İçinde İranlıların olduğu ve İsrail’in nüfuz ettiği “esnek” bir yapı olarak Hizbullah

Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
TT

İçinde İranlıların olduğu ve İsrail’in nüfuz ettiği “esnek” bir yapı olarak Hizbullah

Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)

Marco Mossad

İsrail'in 1992 yılında Hizbullah lideri Abbas el-Musavi'yi öldürmesinden bu yana kamuoyunda Hizbullah'ın üst düzey komutanlarını kaybetmesinin ardından ayakta kalıp kalamayacağı her zaman tartışılmıştır. Buna karşın son dönemde çok sayıda Hizbullah komutanı öldürülmüş olsa da Hizbullah ayakta kalmaya devam ediyor. Bunun nedeni Hizbullah'ın şahıslara değil, Tahran tarafından desteklenen esnek bir örgütsel yapıya sahip olması.

Esneklik ifadesi genellikle bir yanılgı sonucu katılıkla ilişkilendiriliyor. Bu yanlış kanıya göre dirençli bir oluşum zorluklar karşısında mevcut düzenini koruyabilir ve zorlukların üstesinden geldiğinde değişmeden yoluna devam edebilir. Bu yanılgı Hizbullah için geçerli olduğundaysa, İsrail ya da başka taraflarca saldırılar gerçekleşse de gerçekleşmese de Hizbullah’ın yapısının ve faaliyetlerini yürütme şeklinin aynı kaldığı anlamına geliyor.

Esneklik ‘koşullara uyum sağlayarak hayatta kalma becerisi’ olarak daha iyi bir şekilde kavramsallaştırılabilir. Hizbullah esnekliği benimsediği için yapısı da esnektir. Esneklik sadece aksiliklerden kurtulmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda Hizbullah'ın doğası gereği akıcı ve sorunsuz bir şekilde işlediği anlamına geliyor.

Yakın bağ

Siyasi olarak ise tarihi boyunca çok fazla değişkenlik gösteren Hizbullah, 1980'lerde Lübnan devletini gayrimeşru olarak görmekten kendisini Lübnan'ın savunucusu olarak sunmaya kadar Lübnan devletine karşı çeşitli tutumlar sergiledi.

Devlet sisteminin tamamen dışında faaliyet gösterirken mecliste milletvekilleri ve hükümette bakan olarak görev yapan üyeleri oldu. Hizbullah'ın geçirdiği siyasi dönüşüm, siyasi ve askeri alanlarda varlık göstermesine katkıda bulunan önemli bir faktör.

Bu gelişme, (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) gibi bazı siyasi partilerin Hizbullah ile ittifak kurarak kendi lehlerine bir siyasi fırsat yakaladıklarını görmeleri nedeniyle Lübnan’ın siyaset sahnesinde elverişli bir ortamla birlikte devam etti. Bu da Hizbullah'ın siyasi konumunu güçlendirdi. Hizbullah ayrıca güce başvurarak Lübnan'ın siyasi meselelerine giderek daha fazla müdahil oldu. Örneğin siyasi muhaliflerini sindirme ve eski Cumhurbaşkanı Emile Lahud'un 2007 yılında görev süresinin dolmasının ardından yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesini engelleme gibi faaliyetleri, Hizbullah'a Lübnan’ı savunma çerçevesinin bir parçası olarak resmi meşruiyet kazandıran 2008 tarihli Doha Anlaşması'nın sonuçlarından biri olan Bakanlar Bildirisi’nin önünü açtı.

Hizbullah, sahadaki çatışmaları yönetme konusunda bir dereceye kadar askeri özerkliğe sahip olsa da topyekûn savaşa girme ve barışa aracılık etme konusundaki kilit kararları İran ile birlikte alıyor.

General Mişel Süleyman'ın seçilmesiyle cumhurbaşkanlığı makamındaki boşluğa son veren 2008 tarihli Doha Anlaşması'nın sonuçlarından biri olan Bakanlar Bildirisi, Lübnan'ın savunmasından ‘ordu, direniş (yani Hizbullah) ve halkın’ sorumlu olduğunu belirtiyor.

Bu istisna Hizbullah'ın askeri cephaneliğini geliştirmesine, savaşçılarını eğitmesine ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri ya da Lübnan devleti ile herhangi bir denetim ya da koordinasyona ihtiyaç duymadan askeri operasyonlara katılmasına olanak tanıdı. Bu özgürlük, Hizbullah'ın 2006 yılında İsrail ile girdiği savaşta uğradığı maddi kayıpların ardından toparlanmasına da katkıda bulundu. Bugün dünyanın en ağır silahlarına sahip milis güçlerden biri olan Hizbullah, İsrail'e çok sayıda füzeyle saldırma kararı alması halinde İsrail’in Demir Kubbe gibi savunma sistemlerini alt edebilir.

Örgütsel yapı

Şu an Hasan Nasrallah tarafından yürütülen Genel Sekreterlik, Hizbullah’ın örgütsel yapısındaki en üst makam. Ancak eski Genel Sekreter Abbas Musavi suikastının da gösterdiği gibi genel sekreterin ortadan kaldırılması ya da halkın ona karşı tutumunun değişmesi Hizbullah’ı çöküşe sürükleyemiyor. Nasrallah, 2006 yılında İsrail'le savaş sırasında ve sonrasında yaptığı gösterişli çıkışlar ve konuşmalar nedeniyle önemli bir halk desteğine sahipti ve bazılarına göre karizmatik bir lider imajı çizdi. Ancak zaman içinde bir zamanlar büyüleyici olan konuşmaları etkisini yitirdi. Hizbullah'ın on yıl önce Suriye'ye müdahalesi ise eski imajının bozulmasına sebep oldu.

Lübnan'ın 2019 yılında yaşadığı mali kriz ve buna bağlı siyasi krizin ardından Nasrallah, kendisinin ve Hizbullah'ın ilk kez kamuoyu önünde ekonomik felaketten sorumlu ülke yönetiminin bir parçası olarak görülmesi ve eleştirilmesiyle aslında tüm imajını kaybetti. Hşzbullah’a yönelik eleştiriler, 2020 yılında Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamayla daha da yoğunlaştı. Lübnan'da çok sayıda kişi, kısmen de olsa limanda yanlış bir şekilde depolanan ve ardından infilak eden devasa amonyum nitrat stokuyla olan bağlantısı nedeniyle Hizbullah'ı suçladı. Ancak Nasrallah, Hizbullah'ın kamuoyuna mesajlarını ileten yüzü haline geldiğinden bu rolünü sürdürdü. Çünkü bu yöndeki herhangi bir değişiklik Hizbullah içinde bir kaos olduğu anlamına gelecekti.

rtgbhyn
Nasrallah'ı hedef tahtasında gösterildiği resmin işlendiği bir yelek giyen İsrail askeri, 4 Ocak 2024 (Jala Marais – AFP)

Üstelik Nasrallah Hizbullah'ı tek başına yönetmiyor. Hizbullah Genel Sekreteri tarafından denetlenen Şura Konseyi, kararlarını İran ile yapılan yakın koordinasyonla alıyor. Şura Konseyi üyeleri Hizbullah’ın siyasi, askeri, ekonomik, adli ve sosyal işlerini yönetiyor.

Şura Konseyi'ne bağlı Cihat Konseyi ise askeri ve güvenlik birimlerini denetliyor. Cihat Konseyi'nde İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (DMO) temsilciler de yer alıyor. Hizbullah sahadaki çatışmaları yönetme konusunda bir dereceye kadar askeri özerkliğe sahip olsa da, topyekûn savaşa girme ve barışa aracılık etme konusundaki önemli kararları İran ile birlikte alıyor.

Hizbullah iç ve dış operasyonlarının bir kısmını da Birim 910'un gözetimi altında yürütüyor. Güvenlik aygıtının bir parçası olan Birim 910 içinde dış operasyonlardan, siber faaliyetlerden ve dış iletişimden sorumlu birimler yer alıyor. Hizbullah’ın Suriye-İsrail sınırındaki askeri faaliyetleri de dahil olmak üzere Suriye'deki operasyonlarının yanı sıra Avrupa'daki ve dünyanın diğer yerlerindeki faaliyetlerinden de sorumlu olsa da Lübnan içinde de faaliyet gösteriyor. Örneğin dış operasyonlar birimi, eski adı Hızlı Müdahale Gücü olan ve 2008 yılından bu yana Rıdvan Gücü adıyla bilinen özel operasyonlar birimi ile eş değer. Rıdvan Gücü, 2006 yılında İsrail ile yapılan savaşta kilit bir rol oynadı.

Fuad Şükür, Hizbullah'ın Cihat Konseyi'nde yüksek rütbeli bir komutandı ve roketler ve silahlar konusunda uzman askeri birimlerinden birinin sorumlusuydu.

Hizbullah'ın milis ve ordu bileşenlerini bir araya getirmesi, silahlı bir grup olarak güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Örneğin, güvenlik ve askeri hizmetler Cihat Konseyi içinde farklı birimler olsa da Hizbullah'ın güvenlik ve askeri operasyonları tıpkı ordudaki gibi ayrı ve farklı olarak ele alınmaz. Her iki kategorideki operasyonlar da Hizbullah’ın üst düzey komutanları tarafından yönetilir. Rıdvan Gücü askeri birliklerle birlikte faaliyet gösterir ve üyeleri doğrudan DMO tarafından eğitilir. Benzer şekilde, Hizbullah'ın savaş bölgelerinde konuşlanması orduların konuşlanmasından bağımsızdır ve asimetrik bir savaşta milislerin konuşlanması şeklindedir.

cdvf
Fuad Şükür’ün İsrail tarafından öldürüldükten sonra Hizbullah tarafından dağıtılan bir fotoğrafı, 31 Temmuz 2024 (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Diplomatik Güvenlik Bürosu tarafından yönetilen Adalet İçin Ödül Programı (Rewards for Justice/RFJ) kapsamında eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'ye 2005 yılında düzenlenen suikast nedeniyle 2020 yılında Lübnan Özel Mahkemesi tarafından mahkum edilen tek Hizbullah üyesi olan Salim Ayyaş'ın başına 10 milyon dolar ödül konuldu. RFJ internet sitesinde yer alan ilanda Ayyaş'ın Hizbullah'ın suikast timi olan ve emirleri doğrudan Genel Sekreter Hasan Nasrallah'tan alan Birim 121'in kıdemli bir üyesi olduğu ifade ediliyor. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, Hizbullah birimleri içindeki operasyonel kararlar sadece birim komutanları tarafından alınmıyor.

“Üst düzey komutanlar”

Yapısal esneklik ve iç içe geçişlilik Hizbullah'ı üst düzey komutanlarını kaybetmesi durumunda yaşanabilecek bir çöküşten koruyor. Hizbullah ayrıca yapısını değişen dış koşullara da adapte ediyor. Bu durum 2008 yılından bu yana üst düzey üç liderinin ölümünden sonra da açıkça ortaya çıktı. İsrail, geçtiğimiz ağustos ayında 2015 yılından bu yana ABD'nin küresel teröristler listesinde yer alan ve başına yakalanmasını sağlayacak herhangi bir bilgi için 5 milyon dolarlık para ödülü koyulan Hizbullah komutanı Fuad Şükür'e suikast düzenledi. Hacı Muhsin ve Seyyid Muhsin olarak da bilinen Şükür, Hizbullah’ın kuruluşundan bu yana örgüt içinde yer aldı ve İsrail'e karşı ilk olarak 1982 yılında savaştı.

Basında yer alan bazı haberlerde Şükür'ün Hizbullah'ın en yüksek rütbeli askeri komutanı olduğu iddia edilse de Hizbullah'ın komuta yapısı aslında bundan daha karmaşık. Şükür'ün Cihat Konseyi'nde yüksek rütbeli bir komutan olduğu ve roketler ve silahlar konusunda uzman askeri birimlerinden birinden sorumlu olduğu da biliniyor.

Şarku'l Avsat'ın RFJ internet sitesinden aktardığı habere göre Şükür'ün Hizbullah'ın ölen komutanı İmad Muğniye'nin sırdaşı olduğu belirtiliyor. Şükür'ün komuta ettiği füze birimi, 2008 yılında Şam'da öldürülene kadar, Genel Sekreter Nasrallah'ın tek askeri danışmanı olan ve Hac Rıdvan adıyla da bilinen Muğniye'nin doğrudan komutası altındaydı.

Ancak Muğniye'nin tek görevi bu değildi. Öldüğü sırada Birim 910 ve Hızlı Müdahale Gücü'nü de komuta ediyordu. Muğniye'nin ölümünden sonra bu karmaşık rolü, Mustafa Bedreddin üstlendi. Fakat Bedreddin'in 2016 yılındaki ölümünden sonra yerine bir başkasının atanması zaman aldı. Danışmanlık görevi, aralarında Şükür'ün de bulunduğu birkaç kilit isimin yer aldığı Cihat Konseyi’ne verildi. Birim 910'un başına Cihat Konseyi üyesi olan ve aynı zamanda Hizbullah'ın güvenlik aygıtını yöneten Talal Hamiye getirildi. Hamiye’nin Hizbullah'ın askeri ve güvenlik operasyonlarını yönetmesi onu örgüt içinde fiilen en üst düzey askeri komutan yapıyor. ABD, Hamiye’nin başına 7 milyon dolarlık para ödülü koydu. Rıdvan Gücü, DMO tarafından eğitilmeye devam ederken ABD'nin başına 5 milyon dolarlık para ödülü koyduğu ve küresel teröristler listesinde yer alan Heysem Ali Tabatabai tarafından yönetiliyor.

Hizbullah, sırasıyla 2008, 2016 ve 2024 yıllarında Muğniye, Bedreddin ve Şükür için yaptığı yas açıklamalarında ‘büyük mücahit komutan’ sıfatını kullandı. Başka isimler için ise kullanmayarak bu üç komutanın eşit derecede yüksek rütbeli olduğunu ima etti, ancak Muğniye ve Bedreddin'in aksine Şükür kamuoyunda bilinmiyordu. Sadece Hizbullah'ın askeri işlerini takip edenler tarafından tanınan Şükür, bunun dışında pek dikkat çekmiyordu. Muğniye'nin durumu ise Şükür’den farklıydı. İsrail’in Gazze'ye kaçak yollardan roket sokmakla suçlamasından ötürü daha hayattayken kamuoyu tarafından biliniyordu.

Basında yer alan bazı haberlerde Şükür'ün Hizbullah'ın en yüksek rütbeli askeri komutanı olduğu iddia edilse de Hizbullah'ın komuta yapısı aslında bundan daha karmaşık.

Hizbullah, Muğniye’yi 2008 yılında öldürülmesinden sonra İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan çekilmesinde ve 2006 yılındaki savaşta kendisinin ilan ettiği ‘zaferdeki’ rolüne atıfla ‘iki zaferin komutanı’ olarak tanımladı. Bunun yanında Hizbullah, 2006 yılında kurduğu özel operasyonlar birimine Muğniye’nin adını vermişti. Daha önce Hızlı Müdahale Gücü olarak adlandırılan birim, Muğniye’nin ölümünden sonra el-Hac Rıdvan lakabına atıfla Rıdvan Gücü olarak anılmaya başladı.

Muğniye'nin yerini Bedreddin almış olsa da Hizbullah ne hayattayken ne de öldükten sonra Bedreddin için Muğniye'nin sahip olduğu halka mal olmuş şahsiyet imajı oluşturmadı. Bedreddin’in adı 2011 yılında Lübnan Özel Mahkemesi tarafından eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastıyla ilişkilendirilene kadar kamuoyunda duyulmamıştı. Bedreddin daha sonra Hizbullah’ın Suriye'ye müdahalesiyle öncü bir rol oynadı.

Hizbullah'ın zafer olarak gördüğü 2000 ve 2006 yıllarının aksine, Bedreddin'in faaliyetleri Hizbullah'ın dikkatini olumsuz yönde çektiği için örgüt Muğniye'nin ölümünü ve özel günlerde atıfta bulunduğu başarılarını öne çıkarmaya devam etti. Buna karşın ortadan kaldırdığı Hizbullah komutanlarının kimliklerini açıklayan İsrail oldu.

İsrail'in Şükür’e düzenlediği suikastı, Lübnan ve Suriye'de Hizbullah komutanlarının ve üyelerinin hedef alındığı saldırılar takip etti. Şükür Hizbullah içinde üst düzey bir komutan olsa da Talal Hamiye gibi diğer önemli komutanlar hala hayattalar, durumları iyi ve İsrail istihbaratından kaçmaya çalışıyorlar.

sdfvg
Hizbullah destekçilerinin Beyrut'ta düzenlediği İran'a destek yürüyüşünden bir kare, 24 Mayıs 2024 (Enver Amr – AFP)

İsrail merkezli bir araştırma kuruluşu, geçtiğimiz ağustos ayında Hizbullah'ın Cihat Konseyi üyesi olduğu iddia edilen kişilerin isimlerini ve görevlerini yayınladı. Fakat yayınlanan bilgiler, Cihat Konseyi üyeleri hakkında mevcut diğer bilgilerle uyuşmuyordu. Bu uyuşmazlığın nedenlerinden biri Hizbullah'ın komutanları için genellikle takma isimler kullanması ve güvenlik nedeniyle kimliklerini ve görevlerini bir dereceye kadar gizli tutmaya çalışması. Bir diğer nedense Hizbullah içindeki rol dağılımının dış koşullara uyum sağlamak amacıyla değişebilmesi.

İsrail'in Hizbullah'ın üst düzey komutanlarına yönelik sistematik olarak gerçekleştirdiği suikastların Hizbullah'ın askeri kabiliyetlerini sınırladığına şüphe yok. Ancak halen geniş bir askeri cephaneliğe ve paha biçilmez bir savaş deneyimine sahip olmaya devam eden Hizbullah’ın örgütsel yapısı üst düzey komutanlarını kaybetse de bir dereceye kadar esneklik sağlayabiliyor.

Hizbullah'ın karşı karşıya olduğu asıl zorluk örgütün çöküşünden ziyade İsrail'in Hizbullah’ın içine ne ölçüde nüfuz ettiğinin bir göstergesi olan bu tam isabetli suikastlar. Hizbullah içindeki bu sızmalar sona ermedikçe İsrail avantajı elinde tutmaya, Hizbullah ise daha uzun bir süre siyasi ve askeri olarak varlığını sürdürebilmek için yapısını değiştirmeye devam edecek gibi görünüyor.



Bir dönemin fenomen dizisi 20 yıl sonra geri döndü

36 yaşındaki Amerikalı aktris Hayden Panettiere, Heroes'da vücudu hızla kendini iyileştirebilen ve fiziksel acı hissetmeyen liseli amigo kız Claire'e hayat vermişti (NBC)
36 yaşındaki Amerikalı aktris Hayden Panettiere, Heroes'da vücudu hızla kendini iyileştirebilen ve fiziksel acı hissetmeyen liseli amigo kız Claire'e hayat vermişti (NBC)
TT

Bir dönemin fenomen dizisi 20 yıl sonra geri döndü

36 yaşındaki Amerikalı aktris Hayden Panettiere, Heroes'da vücudu hızla kendini iyileştirebilen ve fiziksel acı hissetmeyen liseli amigo kız Claire'e hayat vermişti (NBC)
36 yaşındaki Amerikalı aktris Hayden Panettiere, Heroes'da vücudu hızla kendini iyileştirebilen ve fiziksel acı hissetmeyen liseli amigo kız Claire'e hayat vermişti (NBC)

Yayımlandığı dönemde "başyapıt" diye anılan, aradan geçen 20 yıla rağmen hayranlarının hâlâ geri dönmesi için imza kampanyaları düzenlediği fenomen dizi Heroes, 4 sezonuyla Netflix kütüphanesine eklendi.

İlk kez 2006'da izleyiciyle buluşan dizi, süper güçlere sahip olduklarını keşfeden sıradan insanların, dünyayı yaklaşan büyük bir felaketten kurtarmak için yollarının kesişmesini konu alıyor.

Heroes, kendi kendini iyileştirebilen ponpon kız Claire Bennett (Hayden Panettiere), zaman ve mekanı bükebilen Hiro Nakamura (Masi Oka), başkalarının güçlerini kopyalayabilen Peter Petrelli (Milo Ventimiglia) ve unutulmaz kötü karakter Sylar (Zachary Quinto) gibi televizyon tarihine geçen figürleri popüler kültüre kazandırmıştı.

Zirveden iptale uzanan hikaye

Dizinin ilk sezonu, ABD'de bölüm başına ortalama 14,3 milyon izleyiciye ulaşarak NBC'nin en çok izlenen drama yapımlarından biri olmuştu. Heroes ayrıca Emmy, Altın Küre ve BAFTA gibi prestijli ödüllerde de adaylıklar elde etmişti.

Ancak bu büyük çıkış uzun ömürlü olmadı. Reytinglerdeki sert düşüş ve yüksek prodüksiyon maliyetleri nedeniyle dizi, 2010'da yayımlanan 4. sezonun ardından iptal edildi. Bu karar, televizyon tarihinin en büyük hayal kırıklıklarından biri olarak gösteriliyor.

Hayranlar hâlâ geri dönüş istiyor

Yıllar içinde dijital platformlar sayesinde yeni bir izleyici kitlesi kazanan Heroes, sosyal medyada ve Reddit'te yeniden gündeme taşındı. Pek çok hayran, dizinin modern bir devam yapımı ya da yeniden çevrimi hak ettiğini savunuyor.

İnternette en çok öne çıkan yorumlardan biri şöyle:

Heroes'un ilk sezonu televizyon tarihinin en iyilerinden biri. Birbirinden bağımsız görünen karakterlerin hikayelerinin finalde kusursuz biçimde birleşmesini izlemek inanılmazdı. Sonraki sezonların aynı kaliteyi yakalayamaması ise büyük talihsizlik.

Bir başka hayran da dizinin süper kahraman türüne etkisini şu sözlerle anlatıyor:

İlk sezon yayımlandığında adeta oyunun kurallarını değiştirdi. Marvel'ın Avengers: Endgame'i ve Christopher Nolan'ın Kara Şövalye üçlemesinden sonra bile Heroes gibi ciddi ve karakter odaklı bir süper kahraman hikayesine yeniden ihtiyacımız var. Marvel, ne duruyorsun; Claire'i, Peter'ı ve Sylar'ı geri getir.

Bir başka izleyici ise dizinin sonraki yıllarda düşüş yaşadığını kabul ederken yeniden dönüş ihtimaline sıcak bakıyor:

İkinci sezondan sonra kalite düşmeye başladı ama yine de harika bir diziydi. Ana kadroyu yeniden bir araya getirmek zor olabilir ancak yeni oyuncularla çekilecek, serinin itibarını geri kazandıracak bir devam dizisini izlemeyi çok isterim.

Devam dizisi beklentileri karşılayamadı

NBC, 2015'te Jack Coleman (Noah Bennett), Sendhil Ramamurthy (Mohinder Suresh) ve Christine Rose'un (Angela Petrelli) geri döndüğü 13 bölümlük Heroes Reborn adlı diziyle seriyi yeniden canlandırmayı denedi.

Ancak yapım, ne eleştirmenlerden ne de hayranlardan beklenen ilgiyi görebildi ve ilk dizinin yarattığı etkiyi yakalayamadı.

Heroes'un 4 sezonu artık Netflix'te izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Metro, Collider, Manchester Evening News


The Pitt yıldızı Er Ryan'ı Kurtarmak'ı neden reddettiğini açıkladı

1998 yapımı Er Ryan'ı Kurtarmak, hayattaki son oğlu James Ryan'ı, üç oğlunu II. Dünya Savaşı'nda kaybeden annesinin evine döndürmek için başlatılan arama operasyonunu konu alıyordu (Paramount Pictures)
1998 yapımı Er Ryan'ı Kurtarmak, hayattaki son oğlu James Ryan'ı, üç oğlunu II. Dünya Savaşı'nda kaybeden annesinin evine döndürmek için başlatılan arama operasyonunu konu alıyordu (Paramount Pictures)
TT

The Pitt yıldızı Er Ryan'ı Kurtarmak'ı neden reddettiğini açıkladı

1998 yapımı Er Ryan'ı Kurtarmak, hayattaki son oğlu James Ryan'ı, üç oğlunu II. Dünya Savaşı'nda kaybeden annesinin evine döndürmek için başlatılan arama operasyonunu konu alıyordu (Paramount Pictures)
1998 yapımı Er Ryan'ı Kurtarmak, hayattaki son oğlu James Ryan'ı, üç oğlunu II. Dünya Savaşı'nda kaybeden annesinin evine döndürmek için başlatılan arama operasyonunu konu alıyordu (Paramount Pictures)

HBO'nun rekortmen acil servis dizisi The Pitt'le yeniden gündeme gelen Noah Wyle, yıllar önce sinema tarihinin kült yapımlarından Er Ryan'ı Kurtarmak'tan (Saving Private Ryan) teklif aldığını ancak rolü kabul edemediğini açıkladı.

55 yaşındaki Wyle, katıldığı Still Here Hollywood adlı podcast programında, teklif geldiğinde NBC'nin efsane dizisi ER'daki Dr. John Carter rolü nedeniyle yoğun bir çekim takvimine sahip olduğunu söyledi. 

Başarılı aktör, "Filmdeki Er Ryan rolü bana teklif edilmişti ancak ER'ın yoğunluğundan dolayı projeye zaman ayıramadım" dedi.

Wyle'ın anlattıklarına göre, Steven Spielberg ünlü oyuncuya ilk olarak Onbaşı Timothy Upham rolünü teklif etti. Ancak Wyle'ın takviminin uymaması üzerine bu rol, sergilediği performansla hafızalar kazınan Jeremy Davies'e gitti. 

Spielberg, daha sonra Wyle'ı filmin sonlarına doğru ortaya çıkan Er James Francis Ryan karakteri için de düşündü fakat bu girişim de sonuçsuz kaldı. Rolü nihayetinde Matt Damon aldı. 

Wyle, kaçan bu fırsatlar için "Hayat işte... Ama geriye dönüp baktığımda hiçbir pişmanlık duymuyorum" diyerek ekledi: 

Çünkü o oyuncular rollerinin hakkını fazlasıyla verdi. Özellikle Jeremy Davies, Upham rolünde o kadar muazzamdı ki onun yanına bile yaklaşabileceğimi sanmıyorum.

George Clooney'nin teklifini de geri çevirmiş

Wyle, 1994-2009'da rol aldığı ER nedeniyle kabul edemediği onlarca projeden birinin de 2005 yapımı İyi Geceler, İyi Şanslar (Good Night, and Good Luck) olduğunu belirtti. ER'daki rol arkadaşı George Clooney'nin yönettiği bu filmden gelen teklifi de aynı yoğunluk sebebiyle kabul edemediğini anlattı.

Zamanında Clooney, Anthony Edwards, Julianna Margulies ve Mariska Hargitay gibi birçok yıldızın kariyerini değiştiren ER, Noah Wyle'ı da televizyon dünyasının en saygın aktörlerinden biri haline getirdi.

Wyle, yıllar sonra yine bir medikal dramayla ekranlara muhteşem bir dönüş yaptı. HBO Max'te yayımlanan The Pitt'te, Pittsburgh Travma Tıp Merkezi'nin acil servis şefi Dr. Michael "Robby" Robinavitch'i canlandıran aktör, dizinin sadece başrolü değil, aynı zamanda yazarı, yönetmeni ve idari yapımcısı.

Geçen nisanda ikinci sezonunu tamamlayan ve haziranda üçüncü sezon çekimlerine başlanan The Pitt, 2025 Emmy Ödülleri'ne damga vurarak En İyi Drama Dizisi dahil 5 ödül kazanmıştı. 

Wyle da bu dizideki performansıyla Emmy, Altın Küre ve Eleştirmenlerin Seçimi gibi prestijli ödüllerin sahibi olmuştu.
 

Independent Türkçe, Daily Beast, People, Variety, Still Here Hollywood


Vin Diesel paylaştı: 7 milyar dolarlık serinin finalinden ilk görüntüler

Dünyanın en çok kazanan oyuncularından 58 yaşındaki Vin Diesel, Hızlı ve Öfkeli serisinde, senarist Gary Scott Thompson'ın 1998'de okuduğu bir makaleden esinlenerek yarattığı Dominic "Dom" Toretto karakterini canlandırıyor (Universal)
Dünyanın en çok kazanan oyuncularından 58 yaşındaki Vin Diesel, Hızlı ve Öfkeli serisinde, senarist Gary Scott Thompson'ın 1998'de okuduğu bir makaleden esinlenerek yarattığı Dominic "Dom" Toretto karakterini canlandırıyor (Universal)
TT

Vin Diesel paylaştı: 7 milyar dolarlık serinin finalinden ilk görüntüler

Dünyanın en çok kazanan oyuncularından 58 yaşındaki Vin Diesel, Hızlı ve Öfkeli serisinde, senarist Gary Scott Thompson'ın 1998'de okuduğu bir makaleden esinlenerek yarattığı Dominic "Dom" Toretto karakterini canlandırıyor (Universal)
Dünyanın en çok kazanan oyuncularından 58 yaşındaki Vin Diesel, Hızlı ve Öfkeli serisinde, senarist Gary Scott Thompson'ın 1998'de okuduğu bir makaleden esinlenerek yarattığı Dominic "Dom" Toretto karakterini canlandırıyor (Universal)

Vin Diesel, perşembe günü Instagram hesabındaki gönderisinde, Hızlı ve Öfkeli (Fast & Furious) serisinin 11. ve final filmi Fast Forever'ın setinden kamera arkası görüntüler paylaştı.

Merakla beklenen final filminin 17 Mart 2028'de vizyona girmesi hedefleniyor.

Set ortamından seslenen Diesel, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

Şu an setteyim. Herkes arı gibi çalışıyor. Muhteşem bir ekip bu finale hayat vermek için gece gündüz emek veriyor. Sadece birkaç saniyenizi alıp hepinize teşekkür etmek istedim. Sizler bu dünyadaki en harika izleyici kitlesi, en muhteşem hayranlarsınız. Stüdyoya da bana da büyük sabır gösterdiniz. Son 3,5 yıldır sizlere hak ettiğiniz görkemde bir final sunabilmek için gece gündüz demeden çalışıyoruz.

Diesel, Fast Forever üzerinde çalışırken farklı projelerde de yer alma fırsatı bulduğunu söyledi. Mattel Stüdyoları çatısı altında hem senaryosunu yazacağı hem de başrolünü üstleneceği yeni filmi Rock 'Em Sock 'Em Robots'tan bahsetti.

Ünlü aktör, mesajını "Bütün bu süreçte emin olduğum tek bir şey var: Desteğinizi her an hissediyorum ve bu benim için dünyalara bedel. Şimdi işimin başına dönüyorum, tek amacımın sizleri gururlandıracak bir iş ortaya koymak olduğunu bilin" sözleriyle noktaladı.

Yolculuğuna 2001'de başlayan Hızlı ve Öfkeli, dünya genelinde 7 milyar doları aşan gişe hasılatıyla Universal tarihinin hem en uzun soluklu hem de en kazançlı serisi konumunda.

Serinin en çok hasılat yapan halkası ise dünya genelinde 1,5 milyar dolar kazanan Hızlı ve Öfkeli 7 (Furious 7).

Dizi projeleri yolda

Serinin hayranlarını heyecanlandıran bir diğer gelişme ise geçen mayısta yaşanmıştı. Universal, dijital platform Peacock için bir Hızlı ve Öfkeli dizisi hazırlığında olduklarını duyurmuştu. Bu büyük açıklamayı bizzat yapan Vin Diesel, NBCUniversal'ın tanıtım sunumunda şu sözleri kaydetmişti:

Son 10 yıldır hayranlarımızın hep daha fazlasını istediğinin farkındaydık. Yıllardır sevilen karakterlerin hikayelerinin daha da genişletilmesini istiyorlardı. Bizim de televizyon dünyasına adım atma niyetimiz hep vardı ancak bunun için en doğru zamanı beklemem gerekiyordu. Donna Langley projenin başına geçtiğinde doğru zamanın geldiğini anladım. Çünkü karakterlerin özünün, uluslararası cazibesinin ve bizi biz yapan o 'aile' bağının televizyonda da korunacağından emin oldum. Size vereceğim en büyük müjde ise şu: Peacock, Hızlı ve Öfkeli evreninden tam 4 farklı dizi projesiyle karşınıza çıkmaya hazırlanıyor.

Independent Türkçe, Variety, Deadline