Arap tenisçi, 30 yıllık sessizliğin ardından uğradığı tacizin belgelerini açıkladı

Tunuslu tenisçi Selime Sfar, Independent Arabia'ya verdiği röportajda Fransız antrenörü tarafından üç yıl boyunca maruz kaldığı muameleyi ve bunun turnuvalardaki performansı üzerindeki etkisini anlattı

Selime, Arap Kadınlar Tenis Birliği'nde ilk 100 oyuncu arasında yer alarak tarihte bunu başaran ilk Arap kadın oldu
Selime, Arap Kadınlar Tenis Birliği'nde ilk 100 oyuncu arasında yer alarak tarihte bunu başaran ilk Arap kadın oldu
TT

Arap tenisçi, 30 yıllık sessizliğin ardından uğradığı tacizin belgelerini açıkladı

Selime, Arap Kadınlar Tenis Birliği'nde ilk 100 oyuncu arasında yer alarak tarihte bunu başaran ilk Arap kadın oldu
Selime, Arap Kadınlar Tenis Birliği'nde ilk 100 oyuncu arasında yer alarak tarihte bunu başaran ilk Arap kadın oldu

Yasmin el-Ferdan 

Bunu tekrar yapabileceğini görünce aynı eylemi üç yıl boyunca tekrarladı.

Tunuslu tenisçi Selime Sfar, 12 yaşından itibaren Fransız antrenörünün kendisini tacizden başlayıp tecavüze kadar varan kademeli olarak takip etme yöntemini böyle tanımladı.

Tunuslu tenisçi, antrenörün eline geçen ilk fırsattan itibaren, duygularını manipüle etme deneyimine ve Sfar'ın spor tutkusuna güvendiğini söyledi.

Selime, 30 yıl sonra bu taciz ve tecavüz vakasını ortaya çıkarmasının ardından Google arama motorunda ön sıralarda yer aldı.

Şu anda cezaevinde bulunan antrenörü daha önce de benzer bir davaya karışmıştı.

Son dönemde kamuoyunu ve medyayı meşgul eden davada olaylar genç bir kızın tenis tutkusu etrafında dönüyor. Bu tutku daha sonra acı bir çatışmaya ve yenilgiye dönüştü.

Sfar'a göre o, sonraki yıllarda kendine olan güvenini ve hatta güvenliğini kaybetti.

Selime, Arap Kadınlar Tenis Birliği'nde ilk 100 oyuncu arasında yer alarak tarihte bunu başaran ilk Arap kadın oldu
Selime, Arap Kadınlar Tenis Birliği'nde ilk 100 oyuncu arasında yer alarak tarihte bunu başaran ilk Arap kadın oldu

Tarihte bunu başaran ilk Arap kadın olarak Arap Kadın Tenis Birliği'nin ilk 100 oyuncusu arasında yer alan eski tenisçi, maruz kaldığı durumun sonucunun "tüm hayatını etkilediğini" söyledi.

Sfar'ın anlattığına göre, böyle bir davayı şu anda ortaya çıkarmasının gerekçesi, ilk şoku atlattıktan sonra bunun kendisinde gelecek nesildeki çocuklara ve kadınlara yönelik bir sorumluluk duygusu oluşturması.

"O beni şampiyon yapacak teknik direktördü"

Sfar, uçağın gece geç saatlerde Tunus'a gelmesinin hemen ardından başlayan olayların ayrıntılarını Independent Arabia ile yaptığı röportajda açıkladı.

Sfar, açıklamasında şunları söyledi:

Regis dünyadaki en iyi antrenörlerden biri. Yaptığı işte uzman, sakin, doğal bir adama benziyordu. Oyuncular tenis kortunda her zaman onun dikkatini çekmeye çalışırlardı. Zeki ve manipülatif biriydi. İlk fırsatı hiç tereddüt etmeden değerlendirdi. Ben 12 yaşındayken gece geç saatlerde uçak Tunus'a vardıktan sonra beni almaya geldi ve arabayı otoyol kenarında durdurdu. Bana dokunmaya başladı ve dondum kaldım çünkü o ana kadar ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bana söylenen tek şey ona saygı duymam ve onun rehberliğini takip etmem gerektiğiydi çünkü o beni şampiyon yapacak teknik direktördü.

"Ne yazık ki bu üç yıl boyunca devam etti"

Sfar, açıklamasına şöyle devam etti:

Dondum, o da gördü. Sonra tekrar arabayı sürmeye başladı. Gecenin çok geç saatlerinde evine vardık ve bu sefer o daha da ileri gitti. Ben daha da dondum. Beni tepki veremez hale getiren bir şok yaşadım ve o benim şokumu gördüğü an bunu tekrar yapabileceğini anladı. Ne yazık ki bu üç yıl boyunca devam etti.

Acı noktası

Sfar, yaşadıklarının ne olduğunu anladığı yaşın, "kişisel düzeyde vakamla ilgili detaylandırılması en zor yaş ve bu korkunç travmanın tüm hayatımı ne ölçüde etkilediğini fark ettiğim yaş" diyerek tanımladı.

Sfar, "Eğer zamanda geriye gidebilseydim bana ilk dokunduğunda onu ciddi şekilde durdururdum. Kararlı davranırdım, gerekirse fiziki ya da sözlü şiddete bile başvururdum ya da yüksek sesle ihbar etmekle tehdit ederdim ama donup kalmazdım" dedi.

Selime Sfar, 13 yaşında iken (Independent Arabia)
Selime Sfar, 13 yaşında iken (Independent Arabia)

Sfar, açıklamalarına şöyle devam etti:

Spor kariyerimin kritik aşaması, Dubai'deki Kadınlar Tenis Birliği turnuvasının finalinde, o zamanlar dünyanın en ünlü sporcularından biri olan Rus tenisçi Anna Kournikova'ya karşı oynadığım andı. Bu oyun esnasında dondum kaldım. Bu kesinlikle 12 yaşımdayken yaşadığımla aynı duyguydu ve benim için en önemli maçın en önemli anında tenis kortunda tam olarak o zamanki gibi hissettim ve sonra tekrar felç olmuş gibi kaldım. Bu maç harika bir andı ve maçı kazanmak beni sadece ilk 50 takım arasında en iyi sıralamaya taşımakla kalmayacak, bana özellikle Arap dünyasında büyük bir görünürlük, takdir ve şöhret kazandıracaktı. Çünkü Dünya Kupası'nda Messi'yi yenmek ne ise teniste de Kournikova'yı yenmek aynı şeydi. Üçüncü seti kazandım ve aniden raket bana 300 kg gibi geldi ve dondum kaldım. Tenis şampiyonu olmak için tüm hayatımı feda ettikten sonra arka arkaya 6 maç kaybettim.

Sfar, 2009'daki o anı, tenisteki kariyerinin perdesini aralayan "karanlık" olarak nitelendirdi ve o tarihten bu yana hala pes etmeye niyetli değil.

Independent Arabia

Basınla yüzleşme

Tunuslu tenisçi o zamanki duygularını şöyle anlattı:

Kendimden nefret ediyordum. Tıpkı 12 yaşımda tacize uğradığımda hissettiğim gibi kendimi zayıf, korkak ve çaresiz hissettim. Aşırı derecede suçluluk ve utanç duydum. Daha sonra basınla yüzleşmeyi reddettim, ceza aldım ve Dubai'deki ailemle görüşmeden bir sonraki uçağa binip gittim. Kendimi çok utanmış ve öfkelenmiş hissettim. Korkunçtu ve kariyerimde hissettiğim en yalnız ve çaresiz andı.

Sfar, sözlerine şöyle devam etti:

Bu, birkaç ay boyunca aklımdan çıkmayan bir kabustu. Ailem de dahil olmak üzere herkes bana zihinsel olarak yeterince güçlü olmadığımı tekrarlayıp duruyordu, basından da bunu duydum. Zaten ne zaman zor bir maçta bir oyuncu kaybederse böyle söylenir.

Davanın ortaya çıkmasının ardından

Tunuslu oyuncu, yaşadığı şoku atlattıktan sonra, ki bu 2023'ün sonlarında ancak mümkün oldu, konuyu kamuoyu ve medyaya tereddüt etmeden anlattı.

Oyuncunun maruz kaldığı psikolojik saldırının etkileri on yıllar boyunca devam etti ve şu anda Sfar, 40 yaşını geçmiş durumda.

Tunuslu oyuncu on yaşındayken (Independent Arabia)
Tunuslu oyuncu on yaşındayken (Independent Arabia)

Selime Sfar, açıklamalarına şöyle devam etti:

Kadınları ve çocukları güçlendirmek için çalışan bir program oluşturdum. Program, özellikle de yetişkinlerin onlara karşı otoriter bir tutuma sahip olduğu durumlarda çocukların duygularını veya farklılıklarını ifade etmelerine izin verilmemesinin arkasında yatan nedeni araştırıyor.

Sfar programın "gençlere, çocuklara sıklıkla söylendiği gibi korku, öfke, kaygı ve isyan gibi karanlık duyguları ifade etme yeteneği kazandırmasını amaçladığını" belirtti.

Staf, şöyle devam etti:

Çocuklar yetişkinlere karşı isyan ederlerse ya da kızgınlık ya da üzüntü gösterirlerse kaba davranırlar. Program çocuğun, reddedilme veya aşağılanma korkusu olmadan kendini öne çıkaracak ve ne istediğini ve ne istemediğini ifade edebilecek kadar kendine güvenmesini sağlar. Ayrıca özellikle istismar vakalarının yüzde 80'i çevredeki bir yetişkinden geldiğinden çocuğun otorite figürleriyle korkmadan başa çıkmasına yardımcı olur.

Tunuslu tenisçi açıklamalarını, "Konu tüm hayatımı etkiledi" diyerek tamamladı.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Spielberg'ün yeni bilimkurgusuna ilk yorumlar: "Son 20 yıldaki en iyi filmi"

İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)
İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)
TT

Spielberg'ün yeni bilimkurgusuna ilk yorumlar: "Son 20 yıldaki en iyi filmi"

İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)
İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)

Steven Spielberg'ün merakla beklenen UFO temalı yeni bilimkurgu filmi İfşa Günü (Disclosure Day), vizyona girmeden önce basın gösterimleriyle ilk kez görücüye çıktı.

12 Haziran'da gösterime girecek film, ilk yorumlarda Spielberg'ün son 20 yıldaki en iyi filmi diye anılıyor.

Emily Blunt ve Josh O'Connor'ın başrollerini paylaştığı yapım, insanlığın evrende yalnız olmadığına dair kesin kanıtlarla karşılaşması halinde neler olabileceğini sorgulayan çarpıcı bir hikaye sunuyor.

Basın gösteriminin ardından sosyal medyada paylaşılan ilk tepkiler filmin, yönetmenin en güçlü dönemlerini hatırlattığı fikrinde birleşiyor. 

Gizmodo'dan Germain Lussier, "İfşa Günü'ne bayıldım" diyerek söze başladığı paylaşımında şöyle diyor:

Kovalamaca, aşk hikayesi ve gizemi, bilimkurgu büyüsüyle harmanlayan bir hız treni gibi. Spielberg'ün filmlerini özel kılan tüm sihir burada. Ayrıca Emily Blunt kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiliyor.

Collider'dan Steven Weintraub ise filmle ilgili şu ifadeleri kullanıyor: 

Spielberg yine harikalar yaratmış. Fazla ayrıntıya girmek istemiyorum çünkü bu filmi hiçbir şey bilmeden izlemek en büyük keyif olacaktır. Fragmanları izlemeyi bırakın ve filmi sinemada keşfedin. Emily Blunt'ın performansı ise tek kelimeyle inanılmaz.

Slashfilm'den Bill Bria, İfşa Günü'nü "Spielberg'ün çektiği en tuhaf ve en cesur film" diye niteliyor:

David Koepp'in X-Files'la İncil'i birleştiren senaryosu ince bir denge işi. John Williams'ın son yıllardaki en iyi müzik çalışması eşliğinde, büyüleyici bir deneyim.

IndieWire'dan Jim Hemphill, şunları ekliyor: 

İfşa Günü, Spielberg'ün zirve dönemini temsil ediyor. Kutsal Hazine Avcıları (Raiders of the Lost Ark) kadar heyecan verici ama 11 Eylül sonrası çalışmalarının duygusal derinliğine ve hırsına sahip. Spielberg, sinema tarihinin en iyisi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Eleştirmen Tessa Smith ise "filmin sonunda gözyaşlarını tutamadığını" itiraf ederek şöyle yazıyor: 

Gizemli, Alacakaranlık Kuşağı'nı (The Twilight Zone) andırıyor ama tamamen özgün bir yapım. Müziklerin her sahneye kattığı duygusal ağırlık muazzam.

Film, Kansas City'de canlı yayın sırasında dünya dışı gizemli bir güç tarafından ele geçirilen bir hava durumu spikerini (Emily Blunt) ve dünyadaki yaşamın gerçekliğini kanıtlamaya çalışan bir uzaylı meraklısını (Josh O'Connor) merkezine alıyor. 

Senaryosu, Jurassic Park ve Dünyalar Savaşı (War of the Worlds) gibi yapımlarda Spielberg'le birlikte çalışan David Koepp tarafından kaleme alınan filmin kadrosunda Colman Domingo, Colin Firth, Wyatt Russell, Eve Hewson ve Henry Lloyd-Hughes gibi yıldız isimler de yer alıyor.

Spielberg ve UFO mirası

2022 yapımı Fabelmanlar (The Fabelmans) sonrası çektiği ilk uzun metrajlı film olan İfşa Günü, Spielberg'ün 1977 yapımı kült klasiği Üçüncü Türden Yakınlaşmalar'a (Close Encounters of the Third Kind) bir nevi "manevi devam filmi" diye değerlendiriliyor. 

Emily Blunt, Empire'a verdiği röportajda, "O filmde sorulan bazı soruların yanıtları İfşa Günü'nde gizli" diyerek bu bağlantıya dikkat çekiyor. 

Spielberg ise geçen ay düzenlenen SXSW festivalinde, dünya dışı yaşam hakkındaki inancını, "Sizden fazlasını bilmiyorum ama Dünya'da şu an yalnız olmadığımıza dair çok güçlü şüphelerim var; bu filmi de bu düşünceyle çektim" diyerek özetlemişti.

İfşa Günü, 12 Haziran'da izleyiciyle buluşacak. 

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Deadline, Empire


Hayranlar Netflix'in sevilen dizisinin final yapmasına tepkili

Güneşin Karanlığında'da avukat Mickey Haller'ı canlandıran 45 yaşındaki Meksikalı aktör Manuel Garcia-Rulfo (ortada), Muhteşem Yedili (The Magnificent Seven) ve Doğu Ekspresinde Cinayet'teki (Murder on the Orient Express) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)
Güneşin Karanlığında'da avukat Mickey Haller'ı canlandıran 45 yaşındaki Meksikalı aktör Manuel Garcia-Rulfo (ortada), Muhteşem Yedili (The Magnificent Seven) ve Doğu Ekspresinde Cinayet'teki (Murder on the Orient Express) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)
TT

Hayranlar Netflix'in sevilen dizisinin final yapmasına tepkili

Güneşin Karanlığında'da avukat Mickey Haller'ı canlandıran 45 yaşındaki Meksikalı aktör Manuel Garcia-Rulfo (ortada), Muhteşem Yedili (The Magnificent Seven) ve Doğu Ekspresinde Cinayet'teki (Murder on the Orient Express) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)
Güneşin Karanlığında'da avukat Mickey Haller'ı canlandıran 45 yaşındaki Meksikalı aktör Manuel Garcia-Rulfo (ortada), Muhteşem Yedili (The Magnificent Seven) ve Doğu Ekspresinde Cinayet'teki (Murder on the Orient Express) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)

Netflix, hayranlarını üzecek bir karara imza atarak en sevilen yapımlarından Güneşin Karanlığında'nın (The Lincoln Lawyer) final yapacağını sessiz sedasız duyurdu. 

Michael Connelly'nin çok satan roman serisinden uyarlanan ve her sezonuyla izlenme rekorları kıran hukuk draması, 5. sezonuyla izleyicilerine veda edecek.

"Netflix'teki en iyi diziydi"

Güneşin Karanlığında'nın final haberi sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Netflix'in popüler yapımları "yıllarca sömürdüğünü" savunan bazı hayranlar, "sadık izleyicisi olan bu denli kaliteli bir yapımın" erkenden sonlandırılmasına tepki göstererek kararı "anlamsız" bulduklarını belirtti.

X üzerinden tepkisini paylaşan bir izleyici, "Korkunç bir karar, Netflix'teki en iyi dizi oydu" diyerek hayal kırıklığını açıkça belirtti.

Dizinin hikaye gidişatının yarım kaldığını düşünen bir başka izleyici ise "Bu gerçekten berbat bir haber. Tam da Mickey'nin ailesinin hikayesi genişlemeye başlamışken final yapması çok yanlış; bu dizi platformun en iyi işlerinden biriydi" ifadeleriyle üzüntüsünü dile getirdi.

Dizinin teknik kalitesine vurgu yapan bir diğer izleyici de "Hayır, kesinlikle hayır! Günümüzde böylesine iyi senaryosu, oyuncu kadrosu ve kimyasıyla izlenebilecek nadir işlerden biriydi. Netflix ne düşündü ki?" sorusuyla şaşkınlığını gizleyemedi.

Dizinin çok daha uzun ömürlü olması gerektiğini savunan başka bir hayran ise "Çok yanlış bir karar" diyerek ekledi: 

Dizi en az birkaç sezon daha devam edebilecek potansiyele sahipti.

Güneşin Karanlığında'nın sona erecek olmasına karşı üzüntüsünü kısa ve öz bir şekilde dile getiren bir başka izleyici ise, "Bu diziye gerçekten bayılıyordum, ne kadar büyük bir kayıp..." diyerek isyan etti.

Netflix'in bu yıl The Abandons, The Night Agent ve Terminator Zero gibi yapımları iptal etmesi de platform takipçileri arasında memnuniyetsizliğe yol açmıştı. 

İdealist avukat Mickey Haller'ın hikayesini konu alan dizi, 4. sezonunun hemen ardından 5. sezon onayını almıştı. 

Martta çekimlerine başlanan yeni bölümlerle dizinin veda edeceği ise kısa süre önce netleşti. 10 bölümden oluşacak final sezonu, Connelly'nin eleştirmenlerin beğenisini kazanan 7. kitabı Resurrection Walk'u (Diriliş Yürüyüşü) temel alacak.

Yapımcılardan duygusal veda

Dizinin yaratıcısı ve ortak dizi sorumlusu, final kararıyla ilgili duygusal bir açıklama yaparak, "Her güzel şeyin bir sonu vardır ancak ne mutlu ki bu sonun nasıl olacağına bazen biz karar verebiliyoruz" ifadelerini kullandı. 

Ortak dizi sorumlusu ve yönetici yapımcı Dailyn Rodriguez ise şu sözleri ekledi:

En başından beri amacımız sadece Mickey Haller ve arkadaşlarının hikayesini anlatmak değil, aynı zamanda bu hikayeye layık bir son vermekti. Buruk bir sevinç yaşasak da bu macerayı noktalamak ve bazı karakterlerimizin geleceği için yeni yollar çizmek adına harika bir fırsatımız var. Netflix'e ve A+E Studios'a bu hikayeyi hakkıyla sonlandırma şansı verdikleri için teşekkür ederiz. Ancak en büyük teşekkür, dünyanın dört bir yanından diziyi destekleyen hayranlarımıza. Mickey Haller'ın hak ettiği tatmin edici finali hazırlamak için tüm gücümüzle çalışıyoruz.

Final sezonunun yayın tarihi henüz açıklanmasa da beklentiler epey yüksek.

Independent Türkçe, Mirror, Express, PureWow


Nicolas Cage, True Detective'in yeni sezonunda rol alacak mı?

Joel Schumacher'in 1999 yapımı gerilimi 8 Milimetre'de (8mm) Nicolas Cage (sağda), zengin bir dulun talebi üzerine bir "snuff" filminin peşine düşen özel dedektif Tom Welles rolünde (Sony Pictures Releasing)
Joel Schumacher'in 1999 yapımı gerilimi 8 Milimetre'de (8mm) Nicolas Cage (sağda), zengin bir dulun talebi üzerine bir "snuff" filminin peşine düşen özel dedektif Tom Welles rolünde (Sony Pictures Releasing)
TT

Nicolas Cage, True Detective'in yeni sezonunda rol alacak mı?

Joel Schumacher'in 1999 yapımı gerilimi 8 Milimetre'de (8mm) Nicolas Cage (sağda), zengin bir dulun talebi üzerine bir "snuff" filminin peşine düşen özel dedektif Tom Welles rolünde (Sony Pictures Releasing)
Joel Schumacher'in 1999 yapımı gerilimi 8 Milimetre'de (8mm) Nicolas Cage (sağda), zengin bir dulun talebi üzerine bir "snuff" filminin peşine düşen özel dedektif Tom Welles rolünde (Sony Pictures Releasing)

Oscar ödüllü Nicolas Cage, HBO'nun sevilen polisiye dizisi True Detective'in 5. sezonunda başrol oynayacağına dair aylardır süren söylentiler hakkında konuştu.

Variety'ye konuşan Cage, projeyle ilgili görüşmelerin sürdüğünü ancak henüz resmi bir anlaşma imzalamadığını belirtti.

"Görüşüyoruz ama somut bir şey yok"

Diziyle ilgili çıkan haberleri değerlendiren Cage, "Projenin ne aşamada olduğunu bilmiyorum. Senaryo üzerinde çalıştıklarını düşünüyorum ancak bir süredir onlardan haber almadım. Herhangi bir sözleşme imzalamadım, şu an için sadece görüşme aşamasındayız" ifadelerini kullandı. 

Dizi sorumlusu Issa López'le çalışmaya son derece istekli olduğunu belirten Cage, ayrıca bir itirafta bulunarak dizinin ikonik ilk sezonunu henüz izlemediğini ancak hakkında harika şeyler duyduğunu söyledi.

Night Country adlı 4. sezon, eleştirmenlerin beğenisini toplamış ve Rotten Tomatoes'ta yüzde 93 gibi yüksek bir puan elde etmişti. 

Antoloji dizisinin 5. sezonu, López'in liderliğinde hazırlanmaya devam ediyor. Yeni sezonun, New York'un Jamaica Bay bölgesinde geçeceği bilinse de hikayenin hangi dönemde kurgulanacağı veya prodüksiyonun tam olarak ne zaman başlayacağı henüz belirsizliğini koruyor. 

HBO'nun 2027'de ekranlara döndürmeyi planladığı dizinin, yeni sezon hazırlıkları büyük bir gizlilikle yürütülüyor.

Cage'in televizyon kariyeri

Başarılı oyuncu, True Detective tartışmalarını geride bırakırken kariyerinin ilk büyük televizyon projesi olan Spider-Noir'la kariyerinde yeni bir sayfa açıyor.

27 Mayıs'ta Amazon Prime Video'da izleyiciyle buluşan dizi, 1930'ların karanlık ve yozlaşmış New York'unda geçiyor. Cage, geçmişiyle yüzleşmek zorunda olan bıkkın, yaşlı özel dedektif Ben Reilly ve Örümcek Adam rolünde.

True Detective ise prömiyerini yaptığı günden bu yana kazandığı 6 Emmy ödülü ve 41 adaylığıyla, televizyon tarihinin en prestijli polisiye yapımlarından biri olmaya devam ediyor.

Cage'in True Detective macerasının resmiyet kazanıp kazanmayacağı ise gelecek aylarda netleşecek gibi görünüyor.

Independent Türkçe, Variety, TV Insider, ComingSoon.net