Adolescence'ı sevenlerin izlemesi gereken 10 dizi

2025'e şimdiden damgasını vuran çarpıcı suç dizisi Adolescence'ın tadı damağınızda kaldıysa ve benzer temalara sahip güçlü dramalar izlemek istiyorsanız, sıraladığımız nefis önerilere göz atabilirsiniz

 Adolescence, 7-13 Nisan haftasında 9,7 milyon izlenme alarak İngilizce diziler arasında tüm zamanların en çok izlenen üçüncü yapımı oldu (Netflix)
Adolescence, 7-13 Nisan haftasında 9,7 milyon izlenme alarak İngilizce diziler arasında tüm zamanların en çok izlenen üçüncü yapımı oldu (Netflix)
TT

Adolescence'ı sevenlerin izlemesi gereken 10 dizi

 Adolescence, 7-13 Nisan haftasında 9,7 milyon izlenme alarak İngilizce diziler arasında tüm zamanların en çok izlenen üçüncü yapımı oldu (Netflix)
Adolescence, 7-13 Nisan haftasında 9,7 milyon izlenme alarak İngilizce diziler arasında tüm zamanların en çok izlenen üçüncü yapımı oldu (Netflix)

Britanya yapımı Adolescence, şu sıralar herkesin dilinde. Dizinin bu kadar büyük bir başarıya ulaşmasının birçok nedeni var: Toksik erkeklik ve sorunlu aile ilişkileri gibi konulara cesurca yaklaşması, Stephen Graham'la Erin Doherty gibi oyuncuların olağanüstü performansları ve her bölümde kullanılan tek plan çekim tekniğiyle izleyiciyi adeta hipnotize etmesi bunlardan sadece birkaçı. Ama aslında dizinin cazibesi sadece bunlarla sınırlı değil. Adolescence, gerçekten de televizyon tarihinde eşine az rastlanır türden bir iş olduğu için bu kadar sevildi. 

Bu yazıya denk geldiyseniz büyük ihtimalle Adolescence'ı çoktan izlemişsinizdir. Yine de bilmeyenler için özetleyelim: Dizi, 13 yaşındaki Jamie Miller'ın okuldan bir arkadaşını öldürmekle suçlanarak gözaltına alınmasıyla başlıyor. 4 bölüm boyunca bu olayın okuldaki, dedektiflerdeki ve en çok da ailesindeki yansımalarını izliyoruz. Jamie'nin babasını canlandıran Graham, aynı zamanda dizinin ortak yaratıcılarından biri.

Birleşik Krallık'ın dünyaya sunduğu en harika oyuncularından Graham'ın adını oyuncu kadrosunda görmek bile dizinin güçlü bir drama olduğunu garanti eder gibi. Adolescence'ın diğer yaratıcısı Jack Thorne da bir o kadar tecrübeli ve başarılı bir yazar. İkilinin birlikte ortaya koyduğı iş gerçekten etkileyici.

2025'e şimdiden damga vuran Adolescence, gençliğin kırılganlığını, aile içi gerilimi ve adalet sisteminin sert yüzünü sadece 4 bölümde çarpıcı biçimde ortaya koydu. Eğer Jamie'nin hikayesi sizde derin bir iz bıraktıysa ve aynı yoğunlukta dramalar arıyorsanız, bu liste tam size göre. Hazırsanız karanlığın kalbine doğru bir yolculuğa çıkalım...

Criminal: Birleşik Krallık (Netflix / 2019)

Criminal: Birleşik Krallık (Criminal: UK), yalnızca bir sorgu odasında geçmesine rağmen seyirciyi koltuğuna çivileyen, minimalist yapısıyla gerilimi iliklere kadar hissettiren etkileyici bir dizi. 4 duvar, bir masa ve iki taraf... Dedektiflerle şüpheliler arasındaki psikolojik savaş, her bölümde farklı bir hikaye üzerinden ilerliyor. Bu sade atmosfer izleyiciyi, en küçük jesti, bakışı ya da sessizliği bile dikkatle izlemeye zorluyor. Gerilim, alışıldık aksiyon kalıplarından çok uzak; burada tansiyonu yükselten şey, insan davranışlarının belirsizliği ve sözcüklerin altındaki anlamlar.

frgtyu7ı
Sadece dört duvar, ama yüreğe işleyen bir gerilim (Netflix)

Criminal: Birleşik Krallık de Adolescence gibi suçu aydınlatmaktan çok, gerçeğin ne kadar belirsiz ve kırılgan olabileceğini gösteriyor. David Tennant, Kit Harington ve Hayley Atwell gibi oyuncular, oynadıkları karakterlere öyle bir derinlik katıyor ki, suçluyla empati kurmakla ondan tiksinmek arasında gidip geliyorsunuz. Dizi, sadece bir suçun çözümünü değil, aynı zamanda adaletin, inancın ve manipülasyonun sınırlarını sorgulatıyor. Tek mekana rağmen özenle çekilmiş her bölüm, tiyatral bir yoğunluk taşıyor. İzleyiciye nefes alacak alan bırakmayan bu yapım, aynı zamanda dedektifler arasındaki kişisel çatışmaları da ustalıkla işliyor.

Görkemli setler ya da karmaşık kurgular olmadan da güçlü bir anlatı kurulabileceğini kanıtlayan Criminal: Birleşik Krallık için zihin açıcı demek yanlış olmaz. Gerçekle yalanın birbirine karıştığı bu sorgu odasında, her saniye gerçeğe biraz daha yaklaşıyor ama asla tam emin olamıyorsunuz. 

Polisiye tutkunları ve karakter odaklı psikolojik dramaları sevenler için kaçırılmaması gereken bir deneyim.

Glue (2014)

Glue, gençlik dramasını bir suç öyküsüyle harmanlayarak sıradan görünen hayatların altındaki karanlığı gözler önüne seriyor. Adolescence gibi Glue da pastoral ya da sıradan mekanların, aslında ne kadar çürümüş sırlarla dolu olabileceğini çarpıcı biçimde anlatıyor. 

rfgt
Glue'nun senaryosu, Adolescence’ın yaratıcılarından Jack Thorne’un imzasını taşıyor (Channel 4)

Glue'da Britanya taşrasının dinginliği, bir gencin ölümüyle paramparça olurken Adolescence, banliyö konforunun ardına gizlenmiş derin bir psikolojik çöküşü işliyor. Bu dizilerde gençlik neşeyle değil, bastırılmış travmalar, kayıplar ve suskunluklarla resmediliyor. İki yapımda da ana karakterlerin etrafındaki arkadaşlık ilişkileri, güvenle değil şüpheyle örülmüş. Suç, sıradan hayatların tam ortasına sızıyor ve izleyiciyi "Gerçek kötülük nerede saklı?" sorusuyla baş başa bırakıyor. 

Adolescence'ın ortak yazarı Jack Thorne'un Glue'da yaratmayı başardığı tedirgin edici atmosfer, Adolescence'taki psikolojik gerilimle epey benzeşiyor. Sonuç olarak her iki dizi de gençliğin kırılgan yüzünü aydınlatırken, izleyicisini boğazında bir yumru ve midesinde bir yumrukla başbaşa bırakıyor.

Ölmek İçin On Üç Sebep (Netflix / 2017-2020)

Netflix'in gençlik dizileri arasında çığır açan yapımlarından biri olan Ölmek İçin On Üç Sebep (13 Reasons Why), tabu kabul edilen konuları doğrudan ve sert bir dille ele alarak izleyiciyi sarsmayı başarmıştı. Ergenlik, akran zorbalığı, intihar ve cinsel istismar gibi ağır temaları merkezine alan dizi, gençliğin karanlık yüzünü tüm çıplaklığıyla sunarken aynı zamanda toplumsal sorumluluğa da ayna tutmuştu. 

rftghy
Ölmek İçin On Üç Sebep, liseli Hannah Baker’ın intiharının ardından geride bıraktığı kasetlerle, onu bu karara sürükleyen olayları masaya yatırıyor (Netflix)

Ölmek İçin On Üç Sebep de Adolescence gibi lise çağındaki karakterlerin içsel çatışmalarını, çevreleriyle olan çetrefilli ilişkilerini ve travmanın izlerini derinlemesine işliyor. Ölmek İçin On Üç Sebep, anlatısını bir intiharın ardından geriye kalan kasetlerle su yüzüne çıkan sırlar aracılığıyla kuruyor. Her iki yapımın da güçlü oyunculukları, karanlık atmosferi ve duygusal yoğunluğu, izleyici üzerinde kalıcı bir etki bırakıyor. Ölmek İçin On Üç Sebep nasıl bir dönemin sesi olduysa, Adolescence da bugünün gençliğinin ruhsal labirentlerine ışık tutan yeni nesil bir ağıt olarak öne çıkıyor.

Defending Jacob (Apple TV+ / 2020)

Defending Jacob tıpkı Adolescence gibi, bir çocuğun cinayetle suçlanmasının ardından ailesinin içine düştüğü psikolojik çöküşü ve adalet sistemiyle mücadelesini merkeze alan çarpıcı bir drama. William Landay'in aynı adlı romanından uyarlanan dizi, Chris Evans ve Michelle Dockery'nin güçlü oyunculuklarıyla duygusal yükünü başarıyla taşırken, izleyiciyi sürekli şu soruyla baş başa bırakıyor: Gerçekten yaptı mı?

rt5t6y
Defending Jacob'da saygın bir savcının oğlu cinayetle suçlanınca ailesi parçalanma noktasına geliyor  (Apple TV)

Her bölüm, gerilimi katman katman inşa ederken, ailenin yaşadığı vicdan hesaplaşmalarını ve parçalanma sürecini gözler önüne seriyor.

Adolescence gibi Defending Jacob da adaletin arka yüzünü, şüpheyle sarsılan ebeveynliğin sınırlarını ve toplumun önyargılarını ustalıkla işliyor. Defending Jacob, sadece bir suç draması değil, aynı zamanda bir ailenin dağılma eşiğindeki hikayesi. Dava sürecini ağır adımlarla işleyen dizinin temposu zaman zaman düşse de bu yavaşlık, atmosferin karanlığına katkı sağlıyor. 2020'de pandeminin gölgesinde yayına girdiği için fazla dikkat çekmemiş ve gümbürtüye gitmiş olabilir ama Adolescence sonrası aynı hissiyatı sürdürmek isteyenler için Defending Jacob, kesinlikle izlenmeye değer.

Unbelievable (Netflix / 2019)

Unbelievable, son yılların en sarsıcı ve etkileyici suç dizilerinden biri olarak öne çıkıyor. Üstelik de Adolescence'ın aksine gerçek olaylara dayanıyor. Netflix yapımı dizi, yalnız bırakılmış bir mağdurun sessiz çığlığını ve adalet sisteminin acımasız yüzünü gözler önüne seriyor. Kaitlyn Dever, Toni Collette ve Merritt Wever'ın olağanüstü oyunculukları sayesinde hikaye yürek burkarken, izleyicisi için umut kırıntıları da serpiyor. İlk bölümde seyirciyi neredeyse boğan adaletsizlik duygusu, ilerleyen bölümlerde iki kararlı dedektifin ortaya çıkışıyla yavaş yavaş çözülüyor.

dfgt
Netflix'in gerçek bir hikayeden yola çıkan dizisi Unbelievable, yalan söylemekle suçlanan bir genç kızın ve onu aklayan iki dedektifin adalet arayışını çarpıcı biçimde anlatıyor (Netflix)

Susannah Grant, Ayelet Waldman ve Michael Chabon tarafından yaratılan Unbelievable, sadece bir suç dizisi değil, aynı zamanda kadınların sistematik olarak nasıl görünmez kılındığını anlatan güçlü bir eleştiri. Adaletsizlik, travma ve dayanışma temalarını incelikli bir dille işleyen dizi, izleyicisini hem öfkelendiriyor hem de harekete geçmeye teşvik ediyor. Adolescence'ın bıraktığı derin duygusal izleri taşıyanlar için Unbelievable, izlenmesi gereken bir yapım, unutulmayacak bir olay örgüsü ve ustalıkla anlatılmış bir adalet arayışı...

Mare of Easttown (Bein Connect / 2021)

Son yılların en çarpıcı suç dizilerinden biri olarak adını televizyon tarihine yazdıran Mare of Easttown'u izlemek için tek bir sebep yeterli aslında: Kate Winslet... Oscarlı oyuncunun kariyerinin en iyi performanslarından birini sergilediği dizi, küçük bir kasabada yaşanan cinayeti ve olayın yarattığı sarsıntıyı konu alıyor. 

frtghy5
Kate Winslet’ın muhteşem performansıyla taçlanan bir taşra polisiyesi (HBO)

Winslet'ın canlandırdığı dedektif Mare, tıpkı Adolescence'taki gibi kendi kişisel travmaları ve ailevi sorunlarıyla da yüzleşmek zorunda kalıyor. Dizi, sadece bir suçun çözümünü değil, bir topluluğun yasla, suçla ve utançla nasıl başa çıktığını da derinlemesine işliyor. 

Kadın karakterlerin çok katmanlı temsili ve güçlü oyunculuklar diziyi klasik suç anlatılarının ötesine taşımayı başarıyor. Adolescence toplumsal baskıyı ve aile içi dinamikleri nasıl incelediyse, Mare of Easttown da benzer şekilde bir cinayetin ardındaki toplumsal çözülmeyi gözler önüne seriyor. 

Brad Ingelsby'nin yarattığı dizinin yavaş yavaş örülen temposu, izleyiciyi karakterlerle birlikte düşünmeye ve hissetmeye davet ediyor. Jean Smart ve Evan Peters gibi isimlerin performansları da Mare of Easttown'ın duygusal gücünü artırıyor. 7 bölümlük mini dizi suça değil insana odaklanarak türüne yeni bir soluk getiriyor. Adolescence'ı sevdiyseniz Mare of Easttown'a da aynı tutkuyla bağlanmanız kaçınılmaz.

Broadchurch (Netflix / 2013-2017)

Broadchurch, diziye adını veren küçük kurgusal kasabanın sessizliğini bozan bir çocuk cinayetini merkezine alarak, suçun toplumsal ve duygusal etkilerini derinlemesine inceleyen güçlü bir Britanya polisiyesi. İlk sezonunda iki efsanevi yeteneğin, David Tennant ve Olivia Colman'ın canlandırdığı zıt karakterli dedektifler, Broadchurch kasabasında yaşanan bu trajedinin peşine düşerken seyirciyi de insan doğasının karanlık köşelerine götürüyor. 

sdfgthyu
Broadchurch, küçük bir kasabada bir çocuğun ölümünün ardından sırların ortaya saçıldığı ve herkesin şüpheli haline geldiği çarpıcı bir suç draması (ITV)

Chris Chibnall tarafından yaratılan dizinin sinematografisi, kasabanın pastoral güzelliğini sert gerçeklerle çarpıştırarak suçun yıkıcılığını görsel olarak da hissettiriyor. Tıpkı Adolescence gibi Broadchurch de cinayetin yalnızca failini değil, geride kalanların iç dünyasını da sorguluyor. Her iki yapım da adaletin sınırlarını ve toplumun olaylara verdiği tepkileri etkileyici bir biçimde yansıtıyor. 
Broadchurch, daha geleneksel bir dedektif anlatısına sahip olsa da karakter derinliği ve atmosfer yaratımı açısından Adolescence'la aynı çarpıcılığa ulaşıyor. İlk sezonu, özellikle suç ve travmanın yankılarını izlemeyi sevenler için başlı başına bir deneyim. Kasaba halkının birbirine görünmez bağlarla bağlı oluşu, suçun etkisini daha da kişisel hale getiriyor. Adolescence'ı sevenler için Broadchurch, farklı bir perspektiften ama benzer bir yoğunlukla etkileyici bir alternatif.

The Night Of (Max / 2016)

The Night Of, sıradan bir gencin hayatının bir gecede kabusa dönmesini konu alan çarpıcı bir suç draması. Riz Ahmed'in hayat verdiği Nasir Khan, bir geceyi birlikte geçirdiği genç kadının cesediyle uyanınca kendini cinayet zanlısı olarak buluyor. Tıpkı Adolescence'ta olduğu gibi, suçun faili belli gibi görünse de gerçekler katman katman açılıyor. Dizi, izleyiciyi sürekli Nasir'in suçlu olup olmadığını sorgulamaya iterken, adalet sisteminin aksaklıklarını da gözler önüne seriyor. Polis sorgularındaki psikolojik baskılar, Adolescence'taki benzer sahneler gibi izleyicide tedirgin edici bir gerilim yaratıyor. Hapishane ortamı ve suçun birey üzerindeki dönüşüm etkisi de güçlü şekilde hissediliyor. 

frt5y6
The Night Of, New York’ta işlenen bir cinayet sonrası, genç bir adamın adalet sistemiyle sürükleyici ve karanlık yüzleşmesini konu alıyor (HBO)

The Night Of, atmosferi ve anlatımıyla daha sade görünse de duygusal yoğunluğu ve toplumsal eleştirisiyle iz bırakan bir yapım. Usta aktör John Turturro'nun oynadığı avukat karakteri, umutsuzluğun içinde bir ışık gibi parlıyor. Dizi boyunca artan gerilim, izleyiciyi hem ekran başına kilitliyor hem de kara kara düşündürüyor. Adolescence'ı etkileyici bulanlar için The Night Of, aynı ölçüde sarsıcı ve unutulmaz bir alternatif.

When They See Us (Netflix / 2019)

When They See Us'tan bahsederken, yalnızca bir dizi değil Amerika'nın adalet sistemiyle yüzleşmesi desek yanlış olmaz. Ava DuVernay'nin yazdığı bu çarpıcı mini dizi, 1989'da Central Park'ta yaşanan korkunç bir olay nedeniyle haksız yere suçlanan 5 gencin hikayesini anlatıyor. 

erfty6
1989’da işlenen bir suçla haksız yere ilişkilendirilen gençlerin adalet arayışını konu alan When They See Us, sistematik ırkçılığın ve önyargının acımasız etkilerini gözler önüne seriyor (Netflix)

Gerçek olaylara dayanan yapım, tıpkı Adolescence gibi çocukların suçla ilişkilendirilme biçimini sorgulatıyor. Ancak When They See Us, kurgudan çok daha ağır bir yük taşıyor: Sistematik ırkçılık, medyanın linç gücü ve devletin ihmali. 

Adolescence bireysel bir trajediye odaklanırken, When They See Us toplumsal bir adaletsizlik portresi çiziyor. İki yapım da izleyicisini rahatsız edici sorularla baş başa bırakıyor: 

Suçlu kim? Kurban kim? Ve sistem ne kadar tarafsız?

Jharrel Jerome'un Emmy ödüllü performansı, When They See Us'ı unutulmaz kılan unsurlardan sadece biri. Aynı Adolescence'ın yaptığı gibi, insanın suratında tokat misali patlayan When They See Us, izleyicisini sadece düşündürmekle kalmıyor, epey de öfkelendiriyor. Hazırlıklı olun.

Neredeyse Sıradan Bir Aile (Netflix / 2023)

Adolescence'a epey benzeyen bir diğer yapımsa 2023'te yayımlanan İsveç yapımı Neredeyse Sıradan Bir Aile (En helt vanlig familj). Dizi, dışarıdan bakıldığında son derece sıradan bir yaşam süren Sandell ailesini konu alıyor. Ancak 15 yaşındaki kızlarının bir cinayetin baş şüphelisi haline gelmesiyle aile fertlerinin hayatı altüst oluyor. 6 bölüm boyunca izleyiciler, Sandell ailesinin kızlarını korumak için gerçeği gizlemeyi bile göze alarak verdiği mücadeleye tanık oluyor.

thy6ju
Neredeyse Sıradan Bir Aile, ergen kızlarının cinayetle suçlanmasıyla parçalanma noktasına gelen bir ailenin, sırlar ve inançlar arasında sınanan bağlılığını konu alıyor (Netflix)

Sıradan Bir Aile de Adolescence gibi bir gencin korkunç bir suça karışma ihtimalini ve bunun ardından gelen gerçek arayışını ele alıyor. Sıradan Bir Aile suçu çözmekten çok kızlarını kurtarmaya odaklanan bir aile portresi çizerken Adolescence, daha gerçekçi ve adalet odaklı bir anlatım sunuyor.

İsveç dizisi, Adolescence kadar övgü dolu eleştiriler almasa da akabinde izlenecek yapımlar arasında sıraya eklenebilir.

Independent Türkçe



98 yıllık bekleyiş sona erdi: Oscar'da tarihi gece

Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)
Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)
TT

98 yıllık bekleyiş sona erdi: Oscar'da tarihi gece

Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)
Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)

Akademi tarihinde yeni bir sayfa açıldı. Filipinli ve Afro-Amerikan Creole kökenli Autumn Durald Arkapaw, Günahkarlar'daki (Sinners) etkileyici çalışmasıyla En İyi Görüntü Yönetimi Oscar'ını kucaklayarak bu başarıya ulaşan ilk kadın ve ilk siyah kadın sinemacı oldu.

Kategorinin geçmişine bakıldığında, bugüne kadar sadece üç kadın aday gösterilmişti: Rachel Morrison (2018 - Savaştan sonra / Mudbound), Ari Wegner (2021 - The Power of the Dog) ve Mandy Walker (2022 - Elvis). Arkapaw, bu zaferiyle tarihe geçmeyi başardı.

Arkapaw'un başarısı sadece bir ödülle sınırlı değil. Görüntü yönetmeni, Günahkarlar için Imax 65mm ve Ultra Panavision formatlarında çekim yapan ilk kadın sinematograf olarak teknik bir rekora da imza attı. 

Oscar gecesine kadar BAFTA ve Amerikan Görüntü Yönetmenleri Derneği gibi önemli öncül ödülleri kazanamamış olsa da gecenin sonunda heykelciği alan isim Arkapaw oldu.

"Küçük kızlar bu gece huzurla uyuyacak"

Ödül töreninde yönetmen Ryan Coogler'a teşekkür eden Arkapaw, duygusal konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

Bana inandığın ve güvendiğin için teşekkür ederim. Birlikte çalışma şansı bulduğum kişi tam da böyle biri. Bu an, sadece benimle ilgili değil; çok daha büyük bir anlam taşıyor. Bu akşam benim gibi görünen pek çok küçük kız huzurla uyuyacak çünkü onlar da birer görüntü yönetmeni olmak isteyecek. Bu ödül, ilham bekleyen pek çok genç kadının hayatını değiştirecek.

Sahne arkasında ayakta alkışlanan sanatçı, başarısının ardındaki kadın dayanışmasına da vurgu yaparak, "Bu süreçte bir şeyi öğrendim: Böyle anların yaşanması için herkesin katkısı gerekiyor. Kadınlar birbirini savunup desteklemediği sürece bu tür dönüm noktaları gerçekleşemez" dedi.

Törene 16 adaylıkla, tarihin en çok aday gösterilen filmi olarak giren Günahkarlar, geceden toplamda 4 büyük ödülle ayrıldı. Arkapaw'un tarihi başarısının yanı sıra film; Ryan Coogler'la En İyi Özgün Senaryo, Ludwig Göransson'la En İyi Özgün Film Müziği ve Michael B. Jordan'la En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandı.

Arkapaw, yönetmen Ryan Coogler'ın setteki kapsayıcı tutumunu şu sözlerle överek konuşmasını tamamladı:

Ryan, bu filmde departman başkanlarının çoğunu kadınlardan seçti. Bize kendimiz olabileceğimiz, parlayabileceğimiz ve güçlü liderler olarak varlık gösterebileceğimiz yaratıcı bir alan açtı. O kapıları aralayan kişi oydu. Bu tarih yazıldıysa, bunda onun payı çok büyük.

Independent Türkçe, Deadline, Variety


75 yaşında gelen tarihi başarı: İlk adaylıktan 40 yıl sonra Oscar

Silahlar'da Gladys karakterine hayat veren Amy Madigan, Entertainment Weekly'ye geçen yıl yaptığı açıklamada "Bunca yılın ardından böyle bir geri dönüş almak çok keyifli" ifadelerini kullanmıştı (Warner Bros. Pictures)
Silahlar'da Gladys karakterine hayat veren Amy Madigan, Entertainment Weekly'ye geçen yıl yaptığı açıklamada "Bunca yılın ardından böyle bir geri dönüş almak çok keyifli" ifadelerini kullanmıştı (Warner Bros. Pictures)
TT

75 yaşında gelen tarihi başarı: İlk adaylıktan 40 yıl sonra Oscar

Silahlar'da Gladys karakterine hayat veren Amy Madigan, Entertainment Weekly'ye geçen yıl yaptığı açıklamada "Bunca yılın ardından böyle bir geri dönüş almak çok keyifli" ifadelerini kullanmıştı (Warner Bros. Pictures)
Silahlar'da Gladys karakterine hayat veren Amy Madigan, Entertainment Weekly'ye geçen yıl yaptığı açıklamada "Bunca yılın ardından böyle bir geri dönüş almak çok keyifli" ifadelerini kullanmıştı (Warner Bros. Pictures)

Oscar Ödülleri, bu yıl da Los Angeles'taki Dolby Theatre'da düzenlenen törenle 98. kez sahiplerini buldu. 

Gecenin en duygusal ve ilham verici anlarından biri, 75 yaşındaki Amy Madigan'ın En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu heykelciğini kucaklamasıyla yaşandı. Zach Cregger'ın korku ve gerilim türlerini harmanlayan filmi Silahlar'daki (Weapons) performansıyla ödüle uzanan Madigan, isminin açıklanmasıyla birlikte salondaki yıldızlar tarafından ayakta alkışlandı.

40 yıl sonra gelen heykelcik

Madigan'ın bu zaferi, sadece bir ödül değil aynı zamanda bir rekoru da beraberinde getirdi. İlk kez 1985 yapımı Twice in a Lifetime’la aday gösterilen oyuncu, tam 40 yıl 1 ay sonra ilk Oscar'ını kazanarak, "ilk adaylıkla ilk galibiyet arasındaki en uzun süre" rekorunu kırdı. 

Önceki rekor, 32 yıllık bir aranın ardından ödül alan Geraldine Page'e aitti. 

75 yaşındaki Madigan, bu galibiyetle aynı zamanda kategorisinin tarihindeki en yaşlı ikinci kazananı unvanını da elde etti.

Gladys Teyze fenomeni

Genellikle Akademi'nin mesafeli yaklaştığı tür filmlerinden biri olan Silahlar, Madigan'ın canlandırdığı Gladys Teyze karakteriyle bu algıyı kırmayı başardı. Palyaçoları andıran dağınık makyajı, karakteristik peruğu ve yaydığı tekinsiz aurayla kült bir figüre dönüşen Gladys, Madigan'ın yorumuyla sıradan bir korku karakteri olmaktan çıkıp derinlik kazandı.

Madigan, geçen yıl Hollywood Reporter'dan David Canfield'a verdiği röportajda bu rol için, "Herkese çok çılgın bir kadını oynayacağımı söylüyordum ama sonuç beklediğimden çok daha büyük bir şeye evrildi" diyerek başarısının sırrını özetlemişti: 

Bu karakter, hem çalışma biçimimin hem de hayatımın tam zıttıydı.

Kürsüden gelen içten sözler

Ödülünü geçen yılın kazananı Zoe Saldaña'nın elinden alan Madigan, hazırlıksız ve içten konuşmasıyla törene damga vurdu.

Teşekkür listesi hazırlamanın "izleyiciler bu isimleri tanımaz" gerekçesiyle önerilmediğini hatırlatan oyuncu, "Bu isimler benim için her şey demek, onlar olmasa burada olamazdım" diyerek bu tavsiyeye uymadı.

Konuşmasında yönetmen Zach Cregger'a kendisine bu "rüya rolü" verdiği için teşekkür ederken, kategorideki rakipleri Elle Fanning, Inga Ibsdotter Lilleaas, Wunmi Mosaku ve Teyana Taylor'ı da onurlandırdı. 

Konuşmasının en dokunaklı anı ise, 40 yılı aşkın süredir yanında olan eşi, Oscar adayı aktör Ed Harris'e teşekkürüydü: 

Ed her zaman yanımdaydı ve bu gerçekten çok uzun bir süre. O yanımda olmasaydı, bu ödülün hiçbir anlamı olmazdı.

Hollywood için neden bir ilham kaynağı?

Amy Madigan'ın zaferi, Hollywood'da "vakti geçti" denen ve telefonları çalmayan kıdemli oyuncular için bir umut ışığı olarak görülüyor. Madigan, ödül sezonu boyunca sektör tarafından uzun süredir görmezden gelindiğini samimiyetle dile getirmişti.

Bu galibiyet, hem korku türünün sanatsal başarısının tescillenmesi hem de gerçek yeteneğin doğru projeyle buluştuğunda her yaşta parlayabileceğini kanıtlaması açısından tarihi bir önem taşıyor. 

Yönetmen Cregger'ın şimdiden Gladys Teyze'nin geçmişine odaklanan bir öncül planladığı haberleri ise Madigan'ın kariyerindeki bu parlak dönemin daha yeni başladığını gösteriyor.
Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety


Oscar gecesine ters köşe kararlar damga vurdu

Muhteşem Marty'nin 30 yaşındaki yıldızı Timothée Chalamet, "Balede, operada veya hiç kimse önemsemediği halde 'Hey bunu yaşatmalıyız' mantığının geçerli olduğu yerlerde çalışmak istemiyorum" diyerek tepki çekmişti (AP)
Muhteşem Marty'nin 30 yaşındaki yıldızı Timothée Chalamet, "Balede, operada veya hiç kimse önemsemediği halde 'Hey bunu yaşatmalıyız' mantığının geçerli olduğu yerlerde çalışmak istemiyorum" diyerek tepki çekmişti (AP)
TT

Oscar gecesine ters köşe kararlar damga vurdu

Muhteşem Marty'nin 30 yaşındaki yıldızı Timothée Chalamet, "Balede, operada veya hiç kimse önemsemediği halde 'Hey bunu yaşatmalıyız' mantığının geçerli olduğu yerlerde çalışmak istemiyorum" diyerek tepki çekmişti (AP)
Muhteşem Marty'nin 30 yaşındaki yıldızı Timothée Chalamet, "Balede, operada veya hiç kimse önemsemediği halde 'Hey bunu yaşatmalıyız' mantığının geçerli olduğu yerlerde çalışmak istemiyorum" diyerek tepki çekmişti (AP)

Akademi Ödülleri, beklentilerin altüst olduğu, favorilerin eli boş döndüğü ve sinema tarihine geçen ilklerin yaşandığı unutulmaz bir geceye sahne oldu. 

Gecenin sunuculuğunu üstlenen Conan O'Brien, tıpkı geçen yıl gibi açılışı Timothée Chalamet'ye takılarak yaptı. Ancak bu benzerlik sadece şakalarla sınırlı kalmadı. Opera ve baleyle ilgili yorumları tepki çeken Chalamet ve başrolünde yer aldığı yapım, geçen yılki Bob Dylan: Tam Bir Bilinmez (A Complete Unknown) faciasının bir benzerini yaşayarak törenden eli boş ayrıldı.

Muhteşem Marty'nin tarihi çöküşü

Gecenin en büyük hayal kırıklığı, kuşkusuz Josh Safdie imzalı Muhteşem Marty (Marty Supreme) oldu. Dünya çapında 179 milyon dolar hasılat yapan ve Rotten Tomatoes'da yüzde 93 gibi yüksek bir eleştirmen puanına sahip film, aday gösterildiği 9 kategorinin hiçbirinde ödül kazanamadı. 

Bu istatistikle film; 11 adaylıkla sıfır çeken 1985 yapımı Mor Yıllar (The Color Purple) ve 10 adaylıkla eli boş dönen The Irishman gibi yapımların ardından Oscar tarihinin en kötü gecelerinden birini yaşayan filmler arasına girdi.

Benzer şekilde, 4 adaylığı bulunan Bugonia, Gizli Ajan (O Agente Secreto) ve Tren Düşleri (Train Dreams) de geceden ödül kazanamadan ayrılan diğer yapımlar oldu. 

9'ar adaylığı bulunan Manevi Değer (Affeksjonsverdi) ve Hamnet ise yalnızca birer teselli ödülüyle (sırasıyla En İyi Uluslararası Film ve En İyi Kadın Oyuncu) yetinmek zorunda kaldı.

Savaş Üstüne Savaş geceyi domine etti

En İyi Film yarışında tüm sezon boyunca Günahkarlar (Sinners) ve  Savaş Üstüne Savaş (One Battle After Another) arasında gidip gelen rekabet, gecenin sonunda netleşti.

Günahkarlar'ın rekor adaylık sayısına rağmen Savaş Üstüne Savaş toplamda 6 ödül alarak gecenin galibi oldu ve En İyi Film Oscar'ını kucakladı. Günahkarlar ise 4 ödül alabildi.

Sinema tarihinde bir ilk: Autumn Durald Arkapaw

Gecenin en gurur verici anlarından biri, Günahkarlar'ın görüntü yönetmeni Autumn Durald Arkapaw'un zaferiydi. Arkapaw, En İyi Görüntü Yönetimi kategorisinde ödül kazanan ilk kadın olarak sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

Sezonun başında Chalamet favori gösterilse de ödül Günahkarlar'daki çifte rolüyle büyük ivme yakalayan Michael B. Jordan'ın oldu.

Akademi tarihinde ilk kez verilen En İyi Cast ödülünü, Günahkarlar'la favori gösterilen Francine Maisler yerine, Savaş Üstüne Savaş'la Cassandra Kulukundis kazandı.

Sean Penn'in En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü onun yerine alan Kieran Culkin, törene katılmayan 65 yaşındaki aktör için, "Bu akşam burada olamadı ya da olmak istemedi" diyerek gecenin en iğneleyici konuşmalarından birine imza attı.

Kısa filmler, belgeseller ve ender görülen bir beraberlik

Gecenin en şaşırtıcı anlarından biri canlı çekim kısa film kategorisinde yaşandı. Şarkıcılar (Singers) ve Two People Exchanging Saliva, oylamada eşit puan alarak Oscar tarihindeki 7. "beraberliği" tescilledi.

Belgesel kategorisinde ise tüm tahminleri altüst eden Mr. Nobody Against Putin, favori gösterilen Netflix yapımı Mükemmel Komşu'yu (The Perfect Neighbor) geride bırakarak heykelciğe uzandı. 

Animasyon kısa film dalında da benzer bir sürpriz yaşandı ve favori gösterilen Butterfly yerine The Girl Who Cried Pearls ödülü kazandı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety