Hilary Swank annesiyle arabada yaşayarak büyümüş

Aktris, Los Angeles'ta oyunculuk yaptığı dönemde evsizlikle olan mücadelesiyle ilgili içten bir şekilde konuştu

(Lionsgate)
(Lionsgate)
TT

Hilary Swank annesiyle arabada yaşayarak büyümüş

(Lionsgate)
(Lionsgate)

Hilary Swank, ünlü olmadan önce annesiyle birlikte arabalarında yaşadıklarını açıkladı.

The Wall Street Journal'a verdiği röportajda Oscar ödüllü 49 yaşındaki oyuncu, Los Angeles'ta hevesli bir genç oyuncu olarak geçirdiği ilk günlerde annesi Judy'nin, babası Stephen'dan kısa bir süre önce ayrılmasının ardından annesiyle birlikte arabalarında yaşadıklarını paylaştı.

Oyuncu, "Los Angeles'ta ilk olarak annemle birlikte sakin mahallelerde onun Oldsmobile Cutlass Supreme'inde yaşıyorduk" diye anlattı.

Arabada uyumadığımız zamanlarda, ailesi başka bir yere taşınmış ve mevcut evlerini satmaya çalışan yaşıtım yeni bir arkadaşımın evinde kalıyorduk. Şişme yatakta uyurduk.

Swank, çocukluğundan beri ABD'nin Washington eyaletindeki Bellingham'da bulunan bir karavan parkında yaşamış ve finansal güvensizlikle mücadele etmiş. Yayın kuruluşuna verdiği röportajda, her zaman olaylara olumlu tarafından bakmaya çalıştığını, yiyecek ve barınağa erişimi olduğu için minnettar olduğunu söylese de daha varlıklı akranları tarafından sosyal açıdan dışlanmanın kendisini yalnızlaştırdığını belirtti.

Aktris, "Arkadaşlarımın ebeveynleri beni akşam yemeklerine ve oyun buluşmalarına dahil etmeyene kadar karavan parkında yaşamanın beni dışlanmış biri haline getirdiğini fark etmemiştim" diye açıkladı.

Farklı algılandığımı bilsem de sınıf ayrımcılığını hemen anlamamıştım. Sonra anladım. Ayrıca yaşadığımız yerin, olduğum kişiden daha büyük bir sorun olduğunu da anladım.

Milyonluk Bebek'in (Million Dollar Baby) oyuncusu, sonunda yerel tiyatro topluluğunda bir aidiyet duygusu bulduğunu, burada oyunculuk yeteneklerini geliştirdiğini ve nihayetinde oyunculuğu gerçek bir meslek olarak sürdürmeye karar verdiğini söyledi. Arabalarında uyudukları dönemden sonra annesi sonunda sekreterlik işi bulmuş ve Burbank'ta bir oda kiralayabilmişler. 

Leonardo DiCaprio'yu keşfettiği iddia edilen menajer Bonnie Liedtke'yle anlaştıktan sonra cast direktörleriyle görüştü ve Harry ve Henderson Ailesi (Harry and the Hendersons), Evening Shade, Büyümenin Bedeli (Growing Pains) gibi TV dizilerinde rol alarak çıkış yaptı ve 1992 yapımı Buffy the Vampire Slayer'la sinemaya adım attı.

Swank, "Hayallerimi yaşadığım için heyecanlıydım" dedi ve hedeflerini takip etmesi için onu teşvik eden annesine minnettarlığını ifade etti.

Annem, sahnede olmanın heyecanını ve oyunculuğun beni hayata döndürdüğünü anladı.

1999'da Erkekler Ağlamaz (Boy's Dont Cry) ve 2004'te Milyonluk Bebek'teki rolleriyle iki kez Oscar kazanan Swank, mütevazı başlangıçlarını daha basit zamanlara duyduğu "nostalji"yle hatırladığını söylüyor. Swank, "Los Angeles'tan arada sırada ayrıldığımız için mutlu olsam da toplantılar için oraya gittiğimde Pasadena'da annemle birlikte park edip uyuduğumuz caddeden arabayla geçiyorum. Zorluklara rağmen hiçbir şeyimizin olmadığı o günler için nostalji duyuyorum" dedi.

Swank şu sıralar 23 Şubat 2024'te ABD sinemalarında gösterime girecek filmi Ordinary Angels'ın tanıtımını yapıyor. Film, dul bir adamın hasta kızının hayatını kurtarmak için yerel topluluğunu harekete geçiren bir kadının hikayesini anlatıyor.

Independent Türkçe



Rekortmen dizinin yıldızı soygunda öldürüldü

61 sezonu bulunan General Hospital, en uzun süre devam eden Amerikan pembe dizisi olarak Guinness Dünya Rekorları'na girmişti (ABC)
61 sezonu bulunan General Hospital, en uzun süre devam eden Amerikan pembe dizisi olarak Guinness Dünya Rekorları'na girmişti (ABC)
TT

Rekortmen dizinin yıldızı soygunda öldürüldü

61 sezonu bulunan General Hospital, en uzun süre devam eden Amerikan pembe dizisi olarak Guinness Dünya Rekorları'na girmişti (ABC)
61 sezonu bulunan General Hospital, en uzun süre devam eden Amerikan pembe dizisi olarak Guinness Dünya Rekorları'na girmişti (ABC)

Amerikan televizyonunda gündüz kuşağında ekranlara gelen uzun soluklu pembe dizi General Hospital'daki Brando Corbin rolüyle tanınan aktör Johnny Wactor hayatını kaybetti.

Cumartesi sabahı Los Angeles şehir merkezinde hırsızlıkla karşı karşıya kalıp vurulduğu bildirilen aktör, 37 yaşındaydı.

Wactor'un menajeri David Shaul, Variety'ye yaptığı açıklamada aktörün yaşamını yitirdiğini doğruladı. 

"Sıkı çalışma, azim ve asla pes etmeyen bir tutum"

Amerikalı oyuncuyla ilgili konuşan Shaul, "Johnny Wactor muhteşem bir insandı" diyerek sözlerine başladı. 

Sadece kendini işine adamış yetenekli bir aktör değil, aynı zamanda onu tanıyan herkes için gerçek bir ahlak timsaliydi. Sıkı çalışma, azim ve asla pes etmeyen bir tutumun temsilcisiydi. Zorlu bir mesleğin iniş ve çıkışlarında her zaman başını dik tuttu ve olabileceğinin en iyisi için çabalamaya devam etti.

Aktörün ölümüyle sarsılan menajeri David Shaul, sözlerini şöyle sürdürdü:

Johnny'yle zaman geçirmek bir ayrıcalıktı ve herkes için bunu dileyebilirdik. Kelimenin tam anlamıyla size sırtındaki gömleği verirdi. Birlikte geçirdiğimiz 10 yılı aşkın sürenin ardından kalbimizde sonsuza dek bir boşluk bırakacak.

"Sevgi dolu bir genç adam"

Annesi Scarlett Wactor ise TMZ'ye yaptığı açıklamada, Wactor'ın önceki gün Los Angeles'ta öldürüldüğünü doğruladı. İddiaya göre aktör, otomobilindeki katalitik konvertörü çalmaya çalışan üç adamı fark ettiğinde iş arkadaşıyla birlikteydi.

Scarlett Wactor, oğlunun hırsızlığa müdahale etmeye çalışmadığını ancak vurulduğunu ve kaldırıldığı bir hastanede öldüğünü söyledi. Üzgün anne, oğlu Johnny'nin "sevgi dolu bir genç adam" olduğunu ve ölümünün "ailenin kalbinde büyük bir boşluk bıraktığını" belirtti.

Los Angeles Polis Departmanı, silahlı saldırının sabaha karşı 3 sularında gerçekleştiğini açıkladı.

Matthew Arnold'ın yaratıcısı olduğu dizi Siberia'nın yanı sıra USS Indianapolis: Cesur Adamlar (USS Indianapolis: Men of Courage) adlı filmde Nicolas Cage'le birlikte rol alan aktör, en çok General Hospital'daki Brando Corbin karakteriyle tanınıyordu. 

Canlandırdığı karakterin 2022'de diziden ayrılmasının ardından Wactor, bunu tam olarak sindiremediğini söylemişti.

Rol arkadaşından duygusal paylaşım

Aktris Sofia Mattsson, ölüm haberinin ardından General Hospital'daki rol arkadaşı Johnny Wactor'ı anan bir paylaşımda bulundu.

Mattsson sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABC dizisinden bir dizi fotoğraf ve dokunaklı sözlerle hayatını kaybeden aktöre saygılarını sundu.

"Onu tanıdığım için daha iyi bir insan oldum"

"Kalbim tamamen paramparça" diye söze başlayan İsveç asıllı Amerikalı aktris ekledi: 

Johnny kesinlikle en iyisiydi. Çok samimi. Çok şefkatli. İnanılmaz derecede çalışkan ve alçakgönüllü. Çok fazla nezaket ve neşe yayan kocaman bir kalbi vardı. Her zaman etrafındaki herkesin görüldüğünü, duyulduğunu ve sevildiğini hissetmesini sağladı. Onun kişiliğine büyük hayranlık duyuyorum ve onu tanıdığım için daha iyi bir insan oldum.

Independent Türkçe, Deadline, Variety, US Weekly, TMZ


Netflix dizisinin 27 yaşındaki başrolü oyunculuğu bıraktı mı?

2017'de başlayıp 2020'de sona eren Ölmek İçin On Üç Sebep'te başroldeki Dylan Minnette'e Katherine Langford eşlik etmişti (Netflix)
2017'de başlayıp 2020'de sona eren Ölmek İçin On Üç Sebep'te başroldeki Dylan Minnette'e Katherine Langford eşlik etmişti (Netflix)
TT

Netflix dizisinin 27 yaşındaki başrolü oyunculuğu bıraktı mı?

2017'de başlayıp 2020'de sona eren Ölmek İçin On Üç Sebep'te başroldeki Dylan Minnette'e Katherine Langford eşlik etmişti (Netflix)
2017'de başlayıp 2020'de sona eren Ölmek İçin On Üç Sebep'te başroldeki Dylan Minnette'e Katherine Langford eşlik etmişti (Netflix)

Dylan Minnette, grubu Wallows'la birlikte müzik tutkusunun peşinden gitmek için oyunculuğa ara vermesi hakkında konuştu.

Netflix'in popüler dizilerinden Ölmek İçin On Üç Sebep'in (13 Reasons Why) yıldızı Minnette, oyunculukla arasına neden mesafe koyduğunu ve geri dönmeyi planlayıp planlamadığını anlattı.

"İş gibi gelmeye başladı"

Müzik podcast'i Zach Sang Show'da konuşan Minnette, "Oyunculukta başarıya ulaştığım için şanslıydım" dedi. 

Ölmek İçin On Üç Sebep'teydim ve gerçekten çok popülerdi. Kesinlikle oyunculukta yaşadığım şeyin zirvesine ulaştım. Ama aynı zamanda biraz da iş gibi gelmeye başladı. Çok şanslı bir konumdaydım, benim için her zaman eğlenceliydi, her zaman gerçekten ilham vericiydi ama sonra sadece bir iş gibi hissetmeye başladım.

Minnette, grubunun ve müziğin bir diğer tutkusu olduğunu ve bunu "gidebildiği yere kadar" götürmeyi hayal ettiklerini söyledi.

"Tek yolu enerjimin yüzde 100'ünü bu işe vermem"

27 yaşındaki aktör, "Şu anda bir süreliğine bunu yapabileceğim ve bunu olabildiğince ileri götürebileceğim bir konumda olduğumu hissediyorum" diye devam etti. 

Bunun gerçekleşmesinin tek yolu, zamanımın ve enerjimin yüzde 100'ünü bu işe vermem, bu işi ciddiye almam ve dünyaya bu işi ciddiye aldığımızı göstermem.

Minnette müzik tutkusunun peşinden gitmenin "doğal ve ilham verici hissettiren şey" olduğunu sözlerine ekledi. 

Çok yönlü yıldız, geçirdiği zamanın tadını çıkardığını ve arada bir oyunculuğa dönmeyi de düşündüğünü söyledi. Hatta Minnette, ekibine tekrar oyunculuk yapmaya hazır olduğunu söylediğini ancak "o zaman diliminin grev dönemine denk geldiğini" de ekledi.

Verecek bir şeyim olduğunu hissediyorum ve bu da muhtemelen oyunculuk... Bunun için yeniden ilham almaya başladığımı hissediyorum.

Minnette, Netflix dizisi Ölmek İçin On Üç Sebep'te Clay Jensen karakterini canlandırdıktan sonra 2022 yapımı Çığlık (Scream) ve Hulu'nun mini dizisi The Dropout'ta rol almıştı.

Independent Türkçe, Deadline, Zach Sang Show


Değnek çekirgeleri, evrime dair temel bir soruya ışık tuttu

Timema cristinae türündeki hayvanlar, kamuflaj özellikleriyle kuşlardan saklanıyor (Aaron Comeault)
Timema cristinae türündeki hayvanlar, kamuflaj özellikleriyle kuşlardan saklanıyor (Aaron Comeault)
TT

Değnek çekirgeleri, evrime dair temel bir soruya ışık tuttu

Timema cristinae türündeki hayvanlar, kamuflaj özellikleriyle kuşlardan saklanıyor (Aaron Comeault)
Timema cristinae türündeki hayvanlar, kamuflaj özellikleriyle kuşlardan saklanıyor (Aaron Comeault)

Değnek çekirgelerini inceleyen bilim insanları, evrime dair temel bir soruya yanıt bulmuş olabilir. 

Bu alanda çalışan bilim insanlarının cevaplamaya çalıştığı pek çok sorudan biri, evrimin şans eseri gerçekleşip gerçekleşmediği. Evrim süreci öngörülebilir mi yoksa zaman geriye alınıp bütün süreç baştan başlasa nihayetinde bambaşka bir sonuç mu ortaya çıkardı?

Bu soruya cevap arayan araştırmacılar değnek çekirgesi türlerinden Timema cristinae hakkındaki 30 yıla yayılan verileri analiz etti.

Vücut renkleri ve üstündeki desenlerin değişiklik gösterdiği bu canlıların kamufle olma özelliği var. Örneğin tamamen yeşil olanlar, yeşil bitkilerin üstünde adeta görünmez hale gelirken, yeşil çizgiler taşıyanlar da benzer bir desene sahip Adenostoma fasciculatum adlı çalılar arasında kaybolabiliyor. 

Bu kamuflaj özelliği sayesinde böcekler, kendilerini yemek isteyen kuşlardan saklanabiliyor. 

Hakemli dergi Science Advances'ta 24 Mayıs'ta yayımlanan araştırmanın ortak yazarı evrimsel biyolog Zachariah Gompert "Kuşların avlaması, böceklerin renkleri ve çizgili olup olmamaları gibi organizma özelliklerini şekillendiren sürekli bir etmen" diyor. 

ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki 10 ayrı Timema cristinae popülasyonunu inceleyen araştırmacılar, bunların tamamında çizgili böceklerin görülme sıklığının zaman içinde öngörülebilir bir şekilde dalgalandığını buldu. Bu durum kendini tekrar eden bir evrimsel dinamiğe işaret ederken, arkasındaki sebep de böcekleri avlayan kuşlar.

Saha çalışması yürüten araştırmacılar, böceklerdeki bir desen çok yaygınlaştığında kuşların bunları daha kolay fark ettiğini gözlemledi. Bu nedenle daha çizgili desenlerin seyrekliği bir avantaj sağlarken, bunların sıklığındaki dalgalanmalar da bundan kaynaklanıyor. 

Gompert "Kısa zaman ölçeklerinde mevcut çeşitlilikleri içeren evrim gayet öngörülebiliyor" diyerek şöyle ekliyor: 

Kuşların böceklerle beslenmesi gibi belirli etmenlerin her zaman mevcut olacağını varsayabiliriz.

Araştırmacılar daha uzun zaman dilimlerinde evrimin daha zor öngörülebildiğini tespit etti. Bilim insanları böcek popülasyonlarının kuraklık veya sel gibi rasgele bir olay yaşamasıyla öngörülebilir süreçlerde aksaklık yaşanabileceğini düşünüyor. 

Örneğin Adenostoma fasciculatum çalılarıyla beslenmesine karşın bazı Timema türlerinin çizgisiz olduğunu söyleyen Gompert "Yani çizgilerin evrimleşmesi, uzun bir ölçekte evrimin tekrarlanabilir bir sonucu değil" diye açıklıyor.

Gompert, evrimin şans eseri olup olmadığına dair soruya "o veya bu" şeklinde bir cevap aramanın meseleyi basite indirgediğini söyleyerek şöyle ekliyor:

Cevap 'tamamen rasgele' ya da 'tamamen deterministik ve öngörülebilir' değil.

Independent Türkçe, Popular Science, Earth, Science Advances


Carrie Fisher, Yıldız Savaşları'nın "tam bir felaket" olacağını düşünüyormuş

Mark Hamill, Carrie Fisher ve Harrison Ford, Yıldız Savaşları: Yeni Bir Umut'ta (Lucasfilm/Fox)
Mark Hamill, Carrie Fisher ve Harrison Ford, Yıldız Savaşları: Yeni Bir Umut'ta (Lucasfilm/Fox)
TT

Carrie Fisher, Yıldız Savaşları'nın "tam bir felaket" olacağını düşünüyormuş

Mark Hamill, Carrie Fisher ve Harrison Ford, Yıldız Savaşları: Yeni Bir Umut'ta (Lucasfilm/Fox)
Mark Hamill, Carrie Fisher ve Harrison Ford, Yıldız Savaşları: Yeni Bir Umut'ta (Lucasfilm/Fox)

Griffin Dunne, Carrie Fisher'ın 1977 yapımı bilimkurgu filmi Yıldız Savaşları'nda (Star Wars) kullanılan saç stiliyle ilgili paniğe kapılarak kendisini aradığını, en yakın arkadaşı ve oyuncu dostuna projenin "tam bir felaket" olacağından endişe ettiğini söylediğini anlattı. 

Dunne, 11 Haziran'da Penguin Press aracılığıyla piyasaya çıkacak The Friday Afternoon Club: A Family Memoir adlı yeni anı kitabında, ünlü yüzlerle çevrili çocukluğuna dair anılarının yanı sıra hayatını kaybeden yıldızla dostluğunu da anlatıyor.

The Times tarafından yayımlanan bir alıntıda Dunne, eski dostu Carrie'den bir telefon aldığını hatırlıyor. Carrie, Dunne'ın ailesinin evine akşam yemeğine geldiğinde aktörün küçük kardeşi aracılığıyla onunla tanışmıştı.

Dunne, "1976'ydı ve Carrie bir gün laf arasında İngiltere'de çekilen bir bilimkurgu filminde iş bulduğunu söyledi" diye yazdı.

Normal bir kişinin ‘Tebrikler’ ya da ‘Bu harika!’ gibi söyleyeceği şeylerden habersiz bir şekilde 'Benim için de bir rol var mı? diye sordum.

Fisher, Luke Skywalker'ı canlandıran rol arkadaşı Mark Hamill'e atıfta bulunarak, "Senin için uygun olan tek rolü Mark adında biri oynuyor" diye yanıt vermiş. 

Bu gerçekten aptalca bir senaryo ve eminim sen bunu reddederdin.

O dönemde Dunne'la aynı evi paylaşan Fisher, ona "Harrison Ford adında yaşlıca bir adamla" birlikte rol aldığını söylemiş, Dunne da bu kişinin, teyzesi yazar Joan Didion için marangozluk yaptığını fark etmiş.

Dunne, "Hevesli bir köpek yavrusu gibi ona çivi uzatır ya da yıpranmış kanvas alet çantasından hırdavat arardım" diyor.

Karşılığında bana Marlboro'larından birini uzatırdı, ben de onun yaptığı gibi filtrelerini keserdim. Harrison beni bitmek tükenmek bilmeyen esrarlı sigaralarından mahrum bıraktı çünkü malı o kadar güçlüydü ki bir fırt çektikten sonra testereyle mezura arasındaki farkı anlayamıyordum. Adamı resmen idol olarak görüyordum ve Carrie'nin onunla bu kadar çok vakit geçirecek olmasından dolayı duyduğum kıskançlıktan nefret ediyordum.

Ford'la üç aylık bir ilişki yaşadığını 2016 tarihli anı kitabında açıklayan Fisher, Yıldız Savaşları'nın 25 Mayıs 1997'deki vizyon tarihi yaklaştıkça endişelenmeye başlamış ve İngiltere'deki çekimlerden Dunne'ı arayarak kostümleri hakkında paniğe kapılmış.

Carrie, çekim yerinden arayarak 'Saçıma ne yaptıklarını görmelisin!' diye bağırmıştı, saat onun için genellikle sete gitmeden önceki vakitlerdi, benim içinse sabahın 4'üydü. 'Kulaklarımın üzerine iki simit takmışım gibi görünüyorum' demişti. 

Carrie şöyle eklemiş:

Ve ben yaklaşık 2 metrelik bir yeti ve tekerlekli bir çöp tenekesinin içinde yaklaşık 1 metre boyundaki Britanyalı'yla oynuyorum! Tetiği bile olmayan ışın tabancalarıyla yeşil ekranlarda göremediğimiz şeylere ateş ediyoruz. Bu film tam bir felaket olacak.

Dunne elbette filmin bir felaketten çok uzak olduğunu ve Fisher'la aralarındaki dostluğun, Asi Birliği'nin lideri Prenses Leia Organa rolüyle dünya çapında üne kavuşmasıyla farklı bir şekle büründüğünü kabul etti.

Fisher, 2016'da Londra'dan Los Angeles'a giden bir uçuş sırasında geçirdiği kalp krizinin ardından 60 yaşında hayatını kaybetmişti. 
Independent Türkçe


Milyar dolarlık serinin yıldızından kazancıyla ilgili şaşırtan itiraf

Chris Pratt'in başrolde olduğu Galaksinin Koruyucuları serisi, gişede yaklaşık 2 buçuk milyar dolar hasılat yaptı (Walt Disney Studios Motion Pictures)
Chris Pratt'in başrolde olduğu Galaksinin Koruyucuları serisi, gişede yaklaşık 2 buçuk milyar dolar hasılat yaptı (Walt Disney Studios Motion Pictures)
TT

Milyar dolarlık serinin yıldızından kazancıyla ilgili şaşırtan itiraf

Chris Pratt'in başrolde olduğu Galaksinin Koruyucuları serisi, gişede yaklaşık 2 buçuk milyar dolar hasılat yaptı (Walt Disney Studios Motion Pictures)
Chris Pratt'in başrolde olduğu Galaksinin Koruyucuları serisi, gişede yaklaşık 2 buçuk milyar dolar hasılat yaptı (Walt Disney Studios Motion Pictures)

Chris Pratt, Hollywood'a giriş yaptıktan sonra kazandığı ilk büyük maaşı harcarken pek de akıllıca davranmadığını itiraf ediyor.

SiriusXM'de yayımlanan Sway in the Morning programına katılan aktör, "başardığını" hissettiği andan bahsetti ve hayatının ilerleyen dönemlerinde finansal okuryazarlığın önemini öğrendiğini anlattı.

Pratt'e oyunculuktan para kazanmaya başladığında tutumlu davranıp davranmadığı soruldu. 44 yaşındaki ünlü aktör vakit kaybetmeden "Hayır!" yanıtını verdi.

Galaksinin Koruyucuları (Guardians of the Galaxy) serisinin yıldızı gülerek, "Asla paramın bitmeyeceği izlenimine kapılmıştım" dedi. 

Aldığım ilk maaş çekinde 'Ciddi misin sen?' dedim. Uzun zamandır çok az parayla yaşıyordum, bu yüzden aldığım ilk büyük iş bir televizyon filmiydi. Bana 75 bin dolar ödediler.

Parasının kısa sürede tükendiğini anlatan Amerikalı oyuncu, "Yaklaşık iki ay sonra, 'O para nereye gitti?' dedim" ifadelerini kullandı.

"Belki de bir yat alırım"

Pratt, parasının bitmeyeceğini düşünerek Hawaii'ye ve Avustralya'ya gittiğinden de bahsetti.

"'Herhalde yatırım yapacağım, belki de bir yat alırım' diyordum" diye ekledi. 

Bu benim için çılgınca bir paraydı. Bu kadar para kazanacağımı asla hayal edemezdim ama çok çabuk bitti.

Jurassic World'ün yıldızı, küçükken kendisine finansal okuryazarlık hakkında hiçbir şey öğretilmediğini söyleyerek ekledi: 

Çünkü büyürken hiç paramız olmadı.

Ancak Pratt, bir yetişkin olarak hayat daha pahalı hale geldikçe, bir plan oluşturması gerektiğini fark ettiğini de aktardı.

Durup 'Pekala, bu konuda akıllıca davranmalıyım' demem epey zaman aldı. Hayatımın ilerleyen dönemlerinde bir tür finansal okuryazarlık planı oluşturmak, büyümemin adımlarından biriydi.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Entertainment Tonight, SiriusXM


Netflix'teki yeni bilimkurgu alay konusu oldu

Atlas'ın yönetmenliğini Rampage: Büyük Yıkım (Rampage) ve San Andreas Fayı'na (San Andreas) da imza atan Brad Peyton üstleniyor (Netflix)
Atlas'ın yönetmenliğini Rampage: Büyük Yıkım (Rampage) ve San Andreas Fayı'na (San Andreas) da imza atan Brad Peyton üstleniyor (Netflix)
TT

Netflix'teki yeni bilimkurgu alay konusu oldu

Atlas'ın yönetmenliğini Rampage: Büyük Yıkım (Rampage) ve San Andreas Fayı'na (San Andreas) da imza atan Brad Peyton üstleniyor (Netflix)
Atlas'ın yönetmenliğini Rampage: Büyük Yıkım (Rampage) ve San Andreas Fayı'na (San Andreas) da imza atan Brad Peyton üstleniyor (Netflix)

Jennifer Lopez'in merakla beklenen yeni filmi Atlas, cuma günü Netflix'te gösterime girdi. Ancak bilimkurgu türündeki film eleştirmenleri tatmin etmedi.

Sinema yazarlarında hayal kırıklığı yaratan film, eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden sadece 16 puan alabildi.

Hem olumsuz eleştirilerin hem de övgülerin gücünü hesaplayan Metacritic ise filme 100 üzerinden 38 puan verdi.

Netflix, 13 yaşından küçüklere uygun olmadığı konusunda uyarıda bulunduğu filmin konusunu şöyle özetliyor: 

Yapay zekaya hiç güvenmeyen zeki bir terörle mücadele analisti (Jennifer Lopez) kaçak bir robotu yakalama görevinde iş sarpa sarınca umudunu yapay zekaya bağlamak zorunda kalır.

Son haftalarda eşi Ben Affleck'le ayrılık söylentileri magazin basınını meşgul eden 54 yaşındaki Lopez'e filmde Simu Liu ve Sterling K. Brown eşlik ediyor.

"Ucuz ve plastik"

New York Times film eleştirmeni Alissa Wilkinson, Atlas'ın "ucuz" ve "plastik" göründüğünü söyledi ve filmin "özenti" olduğunu yazdı.

Bilimkurgu genellikle yeni ve şaşırtıcı bir şey öngörerek hafızalardaki yerini kazanır ama Atlas'ta hepsini daha önce gördük.

Benjamin Lee, Guardian için kaleme aldığı incelemede Atlas'a 5 üzerinden iki yıldız verdi ve filmi "aptal, ironiden yoksun zevksiz yapımlarla" karşılaştırdı.

Yayıncının diğer birçok sahte filminde olduğu gibi öz farkındalığa yakın bir şeye sahip olamayacak kadar yapay.

Variety'den Todd Gilchrist, Atlas'ı "iç açıcı değil" diye nitelendirdi ve Lopez'in Hustlers'daki Oscar'lık rolünden sonra Atlas gibi "jenerik bir bilimkurgu macerasına" yönelmesinden yakındı. 

Gilchrist, suçun çoğunu filmin Leo Sardarian ve Aron Eli Coleite tarafından yazılan senaryosuna yükledi.

The Wrap'ten William Bibbiani, filmdeki diyalogları "ucuz" diye nitelendirdi. Bibbiani, Atlas'ı "vasat aksiyon" ve "utanç verici bir olay örgüsü"nden muzdarip olmakla suçladı.

Independent Türkçe, Daily Mail, The Wrap, Variety, Guardian, New York Times


İsrail-Gazze çatışması hakkında konuşan ünlü sanatçı, "kendimizden utanmalıyız" dedi

Paul Weller, Filistinlilerin zor durumu için "kendimizden utanmalıyız" dedi (Reuters)
Paul Weller, Filistinlilerin zor durumu için "kendimizden utanmalıyız" dedi (Reuters)
TT

İsrail-Gazze çatışması hakkında konuşan ünlü sanatçı, "kendimizden utanmalıyız" dedi

Paul Weller, Filistinlilerin zor durumu için "kendimizden utanmalıyız" dedi (Reuters)
Paul Weller, Filistinlilerin zor durumu için "kendimizden utanmalıyız" dedi (Reuters)

Birleşmiş Milletler'in (BM) en üst mahkemesi, İsrail'in Refah kentindeki askeri saldırısını derhal durdurmasını emrederken Rock yıldızı Paul Weller, İsrail'in Gazze'ye yönelik devam eden saldırılarını sert bir şekilde eleştirdi. 

66 yaşındaki Weller geçen aylarda Filistin'e desteğini dile getirmiş ve Birleşik Krallık'taki canlı performanslarında Filistin bayrağı açmıştı.

Britanyalı müzisyen 1970'lerin sonlarında grubu The Jam'le üne kavuşmuş ardından 1980'lerde The Style Council'la başarı yakaladıktan sonra solo kariyerine atılmıştı. 

The Guardian'a verdiği bir röportaj sırasında bayrakla ilgili bir soru üzerine şöyle dedi:

Soykırımlara ve etnik temizliğe karşı mıyım? Evet, ne tuhaftır ki öyleyim.

Weller, sözlerine şöyle devam etti:

Neden daha fazla kişinin olup bitenler hakkında ayağa kalkmadığını anlayamıyorum. Bence kendimizden utanmalıyız. Bir dakika önce mermi, bomba ve silah tedarik ediyorsunuz, sonra da yiyecek gönderiyorsunuz. Bu nasıl oluyor?

Önceki günlerde Uluslararası Adalet Divanı, Gazze'deki Hamas'a yönelik saldırılarını geri çekmesi için İsrail'in üzerindeki baskıyı artırdı.

Bu yıl üçüncü kez 15 yargıçtan oluşan heyet, 35 bini aşan ölü sayısını azaltmak ve bölgedeki insani acıyı hafifletmek için bir önlem kararı yayımladı.

Kendisini Hamas'a karşı savunma hakkı olduğu hakkında defalarca ısrar eden ve soykırım yaptığı iddialarını şiddetle reddeden İsrail'in karara uyması pek olası görünmüyor.

Hamas'ın 7 Ekim'de yaklaşık 1200 kişiyi öldürdüğü ve 250'den fazla kişiyi rehin aldığı terör saldırısının ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik hava ve kara savaşını başlatmasından bu yana 35 binden fazla Filistinli öldürüldü.

Weller röportajının başka bir kısmında, Birleşik Krallık'taki siyasetçilerin çoğunda gördüğü "yolsuzluk, adam kayırma, yalanlar ve hilekarlığa" ateş püskürdü.

Weller, "Onların sizin üstatlarınız, liderleriniz olması gerekiyor" dedi. 

Ama yıllardır NHS'nin (Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi) çevresini satıyorlar ve bakıma muhtaç hale gelmesine izin veriyorlar, ellerinden çıkana ve tamamen özelleştirilene kadar da yiyip bitirmeye devam edecekler. NHS bizim en değerli hazinelerimizden biri. Bizim olması gerekiyordu, hepimiz bunun için para ödüyoruz. Bu tam bir saçmalık. Halk, 'Kendi başımın çaresine bakmak zorundayım' diye düşünecek noktaya geliyor.  Bunun bir devrim olup olmadığını bilmiyorum.

Weller'in 17. solo albümü 66 halihazırda piyasaya sürüldü. 
Independent Türkçe


NASA galaksi oluşumunu ilk kez "doğrudan" gözlemledi

Büyük Patlama'dan birkaç yüz milyon yıl sonra oluştuğu düşünülen galaksiler, hidrojen ve helyum gazıyla çevriliydi (NASA/ESA/CSA)
Büyük Patlama'dan birkaç yüz milyon yıl sonra oluştuğu düşünülen galaksiler, hidrojen ve helyum gazıyla çevriliydi (NASA/ESA/CSA)
TT

NASA galaksi oluşumunu ilk kez "doğrudan" gözlemledi

Büyük Patlama'dan birkaç yüz milyon yıl sonra oluştuğu düşünülen galaksiler, hidrojen ve helyum gazıyla çevriliydi (NASA/ESA/CSA)
Büyük Patlama'dan birkaç yüz milyon yıl sonra oluştuğu düşünülen galaksiler, hidrojen ve helyum gazıyla çevriliydi (NASA/ESA/CSA)

NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu (JWST), galaksi oluşumunu ilk kez "doğrudan" gözlemledi. Evrenin en eskilerinden olduğu düşünülen üç galaksi, kozmosun ilk dönemlerine ışık tutuyor. 

JWST'nin gözlemlerini inceleyen araştırmacılar üç galaksinin evren sadece 400 ila 600 milyon yaşındayken oluştuğunu tahmin ediyor. Evrenin yaklaşık 13,8 milyar yaşında olduğu düşünülürse, bunlar kozmosun ilk galaksileri arasında yer alıyor. 

Bilim insanları, görüntülerde soluk kırmızı lekeler gibi görünen galaksilerin yaydığı ışığı farklı dalga boylarında inceledi. Bu analizin sonucunda ışığın, çok büyük miktardaki nötr hidrojen gazı tarafından emildiği tespit edildi. 

Bu yoğun gaz kümesi galaksileri beslerken, bu sırada galaksiler ilk yıldızlarını bile henüz oluşturmamıştı. Science adlı hakemli dergide 23 Mayıs'ta yayımlanan araştırmanın ortak yazarı Darach Watson, "Bu gaz çok geniş bir alana yayılmış ve galaksinin çok büyük bir bölümünü kaplıyor olmalı" diyor.

Bu, galaksilerde nötr hidrojen gazının toplanmasını gördüğümüze işaret ediyor. Bu gaz daha sonra soğuyup, kümelenip yeni yıldızları oluşturacak.

Araştırmacılar bu galaksileri çevreleyen gazın, evrenin en eski elementlerinden olan hidrojen ve helyum dışında başka bir şey içermediği sonucuna vardı. 

Standart modelde evreni oluşturduğu kabul edilen Büyük Patlama'dan sonraki birkaç yüz milyon yıl boyunca gazlar çoğunlukla opaktı. Galaksilerdeki yıldızların, çevrelerindeki gazın ısınıp iyonlaşmasını sağlamasıyla patlamadan yaklaşık 1 milyar yıl sonra evrendeki gazın tamamen şeffaf hale geldiği düşünülüyor. 

Opak gazların hüküm sürdüğü bu dönemde meydana gelen galaksi ve yıldızların oluşumunu gözlemlemek pek sık gerçekleşmediğinden yeni çalışma önem arz ediyor.

Çalışmanın başyazarı Kasper Elm Heintz, "Bunların galaksi oluşumunun bugüne kadar gördüğümüz ilk 'doğrudan' görüntüleri olduğu söylenebilir" diyor.

James Webb bize daha önce erken galaksileri evrimlerinin sonraki aşamalarında gösterirken, burada onların doğumuna ve dolayısıyla evrendeki ilk yıldız sistemlerinin oluşumuna tanıklık ediyoruz.

Araştırmacılar ayrıca bu galaksilerde genç yıldızlar olduğunu da gözlemledi. Watson bu bulguyu "Büyük gaz rezervi görmemiz, galaksilerin henüz yıldızlarının çoğunu oluşturacak kadar zamanları olmadığını da gösteriyor" sözleriyle açıklıyor.

Bilim insanları yoğun gazın galaksilerin merkezine nasıl dağıldığını anlamak adına daha fazla araştırma yapmayı planlıyor.

Independent Türkçe, Space.com, NASA, Science


Fırtına gibi: Netflix dizisinin üç sezonu birden zirvede

Chris Van Dusen tarafından Netflix için yaratılan tarihi romantik dizi, Julia Quinn'in kitap serisine dayanıyor (Netflix)
Chris Van Dusen tarafından Netflix için yaratılan tarihi romantik dizi, Julia Quinn'in kitap serisine dayanıyor (Netflix)
TT

Fırtına gibi: Netflix dizisinin üç sezonu birden zirvede

Chris Van Dusen tarafından Netflix için yaratılan tarihi romantik dizi, Julia Quinn'in kitap serisine dayanıyor (Netflix)
Chris Van Dusen tarafından Netflix için yaratılan tarihi romantik dizi, Julia Quinn'in kitap serisine dayanıyor (Netflix)

Bridgerton, 17-23 Mayıs haftasında eğlence sektörüyle ilgili veri sağlayıcısı Luminate'in haftalık yayın sıralaması listesinde zirvede bir değil, iki değil, tam üç sıraya birden yerleşti. 

2,3 milyar dakika izlendi

Shonda Rhimes'ın yapımcılığını üstlendiği Netflix dizisinin üçüncü sezonunun ilk kısmı, gösterime girdiği ilk hafta 2,3 milyar dakika izlenerek açık ara birinci oldu.

İlk sezon 498,6 milyon dakika izlenmeyle ikinci sırada yer alırken, onu 434 milyon dakikayla ikinci sezon takip etti.

Bridgerton'ın üçüncü sezonunun 13 Haziran'da gösterime girecek 4 bölümü daha olması nedeniyle önümüzdeki haftalarda da yayın sıralamasında zirvede olacağı tahmin ediliyor.

"Bu sadece başlangıç"

Netflix, dizinin başarısının ardından açıklama yaparak şöyle dedi:

Nicola Coughlan ve Luke Newton'ın başrollerini paylaştığı dizi 78 ülkede bir numara oldu ve 92 ülkede ilk 10'a girdi. Ve bu sadece başlangıç.

Dizide başrollerdeki Nicola Coughlan, Penelope Featherington'ı Luke Newton da Colin Bridgerton'ı canlandırıyor. 

Amazon Prime Video'nun dizisi Outer Range'in ikinci sezonu 256,4 milyon dakika izlendi ve 4. sıraya yerleşti.

Netflix'in yeni dizisi Bodkin, 250 milyon dakika izlenerek listenin 5. sırasında yer aldı. Başarılı oyuncu Jeff Daniels'ın başrolde olduğu drama A Man in Full, 233,9 milyon dakikayla kendine 6. sırada yer buldu.

Robert ve Michelle King'in yaratıcısı olduğu Evil, 225,1 milyon dakika izlenerek listede 7. sıraya yerleşti. Onu Prime Video'nun Fallout'u ve Netflix'in çok konuşulan mini dizisi Baby Reindeer izledi. 10. sıradaysa gerçek suç dizisi Under the Bridge yer aldı.

Independent Türkçe, Variety, Luminate


Ünlü yönetmen, Oscar kazanan aktrisle ortak noktasını anlattı

Merhamet Hikayeleri'nin prömiyeri 18 Mayıs'ta Cannes'da gerçekleşti (Reuters)
Merhamet Hikayeleri'nin prömiyeri 18 Mayıs'ta Cannes'da gerçekleşti (Reuters)
TT

Ünlü yönetmen, Oscar kazanan aktrisle ortak noktasını anlattı

Merhamet Hikayeleri'nin prömiyeri 18 Mayıs'ta Cannes'da gerçekleşti (Reuters)
Merhamet Hikayeleri'nin prömiyeri 18 Mayıs'ta Cannes'da gerçekleşti (Reuters)

Zavallılar'la (Poor Things) 11 kategoride Oscar'a aday gösterilip 4'ünü alan Yunan yönetmen, bu başarının üzerinden henüz birkaç ay geçmişken yeni filmiyle konuşuluyor. 

Daha önce Aşıklar Şehri'yle (La La Land) kazandığı En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ına bir kere de Yorgos Lanthimos'la kavuşan Emma Stone, 50 yaşındaki yönetmenin bu filminde de başrolde. 

İkilinin yeni filmi Merhamet Hikayeleri (Kinds of Kindness) Cannes Film Festivali'nde prömiyer yaptı.

Kendi hayatının kontrolünü ele geçirmeye çalışan, seçeneği olmayan bir adamın hikayesini anlatan üç parçalı bir masal olarak nitelendirilen filmde izleyiciler, denizde kaybolan karısının geri döndüğünü ancak farklı biri gibi göründüğünü fark eden bir polis memuru ve kaderinde olağanüstü bir ruhani lider olmak olan ve özel yeteneklere sahip birini bulmaya çalışan kararlı bir kadının dünyasına davet ediliyor.

Prömiyer vesilesiyle İspanya'nın El Pais gazetesi Lanthimos'la bir röportaj gerçekleştirdi. 

Zavallılar'ın yapım sonrası süreci uzun sürdüğü için iki filmin bu kadar üst üste geldiğini belirten yönetmen, "Bir araya ihtiyacım var. Merhamet Hikayeleri'nin senaryosu yıllardır geliştirildiği için hızlıca çekebildik" dedi. 

Lanthimos, birlikte üç film çektikleri Emma Stone'la aralarındaki güven bağlarının zamanla daha da güçlendiğini söyledi:

Bu sayede keşfe çıkıp daha özel yerlere varabiliyoruz. O bana yardım ediyor, ben de ona. Ayrıca birbirimize çok benziyoruz. Hiçbir zaman meseleleri çok ciddiye almam, o da öyle. Ne çekeceğimizi düşünerek sette saatlerce oturmuyoruz, sadece çalışıyoruz.

"Emma'yla birlikte sinemada yeni bir kadın imajı yarattığınızın farkında mısınız?" sorusuna "hayır" yanıtını veren Lanthimos sözlerini şöyle sürdürdü:

Bence o imaj sinemanın başlangıcından beri var. Ancak önemli olan ona ağırlık vermek. Bir karakterin kadın mı erkek mi olacağını bilemediğimde kadını seçmeye meyilliyim. Bu da filmlerimde belirli bir kadın imajı yaratıyor olabilir. Fakat hiçbir zaman bir kadın nasıl olmalı diye dikte edip söylev veremem. Hiçbir zaman didaktik olmak istemedim.

Emma Stone, Lanthimos'la Oscar alan tek kadın değil. Yönetmenin 2018 tarihli dönem kara komedisi Sarayın Gözdesi (The Favourite), 7 BAFTA ve 8 Avrupa Film Ödülü kazanmıştı. Filmin başrolündeki Olivia Colman, En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar ve Altın Küre'nin de sahibi olmuştu. 

Independent Türkçe, El Pais, Yahoo, Box Office Türkiye