Yatırım balonu ile küresel güç dönüşümleri arasında yapay zeka

En başından itibaren patlamaya izin vermeyen yeni bir ekonomik ve politik düzenle mi karşı karşıyayız?

‘Yapay zekâ’ ifadesinin önünde bir robot kolu ve oyuncak el gözüküyor. (Reuters)
‘Yapay zekâ’ ifadesinin önünde bir robot kolu ve oyuncak el gözüküyor. (Reuters)
TT

Yatırım balonu ile küresel güç dönüşümleri arasında yapay zeka

‘Yapay zekâ’ ifadesinin önünde bir robot kolu ve oyuncak el gözüküyor. (Reuters)
‘Yapay zekâ’ ifadesinin önünde bir robot kolu ve oyuncak el gözüküyor. (Reuters)

Yapay zekâ alanındaki mevcut sıçramanın, tıpkı 2000’lerin başındaki internet balonuna benzer tehlikeli bir mali balon mu olduğu, yoksa sanayi devriminden bu yana en köklü ekonomik dönüşümü mü temsil ettiği konusunda küresel tartışma alevleniyor. Ancak bazı araştırmacılara göre ‘balon’ kavramının klasik tanımı, bugünün gerçekliğini açıklamakta yetersiz kalıyor. Yapay zekâ artık şirket bilançolarıyla ölçülebilecek bir ekonomik sektör olmaktan çıkmış durumda; küresel güç dengelerini teknoloji üzerinden yeniden şekillendiren uluslararası bir ulusal güvenlik altyapısına dönüşerek, maliyeti ne olursa olsun devletleri ve piyasaları yatırım yapmaya zorlayan bir unsura dönüştü.

Dev yatırımlar

Şarku’l Avsat’ın Washington Post’tan aktardığına göre, teknoloji devlerinin finansal verileri ve Wall Street analizleri, benzeri görülmemiş düzeyde harcamalara işaret ediyor. Microsoft, Amazon ve Google gibi şirketler, bilişim altyapısı ve gelişmiş çip üretimine yüz milyarlarca dolar ayırıyor. Bu yatırımların yalnızca mütevazı sayılabilecek yüzde 10’luk bir geri dönüş sağlayabilmesi için 2030 yılına kadar yıllık yaklaşık 650 milyar dolar ek gelir artışı gerekiyor. Öte yandan, OpenAI’den rakiplerine kadar yapay zekâ laboratuvarlarının operasyonel zararları tarihi seviyelere ulaşmış durumda; bu da kâr değil beklentilerin sürüklediği bir balon ihtimaline yönelik uyarıları güçlendiriyor. Buna ek olarak, dikkat çeken bir ‘döngüsel’ finansman modeli ortaya çıkıyor: Çip üreticileri, milyarlarca dolarlık yatırımlar yaptıkları şirketlerden aynı donanımları satın alıyor. Uzmanlar bu davranışın, geçmişte patlayan mali balonları önceleyen sürdürülemez finansman zincirlerini hatırlattığını belirtiyor.

Rekor sürede yayılım

Bununla birlikte, ters yöndeki tablo da en az eleştiriler kadar güçlü. Yapay zekâ ürünleri, son yirmi yılda hiçbir tüketici teknolojisinin başaramadığı bir hızla yaygınlaşıyor. Şirketin geçen ay açıkladığı verilere göre, ChatGPT’nin haftalık kullanıcı sayısı 800 milyonu aşmış durumda. Bu büyüme hızı, TikTok ve diğer büyük sosyal medya platformlarını geride bırakıyor. Karşılaştırmak gerekirse, en hızlı büyüyen sosyal uygulamalardan TikTok’un aylık 1 milyar kullanıcıya ulaşması 5 yıl sürmüş, bu eşiği 2021’de aşmıştı. Her ne kadar teknoloji henüz tam anlamıyla olgunlaşmamış olsa da iş dünyasında da benimseme oranı hızla artıyor. ABD’de yapay zekâyı kullanan veya kullanmayı planlayan şirketlerin sayısı giderek genişliyor. OpenAI ise bugün bir milyondan fazla şirkete hizmet sunduğunu belirtiyor. Öte yandan teknik testler, modellerin kabiliyetlerinin yaklaşık her 7 ayda bir iki katına çıktığını ortaya koyuyor. Bu durum, modellerin ardışık nesilleri arasındaki verimlilik farkının hızla daraldığı ve mevcut kaygıların bir bölümünün yalnızca bir yıl içinde geçerliliğini yitirebileceği anlamına geliyor.

Algoritmaları elinde tutan geleceği de elinde tutar

Ancak mevcut finansal ve teknik tartışmalar, yaşanan dönüşümü açıklamaya yetmiyor. Bugün ortaya çıkan gelişmeler, klasik ‘piyasa balonu’ mantığını aşan bir yapıya işaret ediyor. Yapay zekâ, büyük şirketlerin yönettiği ve devletlerin uluslararası sistemde varlıklarını korumanın şartı olarak desteklediği bir ‘savunma bütçesine’ dönüşüyor. Bu nedenle yapay zekâ yarışından çekilmek artık ekonomik bir tercih değil; doğrudan geleceğin dışına düşmek anlamına geliyor. Bu durum piyasaların da geleneksel anlamda bir çöküşe yaklaşmadığını gösteriyor: Washington’dan Pekin’e hükümetler, sektörü stratejik bir güç alanı olarak gördükleri için hem fon sağlıyor hem de koruma kalkanı oluşturuyor.

Bu yeni düzenin merkezinde hızla şekillenen bir ikili kutup yapısı bulunuyor. Yalnızca ABD ve Çin; altyapıya, sermayeye, veriye, çip üretim kapasitesine ve yapay zekâ modellerinin yeni nesillerini geliştirecek teknolojik güce sahip. Dünyanın geri kalanı ise giderek ‘tüketici bölgelere’ dönüşüyor. Bu durum sadece ekonomik rekabeti değil, egemenliğin yeniden tanımlanmasını da beraberinde getiriyor: Algoritmalara sahip olmak, artık stratejik caydırıcılık unsurlarına sahip olmakla eşdeğer görülüyor. Tek fark, algoritmanın nükleer silahların aksine sınır tanımadan çoğaltılabilir, ihraç edilebilir ve sürekli geliştirilebilir bir güç olması.

Bu yarışın ortasında bireyler de görünmez maliyetlerle karşı karşıya. Yüksek faiz oranları, konut baskısı ve geleneksel sektörlerde likiditenin daralması, artık sıradan ekonomik döngülerin sonucu değil; küresel sermayenin ultra yüksek teknolojiye yönelmesinin doğrudan etkisi. İnsan zamanının kendisi bile bir kaynağa dönüşmüş durumda: Toplanan veriler fiyatlandırılıyor, işleniyor ve daha akıllı modellerin yapımında kullanılıyor. Buradaki insan katılımı bir karar ortaklığı değil; adeta makine için bir ‘yakıt’ rolü görüyor. Gerçek karar yetkisi ise artık yapay zekâyı devletlerin güvenliği ve ekonomisinin ayrılmaz bir unsuru olarak yöneten dev teknoloji şirketlerinin elinde bulunuyor.

Yeni güç dengelerinin formülü

Bu noktada “Bir balonun içindeyiz değil miyiz?” sorusu, eski dünyanın kavramlarına sıkışmış bir soru haline geliyor. Yapay zekâ modellerinin gerçek iş ortamına yönelik bazı karmaşık görevlerde başarısız olması gibi olumsuz göstergeler, artık devletlerin ve şirketlerin yapay zekâyı değerlendirirken dikkate aldığı temel faktör değil. Bu aktörler yapay zekâyı ölçülebilir bir teknoloji ürünü olarak değil, güç ve üretim düzenini baştan şekillendiren kapsamlı bir süreç olarak görüyor. Dolayısıyla tereddüt etmek finansal bir risk değil, küresel sistemde yükselen yeni düzende yer kaybetmek anlamına geliyor.

Ortaya çıkan sonuç, sektörün dışarıdan bakıldığında bir spekülasyon balonunu andırsa da, içeriden bakıldığında klasik anlamda patlamaya açık bir balon olmadığı yönünde. Aksine bu yapı, devletlerin, siyasi, ekonomik ve güvenlik gücüyle ayakta tuttuğu bir projeye dönüşmüş durumda. Küresel ekonomi artık tek bir denkleme indirgeniyor: ‘Algoritmaları elinde tutan geleceğe hükmeder; sahip olmayan ise rolünü, sınırlarını ve ihtiyaçlarını yeniden tanımlamak zorunda kalır.’

Bu nedenle birçok uzmana göre, yapay zekâ devriminin bir fırsat mı yoksa tehdit mi, bir atılım mı yoksa bir balon mu olduğu yönündeki tartışmalar geride kalmış durumda. Yapay zekâ artık geri çekilme ihtimali bulunmayan ekonomik-siyasi bir kader haline geldi. Bu gerçeği görmezden gelmek, sadece artık var olmayan bir dönemin diliyle konuşmak anlamına geliyor.



Google, ABD’deki kullanıcılar için Ontario Gölü’nün adını ‘Amerika Gölü’ olarak değiştirdi

Ontario Başbakanı Doug Ford, Kanada kıyısında devasa bir reklam panosu büyüklüğündeki "Ontario Gölü. Şimdi ve sonsuza dek" yazılı tabelanın önünde, (AP)
Ontario Başbakanı Doug Ford, Kanada kıyısında devasa bir reklam panosu büyüklüğündeki "Ontario Gölü. Şimdi ve sonsuza dek" yazılı tabelanın önünde, (AP)
TT

Google, ABD’deki kullanıcılar için Ontario Gölü’nün adını ‘Amerika Gölü’ olarak değiştirdi

Ontario Başbakanı Doug Ford, Kanada kıyısında devasa bir reklam panosu büyüklüğündeki "Ontario Gölü. Şimdi ve sonsuza dek" yazılı tabelanın önünde, (AP)
Ontario Başbakanı Doug Ford, Kanada kıyısında devasa bir reklam panosu büyüklüğündeki "Ontario Gölü. Şimdi ve sonsuza dek" yazılı tabelanın önünde, (AP)

Google, ABD’deki kullanıcıları için Ontario Gölü’nü "Amerika Gölü" (Lake America) olarak yeniden adlandırmak üzere Haritalar uygulamasını güncellediğini açıkladı. Küresel teknoloji devinin bildirdiğine göre bu adım, ABD Başkanı Donald Trump’ın kısa süre önce gölün adını değiştiren kararnamesini yansıtıyor.

Google Haritalar’daki bu güncelleme, Trump’ın iki ülke arasında her birinin diğerinin mallarına milyarlarca dolarlık ilave gümrük vergisi uygulamasına yol açan büyüyen ticaret savaşının ortasında çıkardığı kararnameden birkaç gün sonra geldi. Bu durum, Google’ın 2025 yılında Trump’ın Meksika Körfezi’nin adını Amerika Körfezi olarak değiştirme kararı aldığında yaptığı uygulamayı hatırlattı.

Google, cumartesi günü blog sayfasında yayınladığı yazıda, bu kararın ABD Coğrafi Adlar Bilgi Sistemi (GNIS) tarafından belirlenen isimleri kullanma yönündeki yerleşik uygulamalarına dayandığını belirtti.

Google yaptığı kısa açıklamada, "ABD’deki Haritalar kullanıcıları 'Amerika Gölü' adını görecek, Kanada’daki kullanıcılar 'Ontario Gölü' adını görmeye devam edecek, ABD ve Kanada dışındaki kullanıcılar ise her iki ismi de görecek" dedi. Şirket ayrıca, "Bu güncellemeler, ülkeden ülkeye farklılık gösteren adlara sahip su kütlelerine ilişkin uzun süredir devam eden politikalarımızın devamıdır ve şu anda uygulanmaya başlanmıştır" ifadelerini kullandı.

Trump’ın perşembe günü gölün adını değiştirme kararı hem Kanada’da hem de ABD’de alay ve ilgisizlikle karşılandı. Cumartesi günü Ontario Başbakanı Doug Ford, Trump’ın kararnamesine Kanada sahilinde dev reklam panosu büyüklüğündeki şu mesajla yanıt verdi: "Ontario Gölü. Şimdi ve sonsuza dek."

Beyaz Saray, Kanada Başbakanı Mark Carney’nin ofisi ve Ford’un ofisi, Google’ın kararı hakkında dün henüz bir yorumda bulunmadı.


Bir kez daha koşu rekoru kıran robot bariyere çarparak alev aldı

Pekin'de düzenlenen Dünya İnsansı Robot Oyunları kapsamında insansı robotlar, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü 100 metre final yarışında yarışıyor (AP/Achmad Ibrahim)
Pekin'de düzenlenen Dünya İnsansı Robot Oyunları kapsamında insansı robotlar, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü 100 metre final yarışında yarışıyor (AP/Achmad Ibrahim)
TT

Bir kez daha koşu rekoru kıran robot bariyere çarparak alev aldı

Pekin'de düzenlenen Dünya İnsansı Robot Oyunları kapsamında insansı robotlar, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü 100 metre final yarışında yarışıyor (AP/Achmad Ibrahim)
Pekin'de düzenlenen Dünya İnsansı Robot Oyunları kapsamında insansı robotlar, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü 100 metre final yarışında yarışıyor (AP/Achmad Ibrahim)

Çin'de düzenlenen ve "robot olimpiyatları" diye adlandırılan yarışmada çarşamba günü bir insansı robot, 100 metre sprintte yeni bir rekor kırdıktan sonra kaotik bir bitişle bariyere çarptı.

Yeni rekor, Pekin'de 5 gün boyunca düzenlenen Dünya İnsansı Robot Oyunları'nın kapanışında kırıldı. Bu yıl ikincisi düzenlenen etkinlikte 2 binden fazla robot, koşu, boks ve futbol gibi Olimpiyatlardan esinlenen spor dallarında yarıştı.

Kazanan makine, 100 metrelik sprint koşusunu 8,64 saniyede tamamlayarak sadece bir gün önce kırılan rekoru geride bıraktı.

Bu sonuçtan önce salı günü 8,86 saniyelik, yarışmanın dört gün öncesindeyse 9,39 saniyelik dereceler kaydedilmişti.

Robot, 2009'da koşuyu 9,58 saniyede tamamlayarak 100 metre sprintte en hızlı insan olan Usain Bolt'u da geçti.

Bitiş çizgisini geçerken, şampiyon da dahil birkaç sprint makinesi yastıklı bariyere çarptı. Düşen bazı ünitelerden kıvılcımlar çıkarken ekipler yangın söndürücülerle olay yerine koştu ve nihayetinde neredeyse tüm yarışmacılar sedyelerle götürüldü.

Çin'in "Robot Olimpiyatları"

Atletizm yarışmalarının yanı sıra çoğu Çin'den 666 takımın makineleri ev işleri, konaklama hizmetleri ve acil durum müdahalesi gibi pratik yetenekler açısından da değerlendirildi.

100 metredeki üç rekoru da Tiangong Ultra modeli kırdı. Makine, 2023'te Pekin'de kurulan ve X-Humanoid diye de bilinen Pekin İnsansı Robot İnovasyon Merkezi tarafından tasarlandı.

SDVFRB
100 metre final yarışının sonunda bir insansı robotun bariyere çarpmasının ardından görevliler yangını söndürüyor (AP/Achmad Ibrahim)

Oyunları izleyen seyirciler Reuters'a, robotların geçen yılki ilk oyunlardakilere kıyasla daha yetenekli göründüğünü söyledi.

34 yaşındaki Niu, "Geçen yılki robotlar biraz tutuk ve koordinasyonsuz görünüyordu" dedi. 

Bu yıl çok daha iyiler. Sanki yeni doğmuş sağlıklı bebekler gibi büyüyorlar.

Bir başka seyirci olan 29 yaşındaki Yang ise, robotların akıllı telefonlar kadar yaygınlaştığını hayal edebildiğini söyledi.

"Belki evde bir tane, iş yerinde bir tane olacak" diyerek ev işleri ve yaşlı bakımı gibi kullanım alanlarına işaret etti.

SDVDFE
Bir insansı robot, pitch-pot yarışmasının bacaklı robotlar grubu finalinde yarışıyor (AP/Achmad Ibrahim)

Geliştiriciler açısından bu oyunlar, fiziksel dünyada algılama ve hareket etme yeteneğine sahip makineleri yapay zeka yazılımıyla birleştiren bedenlenmiş yapay zeka teknolojisi için halka açık bir test ortamı sundu.

Galbot'un kurucusu ve baş teknoloji sorumlusu He Wang, yarışmanın takımların teknolojilerini geliştirmesine katkı sağlarken bedenlenmiş yapay zeka sistemlerinin otonom olarak neler yapabildiğini de göstereceğini söyledi.

Wang, "Sektörün gelişimine muazzam bir ivme kazandıracak" diyor.

Çin, dünyadaki insansı robotların çoğunu üretirken kısa süre önce ABD, bu ülkeden gelen robotlara yönelik denetimlerini artırdı.

ABD Federal İletişim Kurulu ulusal güvenlik endişelerini gerekçe göstererek Çin'den yeni üretilmiş insansı robotların ithalatını yasakladığını geçen ay duyurmuştu.

Kısa süre önce Pentagon da Çin'in önde gelen insansı robot üreticilerinden Unitree'yi, Çin ordusuyla bağlantısı olduğu düşünülen şirketler listesine eklemiş ancak Pekin bu suçlamalara sert tepki göstermişti.

Independent Türkçe


NASA teleskobu hiç görülmemiş bir tutulmayı yakaladı

Yıldız çiftlerinin yörüngesi 224,5 günde tamamlanıyor (Canterbury Üniversitesi)
Yıldız çiftlerinin yörüngesi 224,5 günde tamamlanıyor (Canterbury Üniversitesi)
TT

NASA teleskobu hiç görülmemiş bir tutulmayı yakaladı

Yıldız çiftlerinin yörüngesi 224,5 günde tamamlanıyor (Canterbury Üniversitesi)
Yıldız çiftlerinin yörüngesi 224,5 günde tamamlanıyor (Canterbury Üniversitesi)

Gökbilimciler, daha önce hiç gözlemlenmemiş bir tutulma düzenine sahip 4 yıldızlı bir sistem tespit etti.

NASA'nın Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu (TESS), Güneş Sistemi dışındaki gökcisimlerini bulmaya çalışırken tutulmalardan yardım alıyor.

Bir gezegen, TESS'in görüş hattından yörüngesinde döndüğü yıldızın önünden geçtiğinde yıldızın parlaklığı kısa süreliğine azalıyor. Gezegen de bu düzenli düşüşler sayesinde tespit ediliyor. Geçiş yöntemi denen bu teknik, ikili yıldız sistemlerini tespit etmek için de kullanılıyor. 

Macaristan'daki Baja Astronomi Gözlemevi'nden Tamás Borkovits liderliğindeki araştırmacılar ise TESS'le inceledikleri TIC 433545934 isimli yıldız sisteminde ilginç bir manzarayla karşılaştı.

Dörtlü bir yıldız sistemi olan TIC 433545934, 2+2 diye tanımlanan bir yapıya sahip. Başka bir deyişle sistem, kendi içinde birbirine yakın yörüngelerde dolanan iki ayrı yıldız çiftinden oluşuyor. Bu iki çift de ortak kütle merkezlerinin çevresinde çok daha geniş bir yörüngede hareket ediyor.

Her çiftteki yıldızlar birbirlerinin çevresinde dolanırken Dünya'dan bakıldığında düzenli olarak birbirlerinin önünden geçiyor. Bu geçişler de tutulma olarak gözlemleniyor.

Sistemi sıradışı kılan özellik, B çiftindeki yıldızların A çiftini oluşturan iki yıldızın da önünden geçerek tutulma yaratması. 4 yıldızın uzun bir hizalanma sırasında yaydıkları ışıkta üç ayrı azalma yaşandığının gözlemlenmesiyle bu bulguya ulaşıldı. 

Ancak A çiftinin, B çifti yıldızlarında tutulmaya yol açmadığı gözlemlendi. Bilim insanları bu durumun, çiftler arasındaki yörüngenin dairesel değil eliptik olmasından kaynaklandığını söylüyor. 

Bulguları ön baskı sunucusu arXiv'de bildirilen ve hakemli dergi Astronomy & Astrophysics'te yayımlanmak üzere kabul edilen çalışmaya göre TIC 433545934, iki yıldız çifti arasında tutulma yaşandığı gözlemlenen ilk sistem. 

Gökbilimciler yıldızların yörünge hızını ve kütlesini de hesaplamayı başardı. A çiftindeki yıldızlar Güneş'in sırasıyla 2,2 ve 2,4 katı kütleye sahip. İki yıldız, birbirlerinin çevresindeki bir turu iki günde tamamlıyor.

B çiftindeki yıldızlardan biri, A çiftindekilere yakın bir kütleye sahipken diğerinin kütlesi Güneş'in 1,3 katı. Daha hızlı dönen bu ikili ise yörünge dönüşlerini 1,4 günde tamamlıyor. 

Çiftler arasındaki yörünge de 224,5 gün sürüyor. 

Ekip, sistemin 580 milyon yaşında olduğunu ancak kütlelerinden dolayı, yıldızların ömürlerinin bir sonraki aşamasına geçmeye hazırlandığını söylüyor.

Araştırmacılar yaklaşık 152 milyon yıl içinde sistemdeki üç büyük yıldızın Roche loblarını doldurup taşmaya başlayacağını tahmin ediyor. Roche lobu, ikili sistemlerdeki yıldızların kütleçekim etkisiyle kendisine bağladığı maddelerin sınırını ifade ediyor. Bir yıldız Roche lobunun ötesine taşarsa, diğer yıldıza madde aktarmaya başlayabiliyor.

Bilim insanları TIC 433545934'teki yıldızlar bu sürece girdiğinde sistemin büyük ölçüde değişeceğini söylüyor. 

Independent Türkçe, IFLScience, Phys.org, SpaceEyeNews, arXiv