İçinde İranlıların olduğu ve İsrail’in nüfuz ettiği “esnek” bir yapı olarak Hizbullah

Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
TT

İçinde İranlıların olduğu ve İsrail’in nüfuz ettiği “esnek” bir yapı olarak Hizbullah

Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)

Marco Mossad

İsrail'in 1992 yılında Hizbullah lideri Abbas el-Musavi'yi öldürmesinden bu yana kamuoyunda Hizbullah'ın üst düzey komutanlarını kaybetmesinin ardından ayakta kalıp kalamayacağı her zaman tartışılmıştır. Buna karşın son dönemde çok sayıda Hizbullah komutanı öldürülmüş olsa da Hizbullah ayakta kalmaya devam ediyor. Bunun nedeni Hizbullah'ın şahıslara değil, Tahran tarafından desteklenen esnek bir örgütsel yapıya sahip olması.

Esneklik ifadesi genellikle bir yanılgı sonucu katılıkla ilişkilendiriliyor. Bu yanlış kanıya göre dirençli bir oluşum zorluklar karşısında mevcut düzenini koruyabilir ve zorlukların üstesinden geldiğinde değişmeden yoluna devam edebilir. Bu yanılgı Hizbullah için geçerli olduğundaysa, İsrail ya da başka taraflarca saldırılar gerçekleşse de gerçekleşmese de Hizbullah’ın yapısının ve faaliyetlerini yürütme şeklinin aynı kaldığı anlamına geliyor.

Esneklik ‘koşullara uyum sağlayarak hayatta kalma becerisi’ olarak daha iyi bir şekilde kavramsallaştırılabilir. Hizbullah esnekliği benimsediği için yapısı da esnektir. Esneklik sadece aksiliklerden kurtulmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda Hizbullah'ın doğası gereği akıcı ve sorunsuz bir şekilde işlediği anlamına geliyor.

Yakın bağ

Siyasi olarak ise tarihi boyunca çok fazla değişkenlik gösteren Hizbullah, 1980'lerde Lübnan devletini gayrimeşru olarak görmekten kendisini Lübnan'ın savunucusu olarak sunmaya kadar Lübnan devletine karşı çeşitli tutumlar sergiledi.

Devlet sisteminin tamamen dışında faaliyet gösterirken mecliste milletvekilleri ve hükümette bakan olarak görev yapan üyeleri oldu. Hizbullah'ın geçirdiği siyasi dönüşüm, siyasi ve askeri alanlarda varlık göstermesine katkıda bulunan önemli bir faktör.

Bu gelişme, (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) gibi bazı siyasi partilerin Hizbullah ile ittifak kurarak kendi lehlerine bir siyasi fırsat yakaladıklarını görmeleri nedeniyle Lübnan’ın siyaset sahnesinde elverişli bir ortamla birlikte devam etti. Bu da Hizbullah'ın siyasi konumunu güçlendirdi. Hizbullah ayrıca güce başvurarak Lübnan'ın siyasi meselelerine giderek daha fazla müdahil oldu. Örneğin siyasi muhaliflerini sindirme ve eski Cumhurbaşkanı Emile Lahud'un 2007 yılında görev süresinin dolmasının ardından yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesini engelleme gibi faaliyetleri, Hizbullah'a Lübnan’ı savunma çerçevesinin bir parçası olarak resmi meşruiyet kazandıran 2008 tarihli Doha Anlaşması'nın sonuçlarından biri olan Bakanlar Bildirisi’nin önünü açtı.

Hizbullah, sahadaki çatışmaları yönetme konusunda bir dereceye kadar askeri özerkliğe sahip olsa da topyekûn savaşa girme ve barışa aracılık etme konusundaki kilit kararları İran ile birlikte alıyor.

General Mişel Süleyman'ın seçilmesiyle cumhurbaşkanlığı makamındaki boşluğa son veren 2008 tarihli Doha Anlaşması'nın sonuçlarından biri olan Bakanlar Bildirisi, Lübnan'ın savunmasından ‘ordu, direniş (yani Hizbullah) ve halkın’ sorumlu olduğunu belirtiyor.

Bu istisna Hizbullah'ın askeri cephaneliğini geliştirmesine, savaşçılarını eğitmesine ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri ya da Lübnan devleti ile herhangi bir denetim ya da koordinasyona ihtiyaç duymadan askeri operasyonlara katılmasına olanak tanıdı. Bu özgürlük, Hizbullah'ın 2006 yılında İsrail ile girdiği savaşta uğradığı maddi kayıpların ardından toparlanmasına da katkıda bulundu. Bugün dünyanın en ağır silahlarına sahip milis güçlerden biri olan Hizbullah, İsrail'e çok sayıda füzeyle saldırma kararı alması halinde İsrail’in Demir Kubbe gibi savunma sistemlerini alt edebilir.

Örgütsel yapı

Şu an Hasan Nasrallah tarafından yürütülen Genel Sekreterlik, Hizbullah’ın örgütsel yapısındaki en üst makam. Ancak eski Genel Sekreter Abbas Musavi suikastının da gösterdiği gibi genel sekreterin ortadan kaldırılması ya da halkın ona karşı tutumunun değişmesi Hizbullah’ı çöküşe sürükleyemiyor. Nasrallah, 2006 yılında İsrail'le savaş sırasında ve sonrasında yaptığı gösterişli çıkışlar ve konuşmalar nedeniyle önemli bir halk desteğine sahipti ve bazılarına göre karizmatik bir lider imajı çizdi. Ancak zaman içinde bir zamanlar büyüleyici olan konuşmaları etkisini yitirdi. Hizbullah'ın on yıl önce Suriye'ye müdahalesi ise eski imajının bozulmasına sebep oldu.

Lübnan'ın 2019 yılında yaşadığı mali kriz ve buna bağlı siyasi krizin ardından Nasrallah, kendisinin ve Hizbullah'ın ilk kez kamuoyu önünde ekonomik felaketten sorumlu ülke yönetiminin bir parçası olarak görülmesi ve eleştirilmesiyle aslında tüm imajını kaybetti. Hşzbullah’a yönelik eleştiriler, 2020 yılında Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamayla daha da yoğunlaştı. Lübnan'da çok sayıda kişi, kısmen de olsa limanda yanlış bir şekilde depolanan ve ardından infilak eden devasa amonyum nitrat stokuyla olan bağlantısı nedeniyle Hizbullah'ı suçladı. Ancak Nasrallah, Hizbullah'ın kamuoyuna mesajlarını ileten yüzü haline geldiğinden bu rolünü sürdürdü. Çünkü bu yöndeki herhangi bir değişiklik Hizbullah içinde bir kaos olduğu anlamına gelecekti.

rtgbhyn
Nasrallah'ı hedef tahtasında gösterildiği resmin işlendiği bir yelek giyen İsrail askeri, 4 Ocak 2024 (Jala Marais – AFP)

Üstelik Nasrallah Hizbullah'ı tek başına yönetmiyor. Hizbullah Genel Sekreteri tarafından denetlenen Şura Konseyi, kararlarını İran ile yapılan yakın koordinasyonla alıyor. Şura Konseyi üyeleri Hizbullah’ın siyasi, askeri, ekonomik, adli ve sosyal işlerini yönetiyor.

Şura Konseyi'ne bağlı Cihat Konseyi ise askeri ve güvenlik birimlerini denetliyor. Cihat Konseyi'nde İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (DMO) temsilciler de yer alıyor. Hizbullah sahadaki çatışmaları yönetme konusunda bir dereceye kadar askeri özerkliğe sahip olsa da, topyekûn savaşa girme ve barışa aracılık etme konusundaki önemli kararları İran ile birlikte alıyor.

Hizbullah iç ve dış operasyonlarının bir kısmını da Birim 910'un gözetimi altında yürütüyor. Güvenlik aygıtının bir parçası olan Birim 910 içinde dış operasyonlardan, siber faaliyetlerden ve dış iletişimden sorumlu birimler yer alıyor. Hizbullah’ın Suriye-İsrail sınırındaki askeri faaliyetleri de dahil olmak üzere Suriye'deki operasyonlarının yanı sıra Avrupa'daki ve dünyanın diğer yerlerindeki faaliyetlerinden de sorumlu olsa da Lübnan içinde de faaliyet gösteriyor. Örneğin dış operasyonlar birimi, eski adı Hızlı Müdahale Gücü olan ve 2008 yılından bu yana Rıdvan Gücü adıyla bilinen özel operasyonlar birimi ile eş değer. Rıdvan Gücü, 2006 yılında İsrail ile yapılan savaşta kilit bir rol oynadı.

Fuad Şükür, Hizbullah'ın Cihat Konseyi'nde yüksek rütbeli bir komutandı ve roketler ve silahlar konusunda uzman askeri birimlerinden birinin sorumlusuydu.

Hizbullah'ın milis ve ordu bileşenlerini bir araya getirmesi, silahlı bir grup olarak güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Örneğin, güvenlik ve askeri hizmetler Cihat Konseyi içinde farklı birimler olsa da Hizbullah'ın güvenlik ve askeri operasyonları tıpkı ordudaki gibi ayrı ve farklı olarak ele alınmaz. Her iki kategorideki operasyonlar da Hizbullah’ın üst düzey komutanları tarafından yönetilir. Rıdvan Gücü askeri birliklerle birlikte faaliyet gösterir ve üyeleri doğrudan DMO tarafından eğitilir. Benzer şekilde, Hizbullah'ın savaş bölgelerinde konuşlanması orduların konuşlanmasından bağımsızdır ve asimetrik bir savaşta milislerin konuşlanması şeklindedir.

cdvf
Fuad Şükür’ün İsrail tarafından öldürüldükten sonra Hizbullah tarafından dağıtılan bir fotoğrafı, 31 Temmuz 2024 (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Diplomatik Güvenlik Bürosu tarafından yönetilen Adalet İçin Ödül Programı (Rewards for Justice/RFJ) kapsamında eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'ye 2005 yılında düzenlenen suikast nedeniyle 2020 yılında Lübnan Özel Mahkemesi tarafından mahkum edilen tek Hizbullah üyesi olan Salim Ayyaş'ın başına 10 milyon dolar ödül konuldu. RFJ internet sitesinde yer alan ilanda Ayyaş'ın Hizbullah'ın suikast timi olan ve emirleri doğrudan Genel Sekreter Hasan Nasrallah'tan alan Birim 121'in kıdemli bir üyesi olduğu ifade ediliyor. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, Hizbullah birimleri içindeki operasyonel kararlar sadece birim komutanları tarafından alınmıyor.

“Üst düzey komutanlar”

Yapısal esneklik ve iç içe geçişlilik Hizbullah'ı üst düzey komutanlarını kaybetmesi durumunda yaşanabilecek bir çöküşten koruyor. Hizbullah ayrıca yapısını değişen dış koşullara da adapte ediyor. Bu durum 2008 yılından bu yana üst düzey üç liderinin ölümünden sonra da açıkça ortaya çıktı. İsrail, geçtiğimiz ağustos ayında 2015 yılından bu yana ABD'nin küresel teröristler listesinde yer alan ve başına yakalanmasını sağlayacak herhangi bir bilgi için 5 milyon dolarlık para ödülü koyulan Hizbullah komutanı Fuad Şükür'e suikast düzenledi. Hacı Muhsin ve Seyyid Muhsin olarak da bilinen Şükür, Hizbullah’ın kuruluşundan bu yana örgüt içinde yer aldı ve İsrail'e karşı ilk olarak 1982 yılında savaştı.

Basında yer alan bazı haberlerde Şükür'ün Hizbullah'ın en yüksek rütbeli askeri komutanı olduğu iddia edilse de Hizbullah'ın komuta yapısı aslında bundan daha karmaşık. Şükür'ün Cihat Konseyi'nde yüksek rütbeli bir komutan olduğu ve roketler ve silahlar konusunda uzman askeri birimlerinden birinden sorumlu olduğu da biliniyor.

Şarku'l Avsat'ın RFJ internet sitesinden aktardığı habere göre Şükür'ün Hizbullah'ın ölen komutanı İmad Muğniye'nin sırdaşı olduğu belirtiliyor. Şükür'ün komuta ettiği füze birimi, 2008 yılında Şam'da öldürülene kadar, Genel Sekreter Nasrallah'ın tek askeri danışmanı olan ve Hac Rıdvan adıyla da bilinen Muğniye'nin doğrudan komutası altındaydı.

Ancak Muğniye'nin tek görevi bu değildi. Öldüğü sırada Birim 910 ve Hızlı Müdahale Gücü'nü de komuta ediyordu. Muğniye'nin ölümünden sonra bu karmaşık rolü, Mustafa Bedreddin üstlendi. Fakat Bedreddin'in 2016 yılındaki ölümünden sonra yerine bir başkasının atanması zaman aldı. Danışmanlık görevi, aralarında Şükür'ün de bulunduğu birkaç kilit isimin yer aldığı Cihat Konseyi’ne verildi. Birim 910'un başına Cihat Konseyi üyesi olan ve aynı zamanda Hizbullah'ın güvenlik aygıtını yöneten Talal Hamiye getirildi. Hamiye’nin Hizbullah'ın askeri ve güvenlik operasyonlarını yönetmesi onu örgüt içinde fiilen en üst düzey askeri komutan yapıyor. ABD, Hamiye’nin başına 7 milyon dolarlık para ödülü koydu. Rıdvan Gücü, DMO tarafından eğitilmeye devam ederken ABD'nin başına 5 milyon dolarlık para ödülü koyduğu ve küresel teröristler listesinde yer alan Heysem Ali Tabatabai tarafından yönetiliyor.

Hizbullah, sırasıyla 2008, 2016 ve 2024 yıllarında Muğniye, Bedreddin ve Şükür için yaptığı yas açıklamalarında ‘büyük mücahit komutan’ sıfatını kullandı. Başka isimler için ise kullanmayarak bu üç komutanın eşit derecede yüksek rütbeli olduğunu ima etti, ancak Muğniye ve Bedreddin'in aksine Şükür kamuoyunda bilinmiyordu. Sadece Hizbullah'ın askeri işlerini takip edenler tarafından tanınan Şükür, bunun dışında pek dikkat çekmiyordu. Muğniye'nin durumu ise Şükür’den farklıydı. İsrail’in Gazze'ye kaçak yollardan roket sokmakla suçlamasından ötürü daha hayattayken kamuoyu tarafından biliniyordu.

Basında yer alan bazı haberlerde Şükür'ün Hizbullah'ın en yüksek rütbeli askeri komutanı olduğu iddia edilse de Hizbullah'ın komuta yapısı aslında bundan daha karmaşık.

Hizbullah, Muğniye’yi 2008 yılında öldürülmesinden sonra İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan çekilmesinde ve 2006 yılındaki savaşta kendisinin ilan ettiği ‘zaferdeki’ rolüne atıfla ‘iki zaferin komutanı’ olarak tanımladı. Bunun yanında Hizbullah, 2006 yılında kurduğu özel operasyonlar birimine Muğniye’nin adını vermişti. Daha önce Hızlı Müdahale Gücü olarak adlandırılan birim, Muğniye’nin ölümünden sonra el-Hac Rıdvan lakabına atıfla Rıdvan Gücü olarak anılmaya başladı.

Muğniye'nin yerini Bedreddin almış olsa da Hizbullah ne hayattayken ne de öldükten sonra Bedreddin için Muğniye'nin sahip olduğu halka mal olmuş şahsiyet imajı oluşturmadı. Bedreddin’in adı 2011 yılında Lübnan Özel Mahkemesi tarafından eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastıyla ilişkilendirilene kadar kamuoyunda duyulmamıştı. Bedreddin daha sonra Hizbullah’ın Suriye'ye müdahalesiyle öncü bir rol oynadı.

Hizbullah'ın zafer olarak gördüğü 2000 ve 2006 yıllarının aksine, Bedreddin'in faaliyetleri Hizbullah'ın dikkatini olumsuz yönde çektiği için örgüt Muğniye'nin ölümünü ve özel günlerde atıfta bulunduğu başarılarını öne çıkarmaya devam etti. Buna karşın ortadan kaldırdığı Hizbullah komutanlarının kimliklerini açıklayan İsrail oldu.

İsrail'in Şükür’e düzenlediği suikastı, Lübnan ve Suriye'de Hizbullah komutanlarının ve üyelerinin hedef alındığı saldırılar takip etti. Şükür Hizbullah içinde üst düzey bir komutan olsa da Talal Hamiye gibi diğer önemli komutanlar hala hayattalar, durumları iyi ve İsrail istihbaratından kaçmaya çalışıyorlar.

sdfvg
Hizbullah destekçilerinin Beyrut'ta düzenlediği İran'a destek yürüyüşünden bir kare, 24 Mayıs 2024 (Enver Amr – AFP)

İsrail merkezli bir araştırma kuruluşu, geçtiğimiz ağustos ayında Hizbullah'ın Cihat Konseyi üyesi olduğu iddia edilen kişilerin isimlerini ve görevlerini yayınladı. Fakat yayınlanan bilgiler, Cihat Konseyi üyeleri hakkında mevcut diğer bilgilerle uyuşmuyordu. Bu uyuşmazlığın nedenlerinden biri Hizbullah'ın komutanları için genellikle takma isimler kullanması ve güvenlik nedeniyle kimliklerini ve görevlerini bir dereceye kadar gizli tutmaya çalışması. Bir diğer nedense Hizbullah içindeki rol dağılımının dış koşullara uyum sağlamak amacıyla değişebilmesi.

İsrail'in Hizbullah'ın üst düzey komutanlarına yönelik sistematik olarak gerçekleştirdiği suikastların Hizbullah'ın askeri kabiliyetlerini sınırladığına şüphe yok. Ancak halen geniş bir askeri cephaneliğe ve paha biçilmez bir savaş deneyimine sahip olmaya devam eden Hizbullah’ın örgütsel yapısı üst düzey komutanlarını kaybetse de bir dereceye kadar esneklik sağlayabiliyor.

Hizbullah'ın karşı karşıya olduğu asıl zorluk örgütün çöküşünden ziyade İsrail'in Hizbullah’ın içine ne ölçüde nüfuz ettiğinin bir göstergesi olan bu tam isabetli suikastlar. Hizbullah içindeki bu sızmalar sona ermedikçe İsrail avantajı elinde tutmaya, Hizbullah ise daha uzun bir süre siyasi ve askeri olarak varlığını sürdürebilmek için yapısını değiştirmeye devam edecek gibi görünüyor.



Mini dizi olarak başlamıştı: Yıldızları buluşturan gerilime 5 ay sonra onay

49 yaşındaki Kerry Washington (sağda), Imperfect Women'da uzun yıllara dayanan arkadaşlığını sarsan bir cinayetin ardından suç, yas ve sırlarla yüzleşen Eleanor rolünde (Apple TV)
49 yaşındaki Kerry Washington (sağda), Imperfect Women'da uzun yıllara dayanan arkadaşlığını sarsan bir cinayetin ardından suç, yas ve sırlarla yüzleşen Eleanor rolünde (Apple TV)
TT

Mini dizi olarak başlamıştı: Yıldızları buluşturan gerilime 5 ay sonra onay

49 yaşındaki Kerry Washington (sağda), Imperfect Women'da uzun yıllara dayanan arkadaşlığını sarsan bir cinayetin ardından suç, yas ve sırlarla yüzleşen Eleanor rolünde (Apple TV)
49 yaşındaki Kerry Washington (sağda), Imperfect Women'da uzun yıllara dayanan arkadaşlığını sarsan bir cinayetin ardından suç, yas ve sırlarla yüzleşen Eleanor rolünde (Apple TV)

Mini dizi olarak tasarlanıp daha sonra devam etmesine karar verilen yapımlara bir yenisi ekleniyor: Apple TV, Imperfect Women'a ikinci sezon onayı verdi.

Karar, ilk sezonun sona ermesinden yaklaşık 5 ay sonra geldi. Emmy ödüllü Kerry Washington, yeni sezonda Eleanor rolüne dönecek. 

The Chi ve Snowfall'daki çalışmalarıyla tanınan Justin Hillian, dizinin yaratıcısı ve ilk sezondaki dizi sorumlusu Annie Weisman'a katılacak. İkili, ikinci sezonda bu görevi birlikte yürütecek.

Araminta Hall'un romanından uyarlanan dizinin ilk sezonunda Washington'a Elisabeth Moss ve Kate Mara eşlik etmişti. 

Lindsey McManus'la birlikte Love & Squalor Pictures aracılığıyla romanın uyarlama haklarını alan Moss'un ikinci sezonda oyuncu olarak dönüp dönmeyeceği açıklanmadı ancak yönetici yapımcılığı sürdüreceği kesinleşti.

Romanın devam kitabı bulunmadığı için ikinci sezon, Weisman ve Hillian'ın geliştirdiği özgün bir hikayeyi anlatacak.

İkinci sezonda hikaye Los Angeles'tan Martha's Vineyard'a taşınacak. Eleanor, burada varlıklı siyah topluluğun içinde geçen eski hayatına dönecek. Ancak görünüşte huzurlu bu ortamın ardındaki sırlar ve skandallar, Eleanor'un geçmişi hakkında bildiğini sandığı her şeyi altüst edebilir.

Washington, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Bu kadınların ve hikayelerinin dünyanın dört bir yanındaki izleyicileri böylesine derinden etkilediğini görmek bizi çok mutlu etti. Eleanor'u yeniden canlandıracağım için çok heyecanlıyım. Zeki ve güçlü bir kadın ama o da karmaşık, bazen de içinden çıkılması zor durumlarla baş etmek zorunda kalıyor. Simpson Street olarak Apple ve Love & Squalor Pictures'taki harika ortaklarımızla birlikte onun hayatındaki yeni bir dönemi keşfetmek ve hikayenin bundan sonra bizi nereye götüreceğini izleyicilerle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz.

Apple TV'nin programlardan sorumlu yöneticisi Matt Cherniss ise şu değerlendirmeyi yaptı:

Kerry, Lizzie ve Kate'in performanslarıyla güç kazanan, son derece sürükleyici bir ilk sezonun ardından Imperfect Women'ın dünyasını genişletme fırsatını hemen değerlendirdik. Bunu, Kerry'nin canlandırdığı ve izleyicilerin çok sevdiği Eleanor aracılığıyla yapacağız. Annie ve Justin'in heyecan dolu yeni hikayesi, dizinin doğal ve heyecan verici bir devamı gibi geldi. İzleyicilerin de bu hikayeyi görmesi için sabırsızlanıyoruz.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter


Transformers serisine yeni film: Spielberg etkisi artıyor

Megan Fox, 2007 yapımı Transformers'ta lise öğrencisi Shia LaBeouf'un canlandırdığı Sam'in sınıf arkadaşı Mikaela Banes rolündeydi (Paramount Pictures)
Megan Fox, 2007 yapımı Transformers'ta lise öğrencisi Shia LaBeouf'un canlandırdığı Sam'in sınıf arkadaşı Mikaela Banes rolündeydi (Paramount Pictures)
TT

Transformers serisine yeni film: Spielberg etkisi artıyor

Megan Fox, 2007 yapımı Transformers'ta lise öğrencisi Shia LaBeouf'un canlandırdığı Sam'in sınıf arkadaşı Mikaela Banes rolündeydi (Paramount Pictures)
Megan Fox, 2007 yapımı Transformers'ta lise öğrencisi Shia LaBeouf'un canlandırdığı Sam'in sınıf arkadaşı Mikaela Banes rolündeydi (Paramount Pictures)

Steven Spielberg, yeni Transformers filminin yaratıcı çalışmalarında daha etkin rol üstlenmeye hazırlanıyor.

Spielberg, serinin uzun süredir yapımcılığını üstlenen Lorenzo di Bonaventura'yla birlikte çalışacak. Michael Bay ise yeni filmi yönetmek üzere görüşmeler yürütüyor.

Paramount'un Transformers evrenini genişletme planları kapsamında hazırlanan 8. canlı çekim filminde Spielberg, önceki yapımlarda olduğu gibi yönetici yapımcı olacak. Ancak bu kez filmin tüm yaratıcı süreçlerini de di Bonaventura'yla birlikte denetleyecek.

Variety'ye konuşan kaynaklara göre yeni filmde, Spielberg'ün daha etkin olduğu ilk Transformers filmlerinin havasına dönülmesi hedefleniyor.

Hasbro'nun oyuncak serisinden uyarlanan Transformers'ın ilk 5 filmini Bay yönetmişti. Yönetmen ve ekibi, dev robotlarla diğer teknolojik yaratıkların çatışmalarını gösterişli aksiyon sahneleriyle beyazperdeye taşımıştı.

Bay, sırasıyla Transformers (2007), Transformers: Yenilenlerin İntikamı (Revenge of the Fallen, 2009), Transformers: Ay'ın Karanlık Yüzü (Dark of the Moon, 2011), Transformers: Kayıp Çağ (Age of Extinction, 2014) ve Transformers: Son Şövalye'yi (The Last Knight, 2017) yönetmişti.

İlk filmin öncesini anlatan ve 1980'lerde geçen 2018 yapımı Bumblebee'yi ise Travis Knight yönetmişti.

Serinin ilk filmlerinin başrol oyuncusu Shia LaBeouf'un 8. filmde rol almayacağı belirtiliyor. Filmin konusu ve oyuncu kadrosundaki isimler henüz açıklanmadı.

LaBeouf, 2007 yapımı Transformers'ta ilk arabasının canlanacağını aklının ucundan bile geçirmeyen genç Sam Witwicky'yi canlandırmıştı. Devam filmlerinde de aynı rolle izleyici karşısına çıkmıştı.

Spielberg, Ağustos 2025'te Paramount Pictures'ın eş başkanları Josh Greenstein ve Dana Goldberg'le görüşmüştü. O sırada stüdyonun Warner Bros. Discovery'yle birleşmesi henüz tamamlanmamıştı; birleşme süreci dün (6 Ekim) itibarıyla sonuçlandı.

Günümüzde geçecek Transformers 8'in senaryosunu, Argylle: Gizli Casus (Argylle), Wonder Woman ve It: Welcome to Derry'deki çalışmalarıyla tanınan Jason Fuchs kaleme alacak. Di Bonaventura senaryonun geliştirilmesine katkıda bulunacak, Spielberg ise metni okuyup onay verecek.

Spielberg'ün ilk iki filminde yaratıcı çalışmalara da katıldığı Transformers serisi, Hasbro'nun oyuncak markasını dünya çapında geniş bir kitleyle buluşturmuştu. Serinin toplam hasılatı 5,4 milyar doları aşmıştı.

Filmin yapımcılığını Lorenzo di Bonaventura, Mark Vahradian, Don Murphy, Tom DeSanto ve Hasbro üstlenecek.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety


Jessica Biel, Playboy Malikanesi'nde geçen yeni filmde

2022'de yayımlanan belgesel dizisi Secrets of Playboy, Hugh Hefner'ın kurduğu Playboy imparatorluğunun gizli yüzünü gözler önüne seriyordu (AP)
2022'de yayımlanan belgesel dizisi Secrets of Playboy, Hugh Hefner'ın kurduğu Playboy imparatorluğunun gizli yüzünü gözler önüne seriyordu (AP)
TT

Jessica Biel, Playboy Malikanesi'nde geçen yeni filmde

2022'de yayımlanan belgesel dizisi Secrets of Playboy, Hugh Hefner'ın kurduğu Playboy imparatorluğunun gizli yüzünü gözler önüne seriyordu (AP)
2022'de yayımlanan belgesel dizisi Secrets of Playboy, Hugh Hefner'ın kurduğu Playboy imparatorluğunun gizli yüzünü gözler önüne seriyordu (AP)

Jessica Biel, Playboy Malikanesi'nde geçen biyografik drama Playmates'in oyuncu kadrosuna katıldı.

Variety'nin haberine göre oyuncu, daha önce kadroya dahil olduğu açıklanan Lily-Rose Depp, Bill Pullman ve Indiana Elle'le birlikte rol alacak.

Film, senaryoyu da kaleme alan yönetmen Lorraine Nicholson'ın ilk uzun metraj filmi olacak.

Playmates'in konusunun resmi özeti şöyle:

Playboy Malikanesi'ni ikinci evi sayan, her şeyi bildiğini düşünen 13 yaşındaki Elle (Indiana Elle), Ayın Playmate'i seçilmek için yarışan 7 adaydan biri olan Anna'yla (Lily-Rose Depp) tanışır. Aralarında beklenmedik bir dostluk gelişir. Biri dergi kapağında yer almak, diğeri hoşlandığı çocuğun gönlünü kazanmak ister. Bu isteklerini gerçekleştirmek için birbirlerine yardım etmeye çalışırlar.

Biel, Bill Pullman'ın canlandırdığı Hugh Hefner'ın kendisi de eski bir Playmate olan eşini oynayacak. Hefner gerçek hayatta birden fazla kez evlenmiş olsa da Biel'in canlandıracağı karakter kurmaca.

Oyuncunun filmografisinde Sihirbaz (The Illusionist), Sevgililer Günü (Valentine's Day) ve A Takımı (The A-Team) gibi filmlerin yanı sıra Kalabalık ve Mutlu (7th Heaven), Candy, The Sinner ve The Better Sister gibi diziler de var. 

Biel, The Sinner'daki oyunculuğu ve yönetici yapımcılığıyla bir Emmy ve iki Altın Küre adaylığı elde etmişti.

Son yıllarda yapımcılıkta da aktif olan Biel, Iron Ocean adlı şirketi aracılığıyla Cruel Summer ve Limetown'ın yönetici yapımcılığını üstlenmişti. Başrolünde yer aldığı Candy ve The Sinner'da da aynı görevi yürütmüştü.

Biel, ekranlardan birkaç yıl uzak kaldıktan sonra Alafair Burke'ün romanından uyarlanan Prime Video mini dizisi The Better Sister'la geri döndü. Oyuncu, bu gerilim dizisinde Elizabeth Banks'le başrolü paylaşmış ve yönetici yapımcılığı da üstlenmişti.

Playmates'in yapımcıları arasında High Frequency Entertainment'tan Alex Orlovsky ve Duncan Montgomery'nin yanı sıra Lily-Rose Depp de bulunuyor.

Biel'in sıradaki filmi, John Cena'yla başrolü paylaştığı Matchbox: The Movie. Apple, Skydance ve Mattel işbirliğiyle hazırlanan yapım, 9 Ekim'de Apple TV'de yayımlanacak.

Independent Türkçe, Deadline, Variety