İçinde İranlıların olduğu ve İsrail’in nüfuz ettiği “esnek” bir yapı olarak Hizbullah

Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
TT

İçinde İranlıların olduğu ve İsrail’in nüfuz ettiği “esnek” bir yapı olarak Hizbullah

Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)

Marco Mossad

İsrail'in 1992 yılında Hizbullah lideri Abbas el-Musavi'yi öldürmesinden bu yana kamuoyunda Hizbullah'ın üst düzey komutanlarını kaybetmesinin ardından ayakta kalıp kalamayacağı her zaman tartışılmıştır. Buna karşın son dönemde çok sayıda Hizbullah komutanı öldürülmüş olsa da Hizbullah ayakta kalmaya devam ediyor. Bunun nedeni Hizbullah'ın şahıslara değil, Tahran tarafından desteklenen esnek bir örgütsel yapıya sahip olması.

Esneklik ifadesi genellikle bir yanılgı sonucu katılıkla ilişkilendiriliyor. Bu yanlış kanıya göre dirençli bir oluşum zorluklar karşısında mevcut düzenini koruyabilir ve zorlukların üstesinden geldiğinde değişmeden yoluna devam edebilir. Bu yanılgı Hizbullah için geçerli olduğundaysa, İsrail ya da başka taraflarca saldırılar gerçekleşse de gerçekleşmese de Hizbullah’ın yapısının ve faaliyetlerini yürütme şeklinin aynı kaldığı anlamına geliyor.

Esneklik ‘koşullara uyum sağlayarak hayatta kalma becerisi’ olarak daha iyi bir şekilde kavramsallaştırılabilir. Hizbullah esnekliği benimsediği için yapısı da esnektir. Esneklik sadece aksiliklerden kurtulmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda Hizbullah'ın doğası gereği akıcı ve sorunsuz bir şekilde işlediği anlamına geliyor.

Yakın bağ

Siyasi olarak ise tarihi boyunca çok fazla değişkenlik gösteren Hizbullah, 1980'lerde Lübnan devletini gayrimeşru olarak görmekten kendisini Lübnan'ın savunucusu olarak sunmaya kadar Lübnan devletine karşı çeşitli tutumlar sergiledi.

Devlet sisteminin tamamen dışında faaliyet gösterirken mecliste milletvekilleri ve hükümette bakan olarak görev yapan üyeleri oldu. Hizbullah'ın geçirdiği siyasi dönüşüm, siyasi ve askeri alanlarda varlık göstermesine katkıda bulunan önemli bir faktör.

Bu gelişme, (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) gibi bazı siyasi partilerin Hizbullah ile ittifak kurarak kendi lehlerine bir siyasi fırsat yakaladıklarını görmeleri nedeniyle Lübnan’ın siyaset sahnesinde elverişli bir ortamla birlikte devam etti. Bu da Hizbullah'ın siyasi konumunu güçlendirdi. Hizbullah ayrıca güce başvurarak Lübnan'ın siyasi meselelerine giderek daha fazla müdahil oldu. Örneğin siyasi muhaliflerini sindirme ve eski Cumhurbaşkanı Emile Lahud'un 2007 yılında görev süresinin dolmasının ardından yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesini engelleme gibi faaliyetleri, Hizbullah'a Lübnan’ı savunma çerçevesinin bir parçası olarak resmi meşruiyet kazandıran 2008 tarihli Doha Anlaşması'nın sonuçlarından biri olan Bakanlar Bildirisi’nin önünü açtı.

Hizbullah, sahadaki çatışmaları yönetme konusunda bir dereceye kadar askeri özerkliğe sahip olsa da topyekûn savaşa girme ve barışa aracılık etme konusundaki kilit kararları İran ile birlikte alıyor.

General Mişel Süleyman'ın seçilmesiyle cumhurbaşkanlığı makamındaki boşluğa son veren 2008 tarihli Doha Anlaşması'nın sonuçlarından biri olan Bakanlar Bildirisi, Lübnan'ın savunmasından ‘ordu, direniş (yani Hizbullah) ve halkın’ sorumlu olduğunu belirtiyor.

Bu istisna Hizbullah'ın askeri cephaneliğini geliştirmesine, savaşçılarını eğitmesine ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri ya da Lübnan devleti ile herhangi bir denetim ya da koordinasyona ihtiyaç duymadan askeri operasyonlara katılmasına olanak tanıdı. Bu özgürlük, Hizbullah'ın 2006 yılında İsrail ile girdiği savaşta uğradığı maddi kayıpların ardından toparlanmasına da katkıda bulundu. Bugün dünyanın en ağır silahlarına sahip milis güçlerden biri olan Hizbullah, İsrail'e çok sayıda füzeyle saldırma kararı alması halinde İsrail’in Demir Kubbe gibi savunma sistemlerini alt edebilir.

Örgütsel yapı

Şu an Hasan Nasrallah tarafından yürütülen Genel Sekreterlik, Hizbullah’ın örgütsel yapısındaki en üst makam. Ancak eski Genel Sekreter Abbas Musavi suikastının da gösterdiği gibi genel sekreterin ortadan kaldırılması ya da halkın ona karşı tutumunun değişmesi Hizbullah’ı çöküşe sürükleyemiyor. Nasrallah, 2006 yılında İsrail'le savaş sırasında ve sonrasında yaptığı gösterişli çıkışlar ve konuşmalar nedeniyle önemli bir halk desteğine sahipti ve bazılarına göre karizmatik bir lider imajı çizdi. Ancak zaman içinde bir zamanlar büyüleyici olan konuşmaları etkisini yitirdi. Hizbullah'ın on yıl önce Suriye'ye müdahalesi ise eski imajının bozulmasına sebep oldu.

Lübnan'ın 2019 yılında yaşadığı mali kriz ve buna bağlı siyasi krizin ardından Nasrallah, kendisinin ve Hizbullah'ın ilk kez kamuoyu önünde ekonomik felaketten sorumlu ülke yönetiminin bir parçası olarak görülmesi ve eleştirilmesiyle aslında tüm imajını kaybetti. Hşzbullah’a yönelik eleştiriler, 2020 yılında Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamayla daha da yoğunlaştı. Lübnan'da çok sayıda kişi, kısmen de olsa limanda yanlış bir şekilde depolanan ve ardından infilak eden devasa amonyum nitrat stokuyla olan bağlantısı nedeniyle Hizbullah'ı suçladı. Ancak Nasrallah, Hizbullah'ın kamuoyuna mesajlarını ileten yüzü haline geldiğinden bu rolünü sürdürdü. Çünkü bu yöndeki herhangi bir değişiklik Hizbullah içinde bir kaos olduğu anlamına gelecekti.

rtgbhyn
Nasrallah'ı hedef tahtasında gösterildiği resmin işlendiği bir yelek giyen İsrail askeri, 4 Ocak 2024 (Jala Marais – AFP)

Üstelik Nasrallah Hizbullah'ı tek başına yönetmiyor. Hizbullah Genel Sekreteri tarafından denetlenen Şura Konseyi, kararlarını İran ile yapılan yakın koordinasyonla alıyor. Şura Konseyi üyeleri Hizbullah’ın siyasi, askeri, ekonomik, adli ve sosyal işlerini yönetiyor.

Şura Konseyi'ne bağlı Cihat Konseyi ise askeri ve güvenlik birimlerini denetliyor. Cihat Konseyi'nde İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (DMO) temsilciler de yer alıyor. Hizbullah sahadaki çatışmaları yönetme konusunda bir dereceye kadar askeri özerkliğe sahip olsa da, topyekûn savaşa girme ve barışa aracılık etme konusundaki önemli kararları İran ile birlikte alıyor.

Hizbullah iç ve dış operasyonlarının bir kısmını da Birim 910'un gözetimi altında yürütüyor. Güvenlik aygıtının bir parçası olan Birim 910 içinde dış operasyonlardan, siber faaliyetlerden ve dış iletişimden sorumlu birimler yer alıyor. Hizbullah’ın Suriye-İsrail sınırındaki askeri faaliyetleri de dahil olmak üzere Suriye'deki operasyonlarının yanı sıra Avrupa'daki ve dünyanın diğer yerlerindeki faaliyetlerinden de sorumlu olsa da Lübnan içinde de faaliyet gösteriyor. Örneğin dış operasyonlar birimi, eski adı Hızlı Müdahale Gücü olan ve 2008 yılından bu yana Rıdvan Gücü adıyla bilinen özel operasyonlar birimi ile eş değer. Rıdvan Gücü, 2006 yılında İsrail ile yapılan savaşta kilit bir rol oynadı.

Fuad Şükür, Hizbullah'ın Cihat Konseyi'nde yüksek rütbeli bir komutandı ve roketler ve silahlar konusunda uzman askeri birimlerinden birinin sorumlusuydu.

Hizbullah'ın milis ve ordu bileşenlerini bir araya getirmesi, silahlı bir grup olarak güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Örneğin, güvenlik ve askeri hizmetler Cihat Konseyi içinde farklı birimler olsa da Hizbullah'ın güvenlik ve askeri operasyonları tıpkı ordudaki gibi ayrı ve farklı olarak ele alınmaz. Her iki kategorideki operasyonlar da Hizbullah’ın üst düzey komutanları tarafından yönetilir. Rıdvan Gücü askeri birliklerle birlikte faaliyet gösterir ve üyeleri doğrudan DMO tarafından eğitilir. Benzer şekilde, Hizbullah'ın savaş bölgelerinde konuşlanması orduların konuşlanmasından bağımsızdır ve asimetrik bir savaşta milislerin konuşlanması şeklindedir.

cdvf
Fuad Şükür’ün İsrail tarafından öldürüldükten sonra Hizbullah tarafından dağıtılan bir fotoğrafı, 31 Temmuz 2024 (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Diplomatik Güvenlik Bürosu tarafından yönetilen Adalet İçin Ödül Programı (Rewards for Justice/RFJ) kapsamında eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'ye 2005 yılında düzenlenen suikast nedeniyle 2020 yılında Lübnan Özel Mahkemesi tarafından mahkum edilen tek Hizbullah üyesi olan Salim Ayyaş'ın başına 10 milyon dolar ödül konuldu. RFJ internet sitesinde yer alan ilanda Ayyaş'ın Hizbullah'ın suikast timi olan ve emirleri doğrudan Genel Sekreter Hasan Nasrallah'tan alan Birim 121'in kıdemli bir üyesi olduğu ifade ediliyor. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, Hizbullah birimleri içindeki operasyonel kararlar sadece birim komutanları tarafından alınmıyor.

“Üst düzey komutanlar”

Yapısal esneklik ve iç içe geçişlilik Hizbullah'ı üst düzey komutanlarını kaybetmesi durumunda yaşanabilecek bir çöküşten koruyor. Hizbullah ayrıca yapısını değişen dış koşullara da adapte ediyor. Bu durum 2008 yılından bu yana üst düzey üç liderinin ölümünden sonra da açıkça ortaya çıktı. İsrail, geçtiğimiz ağustos ayında 2015 yılından bu yana ABD'nin küresel teröristler listesinde yer alan ve başına yakalanmasını sağlayacak herhangi bir bilgi için 5 milyon dolarlık para ödülü koyulan Hizbullah komutanı Fuad Şükür'e suikast düzenledi. Hacı Muhsin ve Seyyid Muhsin olarak da bilinen Şükür, Hizbullah’ın kuruluşundan bu yana örgüt içinde yer aldı ve İsrail'e karşı ilk olarak 1982 yılında savaştı.

Basında yer alan bazı haberlerde Şükür'ün Hizbullah'ın en yüksek rütbeli askeri komutanı olduğu iddia edilse de Hizbullah'ın komuta yapısı aslında bundan daha karmaşık. Şükür'ün Cihat Konseyi'nde yüksek rütbeli bir komutan olduğu ve roketler ve silahlar konusunda uzman askeri birimlerinden birinden sorumlu olduğu da biliniyor.

Şarku'l Avsat'ın RFJ internet sitesinden aktardığı habere göre Şükür'ün Hizbullah'ın ölen komutanı İmad Muğniye'nin sırdaşı olduğu belirtiliyor. Şükür'ün komuta ettiği füze birimi, 2008 yılında Şam'da öldürülene kadar, Genel Sekreter Nasrallah'ın tek askeri danışmanı olan ve Hac Rıdvan adıyla da bilinen Muğniye'nin doğrudan komutası altındaydı.

Ancak Muğniye'nin tek görevi bu değildi. Öldüğü sırada Birim 910 ve Hızlı Müdahale Gücü'nü de komuta ediyordu. Muğniye'nin ölümünden sonra bu karmaşık rolü, Mustafa Bedreddin üstlendi. Fakat Bedreddin'in 2016 yılındaki ölümünden sonra yerine bir başkasının atanması zaman aldı. Danışmanlık görevi, aralarında Şükür'ün de bulunduğu birkaç kilit isimin yer aldığı Cihat Konseyi’ne verildi. Birim 910'un başına Cihat Konseyi üyesi olan ve aynı zamanda Hizbullah'ın güvenlik aygıtını yöneten Talal Hamiye getirildi. Hamiye’nin Hizbullah'ın askeri ve güvenlik operasyonlarını yönetmesi onu örgüt içinde fiilen en üst düzey askeri komutan yapıyor. ABD, Hamiye’nin başına 7 milyon dolarlık para ödülü koydu. Rıdvan Gücü, DMO tarafından eğitilmeye devam ederken ABD'nin başına 5 milyon dolarlık para ödülü koyduğu ve küresel teröristler listesinde yer alan Heysem Ali Tabatabai tarafından yönetiliyor.

Hizbullah, sırasıyla 2008, 2016 ve 2024 yıllarında Muğniye, Bedreddin ve Şükür için yaptığı yas açıklamalarında ‘büyük mücahit komutan’ sıfatını kullandı. Başka isimler için ise kullanmayarak bu üç komutanın eşit derecede yüksek rütbeli olduğunu ima etti, ancak Muğniye ve Bedreddin'in aksine Şükür kamuoyunda bilinmiyordu. Sadece Hizbullah'ın askeri işlerini takip edenler tarafından tanınan Şükür, bunun dışında pek dikkat çekmiyordu. Muğniye'nin durumu ise Şükür’den farklıydı. İsrail’in Gazze'ye kaçak yollardan roket sokmakla suçlamasından ötürü daha hayattayken kamuoyu tarafından biliniyordu.

Basında yer alan bazı haberlerde Şükür'ün Hizbullah'ın en yüksek rütbeli askeri komutanı olduğu iddia edilse de Hizbullah'ın komuta yapısı aslında bundan daha karmaşık.

Hizbullah, Muğniye’yi 2008 yılında öldürülmesinden sonra İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan çekilmesinde ve 2006 yılındaki savaşta kendisinin ilan ettiği ‘zaferdeki’ rolüne atıfla ‘iki zaferin komutanı’ olarak tanımladı. Bunun yanında Hizbullah, 2006 yılında kurduğu özel operasyonlar birimine Muğniye’nin adını vermişti. Daha önce Hızlı Müdahale Gücü olarak adlandırılan birim, Muğniye’nin ölümünden sonra el-Hac Rıdvan lakabına atıfla Rıdvan Gücü olarak anılmaya başladı.

Muğniye'nin yerini Bedreddin almış olsa da Hizbullah ne hayattayken ne de öldükten sonra Bedreddin için Muğniye'nin sahip olduğu halka mal olmuş şahsiyet imajı oluşturmadı. Bedreddin’in adı 2011 yılında Lübnan Özel Mahkemesi tarafından eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastıyla ilişkilendirilene kadar kamuoyunda duyulmamıştı. Bedreddin daha sonra Hizbullah’ın Suriye'ye müdahalesiyle öncü bir rol oynadı.

Hizbullah'ın zafer olarak gördüğü 2000 ve 2006 yıllarının aksine, Bedreddin'in faaliyetleri Hizbullah'ın dikkatini olumsuz yönde çektiği için örgüt Muğniye'nin ölümünü ve özel günlerde atıfta bulunduğu başarılarını öne çıkarmaya devam etti. Buna karşın ortadan kaldırdığı Hizbullah komutanlarının kimliklerini açıklayan İsrail oldu.

İsrail'in Şükür’e düzenlediği suikastı, Lübnan ve Suriye'de Hizbullah komutanlarının ve üyelerinin hedef alındığı saldırılar takip etti. Şükür Hizbullah içinde üst düzey bir komutan olsa da Talal Hamiye gibi diğer önemli komutanlar hala hayattalar, durumları iyi ve İsrail istihbaratından kaçmaya çalışıyorlar.

sdfvg
Hizbullah destekçilerinin Beyrut'ta düzenlediği İran'a destek yürüyüşünden bir kare, 24 Mayıs 2024 (Enver Amr – AFP)

İsrail merkezli bir araştırma kuruluşu, geçtiğimiz ağustos ayında Hizbullah'ın Cihat Konseyi üyesi olduğu iddia edilen kişilerin isimlerini ve görevlerini yayınladı. Fakat yayınlanan bilgiler, Cihat Konseyi üyeleri hakkında mevcut diğer bilgilerle uyuşmuyordu. Bu uyuşmazlığın nedenlerinden biri Hizbullah'ın komutanları için genellikle takma isimler kullanması ve güvenlik nedeniyle kimliklerini ve görevlerini bir dereceye kadar gizli tutmaya çalışması. Bir diğer nedense Hizbullah içindeki rol dağılımının dış koşullara uyum sağlamak amacıyla değişebilmesi.

İsrail'in Hizbullah'ın üst düzey komutanlarına yönelik sistematik olarak gerçekleştirdiği suikastların Hizbullah'ın askeri kabiliyetlerini sınırladığına şüphe yok. Ancak halen geniş bir askeri cephaneliğe ve paha biçilmez bir savaş deneyimine sahip olmaya devam eden Hizbullah’ın örgütsel yapısı üst düzey komutanlarını kaybetse de bir dereceye kadar esneklik sağlayabiliyor.

Hizbullah'ın karşı karşıya olduğu asıl zorluk örgütün çöküşünden ziyade İsrail'in Hizbullah’ın içine ne ölçüde nüfuz ettiğinin bir göstergesi olan bu tam isabetli suikastlar. Hizbullah içindeki bu sızmalar sona ermedikçe İsrail avantajı elinde tutmaya, Hizbullah ise daha uzun bir süre siyasi ve askeri olarak varlığını sürdürebilmek için yapısını değiştirmeye devam edecek gibi görünüyor.



Büyük umutlarla dönmüştü: Yeni Spartaküs dizisi iptal edildi

Lübnan asıllı aktör Nick Tarabay (ortada), Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru (Star Trek Into Darkness) ve Pasifik Savaşı: İsyan'da (Pacific Rim: Uprising) da rol almıştı (Starz)
Lübnan asıllı aktör Nick Tarabay (ortada), Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru (Star Trek Into Darkness) ve Pasifik Savaşı: İsyan'da (Pacific Rim: Uprising) da rol almıştı (Starz)
TT

Büyük umutlarla dönmüştü: Yeni Spartaküs dizisi iptal edildi

Lübnan asıllı aktör Nick Tarabay (ortada), Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru (Star Trek Into Darkness) ve Pasifik Savaşı: İsyan'da (Pacific Rim: Uprising) da rol almıştı (Starz)
Lübnan asıllı aktör Nick Tarabay (ortada), Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru (Star Trek Into Darkness) ve Pasifik Savaşı: İsyan'da (Pacific Rim: Uprising) da rol almıştı (Starz)

Steven S. Knight imzalı ve Spartaküs (Spartacus) evrenine dönüşü temsil eden Spartacus: House of Ashur, Starz tarafından ilk sezonunun ardından iptal edildi. 

Dizinin yapımcısı Lionsgate Television'ın, projeyi başka platformlara taşımak için görüşmelere başladığı öğrenildi.

Beklentileri karşılayamadı

2010'da yayımlanan efsanevi Spartaküs'ün başarısını ve kitlesini yakalamakta zorlanan yapım, Starz'ın yeni yayın stratejisinin dışında kaldı.

Kaynaklara göre Starz, bundan sonra ağırlıklı olarak kadın izleyicilere ve ekranda daha az temsil edilen gruplara seslenen içeriklere odaklanacak. Spartacus: House of Ashur'ın daha çok erkek izleyiciye seslenmesi, kanalın bu yeni stratejisiyle örtüşmedi.

Ashur'ın alternatif hikayesi

House of Ashur, "Ya Ashur ölmeseydi ve Romalılar, ihanetini ödüllendirip ona bir zamanlar kölesi olduğu gladyatör okulunu verseydi ne olurdu?" sorusuna yanıt arıyordu. 

Alternatif bir zaman çizelgesinde geçen dizide Ashur, artık bir köle değil, bir zamanlar kendisini ezen sistemin başına geçmişti. Ancak acımasız gladyatörleri yönetmek, Roma siyasetinin vahşi dünyasında hayatta kalmaktan çok daha kolaydı zira burada ihanet günah değil, geçer akçeydi.

Ashur'ın, erkek egemen dünyada kendini kanıtlamaya çalışan güçlü kadın gladyatör Achillia'yla işbirliği yaparak kurduğu yeni düzen, Roma elitlerini şoke eden bir gösteriye dönüşüyordu.

Dizinin başrolünde yer alan Nick E. Tarabay'a Tenika Davis, Graham McTavish, Claudia Black ve Ivana Baquero gibi isimler eşlik ediyordu. 
Ayrıca serinin tanıdık yüzlerinden Lucy Lawless, ilk bölümde konuk olarak yer alarak bu alternatif zaman çizelgesinin kurulmasına yardımcı olmuştu. 

Projenin başka bir platformda yoluna devam edip edemeyeceği ise merak konusu.

Spartacus: House of Ashur, Türkiye'de Amazon Prime Video üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Deadline, TV Line


95 puanlı yeni Netflix dizisi büyüledi: Yaşlılar için Stranger Things

73 yaşındaki Emmy adayı Alfred Molina (solda), The Boroughs'da eşi Lilly'nin yasını tutan Sam Cooper karakterini canlandırıyor (Netflix)
73 yaşındaki Emmy adayı Alfred Molina (solda), The Boroughs'da eşi Lilly'nin yasını tutan Sam Cooper karakterini canlandırıyor (Netflix)
TT

95 puanlı yeni Netflix dizisi büyüledi: Yaşlılar için Stranger Things

73 yaşındaki Emmy adayı Alfred Molina (solda), The Boroughs'da eşi Lilly'nin yasını tutan Sam Cooper karakterini canlandırıyor (Netflix)
73 yaşındaki Emmy adayı Alfred Molina (solda), The Boroughs'da eşi Lilly'nin yasını tutan Sam Cooper karakterini canlandırıyor (Netflix)

Stranger Things'in finalinin ardından oluşan boşluğu doldurmaya aday yeni dizi nihayet geldi. Fenomen bilimkurgunun yaratıcıları Duffer Kardeşler'in yapımcılığını üstlendiği, Jeffrey Addiss ve Will Matthews imzalı yeni dizi The Boroughs, Netflix'te izleyiciyle buluştu. 

Eleştirmenler tarafından şimdiden "yaşlılar için Stranger Things" benzetmesiyle anılan dizi, Rotten Tomatoes'da yüzde 95 gibi yüksek bir beğeni oranı yakaladı. Böylece The Boroughs, Duffer Kardeşler'in Stranger Things'in ilk sezonundan beri ulaştığı en iyi eleştirel başarıya imza attı.

New Mexico çölündeki lüks ve huzurlu bir emeklilik topluluğunda geçen dizi, sakin bir yaşam süren sıradışı karakterleri merkezine alıyor. Ancak bu huzurlu yaşam, mahalleye yaklaşan karanlık ve doğaüstü bir tehdidin ortaya çıkmasıyla altüst oluyor. 

Karşı karşıya oldukları canavarı durdurmak için bir araya gelen bu "uyumsuz ekip", hem geçmişteki travmalarıyla hem de geleceklerine kasteden bu gizemli güçle mücadele etmek zorunda kalıyor.

Bilimkurgu ve korku unsurlarını buluşturan dizinin en güçlü yönü şüphesiz usta oyunculardan kurulu kadrosu. Alfred Molina, Geena Davis, Alfre Woodard, Bill Pullman, Denis O'Hare ve Jena Malone gibi isimlerin yer aldığı dizi, Hollywood'un yaşlı karakterleri genellikle "sevimli" ya da "huysuz" kalıplarına hapsetme alışkanlığının aksine, bu karakterleri daha derinlikli ve samimi bir yerden ele alıyor.

Time dergisinden Judy Berman, yapımın bu karakterleri klişelerden arındırıp insanileştirme başarısını özellikle vurguluyor.

Eleştirmenler, dizinin Stranger Things'le arasındaki "DNA benzerliğine" dikkat çekse de The Boroughs'un kendi ayakları üzerinde duran özgün bir yapım olduğunu belirtiyor. 

Ron Howard'ın 1985 yapımı klasiği Cocoon'la Stephen King ve Steven Spielberg dokunuşlarını anımsatan dizi için yapılan yorumlar son derece olumlu.

Guardian'dan Lucy Mangan, 4 yıldızlı eleştirisinde diziyle ilgili şu yorumu yapıyor: 

En iyi fantastik hikayeler gibi The Boroughs da canavarlar ve ektoplazmalar üzerinden insanlığın evrensel korkularına sesleniyor.

Variety yazarı Aramide Tinubu ise incelemesinde şu ifadeleri kullanıyor: 

Yürek burkan, eğlenceli ve son derece büyüleyici bir macera. Yaşamın sonbaharındaki kayıpları, acıları ve zamanın sınavını inceleyen bir yapım.

Empire'dan David Opie de "Stranger Things'in ruhani bir devamcısı olmanın ötesinde, The Boroughs kendi kuralları içinde başarılı olan özgün bir bilimkurgu" diye yazıyor.

The Boroughs, 8 bölümlük ilk sezonuyla Netflix'te yayında.

Independent Türkçe, MovieWeb, GamesRadar, Variety, Guardian, Time, Empire


Cannes'ın 20 dakika alkışlanan gözdesi için Netflix devrede

La Bola Negra'da Guitarricadelafuente adıyla bilinen 28 yaşındaki İspanyol şarkıcı Álvaro Lafuente Calvo da rol alıyor (Cannes Film Festival)
La Bola Negra'da Guitarricadelafuente adıyla bilinen 28 yaşındaki İspanyol şarkıcı Álvaro Lafuente Calvo da rol alıyor (Cannes Film Festival)
TT

Cannes'ın 20 dakika alkışlanan gözdesi için Netflix devrede

La Bola Negra'da Guitarricadelafuente adıyla bilinen 28 yaşındaki İspanyol şarkıcı Álvaro Lafuente Calvo da rol alıyor (Cannes Film Festival)
La Bola Negra'da Guitarricadelafuente adıyla bilinen 28 yaşındaki İspanyol şarkıcı Álvaro Lafuente Calvo da rol alıyor (Cannes Film Festival)

Cannes Film Festivali'nde büyük ses getiren ve En İyi Yönetmen ödülünü kazanan İspanyol yapımı La Bola Negra (The Black Ball), festivalin ses getiren filmlerinden birine dönüştü.

Birlikte Los Javis diye tanınan Javier Ambrossi ve Javier Calvo'nun imzalarını taşıyan filmi, festival izleyicisi dünya prömiyerinde 20 dakika boyunca ayakta alkışladı.

La Bola Negra'nin başrollerinde Penélope Cruz, Glenn Close, Lorenzo Zurzolo ve Julio Torres gibi isimler yer alıyor.

İspanyol şair ve oyun yazarı Federico García Lorca'nın yarım kalmış bir metninden esinlenen film; 1932, 1937 ve 2017'de yaşayan üç farklı erkeğin hikayesini Lorca'nın son metinleri üzerinden birbirine bağlıyor.

Hollywood Reporter eleştirmeni Richard Lawson, yönetmenlerin "çağdaş pop estetiği ve klasik sinemayı harmanlayan göz kamaştırıcı vizyonunu" övgüyle karşıladı.

Netflix kapmak üzere

Prömiyerin ardından Neon, A24 ve Mubi gibi büyük dağıtımcıların ABD hakları için kıyasıya rekabete girdiği filmin, Netflix'e satılması konusunda sona yaklaşıldığı bildiriliyor. 

İspanyol yapımcı şirket Movistar Plus, görüşmelerin devam ettiğini belirtse de Netflix cephesi henüz resmi bir açıklama yapmadı. Filmin İspanya dağıtımını Elastica, Fransa dağıtımını ise Le Pacte üstlenecek.

Bu süreç, Jordan Firstman imzalı Club Kid'in 17 milyon dolara A24'e satılmasının ardından festivalin bu yılki ikinci büyük satın alma yarışına dönüşmüş durumda.

Netflix, daha önce Jacques Audiard'ın Emilia Pérez'i ve Alfonso Cuarón'un Oscar ödüllü Roma'sı gibi İspanyolca yapımlarla ödül sezonunda önemli başarılar elde etmişti.

La Bola Negra'nın Netflix'e dahil edilmesi, platformun küresel ödül sezonu stratejisi açısından önemli bir hamle olarak değerlendiriliyor.

Senaryosu Ambrossi, Calvo ve oyun yazarı Alberto Conejero tarafından kaleme alınan film, teknik başarısı ve vizyoner anlatımıyla yönetmenlikte yeni bir zirveyi Cannes'da gösterdi.

Altın Palmiye sahibini buldu

Öte yandan bu yıl jüri başkanlığını Güney Koreli yönetmen Park Chan-wook'un üstlendiği festivalin büyük ödülü Altın Palmiye, Fjord adlı filmiyle Rumen yönetmen Cristian Mungiu'ya gitti.

Rus sinemacı Andrei Zviaguintsev, Minotaure'la Büyük Ödül'e layık görülürken, En İyi Senaryo ödülünü Notre Salut'yla Emmanuel Marre kazandı.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Deadline