Hamaney’in oğlu radikallere boyun eğmekle beklenen darbe arasında

Hamaney suikastı, muhafazakarların dengeyi sağlayan kişinin artık aramızda olmadığını fark etmelerine neden oldu ve bunun üzerine konumlarını yeniden sağlamlaştırmak için önleyici bir saldırı başlattılar

Radikal akımın yaptığı en tehlikeli şey, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ni hedef alarak yeni liderin kararlarını sorgulaması olabilir (AFP)
Radikal akımın yaptığı en tehlikeli şey, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ni hedef alarak yeni liderin kararlarını sorgulaması olabilir (AFP)
TT

Hamaney’in oğlu radikallere boyun eğmekle beklenen darbe arasında

Radikal akımın yaptığı en tehlikeli şey, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ni hedef alarak yeni liderin kararlarını sorgulaması olabilir (AFP)
Radikal akımın yaptığı en tehlikeli şey, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ni hedef alarak yeni liderin kararlarını sorgulaması olabilir (AFP)

Hasan Fahs

İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in son mesajı, özellikle siyasi güçler arasındaki iç çatışmalar ve bunların siyasi sahnede dikey bir bölünmeye dönüşmemesi çağrısı açısından, İran tarihinin bu hassas ve kader belirleyici aşamasında, boşuna değildi. İran Şura Meclisi’nin yeni yılı ve Muhammed Bakir Kalibaf'ın Meclis Başkanı olarak yeniden seçilmesi vesilesiyle yayınlanan mesaj, radikal veya katı muhafazakar akımın, siyasi süreçte hayati ve etkili olan birçok kurum ve alanda sahip olduğu nüfuz ve kontrol aracılığıyla bu gerginliğin tırmandığını ortaya koydu. Bu kurumlar arasında resmi ve gayri resmi radyo ve televizyon kurumların yanı sıra onun siyasi, kültürel ve ideolojik anlatısını yaymaya çalışan devlet idareleri, dini ve kültürel kurumlar da bulunuyor. Ayrıca, Kalibaf'ı siyaset sahnesinin dışına itmeye ve yeniden seçilmesini engellemeye çalışan meclis grubu, müzakere sürecine doğrudan bir darbe vurmaya ve baş müzakerecinin siyasi meşruiyetini zayıflatmaya çalıştı.

Radikallerin başlattığı hareket, kendilerini temel karar alma sürecinden dışlama girişimlerine ve bunun stratejik ve kader belirleyici kararlara doğrudan etki etme kapasitelerinde bir gerileme anlamına gelmesine bir tepki olarak ortaya çıktı.

Bu akımın yaptığı en tehlikeli hamle, belki de Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ni hedef alarak yeni Dini Lider’in kararlarını sorgulamak ve bu konseyi, Dini Lider’in yetkilerini elinden almakla ve kendi çevresindeki yeni çevrenin çıkarlarına ve politikalarına hizmet eden kararlar ve tutumlar dayatmakla suçlamaktı. Bu grubun değerlendirmesine göre söz konusu kararlar, rejimin ve ‘İslam Cumhuriyeti’nin stratejik çıkarlarını dikkate almıyor. Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ve yeni karar mekanizması tarafından alınan müzakere ve savaşı durdurma kararının yeni Dini Lider’in yönelimleri ve niyetleriyle ve Velayet-i Fakih’in mutlak ilkeleriyle uyuşmadığını düşünüyorlar. Ancak bunun yanında bu konseyden çıkan tüm kararların oybirliğiyle alındığını ve ancak Dini Lider’in onayı ve kabulünden sonra yürürlük ve meşruiyet kazandığını göz ardı ediyorlar.

Bu grubun tutumunu en iyi yansıtan gelişme, bu akımı temsil eden yaklaşık 60 milletvekilinin yayınladığı bildiri oldu. Bu bildiride, Pakistan’ın arabuluculuğunda Washington ile yürütülen müzakereleri eleştirdiler. Ulusal Güvenlik Konseyi ile müzakere ekibini, ABD tarafına gücünü yeniden kazanma ve İran'ı ve rejimini hedef almaya geri dönme fırsatı vermekle suçladırlar. Daha önce, Dini Lider’e yönelik suikasttan önce, Mücteba Hamaney'in rejimi yönetme ve liderlik etme yeteneğinden şüphe duyan ve onun herhangi bir idari ve kurumsal deneyimden yoksun olduğunu düşünen radikal liderler, Mücteba Hamaney’in Dini Lider olması kesinleşince, yeni bir karar merkezi oluşturmayı düşünmeye başlamış olmaları da ihtimal dışı değil. Yeni Dini Lider’in etrafında karar sistemini oluşturan yeni çemberi çökertmek ve onun yerine geçmek için çalışıyorlar. Bu da sistemin, devletin ve silahlı kuvvetlerin en üst komutanı olarak liderle olan iletişim kanallarını ve çevresini kontrol ederek, yeniden ön plana çıkmalarına ve karar alma süreçlerini yeniden kontrol etmelerine olanak tanıyacak. Böylece sistem içinde ya da toplumsal olarak, hatta rejimin ana dayanağını oluşturan muhafazakâr güçler içinde bile maruz kaldığı kuşatma, kısıtlama ve izolasyonun sonucu olarak daralmaya başlayan çıkarları ve kazanımları için bir güvenlik çemberi oluşturabilir.

Bu grubun başvurduğu en tehlikeli hamle -ki bu, uluslararası medya kuruluşlarının ve araştırma merkezlerinin çoğunun ilgisini çeken bir konu haline geldi- rejimin karar alma mekanizması içinde şiddetli anlaşmazlıklar olduğu yönündeki sızıntılar ve Kalibaf’ın İran müzakere heyetinin başkanlığından uzaklaştırıldığı iddiasının yayılmasıydı.

Belki de bu grupları en çok sarsan şey, İran sokaklarında tüm halk kesimlerinin katılımıyla gerçekleşen halk gösterileri ve günlük toplanmalardan ibaret. Bu gösteriler rejimi desteklemek için değil, bu saldırı karşısında İran'ı, toprak bütünlüğünü ve egemenliğini savunmak için düzenleniyor. Ki rejim de halk nezdindeki meşruiyetini yeniden tesis etmek için buna ihtiyaç duyuyor.

Bu halk hareketi, muhafazakâr kesimin hafızasını canlandırarak, merhum Dini Lider Ali Hamaney’in desteği ve Ulusal Güvenlik Yüksek Kurulu’nun kararıyla Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan hükümetinin uygulama yönetmeliklerini yayınlamayı reddettiği başörtüsü yasasının uygulanması konusundaki tutumunu yeniden gündeme getirdi.

Bu grupları istismar etmeye ve onları hükümeti, rejimi, müzakere ekibini ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ni hedef almak için birer platforma dönüştürmeye çalıştı. Bu merkezler, ‘Rehberlik (Dini Liderlik) Kurumu’ veya ‘Velayet-i Fakih’ başlığı altında özetlenebilir.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Peyman Cebelli ve Said Celili'nin kardeşi olan yardımcısı Vahid Celili'nin liderliğindeki İran Devlet Radyo ve Televizyon Kurumu (IRIB), toplumun geniş bir kesimini temsil eden ve İran'ı tehlikeli ve zorlu bir döneme sokmayı engellemek için çalışan rasyonel ve mantıklı bir akımın ortaya çıkmasına dair açık sinyaller pahasına bu eğilimi destekleyici bir rol oynadı.

Radikal akımın bu aşamada siyasi sahnede yeniden aktif hale gelme ve etki yaratma çabası, liderleri arasında, Mesud Pezeşkiyan’ın kendi adayları Said Celili’ye karşı cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasından bu yana siyasi sürecin izlemeye başladığı yolun, kendilerini ortadan kaldırıp siyasi yapının dışına itebileceği yönündeki bir hissin sonucu olabilir. Pezeşkiyan seçildikten sonra, seçim sonuçlarının manipüle edilmesini engellemek için yeni Dini Lider’in rolünü açıkça ifade etmiş ve eski Dini Lider’in desteği ile ona sağladığı koruma şemsiyesinin, zaferinin ilanını kolaylaştırdığı ortaya çıkmıştı. Daha sonra, ‘radikaller’ (sabitler) tarafından engellenmeye veya kendi temsilcilerinin dayatılmaya çalışılan hükümetin kurulması sürecini de kolaylaştırdı.

Dini Lider Ali Hamaney suikastı, radikallere dengeyi sağlayan kişinin artık aramızda olmadığını fark ettirdi. Dolayısıyla önümüzdeki aşama, karar alma sistemi içindeki konumunu yeniden sağlamlaştırmak ya da tamamen ele geçirmek için açık bir mücadeleye girmeyi ve önleyici bir saldırı başlatmayı gerektiriyor. Bu da yeni Dini Lider’in konumunun zayıf olduğuna inanmalarından kaynaklanıyor. Yeni Dini Lider, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile olan iktidar dengesinde en zayıf ortak haline geldi. Oysa babası, eski Dini Lider en güçlü ortaktı. Savaşın yankıları ve bunun ekonomik, sosyal ve siyasi alanda bırakacağı olumsuz etkiler ile karmaşık zorluklar, onun (Dini Lider’in) kontrolü geri kazanmasına ve kararları güçlü ve hızlı bir şekilde ele geçirmesine izin vermeyecek ve DMO'nun artan rolü karşısında en zayıf taraf haline gelebilir.

Bu akım, özellikle savaş sonrası dönemde ve Mücteba Hamaney’in liderliği altında sergilediği siyasi tutumuyla, iktidara ve Dini Lider’e karşı bir darbe gerçekleştirmeyi ve ABD ile uzlaşma ve anlaşmaya varıldıktan sonra yeni İran’da karar mercii olmayı hâlâ hedefliyor.

Bu yüzden, İranlı siyasi güçlerin radikallerin eylemlerini ve tutumlarını medyada abartarak sunması anlaşılabilir bir durum. Zira bu güçler, ortaklık, paylaşım ve bir arada yaşama gibi farklı veriler temelinde rejimin gidişatını yeniden düzeltmek için kendilerine uygun bir fırsat doğduğunu düşünüyorlar. Böylece, katı muhafazakarlar ile onların dışlayıcı ve izolasyonist politikalarının oluşturabileceği tüm endişe, tehdit ve gerileme kaynaklarından kurtulmak için uygun bir fırsat doğduğunu düşünüyorlar.



Arnavutluk’ta Trump’ın damadına soğuk duş: Ülkemiz satılık değil

Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
TT

Arnavutluk’ta Trump’ın damadına soğuk duş: Ülkemiz satılık değil

Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın Arnavutluk’taki 4 milyar euroluk turizm projesi ülkede siyasi kriz yarattı.

Arnavutluk'un başkenti Tiran'da projeye karşı yapılan gösteriler 11. gününde de devam ediyor. Başbakan Edi Rama’nın ofisi önünde toplanan kalabalık "Arnavutluk satılık değildir" sloganları attı.

Avlonya (Vlora) kentindeki Zvernec bölgesinde planlanan proje, flamingo, fok ve deniz kaplumbağalarının yuvalama alanlarının bulunduğu koruma altındaki bölgenin yakınında olduğundan tepki çekiyor.

"Yeni Arnavutluk" mottosuyla Rama yönetiminin istifasını isteyen hükümet karşıtı hareket "flamingo devrimi" diye de niteleniyor.

Bunun yanı sıra projenin şeffaf olmadığına dair eleştiriler de yapılıyor. Reuters’ın iletişime geçtiği protestoculardan Leand Lakrori şunları söylüyor:

Zvernec’teki proje şeffaflıktan yoksun. Bu, Arnavutluk'ta son 35 yılda yaşananların vardığı son noktadır. Bu yüzden bugün, ‘Artık yeter’ diyoruz.

Analize göre protestolar, 2013'ten beri iktidardaki Rama için son sınav niteliğinde. Arnavutluk lideri, ülkedeki yolsuzluk sorununu çözemediği ve sağlık gibi temel hizmetlerde vaat ettiği iyileştirmeleri yapmadığı için eleştiri alıyor.  

Rama, bu haftaki açıklamasında lüks otel projesinin ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını belirterek, inşaatın "sorumlu şekilde tamamlanacağını" savundu.  

Projeyi yöneten Kushner’ın ortaklarından Asher Abehsera, Wall Street Journal’a (WSJ) açıklamasında, protestolara "saygı duyduğunu" söylerken, süreci diyalogla yürüteceklerini öne sürdü.

Projenin detayları henüz belli değil. Ancak WSJ’nin aktardığına göre Zvernec’te otel, villa ve benzeri yapıların inşa edilmesi planlanıyor.

Buna ek olarak Zvernec’in karşısındaki Sazan adasında da ultra lüks bir tatil köyü kurulması öngörülüyor.

Diğer yandan Arnavutluk Özel Savcılık Ofisi’nin (SPAK) turizm projesiyle ilgili haziran başında açtığı soruşturma sürüyor.

Abehsera, arazinin aylar önce müteahhitler tarafından "net şekilde satın alındığını" söylüyor. Müteahhitler de SPAK’ın kendileriyle iletişime geçmediğini belirtiyor.

Ülkedeki kriz, Tiran yönetiminin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecini de olumsuz etkileyebilir. Avrupa Komisyonu’ndan bir yetkili, Politico’ya açıklamasında projeyle ilgili endişelerin Arnavutluk yönetimine iletildiğini bildirmişti.

Kushner’ın Sırbistan’daki projesi de protestolarla karşılanmıştı. Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin, 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı bir bölgede yapılması öngörülüyordu.

Belgrad yönetimi, bölgenin kültürel koruma statüsünü kaldırmış ve Kushner’ın firmasıyla anlaşma imzalamıştı. Ancak hukuki işlemler ve protestoların ardından Trump’ın damadı projeyi iptal etmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Politico


Ünlü şarkıcı devasa dövmesi yüzünden yaşadığı sağlık sorunlarını anlattı

Machine Gun Kelly, devasa siyah dövmesini iki ayda yaptırdığını söyledi (Instagram/machinegunkelly)
Machine Gun Kelly, devasa siyah dövmesini iki ayda yaptırdığını söyledi (Instagram/machinegunkelly)
TT

Ünlü şarkıcı devasa dövmesi yüzünden yaşadığı sağlık sorunlarını anlattı

Machine Gun Kelly, devasa siyah dövmesini iki ayda yaptırdığını söyledi (Instagram/machinegunkelly)
Machine Gun Kelly, devasa siyah dövmesini iki ayda yaptırdığını söyledi (Instagram/machinegunkelly)

Machine Gun Kelly, 2024'te devasa blackout (vücudun bir bölgesinin tamamen siyaha boyandığı dövme -çn.) dövmesini yaptırdıktan sonra yaşadığı korkunç sağlık sorununu ayrıntılarıyla anlattı.

Rapçinin siyah dövmesi, üst vücudunun tamamını, boynunu, gövdesini ve kollarını kaplarken önceki dövmelerinin çoğunu örtüyor. En dikkat çeken özelliği, göğsündeki büyük haç şeklindeki desen ve kollarına doğru uzanan dikey çizgiler.

Billboard Canada'ya verdiği yeni röportajda blackout dövme tasarımını yaptırma sürecini anlatan Kelly, dövmecisi Roxx'un ilk olarak kendisine bunu tamamlamanın iki yıl süreceğini söylediğini belirtti. Ancak gerçek adı Colson Baker olan 36 yaşındaki Kelly, bunun 8 haftada yapılmasını istemiş.

Şarkıcı, "Ağrı eşiği açısından bile bunun neredeyse imkansız olacağını söyleyerek beni uyardı" dedi. 

Ben de 'Evet, iki ayımız var' dedim.

Bunu göz önünde bulunduran Kelly, süreci hızlandırmak için her sabah Roxx'un Los Angeles'taki stüdyosuna gitmeye karar vermiş.

Sanatçı, "İlk haftadan sonra koltuk altlarım ve omuzlarımdaki lenf düğümlerine geldik ve ben çok hastalandım. Cildim sararıyordu. Uyuyamıyordum" diye devam etti. 

Üst vücudumun belirli kısımlarını hareket ettiremez hale geldim.

Hissettiği fiziksel acıya rağmen Kelly, "Bu süreçten son derece ilham almış olarak çıktım. Sadece yaptığım şeyden dolayı değil, üstesinden gelmek zorunda olduğum şeyden dolayı da" dedi.

Şarkıcı "karanlık mod" dövmesini yaptırmadan önce "bir değişiklik aradığını" ve bunun "fiziksel bir şey olması gerektiğini" söyledi. Kelly, aynaya baktığında vücudunda farklı dövme tasarımları görünce kendine "Kimim lan ben?" diye sorduğunu anlattı.

Geçmişte madde bağımlılığı deneyimi hakkında açık yüreklilikle konuşan ve Bloody Valentine'la tanınan şarkıcı, "Vücuduma resmen kazıdığım tüm bu desenlerde ölümü ve uyuşturucuyu gördüm" diye konuştu.

Mutlu dövmeler, hüzünlü dövmeler, kutsal dövmeler, cehennem gibi dövmeler vardı. Sanki bipolar bozukluğum derimden haykırıyor gibiydi.

Nisan 2024'te, blackout dövmesini yaptırma sürecini anlatan bir Instagram videosu paylaşarak bunu "şimdiye kadar yaşadığı en acı verici şey" diye nitelemişti. Videoda "daha hızlı iyileşmek" için hiperbarik oksijen odasında oturduğu görünüyordu.

The Jennifer Hudson Show'un 2025'teki bir bölümüne konuk olan Kelly bu deseni neden seçtiğini de anlatmıştı.

Kelly, "Biliyorsunuz, deri vücudumuzdaki en büyük organ" demişti. 

13 yaşımdan beri vücudumun her yerine dövme yaptırdım, uzun zamandır tüm vücudum kaplıydı ve insan derisinin nasıl görünebileceğini yeniden tasarlamak istedim, bu yüzden bunu buldum; yani ben bulmadım ama Roxx adında bir arkadaşım buldu.

Independent Türkçe


Petro-Mamdani görüşmesine Trump engeli

Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)
Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)
TT

Petro-Mamdani görüşmesine Trump engeli

Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)
Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)

ABD, solcu Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro'nun New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'yle görüşmesini son dakikada engellemiş.

New York Times'ın (NYT) aktardığına göre cuma günü Petro ve Mamdani arasında New York'ta gerçekleştirilmesi planlanan toplantı, ABD'li yetkililerin vize uyarıları üzerine iptal edildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Petro'nun vizesini geçen yıl iptal etmişti. Karar, Petro'nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak için Eylül 2025'te ABD'deyken Filistin yanlısı bir eyleme katılmasının ardından gelmişti.

NYT'ye konuşan ABD'li yetkililer, Petro'nun dün yapılan BM Güvenlik Konseyi toplantısına katılmak için sınırlı bir seyahat izni aldığını, bu toplantı dışındaki diğer faaliyetlere izin verilmediğini belirtti.

Kolombiyalı yetkililer de Bogota'daki ABD Büyükelçiliği yetkililerinin Kolombiya Dışişleri Bakanlığı'yla temasa geçmesinin ardından toplantının iptalini kabul ettiklerini söyledi.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Washington Post'a konuşan Kolombiyalı yetkililer, Beyaz Saray'ın iptal talebine rağmen Petro'nun Mamdani'yle görüşmek için ABD'ye gitmesi durumunda gözaltına alınmasından endişelenildiğini vurguluyor. Washington'ın görüşmeyi iptal etme talebinin tehdit olarak algılandığı aktarılıyor.

Kaynaklara göre Mamdani ve Petro, Amerika kıtasındaki demokrasinin geleceğini ele alacaktı. Ancak pek çok kişinin, bu görüşmeyi Mamdani'nin "küresel solun lideri olarak yükselişinin bir işareti gibi değerlendireceğini" ifade ediyor.

ABD'nin en büyük sosyalist örgütü Amerika Demokratik Sosyalistleri'ne (DSA) üye Mamdani, geçen yılki belediye başkanlığı seçimlerini kazanarak New York'u yöneten ilk Müslüman ve ilk Hint asıllı Amerikalı olmuştu.  

BMGK'de çarşamba günü düzenlenen oturumda Petro, "Filistin devletinin özgür ve egemen olması gerektiğini" tekrar vurgularken, ABD ordusunun Pasifik'te uyuşturucu taşıdığını ileri sürerek tekneleri vurmasını eleştirdi.

Amerikan ordusu, Venezuela'ya askeri yığınak kapsamında geçen yıl 2 Eylül'de Karayipler ve Pasifik'te başlattığı operasyonları sürdürüyor. O tarihten bu yana uyuşturucu taşıdığı iddia edilen teknelere yönelik düzenlenen 63 saldırıda en az 207 kişi öldürüldü.

Petro, geçen yıl kasımda yaptığı açıklamalarda Donald Trump'ın bu operasyonlarını "cinayet" diye nitelemişti. Bunun ardından ABD Hazine Bakanlığı, Kolombiya liderini yaptırım listesine almıştı.

2022'deki seçimi kazanarak Kolombiya'nın ilk solcu lideri olan eski M-19 gerillası Petro'nun, Trump'ın Gazze'deki soykırıma suç ortağı olduğunu söylemesi de ses getirmişti.  

Kolombiya Anayasası, cumhurbaşkanının görevini tek dönemle sınırladığından Petro, ağustosta koltuğu bırakacak.

Trump ise geçen haftaki açıklamasında, Petro'nun partisi Tarihsel Pakt'ın adayı Ivan Cepeda'yı "radikal solcu Marksist" diye niteleyip sağcı rakibi Abelardo De La Espriella'ya desteğini açıklamıştı.

Independent Türkçe, New York Times, Washington Post