İçinde İranlıların olduğu ve İsrail’in nüfuz ettiği “esnek” bir yapı olarak Hizbullah

Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
TT

İçinde İranlıların olduğu ve İsrail’in nüfuz ettiği “esnek” bir yapı olarak Hizbullah

Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)

Marco Mossad

İsrail'in 1992 yılında Hizbullah lideri Abbas el-Musavi'yi öldürmesinden bu yana kamuoyunda Hizbullah'ın üst düzey komutanlarını kaybetmesinin ardından ayakta kalıp kalamayacağı her zaman tartışılmıştır. Buna karşın son dönemde çok sayıda Hizbullah komutanı öldürülmüş olsa da Hizbullah ayakta kalmaya devam ediyor. Bunun nedeni Hizbullah'ın şahıslara değil, Tahran tarafından desteklenen esnek bir örgütsel yapıya sahip olması.

Esneklik ifadesi genellikle bir yanılgı sonucu katılıkla ilişkilendiriliyor. Bu yanlış kanıya göre dirençli bir oluşum zorluklar karşısında mevcut düzenini koruyabilir ve zorlukların üstesinden geldiğinde değişmeden yoluna devam edebilir. Bu yanılgı Hizbullah için geçerli olduğundaysa, İsrail ya da başka taraflarca saldırılar gerçekleşse de gerçekleşmese de Hizbullah’ın yapısının ve faaliyetlerini yürütme şeklinin aynı kaldığı anlamına geliyor.

Esneklik ‘koşullara uyum sağlayarak hayatta kalma becerisi’ olarak daha iyi bir şekilde kavramsallaştırılabilir. Hizbullah esnekliği benimsediği için yapısı da esnektir. Esneklik sadece aksiliklerden kurtulmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda Hizbullah'ın doğası gereği akıcı ve sorunsuz bir şekilde işlediği anlamına geliyor.

Yakın bağ

Siyasi olarak ise tarihi boyunca çok fazla değişkenlik gösteren Hizbullah, 1980'lerde Lübnan devletini gayrimeşru olarak görmekten kendisini Lübnan'ın savunucusu olarak sunmaya kadar Lübnan devletine karşı çeşitli tutumlar sergiledi.

Devlet sisteminin tamamen dışında faaliyet gösterirken mecliste milletvekilleri ve hükümette bakan olarak görev yapan üyeleri oldu. Hizbullah'ın geçirdiği siyasi dönüşüm, siyasi ve askeri alanlarda varlık göstermesine katkıda bulunan önemli bir faktör.

Bu gelişme, (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) gibi bazı siyasi partilerin Hizbullah ile ittifak kurarak kendi lehlerine bir siyasi fırsat yakaladıklarını görmeleri nedeniyle Lübnan’ın siyaset sahnesinde elverişli bir ortamla birlikte devam etti. Bu da Hizbullah'ın siyasi konumunu güçlendirdi. Hizbullah ayrıca güce başvurarak Lübnan'ın siyasi meselelerine giderek daha fazla müdahil oldu. Örneğin siyasi muhaliflerini sindirme ve eski Cumhurbaşkanı Emile Lahud'un 2007 yılında görev süresinin dolmasının ardından yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesini engelleme gibi faaliyetleri, Hizbullah'a Lübnan’ı savunma çerçevesinin bir parçası olarak resmi meşruiyet kazandıran 2008 tarihli Doha Anlaşması'nın sonuçlarından biri olan Bakanlar Bildirisi’nin önünü açtı.

Hizbullah, sahadaki çatışmaları yönetme konusunda bir dereceye kadar askeri özerkliğe sahip olsa da topyekûn savaşa girme ve barışa aracılık etme konusundaki kilit kararları İran ile birlikte alıyor.

General Mişel Süleyman'ın seçilmesiyle cumhurbaşkanlığı makamındaki boşluğa son veren 2008 tarihli Doha Anlaşması'nın sonuçlarından biri olan Bakanlar Bildirisi, Lübnan'ın savunmasından ‘ordu, direniş (yani Hizbullah) ve halkın’ sorumlu olduğunu belirtiyor.

Bu istisna Hizbullah'ın askeri cephaneliğini geliştirmesine, savaşçılarını eğitmesine ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri ya da Lübnan devleti ile herhangi bir denetim ya da koordinasyona ihtiyaç duymadan askeri operasyonlara katılmasına olanak tanıdı. Bu özgürlük, Hizbullah'ın 2006 yılında İsrail ile girdiği savaşta uğradığı maddi kayıpların ardından toparlanmasına da katkıda bulundu. Bugün dünyanın en ağır silahlarına sahip milis güçlerden biri olan Hizbullah, İsrail'e çok sayıda füzeyle saldırma kararı alması halinde İsrail’in Demir Kubbe gibi savunma sistemlerini alt edebilir.

Örgütsel yapı

Şu an Hasan Nasrallah tarafından yürütülen Genel Sekreterlik, Hizbullah’ın örgütsel yapısındaki en üst makam. Ancak eski Genel Sekreter Abbas Musavi suikastının da gösterdiği gibi genel sekreterin ortadan kaldırılması ya da halkın ona karşı tutumunun değişmesi Hizbullah’ı çöküşe sürükleyemiyor. Nasrallah, 2006 yılında İsrail'le savaş sırasında ve sonrasında yaptığı gösterişli çıkışlar ve konuşmalar nedeniyle önemli bir halk desteğine sahipti ve bazılarına göre karizmatik bir lider imajı çizdi. Ancak zaman içinde bir zamanlar büyüleyici olan konuşmaları etkisini yitirdi. Hizbullah'ın on yıl önce Suriye'ye müdahalesi ise eski imajının bozulmasına sebep oldu.

Lübnan'ın 2019 yılında yaşadığı mali kriz ve buna bağlı siyasi krizin ardından Nasrallah, kendisinin ve Hizbullah'ın ilk kez kamuoyu önünde ekonomik felaketten sorumlu ülke yönetiminin bir parçası olarak görülmesi ve eleştirilmesiyle aslında tüm imajını kaybetti. Hşzbullah’a yönelik eleştiriler, 2020 yılında Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamayla daha da yoğunlaştı. Lübnan'da çok sayıda kişi, kısmen de olsa limanda yanlış bir şekilde depolanan ve ardından infilak eden devasa amonyum nitrat stokuyla olan bağlantısı nedeniyle Hizbullah'ı suçladı. Ancak Nasrallah, Hizbullah'ın kamuoyuna mesajlarını ileten yüzü haline geldiğinden bu rolünü sürdürdü. Çünkü bu yöndeki herhangi bir değişiklik Hizbullah içinde bir kaos olduğu anlamına gelecekti.

rtgbhyn
Nasrallah'ı hedef tahtasında gösterildiği resmin işlendiği bir yelek giyen İsrail askeri, 4 Ocak 2024 (Jala Marais – AFP)

Üstelik Nasrallah Hizbullah'ı tek başına yönetmiyor. Hizbullah Genel Sekreteri tarafından denetlenen Şura Konseyi, kararlarını İran ile yapılan yakın koordinasyonla alıyor. Şura Konseyi üyeleri Hizbullah’ın siyasi, askeri, ekonomik, adli ve sosyal işlerini yönetiyor.

Şura Konseyi'ne bağlı Cihat Konseyi ise askeri ve güvenlik birimlerini denetliyor. Cihat Konseyi'nde İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (DMO) temsilciler de yer alıyor. Hizbullah sahadaki çatışmaları yönetme konusunda bir dereceye kadar askeri özerkliğe sahip olsa da, topyekûn savaşa girme ve barışa aracılık etme konusundaki önemli kararları İran ile birlikte alıyor.

Hizbullah iç ve dış operasyonlarının bir kısmını da Birim 910'un gözetimi altında yürütüyor. Güvenlik aygıtının bir parçası olan Birim 910 içinde dış operasyonlardan, siber faaliyetlerden ve dış iletişimden sorumlu birimler yer alıyor. Hizbullah’ın Suriye-İsrail sınırındaki askeri faaliyetleri de dahil olmak üzere Suriye'deki operasyonlarının yanı sıra Avrupa'daki ve dünyanın diğer yerlerindeki faaliyetlerinden de sorumlu olsa da Lübnan içinde de faaliyet gösteriyor. Örneğin dış operasyonlar birimi, eski adı Hızlı Müdahale Gücü olan ve 2008 yılından bu yana Rıdvan Gücü adıyla bilinen özel operasyonlar birimi ile eş değer. Rıdvan Gücü, 2006 yılında İsrail ile yapılan savaşta kilit bir rol oynadı.

Fuad Şükür, Hizbullah'ın Cihat Konseyi'nde yüksek rütbeli bir komutandı ve roketler ve silahlar konusunda uzman askeri birimlerinden birinin sorumlusuydu.

Hizbullah'ın milis ve ordu bileşenlerini bir araya getirmesi, silahlı bir grup olarak güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Örneğin, güvenlik ve askeri hizmetler Cihat Konseyi içinde farklı birimler olsa da Hizbullah'ın güvenlik ve askeri operasyonları tıpkı ordudaki gibi ayrı ve farklı olarak ele alınmaz. Her iki kategorideki operasyonlar da Hizbullah’ın üst düzey komutanları tarafından yönetilir. Rıdvan Gücü askeri birliklerle birlikte faaliyet gösterir ve üyeleri doğrudan DMO tarafından eğitilir. Benzer şekilde, Hizbullah'ın savaş bölgelerinde konuşlanması orduların konuşlanmasından bağımsızdır ve asimetrik bir savaşta milislerin konuşlanması şeklindedir.

cdvf
Fuad Şükür’ün İsrail tarafından öldürüldükten sonra Hizbullah tarafından dağıtılan bir fotoğrafı, 31 Temmuz 2024 (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Diplomatik Güvenlik Bürosu tarafından yönetilen Adalet İçin Ödül Programı (Rewards for Justice/RFJ) kapsamında eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'ye 2005 yılında düzenlenen suikast nedeniyle 2020 yılında Lübnan Özel Mahkemesi tarafından mahkum edilen tek Hizbullah üyesi olan Salim Ayyaş'ın başına 10 milyon dolar ödül konuldu. RFJ internet sitesinde yer alan ilanda Ayyaş'ın Hizbullah'ın suikast timi olan ve emirleri doğrudan Genel Sekreter Hasan Nasrallah'tan alan Birim 121'in kıdemli bir üyesi olduğu ifade ediliyor. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, Hizbullah birimleri içindeki operasyonel kararlar sadece birim komutanları tarafından alınmıyor.

“Üst düzey komutanlar”

Yapısal esneklik ve iç içe geçişlilik Hizbullah'ı üst düzey komutanlarını kaybetmesi durumunda yaşanabilecek bir çöküşten koruyor. Hizbullah ayrıca yapısını değişen dış koşullara da adapte ediyor. Bu durum 2008 yılından bu yana üst düzey üç liderinin ölümünden sonra da açıkça ortaya çıktı. İsrail, geçtiğimiz ağustos ayında 2015 yılından bu yana ABD'nin küresel teröristler listesinde yer alan ve başına yakalanmasını sağlayacak herhangi bir bilgi için 5 milyon dolarlık para ödülü koyulan Hizbullah komutanı Fuad Şükür'e suikast düzenledi. Hacı Muhsin ve Seyyid Muhsin olarak da bilinen Şükür, Hizbullah’ın kuruluşundan bu yana örgüt içinde yer aldı ve İsrail'e karşı ilk olarak 1982 yılında savaştı.

Basında yer alan bazı haberlerde Şükür'ün Hizbullah'ın en yüksek rütbeli askeri komutanı olduğu iddia edilse de Hizbullah'ın komuta yapısı aslında bundan daha karmaşık. Şükür'ün Cihat Konseyi'nde yüksek rütbeli bir komutan olduğu ve roketler ve silahlar konusunda uzman askeri birimlerinden birinden sorumlu olduğu da biliniyor.

Şarku'l Avsat'ın RFJ internet sitesinden aktardığı habere göre Şükür'ün Hizbullah'ın ölen komutanı İmad Muğniye'nin sırdaşı olduğu belirtiliyor. Şükür'ün komuta ettiği füze birimi, 2008 yılında Şam'da öldürülene kadar, Genel Sekreter Nasrallah'ın tek askeri danışmanı olan ve Hac Rıdvan adıyla da bilinen Muğniye'nin doğrudan komutası altındaydı.

Ancak Muğniye'nin tek görevi bu değildi. Öldüğü sırada Birim 910 ve Hızlı Müdahale Gücü'nü de komuta ediyordu. Muğniye'nin ölümünden sonra bu karmaşık rolü, Mustafa Bedreddin üstlendi. Fakat Bedreddin'in 2016 yılındaki ölümünden sonra yerine bir başkasının atanması zaman aldı. Danışmanlık görevi, aralarında Şükür'ün de bulunduğu birkaç kilit isimin yer aldığı Cihat Konseyi’ne verildi. Birim 910'un başına Cihat Konseyi üyesi olan ve aynı zamanda Hizbullah'ın güvenlik aygıtını yöneten Talal Hamiye getirildi. Hamiye’nin Hizbullah'ın askeri ve güvenlik operasyonlarını yönetmesi onu örgüt içinde fiilen en üst düzey askeri komutan yapıyor. ABD, Hamiye’nin başına 7 milyon dolarlık para ödülü koydu. Rıdvan Gücü, DMO tarafından eğitilmeye devam ederken ABD'nin başına 5 milyon dolarlık para ödülü koyduğu ve küresel teröristler listesinde yer alan Heysem Ali Tabatabai tarafından yönetiliyor.

Hizbullah, sırasıyla 2008, 2016 ve 2024 yıllarında Muğniye, Bedreddin ve Şükür için yaptığı yas açıklamalarında ‘büyük mücahit komutan’ sıfatını kullandı. Başka isimler için ise kullanmayarak bu üç komutanın eşit derecede yüksek rütbeli olduğunu ima etti, ancak Muğniye ve Bedreddin'in aksine Şükür kamuoyunda bilinmiyordu. Sadece Hizbullah'ın askeri işlerini takip edenler tarafından tanınan Şükür, bunun dışında pek dikkat çekmiyordu. Muğniye'nin durumu ise Şükür’den farklıydı. İsrail’in Gazze'ye kaçak yollardan roket sokmakla suçlamasından ötürü daha hayattayken kamuoyu tarafından biliniyordu.

Basında yer alan bazı haberlerde Şükür'ün Hizbullah'ın en yüksek rütbeli askeri komutanı olduğu iddia edilse de Hizbullah'ın komuta yapısı aslında bundan daha karmaşık.

Hizbullah, Muğniye’yi 2008 yılında öldürülmesinden sonra İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan çekilmesinde ve 2006 yılındaki savaşta kendisinin ilan ettiği ‘zaferdeki’ rolüne atıfla ‘iki zaferin komutanı’ olarak tanımladı. Bunun yanında Hizbullah, 2006 yılında kurduğu özel operasyonlar birimine Muğniye’nin adını vermişti. Daha önce Hızlı Müdahale Gücü olarak adlandırılan birim, Muğniye’nin ölümünden sonra el-Hac Rıdvan lakabına atıfla Rıdvan Gücü olarak anılmaya başladı.

Muğniye'nin yerini Bedreddin almış olsa da Hizbullah ne hayattayken ne de öldükten sonra Bedreddin için Muğniye'nin sahip olduğu halka mal olmuş şahsiyet imajı oluşturmadı. Bedreddin’in adı 2011 yılında Lübnan Özel Mahkemesi tarafından eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastıyla ilişkilendirilene kadar kamuoyunda duyulmamıştı. Bedreddin daha sonra Hizbullah’ın Suriye'ye müdahalesiyle öncü bir rol oynadı.

Hizbullah'ın zafer olarak gördüğü 2000 ve 2006 yıllarının aksine, Bedreddin'in faaliyetleri Hizbullah'ın dikkatini olumsuz yönde çektiği için örgüt Muğniye'nin ölümünü ve özel günlerde atıfta bulunduğu başarılarını öne çıkarmaya devam etti. Buna karşın ortadan kaldırdığı Hizbullah komutanlarının kimliklerini açıklayan İsrail oldu.

İsrail'in Şükür’e düzenlediği suikastı, Lübnan ve Suriye'de Hizbullah komutanlarının ve üyelerinin hedef alındığı saldırılar takip etti. Şükür Hizbullah içinde üst düzey bir komutan olsa da Talal Hamiye gibi diğer önemli komutanlar hala hayattalar, durumları iyi ve İsrail istihbaratından kaçmaya çalışıyorlar.

sdfvg
Hizbullah destekçilerinin Beyrut'ta düzenlediği İran'a destek yürüyüşünden bir kare, 24 Mayıs 2024 (Enver Amr – AFP)

İsrail merkezli bir araştırma kuruluşu, geçtiğimiz ağustos ayında Hizbullah'ın Cihat Konseyi üyesi olduğu iddia edilen kişilerin isimlerini ve görevlerini yayınladı. Fakat yayınlanan bilgiler, Cihat Konseyi üyeleri hakkında mevcut diğer bilgilerle uyuşmuyordu. Bu uyuşmazlığın nedenlerinden biri Hizbullah'ın komutanları için genellikle takma isimler kullanması ve güvenlik nedeniyle kimliklerini ve görevlerini bir dereceye kadar gizli tutmaya çalışması. Bir diğer nedense Hizbullah içindeki rol dağılımının dış koşullara uyum sağlamak amacıyla değişebilmesi.

İsrail'in Hizbullah'ın üst düzey komutanlarına yönelik sistematik olarak gerçekleştirdiği suikastların Hizbullah'ın askeri kabiliyetlerini sınırladığına şüphe yok. Ancak halen geniş bir askeri cephaneliğe ve paha biçilmez bir savaş deneyimine sahip olmaya devam eden Hizbullah’ın örgütsel yapısı üst düzey komutanlarını kaybetse de bir dereceye kadar esneklik sağlayabiliyor.

Hizbullah'ın karşı karşıya olduğu asıl zorluk örgütün çöküşünden ziyade İsrail'in Hizbullah’ın içine ne ölçüde nüfuz ettiğinin bir göstergesi olan bu tam isabetli suikastlar. Hizbullah içindeki bu sızmalar sona ermedikçe İsrail avantajı elinde tutmaya, Hizbullah ise daha uzun bir süre siyasi ve askeri olarak varlığını sürdürebilmek için yapısını değiştirmeye devam edecek gibi görünüyor.



James Gunn yeni aksiyon filmine hayran kaldı: Hepimiz bayıldık

James Gunn yeni aksiyon filmine hayran kaldı: "Hepimiz bayıldık"
James Gunn yeni aksiyon filmine hayran kaldı: "Hepimiz bayıldık"
TT

James Gunn yeni aksiyon filmine hayran kaldı: Hepimiz bayıldık

James Gunn yeni aksiyon filmine hayran kaldı: "Hepimiz bayıldık"
James Gunn yeni aksiyon filmine hayran kaldı: "Hepimiz bayıldık"

Aksiyon sineması tutkunlarının merakla beklediği Hong Kong yapımı Amansız (Huo zhe yan), sinema salonlarında fırtınalar estiriyor. 

Eleştirmenlerin övgüsünü toplayan ve Rotten Tomatoes'ta 107 inceleme üzerinden yüzde 97 beğeni oranına ulaşan yapım, şimdiden "21. yüzyılın en iyi dövüş filmlerinden biri" diye anılmaya başladı.

Amansız, türün modern klasikleri arasına giren Baskın'la (The Raid) benzer bir damardan besleniyor. Üstelik Baskın'la özdeşleşen isimlerden Joe Taslim de filmin başrollerinde yer alıyor.

Güçlü kadro, kusursuz koreografi

Amansız, küçük kızı Rainy'nin yozlaşmış yetkililerce korunan güçlü bir insan kaçakçılığı şebekesi tarafından kaçırılmasıyla hayatı altüst olan, sıradan bir yaşam süren Wang Wei'nin (Xie Miao) hikayesini anlatıyor.

Polis yardım etmeyi reddedince Wei, adaleti kendi elleriyle sağlamaya karar veriyor. Bu yolculukta ona, aynı suç örgütünü araştırırken ortadan kaybolan eşinin izini süren bağımsız gazeteci Navin (Joe Taslim) eşlik ediyor.

İlk bakışta klasik ve sade görünen bu intikam hikayesi, eleştirmenlere göre olağanüstü aksiyon koreografileri sayesinde benzerlerinden ayrılıyor.

Slant dergisinden Jake Cole, Amansız'ı "iddialı ve harika sahnelenmiş bir dövüş şöleni" diye tanımlarken, The Houston Chronicle ise övgünün dozunu biraz daha artırıyor:

Saf ve dizginlenemeyen aksiyon açısından Amansız, son 10 yılın kendi türündeki en iyi filmi.

İlk gösterimini 2025 Toronto Uluslararası Film Festivali'nde yapan Amansız, o günden bu yana aksiyon tutkunları arasında büyük heyecan yaratıyor.

James Gunn'dan tam not

Yeni DC Evreni'nin arkasındaki isim James Gunn da Amansız'a olan hayranlığını gizlemedi. Yeni filmi Man of Tomorrow'un ekibiyle katıldığı özel gösterimin ardından düşüncelerini X hesabından paylaşan Gunn, şu ifadeleri kullandı:

Dostlar, harika bir film izledik! Man of Tomorrow ekibiyle birlikte Amansız'ı izlemeye gittik. Yönetmen Kenji Tanigaki'nin, o muazzam Twilight of the Warriors: Walled In'den (Jiu Long cheng zhai) sonra kendini aşabileceğini düşünmüyordum ama yanılmışım. Amansız, Kenji Tanigaki'nin günümüzün en yetkin aksiyon yönetmenlerinden biri olduğunu bir kez daha gösteriyor. Hepimiz bayıldık!

Amansız, 12 Haziran'da Türkiye'de de gösterime girdi.

Independent Türkçe, GamesRadar, Slant, The Houston Chronicle, Zoom TV


Russell Crowe, Gladyatör 2'nin başarısız olma sebebini açıkladı

David Franzoni'nin hikayesinden beyazperdeye uyarlanan 2000 yapımı Gladyatör, dünya çapında 465 milyon doları aşkın hasılat elde etmiş ve 5 Oscar kazanmıştı (DreamWorks Distribution)
David Franzoni'nin hikayesinden beyazperdeye uyarlanan 2000 yapımı Gladyatör, dünya çapında 465 milyon doları aşkın hasılat elde etmiş ve 5 Oscar kazanmıştı (DreamWorks Distribution)
TT

Russell Crowe, Gladyatör 2'nin başarısız olma sebebini açıkladı

David Franzoni'nin hikayesinden beyazperdeye uyarlanan 2000 yapımı Gladyatör, dünya çapında 465 milyon doları aşkın hasılat elde etmiş ve 5 Oscar kazanmıştı (DreamWorks Distribution)
David Franzoni'nin hikayesinden beyazperdeye uyarlanan 2000 yapımı Gladyatör, dünya çapında 465 milyon doları aşkın hasılat elde etmiş ve 5 Oscar kazanmıştı (DreamWorks Distribution)

Russell Crowe, Ridley Scott imzalı Gladyatör 2'nin (Gladiator II) seyircide ilk filmin yarattığı etkiyi uyandıramamasını, yapımın "ahlaki bir merkezden yoksun olmasına" bağladı.

Taormina Film Festivali'nde konuşan Crowe, 2000 yapımı ilk filmde canlandırdığı Maximus karakteri için yazılmak istenen yatak sahnelerine nasıl karşı çıktığını anlattı.

Eşinin yasını tutan bir adamın böyle davranmasının karaktere ihanet olacağını düşünen Crowe, yaşananları şöyle anlattı:

Sürekli karşı çıktım. Onlara, 'Bu hikaye, eşi ve çocuğunun ölümünün intikamını alan bir adamı anlatıyor. Bu yolculukta durup biriyle seks yaptığı bir an olamaz. Bu hiçbir mantığa sığmaz ve karakterin motivasyonunu yok eder' dedim. Bu konuda bana ciddi baskı yaptılar, mektuplar falan gönderdiler ama geri adım atmadım. Neyse ki o dönem Ridley Scott, Connie Nielsen'la yatak sahnesi çekmeyi çok istese de sonunda benimle aynı fikirde oldu. İşte filmin ahlaki merkezi buydu.

O dönem stüdyonun, kendilerinin neden bu kadar "eski usul" bir duygunun peşinden gittiğini anlayamadığını belirten Crowe, film vizyona girdiğinde salonları erkeklerden çok kadınların doldurmasıyla haklılığının kanıtlandığını söyledi:

Yüzeysel bakıldığında Gladyatör erkeklere yönelik bir film gibi duruyor. Öyle olsaydı sadece kaba bir intikam hikayesi olurdu. Oysa film, adalet arayışıyla şekillenen daha derin bir hesaplaşmayı merkezine alıyordu. Arada ince ama çok önemli bir fark var. Karakterin bu çizgide kalması gerekiyordu.

İlk filmin başarısının temel nedeninin bu manevi bağ olduğunu vurgulayan ünlü aktör, devam projesini şu sözlerle eleştirdi:

Devam filminde bu ahlaki omurganın göz ardı edilmesi bence en büyük sorunlardan biri oldu. Gişede ancak 20 yılı aşkın süre önce vizyona giren ilk filmin seviyesine ulaşabildiler. Doların geçen yıllar içindeki değer kaybını ve enflasyonu hesaba katarsanız, ikinci film gişede başarısız oldu. Başarısız oldular çünkü ilk filmi özel kılan şeyin ne olduğunu anlayamadılar: Merkezindeki ahlaki pusulayı...

62 yaşındaki Crowe, bu açıklamaları Uluslararası Başarı Ödülü alacağı Taormina Film Festivali'nde, başrolünü üstlendiği yeni projesi Bear Country'nin dünya prömiyeri öncesinde yaptı. 

Derrick Borte'nin yönettiği aksiyon ve gerilim türündeki filmde Crowe, maskeli bir soyguncunun hayatını altüst ettiği yaşlı bir kulüp sahibine hayat veriyor.

Crowe, yönetmen Borte'yle daha önce 2020 yapımı Dengesiz'de (Unhinged) de birlikte çalışmıştı. Festivalde ikiliye filmin diğer başrolleri Nina Dobrev ve Aaron Paul eşlik etti. 

Yaklaşık 4 bin 500 sinemaseverin katılımıyla açık havada gerçekleştirilen prömiyer, filmin İtalya genelindeki yaz turnesinin de başlangıcı olacak. 

Bear Country'nin 26 Ağustos'ta vizyona girmesi planlanıyor.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, ScreenRant


The Walking Dead yıldızlarından iddialı çıkış: Açık ara en iyi sezon

60 yaşındaki Jeffrey Dean Morgan'ın (solda) canlandırdığı Negan, The Walking Dead evreninde Glenn ve Abraham gibi sevilen karakterleri acımasızca katleden zalim bir liderken zamanla daha karmaşık, insani yönleriyle öne çıkan bir figüre dönüştü (AMC)
60 yaşındaki Jeffrey Dean Morgan'ın (solda) canlandırdığı Negan, The Walking Dead evreninde Glenn ve Abraham gibi sevilen karakterleri acımasızca katleden zalim bir liderken zamanla daha karmaşık, insani yönleriyle öne çıkan bir figüre dönüştü (AMC)
TT

The Walking Dead yıldızlarından iddialı çıkış: Açık ara en iyi sezon

60 yaşındaki Jeffrey Dean Morgan'ın (solda) canlandırdığı Negan, The Walking Dead evreninde Glenn ve Abraham gibi sevilen karakterleri acımasızca katleden zalim bir liderken zamanla daha karmaşık, insani yönleriyle öne çıkan bir figüre dönüştü (AMC)
60 yaşındaki Jeffrey Dean Morgan'ın (solda) canlandırdığı Negan, The Walking Dead evreninde Glenn ve Abraham gibi sevilen karakterleri acımasızca katleden zalim bir liderken zamanla daha karmaşık, insani yönleriyle öne çıkan bir figüre dönüştü (AMC)

The Walking Dead: Dead City'nin merakla beklenen üçüncü sezonu bu yaz izleyiciyle buluşuyor. Yeni sezon, hikayeyi New York'ta farklı bir noktaya taşıyacak.

Dizinin başrol oyuncuları, üçüncü sezonun şimdiye kadarki en güçlü sezon olacağını savunarak hayranların beklentilerini zirveye çıkardı.

Yeni sezonun ilk iki bölümü, bu hafta sonu Monte-Carlo Televizyon Festivali'nde özel bir gösterimle izleyicilerle buluştu. 

Variety'nin haberine göre, festivalde dizinin yıldızları Jeffrey Dean Morgan ve Lauren Cohan'a dizi sorumlusu Seth Hoffman da eşlik etti. Morgan, 11 yıl önce evrenin en acımasız kötüsü olarak tanıdığımız Negan'ın, artık çok daha katmanlı bir karaktere dönüştüğünü söyledi.

"Açık ara en iyi sezonumuz"

Karakterinin geçirdiği evrimi anlatan Jeffrey Dean Morgan şu ifadeleri kullandı:

Bu, şimdiye kadar yaptığımız açık ara en iyi sezon. Artık Maggie ve Negan arasında bambaşka bir ilişki var. Negan harika bir kötü adamdı, şimdiyse çok daha katmanlı bir karaktere dönüştü. 11 yıl önce o karavandan çıkan Negan olmaya her zaman devam edecek ama artık çok daha derinlikli biri. Bu yıl aralarındaki ilişkide yaşanan büyük değişim, Negan'ın tamamen farklı bir yönünü ortaya çıkaracak.

Karakteri oynamaktan hâlâ büyük keyif aldığını belirten aktör, "Beni her yıl heyecanlandıran şey de bu. Birbirini öldürmek isteyen iki karakteri merkeze alan bir dizi fikri ilk bakışta çılgınca gelebilir. Ama işte buradayız" diye ekledi.

Dead City'nin üçüncü sezonu, Maggie ve Negan'ın ilişkisinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Maggie, hayatının aşkı ve çocuğunun babası Glenn'i vahşice katleden Negan'ı hiçbir zaman tamamen affetmeyecek olsa da ikili, artık birbirine güvenmeyi öğrenmiş müttefikler haline geldi. Geçmişte yaşananlar göz önüne alındığında bu durum imkansız görünse de hayatta kalma mücadelesi dengeleri tamamen değiştirdi.

Maggie için yeni bir sayfa

Canlandırdığı karakterin bu sezon radikal bir değişim geçirdiğini belirten Lauren Cohan ise şunları söyledi:

Bu yıl Maggie, hayatını yalnızca acı üzerinden tanımlamanın artık ona bir şey kazandırmadığını ilk kez fark ediyor. Bu süreç aslında ikinci sezonda oğluyla başladı. Bir şeylerin değişmesi gerektiğini biliyordu ve bu onun için çok rahatsız edici bir yüzleşmeydi. Ancak ortada daha büyük bir amaç var. Birbirinden tamamen farklı iki insan olarak, birbirimize ne kadar güvenebildiğimizi ve aslında birbirimizi ne kadar iyi tanıdığımızı fark ettik. Tanışma şeklimiz düşünüldüğünde, ilişkimizin geldiği nokta gerçekten ilginç.

Jeffrey Dean Morgan da bu yeni dinamiğe şu sözlerle dikkat çekti: 

Son 10 yıldır ekrana olabildiğince yoğun bir düşmanlık taşıdık. Ancak artık hayatta kalanlar arasında birbirini en uzun süredir tanıyan iki insanız. Ayrıca Maggie'yi gülerken görmek çok güzeldi, bunu 10 yıldır görmemiştim!

Zombilerin de bir "kişiliği" olacak

Dizi, evrenin köklerini de unutmuyor. Dizinin yaratıcısı Seth Hoffman, üçüncü sezonda zombilerin insani yönlerini de keşfetmeyi amaçladıklarını ve hatta bazılarının "belli ölçüde kimlik ve karakter özellikleri taşıyacağını" söyledi.

The Walking Dead: Dead City'nin üçüncü sezonu, 26 Temmuz'da AMC ve AMC+ platformlarında ekran yolculuğuna başlayacak.

Dizi, Türkiye'de TV+ üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Variety, CBR.com