"Asya tek boynuzlu atı"nın genom haritası ilk kez çıkarıldı: Yok olmalarını engelleyebilir mi?https://turkish.aawsat.com/teknoloji%CC%87/5141451-asya-tek-boynuzlu-at%C4%B1n%C4%B1n-genom-haritas%C4%B1-ilk-kez-%C3%A7%C4%B1kar%C4%B1ld%C4%B1-yok-olmalar%C4%B1n%C4%B1
"Asya tek boynuzlu atı"nın genom haritası ilk kez çıkarıldı: Yok olmalarını engelleyebilir mi?
Laos'ta 1999'da kameralara yakalanan saolanın en iyi tahminlere göre 100'den az üyesi kaldı (Ban Vangban Village/Wildlife Conservation Society)
Son derece nadir rastlanan "Asya tek boynuzlu atı" saolanın ilk defa genom haritası çıkarıldı. Yeni çalışma nesli kritik tehlike altındaki türün yaşamasını sağlayabilir.
İlk kez 1992'de tanımlanan saola (Pseudoryx nghetinhensis), en yakın zamanda keşfedilen büyük memeli türü. Vietnam ve Laos'un dağlık ormanlarında yaşayan bu sığır türü, boynuzlarının yanı sıra çok nadir görülmesi nedeniyle "Asya tek boynuzlu atı" diye biliniyor.
Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği'ne (IUCN) göre nesli kritik tehlike altındaki bu türün 100'den daha az üyesi kaldığı tahmin ediliyor. Üstelik en son 2013'te görülmesi, soyunun çoktan tükenmiş olabileceği ihtimalini de gündeme getiriyor.
Uluslararası bir araştırma ekibi, avcıların evlerinden toplanan saola kalıntılarından alınan parçaları analiz ederek 26 saolanın tam genomunu çıkardı. Türünün ilk örneği olan bu çalışma, saolanın geçmişini anlama ve geleceğini güvence altına alma yolunda kritik bilgiler sundu.
Bulguları hakemli dergi Cell'de 5 Mayıs Pazartesi günü yayımlanan çalışmaya göre saolalar 5 bin ila 20 bin yıl önce iki ayrı popülasyona ayrılmış.
Makalenin başyazarı Genís Garcia Erill "Saolanın önemli genetik farklılıklara sahip iki popülasyona ayrıldığını görmek bizi epey şaşırttı" diyerek ekliyor:
Bu daha önce hiç bilinmiyordu ve genetik veriler olmadan bilmemizin yolu yoktu. Bu önemli bir sonuç çünkü türün genetik varyasyonunun nasıl dağıldığını etkiliyor.
Bilim insanları ayrıca iki popülasyonun da Son Buzul Çağı'ndan itibaren azaldığını saptadı. Ekip, toplam saola nüfusunun 10 bin yıldır hiçbir zaman 5 binin üstüne çıkmadığını tahmin ediyor.
Bu durum, iki grubun da genetik çeşitliliğini kaybettiği anlamına geliyor. Ancak her biri genetik kodlarının farklı kısımlarını kaybetmiş. Araştırmacılara göre bu, nesillerinin tükenmesini önlemede kritik bir rol oynayabilir.
Garcia Erill "Bir popülasyonda kaybolan genetik varyasyon diğerini tamamlıyor. Yani eğer bunları karıştırırsak, diğerindeki eksiklik giderilebilir" diye açıklıyor.
Bilim insanları saolaların hayatta kalması için esaret altında çiftleşmelerini sağlayacak bir program geliştirmeye çalışıyor. Yeni çalışmayı yürüten ekibin hesaplamalarına göre böyle bir program, tükenme riski karşısında en etkili çözümü sunuyor.
Çalışmanın bir diğer yazarı Rasmus Heller şöyle diyor:
Gelecekteki bir popülasyonun temelini oluşturmak için en az bir düzine saolayı (ideal olarak her iki popülasyonun karışımı) bir araya getirebilirsek, modellerimiz türlerin uzun vadede hayatta kalma şansının yüksek olacağını gösteriyor.
En son 2013'te görülen bir türün 12 üyesini bulmak zorlu bir iş. Ancak araştırmacılar, yeni çalışmanın bu sorunu çözebileceğine inanıyor. Saolanın genetik haritasının çıkarılması, daha kapsamlı arama çalışmalarının önünü açabilir.
Makalenin yazarlarından Minh Duc Le, "Birçok araştırmacı, suda ve hatta aynı habitatta yaşayan kan emiciler olan sülüklerde, saola DNA'sının izlerini bulmayı deneyip başaramadı" diyerek ekliyor:
Bu tekniklerin hepsi küçük DNA parçalarını tespit etmeye dayanıyor ama artık saola genomunun tamamını bildiğimize göre, bu parçaları bulmak için çok daha geniş bir el kitabımız var.
Washington yapay zekâ kartlarını yeniden dağıtıyor... Trump Yapay Zeka Gücü kuruyorhttps://turkish.aawsat.com/teknoloji%CC%87/5320351-washington-yapay-zek%C3%A2-kartlar%C4%B1n%C4%B1-yeniden-da%C4%9F%C4%B1t%C4%B1yor-trump-yapay-zeka-g%C3%BCc%C3%BC-kuruyor
Washington yapay zekâ kartlarını yeniden dağıtıyor... Trump Yapay Zeka Gücü kuruyor
Fotoğraf: Reuters
Teknoloji sektöründe yapay zekâ yarışının ve bunun güvenlik alanındaki sonuçlarının doğurabileceği risklere ilişkin uyarılar artarken ABD Başkanı Donald Trump, bir Yapay Zekâ Gücü kurma ve teknoloji dosyasından sorumlu üst düzey bir yetkili atama niyetini açıkladı. Kurumsal yapısı ve yetkilerinin sınırları henüz netleşmeyen bu adım, yapay zekânın ABD'nin ekonomik ve güvenlik politikalarındaki öneminin giderek arttığını gösteriyor.
Trump, cumartesi günü Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, ilk başkanlık döneminde kurduğu Uzay Gücü’ne benzer şekilde bir AI Force oluşturacağını ve yakında bir Yapay Zekâ Çarı ((Güvenlik Sorumlusunu) atayacağını söyledi. ABD Başkanı, gücün ne zaman kurulacağını, bütçesinin ne olacağını veya hangi kuruma bağlı olacağını belirtmedi. Ayrıca yeni yapının yeni bir sivil kurum mu olacağı yoksa mevcut bir hükümet yapısının parçası mı olacağı konusunda da açıklama yapmadı.
Bu açıklama, halihazırda yapay zekâ dosyasıyla ilgilenen birçok devlet kurumunun bulunduğu bir dönemde geldi. Bunlar arasında Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Politikaları Ofisi, Ticaret Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı'nın yanı sıra Pentagon bünyesinde dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarından sorumlu başlıca bir birim bulunuyor. Bu nedenle yeni gücün mevcut kurumlara ne gibi bir rol ekleyeceği konusunda soru işaretleri ortaya çıkıyor.
Ancak Trump'ın açıklamasının taşıdığı siyasi mesaj, kurumsal ayrıntılardan daha netti. Trump, yönetiminin yapay zekâ sektörünün büyümesini engellemeyeceğini aksine sektörü destekleyeceğini ve gelişimini izleyeceğini belirtti. Yapay zekâyı gelecek sanayi devrimi veya bundan daha büyük bir gelişme olarak nitelendiren Trump, teknolojinin etkisinin kendi tahminine göre ABD gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 25'ine ulaşabileceğini söyledi. Trump ayrıca ABD'nin bu alanda Çin karşısında liderliğini koruması gerektiğini vurguladı.
Trump, Nisan 2025'te yürürlüğe girecek yeni gümrük vergilerini duyuran bir etkinlikte konuşuyor (AP)
Bu yaklaşım, yapay zekâyı ABD ile Çin arasındaki rekabetin merkezine yerleştiriyor. Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında yapılması beklenen görüşmede teknoloji dosyasının da gündeme gelmesi bekleniyor. Rekabet yalnızca ticari kapasiteyle sınırlı değil. Yarış aynı zamanda çipler, veri merkezleri, askeri uygulamalar ve siber güvenlik alanlarındaki üstünlükle de bağlantılı.
Gelişmeyi hızlandırma... Denetimi artırma
Yapay Zekâ Gücü açıklaması, daha ileri yapay zekâ teknolojilerinin yol açabileceği riskler konusunda teknoloji şirketleri ve ABD hükümeti üzerindeki baskının arttığı bir dönemde geldi.
Anthropic Üst Yöneticisi Dario Amodei, gelişmiş yapay zekâ modellerinin geliştirilme hızının yavaşlatılması çağrısında bulundu. Amodei, daha fazla uluslararası koordinasyon ve modellerin güvenliğinin bağımsız biçimde değerlendirilmesini de içeren önlemler önerdi.
OpenAI Üst Yöneticisi Sam Altman da gelişmenin hızlanmasının son derece kötü sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Altman aynı zamanda gelişmiş yapay zekâ için ortak güvenlik gereklilikleri belirleyen federal bir çerçeve oluşturulması çağrısı yaptı. Elon Musk da sektör üzerindeki denetimlerin artırılmasına yönelik tavsiyeleri destekledi.
İngiltere'de ise farklı partilerden milletvekilleri, Parlamentonun Ortak İnsan Hakları Komitesi'nin mevcut yasaların teknolojinin gelişme hızına tamamen ayak uyduramadığı sonucuna varmasının ardından yeni bir yasal düzenleme yapılması çağrısında bulundu.
Pittsburgh'da 17 Eylül 2026'da Bakery Square'de düzenlenen Yapay Zeka Zirvesi (AFP)
Sektördeki bazı araştırmacıların gelişmiş modellerin kontrol edilmesi zor seviyelere ulaşabileceği yönündeki uyarılarının ardından endişeler de arttı. Anthropic'in eski araştırmacısı Jacob Coxon, kontrol edilmesi giderek zorlaşabilecek sistemler geliştirmek için şirketler arasındaki rekabete ilişkin endişeleri nedeniyle sektörden ayrıldığını söyledi.
Trump ise bu endişelerin sektörün yavaşlatılmasını gerektirdiğini düşünmüyor. Daha önce yapay zekânın kontrolden çıkabileceğine yönelik uyarıları aldatmaca olarak nitelendiren Trump, son paylaşımında teknolojinin kötüye kullanımına karşı mevcut ceza ve hukuk sistemlerinin kullanılabileceğini, bunun yerine geniş kapsamlı yeni bir düzenleme sistemi getirilmesine gerek olmadığını belirtti.
David Sacks'ın ayrılmasının ardından yeni Çar
Yapay Zekâ Çarı atanması, Trump yönetimindeki bu türden ikinci atama olacak. Yatırımcı David Sacks daha önce yapay zekâ ve kripto para dosyalarını birlikte yürüten bir görevi üstlenmişti. Sacks daha sonra bu görevden ayrılarak Başkan'ın Bilim ve Teknoloji Danışmanları Konseyi'nde üst düzey bir göreve geçti.
Yeni açıklama, yönetim içinde sektörün ne ölçüde denetlenmesi gerektiğine ilişkin görüş ayrılıklarının yaşandığı bir dönemde geldi. Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal'den aktardığı habere göre danışmanlar, gelişmiş modellerin yetenekleri ve siber saldırı risklerine odaklanan bir ekip ile ABD şirketlerinin Çin'le rekabetinde yavaşlamasını önlemek için asgari düzeyde düzenleme yapılmasını savunan bir başka ekip arasında bölünmüş durumda.
Bu görüş ayrılığı, yeni yetkiliye verilecek görevin önemini artırıyor. Özellikle amaç ABD'nin yapay zekâ politikasını koordine etmekse bu durum daha da önem kazanıyor. Zira hükümete bağlı çok sayıda kurum halihazırda dosyanın farklı boyutları üzerinde çalışıyor.
Veri merkezleri yeni bir cephe açıyor
Baskılar yalnızca teknolojik risklerle sınırlı değil. Yapay zekâ şirketlerinin modelleri çalıştırmak için ihtiyaç duyduğu veri merkezleri, yüksek enerji ve su tüketimleri ile elektrik şebekeleri ve yerel topluluklar üzerindeki etkileri nedeniyle ABD'de giderek daha hassas bir konu haline geliyor.
Gallup tarafından mayıs ayında yayımlanan verilere göre her 10 Amerikalıdan 7'si kendi bölgelerinde yapay zekâ veri merkezi kurulmasına karşı çıkıyor. Bunların yüzde 48'i ise buna kesinlikle karşı olduğunu belirtiyor.
Bu görselde yapay zekâ ifadesi, robot görseli ve Avrupa Birliği bayrağı yer alıyor (Reuters)
New York Times ve Siena tarafından eylül ayında 1.503 potansiyel seçmenle gerçekleştirilen daha yeni bir ankette de katılımcıların yüzde 61'i yapay zekâ veri merkezlerinin kurulmasına karşı çıktı. Yüzde 14'lük kesim ise bu tür merkezlerin kurulmasını güçlü biçimde destekledi.
Trump ise bu yatırımları savunarak veri merkezlerini büyüme ve istihdam kaynağı olarak nitelendirdi. Bu açıklama, veri merkezlerinin kaynak tüketimi ve bunlarla bağlantılı enerji maliyetlerine yönelik yerel itirazların arttığı bir dönemde geldi.
Böylece Yapay Zekâ Gücü, üç farklı sürecin kesiştiği bir dönemde gündeme geliyor: Washington'ın Çin karşısındaki teknolojik üstünlüğünü koruma isteği, yapay zekâ şirketlerinin güvenlik konusunda kurallar veya standartlar oluşturulması yönündeki baskıları ve sektörün büyümesi için gerekli altyapıya yönelik artan itirazlar.
Yeni gücün yapısı, Yapay Zekâ Çarı’nın yetkileri ve girişimin finansmanına ilişkin resmi ayrıntıların bulunmadığı mevcut durumda açıklama, şimdilik faal bir hükümet kurumundan ziyade siyasi bir çerçeve niteliği taşıyor. Bununla birlikte açıklamanın zamanlaması, yapay zekânın teknoloji sektörünün sınırlarını aşarak ABD'nin ekonomik, güvenlik ve stratejik hesaplamalarında öncelikli bir konuma yükseldiğine işaret ediyor.
Çığır açıcı keşif: İnsan beyni aslında iki ayrı organhttps://turkish.aawsat.com/teknoloji%CC%87/5320234-%C3%A7%C4%B1%C4%9F%C4%B1r-a%C3%A7%C4%B1c%C4%B1-ke%C5%9Fif-i%CC%87nsan-beyni-asl%C4%B1nda-iki-ayr%C4%B1-organ
Çığır açıcı keşif: İnsan beyni aslında iki ayrı organ
Son araştırmada, beynin iki ayrı organ gibi çalıştığı tespit edildi (Pexels)
Suha Kidwai
Çığır açıcı yeni bir araştırmaya göre insan beyni tek bir organ değil, birbirinden bağımsız olarak evrimleşip daha sonra birleşen iki ayrı sistem.
Stanford Üniversitesi'nden bilim insanları, uzun süredir gizemini koruyan bir laboratuvar sorununu çözmeye çalışırken bu keşfi yaptı: Beynin arka kısmına ait hücreleri petri kabında yetiştirmek neredeyse imkansızken, ön kısmına ait hücreler neden kolayca üretilebiliyordu?
Ekip, beynin en erken aşamalarında nasıl oluştuğunu inceleyerek organın ön ve arka bölümlerinin birbirinden tamamen farklı öncül hücrelerden geliştiğini keşfetti.
Daha önce, beynin tamamının tek bir ana öncül hücreden geliştiği düşünülüyordu.
Ancak Stanford ekibi, gastrulasyon (basit bir hücre kümesinin gerçek vücut yapılarına dönüşmeye başladığı kritik gelişim aşaması) sırasında embriyoları gözlemleyerek iki farklı hücre grubu tespit etti.
Bir hücre grubu yalnızca beynin ön kısmını oluşturmak üzere programlanmışken, diğeriyse sadece arka kısmını oluşturmaya adanmıştı. Daha ileri analizler, bu iki grup içindeki genetik talimatların tamamen farklı şekillerde gruplandığını ve böylece birbirleriyle asla kesişmeyen ayrı yollara yönlendirildiklerini gösterdi.
Stanford Üniversitesi'nde gelişim biyolojisi alanından Doç. Dr. Kyle Loh şöyle diyor:
Beynin tek bir organ olması muhtemelen daha verimli olurdu ancak beyni iki ayrı parça halinde üreten bu kadim yönteme bağımlıyız.
Araştırmacılar, tıpkı denizanasının vücudunun farklı bölgelerinde ayrı sinir ağları bulunması gibi, uzak evrimsel tarihte bu iki sistemin, ilkel hayvanlarda ayrı fiziksel konumlarda var olduğuna inanıyor.
Kafatasının tabanında yer alan arka beyin, vücudun otomatik kontrol merkezi görevini üstleniyor ve kalp atış hızı, solunum ve uyku döngüleri gibi hayati fonksiyonları yönetiyor.
Orta beyin ve ön beyin ise dil, mantık ve soyut muhakeme gibi üst düzey düşünme süreçlerini yürütüyor.
Ayrı kökenlere sahip olmalarına rağmen bu iki sistem mükemmel bir uyum içinde entegre olarak günlük görevleri yerine getiriyor.
Araştırmacıların, insanlarla uzak bir ortak ataya sahip deniz canlıları Enteropneusta'da da aynı ikili sistem yapısını saptaması, bu iki parçalı tasarımın en az 500 milyon yıl öncesine dayandığına işaret ediyor.
Nature Neuroscience'ta yayımlanan bulgular, tıbbi araştırmalar açısından önemli bir dönüm noktası.
Arka beyin hücrelerinin nasıl benzersiz bir şekilde oluştuğuna dair bilgiyle donanan ekip, laboratuvarda ilk kez insan kök hücrelerini işlevsel arka beyin motor nöronlarına dönüştürmeyi başardı.
Bu özel sinir hücrelerinin üretilebilmesinin, özellikle arka beyindeki motor nöronları hedef alıp yok eden amyotrofik lateral skleroz (ALS) ve spinal musküler atrofi (SMA) gibi ölümcül nörodejeneratif hastalıklara yönelik araştırmaları büyük ölçüde hızlandırması bekleniyor.
Jokhai, "Petri kabında kök hücrelerden çok sayıda insan arka beyin motor nöronu yaratabilmemiz, bu hastalıkların modellenmesinde yeni bir yaklaşım sunuyor" diyor.
Bir gün çok sayıdaki nörodejeneratif hastalıktan etkilenen kişilere rejeneratif tedaviler sunabilmeyi umuyoruz.
Independent Türkçe,independent.co.uk/news
Yapay zeka tartışmasına Amazon da katıldı: "Güçlü önlemlere ihtiyaç var"https://turkish.aawsat.com/teknoloji%CC%87/5320233-yapay-zeka-tart%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1na-amazon-da-kat%C4%B1ld%C4%B1-g%C3%BC%C3%A7l%C3%BC-%C3%B6nlemlere-ihtiya%C3%A7-var
9 Aralık 2024'te Almanya'nın batısındaki Horn-Bad Meinberg'de, çevrimiçi perakende devi Amazon'un bir dağıtım merkezinin önünde "Dur" yazılı trafik tabelası görülüyor (AFP)
Yapay zeka tartışmasına Amazon da katıldı: "Güçlü önlemlere ihtiyaç var"
9 Aralık 2024'te Almanya'nın batısındaki Horn-Bad Meinberg'de, çevrimiçi perakende devi Amazon'un bir dağıtım merkezinin önünde "Dur" yazılı trafik tabelası görülüyor (AFP)
Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson
Amazon, yapay zeka modellerinin yeterli güvenlik önlemleri alınmadan kamuya sunulmaması gerektiğini belirtti.
Çevrimiçi perakende devi, yapay zeka araştırmacılarının son günlerde dikkat çektiği türden zararları önlemek için "titiz testler ve sağlam güvenlik önlemleri" hayata geçirme çağrısında bulundu.
Anthropic CEO'su Dario Amodei ve OpenAI CEO'su Sam Altman da dahil, yapay zeka sektörünün önde gelen isimleri, deneysel modellerin diğer şirketlere saldırılar düzenlemesinin ardından bu alandaki çalışmaların yavaşlatılması çağrısı yapıyor.
Bir Amazon sözcüsü de yapay zeka geliştirme çalışmalarını tamamen durdurmadan uygun koruma önlemlerinin belirlenip uygulanması gerektiğini söyledi.
Amazon sözcüsü, "Bunu ilerlemeyle güvenlik arasında yapılacak bir seçim olarak görmüyoruz. Modeller, kullanıma hazır ve güvenli olduklarında piyasaya sürülmeli; bu da titiz testler ve güçlü güvenlik önlemleriyle sağlanabilir" dedi.
Bu adımlar hep birlikte atılmazsa riskler ortaya çıkar ve sektör olarak hükümetle işbirliği içinde doğru koruma önlemlerini alacağımıza inanıyoruz.
Yapay zeka halihazırda müşterilere gerçek bir değer katıyor, bu yüzden bu meseleyi doğru düzgün yürütmek önem arz ediyor.
Anthropic'te çalışan bir araştırmacının geçen hafta şirketten istifa ederek "Yapay zekayı geliştirenler, bu teknolojinin 2030'a kadar hepimizi öldürebileceğine içtenlikle inanıyor" uyarısında bulunmasının ardından, yapay zeka şirketleri ürünleriyle ilgili giderek daha çok mercek altına alınıyor.
Araştırmacı, "Başka hiçbir insan faaliyeti bu düzeyde bir tehlike yaratmıyor" diye eklemişti.
Sivil eylem grubu PauseAI UK'in 16 Eylül 2026'da Londra'nın merkezindeki Downing Street önünde düzenlediği bir "acil durum protestosuna" katılanlar pankartlar ve bir afiş tutuyor (AFP)
Anthropic'in mevcut yapay zeka güvenliği sorumlusu Evan Hubinger da bu iddiaları destekleyerek yüzde 10 ihtimalle yapay zekanın önümüzdeki 10 yıl içinde "tüm insanları öldürebileceğini" düşündüğünü belirtmişti.
Buna yanıt olarak Anthropic'ten Dario Amodei, "İlerlemeyi yavaşlatmalıyız" başlıklı bir makale yayımlamıştı.
Amodei, "Yapay zeka birtakım riskleri beraberinde getiriyor ve son derece güçlü bir teknoloji olduğu için bu riskler ciddi" diye yazmıştı.
Bunlar arasında yapay zeka sistemleri üzerindeki kontrolün kaybedilmesi riski, siber saldırılar ve biyoterörizm amacıyla yapay zekanın kötüye kullanılması ve ciddi ekonomik aksaklıklar yer alıyor. Ticari teşviklerin körüklediği bir dibe doğru yarış, bu riskleri daha da artırabilir.
Yavaşlama çağrıları sektörde geniş destek bulsa da ABD Başkanı Donald Trump'ın direnişiyle karşılaşmıştı. Trump, her türlü düzenleyici güvenlik kuralının ABD'nin yapay zeka yarışında Çin'in gerisine düşmesine yol açacağını savunmuştu.
Independent Türkçe,independent.co.uk/tech
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة