İçinde İranlıların olduğu ve İsrail’in nüfuz ettiği “esnek” bir yapı olarak Hizbullah

Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
TT

İçinde İranlıların olduğu ve İsrail’in nüfuz ettiği “esnek” bir yapı olarak Hizbullah

Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)

Marco Mossad

İsrail'in 1992 yılında Hizbullah lideri Abbas el-Musavi'yi öldürmesinden bu yana kamuoyunda Hizbullah'ın üst düzey komutanlarını kaybetmesinin ardından ayakta kalıp kalamayacağı her zaman tartışılmıştır. Buna karşın son dönemde çok sayıda Hizbullah komutanı öldürülmüş olsa da Hizbullah ayakta kalmaya devam ediyor. Bunun nedeni Hizbullah'ın şahıslara değil, Tahran tarafından desteklenen esnek bir örgütsel yapıya sahip olması.

Esneklik ifadesi genellikle bir yanılgı sonucu katılıkla ilişkilendiriliyor. Bu yanlış kanıya göre dirençli bir oluşum zorluklar karşısında mevcut düzenini koruyabilir ve zorlukların üstesinden geldiğinde değişmeden yoluna devam edebilir. Bu yanılgı Hizbullah için geçerli olduğundaysa, İsrail ya da başka taraflarca saldırılar gerçekleşse de gerçekleşmese de Hizbullah’ın yapısının ve faaliyetlerini yürütme şeklinin aynı kaldığı anlamına geliyor.

Esneklik ‘koşullara uyum sağlayarak hayatta kalma becerisi’ olarak daha iyi bir şekilde kavramsallaştırılabilir. Hizbullah esnekliği benimsediği için yapısı da esnektir. Esneklik sadece aksiliklerden kurtulmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda Hizbullah'ın doğası gereği akıcı ve sorunsuz bir şekilde işlediği anlamına geliyor.

Yakın bağ

Siyasi olarak ise tarihi boyunca çok fazla değişkenlik gösteren Hizbullah, 1980'lerde Lübnan devletini gayrimeşru olarak görmekten kendisini Lübnan'ın savunucusu olarak sunmaya kadar Lübnan devletine karşı çeşitli tutumlar sergiledi.

Devlet sisteminin tamamen dışında faaliyet gösterirken mecliste milletvekilleri ve hükümette bakan olarak görev yapan üyeleri oldu. Hizbullah'ın geçirdiği siyasi dönüşüm, siyasi ve askeri alanlarda varlık göstermesine katkıda bulunan önemli bir faktör.

Bu gelişme, (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) gibi bazı siyasi partilerin Hizbullah ile ittifak kurarak kendi lehlerine bir siyasi fırsat yakaladıklarını görmeleri nedeniyle Lübnan’ın siyaset sahnesinde elverişli bir ortamla birlikte devam etti. Bu da Hizbullah'ın siyasi konumunu güçlendirdi. Hizbullah ayrıca güce başvurarak Lübnan'ın siyasi meselelerine giderek daha fazla müdahil oldu. Örneğin siyasi muhaliflerini sindirme ve eski Cumhurbaşkanı Emile Lahud'un 2007 yılında görev süresinin dolmasının ardından yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesini engelleme gibi faaliyetleri, Hizbullah'a Lübnan’ı savunma çerçevesinin bir parçası olarak resmi meşruiyet kazandıran 2008 tarihli Doha Anlaşması'nın sonuçlarından biri olan Bakanlar Bildirisi’nin önünü açtı.

Hizbullah, sahadaki çatışmaları yönetme konusunda bir dereceye kadar askeri özerkliğe sahip olsa da topyekûn savaşa girme ve barışa aracılık etme konusundaki kilit kararları İran ile birlikte alıyor.

General Mişel Süleyman'ın seçilmesiyle cumhurbaşkanlığı makamındaki boşluğa son veren 2008 tarihli Doha Anlaşması'nın sonuçlarından biri olan Bakanlar Bildirisi, Lübnan'ın savunmasından ‘ordu, direniş (yani Hizbullah) ve halkın’ sorumlu olduğunu belirtiyor.

Bu istisna Hizbullah'ın askeri cephaneliğini geliştirmesine, savaşçılarını eğitmesine ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri ya da Lübnan devleti ile herhangi bir denetim ya da koordinasyona ihtiyaç duymadan askeri operasyonlara katılmasına olanak tanıdı. Bu özgürlük, Hizbullah'ın 2006 yılında İsrail ile girdiği savaşta uğradığı maddi kayıpların ardından toparlanmasına da katkıda bulundu. Bugün dünyanın en ağır silahlarına sahip milis güçlerden biri olan Hizbullah, İsrail'e çok sayıda füzeyle saldırma kararı alması halinde İsrail’in Demir Kubbe gibi savunma sistemlerini alt edebilir.

Örgütsel yapı

Şu an Hasan Nasrallah tarafından yürütülen Genel Sekreterlik, Hizbullah’ın örgütsel yapısındaki en üst makam. Ancak eski Genel Sekreter Abbas Musavi suikastının da gösterdiği gibi genel sekreterin ortadan kaldırılması ya da halkın ona karşı tutumunun değişmesi Hizbullah’ı çöküşe sürükleyemiyor. Nasrallah, 2006 yılında İsrail'le savaş sırasında ve sonrasında yaptığı gösterişli çıkışlar ve konuşmalar nedeniyle önemli bir halk desteğine sahipti ve bazılarına göre karizmatik bir lider imajı çizdi. Ancak zaman içinde bir zamanlar büyüleyici olan konuşmaları etkisini yitirdi. Hizbullah'ın on yıl önce Suriye'ye müdahalesi ise eski imajının bozulmasına sebep oldu.

Lübnan'ın 2019 yılında yaşadığı mali kriz ve buna bağlı siyasi krizin ardından Nasrallah, kendisinin ve Hizbullah'ın ilk kez kamuoyu önünde ekonomik felaketten sorumlu ülke yönetiminin bir parçası olarak görülmesi ve eleştirilmesiyle aslında tüm imajını kaybetti. Hşzbullah’a yönelik eleştiriler, 2020 yılında Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamayla daha da yoğunlaştı. Lübnan'da çok sayıda kişi, kısmen de olsa limanda yanlış bir şekilde depolanan ve ardından infilak eden devasa amonyum nitrat stokuyla olan bağlantısı nedeniyle Hizbullah'ı suçladı. Ancak Nasrallah, Hizbullah'ın kamuoyuna mesajlarını ileten yüzü haline geldiğinden bu rolünü sürdürdü. Çünkü bu yöndeki herhangi bir değişiklik Hizbullah içinde bir kaos olduğu anlamına gelecekti.

rtgbhyn
Nasrallah'ı hedef tahtasında gösterildiği resmin işlendiği bir yelek giyen İsrail askeri, 4 Ocak 2024 (Jala Marais – AFP)

Üstelik Nasrallah Hizbullah'ı tek başına yönetmiyor. Hizbullah Genel Sekreteri tarafından denetlenen Şura Konseyi, kararlarını İran ile yapılan yakın koordinasyonla alıyor. Şura Konseyi üyeleri Hizbullah’ın siyasi, askeri, ekonomik, adli ve sosyal işlerini yönetiyor.

Şura Konseyi'ne bağlı Cihat Konseyi ise askeri ve güvenlik birimlerini denetliyor. Cihat Konseyi'nde İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (DMO) temsilciler de yer alıyor. Hizbullah sahadaki çatışmaları yönetme konusunda bir dereceye kadar askeri özerkliğe sahip olsa da, topyekûn savaşa girme ve barışa aracılık etme konusundaki önemli kararları İran ile birlikte alıyor.

Hizbullah iç ve dış operasyonlarının bir kısmını da Birim 910'un gözetimi altında yürütüyor. Güvenlik aygıtının bir parçası olan Birim 910 içinde dış operasyonlardan, siber faaliyetlerden ve dış iletişimden sorumlu birimler yer alıyor. Hizbullah’ın Suriye-İsrail sınırındaki askeri faaliyetleri de dahil olmak üzere Suriye'deki operasyonlarının yanı sıra Avrupa'daki ve dünyanın diğer yerlerindeki faaliyetlerinden de sorumlu olsa da Lübnan içinde de faaliyet gösteriyor. Örneğin dış operasyonlar birimi, eski adı Hızlı Müdahale Gücü olan ve 2008 yılından bu yana Rıdvan Gücü adıyla bilinen özel operasyonlar birimi ile eş değer. Rıdvan Gücü, 2006 yılında İsrail ile yapılan savaşta kilit bir rol oynadı.

Fuad Şükür, Hizbullah'ın Cihat Konseyi'nde yüksek rütbeli bir komutandı ve roketler ve silahlar konusunda uzman askeri birimlerinden birinin sorumlusuydu.

Hizbullah'ın milis ve ordu bileşenlerini bir araya getirmesi, silahlı bir grup olarak güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Örneğin, güvenlik ve askeri hizmetler Cihat Konseyi içinde farklı birimler olsa da Hizbullah'ın güvenlik ve askeri operasyonları tıpkı ordudaki gibi ayrı ve farklı olarak ele alınmaz. Her iki kategorideki operasyonlar da Hizbullah’ın üst düzey komutanları tarafından yönetilir. Rıdvan Gücü askeri birliklerle birlikte faaliyet gösterir ve üyeleri doğrudan DMO tarafından eğitilir. Benzer şekilde, Hizbullah'ın savaş bölgelerinde konuşlanması orduların konuşlanmasından bağımsızdır ve asimetrik bir savaşta milislerin konuşlanması şeklindedir.

cdvf
Fuad Şükür’ün İsrail tarafından öldürüldükten sonra Hizbullah tarafından dağıtılan bir fotoğrafı, 31 Temmuz 2024 (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Diplomatik Güvenlik Bürosu tarafından yönetilen Adalet İçin Ödül Programı (Rewards for Justice/RFJ) kapsamında eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'ye 2005 yılında düzenlenen suikast nedeniyle 2020 yılında Lübnan Özel Mahkemesi tarafından mahkum edilen tek Hizbullah üyesi olan Salim Ayyaş'ın başına 10 milyon dolar ödül konuldu. RFJ internet sitesinde yer alan ilanda Ayyaş'ın Hizbullah'ın suikast timi olan ve emirleri doğrudan Genel Sekreter Hasan Nasrallah'tan alan Birim 121'in kıdemli bir üyesi olduğu ifade ediliyor. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, Hizbullah birimleri içindeki operasyonel kararlar sadece birim komutanları tarafından alınmıyor.

“Üst düzey komutanlar”

Yapısal esneklik ve iç içe geçişlilik Hizbullah'ı üst düzey komutanlarını kaybetmesi durumunda yaşanabilecek bir çöküşten koruyor. Hizbullah ayrıca yapısını değişen dış koşullara da adapte ediyor. Bu durum 2008 yılından bu yana üst düzey üç liderinin ölümünden sonra da açıkça ortaya çıktı. İsrail, geçtiğimiz ağustos ayında 2015 yılından bu yana ABD'nin küresel teröristler listesinde yer alan ve başına yakalanmasını sağlayacak herhangi bir bilgi için 5 milyon dolarlık para ödülü koyulan Hizbullah komutanı Fuad Şükür'e suikast düzenledi. Hacı Muhsin ve Seyyid Muhsin olarak da bilinen Şükür, Hizbullah’ın kuruluşundan bu yana örgüt içinde yer aldı ve İsrail'e karşı ilk olarak 1982 yılında savaştı.

Basında yer alan bazı haberlerde Şükür'ün Hizbullah'ın en yüksek rütbeli askeri komutanı olduğu iddia edilse de Hizbullah'ın komuta yapısı aslında bundan daha karmaşık. Şükür'ün Cihat Konseyi'nde yüksek rütbeli bir komutan olduğu ve roketler ve silahlar konusunda uzman askeri birimlerinden birinden sorumlu olduğu da biliniyor.

Şarku'l Avsat'ın RFJ internet sitesinden aktardığı habere göre Şükür'ün Hizbullah'ın ölen komutanı İmad Muğniye'nin sırdaşı olduğu belirtiliyor. Şükür'ün komuta ettiği füze birimi, 2008 yılında Şam'da öldürülene kadar, Genel Sekreter Nasrallah'ın tek askeri danışmanı olan ve Hac Rıdvan adıyla da bilinen Muğniye'nin doğrudan komutası altındaydı.

Ancak Muğniye'nin tek görevi bu değildi. Öldüğü sırada Birim 910 ve Hızlı Müdahale Gücü'nü de komuta ediyordu. Muğniye'nin ölümünden sonra bu karmaşık rolü, Mustafa Bedreddin üstlendi. Fakat Bedreddin'in 2016 yılındaki ölümünden sonra yerine bir başkasının atanması zaman aldı. Danışmanlık görevi, aralarında Şükür'ün de bulunduğu birkaç kilit isimin yer aldığı Cihat Konseyi’ne verildi. Birim 910'un başına Cihat Konseyi üyesi olan ve aynı zamanda Hizbullah'ın güvenlik aygıtını yöneten Talal Hamiye getirildi. Hamiye’nin Hizbullah'ın askeri ve güvenlik operasyonlarını yönetmesi onu örgüt içinde fiilen en üst düzey askeri komutan yapıyor. ABD, Hamiye’nin başına 7 milyon dolarlık para ödülü koydu. Rıdvan Gücü, DMO tarafından eğitilmeye devam ederken ABD'nin başına 5 milyon dolarlık para ödülü koyduğu ve küresel teröristler listesinde yer alan Heysem Ali Tabatabai tarafından yönetiliyor.

Hizbullah, sırasıyla 2008, 2016 ve 2024 yıllarında Muğniye, Bedreddin ve Şükür için yaptığı yas açıklamalarında ‘büyük mücahit komutan’ sıfatını kullandı. Başka isimler için ise kullanmayarak bu üç komutanın eşit derecede yüksek rütbeli olduğunu ima etti, ancak Muğniye ve Bedreddin'in aksine Şükür kamuoyunda bilinmiyordu. Sadece Hizbullah'ın askeri işlerini takip edenler tarafından tanınan Şükür, bunun dışında pek dikkat çekmiyordu. Muğniye'nin durumu ise Şükür’den farklıydı. İsrail’in Gazze'ye kaçak yollardan roket sokmakla suçlamasından ötürü daha hayattayken kamuoyu tarafından biliniyordu.

Basında yer alan bazı haberlerde Şükür'ün Hizbullah'ın en yüksek rütbeli askeri komutanı olduğu iddia edilse de Hizbullah'ın komuta yapısı aslında bundan daha karmaşık.

Hizbullah, Muğniye’yi 2008 yılında öldürülmesinden sonra İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan çekilmesinde ve 2006 yılındaki savaşta kendisinin ilan ettiği ‘zaferdeki’ rolüne atıfla ‘iki zaferin komutanı’ olarak tanımladı. Bunun yanında Hizbullah, 2006 yılında kurduğu özel operasyonlar birimine Muğniye’nin adını vermişti. Daha önce Hızlı Müdahale Gücü olarak adlandırılan birim, Muğniye’nin ölümünden sonra el-Hac Rıdvan lakabına atıfla Rıdvan Gücü olarak anılmaya başladı.

Muğniye'nin yerini Bedreddin almış olsa da Hizbullah ne hayattayken ne de öldükten sonra Bedreddin için Muğniye'nin sahip olduğu halka mal olmuş şahsiyet imajı oluşturmadı. Bedreddin’in adı 2011 yılında Lübnan Özel Mahkemesi tarafından eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastıyla ilişkilendirilene kadar kamuoyunda duyulmamıştı. Bedreddin daha sonra Hizbullah’ın Suriye'ye müdahalesiyle öncü bir rol oynadı.

Hizbullah'ın zafer olarak gördüğü 2000 ve 2006 yıllarının aksine, Bedreddin'in faaliyetleri Hizbullah'ın dikkatini olumsuz yönde çektiği için örgüt Muğniye'nin ölümünü ve özel günlerde atıfta bulunduğu başarılarını öne çıkarmaya devam etti. Buna karşın ortadan kaldırdığı Hizbullah komutanlarının kimliklerini açıklayan İsrail oldu.

İsrail'in Şükür’e düzenlediği suikastı, Lübnan ve Suriye'de Hizbullah komutanlarının ve üyelerinin hedef alındığı saldırılar takip etti. Şükür Hizbullah içinde üst düzey bir komutan olsa da Talal Hamiye gibi diğer önemli komutanlar hala hayattalar, durumları iyi ve İsrail istihbaratından kaçmaya çalışıyorlar.

sdfvg
Hizbullah destekçilerinin Beyrut'ta düzenlediği İran'a destek yürüyüşünden bir kare, 24 Mayıs 2024 (Enver Amr – AFP)

İsrail merkezli bir araştırma kuruluşu, geçtiğimiz ağustos ayında Hizbullah'ın Cihat Konseyi üyesi olduğu iddia edilen kişilerin isimlerini ve görevlerini yayınladı. Fakat yayınlanan bilgiler, Cihat Konseyi üyeleri hakkında mevcut diğer bilgilerle uyuşmuyordu. Bu uyuşmazlığın nedenlerinden biri Hizbullah'ın komutanları için genellikle takma isimler kullanması ve güvenlik nedeniyle kimliklerini ve görevlerini bir dereceye kadar gizli tutmaya çalışması. Bir diğer nedense Hizbullah içindeki rol dağılımının dış koşullara uyum sağlamak amacıyla değişebilmesi.

İsrail'in Hizbullah'ın üst düzey komutanlarına yönelik sistematik olarak gerçekleştirdiği suikastların Hizbullah'ın askeri kabiliyetlerini sınırladığına şüphe yok. Ancak halen geniş bir askeri cephaneliğe ve paha biçilmez bir savaş deneyimine sahip olmaya devam eden Hizbullah’ın örgütsel yapısı üst düzey komutanlarını kaybetse de bir dereceye kadar esneklik sağlayabiliyor.

Hizbullah'ın karşı karşıya olduğu asıl zorluk örgütün çöküşünden ziyade İsrail'in Hizbullah’ın içine ne ölçüde nüfuz ettiğinin bir göstergesi olan bu tam isabetli suikastlar. Hizbullah içindeki bu sızmalar sona ermedikçe İsrail avantajı elinde tutmaya, Hizbullah ise daha uzun bir süre siyasi ve askeri olarak varlığını sürdürebilmek için yapısını değiştirmeye devam edecek gibi görünüyor.



Meşe ağaçlarından tırtıllara karşı şaşırtan savunma

Tırtıl, yemek için yaprakların açmasını beklese de meşeler özel bir taktik uyguluyor (Sven Finnberg)
Tırtıl, yemek için yaprakların açmasını beklese de meşeler özel bir taktik uyguluyor (Sven Finnberg)
TT

Meşe ağaçlarından tırtıllara karşı şaşırtan savunma

Tırtıl, yemek için yaprakların açmasını beklese de meşeler özel bir taktik uyguluyor (Sven Finnberg)
Tırtıl, yemek için yaprakların açmasını beklese de meşeler özel bir taktik uyguluyor (Sven Finnberg)

Tırtıl istilasına uğrayan meşe ağaçlarının ertesi yıl yapraklarını daha geç açtığı keşfedildi.

İlkbaharda günler uzayıp hava ısındıkça ağaçlar da tomurcuklanıp yaprak açıyor. 

Ormanlardaki pek çok tür de yaşam döngüsünü buna göre ayarlıyor. Örneğin tırtıllar tam bu zamanda yumurtalarından çıkarak taze ve yumuşak yapraklarla besleniyor. 

Ancak Almanya'daki Würzburg Üniversitesi'nden Soumen Mallick liderliğindeki yeni araştırmaya göre meşe ağaçları tırtıllarla başa çıkmalarını sağlayan bir savunma stratejisi geliştirmiş olabilir.

Bilim insanları Bavyera'nın kuzeyindeki 2 bin 400 kilometrekarelik bir alanı 2017-2021 döneminde Sentinel-1 radar uyduları aracılığıyla sürekli takip etti. Bu sayede yoğun bulut örtüsü altında bile ağaçların durumu izlenebildi.

Uydu görüntülerindeki her piksel 10'a 10 metrelik bir alanı, yani yaklaşık bir ağacın taç büyüklüğünü gösterirken, ekip toplamda 27 bin 500 pikseli inceledi.

Araştırmacılara bu bağlantıyı görme fırsatı veren gelişme, 2019'da patlak veren çingene güvesi (Lymantria dispar) salgınıydı. Ağaç yapraklarıyla beslenen bu tüylü tırtıllar, sayıları çok olduğunda ağaçlara büyük zarar verebiliyor.

Ekip uydu verileri sayesinde hangi ağaçların yaprak kaybına uğradığını ve nasıl tepki verdiklerini kaydetti.

Bulguları hakemli dergi Nature Ecology & Evolution'da 1 Mayıs Cuma günü yayımlanan çalışmaya göre tırtılların yoğun istilasına maruz kalan meşe ağaçları ertesi yıl yapraklarını, bu kadar kötü etkilenmeyen meşelerden üç gün geç açtı. 

Bu gecikme, ağaçların uğradığı yaprak kaybını önceki yıla göre yüzde 55 azalttı. Çalışmaya göre bu durum, tırtıllar aynı dönemde yumurtadan çıksa da yiyecek yaprak bulamayıp ölmesinden kaynaklanıyor.

Meşe ağaçlarının, yapraklarını çiğnemeyi zorlaştırmak veya tırtılları avlayacak diğer organizmaları çekebilecek aromatik bileşikler üretmek gibi başka savunma mekanizmaları da var. Ancak Mallick, erteleme taktiğinin diğerlerinden daha iyi sonuç verdiğini belirtiyor.

Kanada'daki Alberta Üniversitesi'nden James Cahill, çalışmada varılan sonucun "çok olası" durduğunu ancak neden-sonuç ilişkisi kurmadığını söylüyor. 

Araştırmada yer almayan Cahill, örneğin yaprak kaybı sonucu bitki sağlığının kötüleşmesinin, sonraki yıl yaşanan gecikmeye yol açabileceğini ifade ediyor. Birden fazla salgına dair verilerin toplanması, daha net bir sonuca varmayı sağlayabilir.

Mallick ise gecikmenin kaynak tükenmesi gibi fizyolojik kısıtlamalarla açıklanabileceğini ifade ediyor. Ancak bu gecikmenin onlarca ağaç popülasyonunda görülmesi ve otçul baskısının en fazla azaldığı ormanlarda daha belirgin ortaya çıkması, Mallick'e göre başka bir ihtimali güçlendiriyor. Araştırmacı, gecikmenin bireysel ağaçların fizyolojik tepkisinden ziyade bir adaptasyon olabileceğini düşünüyor.

Yeni araştırma bazı ilkbaharlarda ormanın, sıcaklıkların işaret ettiğinden daha geç yeşermesine ilk kez somut bir açıklama getiriyor.

Önceki bilgisayar modellerinde sıcaklık gibi "cansız" faktörlere odaklanılırken son bulgular, ağaçların pasif bir şekilde sadece hava durumuna göre hareket etmediğini gösteriyor.

Mallick "Bu keşif, ormanda ilkbaharın başlangıcına dair önceki anlayışımızı temelden değiştiriyor" diyor.

Independent Türkçe, Phys.org, New Scientist, Nature Ecology & Evolution


Psilosibin araştırması depresyon ve anksiyete tedavisi için umut verdi

Sihirli mantarlar depresyon tedavisinde son yıllarda öne çıkıyor (Reuters)
Sihirli mantarlar depresyon tedavisinde son yıllarda öne çıkıyor (Reuters)
TT

Psilosibin araştırması depresyon ve anksiyete tedavisi için umut verdi

Sihirli mantarlar depresyon tedavisinde son yıllarda öne çıkıyor (Reuters)
Sihirli mantarlar depresyon tedavisinde son yıllarda öne çıkıyor (Reuters)

Sihirli mantarlardaki psilosibinin beyinde uzun süreli değişiklikler yarattığı tespit edildi. Bulgular ruh sağlığı sorunlarının tedavisinde daha etkili yöntemlerin önünü açabilir.

Bilim insanları psikedelik maddelerin beyindeki etkilerini uzun zamandır anlamaya çalışıyor. Bu maddelerin özellikle son yıllarda depresyon ve anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarına iyi gelebileceğini öne süren çalışmalar, alana yönelik ilgiyi artırdı.

Psilosibinin etkileri üzerine yapılan çalışmaların çoğu, maddeyi tedavi amaçlı alan gruplara odaklanıyordu. 

Kaliforniya Üniversitesi San Francisco kampüsünden nörolog Robin Carhart-Harris ve ekibiyse, maddenin psikedelik etkilerini daha iyi anlamak için daha önce hiç psilosibin kullanmamış 28 sağlıklı katılımcıyla bir çalışma yürüttü.

Katılımcılara ilk aşamada plasebo etkisine yakın kabul edilen 1 mg’lık düşük doz psilosibin verildi. 

Bilim insanları sonraki haftalarda katılımcıların ruh sağlığındaki değişimleri izlemek için bilişsel esneklik gibi faktörleri ölçen psikolojik testler yürüttü.

Ayrıca EEG, fonksiyonel MR taramaları ve difüzyon tensör görüntüleme (DTI) adı verilen bir teknikle de beyin aktivitelerini ve yapısal değişimleri izlediler.

Plasebodan bir ay sonra, katılımcılara güçlü bir psikedelik deneyim yaşatmak için 25 mg'lık tek bir psilosibin dozu uygulandı. Araştırmacılar aynı gün ve sonraki haftalarda aynı testleri yaptı.

Bulguları hakemli dergi Nature Communications'ta dün (5 Mayıs) yayımlanan çalışmaya göre psilosibin aldıktan sonraki bir saat içinde katılımcıların beyin entropisinde artış kaydedildi. Bu durum, beynin daha geniş yelpazedeki bilgileri işlediği anlamına geliyor.

Ayrıca psilosibin etkisi altında en yüksek beyin entropisine sahip katılımcıların, hem ertesi gün hem de bir ay sonra daha derin psikolojik içgörü ve daha yüksek mutluluk seviyeleri bildirme olasılığı daha yüksekti. Bulgular, esnek düşünmeyle ruh sağlığının iyileşmesi arasında ilişki olduğu fikrini destekliyor.

Carhart-Harris, "Verilerimiz, bu tür psikolojik içgörü deneyimlerinin, beyin aktivitesinin entropik niteliğiyle ilişkili olduğunu ve her ikisinin de sonradan ruh sağlığında görülen iyileşmelere yol açtığını gösteriyor" diyerek ekliyor:

Bu da psilosibin etkisinin (ve beyindeki korelasyonlarının) psikedelik terapinin işleyişinin kilit bir bileşeni olduğunu gösteriyor.

Psilosibinin ruh sağlığı üzerinde uzun süreli etkiler yaratabildiğini gösteren çalışma önemli bir adım olsa da bulguları destekleyecek daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Özellikle benzer çalışmaların daha geniş bir katılımcı grubuyla yürütülmesi gerekiyor.

Ancak doğrulandığı takdirde bulgular, psikedeliklerin anksiyete, depresyon ve bağımlılık üzerindeki terapötik etkilerini açıklamaya yardımcı olabilir.

Carhart-Harris "Herhangi bir ilacın tek bir dozundan bir ay sonra beyinde olası anatomik değişiklikler görmek dikkat çekici" ifadelerini kullanıyor: 

Bu değişikliklerin ne anlama geldiğini henüz bilmiyoruz ancak genel olarak, katılımcıların bu çalışmada daha iyi bir ruh hali ve zihinsel esneklik gibi olumlu psikolojik değişiklikler sergilediğini görüyoruz.

Independent Türkçe, Science Alert, Guardian, Nature Communications


Bilim insanları esnemenin şaşırtıcı faydalarını ortaya çıkardı

Peru'daki Miraflores Merkez Parkı'nda bir kedi esniyor (AFP)
Peru'daki Miraflores Merkez Parkı'nda bir kedi esniyor (AFP)
TT

Bilim insanları esnemenin şaşırtıcı faydalarını ortaya çıkardı

Peru'daki Miraflores Merkez Parkı'nda bir kedi esniyor (AFP)
Peru'daki Miraflores Merkez Parkı'nda bir kedi esniyor (AFP)

Çığır açıcı yeni bir araştırma, esnemenin beyindeki sıvıların düzenlenmesinde gözden kaçmış bir rol oynayabileceğini gösterirken, esnemeyi bastırmaya çalıştığımızda neler yaşandığına da ışık tutuyor.

Daha önce bu davranışın esasen oksijen seviyelerini düzenlemek için evrimleştiği düşünülüyordu. Alternatif teoriler ise esnemenin, aynı türden diğer bireylere yorgunluk sinyali vermeye yaradığını öne sürüyordu.

MR taramaları kullanılan yeni araştırmada, esnemenin beyin-omurilik sıvısının beyinden dışarı akışını yeniden düzenlediği tespit edildi. Bu sıvının beyinden atık maddeleri uzaklaştırmaya ve kritik kimyasalları taşımaya katkı sağlayarak basınç dengesini koruduğu ve organın genel sağlığını desteklediği biliniyor.

Çalışma ayrıca her insanın biraz farklı şekilde esnediğini de belirtiyor.

Hakemli dergi Respiratory Physiology & Neurobiology'de yayımlanan çalışmada, "Anlaşılan esneme, son derece uyarlanabilir bir davranış ve fizyolojik önemi üzerine yapılacak daha fazla araştırma meyve verebilir" ifadeleri yer alıyor.

Esneme; çene, baş ve boynun tutarlı ve tekrarlanabilir bir düzende koordineli hareketini içeriyor. Çalışmaya göre bu hareketler, beyin ve omurilik çevresindeki beyin-omurilik sıvısının akışını etkiliyor.

Çalışmada 22 sağlıklı katılımcının beyin sapı ve üst omurga çevresindeki sıvı akış yollarının, normal ve derin nefes alma gibi hareketlerin yanı sıra bastırılmış esnemelere kıyasla esnemeden nasıl etkilendiği incelendi.

Araştırmacılar, esnemelerin normal nefes almaya kıyasla beyin-omurilik sıvısı akışını artırdığını saptadı ve bu da davranışın, sadece yorgunluğu gösteren bir sosyal işaretin ötesinde "işlevsel bir fizyolojik amaç" taşıdığına işaret ediyor.

Derin nefesler de sıvı akışını artırıyor gibi görünse de esneme, beyin-omurilik sıvısı çıkışıyla "daha sık" ilişkilendirildi.

Buna karşılık derin nefes alma, ters yönde beyin-omurilik sıvısı akışı gösterdi.

Çalışmada bulaşıcı esnemenin bile, derin veya normal nefes alma sırasında görülmeyen, nefes verme aşamasında belirgin bir beyin omurilik sıvısı akışına yol açtığı tespit edildi.

Araştırmacılar, bir kişinin her esnediğinde kas hareketlerinin neredeyse aynı olduğunu saptayarak esnemenin beyin sapı tarafından kontrol edilen istemsiz bir hareket olduğunu doğruladı.

Dikkat çekici bir şekilde, bastırılmış esnemeler bile bastırılmayanlarla neredeyse aynı süreye sahipti; bu da bastırmanın altta yatan süreci etkilemediği anlamına geliyor.

Bilim insanları, "Esneme bir kez başladıktan sonra, kısmen örtülebilen ancak tamamen kesilmesi zor olan yapılandırılmış bir süreç olarak ilerliyor" diye açıklıyor.

Çalışmada esneme sırasında gözlemlenen akış modeli, bunun beyindeki çözünen madde taşınımı ve ısı alışverişini de etkilediğine işaret ediyor.

Araştırmada şu ifadeler kullanılıyor:

Esneme sırasında beyin-omurilik sıvısıyla venöz kan akışının uyumu ve karotis arter kan akışındaki artış, ısı alışverişini optimize ederek beynin soğumasına katkıda bulunabilir.

Daha hedefe yönelik beyin çalışmalarıyla doğrulanırsa bu bulgular, migren gibi beyin-omurilik sıvısı akışının bozulduğu rahatsızlıklar hakkında daha fazla bilgi sağlayabilir.

Independent Türkçe