2024'te yayına giren ve ıskalamamanız gereken 10 dizi

Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (The Worst Person in the World) tanınan Norveçli aktris Renate Reinsve, Presumed Innocent'ta Carolyn Polhemus rolünde (Apple TV+)
Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (The Worst Person in the World) tanınan Norveçli aktris Renate Reinsve, Presumed Innocent'ta Carolyn Polhemus rolünde (Apple TV+)
TT

2024'te yayına giren ve ıskalamamanız gereken 10 dizi

Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (The Worst Person in the World) tanınan Norveçli aktris Renate Reinsve, Presumed Innocent'ta Carolyn Polhemus rolünde (Apple TV+)
Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (The Worst Person in the World) tanınan Norveçli aktris Renate Reinsve, Presumed Innocent'ta Carolyn Polhemus rolünde (Apple TV+)

Yılbaşı ağaçları çoktan kuruldu ve gözümüzü alamadığımız renkli ışıklarla süslenmeye başladı bile. Bu da bir yıla daha veda etmeye hazırlandığımız anlamına geliyor. Geride bıraktığımız 12 ayı nasıl geçirdiğimizi değerlendirmek için mükemmel bir zamanlama... 

Bu yıl bizlere, ekran başında saatlerce keyifle izlediğimiz, bir bölüm bitince diğerine geçmeden edemediğimiz birçok nefis dizi sundu. Beklenmedik hazinelerden başarılı kitap uyarlamalarına, çarpıcı bilimkurgulardan eğlenceli komedilere kadar sayısız dizi izledik. 

Şimdi sıra onlar arasından en iyi ve iz bırakanları seçmeye geldi. Prömiyerini 2024'te yapan ve bu sene izlemediyseniz bile ilerleyen günlerde zaman ayırmanızı önerdiğimiz 10 diziyi sıraladık.

Şimdiden iyi seyirler...

Presumed Innocent

Bir filmi, diziyi ya da kitabı çok sevdiğimde ondan bahsetmeden duramam. Presumed Innocent, bana tam olarak bunu yaptı; susmak bilmedim.

Scott Turow'un çok satan romanından uyarlanan dizinin başrolünde nefis performansıyla akıllara kazınan Jake Gyllenhaal var. 

David E. Kelley tarafından yaratılan bu gizemli hukuk draması, savcı Rusty Sabich'in meslektaşının öldürülmesiyle suçlanmasının ardından yaşanan adli ve kişisel dramayı etkileyici bir şekilde ele alıyor.

zx cv
8 bölümden oluşan Presumed Innocent, prömiyerini 12 Haziran'da Apple TV+'ta yapmıştı (Apple TV+)

İzleyicisine sürekli sorular sorduran gerilim dolu senaryosu ve ince işlenmiş karakter gelişimleri, adaletin doğası, ahlaki ikilemler ve insanın iç çatışmaları hakkında derinlemesine bir bakış sunuyor.

Gyllenhaal'un iniş çıkışlı hikaye boyunca bazen kararan bazense aydınlanan yüz ifadesi olayların gidişatıyla ilgili çok şey anlatıyor. Ruth Negga, Peter Sarsgaard ve Bill Camp'in etkileyici performanslarıyla alkışı hak ediyor. Camp, Rusty'nin hem meslektaşı hem de dostu olarak ayakları yere basan, güvenilir bir duruş sergilerken, Sarsgaard'ın canlandırdığı antagonist savcı, hikayeye intikam arzusu ve dramatik gerilim katıyor. 

Çok katmanlı anlatısıyla insanı içine çeken Presumed Innocent, bence bu yılın en iyisi. 

Shōgun

James Clavell'in 1975 tarihli romanından uyarlanan Shōgun'a Game of Thrones benzetmeleri yapılmış olsa da 10 bölümlük büyüleyici dizi için bu yakıştırmalar basit ve yersiz kalıyor. 

Rachel Kondo ve Justin Marks'ın görkemli destanı, Kanada'da çekilmiş olmasına rağmen Japonya'nın zengin kültürüne ve derin güzelliklerine bir ağıt niteliğinde. 

Edo dönemi Osakası'nda Britanyalı denizci John Blackthorne'un gemisinin karaya oturması ve savaş lordu Torunaga'nın hizmetine girmesiyle iki farklı dünyanın çarpışması mükemmel bir şekilde yansıtılıyor. 

cs
Rotten Tomatoes'da eleştirmenlerin yorumlarına göre 100 üzerinden 99 puan alan Shōgun, halen Disney+'ta yayında (FX)

Modern izleyicilere epey yabancı gelmesi olası gelenek ve kültürler içinde geçen hikaye, kimi zaman neredeyse fantastik bir seyirlik sunuyor.

Dizinin asıl gücü, ne karmaşık entrikalarında ne de dudak ısırtan aksiyon sahnelerinde yatıyor. Shōgun'ın etkisi, merkezindeki akıllara zarar insan hikayelerinde gizli. 

Torunaga'nın gizemli manipülasyonları, Yabushige'nin kişisel çıkarı için utanmazca yaptığı hamleler, Fuji'nin sessiz trajedisi ve Leydi Mariko'nun hüzünlü zarafetiyle bezeli asaleti, diziyi ilk bölümden büyük finale dek büyüleyici kılıyor.

Tek kelimeyle muhteşem.

Say Nothing

Dönem dizilerine ilgi duyuyorsanız, hele bir de Kuzey İrlanda'daki çalkantılı "The Troubles" zamanları ve IRA'in vukuatlarını anlatan yapımlardan hoşlanıyorsanız sizi hızlıca buraya alalım.

Patrick Radden Keefe'nin çok beğenilen aynı adlı kitabından uyarlanan FX dizisi Say Nothing, o dönem Belfast'ta yaşananları, tarihi, siyasi ve kişisel anlatıların sürükleyici bir karışımını inceleyerek işliyor. Çatışmayı, 10 çocuk annesi Jean McConville'in IRA tarafından kaçırılıp öldürülmesi ve bunun ailelerle topluluklar üzerindeki uzun süreli etkileri de dahil olmak üzere belirli olayların merceğinden inceliyor.

cyju
1972'de yaşanan bir kaçırma olayıyla başlayan 9 bölümlük Say Nothing, Disney+ ekranlarından izlenebilir (Disney+)

Uyarlama, Keefe'nin kitabındaki karmaşık dengeyi korurken dönemin keskin gerçeklerini görselleştiren incelikli hikaye anlatımıyla övgüyü hak ediyor. 

Anlatı, gerçek suç ve tarihi drama unsurlarını birleştirerek izleyicileri çatışmanın ahlaki belirsizliklerine ve duygusal ağırlığına çekiyor. Oyuncular, karmaşık karakterlere gerçeklik kazandırmayı başaran güçlü performanslar sergiliyor. Özellikle Lola Petticrew'a kocaman bir alkış. 

Say Nothing kaosa çok kolay sürüklenebilirdi. 40 yıl boyunca bir ileri bir geri zıplayan kurgusu ve izleyicisini çok sayıda karakterin hem genç hem de yaşlı halleriyle tanıştırması onu içinden çıkılmaz bir hale getirebilirdi. Ancak anlattığı hikayeye ve tarihe son derece hakim olduğu için bu yanlışa düşmüyor, izleyicisinin kafasını karıştırmıyor ve sizi hikayenin içine çekiveriyor.  

Travma ve adalet arayışını etkileyici bir şekilde tasvir eden Say Nothing, siyasi çekişmelerin insani bedelini ve çatışma sonrası toplumlarda uzlaşmanın zorluklarını irdelemek isteyenler için birebir. 

Under the Bridge

Yine bir kitap uyarlamasıyla karşınızdayız. Rebecca Godfrey'nin aynı adlı kitabına dayanan Under the Bridge, genç bir kızın trajik ölümünü ve sonrasında yaşananları konu alıyor.

Ana hikaye kasaba halkı, gençler ve ailelerin iç içe geçmiş sırlarını açığa çıkaran bir cinayet davasına odaklanıyor. Polisiye unsurlarla duygusal derinlik arasında denge kurmayı başaran dizinin yaratıcıları, karakterlerin karmaşık ilişkilerini ve kasabanın karanlık yönlerini öne çıkarıyor.

cyjtuk
8 bölümlük mini dizi Under the Bridge, Disney+'ta izleyiciyle buluşuyor (Disney+)

Karmaşık ve katmanlı hikaye anlatımıyla öne çıkan suç draması, gerçek bir olaydan esinlenilmiş olmasıyla daha da etkileyici bir hal alıyor. 

Godfrey'nin kitabından öne çıkan temaları başarıyla görselleştiren Under the Bridge, sunduğu toplumsal eleştiriyle izleyiciye empati kurma şansı da sunuyor.

Oscar adayı Lily Gladstone'un varlığı dizinin en büyük şanslarından biri. Riley Keough, yıllar önce terk ettiği kasabasına dönen Rebecca rolünde izleyicinin karşısına çıkıyor. Under the Bridge, bu noktada Amy Adams'ın 2018 tarihli dizisi Sharp Objects'e de yakınlaşıyor. 

Gladstone'un başarılı performansıyla Emmy adaylığı kazandığını da hatırlatalım.

Baby Reindeer

Richard Gadd'ın aynı adlı otobiyografik tek kişilik gösterisinden uyarlanan Baby Reindeer, bu yılın belki de en çok konuşulan dizisiydi. Bana sorarsanız hak etti de. 

Gadd'ın kendisinin başrolünde yer aldığı, derinlikli kara komedi-drama harmanı, Donny Dunn karakteri üzerinden mizah ve gerilimi dengeli bir şekilde birleştiriyor.

Gadd'ın kendi travmatik deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldığı hikaye, hem saplantılı bir takipçiyi hem de geçmişte yaşanan istismarların yankılarını cesur bir şekilde ele alıyor. 

hytju
Eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden 99 puan almayı başaran Baby Reindeer, halen Netflix'te izlenebilir (Netflix)

İzleyicisini rahatsız edici ancak bir o kadar etkileyici bir yolculuğa çıkaran Emmy ödüllü mini dizi, otobiyografik anlatıların televizyon uyarlamalarında yeni bir çıta belirlerken, travma, sınır ihlalleri ve toplumsal normların sorgulanması gibi temaları da cesurca işliyor.

Hem Gadd'ın hem de saplantılı takipçi Martha rolündeki Jessica Gunning'in performansı, psikolojik derinliğiyle övgüyü hak ediyor.

Baby Reindeer, izlemesi kolay olmayan ama derinlikli hikaye anlatımıyla kaçırılmaması gereken bir mini dizi.

Sugar

Colin Farrell'ın her rolünde olduğu gibi yine harikalar yarattığı Sugar, izleyiciye modern Los Angeles'ta geçen, türler arası bir özel dedektif hikayesi sunuyor. Türler arası derken abartmıyorum: Kara film, western ve hatta bilimkurguyu kapsayan ve gangster entrikalarını da işin içine katan dizide Farrell, gizli bir ajans için çalışan John Sugar adındaki tuhaf bir dedektifi canlandırıyor. 

Şiddetten nefret ediyor ama yeri gelince şiddet uygulamakta üstüne yok. Eski filmlere aşık, ateşli bir sinefil. Savunmasız insanlara ve köpeklereyse hiç kıyamıyor. Böyle bir karakterle karşılaşınca Sugar'ın izleyicisi, kendini "Bu nasıl bir adam böyle" diye sorarken buluyor...

jukı
İlk sezonu 8 bölümden oluşan Sugar, Apple TV+'tan izlenebilir (Apple TV+) 

Mark Protosevich'in yaratıcılığında hazırlanan dizi, klasik noir geleneklerine bağlı bir hikaye sunarken modern bir yaklaşımla tarzını güçlendiriyor. 

Ekim 2024'te ikinci sezon onayını alan Sugar, izleyicilere hiç kuşkusuz daha fazlasını vaat ediyor. Özellikle noir türünü sevenler için Colin Farrell'ın büyüleyici performansıyla şekillenen Sugar kaçırılmaması gereken bir cevher. 

Supacell

Öncelikle belirtmem gerekir ki süper kahraman filmlerinden ve dizilerinden hoşlanmam. Ama yaratıcılığını Rapman'ın üstlendiği Supacell, alışılagelmiş bir süper kahraman hikayesi anlatmıyor. 

Modern Güney Londra'da geçen dizi, sıradan 5 kişinin, orak hücre hastalığına dair ortak aile geçmişleriyle bağlantılı olarak beklenmedik süper güçler kazanmasını konu alıyor. 

tjyukı
Netflix dizisi Supacell, Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden 100 tam puana sahip (Netflix)

Tosin Cole ve Adelayo Adedayo gibi güçlü bir oyuncu kadrosuyla hayat bulan yapım, bu karakterlerin hem birbirlerini bulma çabalarını hem de onları kontrol etmeye çalışan gizli bir organizasyona karşı verdikleri mücadeleyi işliyor.

Süper kahraman türüne getirdiği yenilikçi bakış açısıyla dikkat çeken Supacell, sadece aksiyon değil ırksal profil çıkarma, yoksulluk ve teknoloji bağımlılığı gibi toplumsal meseleleri de ele alıyor. 

Yer yer Heroes zaman zaman da Misfits'i anımsatan dizinin Ağustos 2024'te ikinci sezon onayını kaptığını söylemekte fayda var.  

One Day

Mendilleri hazırlayın, One Day tüm sahiciliğiyle hiç acımadan canınızı yakmaya geliyor... David Nicholls'ın aynı adlı romanından uyarlanan One Day, Edinburgh Üniversitesi'nin mezuniyet balosunda tanışan Emma ve Dexter'ın 14 yıllık ilişkisini konu alıyor. Dizi, zamana yayılan bu hikayeyi incelikle işlerken izleyicisine pek çok duyguyu aynı anda hissettirmeyi başarıyor. 

Zamanın geçişini duygu dolu bir şekilde ekrana taşıyan One Day, samimi anlatımı ve tutkulu romantizmiyle klasik bir aşk hikayesini içinize işleyecek şekilde anlatıyor. 

fghryj
14 bölümden oluşan Netflix dizisi One Day, IMDb kullanıcılarından 10 üzerinden 8,1 gibi yüksek bir puan almayı başardı (Netflix)

Ambika Mod'la Leo Woodall'un başrollerini paylaştığı romantik drama, hem neşeli hem de kasvetli olmayı başarırken gündelik hayatlar, zaaflarımız, nostalji ve insan olmak üzere düşünmenizi de sağlıyor. 

Yüzünüze inecek bir tokat ya da midenize yiyeceğiniz bir yumruk da olsa, One Day'i gözünüzü bile kırpmadan izleyip "İyi ki" diyorsunuz: "İyi ki izledim." 

The Penguin

Yine Colin Farrell yine alkışlar... HBO'nun çok konuşulan suç dizisi The Penguin, Gotham'ın karanlık suç dünyasında Oswald "Oz" Cobblepot'un güç yolculuğunu takip ediyor. Dizi için tanınmaz hale gelen Farrell, beceriksiz ve gaddar bir canavarın ardındaki yaralı ruhun izlerini, bakışlarındaki derinlikle izleyiciye geçiriyor. 

Yağmurların eksik olmadığı karanlık ve kasvetli Gotham, toplumsal çürüme ve yozlaşmayla dolu bir yer olarak bir kez daha derinlemesine keşfedilirken bir yandan da dizideki bir karakter gibi öne çıkıyor.

xctyju
Üç dalda Altın Küre adaylığı kazanan The Penguin, BluTV'de izleyiciyle buluşuyor (HBO)

Şehirdeki güç mücadelesini etkileyici bir şekilde tasvir eden The Penguin, karakterler arasındaki ilişkilerin evrimini izleyicisine başarıyla sunuyor. 

Cristin Milioti'nin performansına da değinmeden geçmemek gerek. Delilik ona pek yaraşmış, Farrell gibi o da gözleriyle konuşuyor.

Baba (The Godfather) ve White Heat gibi gangster klasiklerine yaptığı göndermelerle de dikkat çeken bu Batman'siz Batman hikayesi, girdiği ağır yükün altından başarıyla kalkıyor. 

Black Doves

Aksiyon, casusluk ve duygusal derinliği benzersiz bir anlatıda harmanlayan Black Doves, yıl bitmeden türün meraklıları için hızır gibi yetişti. 

Başrolleri paylaşan Keira Knightley ve Ben Whishaw, üsluplar arasında maharetle hokkabazlık yapabilen Black Doves'un kendisi gibi çift kimlikli olan iki casusa hayat veriyor.

Birleşik Krallık Savunma Bakanı'nın eşi Helen'ın sırlarla dolu geçmişinin su yüzüne çıkmasını anlatan dizide Knightley, yer yer kırılgan bazense güçlü bir karakter çizerek izleyiciyi büyülüyor. 

sdvf
Sarah Lancashire ve Andrew Koji'nin de rol aldığı Black Doves, 5 Aralık'ta Netflix'te yayına girdi (Netflix)

Büyük isimleri küçük ekranda buluşturan yüksek tempolu gerilim, yerinde mizah dokunuşlarıyla da öne çıkıyor. 

Nicelikten çok niteliğe değer veren ve izleyicinin zekasına saygı duyan Black Doves'un 6 bölümü, su gibi akıp gidiyor ve izleyicisini daha fazlasını ister bir halde bırakıyor.



The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
TT

The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)

The Big Bang Theory'nin eski oyuncusu Kunal Nayyar, finansal başarısından dolayı duyduğu minnettarlığı dile getirerek yabancıların GoFundMe sayfalarına bağış yapmaktan ve onların hayatlarını değiştirmeye katkı sağlamaktan keyif aldığını söyledi.

The i Paper'a verdiği röportajda 44 yaşındaki aktör, CBS'in popüler komedi dizisinin 12 sezonunun tamamında astrofizikçi Rajesh Koothrappali'yi canlandırdıktan sonra finansal istikrara ulaştığını açıkladı.

Yayın kuruluşuna konuşan aktör "Para bana daha fazla özgürlük verdi ve en büyük hediye, başkalarına yardım etme, insanların hayatlarını değiştirme imkanı" dedi.

Ayrıca kendisi ve moda tasarımcısı eşi Neha Kapur'un, dezavantajlı kesimdeki gençler için üniversite bursları fonlamak gibi, başkalarına yardım ettikleri bazı nazik davranışları da paylaştı.

Oyuncu "Köpekleri sevdiğimiz için hayvanlara yönelik hayır kurumlarını da destekliyoruz. Ama asıl sevdiğim şey, geceleri GoFundMe'ye girip rasgele ailelerin sağlık masraflarını ödemek" diye ekledi. 

Bu benim maskeli adalet savaşçısı tarafım.

Servetinin kendisine "ağır gelmediğini" ve "yük gibi hissettirmediğini" belirten Nayyar, bunun "evrenin bir lütfu" olduğunu vurguladı. Ayrıca herkes GoFundMe sayfalarına kendisi gibi katkı sunamasa da başkalarını desteklemenin bir yolunu bulmanın mümkün olduğunu savundu.

Aktör "Şu anda insanlar mutlu değil çünkü hepimiz başkalarının düşünceli davranmasını bekliyoruz. Bir başkanın, bir politikacının, bir liderin gelip bize dünya barışını getirmesini bekliyoruz" dedikten sonra başını iki yana salladı. 

Ama komşunuz çayına şeker istemek için kapınıza geldiğinde kapıyı kilitleyip 'Git buradan' derseniz dünya barışı olmaz.

Nayyar 26 yaşındayken Jim Parsons, Kaley Cuoco, Simon Helberg ve Johnny Galecki'yle birlikte The Big Bang Theory'nin kadrosuna alındığında üne kavuştu. Dizinin muazzam bir başarıya ulaşmasıyla Nayyar, sonraki sezonlarda bölüm başına 1 milyon dolar kazanmaya başladı.

Nayyar'ın servet hakkındaki yorumlarının yayımlanmasından sadece bir ay önce Fortune, aktörün net değerinin 45 milyon dolar olduğunu bildirmişti. Yine de Nayyar, yaşam tarzının çoğu insandan epey farklı olduğunu kabul ediyor.

Ocak ayında dergiye verdiği röportajda Nayyar "Benim düzenli bir 9-5 işim yok, bu yüzden durum farklı. Çekim yaparken, programımın kölesi oluyorum" demişti. 

O günler, 6 saatlik molalarla 16 saatlik günlere dönüşebiliyor.

Bu stresli günlerde sakinleşmek için kendi kendine tek bir sözü tekrarlıyormuş:

Teslim ol.

Oyuncu "Bazen kendimi gerçekten bir şeye kafamı vururken bulursam ve her şeyin ters gittiği günlerden biriyse, kendime teslim olmam gerektiğini söylüyorum" diye açıklamıştı. 

Nefes al. Bir ara ver. Ne olacağını görelim.

Independent Türkçe


Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
TT

Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)

Yeni bir depolama türü icat eden bilim insanları, bunun insanlık tarihinin seyrini değiştirebileceğini öne sürüyor.

Bu sistem, bilgiyi kodlamak için lazerle modifiye edilmiş cam kullanıyor. Bilim insanları bu bilginin 10 bin yıldan fazla süreyle saklanabileceğini söylüyor.

Dünya, hiç olmadığı kadar çok bilgi üretiyor. Ancak bu bilgiyi depolamak zor: Örneğin, bilgisayarlarımızın içindeki sabit diskler nispeten hızlı bir şekilde bozuluyor ve bu da ürettiğimiz çok büyük miktardaki bilginin yakında kaybolabileceği korkusuna yol açıyor.

Araştırmacılar geçmişte, bu bilgiyi camda depolamanın gelecekteki medeniyet için onu korumanın faydalı bir yolu olabileceğini öne sürmüştü. Ancak şimdiye kadar bu verileri gerçekten yazmak veya geri getirmek imkansızdı.

Şimdiyse Microsoft'tan Project Silica adlı ekipte çalışan bilim insanları, özel bir lazer kullanarak bunu yapmanın yolunu bulduklarını söylüyor. Lazer, voksel adı verilen üç boyutlu pikselleri cama kodlayabiliyor ve bunu bilgiyi depolamak için kullanabiliyor.

12 santimetre karelik, 2 milimetre derinliğindeki tek bir cam parçasında 4,84 terabayt veri depolanabiliyor. Bu, yaklaşık iki milyon kitaba veya 4K çözünürlükte 5 bin filme eşdeğer.

Deneyler, 290 derece Celsius'ta saklandığında 10 bin yıla kadar dayanabileceğini gösteriyor. Bilim insanları bunun oda sıcaklığında daha da uzun süre dayanabileceği anlamına geldiğini söylüyor.

Ancak mekanik stres veya kimyasallarla aşındırılma nedeniyle hasar görebileceğini, bunun da malzemeyi ve üzerinde depolanan verileri bozacağını belirtiyorlar.

Araştırmaya dahil olmayan bilim insanları bu keşfin, önceki depolama tekniklerine benzer şekilde insanlığın gidişatını değiştirebileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar Feng Chen ve Bo Wu, çalışmaya eşlik eden bir makalede, "[Silika] büyük ölçekte uygulandığında, kehanet kemikleri, ortaçağ parşömenleri veya modern sabit disk gibi bilgi depolama tarihinde dönüm noktası olabilir" diye yazdı.

Bir gün tek bir cam parçası, insan kültürünün ve bilgisinin meşalesini binlerce yıl boyunca taşıyabilir.

Bu çalışma, Nature adlı akademik dergide yayımlanan "Laser writing in glass for dense, fast and efficient archival data storage" (Yoğun, hızlı ve verimli arşiv verisi depolama için cama lazerle yazma) başlıklı makalede anlatıldı.

Independent Türkçe


39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
TT

39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)

Dan Trachtenberg'in yönettiği Predator: Vahşi Topraklar (Predator: Badlands), Hulu'da yönetmenin 2022'de çektiği Prey'den bu yana en büyük film prömiyerine imza atarak platformun yeni bir numarası oldu. Geçen yılın çok konuşulan filmlerinden Vahşi Topraklar, platformdaki ilk 5 gününde dünya genelinde yaklaşık 9 milyon izlenmeye ulaştı.

Geçen sonbaharda vizyona giren film, Kuzey Amerika'da 40 milyon dolar, küreselde ise 80 milyon dolar açılış hasılatıyla serinin rekorunu kırmıştı. 

20th Century ve Disney ortak yapımı bilimkurgu, gişe yolculuğunu da 39 yıllık seri için yine rekor sayılan 184,5 milyon dolarlık küresel hasılatla tamamlamıştı. Predator serisi, toplamda dünya genelinde 925 milyon doların üzerinde gişe geliri elde etti.

Trachtenberg'ün Prey senaristi Patrick Aison'la birlikte geliştirdiği Vahşi Topraklar, 1987'de John McTiernan imzalı Av'la (Predator) başlayan 9 filmlik ikonik seriye yeni bir sayfa açıyor.

Predator: Vahşi Topraklar'da, Dimitrius Schuster-Koloamatangi tarafından canlandırılan yırtıcı Predator Dek, başrolde yer alıyor ve Elle Fanning'in hayat verdiği android Thia'yla bir araya geliyor. 

Hem eleştirmenlerden hem de sinemaseverlerden övgü alan film, klanı tarafından dışlanan Dek'in, Thia'yla beklenmedik bir ittifak kurarak en büyük rakibinin karşısına çıkmasını konu alıyor.

Hulu'nun paylaştığı verilere göre izleyiciler, Disney+ ve Hulu üzerinden Predator serisini dünya genelinde 300 milyon saatin üzerinde izledi. Platform, Disney+ ve Hulu'daki "Predator Creators Collection" seçkisine de 15 yeni video ekledi.

5 Ağustos 2022'de yayına giren Prey, Hulu'ya göre platformun bugüne kadarki "en çok izlenen film prömiyeri" unvanını koruyor. Hulu, filmin ilk hafta sonu performansına ilişkin izlenme verilerini ise açıklamamıştı.

Predator serisi, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor. 

Independent Türkçe, Deadline, The Walt Disney Company