları ise daha sonra gelecek. Ama göreceğiniz çok şey var.

Apple geçmişte de iddialı projeleri rafa kaldırmıştı. Bunların en dikkat çekeni, Project Titan kapsamında geliştirdiği sürücüsüz elektrikli araçtı.

Bu araba üzerinde 10 yıl boyunca çalışan ABD'li teknoloji devinin, nihayetinde 2024'te projeyi iptal etmeden önce araştırma ve geliştirmeye 10 milyar doların üzerinde harcama yaptığı bildirilmişti.

Apple halihazırda birkaç çalışan robot tasarlayıp üretse de bunlar yalnızca şirket içi kullanıma sunuldu.

Bunlardan ilki Liam, kullanım ömrü dolmuş iPhone'ları parçalara ayırıp geleneksel geri dönüşüm yöntemlerinde genellikle gözden kaçan değerli malzemeleri kurtarmak üzere tasarlanmış 29 kollu bir robotik sistemdi.

Liam'ın tanıtılmasından iki yıl sonra, 2018'de Apple, onun halefi Daisy'yi tanıttı. Yeni robot, daha fazla iPhone modelini parçalara ayırabiliyor ve saatte 200 cihaza varan işleme kapasitesine sahip.

Independent Türkçe