Pandeminin 5. yılı: Sayılar ve sorularla Kovid-19 salgını

Kovid-19 virüsünün en son varyantı Omicron, Kasım 2021'de ortaya çıkmıştı ancak sonrasında çeşitli alt varyantlar da kaydedildi (Unsplash)
Kovid-19 virüsünün en son varyantı Omicron, Kasım 2021'de ortaya çıkmıştı ancak sonrasında çeşitli alt varyantlar da kaydedildi (Unsplash)
TT

Pandeminin 5. yılı: Sayılar ve sorularla Kovid-19 salgını

Kovid-19 virüsünün en son varyantı Omicron, Kasım 2021'de ortaya çıkmıştı ancak sonrasında çeşitli alt varyantlar da kaydedildi (Unsplash)
Kovid-19 virüsünün en son varyantı Omicron, Kasım 2021'de ortaya çıkmıştı ancak sonrasında çeşitli alt varyantlar da kaydedildi (Unsplash)

Bundan 5 yıl önce bu aylarda, dünyadaki neredeyse herkes yeni bir yaşantıya alışmaya çalışıyordu.

Günler birbirine karışmış, işini veya okulunu nasıl yürüteceğini anlamaya çalışıyor, evde dururken oyalanacak bir şeyler arıyor ve bütün bunlara yoğun bir sağlık endişesi eşlik ediyordu.

Kısa sürede "yeni normal" adını alan bu durum, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı hissi uyandırıyordu. 

Çin'in Vuhan kentinde 2019 Kasım'da ortaya çıkan Kovid-19 virüsü, hızla dünyanın geri kalanına yayılmış ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 11 Mart 2020'de pandemi ilan etmişti. Aynı gün Türkiye'deki ilk koronavirüs vakası duyurulmuştu. 

Küresel çapta kritik öneme sahip bu günün 5. yıldönümü vesilesiyle, Logos'ta bu hafta Kovid-19 pandemisinin sağlıktan ekonomiye, eğitimden günlük yaşantıya yarattığı etkileri, salgın ve aşılarla ilgili hâlâ merak edilen konuları ve dünyanın tekrar böyle bir sınava hazır olup olmadığını masaya yatırıyoruz. 

5 yılın ardından durum ne?

Günlük yaşantıya bakınca pandemi sona ermiş gibi görünse de uzmanlar bu konu üzerinde fikir birliği sağlamış değil. 

Karantina uygulamaları artık büyük ölçüde kaldırıldığı ve virüsten hayatını kaybedenlerin sayısı ilk iki yıla göre ciddi derecede azaldığı için salgının geride kaldığını varsaymak normal. Ayrıca DSÖ de Mayıs 2023'te Kovid-19 küresel acil durumunun sona erdiğini duyurmuştu.

Diğer yandan özellikle ABD'de vakaların arttığı dönemler endişe yaratıyor. Türkiye'de hastalığın gidişatına dair güncel bir kayıt yok ancak bazı uzmanlar Eylül 2024'te bir sıçrama yaşandığını düşünüyor.

Bunun yanı sıra virüse yakalanmak eskisi kadar yüksek bir tehlike teşkil etmiyor ancak enfeksiyon, pek çok kişinin hayatını yıllarca esir alabiliyor.

Bilim insanlarının hâlâ anlamaya ve tedavi etmeye çalıştığı uzun Kovid'in dünya çapında 400 milyon kişiyi etkilediği tahmin ediliyor. 

Kovid-19 virüsüne yakalanan herkeste görülebilecek bu kronik hastalıkta yorgunluk, nefes almakta zorlanma, bilişsel becerilerde gerileme ve kalp çarpıntısı gibi semptomlar haftalar, aylar, hatta yıllarca sürebiliyor.

Washington Üniversitesi St. Louis kampüsünden uzun Kovid araştırmacısı Dr. Ziyad Al-Aly "Kalp sorunları, böbrek sorunları ve metabolik sorunları olan hastalar var. Uzun Kovid bazı bireylerde hafif seyredebilir ve engeller yaratmayabilir" diyerek ekliyor:

Ancak bazı durumlarda, insanların yatağa düşmesine ve işlerini kaybetmesine neden olacak kadar ciddi engeller oluşturabilir.

Hangi sorular hâlâ cevap bekliyor?

Pandemi süreciyle ilgili ilk günden beri en çok merak edilen sorulardan biri virüsün nasıl ortaya çıktığı. 

Bilim insanlarının hâlâ kesin bir şekilde çözemediği (ve belki de hiç çözemeyeceği) bu sorunun yanıtı olarak iki teori öne çıkıyor.

En muhtemel senaryo, SARS‐CoV‐2'nin diğer koronavirüsler gibi yarasalarda görüldüğünü, daha sonra rakun köpeği, pangolin ya da bambu sıçanı gibi bir türe bulaştığını ve ardından Vuhan'daki bir hayvan pazarında insanlara sıçradığını savunuyor. 

Özellikle ilk dönemlerde komplo teorisi olduğu gerekçesiyle büyük ölçüde göz ardı edilen bir diğer ihtimalse virüsün laboratuvardan sızdığı veya sızdırıldığı. 

Vuhan'da koronavirüsleri inceleyen birkaç laboratuvar bulunması, bu savı destekliyor. FBI ve CIA'e göre de salgın "yüksek ihtimalle" böyle başladı.

Ancak DSÖ'nün 2021 tarihli raporu, virüsün dolaşıma bir laboratuvar sızıntısı sonucu girmesini "son derece düşük bir ihtimal" diye nitelendiriyor. 

Buna karşın bazı bilim insanları raporun, sızıntı teorisini yeterince önemsemediğini söylüyor. Bir grup araştırmacı Science dergisinde kaleme aldıkları yazıda "Yeterli veri elde edene kadar hem doğal hem de laboratuvar kaynaklı yayılmalarla ilgili hipotezleri ciddiye almalıyız" diye yazmıştı.

sdefrgty
Aşılarda çip olduğu ve kablosuz ağlara bağlanabildiği gibi komplo teorileri epey yaygınlaşmıştı (AP)

Kovid-19 pandemisine dair net bir cevap bulamayan sorulardan biri de kaç kişinin hayatını kaybettiği üzerine. 

Karantina uygulamalarına karşı çıkan bazı komplo teorisyenleri, ölüm sayılarının şişirildiğini iddia etse de uzmanlar gerçek sayının aslında daha yüksek olduğu görüşünde.

Salgında dünya çapında en az 7 milyon, Türkiye'deyse en az 100 bin kişinin hayatını kaybettiği düşünülüyor.

Ancak uzmanlar, kesin ölüm nedeninin belirlenmesinin zorluğundan dolayı virüsün aslında daha fazla hayata mal olduğunu söylüyor. Bir kişi, Kovid'e yakalandıktan sonra organ yetmezliği, kalp krizi gibi nedenlerden öldüğünde ölüm nedeni olarak bunlar yazılabiliyor. Oysa resmi kayda geçen bu nedenler aslında çoğunlukla Kovid-19'un doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. 

Ayrıca virüsün özellikle yaşlıların bünyesini zayıflatarak başka sağlık sorunlarına karşı daha hassas hale getirmesi de mümkün. 

Aşılar kalp krizine yol açıyor mu?

Kovid-19 ve virüse karşı geliştirilen aşılarla ilgili hâlâ endişe uyandıran bir diğer konuysa kalp sağlığıyla ilgili. 

Özellikle aşıların, genç ve ergenlerde kalp krizi vakalarının artmasına yol açtığı öne sürülüyor. 

Genç nüfusta kalp krizi vakalarının gerçekten artmasına karşın bu eğilimin aşılardan kaynaklandığını söylemek pek mümkün görünmüyor. Bunun birinci nedeni, artışın pandemiden önceye dayanması. 2019 tarihli bir araştırmada, 40 yaşın altındaki kişilerde kalp krizlerinin son 10 yılda arttığı bulunmuştu. 

Bilim insanları bu durumun işlenmiş gıdalar tüketmek, obezite, hareketsiz yaşam, sigara ve uyuşturucu kullanımı ve yüksek tansiyonun fark edilmemesi gibi etmenlerden kaynaklanabileceğini söylüyor.

Diğer yandan bazı araştırmalar, Kovid-19 mRNA aşılarıyla miyokardit ve perikardit riskinin artması arasında bir bağlantıya işaret ediyor. Miyokardit kalp kasının iltihaplanması, perikardit ise kalbin etrafındaki zarın iltihaplanmasına karşılık geliyor. Aşının ikinci dozunun ardından özellikle 25 yaş altı erkeklerde miyokardit riski artıyor gibi görünüyor.

Fakat ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri'nin bir araştırması mRNA aşılarıyla, gençlerdeki kalp sorunlarının artması arasında yeterince güçlü bir ilişki saptayamamıştı.

Ayrıca bilim insanları aşıdan ziyade, virüsün kendisinin kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini artırdığını belirtiyor. 

Geçen yıl yapılan bir araştırmada pandeminin başında Kovid-19'a yakalanan kişilerin kalp ve damar hastalığına yakalanma riskinin, enfekte olmayanlardan iki kat yüksek olduğu tespit edilmişti.

Bilim insanları aşı olmanın, kalp krizi ve felç de dahil olmak üzere bu sorunları yaşama ihtimalini düşürdüğünü söylüyor. Hakemli dergi Nature Communications'ta 2024'te yayımlanan başka bir çalışmada, kalp krizi ve felç görülme sıklığının, aşının ilk dozundan sonra yüzde 10, ikinci dozun ardından da AstraZeneca'da yüzde 27 ve BioNTech'te yüzde 20 kadar daha düşük olduğu bulunmuştu.

Bu nedenle uzmanlar, çoğu kişi için Kovid-19 aşısı yaptırmanın faydalarının olası risklerinden çok daha ağır bastığını söylüyor. 

Sağlık sistemi nasıl etkilendi?

Pandemi dünya çapında sektörleri, günlük yaşantıyı, ekonomiyi kayda değer derecede etkilerken, sürecin özellikle ilk dönemlerinde sağlık sistemi büyük bir darbe aldı.

Pek çok ülkede, virüsün hızla yayılması karşısında yeterli altyapı ve görevlinin bulunmaması dünyanın böyle bir krize karşı ne kadar savunmasız olduğunu gözler önüne serdi. 

Türk Tabipleri Birliği'nin pandeminin 6. ayında yayımladığı rapora göre, Türkiye'nin daha ağır kayıplar vermemesinin arkasında "Sağlık Bakanlığı'nın bütün hazırlıksızlığına karşın hızla organize olarak daha fazla ölümlerin gerçekleşmesinin önüne geçen, 'her şeye rağmen ayakta kalmayı başarabilen' köklü, büyük kamu hastaneleri ve kamucu/toplumcu hekimlik geleneği" yatıyor.

Salgının doğrudan yarattığı sağlık sorunlarının yanı sıra temel sağlık hizmetlerinin aksaması sonucu, diğer hastalıklardan kaynaklanan riskler de çeşitli ülkelerde artış gösterdi.

Yapılan araştırmalar, acil olmadığı düşünülen hizmetlerin iptali veya ertelenmesi, ulaşım ve sokağa çıkma kısıtlamaları veya virüse yakalanmaktan korkan kişilerin hastaneye gitmemesiyle, diğer hastalıklara yönelik uygulamalarda küresel çapta aksama yaşandığına işaret ediyor.

Dönemin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2021 Haziran'da yaptığı açıklamada "Salgın süresince salgından yaklaşık 50 bin insanımızı kaybettik. Salgın sebebiyle ertelenen sağlık hizmetleri sebebiyle yaşadığımız kayıp ise bundan çok daha büyük" diyerek eklemişti:

Örneğin, kalp krizi teşhisleri salgın döneminde yüzde 56 azalmasına rağmen kalp krizine bağlı ölümler yüzde 10'dan fazla artış gösterdi. Bu durumun temel sebebi salgın döneminde sağlık hizmetine ulaşımın yavaşlaması ya da salgın dışındaki sebeplerden hastanelere gitmekten imtina edilmesi.

Pandeminin sağlık sektöründeki kalıcı etilerine bakınca, diğer alanlardaki gibi teknolojinin benimsenmesi öne çıkıyor. Özellikle doktorlarla uzaktan iletişim kurarak muayene olmak bu dönemde ihtiyaç haline gelirken, gittikçe daha fazla yaygınlaşıyor.

Dünya ekonomisinde nasıl bir değişime yol açtı?

Salgını önleme çabaları, karantina uygulamaları, işsizlik gibi nedenlerden dolayı Kovid-19 pandemisi ekonomide büyük bir sarsıntı yaratırken, tüketici alışkanları ve çalışma biçimlerini de dönüştürdü.

Dünya bu sürecin etkilerini yaşamaya devam ederken, ciddi bir enflasyonla boğuşuyor. Pandemi sırasında tüm dünya merkez bankalarının ekonomiyi ayakta tutmak için aşırı para basması, karantina sonrası harcamalar, hükümet teşvik paketleri, işgücü ve hammadde kıtlığının tetiklediği enflasyon, 2022'de birçok ülkede zirve yaptı.

Reuters'ın aktardığı üzere ülkelerin refah ve geçim kaynaklarını korumak için borçlanmasının ardından, küresel kamu borcu 2020'den bu yana yüzde 12 artış gösterdi.

Konaklama, gıda hizmetleri ve imalat gibi, salgında büyük darbe alan sektörlerde kadın istihdamının yüksek olması ve evdeki çocuklara bakma yükünü genellikle annelerin üstlenmesi nedeniyle, özellikle kadınların işgücüne katılımı pandemiyle birlikte azaldı. Cinsiyetler arası istihdam farkının 2020'den itibaren pek kapanmadığı bildiriliyor.

fdrgt
Turizm sektörü kısıtlamalar sonucu pandemiden ciddi bir darbe alırken, artık büyük ölçüde toparlandığı söylenebilir (Reuters)

Kovid-19'un ilk akla gelen kalıcı etkilerinden biri de uzaktan çalışma sisteminin benimsenmesi. LinkedIn'de kıdemli ekonomist olan Kory Kantenga, "Pandemi, hepimizin evden çalışabileceğini gösterdi" diyor. 

Pek çok şirket tamamen uzaktan veya hibrit çalışmayı uygulamaya devam ederken, imalat veya hizmet gibi sektörlerdeki işçiler genellikle bu imkana sahip olamıyor. 

Bu sistemin ev fiyat ve kiralarını artırırken, ofis kiralarında düşüşe yol açtığı aktarılıyor.

Uzaktan çalışmanın üretkenliği düşürüp düşürmediğine dair de bir tartışma var. Araştırmalar çok farklı sonuçlara ulaşırken, bazıları iyi bazıları kötü geldiğini öne sürüyor.

Stanford Üniversitesi'nden ekonomist ve uzaktan çalışma uzmanı Nick Bloom, bu durumu çalışanların organize edilme biçimine bağlıyor:

Eğer iyi bir yönetim ve teşvikle tamamen uzaktan çalışmayı ayarlarsanız ve insanlar yüz yüze görüşürse, bu işe yarayabilir. İşe yaramıyor gibi görünen şey ise insanları hiç yüz yüze görüşmeden evlerine göndermek.

Pandeminin ekonomik alanda yarattığı kalıcı bir değişim de internetten alışverişte sıçrama yaşanması. Salgında e-ticaret şirketleri, aşı firmalarıyla birlikte en çok kazanç sağlayan sektörler arasına girerken, salgın kısıtlamaları sonrası da bu eğilim devam etti.

Ayrıca Forbes'un aktardığı üzere anlık bir hevesle alışveriş yapma oranı da pandemide epey yükseldi. Pandeminin yarattığı kontrol kaybı ve korku, insanların huzuru başka bir yerde aramasına yol açmış görünüyor.

Eğitime etkisi iyi mi, kötü mü oldu?

Virüsün yayılmaya başlamasıyla birlikte okulların kapanması hem eğitim alma biçiminde uzun vadeli etkiler yarattı hem de çocuk ve gençlerin gelişiminde iz bıraktı. 

Uzaktan eğitim sayesinde öğretmen ve öğrenciler yeni araçlar kullanmaya başladı ve eğitime daha kolay bir şekilde ulaşılabileceği anlaşıldı.

Ayrıca ebeveynler, evde kalan çocuklarına yemek yapma veya resim çizme gibi yeni alışkanlıklar kazandırma imkanı buldu.

Diğer yandan her yaştan öğrenci, sosyal ortamından kopmanın sancısını çekti. Ayrıca ekonomik yetersizlikler nedeniyle çevrimiçi derse giremeyen çocuklar, eğitiminden geri kaldı. 

Bazı uzmanlar bu süreçte, kız çocuklarının ev işleri yapmaya itildiği ve erken yaşta evlendirilme riskiyle karşılaştığını dile getiriyor. 2022'de UNICEF, dünya genelinde 11 milyonu aşkın kız çocuğunun, salgın sonrasında okula dönmeme ihtimali olduğunu belirtmişti.

Bunların yanı sıra ders sürelerinin kısalması, pandeminin başındaki ani geçişte yeni düzene ayak uydurmada zorluk yaşanması ve öğrencilerin sınıf ortamındaki verimi bilgisayar ekranından alamaması gibi sorunlara dikkat çekiliyor.

Artık yüz yüze eğitime geçilmesine karşın uzmanlar, bu dönemin çocukların öğrenme becerilerini etkilediğini ifade ediyor. Ayrıca Çin'de yapılan bir araştırmada üniversite öğrencilerinin de 2019-2022 döneminde akademik başarısının kayda değer derecede düştüğü gözlemlenmişti.

Eğitimin daha alt kademelerinde öğrencilerin notlarında gerileme göze çarparken, uzmanlar gelişimsel sorunlara da dikkat çekiyor.

Harvard Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nden Heather Hill şu ifadeleri kullanıyor:

Öğretmenler sınıfa geri döndüklerinde, 'Vay canına, bu çocuklar nasıl öğrenci olunacağını unutmuş' dedi ve ilk fark edilen şeylerden biri, davranış sorunlarındaki artıştı.

Hayatın geri kalanını nasıl dönüştürdü?

Küresel çapta bir sağlık krizi yaşanması ve sosyal yaşantının felç olması elbette hayatı çok çeşitli yönlerden değiştiren bir olaydı. 

Bir yandan bu endişe dolu ortam ruh sağlığını kötü etkiliyor, diğer yandan insanlar, fırıncılık becerilerini geliştirmek veya yeni bir dil öğrenmek gibi faydalı uğraşlar arıyordu. 

Sosyal yaşantı artık pandemi öncesi zamanlara geri dönmesine karşın, sürecin toplumda uzun vadeli etkileri olduğu da görülüyor.

Bunlar arasında insanların sağlığına daha fazla dikkat etmesi göze çarparken, ruh sağlığının öneminin de arttığı söylenebilir. 

Uzmanlar pandemi döneminde artan psikolojik sıkıntıların, bu sorunların daha fazla konuşulmasına alan açtığını ve çevrimiçi terapi uygulamaları sayesinde daha çok kişinin bu hizmetlere erişebildiğini söylüyor. 

Yaşantının büyük ölçüde internet ortamına taşındığı bu dönemin miraslarından biri de Zoom gibi platformlar oldu. Çevrimiçi görüşmeler daha önce de yapılıyordu ancak pandemiden itibaren hem uzak yerlerde yaşayan yakınlarla hem de eğitim, toplantı gibi nedenlerle bu araçlara başvurmak daha yaygın bir hal aldı.

Bu dönemde sosyal medyada yanlış bilgilerin hızla yayılması da birtakım toplumsal etkilere sahip görünüyor. 

Birmingham Üniversitesi Alabama kampüsünden sosyolog Mieke Beth Thomeer, "Pandemi sırasında uzmanlığa ve insanlara duyulan güvende büyük bir düşüşün yanı sıra yanlış bilgilendirmede de bir artış var gibi görünüyor" diyerek ekliyor: 

Medyada ya da internette söylenenleri eleştirmek iyi olabilir ancak toplum, insanların özellikle halk sağlığı kurumları ve tıp uzmanları tarafından sağlanan bilgilere karşı daha küçümseyici ve alaycı olma eğiliminde olduğu bir yere savrulmuş gibi görünüyor.

Dünya yeni bir pandemiye hazır mı?

Kovid-19'un bize öğrettiği en acı derslerden biri, hayatların ve geçim kaynaklarının sınır tanımayan görünmez bir tehdit tarafından yok edilebileceğiydi.

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, pandeminin 5. yıldönümü sebebiyle kaleme aldığı yazıda dünyanın böyle bir krize artık hazır olup olmadığı sorusunu "Hem evet hem hayır" diye yanıtlıyor. 

Bir sonraki pandemiye neyin yol açacağı üzerine yoğun tartışma ve araştırmalar yapılırken, özellikle son bir yıldır kuş gribi öne çıkıyor. 2024'ün yaz aylarında maymun çiçeği virüsü de kısa süreli bir endişe yaratmıştı.

Bazı bilim insanları, influenzaya dikkat edilmesi gerektiğini, diğerleri de küresel salgına virüslerin değil, ilaca dirençli bakterilerin yol açabileceğini söylüyor. Halihazırda hiç bilinmeyen bir patojenin pandemi yaratma riski de var ve DSÖ bunu "X hastalığı" diye tanımlıyor.

Kovid-19 pandemisi devletlerin ve sektörlerin yetersizliklerini gösterirken, aslında başka bir krize hazırlık yapma imkanı da tanıdı. 

Ayrıca sağlık endüstrisi, rekor sayılabilecek bir hızla aşı geliştirebilip bunu kısa sürede milyarlara varan ölçeklerde üretebileceğini de ortaya koydu. Bu sayede milyonlarca kişinin hayatının kurtarıldığı tahmin edilirken, uzmanlar halkın özverili davranmasına da dikkat çekiyor. 

Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu'ndan Dr. Bill Hanage, "Sadece aşıyla değil, temaslarını gönüllü olarak sınırlayan, hastayken evde kalacak kadar duyarlı olan ve kendileri yerine, beraber yaşadıkları kişilerin taşıdığı risklere öncelik veren insanlar sayesinde hayat kurtardık" diyor.

Ancak pek çok uzman, büyük ölçüde sosyal sebeplerden dolayı yeni bir pandemiye hazırlıklı olunmadığı görüşünde. 

Bilimsel çalışmalar umut verse de salgın döneminde yayılan yanlış bilgiler ve komplo teorilerinin, sağlık sistemine, aşılara ve kurumlara güvenin sarsılmasına yol açtığına dikkat çekiliyor.

Dr. Al-Aly: "Bence daha da hazırlıksız ve daha kötü durumdayız çünkü Kovid'i politize ettik: aşılar, tedaviler, maskeler. Her bir pandemi müdahalesini siyasileştirdik" diyerek ekliyor:

Mart 2025'te bir pandemi patlak verirse, aşı olma oranının Kovid-19'dan çok daha düşük olacağını, ABD'de milyonlarca kişiyi koruyan maske ve birçok halk sağlığı önlemine yönelik daha az heves olacağını tahmin ediyorum.

Uzmanlar ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'ın Dünya Sağlık Örgütü'nden ayrılma kararının da böyle bir krizin yönetimine büyük darbe vuracağını tahmin ediyor.

Kaliforniya Üniversitesi'nden bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr. Peter Chin-Hong "DSÖ birçok ülke tarafından finanse ediliyor ancak aslan payını ABD sağlıyor, bu nedenle ABD'nin çekilmesi dünya sağlığının organizasyonunu genel olarak zorlaştıracaktır" diye açıklıyor: 

İkinci neden de küresel sağlıkla ilgili resmin tamamını göremeyecek olmamız. 

Sayılarla Kovid-19 pandemisi

777 milyon 594 bin 331: Dünya çapında kaydedilen vaka sayısı

Yüzde 169: Zoom'un 2020'nin ilk çeyreğindeki büyüme oranı

114 milyon: 2020'de yaşanan iş kaybı

0: Türkmenistan'da kaydedilen vaka sayısı

Yüzde 50: Türkiye'de evde ilk kez ekmek yapan veya yapma sıklığını artıranların oranı 

928,5 milyar: 2020-2022'de satılan tek kullanımlık maske sayısı

Eksi 40 dolar: 21 Nisan 2020'de WTI türü petrolün varil başına fiyatı

1 trilyon dolar: Uzun Kovid'in yol açtığı tahmini yıllık küresel ekonomik zarar 

14,4 milyon: Aşılar sayesinde önlendiği düşünülen ölüm sayısı

1,6 milyar: 2021 itibarıyla pandemi nedeniyle okula gitmeyen öğrenci sayısı

Independent Türkçe



Hideo Kojima, Odyssey'yi yere göğe sığdıramadı: Muazzam

Christopher Nolan'ın rekortmen filmi Odyssey'de Matt Damon, İthaka Kralı Odysseus'u Zendaya ise bilgelik ve savaş tanrıçası Athena'yı canlandırıyor (Universal)
Christopher Nolan'ın rekortmen filmi Odyssey'de Matt Damon, İthaka Kralı Odysseus'u Zendaya ise bilgelik ve savaş tanrıçası Athena'yı canlandırıyor (Universal)
TT

Hideo Kojima, Odyssey'yi yere göğe sığdıramadı: Muazzam

Christopher Nolan'ın rekortmen filmi Odyssey'de Matt Damon, İthaka Kralı Odysseus'u Zendaya ise bilgelik ve savaş tanrıçası Athena'yı canlandırıyor (Universal)
Christopher Nolan'ın rekortmen filmi Odyssey'de Matt Damon, İthaka Kralı Odysseus'u Zendaya ise bilgelik ve savaş tanrıçası Athena'yı canlandırıyor (Universal)

Oyun dünyasının en önemli ve tanınmış isimlerinden Hideo Kojima, Christopher Nolan'ın yeni filmi Odyssey'yi (The Odyssey) izledi ve yapıma hayran kaldı.

Metal Gear serisinin yaratıcısı Kojima, X hesabından Odyssey hakkındaki ilk izlenimlerini paylaştı.

Seyir deneyimini anlatan Kojima, "Ekranı izlemekten ziyade, bütün o süre boyunca bizzat oradaymışım gibi hissettim. Bu, bir seyir deneyiminden fazlasıydı, yaşananlara doğrudan tanıklık etmek gibiydi" dedi.

Filmi 70 mm IMAX formatında izleyen ünlü oyun tasarımcısı, paylaşımında şunları söyledi:

Çocukken izlediğim, Kirk Douglas'ın başrolünde yer aldığı 1954 yapımı versiyon ve siyah-beyaz uyarlamalar sayesinde hikayeyi zaten çok iyi biliyordum. Ancak bu tamamen farklı bir deneyimdi. Benim için daha önce yaşadığım hiçbir şeye benzemeyen, bambaşka bir Odyssey oldu.

Nolan'la uzun yıllardır birlikte çalışan görüntü yönetmeni Hoyte van Hoytema'nın sinemacıyla kurduğu ortaklığı öven Kojima, filmin son derece kişisel ve samimi bir atmosfer yakaladığını belirtti.

Ayrıca Nolan'ın Başlangıç (Inception) ve Oppenheimer gibi filmlerinden aşina olduğumuz, farklı zaman çizgilerini titizlikle iç içe geçiren anlatımına dikkat çekti.

Kojima değerlendirmesini, "Bütün bu unsurlar, dünyanın en tanınmış klasik destanlarından birini derinlikli ve insanı merkeze alan bir dramaya dönüştürüyor. Gerçekten muazzamdı" sözleriyle tamamladı.

Kojima, filmi Los Angeles'taki David Keighley Salonu'nda yalnızca özel davetlilere açık bir gösterimde izledi.

Nolan'ın kariyerindeki en yüksek açılış hafta sonu hasılatına ulaşan Odyssey, yönetmenin gişedeki başarılarına bir yenisini ekledi. 17 Temmuz'da vizyona giren film küresel gişe hasılatında bir milyar dolar sınırını geçti.

Üç haftadır gösterimde olan film, Kuzey Amerika'da 430, dünyanın geri kalanındaysa yaklaşık 579 milyon dolar gişe geliri elde etti. 

Böylece Nolan, 2012'de gösterime giren Kara Şövalye Yükseliyor'dan (The Dark Knight Rises) bu yana ilk kez bir filmiyle milyar dolar barajını aştı.

Ayrıca Odyssey, 2008'de vizyona giren Kara Şövalye'nin (The Dark Knight) toplamda kazandığı 1,008 milyar doları ve Kara Şövalye Yükseliyor'un 1,085 milyar dolarlık hasılatını da geçerek Nolan'ın en fazla gişe geliri elde eden filmi oldu. 

Film Çin'de 14 Ağustos'ta, Japonya'daysa 11 Eylül'de vizyona girecek. Bu gösterimler, 56 yaşındaki Nolan'ın filminin toplam hasılatını daha da artırma potansiyeli taşıyor.

Odyssey, Truva Savaşı'nın ardından yorgun düşen İthaka Kralı Odysseus'un tehlikelerle dolu denizleri aşarak evine dönme mücadelesini anlatıyor.

Filmin oyuncu kadrosu da adeta bir yıldızlar geçidi. Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson, Zendaya, Lupita Nyong'o, Charlize Theron, Samantha Morton, Mia Goth, Elliot Page ve Jon Bernthal, başroldeki Matt Damon'a eşlik ediyor.

Independent Türkçe, GamesRadar, ComicBookMovie.com


Veteriner, yapay zeka şirketine dava açtı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Veteriner, yapay zeka şirketine dava açtı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir davaya göre, ABD'nin New Jersey eyaleti merkezli bir hayvan sağlığı teknolojisi firması, yapay zeka teşhis aracının yanlış teşhis koyduğu 11 yaşındaki köpeğin ölümüyle ilgili olarak dolandırıcılık ve aldatıcı ticari uygulamalarla suçlanıyor.

Columbia Veteriner Hastanesi, perşembe günü Wasco County Mahkemesi'nde Zoetis Inc. aleyhine en az 50 bin dolar tazminat talebiyle dava açtı.

The Oregonian'un ulaştığı mahkeme belgelerine göre Oregon'un The Dalles kentindeki hastanenin veteriner hekimleri, Ekim 2025'te hızla büyüyen bir boyun kitlesiyle getirilen 11 yaşındaki Belçika Tervuren cinsi köpeğin doku örneklerini değerlendirmek için şirketin Vetscan Imagyst sistemini kullandı.

Yapay zeka yazılımı, kanserli tümörlerle bağlantılı mast ve iğsi hücre özelliklerini belirlemiş olsa da nihayetinde kitleyi kanser yerine iltihaplı bir lezyon olarak sınıflandırdı.

Yazılımın analizine güvenen klinik personeli, kitleyi ameliyatla çıkardı. Ancak Oregon Eyalet Üniversitesi Veteriner Teşhis Laboratuvarı'nın yaptığı daha sonraki doku incelemesi, tümörün agresif bir kanser türü olduğunu doğruladı.

Dava dilekçesine göre ilk işlem tüm kötü huylu dokuyu çıkaramadığı için köpek ikinci bir ameliyat geçirmek zorunda kaldı ve daha sonra ameliyat sonrası komplikasyonlardan öldü.

Davacılar dava dilekçesinde, "Hastanın ölümü, özellikle ilk ameliyattan bu kadar kısa süre sonra ikinci bir invaziv cerrahi işleme duyulan ihtiyaçtan doğrudan kaynaklanmıştır. Eğer Imagyst, davalı Zoetis'in iddia ettiği gibi tümörü kanserli olarak doğru bir şekilde tanımlamış olsaydı bu ameliyata gerek kalmazdı" diye belirtti.

Hastane, sistemi 2024'te uzman düzeyinde teşhis sağladığı izlenimiyle satın aldığını iddia ediyor.

Dava dilekçesinde Zoetis'in cihazı bilinen operasyonel sınırlamaları gizleyerek, belirli kanserleri doğru tespit edebilen "dünyanın en yetenekli veteriner yapay zeka analiz cihazı" diye yanlış bir şekilde tanıttığı iddia ediliyor.

Dava ayrıca, Zoetis'in klinik personelinin hatayı bildirmesinin ardından ilk yapay zeka teşhis raporunu değiştirdiğini de iddia ediyor. Şikayete göre yanlış teşhis bildiriminin ardından Zoetis, şirket temsilcilerinin özür dilediği, sorumluluğu kabul ettiği ve Imagyst platformunu kullanan diğer müşterilerde de benzer hataların meydana geldiğini itiraf ettiği bir telekonferans görüşmesi talep etti.

The Independent, yorum almak için Zoetis Inc.'le iletişime geçti.

Independent Türkçe


Squid Game'in Amerikan uyarlamasından kötü haber

Squid Game, borç batağındaki 456 kişinin, devasa bir para ödülü için hayatlarını riske atarak geleneksel çocuk oyunlarının ölümcül versiyonlarında yarışmasını anlatıyordu (Netflix)
Squid Game, borç batağındaki 456 kişinin, devasa bir para ödülü için hayatlarını riske atarak geleneksel çocuk oyunlarının ölümcül versiyonlarında yarışmasını anlatıyordu (Netflix)
TT

Squid Game'in Amerikan uyarlamasından kötü haber

Squid Game, borç batağındaki 456 kişinin, devasa bir para ödülü için hayatlarını riske atarak geleneksel çocuk oyunlarının ölümcül versiyonlarında yarışmasını anlatıyordu (Netflix)
Squid Game, borç batağındaki 456 kişinin, devasa bir para ödülü için hayatlarını riske atarak geleneksel çocuk oyunlarının ölümcül versiyonlarında yarışmasını anlatıyordu (Netflix)

Netflix'in fenomen dizisi Squid Game'in hayranlarını üzecek bir haber geldi. David Fincher'ın geliştirdiği, İngilizce çekilmesi planlanan Squid Game yan dizisinin rafa kaldırıldığı bildirildi.

The Playlist'in aktardığına göre Heckler çalışma adıyla geliştirilen ve Birleşik Krallık'ta çekilmesi planlanan proje, Güney Kore yapımı gerilim dizisinin Amerikan uyarlaması olarak tasarlanmıştı.

Senaryosunu gerilim dizisi Utopia'yla tanınan Dennis Kelly'nin kaleme aldığı yapımın, Netflix'in değişen yayın stratejisi ve öncelikleri nedeniyle iptal edildiği öne sürülüyor.

Cate Blanchett'li final Amerika'yı işaret etmişti

Squid Game'in üçüncü sezon finali, Amerika'da geçecek yeni bir hikayenin sinyallerini vermişti.

Sezonun son bölümünde Lee Byung-hun'un canlandırdığı Front Man, Gi-hun'un kazandığı parayı kızına teslim etmek için Amerika'ya gitmişti.

Sahnede Cate Blanchett'in canlandırdığı, oyunlara yarışmacı toplayan bir görevlinin potansiyel bir yarışmacıyla ddakji oynadığı görülmüştü. Bu an, ölümcül oyunların dünyanın farklı yerlerinde sürdüğünün işareti olarak yorumlanmıştı.

Blanchett'in sürpriz sahnesinin ardından yeni projede rol alacağı yönündeki beklentiler artsa da oyuncunun katılımı hiçbir zaman resmen doğrulanmadı.

Çekimlerine 2026'da başlanacağı konuşulan proje, Netflix tarafından hiçbir zaman resmen doğrulanmamıştı.

Küresel yan projeler gündemde

Amerikan uyarlaması rafa kaldırılmış olsa da Squid Game evreni, farklı ülkelerde geçen yapımlarla genişlemeye devam edebilir.

Netflix'in tek bir Amerikan uyarlaması yerine Fransa veya Norveç gibi farklı ülkelere özgü yerel hikayeler anlatan bağımsız diziler geliştirmek istediği ifade ediliyor.

Fransa ve Norveç projeleri şimdilik iddia aşamasında. The Playlist’e göreyse Amerikan uyarlaması tamamen rafa kaldırıldı.

Platform, evreni şimdilik popüler yarışma programı Squid Game: The Challenge'la canlı tutuyor.

Fincher'ın yeni adresi Tarantino'nun devam filmi

Squid Game projesinin rafa kaldırılmasının ardından David Fincher, Quentin Tarantino'nun yazdığı Bir Zamanlar... Hollywood'da'nın (Once Upon a Time in... Hollywood) devamı The Adventures of Cliff Booth'a yöneldi.

İlk filmdeki olayların 8 yıl sonrasında geçen yapımda Brad Pitt, Hollywood'da "kriz çözücü" olarak çalışan eski dublör Cliff Booth rolüne geri dönüyor. 

Yapım, kasımda sınırlı sayıda sinema salonunda gösterildikten sonra 23 Aralık'ta Netflix'te yayımlanacak.

Independent Türkçe, GamesRadar, The Playlist, Digital Spy