İçinde İranlıların olduğu ve İsrail’in nüfuz ettiği “esnek” bir yapı olarak Hizbullah

Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
TT

İçinde İranlıların olduğu ve İsrail’in nüfuz ettiği “esnek” bir yapı olarak Hizbullah

Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)
Lübnan'ın güneyinde düzenlenen bir Hizbullah üyesinin cenaze töreninden, 4 Kasım 2023 (Ahmed er-Rubai – AFP)

Marco Mossad

İsrail'in 1992 yılında Hizbullah lideri Abbas el-Musavi'yi öldürmesinden bu yana kamuoyunda Hizbullah'ın üst düzey komutanlarını kaybetmesinin ardından ayakta kalıp kalamayacağı her zaman tartışılmıştır. Buna karşın son dönemde çok sayıda Hizbullah komutanı öldürülmüş olsa da Hizbullah ayakta kalmaya devam ediyor. Bunun nedeni Hizbullah'ın şahıslara değil, Tahran tarafından desteklenen esnek bir örgütsel yapıya sahip olması.

Esneklik ifadesi genellikle bir yanılgı sonucu katılıkla ilişkilendiriliyor. Bu yanlış kanıya göre dirençli bir oluşum zorluklar karşısında mevcut düzenini koruyabilir ve zorlukların üstesinden geldiğinde değişmeden yoluna devam edebilir. Bu yanılgı Hizbullah için geçerli olduğundaysa, İsrail ya da başka taraflarca saldırılar gerçekleşse de gerçekleşmese de Hizbullah’ın yapısının ve faaliyetlerini yürütme şeklinin aynı kaldığı anlamına geliyor.

Esneklik ‘koşullara uyum sağlayarak hayatta kalma becerisi’ olarak daha iyi bir şekilde kavramsallaştırılabilir. Hizbullah esnekliği benimsediği için yapısı da esnektir. Esneklik sadece aksiliklerden kurtulmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda Hizbullah'ın doğası gereği akıcı ve sorunsuz bir şekilde işlediği anlamına geliyor.

Yakın bağ

Siyasi olarak ise tarihi boyunca çok fazla değişkenlik gösteren Hizbullah, 1980'lerde Lübnan devletini gayrimeşru olarak görmekten kendisini Lübnan'ın savunucusu olarak sunmaya kadar Lübnan devletine karşı çeşitli tutumlar sergiledi.

Devlet sisteminin tamamen dışında faaliyet gösterirken mecliste milletvekilleri ve hükümette bakan olarak görev yapan üyeleri oldu. Hizbullah'ın geçirdiği siyasi dönüşüm, siyasi ve askeri alanlarda varlık göstermesine katkıda bulunan önemli bir faktör.

Bu gelişme, (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) gibi bazı siyasi partilerin Hizbullah ile ittifak kurarak kendi lehlerine bir siyasi fırsat yakaladıklarını görmeleri nedeniyle Lübnan’ın siyaset sahnesinde elverişli bir ortamla birlikte devam etti. Bu da Hizbullah'ın siyasi konumunu güçlendirdi. Hizbullah ayrıca güce başvurarak Lübnan'ın siyasi meselelerine giderek daha fazla müdahil oldu. Örneğin siyasi muhaliflerini sindirme ve eski Cumhurbaşkanı Emile Lahud'un 2007 yılında görev süresinin dolmasının ardından yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesini engelleme gibi faaliyetleri, Hizbullah'a Lübnan’ı savunma çerçevesinin bir parçası olarak resmi meşruiyet kazandıran 2008 tarihli Doha Anlaşması'nın sonuçlarından biri olan Bakanlar Bildirisi’nin önünü açtı.

Hizbullah, sahadaki çatışmaları yönetme konusunda bir dereceye kadar askeri özerkliğe sahip olsa da topyekûn savaşa girme ve barışa aracılık etme konusundaki kilit kararları İran ile birlikte alıyor.

General Mişel Süleyman'ın seçilmesiyle cumhurbaşkanlığı makamındaki boşluğa son veren 2008 tarihli Doha Anlaşması'nın sonuçlarından biri olan Bakanlar Bildirisi, Lübnan'ın savunmasından ‘ordu, direniş (yani Hizbullah) ve halkın’ sorumlu olduğunu belirtiyor.

Bu istisna Hizbullah'ın askeri cephaneliğini geliştirmesine, savaşçılarını eğitmesine ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri ya da Lübnan devleti ile herhangi bir denetim ya da koordinasyona ihtiyaç duymadan askeri operasyonlara katılmasına olanak tanıdı. Bu özgürlük, Hizbullah'ın 2006 yılında İsrail ile girdiği savaşta uğradığı maddi kayıpların ardından toparlanmasına da katkıda bulundu. Bugün dünyanın en ağır silahlarına sahip milis güçlerden biri olan Hizbullah, İsrail'e çok sayıda füzeyle saldırma kararı alması halinde İsrail’in Demir Kubbe gibi savunma sistemlerini alt edebilir.

Örgütsel yapı

Şu an Hasan Nasrallah tarafından yürütülen Genel Sekreterlik, Hizbullah’ın örgütsel yapısındaki en üst makam. Ancak eski Genel Sekreter Abbas Musavi suikastının da gösterdiği gibi genel sekreterin ortadan kaldırılması ya da halkın ona karşı tutumunun değişmesi Hizbullah’ı çöküşe sürükleyemiyor. Nasrallah, 2006 yılında İsrail'le savaş sırasında ve sonrasında yaptığı gösterişli çıkışlar ve konuşmalar nedeniyle önemli bir halk desteğine sahipti ve bazılarına göre karizmatik bir lider imajı çizdi. Ancak zaman içinde bir zamanlar büyüleyici olan konuşmaları etkisini yitirdi. Hizbullah'ın on yıl önce Suriye'ye müdahalesi ise eski imajının bozulmasına sebep oldu.

Lübnan'ın 2019 yılında yaşadığı mali kriz ve buna bağlı siyasi krizin ardından Nasrallah, kendisinin ve Hizbullah'ın ilk kez kamuoyu önünde ekonomik felaketten sorumlu ülke yönetiminin bir parçası olarak görülmesi ve eleştirilmesiyle aslında tüm imajını kaybetti. Hşzbullah’a yönelik eleştiriler, 2020 yılında Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamayla daha da yoğunlaştı. Lübnan'da çok sayıda kişi, kısmen de olsa limanda yanlış bir şekilde depolanan ve ardından infilak eden devasa amonyum nitrat stokuyla olan bağlantısı nedeniyle Hizbullah'ı suçladı. Ancak Nasrallah, Hizbullah'ın kamuoyuna mesajlarını ileten yüzü haline geldiğinden bu rolünü sürdürdü. Çünkü bu yöndeki herhangi bir değişiklik Hizbullah içinde bir kaos olduğu anlamına gelecekti.

rtgbhyn
Nasrallah'ı hedef tahtasında gösterildiği resmin işlendiği bir yelek giyen İsrail askeri, 4 Ocak 2024 (Jala Marais – AFP)

Üstelik Nasrallah Hizbullah'ı tek başına yönetmiyor. Hizbullah Genel Sekreteri tarafından denetlenen Şura Konseyi, kararlarını İran ile yapılan yakın koordinasyonla alıyor. Şura Konseyi üyeleri Hizbullah’ın siyasi, askeri, ekonomik, adli ve sosyal işlerini yönetiyor.

Şura Konseyi'ne bağlı Cihat Konseyi ise askeri ve güvenlik birimlerini denetliyor. Cihat Konseyi'nde İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (DMO) temsilciler de yer alıyor. Hizbullah sahadaki çatışmaları yönetme konusunda bir dereceye kadar askeri özerkliğe sahip olsa da, topyekûn savaşa girme ve barışa aracılık etme konusundaki önemli kararları İran ile birlikte alıyor.

Hizbullah iç ve dış operasyonlarının bir kısmını da Birim 910'un gözetimi altında yürütüyor. Güvenlik aygıtının bir parçası olan Birim 910 içinde dış operasyonlardan, siber faaliyetlerden ve dış iletişimden sorumlu birimler yer alıyor. Hizbullah’ın Suriye-İsrail sınırındaki askeri faaliyetleri de dahil olmak üzere Suriye'deki operasyonlarının yanı sıra Avrupa'daki ve dünyanın diğer yerlerindeki faaliyetlerinden de sorumlu olsa da Lübnan içinde de faaliyet gösteriyor. Örneğin dış operasyonlar birimi, eski adı Hızlı Müdahale Gücü olan ve 2008 yılından bu yana Rıdvan Gücü adıyla bilinen özel operasyonlar birimi ile eş değer. Rıdvan Gücü, 2006 yılında İsrail ile yapılan savaşta kilit bir rol oynadı.

Fuad Şükür, Hizbullah'ın Cihat Konseyi'nde yüksek rütbeli bir komutandı ve roketler ve silahlar konusunda uzman askeri birimlerinden birinin sorumlusuydu.

Hizbullah'ın milis ve ordu bileşenlerini bir araya getirmesi, silahlı bir grup olarak güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Örneğin, güvenlik ve askeri hizmetler Cihat Konseyi içinde farklı birimler olsa da Hizbullah'ın güvenlik ve askeri operasyonları tıpkı ordudaki gibi ayrı ve farklı olarak ele alınmaz. Her iki kategorideki operasyonlar da Hizbullah’ın üst düzey komutanları tarafından yönetilir. Rıdvan Gücü askeri birliklerle birlikte faaliyet gösterir ve üyeleri doğrudan DMO tarafından eğitilir. Benzer şekilde, Hizbullah'ın savaş bölgelerinde konuşlanması orduların konuşlanmasından bağımsızdır ve asimetrik bir savaşta milislerin konuşlanması şeklindedir.

cdvf
Fuad Şükür’ün İsrail tarafından öldürüldükten sonra Hizbullah tarafından dağıtılan bir fotoğrafı, 31 Temmuz 2024 (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Diplomatik Güvenlik Bürosu tarafından yönetilen Adalet İçin Ödül Programı (Rewards for Justice/RFJ) kapsamında eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'ye 2005 yılında düzenlenen suikast nedeniyle 2020 yılında Lübnan Özel Mahkemesi tarafından mahkum edilen tek Hizbullah üyesi olan Salim Ayyaş'ın başına 10 milyon dolar ödül konuldu. RFJ internet sitesinde yer alan ilanda Ayyaş'ın Hizbullah'ın suikast timi olan ve emirleri doğrudan Genel Sekreter Hasan Nasrallah'tan alan Birim 121'in kıdemli bir üyesi olduğu ifade ediliyor. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, Hizbullah birimleri içindeki operasyonel kararlar sadece birim komutanları tarafından alınmıyor.

“Üst düzey komutanlar”

Yapısal esneklik ve iç içe geçişlilik Hizbullah'ı üst düzey komutanlarını kaybetmesi durumunda yaşanabilecek bir çöküşten koruyor. Hizbullah ayrıca yapısını değişen dış koşullara da adapte ediyor. Bu durum 2008 yılından bu yana üst düzey üç liderinin ölümünden sonra da açıkça ortaya çıktı. İsrail, geçtiğimiz ağustos ayında 2015 yılından bu yana ABD'nin küresel teröristler listesinde yer alan ve başına yakalanmasını sağlayacak herhangi bir bilgi için 5 milyon dolarlık para ödülü koyulan Hizbullah komutanı Fuad Şükür'e suikast düzenledi. Hacı Muhsin ve Seyyid Muhsin olarak da bilinen Şükür, Hizbullah’ın kuruluşundan bu yana örgüt içinde yer aldı ve İsrail'e karşı ilk olarak 1982 yılında savaştı.

Basında yer alan bazı haberlerde Şükür'ün Hizbullah'ın en yüksek rütbeli askeri komutanı olduğu iddia edilse de Hizbullah'ın komuta yapısı aslında bundan daha karmaşık. Şükür'ün Cihat Konseyi'nde yüksek rütbeli bir komutan olduğu ve roketler ve silahlar konusunda uzman askeri birimlerinden birinden sorumlu olduğu da biliniyor.

Şarku'l Avsat'ın RFJ internet sitesinden aktardığı habere göre Şükür'ün Hizbullah'ın ölen komutanı İmad Muğniye'nin sırdaşı olduğu belirtiliyor. Şükür'ün komuta ettiği füze birimi, 2008 yılında Şam'da öldürülene kadar, Genel Sekreter Nasrallah'ın tek askeri danışmanı olan ve Hac Rıdvan adıyla da bilinen Muğniye'nin doğrudan komutası altındaydı.

Ancak Muğniye'nin tek görevi bu değildi. Öldüğü sırada Birim 910 ve Hızlı Müdahale Gücü'nü de komuta ediyordu. Muğniye'nin ölümünden sonra bu karmaşık rolü, Mustafa Bedreddin üstlendi. Fakat Bedreddin'in 2016 yılındaki ölümünden sonra yerine bir başkasının atanması zaman aldı. Danışmanlık görevi, aralarında Şükür'ün de bulunduğu birkaç kilit isimin yer aldığı Cihat Konseyi’ne verildi. Birim 910'un başına Cihat Konseyi üyesi olan ve aynı zamanda Hizbullah'ın güvenlik aygıtını yöneten Talal Hamiye getirildi. Hamiye’nin Hizbullah'ın askeri ve güvenlik operasyonlarını yönetmesi onu örgüt içinde fiilen en üst düzey askeri komutan yapıyor. ABD, Hamiye’nin başına 7 milyon dolarlık para ödülü koydu. Rıdvan Gücü, DMO tarafından eğitilmeye devam ederken ABD'nin başına 5 milyon dolarlık para ödülü koyduğu ve küresel teröristler listesinde yer alan Heysem Ali Tabatabai tarafından yönetiliyor.

Hizbullah, sırasıyla 2008, 2016 ve 2024 yıllarında Muğniye, Bedreddin ve Şükür için yaptığı yas açıklamalarında ‘büyük mücahit komutan’ sıfatını kullandı. Başka isimler için ise kullanmayarak bu üç komutanın eşit derecede yüksek rütbeli olduğunu ima etti, ancak Muğniye ve Bedreddin'in aksine Şükür kamuoyunda bilinmiyordu. Sadece Hizbullah'ın askeri işlerini takip edenler tarafından tanınan Şükür, bunun dışında pek dikkat çekmiyordu. Muğniye'nin durumu ise Şükür’den farklıydı. İsrail’in Gazze'ye kaçak yollardan roket sokmakla suçlamasından ötürü daha hayattayken kamuoyu tarafından biliniyordu.

Basında yer alan bazı haberlerde Şükür'ün Hizbullah'ın en yüksek rütbeli askeri komutanı olduğu iddia edilse de Hizbullah'ın komuta yapısı aslında bundan daha karmaşık.

Hizbullah, Muğniye’yi 2008 yılında öldürülmesinden sonra İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan çekilmesinde ve 2006 yılındaki savaşta kendisinin ilan ettiği ‘zaferdeki’ rolüne atıfla ‘iki zaferin komutanı’ olarak tanımladı. Bunun yanında Hizbullah, 2006 yılında kurduğu özel operasyonlar birimine Muğniye’nin adını vermişti. Daha önce Hızlı Müdahale Gücü olarak adlandırılan birim, Muğniye’nin ölümünden sonra el-Hac Rıdvan lakabına atıfla Rıdvan Gücü olarak anılmaya başladı.

Muğniye'nin yerini Bedreddin almış olsa da Hizbullah ne hayattayken ne de öldükten sonra Bedreddin için Muğniye'nin sahip olduğu halka mal olmuş şahsiyet imajı oluşturmadı. Bedreddin’in adı 2011 yılında Lübnan Özel Mahkemesi tarafından eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastıyla ilişkilendirilene kadar kamuoyunda duyulmamıştı. Bedreddin daha sonra Hizbullah’ın Suriye'ye müdahalesiyle öncü bir rol oynadı.

Hizbullah'ın zafer olarak gördüğü 2000 ve 2006 yıllarının aksine, Bedreddin'in faaliyetleri Hizbullah'ın dikkatini olumsuz yönde çektiği için örgüt Muğniye'nin ölümünü ve özel günlerde atıfta bulunduğu başarılarını öne çıkarmaya devam etti. Buna karşın ortadan kaldırdığı Hizbullah komutanlarının kimliklerini açıklayan İsrail oldu.

İsrail'in Şükür’e düzenlediği suikastı, Lübnan ve Suriye'de Hizbullah komutanlarının ve üyelerinin hedef alındığı saldırılar takip etti. Şükür Hizbullah içinde üst düzey bir komutan olsa da Talal Hamiye gibi diğer önemli komutanlar hala hayattalar, durumları iyi ve İsrail istihbaratından kaçmaya çalışıyorlar.

sdfvg
Hizbullah destekçilerinin Beyrut'ta düzenlediği İran'a destek yürüyüşünden bir kare, 24 Mayıs 2024 (Enver Amr – AFP)

İsrail merkezli bir araştırma kuruluşu, geçtiğimiz ağustos ayında Hizbullah'ın Cihat Konseyi üyesi olduğu iddia edilen kişilerin isimlerini ve görevlerini yayınladı. Fakat yayınlanan bilgiler, Cihat Konseyi üyeleri hakkında mevcut diğer bilgilerle uyuşmuyordu. Bu uyuşmazlığın nedenlerinden biri Hizbullah'ın komutanları için genellikle takma isimler kullanması ve güvenlik nedeniyle kimliklerini ve görevlerini bir dereceye kadar gizli tutmaya çalışması. Bir diğer nedense Hizbullah içindeki rol dağılımının dış koşullara uyum sağlamak amacıyla değişebilmesi.

İsrail'in Hizbullah'ın üst düzey komutanlarına yönelik sistematik olarak gerçekleştirdiği suikastların Hizbullah'ın askeri kabiliyetlerini sınırladığına şüphe yok. Ancak halen geniş bir askeri cephaneliğe ve paha biçilmez bir savaş deneyimine sahip olmaya devam eden Hizbullah’ın örgütsel yapısı üst düzey komutanlarını kaybetse de bir dereceye kadar esneklik sağlayabiliyor.

Hizbullah'ın karşı karşıya olduğu asıl zorluk örgütün çöküşünden ziyade İsrail'in Hizbullah’ın içine ne ölçüde nüfuz ettiğinin bir göstergesi olan bu tam isabetli suikastlar. Hizbullah içindeki bu sızmalar sona ermedikçe İsrail avantajı elinde tutmaya, Hizbullah ise daha uzun bir süre siyasi ve askeri olarak varlığını sürdürebilmek için yapısını değiştirmeye devam edecek gibi görünüyor.



Sevilen dizinin yaratıcıları, yeni filmdeki eksik oyuncularla ilgili konuştu

The Inbetweeners'ın oyuncu kadrosu (Channel 4)
The Inbetweeners'ın oyuncu kadrosu (Channel 4)
TT

Sevilen dizinin yaratıcıları, yeni filmdeki eksik oyuncularla ilgili konuştu

The Inbetweeners'ın oyuncu kadrosu (Channel 4)
The Inbetweeners'ın oyuncu kadrosu (Channel 4)

The Inbetweeners hayranları, popüler sitcomun gelecek yıl üçüncü bir sinema uyarlamasıyla geri döneceği haberini hâlâ kutluyor ancak oyuncu kadrosundan bir ismin eksikliği gündemden düşmüyor.

Orijinal dizinin 4 başrol oyuncusunun (Simon Bird, Joe Thomas, Blake Harrison ve James Buckley) filmde yer alacağı kesinleşirken, popüler karakter Charlotte Hinchcliffe'i canlandıran Emily Atack, katılımı henüz belli olmayan oyuncular arasında.

Dizinin yaratıcıları Iain Morris ve Damon Beesley, Instagram'da The Inbetweeners 3'le ilgili bir güncelleme paylaşarak bazı karakterlerin neden yer almayacağına dair ipucu verdi.

İkili, "Muhtemelen bildiğiniz gibi, yeni bir Inbetweeners macerasının çekimlerine başladık" diye yazdı. 

Herkesin gösterdiği ilgiden çok memnunuz ve bu 4 aptalın hâlâ haber değeri taşıması harika bir şey. Dedikodu kazanı bazen çığırından çıkabiliyor, bu yüzden basit bir tavsiyemiz var: Sizin için hazırladığımız sürprizlerin tadını tam anlamıyla çıkarmak istiyorsanız, hikayeyle ilgili fotoğraflardan ve spekülasyonlardan uzak durmanızı öneririz. Hiçbir şey bilmeden izlemenin çok daha keyifli olacağına söz veriyoruz.

İkili, bazı karakterlerin yeni filmde yer almayacağını doğrularken, bunun nedenleri hakkında spekülasyonlar olacağına da değindi.

"Şunu açıkça belirtmek isteriz ki, ne kadar uğraşırsak uğraşalım dizilerdeki tüm sevilen karakterleri bu yeni filme sığdıramadık" dediler. 

Bu bizim suçumuz, sadece bizim.

fvgthy
Emily Atack, The Inbetweeners'ta (Channel 4)

Ve evet, insanlar bu seçimleri neden yaptığımıza dair spekülasyonlar yürütecek ancak maalesef gerçek şu ki, senaryoda sevgili 'arkadaşlarımızın' hepsini geri getirebileceğimiz makul bir yol bulamadık.

Yeni film duyurulmadan önce çıkan bazı haberlerde yapımcıların Atack'i kadroya almaya çalıştığı öne sürülmüş, The Sun'a konuşan bir kaynak, aktrisin "oturtmak istedikleri projenin eksik parçalarından biri" olduğunu söylemişti.

Sosyal açıdan sıradan bir grup ergenin maceralarını anlatan The Inbetweeners, ilk olarak 2008'le 2010 arasında E4'te üç sezon boyunca yayımlanmıştı. Rekor izleyici rakamlarına ulaşan dizi, daha sonra iki sinema filmine uyarlanmıştı.

2011 yapımı Skor Sıfır (The Inbetweeners Movie) ve 2014 tarihli The Inbetweeners 2, toplamda 100 milyon sterlinin (yaklaşık 6,5 milyar TL) üzerinde hasılat elde ederek Birleşik Krallık komedi filmleri arasında gişe rekorları kırmıştı.

Yeni devam filmi dijital yayın platformu Netflix için geliştirilirken, sinemalarda gösterime girip girmeyeceği ise henüz kesinleşmedi.

Independent Türkçe


Tarihte tam maraton koşan ilk robot, yeni nesil teknolojilerin önünü açıyor

Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'na katılan RAIBO2 (KAIST)
Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'na katılan RAIBO2 (KAIST)
TT

Tarihte tam maraton koşan ilk robot, yeni nesil teknolojilerin önünü açıyor

Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'na katılan RAIBO2 (KAIST)
Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'na katılan RAIBO2 (KAIST)

Tarihte ilk tam maratonu koşan robotu geliştiren araştırmacılar bulgularını açıkladı.

RAIBO2 adlı robot, Kasım 2024'te Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'nun 42 bin 195 km'lik tam parkurunu 4 saat 20 dakikadan biraz daha kısa sürede tamamlamıştı. İlk kez böyle bir robot bu mesafeyi tamamlamış ve bataryasının değiştirilmesine gerek kalmamıştı.

Bilim insanları, dünyada ilk olma özelliği taşıyan bu başarıyı, diğer robotların uzun mesafelerde çalışmasını sağlayabilecek ve teknolojiyi daha işlevsel amaçlar için kullanılabilir hale getirecek faydalı bulgulara dönüştürdüklerini söylüyor.

Araştırmacılar, robotun öneminin sadece maraton koşma yeteneğiyle sınırlı olmadığını belirtiyor. Son zamanlarda makinelerin çeşitli ortamlarda kullanılmasına yönelik artan ilgi, robotların koşu hızlarında ve zorlu koşullarda hareket etme yeteneklerinde çığır açıcı gelişmelere neden oldu. Ancak araştırmacılar, çok fazla güç harcamadan, aşırı ısınmadan, bataryası tükenmeden veya dengesizleşmeden uzun süre çalışabilen bir robot üretmeyi mümkün kılmanın da en az bunun kadar önemli olduğunu söylüyor.

Araştırmacılar, bu soruna daha büyük bataryalar veya daha verimli motorlar gibi tek tek bileşenler üzerinden yaklaşmak yerine, onu "bütünsel robot sistemi sorunu" olarak ele aldı. Dört ayaklı robotlar bacaklarını hareket ettirirken vücutlarının çeşitli kısımlarından enerji kaybettiği için bu tür çetin görevleri üstlenebilecek bir robot geliştirmek, bütün tasarımını optimize etmek anlamına geliyor.

Ekip, tasarımın işe yaradığından emin olmak için maraton boyunca robotla birlikte koştu ve voltaj, sıcaklık ve batarya durumunun yanı sıra diğer verileri de kaydetti. Robot ayrıca resmi bir katılımcı olarak kaydedildi ve yolculuğu boyunca görüntülendi.

Araştırmacılar bu tek robot araştırmasından elde edilen verileri, seri üretime uygun ve endüstriyel ortamlarda kullanılabilecek bir ürüne dönüştürmeyi umuyor. RAIBO2 robotu elle tasarlanıp üretildi ancak onu gerçek bir ürüne dönüştürmek için tasarımın birden fazla robotta güvenle kullanılabilir hale getirilmesi ve zorlu endüstriyel ortamlarda da güvenilirliğinin sağlanması gerekecek.

Robotun geliştirildiği Kore İleri Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nden (KAIST) Jemin Hwang, "Bu çalışma, dört ayaklı bir robotun ne kadar uzağa koşabileceğini göstermenin ötesine geçiyor" diyor.

Hem yüksek hareket performansı hem de enerji verimliliği elde etmek için robotun tamamının nasıl tasarlanması gerektiğini gerçek maraton verilerini kullanarak gösterdik. Laboratuvarda elde edilen dünya standartlarındaki performansı, endüstriyel ortamlarda herkesin güvenle kullanabileceği ürünlere taşıyacağız.

Çalışma, hakemli dergi Nature'da yayımlanan "A quadruped robot designed to complete a marathon on a single battery charge" (Tek bir batarya şarjıyla maratonu tamamlamak üzere tasarlanmış dört ayaklı robot) başlıklı yeni makalede aktarılıyor.

Independent Türkçe


Sarı koridorların ötesinde: Backrooms hayranlarına 5 dizi önerisi

Backrooms'da terapist Dr. Mary Kline'ı canlandıran 38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
Backrooms'da terapist Dr. Mary Kline'ı canlandıran 38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
TT

Sarı koridorların ötesinde: Backrooms hayranlarına 5 dizi önerisi

Backrooms'da terapist Dr. Mary Kline'ı canlandıran 38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
Backrooms'da terapist Dr. Mary Kline'ı canlandıran 38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)

Kimimiz sinemada izledi, kimimiz korsan sitelerde arayıp buldu. Ama kabul edelim ki Backrooms, tuhaf fragmanını gördüğümüz günden beri aklımızdaydı ve Saplantı'yla (Obsession) birlikte yazın korku fenomenine dönüştü.

A24'ün 10 milyon dolara çekilen filmi, dünya çapında 400 milyon dolar barajını aşıp bütçesinin katbekat fazlasını kazanınca bizim de aklımıza tek bir soru takıldı: Bu koridorlardan çıkmayı gerçekten istiyor muyuz? 

Ne yalan söyleyelim, biz istemedik. Ama belli ki yalnız da değiliz: Boş ofislerin, terk edilmiş odaların ve hiçbir yere varmayan daracık geçitlerin yarattığı huzursuzluk milyonlarca izleyicide karşılık buldu. 

Biz de Backrooms'un açtığı kapıdan girip gerçeklik duygumuzla benzer biçimde oynayan dizilerin peşine düştük.

Kimi kurumsal hayatı, kimi insan zihnini, kimi de doğrudan başka boyutları kurcalıyor ama hiçbiri izleyicinin kendisini güvende hissetmesine izin vermiyor. Bu dünyalarda duvarın, kapının veya asansörün ardında gerçekliğin başka bir sürümü bekliyor.

Koridor biraz uzun, ışıklar da pek güven vermiyor ama buyurun, liste bu tarafta. Dönüş yolunu sonra düşünürüz.

Severance (2022 - )

Bilindiği üzere Severance, Apple TV'nin en çok ses getiren dizileri arasında başı çekiyor. Başrollerinde Adam Scott, Zach Cherry, Britt Lower ve Tramell Tillman gibi isimleri buluşturan bilimkurgu, klostrofobik atmosferiyle Backrooms hayranlarını daha ilk bölümden içine çekebilecek netameli bir dünyaya sahip. 

Severance, Lumon adlı şirkette çalışan ve anıları, iş hayatlarıyla dışarıdaki yaşamları arasında kesin biçimde ayrılan bir grup insanı merkezine alıyor. Lumon'un beyaz ve gri tonlardaki soğuk odaları, sonu gelmeyecekmiş gibi birbirine açılan steril koridorları ve insanın yön duygusunu bozan tasarımı, işyerini psikolojik olduğu kadar fiziksel bir hapishaneye dönüştürüyor. 

yu
53 yaşındaki Adam Scott, Severance'ta eşinin ölümüyle başa çıkamayınca, iş ve özel hayatını cerrahi bir yöntemle birbirinden ayıran prosedüre başvuran Mark Scout rolünde (Apple TV)

Çalışanların yalnızca ofiste var olan benlikleri binanın dışına hiç çıkamadığı için Lumon, Backrooms'u andıran bir dekor olmanın ötesine geçerek kendi kuralları bulunan, sınırları ve çıkışı belirsiz gerçek bir ara mekan gibi işliyor.

İki yapım da sıradan görünen mekanları kabusa dönüştürürken Backrooms bilinmeyenin yarattığı korkuya, Severance ise kurumsal düzenin insan kimliğini nasıl parçaladığına odaklanıyor. 

Gizemini ağır ağır açan ve ofis hayatının zaten tanıdık gelen sıkışmışlığını gerçeküstü bir kabusa dönüştüren Severance, Backrooms'u sevenlerin kaçırmaması gereken dizilerden.

IMDb: 8,6
Nereden izlenir: Apple TV

Mr. Robot (2015 - 2019)

Son söylenecek şeyi ilk cümlede deyiverelim: Mr. Robot izlemek her zaman iyi bir fikir. 

Ama özellikle Backrooms'un tekinsiz dünyasında kaybolma hissini sevdiyseniz, bu kült gerilim listenin en güçlü seçeneklerinden biri. 

Mr. Robot'ta, henüz Freddie Mercury rolüyle Oscar'ı eve götürmemiş Rami Malek, insanlarla arası pek iyi olmayan Elliot Alderson'ı canlandırıyor. Elliot gündüzleri siber güvenlik uzmanı, geceleriyse dünyanın servetini ve gücünü elinde tutan seçkinlere karşı savaşan son derece yetenekli bir hacker. 

dfgthyju
Mr. Robot'ta Elliot rolünü canlandıran 45 yaşındaki Rami Malek, dizinin kendisini "epey paranoyak" yaptığını söylüyor (USA Network)

Depresyon, paranoya ve dissosiyatif kimlik bozukluğuyla yaşayan Elliot'ın gerçeklik algısı çözüldükçe izleyicinin neyin gerçek olduğuna dair güveni sarsılıyor, haliyle biz de neye inanacağımızı şaşırıyoruz. Dizinin yaratıcısı Sam Esmail'in karakterleri kadrajın köşelerine sıkıştıran görsel dili ve her an kötü bir şey olacakmış duygusu yaratan boğucu atmosferi, en sıradan mekanları bile insanın kaçmak isteyeceği yerlere dönüştürüyor.

Bu akrabalık tesadüf değil: Kane Parsons, 2021'de keşfettiği üç Emmyli Mr. Robot'u Utopia ve Devs'le birlikte YouTube'daki Backrooms kısa filmlerinin başlıca esin kaynakları arasında gösteriyor.

Her iki yapım da gerçeklik algısı bozulan kahramanlarını klostrofobik dünyalara hapsediyor. Backrooms korkuyu boyutlar arasında uzanan sarı koridorlara bırakırken Mr. Robot aynı huzursuzluğu insan zihninde ve dijital çağın soğuk toplumsal düzeninde arıyor. 

Ne demiştik? Her zaman iyi bir fikir. 

IMDb: 8,5
Nereden izlenir: Prime Video

 

Twin Peaks (1990 - 1991)

Övmeye ne hacet? Ama yine de insan birkaç kelam etmeden geçemiyor. Malum, David Lynch'in başyapıtı Twin Peaks, televizyon tarihinin en tuhaf ve tekinsiz dünyalarından birini kurarken sıradan görünen bir kasabayı gerçeklikle kabusun arasına hiç zorlanmadan asıveriyor.

Dizi, aynı adlı kasabada yaşayan lise öğrencisi Laura Palmer'ın gizemli cinayetinin peşine düşen kahve tutkunu FBI ajanı Dale Cooper'ı izliyor. Genç kızın ölümüyle kasabanın usul usul çatırdamasını da... İlk bölümlerde melodramla absürt mizahı yan yana getiren anlatı, kartpostal kadar sevimli görünen bu yerde bir şeylerin hiç de yolunda olmadığı hissini usulca büyütüyor.

scdfrgthy
Kyle MacLachlan'ın canlandırdığı özel Ajan Dale Cooper, kahve sevgisi, ses kayıt cihazı ve mistik yöntemleriyle televizyon tarihinin en ikonik karakterlerinden biri (ABC)

Backrooms'un köklerini arayanlar için Twin Peaks, televizyonda sürrealizmin ve mekansal klostrofobinin ulaştığı zirve noktalardan biri. 
Kasabanın altında kıpırdayan doğaüstü güçler bu huzursuzluğu derinleştirirken, kadife perdeleri, zikzaklı zemini ve sonu yokmuş gibi görünen yapısıyla insanın yön duygusunu bozan meşhur Kırmızı Oda, dizideki araf hissinin en yoğunlaştığı yere dönüşüyor.  

Backrooms da Twin Peaks de bildiğimiz dünyanın kurallarını kapının dışında bırakıyor. Biri korkuyu boşluk ve yalnızlıktan çıkarırken diğeri onu kasabanın sakinleri, bastırılmış sırlar ve doğaüstü güçlerle besliyor.

Sarı koridorlar ya da kırmızı perdeler... Seçim sizin ama iki tarafta da çıkış pek mümkün görünmüyor.

IMDb: 8,7
Nereden izlenir: MUBI

Channel Zero (2016 - 2018)

Bir "korku evi" düşünün, simsiyah ve kocaman. Kapısında birazdan yaşayacakları dehşete meydan okumaya hazır heyecanlı gençler var, bir de gözyaşlarını ya da midelerini tutamayanlar... Channel Zero'dan bahsediyoruz, özellikle de Backrooms'a pek çok açıdan benzeyen ikinci sezonu No-End House'tan (Çıkışı Olmayan Ev).

Channel Zero'nun adını bile duymamış olabilirsiniz, şaşırmayız. Bu gözden kaçmış korku cevheri, internette kulaktan kulağa yayılan şehir efsanelerini ekrana taşıyarak Backrooms'la aynı dijital genetikten besleniyor. Hak ettiği ilgiyi görememiş bu antolojinin yukarıda da bahsettiğimiz ikinci sezonu, sonu gelmeyen ve içine girenleri bırakmaya hiç niyeti olmayan odalarıyla Backrooms'un karanlık kuzeni gibi.

cvfgbh
Channel Zero'nın ikinci sezonu, her biri bir öncekinden daha rahatsız edici ve tuhaf odalardan oluşan gizemli bir korku evini ziyaret eden Margot'nun hikayesini anlatıyor (Syfy)

No-End House, insana bir sonraki odayı görmek istemediği halde o kapıyı açtırıyor. Seyircinin payına da çaresizce çıkış aramak düşüyor.

2016'da başlayıp 4 sezon süren Channel Zero'ya, A24'ün YouTube'dan beyazperdeye taşıdığı dijital korku estetiğinin televizyondaki en somut öncülerinden biri demek mümkün. İki yapım da internetin karanlık köşelerinden çıkan efsaneleri insanı yutan mekanlara dönüştürüyor. Backrooms tek bir evrenin sarı koridorlarında ilerlerken Channel Zero her sezon başka bir kabusun kapısını açıyor.

Favorimiz ikinci sezon olsa da her hikayede bambaşka bir kabusun kapısını aralayan Channel Zero'ya hiç tereddütsüz bir şans vermenizi öneriyoruz. No-End House'a bir girin, çıkabilirseniz gerisine de bakarsınız.

IMDb: 7,1
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​

Alacakaranlık Kuşağı (The Twilight Zone / 1959 - 1964)

Backrooms'un sarı koridorlarında kaybolmamızdan yaklaşık 70 yıl önce Alacakaranlık Kuşağı (The Twilight Zone), bizi çıkışı olmayan gerçekliklere çoktan hapsetmişti. 1959'da başlayan dizi için bir kasabayı boşaltmak, bir duvarı başka boyuta açmak ya da sıradan bir odayı hakikatten koparmak yeterliydi. Büyük numaralara ihtiyacı yoktu; birkaç küçük dokunuşla insan kendi evindeki koridordan bile kuşku duyabiliyordu pekala.

Diziyi izlerken saatiniz hâlâ çalışır, hayat akmaya devam eder, eviniz yerli yerinde durur ama bunların hiçbirine güvenemezsiniz. Alacakaranlık Kuşağı işte izleyicisine bunu yapar. 

thyjuk
Her bölümde farklı oyuncular ve bambaşka hikayelerle ilerleyen, bilimkurguya korku ve gerilimi ekleyen bu 5 sezonluk antoloji, türün televizyon tarihindeki öncü işlerinden biri sayılıyor (CBS, UPN)

Dizinin daha ilk bölümü Herkes Nerede? (Where Is Everybody?) bizi, ortalıkta tek bir insanın bulunmadığı kasabaya bırakıyor. Boş sokaklar, terk edilmiş evler, dükkanlar ve insanın ensesinden ayrılmayan "Burada bir şeyler çok yanlış" hissi... Backrooms hayranları için gayet tanıdık bir manzara.

Üstelik Alacakaranlık Kuşağı bütün bunları "liminal mekan" ifadesi internetin sözlüğüne girmeden onlarca yıl önce yaptı.

Dizinin insanın hafızasına kıymık gibi saplanan bölümlerinden Kayıp Küçük Kız'da (Little Girl Lost) ise başka türden bir çıkışsızlık var. Küçük kız başka bir boyutta kayboluyor, ailesi onun sesini duvarın ardından duyuyor ama kendisini göremiyor. Birini birkaç santimetre ötede hissedip ona ulaşamamak, boş bir koridorda kaybolmaktan bile beter olabilir.

İki yapım da tanıdık mekanların ardında hiç bilmediğimiz başka bir gerçeklik bulunduğunu söylüyor. Backrooms tek bir kabusun çıkışını ararken Alacakaranlık Kuşağı her bölümde kapıyı açıp bizi başka bir tanesinin içine itiyor. Sağ olsun.

IMDb: 9,0
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor

Independent Türkçe