5 soruda zayıflama iğneleri: "Mucizevi" Ozempic hakkında her şey

Logos'ta bu hafta obeziteyle mücadelede "çığır açtığı" söylenen zayıflama iğnelerini masaya yatırıyoruz

2030'da dünya çapında 1 milyar kişinin obeziteyle yaşayacağı tahmin edilirken, zayıflama ilaçları gittikçe yaygınlaşıyor (David J. Phillip/AP)
2030'da dünya çapında 1 milyar kişinin obeziteyle yaşayacağı tahmin edilirken, zayıflama ilaçları gittikçe yaygınlaşıyor (David J. Phillip/AP)
TT

5 soruda zayıflama iğneleri: "Mucizevi" Ozempic hakkında her şey

2030'da dünya çapında 1 milyar kişinin obeziteyle yaşayacağı tahmin edilirken, zayıflama ilaçları gittikçe yaygınlaşıyor (David J. Phillip/AP)
2030'da dünya çapında 1 milyar kişinin obeziteyle yaşayacağı tahmin edilirken, zayıflama ilaçları gittikçe yaygınlaşıyor (David J. Phillip/AP)

Bu yılın en çok konuşulan korku filmlerinden Cevher (The Substance), kadınlara uygulanan güzellik standartlarının nasıl bir bedel ödetebileceğini gündeme taşırken, "Ozempic çılgınlığı"nı da akıllara getirdi. 

Yönetmen Coralie Fargeat'nın da dediği gibi filmde gençlik ve güzellik vaat eden yeşil sıvı, zayıflama iğnelerinin ötesinde yıllardır satılan pek çok "sihirli ürün"e karşılık geliyor.

Hollywood ünlülerinden sosyal medya fenomenlerine çok yaygın şekilde reklamı yapılan Ozempic ise bir yandan muazzam seviyedeki zayıflama etkisiyle, diğer yandan da yarattığı endişelerle son yıllarda bu sihirli ürünlerin en popüler olanı. 

Kilo vermenin yanı sıra çeşitli sağlık faydalarıyla da gündeme gelen zayıflama iğneleri, yaşlanmayı geciktirdiği iddialarıyla birlikte Cevher'deki maddeye gittikçe benziyor gibi görünüyor. 

Bu hafta Logos'ta Ozempic ve Wegovy adı altında satılan zayıflama iğnelerini, faydalarından zararlarına, bırakılması durumunda ne olduğuna ve muadilleriyle arasındaki farklara kadar bütün yönleriyle ele alacağız. 

1) Ozempic ve Wegovy nedir?

Ozempic ve Wegovy, esasen aynı etkin maddeyi içeren ancak farklı amaçlar için kullanılan ilaçlar. 

Danimarka merkezli ilaç şirketi Novo Nordisk'in satışa sunduğu bu iğnelerin etkin maddesi semaglutid. 

Semaglutid, glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) analogları denen ilaç sınıfında yer alıyor. Bu ilaçlar, vücutta doğal olarak üretilen GLP-1 hormonunu taklit ederek iştahı bastırıyor ve kan şekeri seviyesini düzenleyen insülin düzeyini artırıyor. 

Yemek yedikten sonraki tokluk hissini daha uzun süre koruyor, kan şekeri seviyesinin düşük kalmasını sağlıyor ve kana salınan şeker miktarını azaltıyor.

Birleşik Krallık'taki Imperial College London'dan Simon Cork, "Bu ilaçlar, insan vücudunda halihazırda var olan ve görevi, yemek yedikten sonra iştahı bastırmak olan bir sistemi güçlendiriyor" diye açıklıyor.

GLP-1 analogları aslında pek yeni sayılmaz. Ancak semaglutid, bu sınıftaki diğer ilaçlara kıyasla daha güçlü bir etki yaratmasıyla öne çıkıyor.

Ozempic, tip 2 diyabet tedavisinde kan şekerini düzenleme amacı taşırken, Wegovy ise aşırı kilolu veya obez kişilerde kilo kontrolü için kullanılıyor. İkisi de semaglutid içermesine karşın dozları arasında fark var. 

Diğer yandan aynı maddeyi içerdikleri için Ozempic, zayıflama amacıyla da reçete edilebiliyor. Wegovy daha yüksek dozda kullanıldığı için daha fazla kilo verilmesini sağlıyor gibi görünüyor. Ancak bununla beraber yan etkilerin de daha şiddetli olması riski var. 

Doktorlar duruma göre bu iğneler arasında seçim yaparken, kesinlikle ikisinin beraber kullanılmaması gerektiğinin altını çiziyorlar. 

2) Kilo kaybından kalp sağlığına faydaları neler?

Semaglutid, obeziteyle mücadelede çığır açıcı bir etki yarattığı öne sürülerek pek çok bilim insanı tarafından takdir ediliyor. 

Hakemli dergi Nature Medicine'da 2022'de yayımlanan bir çalışmada Wegovy'nin, diyabeti olmayan obez veya aşırı kilolu kişilerde iki yıl içinde vücut ağırlığının yüzde 15'ine kadar kilo kaybı sağladığı bulunmuştu.

Başka bir araştırmada da daha düşük dozda semaglutidin 4 hafta içinde yüzde 7 civarında kilo kaybı sağladığı kaydedilmiş ve bu etkilerin diyabeti olmayan kişilerde daha kuvvetli olduğu gözlemlenmişti. 

New Scientist'in aktardığı üzere daha önce ameliyat dışındaki yöntemlerle vücut ağırlığının yüzde 5'inin kaybedilmesi kayda değer bir başarı sayılıyordu. 

Fakat zayıflama iğnesi kullanılırken bir yandan diyet ve egzersiz yapılması gerektiğini belirtmekte fayda var. 

Yüksek yağ ve şeker oranına sahip gıdalar, işlenmiş yiyecekler ve alkol tüketiminin büyük ölçüde azaltılması tavsiye ediliyor.

Gastroenterolog ve obezite uzmanı Dr. Lauren Donnangelo şu ifadeleri kullanıyor:

Lif, protein ve sağlıklı yağ oranı yüksek gıdaların hem genel sağlık hem de kilo kaybı için dengeli bir beslenme stratejisinin kilit parçaları olduğunu unutmamak önemli.

Son yıllarda Ozempic ve Wegovy'nin zayıflamanın yanı sıra sağlığa çeşitli şekillerde fayda sağladığına işaret eden pek çok araştırma yayımlanıyor.

Özellikle kalp sağlığına iyi geldiği görülürken, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), obez veya aşırı kilolu kişilerde kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm, kalp krizi ve inme riskini azaltmak için Wegovy'nin kullanılmasına bu yıl onay verdi. 

Ayrıca Novo Nordisk'in yürüttüğü bir araştırmada semaglutidin böbrek hastalıklarına iyi geldiği de gözlemlenmişti. 

Bunların yanı sıra tip 2 diyabet hastalarında kolon kanseri görülme riskini de azalttığı öne sürülüyor. Ayrıca obezite ve diyabetin bilişsel işlevleri etkilediği düşünüldüğünden Ozempic gibi ilaçların Alzheimer'la mücadelede kullanılabileceği iddia ediliyor.

En son bu yıl yapılan bir araştırmada, semaglutidin herhangi bir nedenle ölüm riskini azalttığına dair bulgular edinilmişti.

Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Harlan Krumholz, "Semaglutidin başlangıçta hayal ettiğimizden çok daha geniş kapsamlı faydaları var" diyerek ekliyor: 

Sadece kalp krizlerini önlemiyorlar. Bunlar sağlığı destekliyor. İnsanların sağlığını bu şekilde iyileştirerek aslında yaşlanma sürecini yavaşlatması şaşırtıcı olmaz.

3) Beden ve ruh sağlığına nasıl bir tehdit oluşturuyor?

Zayıflama iğneleri bütün bu "mucizevi" etkileri sunarken çeşitli sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. 

Ozempic veya Wegovy kullanan kişilerin en az yarısı mide bulantısı yaşadığını bildirirken bu yan etki genellikle zaman içinde geçiyor.

Ayrıca kabızlık, ishal, kusma ve karın ağrısı da sıkça gözlemlenen hafif yan etkiler arasında yer alıyor. Uzmanlar bunların birkaç hafta içinde kaybolacağını söylerken, devam etmeleri durumunda daha ciddi bir sorun sözkonusu olabilir. 

Doktorlar, nadiren de olsa bu ilaçların pankreasta iltihaplanmaya yol açabileceğini belirtiyor. 

GLP-1 analogları uzun zamandır tiroit kanseriyle ilişkilendirildiğinden zayıflama iğnelerinin böyle bir risk taşıdığı ifade ediliyor. Bilim insanları özellikle ailesinde bu hastalıktan muzdarip biri olan kişilerin Ozempic ve Wegovy gibi ilaçları kullanmamasını öneriyor.

Bu ilaçların böbrek hastalıklarına iyi gelebileceği gibi bu organlarda aksamalara yol açabileceği de görülüyor.

Ayrıca yakın zamanda fareler üzerinde yapılan bir çalışmada zayıflama iğnelerinin kalp kaslarını küçültebileceği öne sürülmüştü. 

Diğer ciddi yan etkiler arasında safra kesesi rahatsızlıkları, düşük kan şekeri ve bağırsak düğümlenmesi yer alıyor. 

Temmuzda yapılan bir araştırmada semaglutidin körlüğe neden olabileceği de öne sürülmüştü.

100 binde 10 gibi düşük oranda görülen bu nadir hastalık, optik sinire giden kan akışının azalması sonucu bir gözde acısız ve ani bir körlüğe yol açıyor. Görme becerisi çoğu zaman geri getirilemiyor. 

Hakemli dergi JAMA Ophthalmology'de yayımlanan çalışmada, semaglutid kullanan hastalarda bu nadir göz probleminin daha sık görüldüğü kaydedilmiş ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.

Zayıflama iğnelerinin ruh sağlığı sorunları ve intihar düşüncelerini tetiklemesiyse bir diğer tartışma konusu. 

Semaglutid kullananlar, başka kilo verme ilaçları kullananlara kıyasla bu tür şikayetleri daha sık dile getirirken, konu üzerine yapılan araştırmalarda farklı sonuçlar elde ediliyor.

Bazı çalışmalarda Ozempic ve Wegovy'nin intihar düşüncelerini azalttığı iddia edilirken, iğneleri kullanan pek çok kişide depresyon ve anksiyete belirtileri görülmesi ikisi arasında bir bağlantı olduğunu akla getiriyor.

Diyabet nedeniyle Ozempic almaya başlayan Jenny Kent, birkaç ay sonra kilo kaybı ve kan şekeri seviyelerinde olumlu gelişmeler görse de ruh hali için aynı şeyi söyleyemiyor.

Sürekli bunalmış hissettiğini ve ağladığını ifade eden Kent, bir süre sonra doktoruyla konuşup ilacı bırakmış. Ardından ruh halinin iyiye gittiğini görse de bunun Ozempic'i bırakmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığından emin değil. 

Yazar Johann Hari de semaglutidin umduğu zayıflama etkisini gösterdiğini ancak yaratacağı psikolojik etkiyi öngöremediğini söylüyor.

Hari "İlacı aldığım ilk 6 ay boyunca istediğim oluyordu; çok fazla kilo veriyordum, sırt ağrılarım geçmişti, her türlü iyi şey oldu" diyerek ekliyor:

Ama aslında duygularımda bir iyileşme hissetmiyordum. Aksine, biraz daha kötü hissediyordum.

Yazar bu hislerin, özellikle stresle başa çıkmak için istediği gibi yemek yeme imkanının olmamasından kaynaklandığını düşünüyor.

Zayıflama iğneleriyle ilgili durumu "kitlesel bir deneye" benzeten Hari, bunu da şöyle açıklıyor:

Ben iki deneyin parçasıyım, sadece bir deneyin değil. Bizi çok daha fazla obez yapan deneyin parçasıydım. Şimdi de ilaç kullanarak bunu tersine çeviren deneyin parçasıyım.

Ozempic ve Wegowy gibi ilaçların fiziksel yan etkileri arasındaysa deri sarkması ve saç dökülmesi yer alıyor.

Uzmanlar bunları hızlı kilo kaybına bağlarken, sarkmış derilerin egzersizle veya gerektiğinde ameliyatla toparlanabileceğini ifade ediyor. 

Saç dökülmesiyse kilo kaybı dengelendiğinde genellikle dursa da dökülen saçlar her zaman yeniden çıkmayabiliyor.

4) Neden herkeste işe yaramıyor?

Zayıflama iğneleri klinik testlerde büyük başarı göstermesine ve pek çok kişi istedikleri gibi kilo verdiğini bildirmesine karşın herkes için durum böyle değil. 

ABD'deki Hackensack Üniversitesi Tıp Merkezi'nde Kilo Kaybı ve Metabolik Sağlık Merkezi Direktörü Dr. Hans Schmidt, hastalarının yüzde 15'inin GLP-1 analoglarına olumlu yanıt vermediğini söylüyor. 

Bazıları haftada bir yapılması gereken iğneleri düzenli uygulamadığı için kilo vermiyor. Dr. Schmidt "Eğer bir sonuç elde etmiyorsanız ve yan etkilere maruz kalıyorsanız, ilaç kullanmanız için bir neden yok demektir" diye konuşuyor.

Diğer yandan bu ilaçları haftalarca kullanıp yine de zayıflamayanlar da var. Tek bir ilaç genellikle herkeste aynı etkileri yaratmaz ancak bilim insanları farklılıkların tam olarak neyden kaynaklandığını söyleyemiyor.

Michigan Üniversitesi'nden endokrinolog Amy Rothberg "Pek çok şey kişinin fizyolojisi ve biyolojisine bağlı. Bir ilacın herkese uygun olmasını bekleyemeyiz" diyor.

Bununla beraber farklılıkların arkasında dozun düşük gelmesi, egzersiz ve sağlıklı beslenmeyle sürecin desteklenmemesi, yeterince iyi uyunmaması veya stres gibi nedenler olabilir.

Uzmanlar Ozempic ve Wegowy gibi ilaçların "sihirli değnek" olmadığının ve esasen zayıflamaya destek olan bir rol üstlendiğinin altını çiziyor.

Ayrıca diyabet hastalarında kilo kaybı daha az gözlemlenirken, aynı zamanda farklı ilaçlar kullanmanın da zayıflamanın önüne geçmesi muhtemel.

Zayıflama iğnelerinden istenen sonuç alınsa bile bu kazanımların kalıcı olmayabileceğini belirtmekte de fayda var. 

Çeşitli araştırmalar bu ilaçları kullanmayı bırakan çoğu kişinin, iştahın geri gelmesiyle tekrar kilo aldığını gösteriyor.

Uzmanlar genellikle başlangıç kilosuna geri dönülmediğini söylüyor. 2022 tarihli bir çalışmada semaglutid alan katılımcıların yarısı, ilacı iki yıl boyunca bıraktıktan sonra bile verdiği kiloların tamamını geri almadı. 

Pittsburgh Üniversitesi'nden Dr. Walid Gellad, "Bu ilaçları ne kadar süre kullanmanız gerektiğini kimse bilmiyor" diyor.

5) Ozempic ve Wegovy'nin muadilleri daha mı iyi?

Uzmanlar, semaglutid kullanarak kilo veremeyen bazı kişilerin ilaç değiştirmesinin faydalı sonuçlar doğurabileceğini söylüyor. 

Novo Nordisk'in semaglutidi bulmasıyla "obeziteyle mücadelede yeni bir çağ başladığı" söylenirken, kısa süre sonra Eli Lilly de kendi GLP-1 analoguyla piyasaya girdi.

ABD merkezli ilaç şirketinin tirzepatid etkin maddesini içeren iki ilacı mevcut: diyabet hastalarına verilen Mounjaro ve aşırı kilo veya obeziteye karşı kullanılan Zepbound.

Esasen aynı şekilde çalışan semaglutid ve tirzepatid arasında çok büyük farklar yok. Diğer yandan son zamanlarda yapılan araştırmalar Eli Lilly iğnelerinin Danimarkalı rakibinden daha etkili olduğunu gösteriyor.

72 hafta süren bir deneyde Wegovy kullananların, vücut ağırlığının yüzde 14'ünü, Zepbound kullananların ise yüzde 20'sini kaybettiği gözlemlendi.

Bununla beraber Mounjaro ve Zepbound'ın yan etkilerinin, Ozempic ve Wegovy'le büyük ölçüde aynı olduğunu belirtmekte fayda var. 

Şubatta iki şirkete, mide felci ve bağırsak düğümlenmesi gibi riskleri açıkça belirtmekleri gerekçesiyle ABD'deki bir mahkemede en az 55 dava açılmıştı.

Zayıflama iğnelerinin yanı sıra kilo vermeyi desteklemesi için geliştirilen Contrave ve Qsymia gibi haplar da mevcut. Ancak bunlar aynı seviyede kilo kaybı sağlamadığı gibi kusma, ishal, ağız kuruluğu ve karıncalanma gibi yan etkilere de neden olabiliyor.

Halihazırda Novo Nordisk ve Eli Lilly piyasaya hükmetse de obezitenin dünya çapında gittikçe daha ciddi bir sorun haline gelmesiyle başka ilaç şirketleri de yarışa giriyor. 

İki dev şirketin yoğun talep nedeniyle tedarik sorunları yaşamasının yanı sıra yüksek fiyatları nedeniyle de yakın zamanda hem iğne hem de hap formunda çeşitli yeni ilaçların raflarda yerini alması bekleniyor.

Logos'un bu haftaki yazısına son verirken, her şeyin başının sağlık olduğunu ve zayıflamak için herhangi bir takviye kullanmadan önce kesinlikle doktor görüşüne başvurmanız gerektiğini hatırlatmak isteriz. 

Bir sonraki yazıda görüşene kadar bu soğuk kış günlerinde sağlığınıza dikkat edin ve merakla kalın!

Independent Türkçe



Fast food devleri müşteri çekmek için geçmişe dönüyor

Burger King, McDonald's ve önde gelen diğer fast food zincirleri, yapay zeka ve teknoloji odaklı gelişmelerle müşterilerin insan odaklı misafirperverlik tercihleri arasındaki dengeyi gözden geçiriyor (AFP)
Burger King, McDonald's ve önde gelen diğer fast food zincirleri, yapay zeka ve teknoloji odaklı gelişmelerle müşterilerin insan odaklı misafirperverlik tercihleri arasındaki dengeyi gözden geçiriyor (AFP)
TT

Fast food devleri müşteri çekmek için geçmişe dönüyor

Burger King, McDonald's ve önde gelen diğer fast food zincirleri, yapay zeka ve teknoloji odaklı gelişmelerle müşterilerin insan odaklı misafirperverlik tercihleri arasındaki dengeyi gözden geçiriyor (AFP)
Burger King, McDonald's ve önde gelen diğer fast food zincirleri, yapay zeka ve teknoloji odaklı gelişmelerle müşterilerin insan odaklı misafirperverlik tercihleri arasındaki dengeyi gözden geçiriyor (AFP)

J.R. Duren Tüketici ve Kişisel Finans Editörü 

Fast food sektörünün son 10 yılı, otomasyonun nasıl geliştiğinin bir örneği oldu.

McDonald's, müşterilerin tezgahtaki personeli beklemek yerine sipariş verebilmeleri için mağaza içi kioskları 2016'da kullanıma sunmuştu. Wendy's ise insan müdahalesi gerektirmeyen yapay zeka tabanlı arabaya servis sistemi "FreshAI"ı 2023'te piyasaya sürmüştü

Ancak The Wall Street Journal'da (WSJ) bu hafta yayımlanan bir habere göre rüzgar tersine dönüyor ve insan etkileşimine ilgi artıyor.

WSJ'ye konuşan Burger King Başkanı Tom Curtis, "[Müşteriler] güler yüz görmek istiyor" dedi. 

Buna önem vermeliyiz çünkü bu unsur fast food sektöründe giderek azalıyor.

Fast food zincirleri, arabaya servis gibi sipariş sistemlerine dijital kioskları ve yapay zekayı hızla entegre etse de müşteriler başka bir insanla iletişim kurmayı yeğlediklerin söylüyor.

Fortune'un temmuzda yayımladığı habere göre, müşterilerin yaklaşık yüzde 80'i yapay zeka ajanı yerine bir insandan sipariş vermeyi tercih ediyor.

Şikago merkezli sosisli sandviç zinciri Portillo's, personelle müşteri arasındaki etkileşimi iyileştirmek için işleyişini değiştiren işletmelerden biri.

Fast food sektörü üzerine yayın yapan QSR Magazine'in 2024 tarihli yazısına göre şirket, arabaya servis hizmetinde Chick-fil-A'in uyguladığı yaklaşımı benimsedi; yani, geleneksel menü ve hoparlör kullanımı yerine siparişleri almak üzere personeli dışarıya gönderdi.

Portillo's, arabaya servis kuyruğunda bekleyen müşterilerle nasıl sohbet başlatılacağını çalışanlara öğretmeleri için baristalar da işe aldı.

Portillo's Saha Operasyonları Başkan Yardımcısı Mike Roman, QSR'a yaptığı açıklamada, "Bunu konuşup 'Pekala, misafirle gerçekten iyi bir sohbet etmenizi istiyoruz' demek kolay iş" ifadelerini kullanmıştı.

Ancak başka birinin bunu yaptığını ve bunun müşteri üzerinde yaratabileceği etkiyi gerçekten gördüklerinde, bu onların zihninde cuk oturuyor ve büyük bir fark yaratıyor. Her sohbetin samimi olmasını istiyoruz.

Burger King, insanlar arası etkileşimlere ağırlık vermek için restoranlarının düzenini değiştiriyor. Şirketten bir yönetici perşembe günü The Wall Street Journal'a yaptığı açıklamada, "Buna önem vermeliyiz çünkü bu unsur fast food sektöründe giderek azalıyor" dedi (Burger King)
Burger King, insanlar arası etkileşimlere ağırlık vermek için restoranlarının düzenini değiştiriyor. Şirketten bir yönetici perşembe günü The Wall Street Journal'a yaptığı açıklamada, "Buna önem vermeliyiz çünkü bu unsur fast food sektöründe giderek azalıyor" dedi (Burger King)

WSJ'nin haberine göre McDonald's, Burger King, Starbucks ve Wendy's gibi büyük markalar da personel-müşteri etkileşimlerine ağırlık veren yeni girişimlere hazırlanıyor.

WSJ, bu değişikliklerin "enerjik karşılamalardan" tezgahtaki personelin şikayetleri dinlemeye hazır olmasını sağlamaya ve siparişlerin doğruluğunu iki kez kontrol etmeye kadar uzandığını bildiriyor.

Sektör bülteni The Prep'in ağustosta yayımladığı bir değerlendirmede, daha insani bir restoran deneyimine doğru atılan bu adımın, sorumluluk, muhakeme ve gözlem gibi yapay zekanın sunamayacağı temel nitelikleri ön plana çıkardığı belirtilmişti.

Bültende, "Restoranlar yapay zekayı benimseme yarışına girerken işletmeciler, müşterilerin para ödediği asıl şeye, yani misafirperverliğe otomasyon getirme konusunda dikkatli olmalı" ifadeleri yer almıştı.

Teknoloji, hazırlık sürecini iyileştirebilir, israfı azaltabilir ve idari işleri ortadan kaldırabilir ancak misafir deneyiminden insan etkileşimini çıkarmak, ürünün kendisini, yani bağı ortadan kaldırma riski taşıyor.

Independent Türkçe, independent.co.uk/us


Çin'de keşfedilen fosiller, gizemli insan türünün yaşamına ışık tuttu

Bianfu Mağarası'nda kafatası kemiği bulunan Denisovalıların, modern insanlarla çiftleştiği biliniyor (Song Xing)
Bianfu Mağarası'nda kafatası kemiği bulunan Denisovalıların, modern insanlarla çiftleştiği biliniyor (Song Xing)
TT

Çin'de keşfedilen fosiller, gizemli insan türünün yaşamına ışık tuttu

Bianfu Mağarası'nda kafatası kemiği bulunan Denisovalıların, modern insanlarla çiftleştiği biliniyor (Song Xing)
Bianfu Mağarası'nda kafatası kemiği bulunan Denisovalıların, modern insanlarla çiftleştiği biliniyor (Song Xing)

Çin'in güneybatısında keşfedilen Denisova insanı kemikleri, bu gizemli türün yaşantısına ışık tutuyor. Bulgular arasında bu insan türüne ait bilinen ilk ön kol kemiği de yer alıyor.

Neandertallerle birlikte modern insanların (Homo sapiens) en yakın akrabalarından olan Denisova insanlarının varlığı, 2010 gibi nispeten geç bir tarihte tespit edilmişti. 

Sibirya'daki Denisova Mağarası'nda bulunan bir parmak kemiği sayesinde tanımlanan bu türe ait kaburga kemiği, diş ve çene parçası gibi başka fosiller de zaman içinde ortaya çıktı. 

Ancak en az 200 bin yıl önce ortaya çıktığı ve yaklaşık 30 bin yıl önce yok olduğu düşünülen bu grup hakkında bilim insanlarının elinde hâlâ çok az bilgi var. Geçen yıla kadar Denisova insanlarının yüzünün neye benzediği bile bilinmiyordu.

Çin Bilimler Akademisi'nden Qiaomei Fu ve ekibi, Çin'in güneybatısındaki bir mağaradaki 60 bin memeli kemiğin arasından Denisova kalıntıları bularak önemli bir keşfe imza attı.

Bilim insanları Yünnan eyaletindeki Bianfu Mağarası'nda Denisova insanlarına ait 4 diş, iki kafatası parçası ve ön kol kemiğini ortaya çıkardı. 

Araştırmacılar, kalıntılarda hiçbir antik DNA saptayamadı ancak proteinleri oluşturan amino asit varyantları, örneklerin Denisova insanlarına ait olduğunu gösteriyor.

Bulguları iki ayrı makale halinde hakemli dergi Nature'da dün (9 Eylül) yayımlanan çalışmaya göre bu insan türüne ait ilk ön kol kemiği keşfedildi.

Yaklaşık 4,5 santimetre uzunluğundaki örnek, bileğin başparmak tarafından dirseğe kadar uzanan radius kemiğinin parçasıydı. 

Sadece dirsek tarafı korunan kemik üzerindeki incelemeler, Denisovalıların pazı kasının bağlantı noktasının modern insanlara göre kemikte daha geride olduğunu gösterdi. Bu da Denisova insanlarının, avuç içi yukarı bakacak şekilde kollarını bükerken modern insanlardan daha fazla kuvvet üretebildiğine işaret ediyor.

dfrgth
Mağarada bulunan radius kemiği, Denisovalılara ait bilinen ilk ön kol kemiği (Song Xing)

Mağarada bu kalıntıların yanı sıra 1300'den fazla taş alet de ortaya çıkarıldı. Kemikler 167 bin ila 134 bin yıl öncesine tarihlenirken, aletler 190 bin ila 70 bin yıl öncesine kadar uzanıyordu. 

Bilim insanları aletlerin çok karmaşık olmadığını ve muhtemelen doğaçlama bir yaklaşımla üretildiklerini söylüyor. Mağaradaki örneklere bakılırsa Denisovalılar, Homo sapiens kadar belirli biçim ve üretim tekniklerine bağlı kalmamış.

İki makalenin de ortak yazarı Hao Li, eserleri "amacına uygun bir teknoloji" olarak tanımlıyor:

'Basit' diyemem çünkü burada esnek bir uyarlama var. Taş aletlere fazla zaman harcamıyorlardı.

Çalışmaya göre manda, bizona benzeyen gaur, kızıl ve sika geyikleri gibi büyük hayvanları avlayan bu insan türünün aletlerden istediği verimi aldığı söylenebilir.

Bianfu Mağarası'nda ortaya çıkan son bulgular, Denisova insanlarının ilk keşfedildikleri kuzey bölgelerinin çok ötesinde de yaşadığına ve sanılandan çok daha güneyde modern insanlarla karşılaşıp çiftleşmiş olabileceklerine işaret ediyor.

Bilim insanları ayrıca bu mağarada Denisova insanlarının uzun süre boyunca tek başlarına yaşadığını düşünüyor. 

Denisova Mağarası'nda Homo sapiens ve Neandertallerin de yaşadığı ve bu grupların birbiriyle etkileşimde bulunduğu bilindiğinden, buradaki bulgular Denisova insanlarının yaşantısı hakkında yeterince fikir vermiyordu.

Çalışmada yer almayan paleoantropolog Ryan McRae, incelenen kazı alanı hakkında şu ifadeleri kullanıyor:

Bize Denisova insanlarının önemli bir zaman dilimi boyunca tek bir yerde yaşadığını anlatırken, onlar hakkındaki anlayışımızdaki bazı coğrafi boşlukları da dolduruyor.

Bu gizemli insan türünün yaşantısı ve neden yok olduğu gibi cevap bekleyen çok fazla soru hâlâ var. Ancak son bulgular bu gizemin aydınlanmasına katkı sağlıyor. 

Denisova insanlarının keşfinde rol oynayan evrimsel genetikçi Svante Pääbo, yer almadığı son çalışma hakkında, "Kullandıkları teknolojiye dair elde edilen bilgiler beni çok etkiledi" diyerek ekliyor:

Nihayet nasıl yaşadıklarına dair doğrudan bilgiler edinmemiz harika bir şey.

Independent Türkçe, CNN, National Geographic, Discover Magazine, Nature


Ünlü rock grubu kullanıcı adını Meta'nın yapay zeka aracına devretti

Matt Bellamy, müziğinde teknolojinin insanlığı ele geçirmesi temasını işliyor (Wikimedia Commons)
Matt Bellamy, müziğinde teknolojinin insanlığı ele geçirmesi temasını işliyor (Wikimedia Commons)
TT

Ünlü rock grubu kullanıcı adını Meta'nın yapay zeka aracına devretti

Matt Bellamy, müziğinde teknolojinin insanlığı ele geçirmesi temasını işliyor (Wikimedia Commons)
Matt Bellamy, müziğinde teknolojinin insanlığı ele geçirmesi temasını işliyor (Wikimedia Commons)

Rock grubu Muse, Meta'nın bu hafta piyasaya sürdüğü ve yine Muse adını taşıyan yeni kişisel yapay zeka aracına X ve Instagram hesaplarının kullanıcı adlarını devretmiş gibi görünüyor.

Halihazırda sadece ABD'deki kullanıcıların erişimine açılan teknoloji, Facebook ve Instagram'ın ana şirketi tarafından gizlilik ve güvenliğe önem verilerek kullanıma sunuluyor.

Araç; planlama, alışveriş, ödeme ve e-posta gibi günlük işlerde yetişkinlere yardım etmenin yanı sıra "uzun vadeli hedefleri eylem planlarına dönüştürmek" için tasarlandı.

1994'te Devon'da kurulan rock grubu Muse'un hayranları, X'teki kullanıcı adlarının artık @Musetheband olarak değiştiğini, Meta'nın yapay zeka uygulamasının ise grubun önceki kullanıcı adı @Muse'u devraldığını fark etti. Aynı durum Instagram'da da geçerli; grubun kullanıcı adı artık @museband.

Muse, teknoloji tarafından yönetildiğimiz veya beynimizin yıkandığı distopik bir gelecek konusunda uyaran pek çok şarkısıyla tanındığı için birçok kişi bu değişikliğin ironisine de dikkat çekti.

2018 tarihli Simulation Theory albümünün açılış parçası Algorithm'de Bellamy şöyle söylüyor: 

Köle gibi yan / Dişli gibi dön / Simülasyonların içinde hapsolmuşuz / Algoritmalar gelişiyor / Bizi kenara itip tarihe gömüyor.

2015 tarihli albümleri Drones da teknoloji ve bunun sosyal baskı için nasıl kullanılabileceğiyle ilgili korku ve endişelerden büyük ilham almıştı.

Bir hayran, X'te, "Muse'un, makinelerin iktidarı ele geçirmesine karşı bizi uyaran distopik rock albümleri yapmaktan, yapay zekaya satılmaya geçmesi, birinci sınıf bir trajik ironi" diye yazdı.

Başka biri de "NEEEE? MUSE GRUBUNUN kendini bir yapay zeka şirketine satması çılgınca" dedi.

Bir kullanıcıysa şu yorumu yaptı:

Dünyanın en iyi gruplarından birinin, 5 yıl geçmeden ortadan kaybolacak bir yapay zeka sohbet botu için mükemmel kullanıcı adını kaybetmek zorunda kalması delilik. Acaba ne kadar para aldılar?

Değişikliğin temmuzda yapıldığı anlaşılırken bazı hayranlar, grubun sosyal medyada neden böyle bir değişikliğe gittiğini merak ettiklerini belirtiyor.
 

vfgthy
Muse'un X kullanıcı adı, artık eskisi gibi "@Muse" değil (X/Ekran görüntüsü)
scdfg
Yeni yapay zeka aracı Muse artık @Muse kullanıcı adını kullanıyor (X/Ekran görüntüsü)

Bazıları da grubu takip ettikleri için Muse AI hesabını otomatik olarak takip etmeye başladıklarını iddia etti. The Independent bunu doğrulayamadı ancak bu haber yazıldığı sırada Muse AI aracının X'te sadece 11 bin takipçisi varken, Muse grubunun 2,3 milyon takipçisi vardı.

The Independent, görüş almak için Muse (grup) ve Meta temsilcileriyle temasa geçti.

Matt Bellamy'nin solistliğini yaptığı Muse, Birleşik Krallık'ın (BK) son birkaç on yıldaki en büyük rock gruplarından biri.

Grup, sonuncusu bu yıl haziranda çıkarak çoğunlukla olumlu eleştiriler alan The Wow! Signal da dahil 10 stüdyo albümü yayımladı.

Muse ayrıca kasımdan itibaren BK ve Avrupa'da bir turneye çıkacak ve bu turne kapsamında Londra'daki O2 Arena'da da konser verecek.

Independent Türkçe