Britanya'nın "en yalnız koyunu" iki yılın ardından kurtarıldıhttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/4649131-britanyan%C4%B1n-en-yaln%C4%B1z-koyunu-iki-y%C4%B1l%C4%B1n-ard%C4%B1ndan-kurtar%C4%B1ld%C4%B1
Britanya'nın "en yalnız koyunu" iki yılın ardından kurtarıldı
İki yılı aşkın süredir Cromarty Firth uçurumunun eteklerinde mahsur kalan, Britanya'nın en yalnız koyunu Fiona'yı kurtarmak için başlatılan imza kampanyası 52 binden fazla imzaya ulaşmıştı
Britanya'nın "en yalnız koyunu" iki yılın ardından kurtarıldı
(İskoçya Hayvanlara Karşu Zulmü Önleme Derneği)
"Britanya'nın en yalnız koyunu" diye adlandırılan mahsur kalmış bir koyun, yaklaşık iki yıl boyunca İskoçya'nın ücra bir kıyısında kaldıktan sonra kurtarıldı.
Hayvan refahı için çalışan yardım kuruluşları, artık Fiona adı verilen hayvanı kurtarmak için yapılacak herhangi bir operasyonun "son derece karmaşık" olacağı uyarısında bulunmuştu.
Öte yandan bir grup çiftçi eski yöntemleri kullanarak Fiona'yı kurtarmak için inisiyatif aldı. Ayrshire'da koyun kırkıcı olan Cammy Wilson, dişi koyunun sıkıntılı durumuyla ilgili medyada çıkan haberleri gördükten sonra bir kurtarma operasyonu düzenledi.
BBC'nin Landward adlı programında sunuculuk yapan Wilson, kendi zamanından ayırarak görevi 4 kişiyle birlikte organize etti. Ekip, iş makineleri kullanarak Fiona'yı dik bir yamaçtan yukarı taşıdı.
Kurtarma operasyonunda Wilson'a Graeme Parker, Als Couzens, Ally Williamson ve James Parker adlı diğer çiftçiler eşlik etti.
İkisi vinci kontrol etmek için tepede kalırken, Fiona'ya ulaşmak için uçurumdan 250 metre aşağı indirilen diğer üç kişi koyunu bir mağarada buldu.
Facebook'ta paylaşılan bir videoda Wilson şöyle dedi:
Son derece iyi durumda. Kondisyon skoru 4,5 civarında, aşırı kilolu; onu o yamaçtan yukarı taşımak zahmetli bir işti.
Wilson, BBC News'a verdiği röportajda görevin ne kadar riskli olabileceğine değindi:
Kahraman olmamızla aptal olmamız arasındaki tek fark ayağımızın kayıp kaymaması.
Kurtarma görevi çağrısında bulunan imza kampanyası 52 binden fazla imzaya ulaşırken Wilson, kararlılığının kısmen internette gördüğü yanlış bilgilerden kaynaklandığını bildirdi.
Wilson, Fiona'nın ayrı düştüğü sürünün çiftçisine yönelik haksız yorumların kendisini bu görevi organize etmeye ittiğini söyledi. Wilson "Birileri onun arazisine gelmeye başlamıştı ve bu adil değildi" dedi.
Tüyleri yerlere kadar uzanan Fiona kırkılacak ama bunun dışında "fiziksel durumunun iyi" olduğu söyleniyor (AP)
Sürü hayvanları olan koyunlar tek başına hayatta kalabilse de bilim insanlarına göre kendi türlerinden diğer hayvanların arasında daha iyi gelişiyorlar.
İskoçya'nın Hayvanlara Karşu Zulmü Önleme Derneği (SPCA), dişi koyunun bir süredir uçurumun dibinde mahsur kaldığını bilse de onu kurtarmak için güvenli bir yol bulamadığını belirtti.
Yardım kuruluşunun bir sözcüsü BBC'ye "Tırmanma uzmanlığına sahip bir grup kişinin mahsur kalan koyunu kurtarmak için aşağıya inmeye çalıştığından haberdar olduktan sonra İskoçya SPCA'sı bu sabah yamaçta hazır bulundu" dedi.
Denetçimiz, ekibin başarıyla yukarı çıkardığı dişi koyunu muayene etti. Neyse ki koyunun fiziksel durumu iyi, sadece kırkılması gerekiyor. Artık dinlenip iyileşmesi için İskoçya'da uzman ekiplerin bulunduğu bir eve götürülecek.
Scarpetta'da Kay rolündeki Nicole Kidman (solda) ve ablası Dorothy'yi canlandıran Jamie Lee Curtis (sağda), aynı zamanda dizinin yapımcılığını da üstleniyor (Amazon Prime Video)
Kalın harflerle takvime: 2026'nın merak uyandıran dizileri
Scarpetta'da Kay rolündeki Nicole Kidman (solda) ve ablası Dorothy'yi canlandıran Jamie Lee Curtis (sağda), aynı zamanda dizinin yapımcılığını da üstleniyor (Amazon Prime Video)
Hâlâ 2025'te izlediğimiz gösterişli dizileri konuşuyor olabiliriz ama 2026, daha şimdiden takvime kalın harflerle not düşmelik yepyeni hikayelerle dolu.
Yeni yılın gelişiyle birlikte televizyon ufkuna bir kez daha bakmanın zamanı: Kimi yapımlar bildiğimiz evrenleri bambaşka bir tondan kuruyor, kimileri ise sıfırdan bir dünya yaratıp daha ilk bölümden yakamıza yapışmayı hedefliyor.
Bu listede The Pitt, Industry, The Night Manager, Beef, Euphoria, Shogun, Yellowjackets, Shrinking, Scrubs, Daredevil: Born Again, Outlander, One Piece ve The Boys gibi yeni sezonuyla geri dönen dizileri bilerek kenara koyduk. Zira "yeni sezon" heyecanı başka, "yepyeni bir başlangıç" duygusu ise bambaşka.
A Knight of the Seven Kingdoms, Westeros'un büyük saray oyunları yerine evrene daha insani bir kapı aralıyor. Lanterns ve Spider-Noir, süper kahramanı parıltıdan çekip polisiye ve kara film çizgisine taşıyan daha sert bir deneme gibi duruyor.
Scarpetta ve Imperfect Women, suç hikayelerini yalnızca vakaya değil, karakterlerin içindeki yaraya bağlayarak gerilimi yavaş yavaş büyütmeye hazırlanıyor. Margo's Got Money Troubles ve Rooster ise gündelik hayatın sıkışmışlığını mizahın içinden anlatıp "hafif" görünen meseleleri ağırlaştırmayı iyi biliyor. Half Man ve The Testaments da izleyiciyi rahat bırakmayan duygusal yükleriyle yılın en çok konuşulacak işlerine aday.
Kısacası 2026, bolca konuşulacak, tartışılacak ve her seferinde "Bir bölüm daha" dedirtecek yeni dizilerin yılı. Hazırsanız başlayalım.
A Knight of the Seven Kingdoms
Game of Thrones evreninin yeni dizisi A Knight of the Seven Kingdoms için bekleyiş 18 Ocak'ta sona eriyor. Hikaye, Game of Thrones'dan yaklaşık bir asır önce, Targaryenlerin hâlâ Demir Taht'ta oturduğu ve son ejderhanın hatırasının hâlâ taze olduğu bir Westeros'ta geçiyor. Merkezde ise gezgin şövalye Sör Duncan the Tall ve onun ufak tefek yaveri Egg'in yolculuğu duruyor. Dizi, saray oyunlarından ziyade turnuvalara ve yol hikayelerine yaslanıyor. "Küçük insanların" dünyasından Westeros'a daha insani bir kapı aralıyor.
George R.R. Martin'in Dunk & Egg kısa romanlarından uyarlanan bu hikayenin daha hafif, mizahi ve yer yer umutlu bir tona göz kırpması, House of the Dragon'ın ağır atmosferinin ardından izleyicilere özellikle cazip gelebilir. Dunk'ı Peter Claffey, Egg'iyse Dexter Sol Ansell canlandırıyor. İkilinin arasındaki bağ, anlatının kalbini oluşturuyor. Üstelik Westeros'un tanıdık hanedanlarını erken dönem halleriyle görmek, küçük bir kıvılcımın bile nasıl büyük düşmanlıklara dönüşebileceğini izlemek demek. İlk sezonun 6 bölümle sınırlı olması da hikayenin sündürülmeden tempolu akacağı hissini güçlendiriyor.
29 yaşındaki aktör Peter Claffey, oyunculuğa başlamadan önce İrlanda 20 yaş altı ulusal takımına kadar yükselen bir rugby oyuncusuydu (HBO)
HBO'nun prömiyer öncesi diziye ikinci sezon onayını vermiş olması, bu yolculuğun tek seferlik kalmayacağının işareti gibi. Kısacası, ejderha ve dev savaşlar olmadan da Westeros'un büyüsünü hissettirebilen daha küçük ölçekli bir macera arayanlar için A Knight of the Seven Kingdoms, 2026'nın en merak uyandıran dizilerinden biri.
Hangi platformda: HBO Max
Ne zaman geliyor: 18 Ocak
Rooster
HBO'nun martta yayımlamak üzere hazırladığı Rooster, aylardır "Steve Carell'in yeni komedisi" diye fısıldanan bir projeyken nihayet ete kemiğe büründü: Hikaye bir üniversite kampüsünde geçiyor. Dizinin merkezinde Carell'in canlandırdığı orta yaşlı yazar ve yetişkin kızıyla kurmaya çalıştığı inişli çıkışlı, bol düğümlü ilişki var. Bu basit görünen çatışma, hem kuşaklar arası gerilimi hem de aile içi hesaplaşmaları mizahi bir tonda anlatma potansiyeli taşıyor. Üstelik işin mutfağında, Scrubs'dan Ted Lasso'ya uzanan işleriyle modern komedilerin en güvenilir isimlerinden Bill Lawrence var. Yaratıcı ekipte son dönemde Bad Monkey'yle adından söz ettiren Matt Tarses da yer alıyor.
Steve Carell (solda), son olarak Netflix'in komedi dizisi Dört Mevsim'de (The Four Seasons) rol aldı (HBO )
Kadro da iddialı: Danielle Deadwyler, Robby Hoffman, Phil Dunster, Charly Clive ve John C. McGinley gibi isimler projeye şimdiden ayrı bir ağırlık katıyor.
2025'in son haftalarında paylaşılan resmi özet fazla ipucu vermese de Lawrence'ın karakter odaklı, sıcak ama sivri tonunu Carell'in komediyle dramı harmanlayan oyunuyla buluşturması merakı yükseltiyor. Bir de Carell'in The Office sonrası televizyon işlerinde sık sık "erken vedalar" gördük; Rooster, bu kez onun ekranda daha uzun soluklu bir alan bulacağı hissini veriyor.
Kısacası Rooster, iddialı büyük cümleleri kurmadan, iyi bir ekip ve doğru bir çıkış noktasıyla "izleyeni kendine bağlayan" komedilerden biri olacak gibi görünüyor.
Hangi platformda: HBO Max
Ne zaman geliyor: Mart
Lanterns
15 yıl önce gişede yüzü gülmeyen Yeşil Fener (Green Lantern) denemesinin ardından DC, mitolojiyi bu kez daha ayakları yere basan bir tonda ekrana taşıyor: Lanterns. Dizi, kozmik gösteriyi geri plana çekip True Detective'i çağrıştıran bir cinayet soruşturmasına yaslanıyor. Soruşturmanın merkezinde ise Kyle Chandler'ın canlandırdığı görmüş geçirmiş Hal Jordan ve Aaron Pierre'in hayat verdiği çaylak John Stewart var.
8 bölümlük sezonun vaadi, devasa uzay savaşlarından çok karakter gerilimi, sıkı bir polisiye temposu ve ikilinin "Ortaklık mı, sürtüşme mi?" hattında gidip gelen dinamiği. Kelly Macdonald ve Nathan Fillion'ın da kadroda olması, hikayenin kostümlü kahramanlara değil, kasabanın nabzına ve yan karakterlerin çatışmalarına da yatırım yapacağını düşündürüyor.
Lanterns'de Emmy ödüllü Kyle Chandler'a (sağda) Netflix'in beğenilen aksiyon filmi Rebel Ridge'le çıkış yakalayan Aaron Pierre (solda) eşlik ediyor (HBO)
İlk iki bölüm Slow Horses ve Black Mirror gibi dizilerle de tanıdığımız James Hawes'un imzasını taşıyor. Hawes'un tecrübesi ve televizyon diline olan hakimiyeti, bu yere basan tonun ayağını kaydırmadan ilerlemesi için güçlü bir işaret.
Yaz sonuna doğru izleyiciyle buluşması beklenen Lanterns, "süper kahraman ve polisiye" fikrini ciddiye alan yaklaşımı ve tecrübeli yaratıcı kadrosuyla merakı fazlasıyla hak ediyor.
Hangi platformda: HBO Max
Ne zaman geliyor: Yıl ortasında
Spider-Noir
Spider-Noir, siyah-beyaz estetiğiyle bildiğimiz "parlak" Örümcek-Adam dünyasından uzaklaşıp 1930'ların New York'unda, kara film tadında bir suç hikayesine yaslanıyor.
Zor rollerin adamı Nicolas Cage'in canlandırdığı Ben Reilly, yaş almış, şansı pek yaver gitmeyen bir özel dedektif. Ama geçmişte şehrin "tek süper kahramanı" olduğu günlerle yeniden yüzleşmek zorunda kalıyor. Bu yaklaşım süper kahraman klişelerini tersyüz ediyor; karaktere yorgunluk, pişmanlık ve karanlık bir mizah ekleyerek hikayeyi gerçekten çekici kılıyor.
Lamorne Morris, Brendan Gleeson, Jack Huston, Li Jun Li ve Karen Rodriguez gibi isimlerin varlığı da hikayenin yalnızca stile yaslanmayacağını, güçlü oyunculukla taşınacağını düşündürüyor. Fleabag ve Killing Eve'le tanınan Harry Bradbeer'ın ilk iki bölümü yönetmesi, dizinin ritim ve ton konusunda emin ellerde olduğu hissini güçlendiriyor.
62 yaşındaki Nicolas Cage, Oscarlı animasyon Örümcek-Adam: Örümcek-Evreninde'de (Spider-Man: Into The Spider-Verse) Spider-Noir karakterini seslendirmişti (Amazon Prime Video)
Oren Uziel ve Steve Lightfoot’un ortak dizi sorumlusu olduğu yapımın arkasında ayrıca Örümcek Adam: Örümcek Evreninde (Spider-Man: Into the Spider-Verse) ekibinden Phil Lord, Christopher Miller ve Amy Pascal gibi ağır toplar var.
Sonuç olarak Spider-Noir, Örümcek-Adam'ı o tanıdık maskenin içinden çıkarıp kara film gerilimiyle yeniden kurduğu için, kuşkusuz yılın beklenen işlerinden biri.
Hangi platformda: Amazon Prime Video
Ne zaman geliyor: Yıl içinde
Scarpetta
Amazon Prime Video'nun 11 Mart'ta yayına alacağı Scarpetta, adli tıp meraklılarının yıllardır beklediği büyük uyarlamalardan biri. Patricia Cornwell'in çok satan Kay Scarpetta romanlarından uyarlanan dizi, iki zaman çizgisinde ilerleyerek karakteri hem 1990'lardaki baş adli tabip günlerinde hem de günümüzde memleketine dönüp yeniden göreve başladığı dönemde takip ediyor.
Nicole Kidman'ın canlandırdığı Scarpetta, yeni bir cinayeti soruştururken eski görevine geri dönüyor. Fakat bu dönüş sadece bir vakayla sınırlı değil, geçmişin hem profesyonel hem de kişisel hesaplarıyla yüzleşmek anlamına geliyor. Hikayenin önemli bir gerilimi de Jamie Lee Curtis'in oynadığı kız kardeş Dorothy Farinelli'yle olan sorunlu ilişki üzerinden kuruluyor. Dizi, kanıt peşinde koşan soğukkanlı uzman çizgisini, aile içi çatışmalar ve yıllanmış kinlerle birleştirerek polisiye tarafını derinleştirmeyi hedefliyor.
Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
Liz Sarnoff'un dizi sorumlusu olması, olay örgüsünün sadece "Kim kimi öldürdü?" sorusuna değil, karakterlerin karanlık köşelerine de inmeye niyetli olduğunun işareti. Üstelik Bobby Cannavale, Simon Baker ve Ariana DeBose gibi güçlü kadro, bu evrenin yükünü tek bir kahramanın omzundan alıp daha zengin bir tabloya yayabilir. Kısacası Scarpetta, hem yıldızları hem de geçmişin gölgesinde ilerleyen çift zamanlı anlatısıyla yeni yılın en merak uyandıran suç dizilerinden biri.
Hangi platformda: Amazon Prime Video
Ne zaman geliyor: 11 Mart
Imperfect Women
18 Mart'ta Apple TV'de başlayacak Imperfect Women, tek bir suçun, yıllara yayılan bir dostluğu nasıl paramparça ettiğini çekinmeden, sarsıcı bir dille anlatmayı hedefliyor. Elisabeth Moss, Kerry Washington ve Kate Mara'nın canlandırdığı üç eski arkadaş, soruşturma derinleştikçe birbirlerinden sakladıklarıyla ve kendilerine bile itiraf edemedikleriyle yüzleşmek zorunda kalıyor.
Dizi, "Kim yaptı?" sorusunu çıkış noktası olarak alıyor; suçluluk, intikam, sevgi, ihanet ve geri dönüşü olmayan tavizler etrafında dolaşan bir gerilim kuruyor. Araminta Hall'un 2020 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan hikaye, en sağlam sandığımız ilişkilerin bile aslında ne kadar kırılgan olabileceğini irdeliyor.
Dizinin yıldızlarından Elisabeth Moss (solda) ve Kerry Washington (ortada), aynı zamanda yürütücü yapımcı olarak da projeye katkı sağlıyor (Apple TV)
Dizi sorumlusu Annie Weisman'ın yorumuyla hikaye, klasik bir polisiye olmaktan çıkıp karakterlerin iç dünyasına giren, gerilimi usul usul büyüten bir anlatıya evrilebilir. Üstelik açılış bölümünü yöneten ve yürütücü yapımcılar arasında yer alan televizyon ustası Lesli Linka Glatter, atmosferi daha ilk bölümden oturtabilecek bir isim. Kısacası Imperfect Women, arkadaşlık fikrini rahat bırakmayan, her bölümde gerçeği biraz daha kanatan yapısıyla yılın en merak uyandıran mini dizilerinden biri.
Hangi platformda: Apple TV
Ne zaman geliyor: 18 Mart
Margo's Got Money Troubles
15 Nisan'da Apple TV'de başlayacak Margo's Got Money Troubles, geçim derdini sakınmadan anlatan, sıcak ama sivri bir aile draması vaat ediyor. Dizinin merkezinde, üniversiteyi bırakmış hevesli yazar adayı Margo var: Kucağında bir bebek, biriken faturalar ve giderek azalan çıkış yollarıyla hayata tutunmaya çalışıyor.
Hikayeyi kıpırdatan unsurlardan biri de Margo'nun ailesi: Annesi eski bir garson, babasıysa bir zamanların meşhur güreşçilerinden ve ikisi de bu girdabın içine yeniden çekiliyor. Rufi Thorpe'un çok satan romanından uyarlanan yapım, trajikomik anları dramatize etmeden kurup, seyirciyi hem güldürmeyi hem de kalbinden yakalamayı hedefliyor. Televizyonun en üretken isimlerinden David E. Kelley'nin dizi sorumlusu olması, ritmini diri tutacağına ve karakter çatışmalarını derinleştireceğine işaret ediyor.
Margot rolündeki Emmy adayı Elle Fanning, Neon Şeytan (The Neon Demon) ve Başka Bir Yerde'deki (Somewhere) rolleriyle de tanınıyor (Apple TV)
Para kazanmak için çareyi OnlyFans'e yönelmekte bulan Margo rolünde izleyeceğimiz Elle Fanning, "dağınık ama zeki" karakterin iniş çıkışlarını taşıyabilecek belki de en doğru isim. Michelle Pfeiffer, Nick Offerman, Marcia Gay Harden, Nicole Kidman ve Greg Kinnear'dan oluşan güçlü kadro da bu ekonomik sıkışmışlığı tek boyutlu bir dert anlatısı olmaktan çıkarıp daha geniş bir aile panoramasına çevirebilir. Dizi, geçim sıkıntısını büyük laflara boğmadan; hayatın içinden komik ve dokunaklı anlarla masaya koyacağı için 2026'nın en cazibeli, en merak edilen işlerinden biri.
Hangi platformda: Apple TV
Ne zaman geliyor: 15 Nisan
Half Man
Baby Reindeer'ın yarattığı büyük dalganın (yoksa tsunami mi deseydik?) ardından Richard Gadd'ın yeni dizisi Half Man, daha yayımlanmadan büyük bir merak unsuru haline geldi. Şimdilik detaylar sınırlı; bildiğimiz en net unsur, hikayenin "iki kardeşin" çalkantılı ilişkisine odaklandığı.
Gadd'ın canlandırdığı Ruben, uzun bir kopuşun ardından Jamie Bell'in oynadığı Niall'ın düğününe ansızın çıkageliyor. Hikaye de buradan geriye doğru, yaklaşık 40 yıla yayılan bir geçmişe açılıyor. Tanıştıkları ergenlik yıllarından yetişkinlikteki büyük kırılmaya uzanan bu zaman çizgisi, dizinin yalnızca bir hesaplaşma değil, aynı zamanda bir hafıza hikayesi olacağını düşündürüyor.
Half Man'den yayımlanan ilk karede 36 yaşındaki Richard Gadd'ın (sağda) rolü için epey kaslandığı ve sakal bıraktığı dikkat çekiyor (HBO Max)
Baby Reindeer'daki o çıplak dürüstlüğün yerini bu kez daha sert ve sarsıcı bir dram alacak gibi duruyor. Gadd'ın başrolde yine kendini merkeze koyması ve Jamie Bell gibi güçlü bir oyuncuyla eşleşmesi, ikilinin dinamiğini dizinin asıl yakıtı haline getirebilir.
Ayrıntıların şimdilik saklı tutulması da avantaj: Baby Reindeer'ı etkileyici kılan "hakkında çok az şey bilerek" izleme duygusu burada yeniden yakalanabilir. Kısacası Half Man, Gadd'ın bir sonraki hamlesini merak edenler için 2026'nın en çok konuşulacak dizilerinden biri olmaya aday.
Hangi platformda: HBO Max
Ne zaman geliyor: Yıl içinde
Gurur ve Önyargı (Pride and Prejudice)
Dönem dizileri cephesinde Bridgerton ve benzeri yapımların rüzgarı dinmemişken, Netflix bu kez Jane Austen'in ölümsüz Gurur ve Önyargı romanını Dolly Alderton'ın yorumu ve taze bir kadroyla yeniden anlatmaya hazırlanıyor.
İki yüzyılı aşkın süredir okuru peşinden sürükleyen bu hikaye; 1940'taki Laurence Olivier'li filmden, 1995'te Colin Firth'ün Darcy'sine ve 2005'te Keira Knightley'li uyarlamaya kadar defalarca yeniden doğmuştu. "Bu hikayede hâlâ anlatacak yeni bir şey var mı?" sorusu da tam bu yüzden diziyi merak edilir kılıyor: Alderton, romantik komedinin adeta "şablonu" sayılan metni hem tanıdık hem de taze bir yerden kurmayı hedefliyor.
Gurur ve Önyargı'nın Temmuz 2025'te Birleşik Krallık'ta başlayan çekimleri yıl sonunda tamamlandı (Netflix)
Elizabeth Bennet'ı Emmy adayı Emma Corrin'in, Bay Darcy'yi ise Slow Horses yıldızı Jack Lowden'ın canlandıracak olması, dönemin zarafetini modern bir enerjiyle buluşturabilecek güçlü bir eşleşme vaat ediyor.
Kadroda Olivia Colman'ın Bayan Bennet olarak yer alması ise tonun yalnızca romantizme değil, aile içi kaosa ve Austen mizahına da yaslanacağının sinyalini veriyor. Rufus Sewell, Freya Mavor, Jamie Demetriou, Daryl McCormack, Rhea Norwood, Siena Kelly ve Louis Partridge gibi isimler de bu dünyayı "tek bir çiftin hikayesi" olmaktan çıkarıp geniş bir karakter şölenine dönüştürebilir.
Yönetmen koltuğunda Heartstopper'la tanınan Euros Lyn'in oturması, dizinin ritmini canlı tutacağına dair umut veriyor. Kısacası Gurur ve Önyargı, klasik bir aşk hikayesini yeniden anlatmanın riskini alıyor. Ama gösterişli kostümlerin yanında keskin sosyal gözlemleri ve taze oyuncu kadrosuyla "yeni neslin Lizzie ve Darcy'si" olma iddiasını taşıdığı için yılın en heyecan verici dönem işlerinden biri.
Hangi platformda: Netflix
Ne zaman geliyor: Yıl içinde
The Testaments (Hulu)
Damızlık Kızın Öyküsü (The Handmaid's Tale) final yapsa da Margaret Atwood evreni bitmiyor: The Testaments, hikayeyi finalden 15 yıl sonrasına taşıyan doğrudan bir devam dizisi. Bu kez merkezde, Gilead'dan başka bir hayat tanımadan büyüyen kızların hikayesi var; yani baskının ortasında kimliğini kurmaya çalışan bir kuşağın portresi.
Önlerindeki itaatkar geleceği kabullenmek istemeyen bu gençler, çıkış yolu ararken birbirlerinde müttefik buluyor ve sistemin çatlaklarını yoklamaya başlıyor. Dizinin omurgasında yine Ann Dowd'un canlandırdığı Lydia Teyze: Hem tanıdık bir yüz hem de yeni kuşağı şekillendiren güç figürü olarak geri dönüyor.
Margaret Atwood'un 2019 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan The Testaments'ın çekimleri Nisan-Ağustos 2025'te gerçekleşti (Disney+/Hulu)
Geçen yılın belki de en çok konuşulan filmi olan Paul Thomas Anderson imzalı Savaş Üstüne Savaş'taki (One Battle After Another) çarpıcı performansıyla hafızalarımıza kazınan Chase Infiniti'nin başrolde olması çıtayı yükseltiyor.
Projenin arkasında yine Damızlık Kızın Öyküsü'nün yaratıcısı Bruce Miller'ın bulunması, atmosferin ve tonun devam hissini koruyacağına işaret ediyor. Nisan 2026'da Disney+'ta izleyiciyle buluşacak The Testaments, Gilead'ın karanlığını bu kez umut, dayanışma ve büyüme hikayesiyle aydınlatarak 2026'nın belki de en heyecan verici distopyası olacak.
Hangi platformda: Disney+
Ne zaman geliyor: Nisan
Independent Türkçe
Spotify mesajlaşma özelliğine yeni bir güncelleme getiriyorhttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5227863-spotify-mesajla%C5%9Fma-%C3%B6zelli%C4%9Fine-yeni-bir-g%C3%BCncelleme-getiriyor
Spotify mesajlaşma özelliğine yeni bir güncelleme getiriyor
Fotoğraf: Reuters
Spotify artık arkadaşlarınızla sohbet ederken onların ne dinlediğini görmenize olanak tanıyacak.
Spotify kullanıcıların uygulama içinde sohbet etmesini sağlayan yeni mesajlaşma aracını yazın tanıtmıştı. Bu araç, esasen Spotify'dan çıkmadan başkalarıyla müzik paylaşma imkanı sunmak için tasarlanmıştı.
Şirket, bu arkadaşlarınızın ne dinlediğini gerçek zamanlı gösteren yeni bir araç çıkarıyor. Ayrıca bu aracın kullanımını kolaylaştırmak amacıyla, kullanıcıların senkronize bir şekilde müzik dinlemesini sağlayan "Request to Jam" (Jam başlatma isteği gönderme) özelliğini de ekliyor.
Spotify bu mesajlaşma özelliğine "yakında" grupları da ekleyeceğini ifade ediyor. Şirket bu özelliğin yalnızca "belirli pazarlarda" sunulacağını belirtse de hangileri olduğunu açıklamadı.
Dinleme etkinliği özelliğinin açık olması gerekiyor. Ayarlara gidip "gizlilik ve sosyal" seçeneğinden bu özelliği etkinleştirebilirsiniz.
Kullanıcılar bunu yaptıktan sonra arkadaşlarının dinleme etkinliklerini görebilir, parçayı tıklayıp çalabilir veya şarkıya tepki verebilir.
Güncelleme, mesajlaşma özelliğinin halihazırda kullanımda olduğu yerlerde, iOS ve Android'de erişime açılıyor. Spotify, güncellemenin şubat başlarında geniş çapta kullanıma sunulacağını belirtiyor.
Spotify, "Arkadaş Etkinliği" özelliğiyle arkadaşların ne dinlediğini görme seçeneğini zaten sunuyor. Masaüstü uygulamasında mevcut olan bu özellik, diğer arkadaşların ne dinlediği bilgisini canlı olarak gösteriyor.
Mesajları geçen yıl kullanıma sunan şirket, aslında bu özelliği piyasaya sürmeyi ikinci kez denemişti. Şirket daha önce bu özelliği sunmaya çalışmış ancak 2017'de, anlaşıldığı üzere ilgisizlik nedeniyle kaldırmıştı.
Independent Türkçe
Bilim insanları uyarıyor: İki mega kentin üzerinde "plastik bulutlar" varhttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5227861-bilim-insanlar%C4%B1-uyar%C4%B1yor-i%CC%87ki-mega-kentin-%C3%BCzerinde-plastik-bulutlar-var
Bilim insanları uyarıyor: İki mega kentin üzerinde "plastik bulutlar" var
Japonya açıklarında bir kepçe makinesiyle toplanan tortu örneklerindeki mikroplastikler (AFP)
Çinli bilim insanları, iki büyük şehrin havasında süzülen plastik parçacık bulutları tespit etti. Bulgular, zehirli olma potansiyeli taşıyan bu parçacıkların daha önce düşünülenden çok daha fazla miktarda bulunduğuna işaret ediyor.
Dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar son 20 yılda, minik mikroplastik ve nanoplastik parçacıkları giderek artan bir kirlilik türü olarak tanıdı.
Bu minik plastik parçacıklar artık topraklarda, canlılarda ve hatta Arktika ve Antarktik dahil dünyanın neredeyse her yerindeki atmosferde tespit ediliyor.
Giderek artan sayıda çalışma, bu parçacıkların hormonal bozukluklar, kanser, kalp rahatsızlıkları, üreme bozuklukları ve nörolojik hasarlar gibi sağlık sorunlarıyla ilişkili olduğunu ima ediyor.
Ancak bu minik plastik parçacıkların sayısı, nereden geldiği, zamanla nasıl değiştiği ve nihayetinde nereye gittiği gibi bazı sorular hâlâ cevap bekliyor.
Araştırmacılar bu insan yapımı kimyasalların çok yaygın olması nedeniyle, bunların gezegenin su döngüsünün bileşenlerinde bile bulunabileceğinden şüpheleniyor.
Araştırmacılar ayrıca iklim değişikliğinin bu parçacıkları ve dağılımlarını nasıl etkilediğini de inceliyor.
Bilim insanları yeni çalışmada Çin'in iki büyük şehri Guangzhou ve Şian'da, mikroplastik (MP) ve tek bir insan saç telinden birkaç kat daha az kalınlığa sahip nanoplastik (NP) parçacıkların dağılımını inceledi.
Önceki çalışmaların atmosferdeki plastik miktarını kayda değer derecede azımsadığını saptadılar.
Bilim insanları bu minik plastik parçacıkların uzun süre havada asılı kalacak kadar küçük olduğunu ve hatta bulut oluşumunu tetikleyebildiğini keşfetti.
Çalışma, bulut oluşumunun parçası oldukları için parçacıkların yağışla yeniden yeryüzüne çökelebileceğini ve ilk salındıkları yerden çok uzak yerlere gidebileceğini öne sürüyor.
Bilim insanları çalışmada şöyle yazıyor:
200 nanometre kadar küçük plastik parçacıkları tespit edebilen yenilikçi bir yöntem kullanarak Çin'in iki mega kenti Guangzhou ve Şian'da, aerosollerdeki, kuru ve ıslak çökeltilerdeki ve yeniden havaya karışan parçacıklardaki MP ve NP'leri ölçtük.
Ekip "Tahminler, atmosferin başlıca bölmelerindeki MP ve NP akışlarında iki ila 5 büyüklük mertebesine varan farklılıklar olduğunu ortaya koydu" diye yazıyor.
Bilim insanları bu değişikliklerin büyük ölçüde, yoldaki tozlardan kaynaklanan plastikler ve yağmurun tetiklediği çökelmenin etkisiyle gerçekleştiğini açıklıyor.
Araştırmacılara göre bulgular, küresel plastik döngüsünün en az anlaşılan kısmı olan atmosferdeki plastiklerin bugüne kadarki en ayrıntılı ölçümlerini sunuyor.
Çalışma, plastik parçacıkların küresel iklimi ölçülebilir bir şekilde değiştirdiğini iddia etmese de bunların bulut oluşumunu büyük ölçüde etkilediği sonucuna varıyor.
Bilim insanları şöyle yazıyor:
Bu sonuçlar kentsel atmosferik süreçlerdeki MP ve NP'lerin bütünsel bir değerlendirmesini sağlayarak bu parçacıkların dönüşümü, akıbeti ve iklim, ekosistemler ve insan sağlığı üzerindeki potansiyel etkileri hakkında önemli bilgiler sunuyor.
Independent Türkçe
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة