İç içe geçmiş 4 bin yıllık "olağanüstü" tabutlar bulundu

"Antik Mısır valisinin kızına ait"

Tabutu süsleyen yazıların, ölen kişiye rehberlik etme amacı taşıdığı tahmin ediliyor (Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı)
Tabutu süsleyen yazıların, ölen kişiye rehberlik etme amacı taşıdığı tahmin ediliyor (Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı)
TT

İç içe geçmiş 4 bin yıllık "olağanüstü" tabutlar bulundu

Tabutu süsleyen yazıların, ölen kişiye rehberlik etme amacı taşıdığı tahmin ediliyor (Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı)
Tabutu süsleyen yazıların, ölen kişiye rehberlik etme amacı taşıdığı tahmin ediliyor (Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı)

Mısır'da 4 bin yıllık "olağanüstü" bir mezar odası keşfedildi. Odada iç içe konmuş iki tabutta yatan kişinin, bir Antik Mısır valisinin kızı olduğu düşünülüyor. 

Asyut kentindeki bir kazı alanında çalışmalar yürüten arkeologlar, ahşap tabutlar ve başka tarihi eserlerle karşılaştı.

Mısır ve Almanya'dan araştırmacıları içeren ekip, Mısır'ın 12. Hanedanı'ndan I. Senusret döneminde Asyut Valisi olarak görev yapmış Djefaihapi'nin mezarını inceliyordu. 

Orta Krallık döneminin öne çıkan firavunlarından I. Senusret, yaklaşık MÖ 1971'den MÖ 1926'ya kadar hüküm sürmüştü. 

Kazılar sırasında valinin Edi veya İdi diye bilinen kızına ait olduğu düşünülen bir mezar odası da gün yüzüne çıkarıldı. 

Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı, 2 Ekim Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Edi'nin, iç içe geçmiş iki tabutta yattığını duyurdu. 

Tabutların biri 2,6 ve diğeri de 2,3 metre uzunluğundaydı. Çok iyi durumdaki ahşap tabutların üstünde büyük bir incelikle yazılmış metinler göze çarpıyor. 

Tabuttaki hiyeroglifler, Edi'den "evin hanımı" diye bahsediyor (Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı)
Tabuttaki hiyeroglifler, Edi'den "evin hanımı" diye bahsediyor (Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı)

Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles kampüsünden Antik Mısır sanatı ve mimarisi uzmanı Kathlyn Cooney, tabuttaki yazıların, ölen kişinin öteki dünyada yolunu bulmasına yardım etme amacı taşıdığını söylüyor.

Kazı çalışmasında yer almayan Cooney, Live Science'a yaptığı açıklamada "Orta Krallık döneminden iki sağlam tabut bulmak olağanüstü bir şey" diye de ekliyor.

Uzmanlar bu metinlerin, Antik Mısırlıların ölümden sonraki yaşama dair inançları hakkında fikir verebileceğini düşünüyor.

Mezar odasında ayrıca ahşap heykelcikler ve kanopik kavanozlar da bulundu. Antik Mısır'da kanopik kavanozlara, mumyalama işleminde çıkarılan iç organlar konuyordu. 

Araştırmacılar, odadaki ahşap heykelciklerin Edi'yi tasvir ediyor olabileceğini düşünüyor (Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı)

Araştırmacılar, odadaki ahşap heykelciklerin Edi'yi tasvir ediyor olabileceğini düşünüyor (Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı)

Tabuttaki kemik kalıntılarına dair ilk incelemelere göre Edi, 40 yaşına gelmeden hayatını kaybetmiş. Bilim insanları ayrıca kadının ayağında bir doğum kusuru olduğunu tahmin ediyor. 

Bulgular üzerindeki incelemelerin ve alandaki kazı çalışmalarının devam etmesi planlanıyor. Bilim insanları bu sayede Asyut Valisi ve kızının hayatının yanı sıra yaşadıkları dönem hakkında da yeni detaylar ortaya çıkarmayı umuyor. 

York Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden Joann Fletcher, Newsweek'e yaptığı açıklamada yer almadığı çalışmanın bulguları hakkında "Asyut'taki bu keşif, daha önceki Eski Krallık ve Tutankamon ve II. Ramses gibi büyük firavunlarıyla bilinen daha sonraki Yeni Krallık'ın gölgesinde kalan Orta Krallık hakkında bilgilerimizi artıracak" diyor:

Aslında Orta Krallık, yeni bulunan dış tabutun üzerindeki boya işçiliğinin kalitesinde de görülebileceği gibi, büyük bir sanatsal ve kültürel ihtişam dönemiydi.

Independent Türkçe, Live Science, Newsweek, Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı



Yapay zeka tartışmasına Amazon da katıldı: "Güçlü önlemlere ihtiyaç var"

9 Aralık 2024'te Almanya'nın batısındaki Horn-Bad Meinberg'de, çevrimiçi perakende devi Amazon'un bir dağıtım merkezinin önünde "Dur" yazılı trafik tabelası görülüyor (AFP)
9 Aralık 2024'te Almanya'nın batısındaki Horn-Bad Meinberg'de, çevrimiçi perakende devi Amazon'un bir dağıtım merkezinin önünde "Dur" yazılı trafik tabelası görülüyor (AFP)
TT

Yapay zeka tartışmasına Amazon da katıldı: "Güçlü önlemlere ihtiyaç var"

9 Aralık 2024'te Almanya'nın batısındaki Horn-Bad Meinberg'de, çevrimiçi perakende devi Amazon'un bir dağıtım merkezinin önünde "Dur" yazılı trafik tabelası görülüyor (AFP)
9 Aralık 2024'te Almanya'nın batısındaki Horn-Bad Meinberg'de, çevrimiçi perakende devi Amazon'un bir dağıtım merkezinin önünde "Dur" yazılı trafik tabelası görülüyor (AFP)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson 

Amazon, yapay zeka modellerinin yeterli güvenlik önlemleri alınmadan kamuya sunulmaması gerektiğini belirtti.

Çevrimiçi perakende devi, yapay zeka araştırmacılarının son günlerde dikkat çektiği türden zararları önlemek için "titiz testler ve sağlam güvenlik önlemleri" hayata geçirme çağrısında bulundu.

Anthropic CEO'su Dario Amodei ve OpenAI CEO'su Sam Altman da dahil, yapay zeka sektörünün önde gelen isimleri, deneysel modellerin diğer şirketlere saldırılar düzenlemesinin ardından bu alandaki çalışmaların yavaşlatılması çağrısı yapıyor.

Bir Amazon sözcüsü de yapay zeka geliştirme çalışmalarını tamamen durdurmadan uygun koruma önlemlerinin belirlenip uygulanması gerektiğini söyledi.

Amazon sözcüsü, "Bunu ilerlemeyle güvenlik arasında yapılacak bir seçim olarak görmüyoruz. Modeller, kullanıma hazır ve güvenli olduklarında piyasaya sürülmeli; bu da titiz testler ve güçlü güvenlik önlemleriyle sağlanabilir" dedi.

Bu adımlar hep birlikte atılmazsa riskler ortaya çıkar ve sektör olarak hükümetle işbirliği içinde doğru koruma önlemlerini alacağımıza inanıyoruz.

Yapay zeka halihazırda müşterilere gerçek bir değer katıyor, bu yüzden bu meseleyi doğru düzgün yürütmek önem arz ediyor.

Anthropic'te çalışan bir araştırmacının geçen hafta şirketten istifa ederek "Yapay zekayı geliştirenler, bu teknolojinin 2030'a kadar hepimizi öldürebileceğine içtenlikle inanıyor" uyarısında bulunmasının ardından, yapay zeka şirketleri ürünleriyle ilgili giderek daha çok mercek altına alınıyor.

Araştırmacı, "Başka hiçbir insan faaliyeti bu düzeyde bir tehlike yaratmıyor" diye eklemişti.

Sivil eylem grubu PauseAI UK'in 16 Eylül 2026'da Londra'nın merkezindeki Downing Street önünde düzenlediği bir "acil durum protestosuna" katılanlar pankartlar ve bir afiş tutuyor (AFP)
Sivil eylem grubu PauseAI UK'in 16 Eylül 2026'da Londra'nın merkezindeki Downing Street önünde düzenlediği bir "acil durum protestosuna" katılanlar pankartlar ve bir afiş tutuyor (AFP)

Anthropic'in mevcut yapay zeka güvenliği sorumlusu Evan Hubinger da bu iddiaları destekleyerek yüzde 10 ihtimalle yapay zekanın önümüzdeki 10 yıl içinde "tüm insanları öldürebileceğini" düşündüğünü belirtmişti.

Buna yanıt olarak Anthropic'ten Dario Amodei, "İlerlemeyi yavaşlatmalıyız" başlıklı bir makale yayımlamıştı.

Amodei, "Yapay zeka birtakım riskleri beraberinde getiriyor ve son derece güçlü bir teknoloji olduğu için bu riskler ciddi" diye yazmıştı.

Bunlar arasında yapay zeka sistemleri üzerindeki kontrolün kaybedilmesi riski, siber saldırılar ve biyoterörizm amacıyla yapay zekanın kötüye kullanılması ve ciddi ekonomik aksaklıklar yer alıyor. Ticari teşviklerin körüklediği bir dibe doğru yarış, bu riskleri daha da artırabilir.

Yavaşlama çağrıları sektörde geniş destek bulsa da ABD Başkanı Donald Trump'ın direnişiyle karşılaşmıştı. Trump, her türlü düzenleyici güvenlik kuralının ABD'nin yapay zeka yarışında Çin'in gerisine düşmesine yol açacağını savunmuştu.

Independent Türkçe,independent.co.uk/tech


Yapay zekâ insanlığın sonunu getirebilir mi?

Araştırmacılar, yapay zekânın insan kapasitesini aşacak bir düzeye ulaşmasının insanlığın geleceğini tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor... Yapay zekâ tarafından oluşturulan görsel (Şarku’l Avsat)
Araştırmacılar, yapay zekânın insan kapasitesini aşacak bir düzeye ulaşmasının insanlığın geleceğini tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor... Yapay zekâ tarafından oluşturulan görsel (Şarku’l Avsat)
TT

Yapay zekâ insanlığın sonunu getirebilir mi?

Araştırmacılar, yapay zekânın insan kapasitesini aşacak bir düzeye ulaşmasının insanlığın geleceğini tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor... Yapay zekâ tarafından oluşturulan görsel (Şarku’l Avsat)
Araştırmacılar, yapay zekânın insan kapasitesini aşacak bir düzeye ulaşmasının insanlığın geleceğini tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor... Yapay zekâ tarafından oluşturulan görsel (Şarku’l Avsat)

Yapay zekâ sektöründe, bu teknolojinin gelişmesinin insanlığın varlığını tehdit edebileceğine ilişkin uyarılar giderek artıyor. Ancak tartışmanın odağındaki soru hâlâ şu: Gücü ne kadar ileri düzeyde olursa olsun yazılımlar, milyarlarca insanın ölümüne fiilen nasıl yol açabilir?

Tartışma, Anthropic’te araştırmacı olarak görev yapan Jacob Coxon’un istifası ve şirketin geliştirdiği teknolojilerin taşıdığı risklere ilişkin uyarılarının ardından yeniden alevlendi. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre  Coxon’un meslektaşı Evan Hubinger ise yapay zekânın önümüzdeki 10 yıl içinde insanlığın yok olmasına yol açma ihtimalini yüzde 10’un üzerinde görüyor.

Makine Zekâsı Araştırma Enstitüsü (MIRI) Başkanı Nate Soares ise daha ileri giderek insanlardan üstün bir yapay zekânın ortaya çıkması halinde insanlığın ortadan kaldırılmasının en muhtemel sonuç olduğunu savunuyor.

Ancak bu görüşleri eleştirenler, öne sürülen senaryoların çoğunun bilimsel olarak test edilebilecek açık bir neden-sonuç zincirinden yoksun olduğuna dikkat çekiyor. AI Now Enstitüsü’nün baş bilim insanı Heidi Khlaff, bilimsel iddiaların kanıtlanabilir veya yanlışlanabilir olması gerektiğini belirtiyor.

Yapay salgın

Öne sürülen senaryolardan biri, süper yapay zekânın son derece tehlikeli bir biyolojik silahın geliştirilmesine yardımcı olabilmesi ihtimaline dayanıyor.

Araştırmacı Thomas Larsen, gelişmiş bir sistemin bir laboratuvarda çalışan kişiyi, sistemin gerçek amacını fark etmeden, ölümcül bir virüsün üretilmesine ve yayılmasına yol açacak deneyleri gerçekleştirmesi için yönlendirebileceğini düşünüyor.

vghy
Araştırmacılar, gelecekte gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin son derece tehlikeli biyolojik silahların geliştirilmesinde kullanılabileceği ihtimalini gündeme getiriyor... Yapay zekâ tarafından oluşturulan görsel (Şarku’l Avsat)

Soares ise daha ileri bir ihtimal üzerinde duruyor. Buna göre gelecekte son derece gelişmiş bir yapay zekâ, otomatik bir laboratuvarı kontrol ederek biyolojik deneyleri doğrudan kendisi gerçekleştirebilir ve bunun için doğrudan insan yardımına ihtiyaç duymayabilir.

Ancak ABD'deki Carnegie Mellon Üniversitesi'nde makine öğrenimi profesörü olan ve aynı zamanda mikrobiyoloji alanında uzmanlaşan Eric Xing, böyle bir sürecin son derece karmaşık olduğuna dikkat çekiyor.

Virüs geliştirilmesi; adımların, sıcaklığın, ortamın ve kullanılan maddelerin son derece hassas biçimde düzenlenmesini gerektiriyor. Tek bir hata bile sürecin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açabiliyor.

Ayrıca gerekli ekipman ve malzemelere erişim, yasalar ve denetimlerin yanı sıra tedarik zincirleri tarafından da kontrol ediliyor. Bu durum, dijital bir tasarımın gerçek bir silaha dönüştürülmesini daha da zorlaştırıyor.

Ölümcül robotlar

Bir başka senaryo ise çok sayıda bağımsız robotun ortaya çıkmasını öngörüyor. Bu robotların daha fazla robot üretebilmesi, fabrikaları ve enerji altyapısını yönetebilmesi ihtimali üzerinde duruluyor.

vfghy
Araştırmacılar, süper gelişmiş yapay zekânın insanlara zarar verme niyeti olmasa bile insanlar için tehdit oluşturabileceğini düşünüyor... Yapay zekâ tarafından oluşturulan görsel (Şarku’l Avsat)

Soares, bu aşamaya ulaşılması halinde makinelerin insanlardan bağımsız şekilde faaliyetlerini sürdürebileceğini ve onları durdurmaya yönelik girişimlere direnebileceğini savunuyor.

Ancak bu senaryo, mevcut teknolojik kapasitenin hâlâ oldukça uzağında bulunuyor. İnsansı robotlar henüz geniş çaplı bir yaygınlığa ulaşmış değil. Ayrıca daha fazla robotu kendi başlarına üretebilecekleri bir üretim zinciri kurma kapasitesine de sahip değiller.

Nükleer silahların kontrolü

Bir diğer ihtimal ise yapay zekânın nükleer silahların kontrolünü ele geçirmesi.

Ancak Khlaff, hassas nükleer tesislerin genellikle genel internete bağlı olmadığını ve sıkı mühendislik ile güvenlik standartlarına tabi olduğunu belirtiyor.

Stanford Üniversitesi araştırmacısı Herbert Lin ise yapay zekânın nükleer savaşla bağlantılı bazı riskleri artırabileceğini, ancak temel fiziksel tehlikenin yine silahların kendisinden kaynaklandığını ifade ediyor.

Kanıtlanması zor bir risk

Karamsar görüşü savunanlar, belirli bir senaryoya odaklanmanın asıl tehlikeyi gözden kaçırabileceğini düşünüyor. Buna göre yapay zekâ, insan müdahalesi olmadan kendisini sürekli geliştirebilir hale gelirse, hedeflerine ulaşmak için insanların öngöremeyeceği yöntemler geliştirebilir.

Soares, sistemin mutlaka “kötü” olması gerekmediğini söylüyor. Ona göre yapay zekâ, insanların hayatta kalmasını dikkate almayan hedeflere ulaşmaya çalışabilir ve bunun sonucunda çevreyi veya kaynakları insan yaşamını imkânsız hale getirecek şekilde yeniden düzenleyebilir.

fgthyj
Araştırmacılar, yapay zekâ sistemlerinin gelecekte insanlardan daha bağımsız şekilde çalışabilecek ve adımlar atabilecek kapasiteye ulaşabileceğini düşünüyor... Yapay zekâ tarafından oluşturulan görsel (Şarku’l Avsat)

Ancak Xing, insanları ortadan kaldırmak için öngörülemeyen yöntemler geliştirebilecek süper yapay zekâdan söz etmenin tek başına riskin boyutunu değerlendirmek için yeterli olmadığını savunuyor.

Xing, bu risklere karşı politika ve yasalar oluşturulabilmesi için gerçekleşme ihtimali incelenebilecek ve sonuçları ölçülebilecek açık senaryoların belirlenmesi gerektiğini belirtiyor.

Şu anda yapay zekâ sistemlerinin, insanlığın ortadan kaldırılmasına yönelik öne sürülen senaryolardan herhangi birini gerçekleştirebildiğine ilişkin kanıt bulunmuyor. Buna, bağımsız şekilde ölümcül bir salgın geliştirmek, nükleer silahların kontrolünü ele geçirmek veya robot orduları kurmak da dahil.

Dolayısıyla söz konusu senaryolar, yapay zekânın gelecekteki yeteneklerinin mevcut kapasitesinin çok ötesine ulaşması halinde nelerin mümkün olabileceğine ilişkin öngörüler olarak kalıyor.


NASA, Ay’da yakın zamanda oluşmuş devasa bir krater keşfetti

“McGitchin” adı verilen kraterin çapı yaklaşık 222 metre. Kraterin, Ay’ın 2024 ilkbaharında bir kuyruklu yıldız ya da asteroitle çarpışması sonucu oluştuğu düşünülüyor. (AFP)
“McGitchin” adı verilen kraterin çapı yaklaşık 222 metre. Kraterin, Ay’ın 2024 ilkbaharında bir kuyruklu yıldız ya da asteroitle çarpışması sonucu oluştuğu düşünülüyor. (AFP)
TT

NASA, Ay’da yakın zamanda oluşmuş devasa bir krater keşfetti

“McGitchin” adı verilen kraterin çapı yaklaşık 222 metre. Kraterin, Ay’ın 2024 ilkbaharında bir kuyruklu yıldız ya da asteroitle çarpışması sonucu oluştuğu düşünülüyor. (AFP)
“McGitchin” adı verilen kraterin çapı yaklaşık 222 metre. Kraterin, Ay’ın 2024 ilkbaharında bir kuyruklu yıldız ya da asteroitle çarpışması sonucu oluştuğu düşünülüyor. (AFP)

ABD Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) bünyesinde görev yapan bir araştırmacı, Ay’ın yüzeyinde yakın zamanda oluşmuş devasa bir krater keşfetti. Bilim insanları, bu tür nadir bir olayın ancak yüzyılda bir veya daha uzun aralıklarla meydana gelebileceğini belirtiyor.

NASA’nın açıklamasına göre “McGetchin” adı verilen kraterin çapı yaklaşık 222 metre. Kraterin, 2024 ilkbaharında bir kuyruklu yıldızın veya asteroidin Ay’a çarpması sonucu oluştuğu düşünülüyor. Araştırmacılar, çarpışmaya yol açan gök cisminin 3 ila 6 katlı bir bina büyüklüğünde olduğunu tahmin ediyor. NASA, “Bilim insanları bu büyüklükteki bir çarpışmanın Ay’da yaklaşık yüzyılda bir veya daha seyrek meydana geldiğini tahmin ediyor” açıklamasını yaptı.

Krater yıllardır Ay’ın yüzeyinde bulunmasına rağmen, 2009’dan bu yana Ay’ı inceleyen Lunar Reconnaissance Orbiter (LRO) aracının çektiği yeni görüntüleri analiz eden araştırmacı Robert Wagner tarafından fark edilene kadar keşfedilemedi. Krater, görüntülerde etrafını çevreleyen koyu renkli bir hale ile birlikte “büyük ve parlak bir leke” şeklinde ortaya çıktı.

Science Advances dergisinde dün yayımlanan araştırmaya göre bu krater, bugüne kadar Güneş Sistemi’nde keşfedilen yakın zamanda oluşmuş en büyük krater olma özelliğini taşıyor.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bilim insanları, yeni oluşan kraterlerin meydana gelişini incelemenin Ay’ın jeolojisinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olduğunu ve bunun ABD ile Çin’in planladığı gelecekteki insanlı Ay görevlerine hazırlık açısından katkı sağlayabileceğini belirtiyor.