NASA aracının keşfettiği asteroit sistemine "Selam" adı verildi

"Böyle bir sistem görmeyi hiç beklemezdim"

Bu asteroitleri keşfeden uzay aracı Lucy için yaklaşık bir milyar dolar bütçe ayrıldı (ABD Ulusal Optik Astronomi Gözlemevi)
Bu asteroitleri keşfeden uzay aracı Lucy için yaklaşık bir milyar dolar bütçe ayrıldı (ABD Ulusal Optik Astronomi Gözlemevi)
TT

NASA aracının keşfettiği asteroit sistemine "Selam" adı verildi

Bu asteroitleri keşfeden uzay aracı Lucy için yaklaşık bir milyar dolar bütçe ayrıldı (ABD Ulusal Optik Astronomi Gözlemevi)
Bu asteroitleri keşfeden uzay aracı Lucy için yaklaşık bir milyar dolar bütçe ayrıldı (ABD Ulusal Optik Astronomi Gözlemevi)

NASA'nın Jüpiter çevresindeki cisimleri inceleme amacıyla fırlattığı uzay aracı Lucy'nin yolculuk sırasında karşılaştığı ikili göktaşı sistemine "Selam" adı verildi.

Uzay aracı inceleyeceği 10 asteroitten ilki olan Dinkinesh'le 1 Kasım'da karşılaşmıştı. Kısaca Dinky diye de bilinen bu göktaşının aslında ikili bir asteroit sisteminin parçası olduğu ortaya çıkmıştı. Diğer bir deyişle Dinky'nin kendine ait bir ayı vardı.

Öte yandan Dinky, gökbilimcileri şaşırtmaya devam etmişti. Ekip, 7 Kasım'da Dinky'nin yeni keşfedilen doğal uydusunun da bir uyduya sahip olduğunu ortaya çıkarmıştı.

Üstelik bu iki gök cismi ara sıra birbiriyle temas da ediyordu. Bilim insanlarına göre bu tuhaf sistem, bir asteroidin yörüngesinde temaslı-ikili sistemin yer aldığı ilk keşif oldu.

Güneybatı Araştırma Enstitüsü'nden Hal Levison, "Böyle bir sistem görmeyi hiç beklemezdim" demişti.

Lucy ekibinden 29 Kasım'da gelen açıklamada Dinky'nin yörüngesinde dönen ikili uydu sistemi için bir isim bulunduğu belirtildi: Selam.

Bu isim aslında eski insan atalarına ait bir fosilden geliyor.

Nitekim uzay aracının kendisi de ismini, Lucy adlı insansı fosilinden alıyor. 1974'te bugünkü Etiyopya'da bulunan ve yaklaşık 3,2 milyon yıl önce yaşadığı düşünülen primat Lucy, Australopithecus afarensis türünden yetişkin bir dişiydi.

Söz konusu primat da ismini The Beatles'ın "Lucy in the Sky with Diamonds (Lucy Gökyüzünde Elmaslarla)" sözlerini içeren 1967 tarihli ünlü şarkısından almıştı.

Bu arada Dinkinesh asteroidinin adı da aynı fosilden geliyor. Fosilin Etiyopya'nın resmi dili Amharca'daki adı olan Dinkinesh, "harikasın" anlamını taşıyor.

Bilim insanları 2000 yılında "Lucy'nin bebeği" diye niteledikleri bir fosil keşfetmişti. Selam adı verilen bu fosil de Etiyopya'nın Dikika kentinde gün yüzüne çıkarılmıştı.

Doğa Tarihi Müzesi'ne göre Selam, bilinen ilk hominin fosillerinden biri olan Lucy'yle aynı türden 3 yaşındaki bir kız çocuğuna ait. Ancak Lucy'den 100 bin yıl önce yaşadığı düşünülüyor.

Selam kelimesi Amharcada "barış" anlamına geliyor.

Uzay aracı hangi asteroitleri ziyaret edecek?

NASA, Lucy uzay aracının 12 yıl sürecek görevi boyunca rekor sayıda asteroit keşfedeceğini söylüyor.

Araç, Mars ve Jüpiter arasında kalan Ana Kuşak'ta yer alan bir göktaşının ve Truva kuşağında yer alan 7 göktaşının yakınından geçecek.

Söz konusu görev için farklı özellikler taşıyan asteoritler seçildi. Bu göktaşları arasında C tipi (kondrit, kil ve silikattan yapılmış yaygın asteroitler), D tipi (organik moleküller açısından zengin asteroitler) ve P tipi (organikler açısından zengin olduğu düşünülen ve Dünya'da örneği bulunmayan asteroitler) diye sınıflandırılan göktaşları yer aldı.

Lucy, bu bölgelerdeki asteroitleri ziyaret eden ilk uzay aracı olacak. NASA yetkilileri, "Lucy bize gezegenleri oluşturan ilkel cisimlerin çeşitliliğini ilk kez gösterecek" diyor.

Lucy görevinin amacı ne?

NASA yetkilileri uzay aracının Güneş Sistemi'nin doğuşuna dair önemli bilgiler sağlayacağını umuyor. İşte bu nedenle araç, insanlığın doğuşuna dair eşsiz bilgiler sağlayan primat Lucy'yle aynı ismi paylaşıyor.

Görev ekibine liderlik eden Harold Levison, "Bu asteroitler, dev gezegenlerin nasıl oluştuğunu ve Güneş Sistemi'nin nasıl geliştiğini anlamamızı sağlayacak" diyor:

Bilimsel değeri açısından bu göktaşları, gerçekten gökyüzündeki elmaslar gibi.

Independent Türkçe



Asteroide çarpan NASA aracı, gökcisminin şeklini değiştirdi

Bilim insanları, Dünya'yı tehdit eden bir asteroide karşı bu çarpışma yönteminin kullanılabileceğini düşünüyor (Reuters)
Bilim insanları, Dünya'yı tehdit eden bir asteroide karşı bu çarpışma yönteminin kullanılabileceğini düşünüyor (Reuters)
TT

Asteroide çarpan NASA aracı, gökcisminin şeklini değiştirdi

Bilim insanları, Dünya'yı tehdit eden bir asteroide karşı bu çarpışma yönteminin kullanılabileceğini düşünüyor (Reuters)
Bilim insanları, Dünya'yı tehdit eden bir asteroide karşı bu çarpışma yönteminin kullanılabileceğini düşünüyor (Reuters)

NASA'nın Çift Asteroid Yönlendirme Testi (DART) adlı uzay aracının çarptığı Dimorphos asteroidinin şeklini değiştirdiği belirlendi.

DART, Eylül 2022'de düzenlenen görevde dünyadan yaklaşık 11 milyon kilometre uzaktaki Dimorphos asteroidine planlı çarpma gerçekleştirmişti.

Dimorphos, kendisinden daha büyük olan Didymos'la ikili bir asteroid sistemi oluşturuyor. İki asteroidin de Dünya'ya çarpma riski yok fakat bilim insanları, DART göreviyle böyle bir tehdit oluşması durumunda herhangi bir asteroidin yörüngesinin değiştirilebileceğini göstermişti.

Çarpmanın ardından, Dimorphos'un Didymos etrafında bir turu tamamlama süresi 33 dakika kısalarak 11 saat ve 23 dakika olarak ölçülmüştü.

Bilimsel dergi Nature Astronomy'de pazartesi günü yayımlanan çalışmada, DART'ın çarpması sonucu Dimorphos'un şeklinin büyük ölçüde değiştiği ifade edildi.  

Araştırmacılar, çarpışmadan elde edilen verileri "düzleştirilmiş parçacık hidrodinamiği" (smoothed-particle hydrodynamics) adı verilen bir yöntemle simülasyona dönüştürdü. Simülasyonun hazırlanması için yaklaşık 250 saat harcandı.

Bilim insanları Dimorphos'un, Didymos asteroidinden kopan parçalardan oluşan ve zayıf yerçekimiyle bir arada duran bir yığın olduğunu belirtti. 

İsviçre'deki Bern Üniversitesi'nden Martin Jutzi, DART'ın asteroide çarpmasıyla Dimorphos'ta büyük bir krater oluştuğunu söyledi.

Jutzi, çarpışma sonucunda asteroidde yaklaşık 160 derecelik bir krater oluştuğunu, zayıf yerçekimi nedeniyle bunun zaman içinde genişlediğini söyledi. Bilim insanı, bu süreçte kraterin Dimorphos'un şeklini tamamen değiştirdiğini belirtti. 

Bern Üniversites'inden Sabina Raducan da "Dimorphos'un başlangıçta çikolatalı bir bonibona benzediğini düşünürseniz, şimdi sanki bir ısırık alınmış gibi görünüyor" dedi.

Avrupa Uzay Ajansı, DART aracının gerçekleştirdiği çarpışmanın yarattığı etkiyi daha yakından incelemek için Hera projesini başlatmıştı. Proje kapsamında ekimde fırlatılması planlanan Hera uzay aracının, Dimorphos ve Didymos'a Aralık 2026'da ulaşması öngörülüyor.  

Independent Türkçe, CNN, Space


Yapay zekanın ABD başkanlık seçimlerine etkisi olur mu?

Yapay zeka yaklaşan ABD seçimleri için bir tehdit oluşturabilir (Reuters)
Yapay zeka yaklaşan ABD seçimleri için bir tehdit oluşturabilir (Reuters)
TT

Yapay zekanın ABD başkanlık seçimlerine etkisi olur mu?

Yapay zeka yaklaşan ABD seçimleri için bir tehdit oluşturabilir (Reuters)
Yapay zeka yaklaşan ABD seçimleri için bir tehdit oluşturabilir (Reuters)

Yapay zekanın hızlı gelişimi, özellikle önümüzdeki Kasım ayında yapılması planlanan ABD başkanlık seçimleri yaklaşırken, bu teknolojinin politikaları etkilemek ve seçimlere hile karıştırmak için kullanılma olasılığı konusunda endişelere yol açtı.

ABD yakın zamanda bu konuyla ilgili pek çok olaya tanıklık etti. Onlardan bazıları şöyle: Başkan Joe Biden'ın sesinin kullanıldığı hileli telefon görüşmeleri, yapay zeka tarafından üretilen ve Donald Trump'ın rahmetli babasını kendisini eleştiriyormuş ve seçimlere katılmamasını tavsiye ediyormuş gibi gösteren bir video ve Georgia’da seçim hileleriyle mücadele etmek için geliştirilen bir araç.

Geçtiğimiz ay New Hampshire Başsavcısı, Biden'ın sesini taklit eden ve görünüşe göre insanları eyaletin ön seçimlerinde oy kullanmamaya teşvik eden bir robocall aracılığıyla seçmenleri bastırma girişimine yönelik bir soruşturma açıldığını duyurdu.

Telefon görüşmesinde, Demokrat Başkan’ın sesi taklit edilerek seçmenlere "Oylarınızı Kasım seçimleri için saklamanız çok önemli" dediği duyuluyor.

Bu olay sonucunda, ABD telekomünikasyon düzenleyicisi, yapay zeka programları tarafından üretilen seslerin kullanıldığı robocall'ları yasaklama kararı aldı.

sferb
Yapay zekanın seçimler üzerindeki etkisinden kaçınmak, yalnızca seçmenlerin gerçek ve sahte içeriği ayırt etme becerisine bağlı olabilir (Reuters)

Yaklaşık 10 gün önce, Trump'ın yeniden seçilmesini engellemek amacıyla 2019'un sonlarında ABD'nin önde gelen mevcut ve eski Cumhuriyetçi Parti liderleri tarafından kurulan siyasi bir organizasyon olan Lincoln Projesi, eski başkanın babası Fred Trump'ı gösteren yapay zeka tarafından üretilen bir video hazırladı ve yayınladı. Videoda Baba Trump 1999 yılında ölmüştü ve oğlunu eleştiriyor ve aşağılıyor gibiydi.

Videoda Fred’in Trump'a şöyle dediği görülüyor: "Donnie, bu işi batıracağını hep biliyordum. Ben her zaman bir aptal oldum."

Videoda eski başkanın iş anlaşmaları küçük düşürülmek istenirken ‘çocuklarının ondan nefret ettiği, özellikle de Ivanka'nın’ adını söyleyerek ailesiyle olan ilişkisi eleştiriliyor.

Konuyla ilgili olarak The Guardian gazetesinde bugün yayınlanan bir haberde Eagle AI adlı teknoloji şirketinin ‘Georgia eyaletindeki seçmen kayıtlarında, bir kişinin ölmüş birinin yerine oy kullanması ya da oy kullanma hakkına sahip olmayan bir kişinin oy kullanması gibi yaygın hataları doğrulamayı amaçlayan’ bir yapay zeka aracı geliştirdiği belirtildi.

Bu araç kamu ve özel verilerin bir kombinasyonunu kullanıyor ve bireylerin seçmen kayıtlarına itiraz etmelerini sağlıyor. Ancak eyalet yetkilileri bu aracın hatalı ve rahatsız edici olduğunu ve eyalet yasalarını ihlal edebileceğini söylüyor.

Yetkililer bu aracı ‘demokratik sürece karşı bir silah’ olarak görüyor ve oy kullanma ile ilgili artan zorlukların ve karmaşık süreçlerin uygun seçmenlerin oy kullanmasını engelleyebileceğini belirtiyor. Seçimlerin basit bir süreç olmak yerine, hantal bir yasal labirent haline geleceğini söylüyorlar.

Seçim uzmanları yukarıda bahsi geçen sorunların nadir olduğunu ve mevcut sistemler kullanılarak periyodik olarak incelenip ele alındığını söylüyor. Ancak Eagle AI CEO'su John W. Richards Jr. bu hataların çok ciddi olduğuna ve yaygın bir seçim sahtekarlığa yol açabileceğine inanıyor.

Trump defalarca 2020'de Georgia’da yapılan seçimlere hile karıştırıldığını iddia etmişti.

Bu yeni aracı eleştirenler, bunun Cumhuriyetçiler ya da aşırı sağcılar tarafından ABD genelinde oy kullanma yeterliliğinin sorgulanmasına yönelik çabaların çok küçük bir parçası olduğunu söylüyor.

dsvfd
Yapay zeka kullanımının seçimlerden önce gerçekten düzenlenip düzenlenmeyeceği belli değil (Reuters)

Tüm bu gerçekler, yapay zekanın yaklaşan ABD seçimleri için bir tehdit oluşturabileceği ve sonuçları etkileyebileceği yönündeki korkuları artırdı.

Geçtiğimiz hafta ABD Temsilciler Meclisi, yapay zekanın nasıl düzenlenebileceğini araştırmak üzere iki partili bir görev gücü oluşturdu. Ancak Kongre'deki partizan tıkanıklık ve ABD düzenlemelerinin yapay zekanın ilerleme hızının gerisinde kalması nedeniyle, bu teknolojinin kullanımının seçimlerden önce gerçekten düzenlenip düzenlenmeyeceği belirsiz.

Açık güvenceler olmadan, yapay zekanın seçimler üzerindeki etkisinden kaçınmak, yalnızca seçmenlerin gerçek ve sahte içeriği ayırt etme becerisine bağlı olabilir.

Facebook ve Instagram'ın sahibi olan Meta şirketi dün, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşan seçimlerle ilgili aldatıcı ve yanıltıcı yapay zeka içeriklerini ele almak üzere bir ekip oluşturacağını açıkladı.

Şirket, yapay zekanın seçmenleri kandırmak için nasıl kullanılabileceği konusunda endişeli olduğunu belirtti.

Bu duyuru, Meta'nın diğer büyük teknoloji şirketleriyle bu tür içeriklerle mücadele edilmesi gerektiğini tavsiye eden bir anlaşma imzalamasından iki hafta sonra geldi.

ChatGPT uygulamasının geliştiricisi OpenAI'nin CEO'su Sam Altman, ABD Kongresi'nin bir oturum komitesi önünde yaptığı açıklamada “Yeni nesil yapay zeka teknolojisinin ortaya çıktığı modeller kullanıcıları manipüle edebilir. Bu modellerin manipüle etme, ikna etme ve etkileşimli yanlış bilgi sağlama konusundaki genel yeteneği çok rahatsız edici" demişti.

ABD merkezli elektronik güvenlik şirketi Record Future'da bilgi analisti olan Alexander Leslie “Farkındalık ve eğitim yaygınlaştırılmazsa, bu teknolojiler ABD başkanlık seçimlerine yaklaşırken yakın bir tehlike haline gelecektir” dedi.

Singapur'daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi İletişim ve Enformasyon Fakültesi'nde yardımcı doçent olan Saifuddin Ahmed ise şunları söyledi:

“Yapay zekanın, özellikle de deepfake’in siyasi kampanyalara entegrasyonu geçici bir eğilim değil, aksine zaman içinde gelişmeye devam edecek bir eğilimdir.”

Bu teknoloji daha önce birçok ülkede siyasi partiler tarafından kullanıldı.

Güney Kore'deki 2022 seçimlerinde Halkın Gücü Partisi, o zamanki başkan adayı Yoon Suk Yeol için yapay zeka sistemi kullanarak dijital bir avatar yarattı ve seçmenlerle sanal olarak etkileşime girdi, gençlerle onların konuşma dilinde konuştu ve onlarla şakalaştı. Seçimlerde Yeol başarılı oldu.

Bu ay, diğer suçlamaların yanı sıra devlet sırlarını sızdırma suçlamasıyla geçen yıldan beri hapiste olan eski Pakistan Başbakanı İmran Han, yapay zeka tarafından üretilen bir video aracılığıyla destekçilerine seslenebildi ve seçim zaferini ilan etti.


Geleceğin teknolojisi: Tuzdan batarya projesine yatırım desteği

Lityum iyon bataryalara alternatif sunan sodyum iyon bataryalar, tuz madenlerinden çıkarılan maddelerden üretilebiliyor (Wollongong Üniversitesi/Paul Jones)
Lityum iyon bataryalara alternatif sunan sodyum iyon bataryalar, tuz madenlerinden çıkarılan maddelerden üretilebiliyor (Wollongong Üniversitesi/Paul Jones)
TT

Geleceğin teknolojisi: Tuzdan batarya projesine yatırım desteği

Lityum iyon bataryalara alternatif sunan sodyum iyon bataryalar, tuz madenlerinden çıkarılan maddelerden üretilebiliyor (Wollongong Üniversitesi/Paul Jones)
Lityum iyon bataryalara alternatif sunan sodyum iyon bataryalar, tuz madenlerinden çıkarılan maddelerden üretilebiliyor (Wollongong Üniversitesi/Paul Jones)

Bilim insanları mevcut teknolojilerden daha ucuz ve sürdürülebilir yeni nesil bataryalar geliştirmek üzere yeni ve büyük bir projeye başlamaya hazırlanıyor.

NaKlaR projesine sağlanan ve pazartesi günü duyurulan milyonlarca euroluk fon sayesinde araştırmacılar, sodyum iyon bataryaları daha verimli hale getirmenin yollarını araştıracak.

Akıllı telefonlardan elektrikli arabalara kadar her şeyde yer alan lityum iyon bataryaların aksine sodyum iyon bataryalar, bol miktardaki ucuz malzemelerden yapılabiliyor.

Tuz gölleri veya madenlerinden çıkarılabilen sodyum daha kararlı olma, daha kolay geri dönüştürülme ve aşırı ısınma riski taşımama gibi faydalar da sunuyor. Lityum iyon bataryalara kıyasla ana sınırlamaları enerji yoğunluklarının daha düşük olması fakat araştırmacılar, her yerde bulunan muadillerinden daha iyi performans gösterme potansiyeline sahip olduklarına inanıyor.

Almanya'daki Würzburg Üniversitesi İnorganik Kimya Enstitüsü'nden araştırmacıların yürüttüğü NaKlaR projesi, sodyum iyon bataryaların üretim sürecini en iyi hale getirmeye ve verimliliklerini iyileştirmeye çalışacak.

Araştırmacılar projenin başarılı olması halinde geliştirilen batarya teknolojisinin, bazı elektrikli araçlardaki lityum iyon bataryaların yerini almaya başlayabileceğini belirtiyor.

Julius-Maximilians-Universität (JMU) Würzburg Malzeme Sentezi Kimyasal Teknoloji Kürsüsü'nde bağımsız bir araştırma grubunun başındaki Dr. Guinevere Giffin şöyle diyor:

Daha kısa mesafelerde kullanılan daha küçük arabalar için uygunlar.

Geçen yıl Tokyo Bilim Üniversitesi'ndeki bilim insanlarından oluşan ayrı bir ekip, sodyum iyon bataryalarda bir atılıma imza atararak elektrotlarda "eşi benzeri görülmemiş performans" sağlamıştı.

Advanced Energy Materials adlı bilimsel dergide yayımlanan çalışmada araştırmacılar, sodyum iyon bataryaların Güneş ve rüzgar çiftliklerindeki düşük karbon ayak izine sahip enerji depolama sistemleri de dahil bir dizi ticari uygulamada kullanılabileceğini belirtmişti.

Independent Türkçe


Bilim insanları zeki uzaylıların niye uzay yolculuğu yapamayacağını açıkladı

Reuters
Reuters
TT

Bilim insanları zeki uzaylıların niye uzay yolculuğu yapamayacağını açıkladı

Reuters
Reuters

Zeki uzaylı türleri var olsa bile bazı gezegenlerin getirdiği fiziksel kısıtlamaların onların uzaya seyahat etmelerini engelleyebileceği yeni bir araştırmada bildirildi. 

Journal of the British Interplanetary Society'de yayımlanan araştırma makalesinde, başka dünyalarda yaşayan uzaylı medeniyetlerin olasılığı ve uzayı keşfetme yeteneklerini etkileyebilecek faktörler değerlendirildi.

Araştırmada bir gezegenin kurtulma hızının, bir türün uzaya fırlatma yapmasına ve Güneş Sistemi'ni keşfetmesine izin vermede uyguladığı etkiye bakıldı.

Örneğin, Dünya'nın kurtulma hızı 11,2 kilometre/saniye yani 40 bin kilometre/saat hızın üzerinde. Bir roketin gezegenimizin yerçekiminden kurtulması için bu hıza ulaşması gerekiyor.  

Son çalışmalarda uzaylı yaşamına ev sahipliği yapabilecek potansiyel adaylar diye tanımlanan Süper Dünya gezegenlerinin çoğu çok daha yüksek kütle ve yerçekimine sahip.

Bu gezegenlerin kütleleri Dünya'nın 10 katına kadar çıkabilir yani üzerlerinde yaşayan herhangi bir zeki uzaylı medeniyeti çok daha yüksek kurtulma hızlarıyla başa çıkmak zorunda kalabilir.

Araştırmanın yazarı ve İspanya'daki Universidad del Atlántico Medio'da profesör olan Elio Quiroga, "Bu nedenle, bu gezegenlerde yaşayan zeki türlerin yalnızca fiziksel imkansızlık nedeniyle uzaya seyahat etmesi asla mümkün olmayabilir" dedi.

Dr. Quiroga, araştırmada Güneş Sistemi dışında bilinen bazı gezegenlerin olası kurtulma hızlarını hesapladı ve Ötegezegen Kaçış Faktörü (Fex) adı verilen bir ölçüt ortaya koydu.

Araştırmada, Fex değeri 2,2 olan bir gezegende uzay yolculuğunun pek mümkün olmayacağını savunuluyor.

Çalışmada, "2,2'den büyük Fex değerleri, ötegezegenin sakinleri için uzay yolculuğunu mümkün kılmayacaktır" dendi.

Dr. Quiroga, "Ne akla gelebilecek herhangi bir miktarda yakıt kullanarak gezegeni terk edebilirler ne de en azından bildiğimiz malzemelerle yapılmış uygun bir roket yapısı sürece dahil olan basınçlara dayanabilir" diye yazdı.

Sadece Süper Dünya'ları terk etmek değil aynı zamanda uzay aracının yeniden girişi de kayda değer zorluklar yaratır. 

Yaşamın var olabileceği tahmin edilen diğer bazı gezegen türleri arasında Dr. Quiroga'nın "akvaryum dünyalar" diye adlandırdığı ve türlerin okyanuslarda yaşayabileceği gezegenler bulunuyor.

Dr. Quiroga, böyle bir okyanus gezegeninde, balinaların Dünya'da bilgi paylaşmasına benzer şekilde araç kullanımı gerektirmeyen iletişimin uzak mesafeler arasında çok daha kolay gerçekleşebileceğini söyledi.

Çalışma, böyle bir dünyada yaşayan zeki bir türün iletişim cihazları oluşturmakta zorlanmayabileceğini savunuyor.

Dr. Quiroga, "Tamamen gelişmiş bir medeniyete ev sahipliği yapıyor olsa bile telekomünikasyon teknolojisi böyle bir dünyada asla ortaya çıkmayabilir" diye yazdı.

Independent Türkçe


Akıllı telefonlarda yapay zeka devri: Geleneksel uygulamalar tarihe karışıyor

Motorola'nın Adaptive Display konseptli telefonu akıllı saat olarak takılabilecek kadar esnek bir yapıya sahip (Motorola/ Lenovo)
Motorola'nın Adaptive Display konseptli telefonu akıllı saat olarak takılabilecek kadar esnek bir yapıya sahip (Motorola/ Lenovo)
TT

Akıllı telefonlarda yapay zeka devri: Geleneksel uygulamalar tarihe karışıyor

Motorola'nın Adaptive Display konseptli telefonu akıllı saat olarak takılabilecek kadar esnek bir yapıya sahip (Motorola/ Lenovo)
Motorola'nın Adaptive Display konseptli telefonu akıllı saat olarak takılabilecek kadar esnek bir yapıya sahip (Motorola/ Lenovo)

Bu hafta dünyanın en büyük telefon konferansında tanıtılan konseptlere göre akıllı telefonların yeni çağı, bileğe sarılabilen cihazların yanı sıra telefonlardaki geleneksel uygulamaların sonunu getirebilir.

Motorola ve Samsung, pazartesi günü Barselona'da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi'nde (MWC) akıllı saat olarak da kullanılabilen esnek akıllı telefonlarını tanıtırken, Deutsche Telekom da standart uygulamalar yerine yapay zeka asistanını tercih eden bir telefon tanıttı.

Qualcomm Technologies ve Brain.ai'yla işbirliği içinde çalışan Deutsche Telekom'un "T-phone" cihazı, bir kullanıcının cihazlarıyla etkileşim kurma biçimini yeniden tasarlıyor. Ayrıca şirketin yetkilileri önümüzdeki 10 yıl içinde geleneksel uygulamaların modasının geçeceğini iddia ediyor.

Deutsche Telekom'un CPO'su Jon Abrahamson, "Yapay zeka ve Büyük Dil Modelleri (LLM) yakında mobil cihazların ayrılmaz bir parçası haline gelecek" dedi.

Bunlarla birlikte müşterilerimizin hayatlarını iyileştirecek ve kolaylaştıracağız... Bu, günlük yaşamda ihtiyaçları karşılayan ve dijital yaşamı basitleştiren gerçek bir yol arkadaşı.

Son yıllarda inovasyon eksikliği nedeniyle akıllı telefon satışları düşüş gösteriyor. 2016'da küresel sevkıyat 1,47 milyar adetle zirve yapmıştı. International Data Corporation'ın (IDC) son rakamları, bu rakamın geçen yıl sadece 1,17 milyar sevkıyata düştüğünü gösterdi.

Bu eğilim bazı analistlerin, dünyanın "akıllı telefonların zirve" dönemini çoktan geçtiğini ve üreticilerin artık sektörü yeniden oluşturmaya çalıştığını iddia etmesine yol açtı.

Yakın zamanda piyasaya sürülen diğer ürünler, akıllı telefon sonrası dönem için ekransız kenarlara sahip cihazlardan basit kare şekilli olanlara kadar çeşitli potansiyel yönler gösterdi.

Geçen ay Las Vegas'ta düzenlenen Tüketici Elektroniği Fuarı'nda yapay zeka girişimi Rabbit, müzik ve mesajlardan restoran rezervasyonları ve çevrimiçi alışverişe kadar her şeyi kontrol etmek için Amazon'un Alexa'sına veya Apple'ın Siri'sine benzer bir asistan kullanan bağımsız R1 cihazını tanıtmıştı. 

Rabbit R1'in yan tarafında bas-konuş düğmesi ve 360 derece dönebilen bir kamera bulunuyor (Rabbit//The Independent)
Rabbit R1'in yan tarafında bas-konuş düğmesi ve 360 derece dönebilen bir kamera bulunuyor (Rabbit//The Independent)

Apple, Samsung ve Huawei gibi önde gelen telefon üreticilerinin önümüzdeki yıllarda akıllı telefon serilerinde yükseltmeler yapmaya devam etmeleri bekleniyor olsa da üretken yapay zekanın kullanıcı deneyimi üzerinde bir etkisi olması muhtemel.

Qualcomm'un CEO'su Cristiano Amon yakın zamanda The Independent'a verdiği bir röportajda yapay zekanın, kullanıcıların telefonlarıyla olan ilişkilerini temelden değiştireceğine inandığını söyledi.

Amon, "Uygulama odaklı kullanıcı arayüzünde bu değişimi göreceğiz" dedi.

Üretken yapay zeka, insan ve uygulamalar arasındaki arayüz olacak. Sektördeki bir sonraki büyük değişimi, bulut ve cihaz tek bir bütün haline geldiğinde göreceğiz.

Independent Türkçe


Çin'de yapay zeka araçlarıyla üretilen ilk çizgi dizi yayınlandı

AA
AA
TT

Çin'de yapay zeka araçlarıyla üretilen ilk çizgi dizi yayınlandı

AA
AA

Devlet televizyonu ve radyolarını bünyesinde bulunduran Çin Medya Grubunun (CMG), Şanghay Yapay Zeka Laboratuvarı (SAIL) işbirliğiyle gerçekleştirdiği "Qianqiu Shisong" adlı 26 bölümlük çizgi dizinin ilk bölümü dün yayına girdi.

Sanat tasarımından animasyona ve yapım sonrası işlemlerine kadar yapay zekayla üretilen çizgi dizi, ülkede bu anlamda bir ilk olma özelliğini taşıyor.

SAIL'in WeChat hesabından yapılan açıklamada, filmin yapımında, CMG'nin görsel ve işitsel arşivindeki içeriklerle eğitilen "CMG Media GPT" adı verilen üretken yapay zeka modeli kullanıldı.

Klasik Çin şiirinin ünlü eserlerinin arka plan hikayeleriyle anlatıldığı 7 dakikalık 26 bölümden oluşan çizgi dizide, eski çağlardan sahneler ve karakterlerin tasarım ve animasyonları, dönemin klasik Çin mürekkep boya resimlerine uygun oluşturuldu.

Yapımda, ABD'li üretken yapay zeka geliştiricisi OpenAI'ın piyasaya sürdüğü metinden video üreten Sora'ya benzer araçlardan yararlanıldı.

CMG Media GPT'nin karakter ve sahne tasarımında düşük maliyetli ve etkili animasyon prosedürü sağladığı kaydedildi.


ABD'den dünyanın gelişmiş mantık çiplerinin yüzde 20'sini üretme hedefi

(AA)
(AA)
TT

ABD'den dünyanın gelişmiş mantık çiplerinin yüzde 20'sini üretme hedefi

(AA)
(AA)

Raimondo, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nde katıldığı etkinlikte, ABD'de çip üretiminin ve bu konudaki bilimsel araştırmaların artırılmasına yönelik düzenlenen CHIPS ve Bilim Yasası kapsamındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Son teknoloji yarı iletken çiplere olan talebin yapay zeka ile arttığına işaret eden Raimondo, yapay zekanın bu neslin belirleyici teknolojisi olacağını, son teknoloji çiplerin yapımına liderlik edemeyenin yapay zekaya da liderlik edemeyeceğini aktardı.

Raimondo, ABD'nin çiplerin tasarımına ve yapay zekanın geniş dil modellerinin geliştirilmesine öncülük ettiğini ancak bu teknoloji ile ulusal savunma için gerekli olan çipleri üretmediğini kaydetti.

Bu çiplerin ABD'de üretilmesi gerektiğini vurgulayan Raimondo, ülkede bu konuda daha fazla AR-GE'ye ve daha fazla ölçekte üretime ihtiyaç olduğunu belirtti.

Raimondo, "İleri teknoloji mantık çipi üretimine yaptığımız yatırımların, ülkeyi on yılın sonunda dünyadaki gelişmiş mantık çiplerinin yaklaşık yüzde 20'sini üretme yoluna sokacağını düşünüyoruz." dedi.

CHIPS ve Bilim Yasası kapsamında sağlanan desteklerde 2030 yılına kadar faaliyete geçecek projelere öncelik verme kararı aldıklarını belirten Raimondo, daha uzun vadeli projelere şimdilik "hayır" dediklerini çünkü bu 10 yılda etkilerini en üst düzeye çıkarmak istediklerini kaydetti.

Ayrıca Raimondo, Çin'in kendi çip üretimini artırma konusunda giderek daha iddialı bir rol üstlendiğine dikkati çekti.

CHIPS ve Bilim Yasası

ABD'de 9 Ağustos 2022'de ABD Başkanı Joe Biden tarafından imzalanarak yürürlüğe giren CHIPS ve Bilim Yasası, yerli yarı iletken üretiminin artırılmasını ve otomobilden elektroniğe kadar birçok sektörde üretimde aksamaya neden olan çip kıtlığını hafifletmeyi amaçlıyor.

Yasa, yarı iletken üretimi için 52,7 milyar dolarlık desteğin yanı sıra yarı iletken fabrikalarının kurulumunu teşvik etmek için 4 yıllığına yüzde 25'lik vergi indirimini içeriyor.


Cep telefonları için uydu kuleleri: Hızlı yazışmalar için yeni sistemler geliştiriliyor

Cep telefonları için uydu kuleleri: Hızlı yazışmalar için yeni sistemler geliştiriliyor
TT

Cep telefonları için uydu kuleleri: Hızlı yazışmalar için yeni sistemler geliştiriliyor

Cep telefonları için uydu kuleleri: Hızlı yazışmalar için yeni sistemler geliştiriliyor

Starlink uydu ağı, Amazon ve Apple, AST Space Mobile, Huawei ve Link Global gibi diğer şirketlerin ardından bu ay ilk kez ‘V2 Mini’ adı verilen en yeni nesil uyduları aracılığıyla cep telefonları arasında dördüncü nesil (LTE) bağlantıyı kullanarak kısa mesaj gönderip aldı.

Uzay üzerinden kısa mesajlar

SpaceX tarafından işletilen uydu takımyıldızı Starlink, dünya çapında en az sekiz mobil ağ sağlayıcısının abonelerine kısa mesaj hizmeti sunmayı amaçlıyor ve önümüzdeki yıllarda bu sağlayıcılar tarafından kullanılan yer istasyonlarına ihtiyaç duymadan veri ve sesli mesaj kapsamı da sağlayabilir. 

Starlink için elde edilen bu yeni başarı, uyduların ve hücresel istasyonların yaşadığı dönüşümün en son örneğini teşkil ediyor. Az sayıda şirket, cep telefonları ile Dünya yörüngesindeki uydular arasında birkaç yüz kilometreyi kapsayan bir bağlantı kurmak için yönlendirilmiş hüzmeleme gibi mevcut teknolojileri geliştirmenin yanı sıra uydu yapma ve fırlatma maliyetinin düşük olması gibi çeşitli faktörlerden faydalanıyor. Bunlardan en önemlisi, uydular onlarca kilometre hızla yörüngeye oturduğundan ve bu da Dünya yüzeyindeki herhangi bir cep telefonuyla iletişim kurmak için biraz zamana ihtiyaç duydukları anlamına geldiğinden, yeni baz istasyonlarının ilk kez ağın hareketli bileşeniyle bağlanması olarak kendini gösteriyor.

ffrfr

Amerikan Mühendisler dergisi için Spectrum web sitesi, günümüzde bu sorunları çözmek için rekabet eden şirketlerin şu ana kadar ticari bir uydu (Huawei - China Telecom - Link Global - Apple - ve "Global Star") aracılığıyla geleneksel telefonlarda metin mesajları gönderip almayı başardıklarını ve deneysel bir uydu (AST Space Mobile) kullanarak beşinci nesil iletişim ağı üzerinden ses ve veri iletişimi gerçekleştirdiklerini ortaya koydu.

Uydu telefonları

Çok yakın zamana kadar uydular birkaç yüz kilometre ötedeki cep telefonlarıyla iletişim kuramıyordu.

Bununla birlikte, insanların uzak yerlerdeki keşif gezilerinde yanlarında taşıdıkları uydu telefonları büyük antenlere sahip ve birden fazla uyduyla açık görüş hatlarına ihtiyaç duyuyor ve bir iletimi almak biraz zaman alıyor. Karasal ağlar ile hücresel uyduları entegre etmenin, baz istasyonları arasında hareket etmek ve iletimleri bir kuleden diğerine aktarmak kadar kolay olmadığı ise altı çizilen diğer bir konu.

Danimarka'daki Aalborg Üniversitesi'nde kablosuz iletişim alanında uzman bir araştırmacı olan Melissa Lopez, nihai ve birincil hedefin karasal ve karasal olmayan ağlar arasında tam ve sorunsuz bir entegrasyon sağlamak olduğuna inanıyor.

Starlink 4G bağlantısı hakkında çok fazla ayrıntı vermiyor, ancak mevcut kesintisiz hücresel iletişim için birkaç yapı taşı sunuyor.

Karasal ve uydu ağlarının entegrasyonu

Telefonları uydulara bağlamak için üç ana faktör bulunuyor. Şirketler, cep telefonu tasarımlarını uydu telefonu olacak şekilde değiştirmek yerine, uydu ağını cep telefonlarıyla yarı yoldan daha fazla bir noktada buluşacak şekilde yeniden tasarlıyorlar.

Uyduları baz istasyonlarına dönüştürme çabalarında şirketler antenlerin boyutlarını önemli ölçüde büyütüyorlar. Örneğin AST Space Mobile tarafından modifiye edilen ilk uyduların anten alanı 64 metrekareydi, bunu 128 metrekarelik antenlerle donatılmış başka bir uydu nesli izledi ve sonraki aşamada 400 metrekarelik antenlere sahip uydular inşa etmeyi planlıyorlar.

Starlink'in V2 Mini uydularının anten alanı 6,21 metrekare ancak şirket beklenen büyük roketinin inşasının tamamlanmasının ardından daha büyük boyutta hücresel iletişim uyduları geliştirmeyi ve fırlatmayı planlıyor.

Şirketler uydularını cep telefonu kulelerine benzer bir şeye dönüştürmek için yörüngedeki yüksekliklerini azaltmaya çalışıyorlar. Uzay Çağı'nın ilk birkaç on yılı boyunca, iletişim uyduları Dünya'nınkinden çok daha yüksek eşzamanlı yörüngelerde kullanıldı ve bu sayede gezegen yüzeyinin daha büyük bir bölümünü uzun bir süre boyunca kapsayabildiler. Ancak bu tür uydular günümüz uydularına kıyasla çok daha az sayıda cihazı idare edebiliyordu.

Son on yılda daha küçük, daha ucuz uyduların üretilmesi ve fırlatılmasındaki gelişmeler, alçak Dünya yörüngesinde bulunan çok sayıda ucuz uyduya dayalı ticari modellere kapı açtı. Bu tür bir uydu uzun süre dayanmayabilir ancak Dünya'daki cep telefonlarından gelen zayıf sinyalleri tespit etme ve artan faaliyetleriyle başa çıkma konusunda daha iyi bir performansa sahip.

Geliştirilmiş vektör hüzmeleme, vericinin diğer alıcılarla etkileşime girmeden sinyali en iyi alıcıya yönlendirmenin yolunu nasıl hesapladığını gösteren bir başka faktördür. Bu yöntem, iletimin bir binadan veya dağın yamacından ve yer kulelerinden yayınlanmasına veya saatte onlarca kilometre hızla hareket eden bir uydudan gelen dar, hızlı hareket eden bir iletimin hassas bir şekilde hedeflenmesine bağlı olabilir.

Bu daha gelişmiş yöntem, ses dalgalarının uyumuna benzer şekilde, her birinin diğerini desteklemesi için aynı sinyallerin birden fazla antenden gönderilmesine dayanabilir.

Konuyla ilgili bir dizi makalede görüşlerini açıklayan araştırmacılar, yönlendirilmiş ışın yönteminin gelecekte daha fazla sayıda uyduya yayılmasının mümkün olabileceğini öne sürüyor. Bu makalelerden birinde, bugün baz istasyonlarına karşılık gelen tek bir uydunun yaptığı işi yapmak üzere birbirine yakın uçan 20'den fazla küçük uydunun kullanılmasına dayanan bir senaryodan bahsediliyor. Münih Alman Üniversitesi'nde iletim işleme alanında uzmanlaşmış bir öğrenci ve bu son makalelerde yer alan araştırmacılardan biri olan Diego Tosi, "Bu uyduların her biri tamamen özerk ve kendi bileşenlerine sahip. Buradaki temel model, sinyallerin tutarlı bir şekilde ulaşmasını sağlayan frekans, faz ve zamanın düzenlenmesinden sorumlu olan bu senkronizasyon programlarıdır” dedi.

Şu anda Starlink ve rakiplerinin sundukları, önemine rağmen çok mütevazı kalmaktadır. Uzmanlar, bu şirketlerin şu anda sunduklarını ‘hiç yoktan iyidir’ şeklinde yorumlarken, ancak uzun vadede, 6G hizmetinin yayılmasını artıracak yaklaşımlara ihtiyaç duyulacağını belirtiyorlar.


TikTok "müstehcen" içeriklere karşı gelişmiş yapay zeka analizlerine odaklandı

(AA)
(AA)
TT

TikTok "müstehcen" içeriklere karşı gelişmiş yapay zeka analizlerine odaklandı

(AA)
(AA)

TikTok Orta Doğu, Kuzey Afrika, Türkiye Bölgesi Kamu Politikaları Yöneticisi ve Türkiye Sözcüsü Emir Gelen, TikTok'un en büyük hedefinin yaratıcılığa ilham olmak ve herkesin keyifli vakit geçirmesini sağlamak olduğunu söyledi.

"2024'te de içerik üreticilerini teşvik etmek ve onları yaratıcı projelerle desteklemek hedefimiz olacak." diyen Gelen, kullanıcıların TikTok deneyimlerini daha kişisel ve güvenli hale getirmek için de çalışmaya devam etmeyi ve herkesin platforma olan bağlılığını güçlendirmeyi amaçladıklarını bildirdi. Gelen, "Bir diğer önemsediğimiz konu da yerelleşme. Yerelleşme, kullanıcılarla olan bağımızı güçlü tutan en önemli konulardan biri. 2024 yılı ve sonrası için de platformumuzun sağladığı faydayı artırmak üzere yerelleşme çabalarımız üzerinde çalışmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

TikTok kullanıcılarının güvenliğinin kendileri için öncelikli olduğunu vurgulayan Gelen, bunun için de farklı önlemler, tedbirler ve araçlar geliştirdiklerini dile getirdi.

Genç kullanıcılar için aile eşlemesi, ekran süresi yönetimi ve içerik filtreleme gibi birtakım seçeneklerin olduğuna dikkati çeken Gelen, aile eşleşmesi özelliği sayesinde ebeveynlerin, çocuğunun hesabıyla ilgili "ekran süresi yönetimi", izleyiciler için uygun olmayabilecek içerik görünümünü kısıtlayan "kısıtlı mod", aile eşleşmesinin yapıldığı hesaba kimlerin mesaj gönderebileceğini kısıtlayan veya doğrudan mesajlaşmayı tamamen kapatan "doğrudan mesajlar", aile eşleşmesi yapılan hesabın görüntülemesine izin verilmeyecek kelimelerin eklenebileceği "kelime filtrelemeye" ilişkin kontrolleri yapabileceklerini anlattı.

"Daha güvenilir yer haline getirmek için çalışıyoruz"

Gelen, güvenli dijital deneyimleri sağlamak için yapay zeka tabanlı içerik moderasyonu ile kötü niyetli içerikleri tespit edip kaldırdıklarını belirterek, şöyle konuştu:

TikTok olarak gençlerimizin kendilerini sanal dünyada güvende hissetmelerini sağlamak adına sürekli güncellenen politikalar ve etkileşimli eğitim materyalleriyle bilinçlendirme çalışmalarına önem veriyoruz. Bu çabalarımızla genç kullanıcılarımıza, yaratıcı ifadelerini özgürce paylaşabilecekleri bir platform sunmayı sürdürüyoruz. Son olarak, 13-18 yaş grubu kullanıcıların ekran süresini otomatik olarak 60 dakikayla sınırladık ve izlemeye devam edebilmeleri için şifre girme zorunluluğu getirdik. Bu ve bunun gibi uygulamalarla platformumuzu gençler için daha güvenilir bir yer haline getirebilmek için çalışıyoruz.

"Güvenliğe büyük önem veriyoruz"

TikTok olarak kullanıcı güvenliğine büyük önem verdiklerini ve her ihlali ciddiye aldıklarını vurgulayan Gelen, geçen yıl platformda uygunsuz içerikleri tespit etmek ve hesapları kapatmak için moderasyon ekibi ve yapay zeka tabanlı sistemle etkin şekilde çalıştıklarını dile getirdi.

Gelen, güvenlik politikaları ve kullanıcı gizliliğine verdikleri öneme dikkati çekerek, şunları kaydetti:

Geçen yıl sonu TBMM Dijital Mecralar Komisyonunda yaptığımız toplantıda 1 Ocak-30 Kasım 2023 döneminde TikTok Türkiye'de yaklaşık 16,5 milyon içeriğe ilişkin 'Topluluk Kuralları'nı ihlalden dolayı aksiyon aldığımızı belirtmiştik. TikTok olarak müstehcen içerikleri tespit etme ve önleme konusunda kararlıyız. İçerik denetiminde, hem insan moderasyonu hem de gelişmiş yapay zeka teknolojilerini kullanıyoruz. Platformumuzda çıplaklık, cinsel faaliyetler ve teşhircilik gibi 'Topluluk Kuralları'nı ihlal eden içeriklere kesinlikle izin vermiyoruz. Bu tarz içeriklerin tespitinde ilgili hesaplara yönelik cezai yaptırımlarımızı hemen uyguluyoruz.


Şimdiye dek ölçülen en zayıf yerçekimi kuantum fiziği araştırmasında oluşturuldu

Bilim insanları, Einstein'ın genel görelilik kuramıyla kuantum teorisini uzlaştırabilmek için uzun süredir çalışıyor (Unsplash)
Bilim insanları, Einstein'ın genel görelilik kuramıyla kuantum teorisini uzlaştırabilmek için uzun süredir çalışıyor (Unsplash)
TT

Şimdiye dek ölçülen en zayıf yerçekimi kuantum fiziği araştırmasında oluşturuldu

Bilim insanları, Einstein'ın genel görelilik kuramıyla kuantum teorisini uzlaştırabilmek için uzun süredir çalışıyor (Unsplash)
Bilim insanları, Einstein'ın genel görelilik kuramıyla kuantum teorisini uzlaştırabilmek için uzun süredir çalışıyor (Unsplash)

Bilim insanları, kuantum mekaniği deneyinde mikroskobik ölçekte yerçekimi gözlemledi. 

Hollanda'daki Leiden Üniversitesi'nden araştırmacıların yaptığı çalışmada, Albert Einstein'in genel görelilik teorisiyle kuantum mekaniği arasındaki ilişkiyi anlamaya yönelik önemli bir adım atıldı. 

Bilimsel dergi Science Advances'ta dün yayımlanan çalışmada, manyetik özelliğe sahip süperiletken bir düzenek oluşturuldu. 

Nadir bir kimyasal element olan tantaldan yapılma bu düzenek, evrende mümkün en düşük sıcaklığa yani -268.7 santigrat dereceye kadar soğutuldu.

Deneyde kullanılan parçacık da 0,25 milimetrelik neodyum mıknatısla 0,25 milimetrelik bir cam kürenin birleştirilmesiyle hazırlandı. Bu parçacık, manyetik düzenek üzerinde havada asılı tutuldu. 

Daha sonra elektrikli bisiklet tekerine üç adet 2,45 kilogramlık pirinç ağırlıklar kondu ve bu da düzenekten yarım metre öteye yerleştirildi. İki nesne arasındaki çekim kuvveti, nesnelerin kütlelerine ve aralarındaki mesafeye bağlı. Kütlenin büyüklüğü ve yakınlık arttıkça, çekim gücü de yükseliyor. 

Deneyde, tekerin çalıştırılmasıyla yarım miligramlık parçacığa 30 attonewton çekim gücü uygulandığı gözlemlendi. 

Leiden Üniversitesi'nden Tim Fuchs, "Tekerleği döndürmeye başladık ve parçacık tıpkı salıncak gibi hareket etti. Yerçekimi kuvveti parçacığı çekiyor, sonra bırakıyor ardından da tekrar çekiyor" dedi. 

Böylelikle bilim insanları şimdiye kadarki en zayıf yerçekimini ölçmüş oldu. Bir önceki rekor, 2021'de 90 miligramlık altın bir küreyle yapılan deneyde elde edilmişti.

Fuchs, yeni deneyin Einstein'ın genel görelilik teorisiyle kuantum mekaniğini birlikte düşünebilme açısından önemli bir gelişme olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Kuantum mekaniğiyle Einstein'ın yerçekimi teorisi olan genel göreliliğin, formüle ettiğimiz şekliyle uyumlu olmadığını biliyoruz. Bu teoriler birlikte çalışmıyor dolayısıyla birinden veya her ikisinden de vazgeçilmesi gerektiğini biliyoruz. Bizim çalışmamız, bu iki teori arasındaki açığı gerçek deneylerle kapatmayı amaçlıyor.

Teorik fizikçi, kuantum mekaniğiyle genel göreliliği bir araya getireceği düşünülen "kuantum yerçekimine" bir adım daha yaklaştıklarını belirtti. 

Fuchs, yerçekiminin kuantum ölçeğinde nasıl çalıştığını anlamanın, evrenin başlangıcından karadeliklerde olup bitene kadar bazı büyük gizemlerin çözülmesini sağlayabileceğine dikkat çekti.

Independent Türkçe, Guardian, Science Alert