Friends'in yıldızı Matthew Perry yaşamını yitirdi: Hayatta kalma şansı yüzde 2'ye kadar düşmüştü

David Crane ve Marta Kauffman'ın yaratıcısı olduğu Friends, ekranlara geldiği dönemde 6 Emmy Ödülü kazanmıştı (NBC)
David Crane ve Marta Kauffman'ın yaratıcısı olduğu Friends, ekranlara geldiği dönemde 6 Emmy Ödülü kazanmıştı (NBC)
TT

Friends'in yıldızı Matthew Perry yaşamını yitirdi: Hayatta kalma şansı yüzde 2'ye kadar düşmüştü

David Crane ve Marta Kauffman'ın yaratıcısı olduğu Friends, ekranlara geldiği dönemde 6 Emmy Ödülü kazanmıştı (NBC)
David Crane ve Marta Kauffman'ın yaratıcısı olduğu Friends, ekranlara geldiği dönemde 6 Emmy Ödülü kazanmıştı (NBC)

Hollywood, meşhur sitcom Friends'de 10 yıl boyunca Chandler Bing'i canlandıran Matthew Perry'nin hayatını kaybetmesi haberiyle sarsıldı.

Los Angeles Times, güvenlik güçlerinin aktörün evine dün saat 16:00 sularında gittiğini ve Perry'nin evindeki jakuzinin içinde tepkisiz halde bulunduğunu aktardı. 

Perry 54 yaşındaydı.

Haberi ilk duyuran TMZ, emniyet kaynaklarına dayanarak olay yerinde uyuşturucu bulunmadığını ve cinayet şüphesi olmadığını belirtti. Perry, alkolizm ve uyuşturucu bağımlılığıyla mücadelesini açıkça dile getirmişti. 

Alkol ve uyuşturucuyla bitmeyen mücadele 

Matthew Perry, uyuşturucu ve alkolle mücadele ederken hayat kurtaran onlarca ameliyat geçirmişti. Ünlü aktör 15 kez rehabilitasyon kliniğine gitmiş ve temizlenmek için 9 milyon dolar harcamıştı.

Güvenlik güçlerinin kaynaklarına göre, ilk müdahale ekipleri aktörün Los Angeles'taki evinde "kalp durması" ihbarı üzerine çağrıldı.

Perry uyuşturucu ve alkol bağımlılığıyla mücadelesini geçen yıl kasımda yayımlanan otobiyografisi Friends, Lovers, And The Big Terrible Thing'de (Arkadaşlar, Aşıklar ve Büyük Korkunç Şey) ayrıntılı olarak anlatmıştı.

Amerikalı oyuncu, 2019'da aşırı opioid kullanımı nedeniyle kolonunun patlamasının ardından ölümden kıl payı kurtulmuştu.

49 yaşındayken yaşadığı rahatsızlık sırasında Perry'nin yanına koşan sevdiklerine hayatta kalma şansının yalnızca yüzde 2 olduğu açıklanmıştı.

İki hafta komada kalan Perry kendine geldiğinde, 9 ay boyunca takmak zorunda olduğu kolostomi torbası takılmıştı.

Sadece iki yıl sonra İsviçre'deki bir rehabilitasyon merkezinde bir kez daha ölümle burun buruna geldi. 

Doktorlar onu hayata döndürmeyi başardı ancak bu süreçte 8 kaburgası kırıldı ve Meryl Streep'le birlikte rol alacağı Oscar adayı Netflix filmi Don't Look Up'tan çekilmek zorunda kaldı. Perry, kaybettiği bu fırsatı "yürek parçalayıcı" olarak tanımladı.

Bölüm başı 1 milyon dolar

Ölüme yakın bu iki deneyim, aktörün Friends'deki ukala, umutsuzca romantik Chandler Bing rolüne dünyalar kadar uzaktı.

Bu rol bölüm başı yaklaşık 1 milyon dolar kazandırarak onu dünyanın en çok kazanan aktörlerinden biri haline getirmişti.

Ancak Perry için şöhretin bedeli son derece yüksekti. Aktör, uyuşturucu ve alkol bağımlılığından kurtulmak için 9 milyon dolar harcadı.

Adsız Alkolikler toplantılarına yaklaşık 6 bin kez gittiği tahmin edilen Perry, ayrıca 15 kez rehabilitasyona girdi ve hayatını kurtarmak için 12 ameliyat geçirdi.

Rol arkadaşları uyarmıştı

Friends setine asla uyuşturucu etkisi altında ya da sarhoş gelmediği konusunda ısrar ısrar eden oyuncu, ekrandaki fiziksel görünümünün o sırada hangi maddeyi kullandığını gösterdiğini de itiraf etmişti.

1994 ve 2004 arasında yayımlanan diziyi çekerken Perry'nin kilosu 58'le 102 arasında değişiyordu. Eğer zayıfsa, ağrı kesici kullanıyordu. Kilo aldığındaysa içki içiyordu. Çekimlere birçok kez akşamdan kalma bir şekilde katılmıştı.

Bir keresinde, dizideki ikonik kahve dükkanı Central Perk çekimler sırasında, ünlü turuncu kanepede sızmış ve Joey'yi canlandıran rol arkadaşı Matt LeBlanc, repliğini söylemesi için onu dürterek uyandırmak zorunda kalmıştı.

Bir başka gün de Jennifer Aniston karavanına gelerek onu içki içtiği için uyarmış ve "Kokusunu alabiliyoruz" demişti.

Perry içki içmeye henüz 14 yaşındayken bira ve ucuz şarapla başlamıştı. Kötü alışkanlığı 21. doğum günü partisinde kontrolden çıkma belirtileri göstermeye başlamıştı bile. 

Friends'in başarısı ve ardından gelen paparazzi ilgisi, daha önce nispeten tanınmayan 6 oyuncu için "hayatlarının her anının sonsuza dek herkesin görebileceği şekilde belgelenmesi" anlamına geliyordu.

Günde 55 hap yutuyordu

Bu durum Perry'nin giderek daha fazla içki içmesine neden oldu ve dizinin oyuncu kadrosuna katıldıktan kısa bir süre sonra geçirdiği jet-ski kazasının ardından aldığı ağrı kesicilere bağımlılık geliştirdi.

Günlük maksimum doz 8 tablet olmasına rağmen Perry, Friends'in üçüncü sezonunun sonunda günde yaklaşık 55 tablet yutuyordu. Kitabında anlattığına göre hap arayışı, Perry için "tam zamanlı bir iş" haline gelmişti: Telefon etmek, doktorlarla görüşmek, migren numarası yapmak, ona ihtiyacı olanı verecek hemşireler bulmak...

Perry, New York Times'a verdiği röportajda şöyle demişti:

Çok yorucu ama bunu yapmak zorundasınız yoksa çok hasta olursunuz.

Perry, Friends'in Mayıs 2004'te ekranlara gelen son sezonundan bu yana çeşitli film ve dizi rollerinde yer alsa da bu yapımların hiçbiri başarılı olmadı. 

Perry, anı kitabına "Ben Chandler'dım" diye yazmıştı. 

LA Times, aradaki farkın Chandler'ın mutluluğu bulması, Monica'yla evlenmesi ve ikizlerini evlat edinmesi olduğunu vurgulamıştı.

Perry ise uyuşturucu ve alkol bağımlılığının ilişkilerine mal olmasından derin bir pişmanlık duyduğunu söylemişti.

Independent Türkçe, Insider, Daily Mail



Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
TT

Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)

1990'ların aksiyon klasiği Yüz Yüze'nin (Face/Off) devam filmi için yönetmen koltuğu boş kaldı. 

Collider'ın haberine göre, daha önce hem senaristliği hem de yönetmenliği üstleneceği açıklanan Adam Wingard, Paramount Pictures'ın devam projesinden ayrıldı.

Hollywood Reporter ayrılığın iki tarafın karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleştiğini yazıyor. Böylece Face/Off 2, yönetmensiz kaldı ve stüdyo, John Travolta ve Nicolas Cage'li kült filmin devamı için farklı isimlerden yeni fikirler dinlemeye başladı.

2019'da yapımcı Neal Moritz'in bir yeniden çevrim üzerinde çalıştığı haberi gündeme gelmiş, Paramount da senaryoyu yazması için Oren Uziel'i görevlendirmişti. 2021'deyse stüdyo, Wingard'ı yönetmen olarak projeye dahil etmişti. Ayrıca Wingard'ın senaryoyu Simon Barrett'la birlikte kaleme aldığı duyurulmuştu.

Wingard'ın sıradaki filmi, A24 imzalı gerilim Onslaught. Yapımın oyuncu kadrosunda Adria Arjona, Dan Stevens, Drew Starkey ve Rebecca Hall yer alıyor. 43 yaşındaki Wingard, Misafir (The Guest), Katliam Gecesi (You're Next) ve Godzilla ve Kong: Yeni İmparatorluk'la (Godzilla x Kong: The New Empire) tanınıyor.

John Woo'nun yönettiği 1997 yapımı Yüz Yüze, deneysel bir prosedürle yüzlerini ve kimliklerini değiştiren bir FBI ajanıyla bir teröristin hikayesini anlatıyordu. Paramount'un Haziran 1997'de vizyona soktuğu film, dünya genelinde 240 milyon doların üzerinde hasılat elde etmiş ve ses efektleri kurgusu dalında Oscar adaylığı kazanmıştı.

Wingard, 2024'te Hollywood Reporter'a verdiği röportajda, Face/Off 2 için geldiği noktadan duyduğu heyecanı dile getirmişti.

"Face/Off meselesine çok girmek istemiyorum ama evet, bence senaryo gerçekten acayip iyi" demişti: 

Okuduğunuzda 'Vay anasını!' diyorsunuz. Bu, hayal bile edemeyeceğim kadar sahici bir devam filmi.

Independent Türkçe, Collider, Hollywood Reporter


Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
TT

Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)

Yeni korku filmi Psycho Killer, Rotten Tomatoes'da adeta yerden yere vuruluyor.

Yedi (Seven), The Killer ve Hayalet Süvari'yle (Sleepy Hollow) tanınan Andrew Kevin Walker'ın yazdığı yeni seri katil filmi, ABD'de 20 Şubat'ta sinemalarda gösterime girdi. Barbarian yıldızı Georgina Campbell'ın başrolünde yer aldığı filmin oyuncu kadrosunda Grace Dove, Malcolm McDowell ve Logan Miller da var. 

Gavin Polone'un yönettiği Psycho Killer, eşinin vahşice öldürülmesinin ardından bir polis memurunun failin peşine düşmesini anlatıyor.

Eleştirmenlerin yorumları şu ana kadar istisnasız biçimde olumsuz: Film, Rotten Tomatoes'da nadir görülen şekilde yüzde sıfır puanda kaldı.

Rotten Tomatoes, Psycho Killer için yeterli sayıda doğrulanmış kullanıcı yorumu toplayınca izleyici puanı da açıklandı. Sinemaseverler eleştirmenlere kıyasla biraz daha yumuşak davranmış olsa da genel hava hâlâ olumsuz. Yeni yorumlar geldikçe tablo değişebilir ancak filmin izleyici skoru şimdilik yüzde 33'te kalmış görünüyor.

Olumsuz yorumlarda öne çıkan eleştiriler benzer: Oyunculuk ve senaryo en çok yerilen noktalar olurken, bazı izleyiciler özel efektlerden duydukları hayal kırıklığını da dile getirdi. Ayrıca film çoğu kişi tarafından "sıkıcı" bulundu.

Epic Film Guys, X'te "Psycho Killer sıkıcı, yavan bir keşmekeş" diye yazdı: 

Zayıf performanslar, sıradan karakterler ve dağınık hikaye, etkisiz ölüm sahneleriyle birleşince insanı tatmin etmiyor. En büyük kozunuz Malcolm McDowell'sa, ortada bir sorun vardır.

Midnight Movie Talk'tan Erick Weber ise daha sert konuştu: 

Akıl almaz derecede berbat. Gördüğüm en aptal senaryolardan biri. Fragmanla film arasındaki fark yüzünden izleyici 20th Century Studios'u dava etmeli.

AllAboutMovies de filmi "ortalamanın altında" ve "sebepsiz yere yavaş" diye niteledi; Campbell içinse "iyi olan tek şey oydu" yorumunu yaptı.

Fresh Fiction TV'den Courtney Howard da benzer bir çizgideydi: 

Son derece sıkıcı, dağınık bir film. Tembel, ilkel ve akıl karıştıran yaratıcı tercihlerle dolu. Georgina Campbell'a gerçekten yazık etmişler.

Filmin bütçesinin 10 milyon doların altında olduğu belirtiliyor. Bu nedenle gişede zamanla makul bir hasılata ulaşıp az da olsa kâra geçmesi ihtimal dahilinde. Kısacası düşük bütçe umut verse de gelen tepkiler filmin işinin kolay olmayacağını söylüyor.

Psycho Killer'ın Türkiye'deki vizyon tarihi şimdilik belirsiz.

Independent Türkçe, ScreenRant, GamesRadar


Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
TT

Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)

76. Berlin Uluslararası Film Festivali (Berlinale) etkinlik boyunca siyasi tartışmalardan kaçındığı gerekçesiyle art arda eleştiriler alsa da jürinin tercihleri ve kazananların konuşmaları bu eksikliği önemli ölçüde telafi etti.

Festivalin büyük ödülü Altın Ayı, hükümetin hedefi haline gelen bir Türk ailesini izleyen, İlker Çatak imzalı Sarı Zarflar'a gitti. Hollywood Reporter'ın aktardığına göre ödülü takdim eden Jüri Başkanı Wim Wenders, filmi "totalitarizmin siyasal diliyle sinemanın empatik dili arasındaki karşıtlığı" anlatan bir yapım diye niteledi.

Ödülünü alırken Çatak, siyasi bir konuşma hazırladığını ancak bunu paylaşmamayı seçtiğini söyledi: 

Çok sayıda zeki insan çok sayıda akıllıca şey söyledi ve ben sahneyi bu filmi birlikte yaptığım harika insanlara bırakmak istiyorum. Bu ödülün asıl kahramanları onlar.

Yine de filmindeki bir sahnenin "Berlin'de geçen son birkaç günü hatırlattığını" belirterek şunu ekledi: 

Sinemacılar sinemacılara karşı, sanatçılar yaratıcı insanlara karşı... Ama biz düşman değiliz. Biz müttefikiz. Asıl tehdit aramızda değil. Asıl tehdit otokratlar. Aşırı sağ partiler. Zamanımızın nihilistleri; iktidara gelip yaşam biçimimizi yok etmeye çalışanlar.

İkincilik ödülü olan Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü ise Emin Alper'in Kurtuluş filmine gitti. Alper konuşmasında, hapisteki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da dahil olmak üzere cezaevindeki bazı muhalif isimlerle dayanışma içinde olduğunu belirtti.

Alper ayrıca "zorbalık altında acı çeken İran halkı" ve "en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Gazze'deki Filistinliler" için de sesini yükseltti.

Chronicles from the Siege'le GWFF En İyi İlk Uzun Metraj Film Ödülü'nü kazanan yönetmen Abdallah Alkhatib, sahneye kefiyeyle çıktı. Yapımcı Taqiyeddine Issaad ise Filistin bayrağı taşıyordu.

Alkhatib, "Berlinale'ye katılmak konusunda tek bir nedenle çok büyük baskı altındaydım" dedi: 

Burada durup 'Filistin özgür olacak' demek için.

Filistinli sinemacı sözlerini şöyle sürdürdü: 

Ve bir gün Gazze'nin tam ortasında, Filistin'in diğer şehirlerinin tam ortasında büyük bir film festivali düzenleyeceğiz. Festivalimiz kuşatma altında yaşayanlarla, işgal altında yaşayanlarla ve dünyanın dört bir yanında diktatörlükler altında yaşayanlarla dayanışma içinde olacak. Sinemadan önce siyasetten konuşacağız. Sanattan önce direnişten, görevden önce özgürlükten, kültürden önce insandan söz edeceğiz. O uzun zamandır beklenen gün geliyor.

Alkhatib sözlerine "Uzun zamandır beklenen gün geliyor ve insanlar ne olduğunu sorduğunda onlara, 'Filistin hatırlıyor' deyin. Bizimle birlikte duran herkesi hatırlayacağız ve bize, onurlu bir yaşam sürme hakkımıza karşı çıkan ve sessiz kalmayı seçen herkesi hatırlayacağız" diyerek devam etti. 

37 yaşındaki yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü:

Bazı insanlar bana, şimdi söylemek üzere olduklarımı söylemeden önce dikkatli olmam gerektiğini söyleyerek Almanya'da bir mülteci olduğumu hatırlattı. Çok fazla kırmızı çizgi var ama umurumda değil. Benim umurumda olan halkım, Filistin. O yüzden son sözüm Alman hükümetine: İsrail'in Gazze'deki soykırımında ortaksınız. Bu gerçeği anlayacak kadar zeki olduğunuza inanıyorum ama umursamamayı seçiyorsunuz. Filistin özgür olsun; şimdi, dünyanın sonuna kadar.

Kısa Film Altın Ayı ödülü Marie-Rose Osta'nın Someday, a Child'a (Yawman ma walad) verildi. Osta'nın konuşması seyirciden alkış ve tezahüratlarla bölündü.

Osta, "Burada ikiye bölünmüş halde duruyorum" dedi: 

Bir yanımda yönetmen olan tarafım var; hayatımı değiştirecek bu sevimli, güzel ayıyı alıyor olmaktan inanılmaz etkilenmiş durumdayım. Öte yandan içimdeki insan. Lübnanlı bir kadın, bir tanık... Ve hikayemi sizinle paylaşmak zorundayım.

Osta, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bir çocuk hakkında film yaptım. Süper güçleri var; uykusundan onu uyandıran rahatsız edici sesleri yüzünden iki İsrail savaş uçağını düşürüyor. Bu sinema. Ama gerçek hayatta Filistin'in her yerindeki ve benim Lübnan'ımdaki çocukların, onları İsrail bombalarından koruyacak süper güçleri yok. Ateşkes, hem Gazze'de hem Lübnan'da İsrail tarafından ihlal ediliyor. Hiçbir çocuğun bir soykırımdan sağ çıkmak için süper güçlere ihtiyacı olmamalı. Bu ödülün bir anlamı varsa o da Lübnanlı ve Filistinli çocukların pazarlık konusu olmayacağıdır.

Berlinale'nin yeni başkanı Tricia Tuttle, hem festivalde ifade özgürlüğünün yerini savunan hem de basın toplantılarında siyasi soru sorulmasına mesafeli duran uzun bir açıklama kaleme almıştı. Buna karşılık, 80'den fazla sinemacı festivalin Gazze'deki soykırıma karşı sessizliğini kınayan bir açık mektuba imza atmıştı.

Wim Wenders, Altın Ayı'yı Çatak'a takdim etmeden önce Tuttle'ı överek "Bir fırtınayı birlikte atlattık" dedi. Tuttle ise töreni şu sözlerle kapattı: 

Bu akşam bu sahne, Berlinale'nin kendisi gibiydi. Burası hiçbir zaman sessizliğin yeri olmadı. Burası sanatçıların konuştuğu bir yer; bazen rahatsız eden ya da tartışmalı bulunan biçimlerde konuşurlar ama o alanı açık tutmamız önemli. Konuşmazsak ne olur, kim bilebilir?

12-22 Şubat'ta Berlin'de düzenlenen festival, açılış gecesinde jüri başkanı Wim Wenders'in Gazze'yle ilgili verdiği yanıtın ardından siyasi tartışmaların gölgesinde kalmıştı.

Wenders, "Sinemacılar olarak siyasetin dışında kalmalıyız" sözleriyle eleştirilerin hedefi haline gelmişti.

Independent Türkçe, IndieWire, Hollywood Reporter, Variety