Biraz nostalji, biraz keşif: İz bırakan 10 bilimkurgu dizisi

Stranger Things'in yeni sezonu kapıda, Alien: Earth ise dillerden düşmüyor. Hal böyleyken bize bilimkurgu evrenine dalıp en iyileri şöyle bir hatırlamak kalıyor

Legion'un başrolünde Downton Abbey, Zero Day ve Tutsak Abigail (Abigail) gibi yapımlarla da tanınan 42 yaşındaki Dan Stevens yer alıyor (FX)
Legion'un başrolünde Downton Abbey, Zero Day ve Tutsak Abigail (Abigail) gibi yapımlarla da tanınan 42 yaşındaki Dan Stevens yer alıyor (FX)
TT

Biraz nostalji, biraz keşif: İz bırakan 10 bilimkurgu dizisi

Legion'un başrolünde Downton Abbey, Zero Day ve Tutsak Abigail (Abigail) gibi yapımlarla da tanınan 42 yaşındaki Dan Stevens yer alıyor (FX)
Legion'un başrolünde Downton Abbey, Zero Day ve Tutsak Abigail (Abigail) gibi yapımlarla da tanınan 42 yaşındaki Dan Stevens yer alıyor (FX)

Bilimkurgu, televizyon tarihinde her zaman özel bir yere sahip oldu; kimi zaman uçsuz bucaksız uzayda, kimi zamansa zihnimizin derinliklerinde geçen hikayelerle. Bir dönem Uzay Yolu'nun (Star Trek) "son sınır" dediği evrende yolculuk ederken, Alacakaranlık Kuşağı (The Twilight Zone) izleyiciyi hayal gücünün sınırlarını zorlamaya davet ediyordu. Ardından Gizli Dosyalar (X-Files) ve Ziyaretçiler (V) gibi diziler, bilinmeyenin ürkütücü cazibesini evlerimize taşıdı. Bugün ise dijital platformların altın çağında, bilimkurgu yalnızca bir tür değil; insan olmanın ne demek olduğunu anlamaya yönelik en yaratıcı alanlardan biri.

Doctor Who, Black Mirror, Lost, Westworld, Alien: Earth, Andor ve Stranger Things gibi yapımlar, modern izleyiciyi uzun zamandır türün merkezinde tutuyor. Ama bu listede amacımız, belki biraz gölgede kalmış, uzun ömürlü olamamış, vaktinden erken unutulmuş ya da hatta yarıda bırakılmış yapımları hatırlayarak masaya yatırmak. Çünkü bilimkurgu tarihi, yalnızca dev hitlerden değil kültleşmiş, zamanla kıymeti daha iyi anlaşılan dizilerden de oluşuyor.

Battlestar Galactica'nın karanlık politik atmosferinden Firefly'ın kısa ömrüne rağmen kalıcı olan ruhuna, Dark'ın akıl dolu zaman döngülerinden The Expanse'in sert gerçekçiliğine kadar, bu dizilerin her biri farklı bir evreni önümüze seriyor. Devs özgür iradeyi sorgulatırken, Utopia bizi paranoyanın kıyısında dolaşan distopik bir dünyaya çekiyor. Orphan Black klonlarla kimliği tartışmaya açarken, Legion zihnin karanlık labirentlerini görsel bir şölene dönüştürüyor.

Bu diziler bazen büyük bütçelere, bazen yalnızca cesur fikirlere dayanıyor. Ancak ortak noktaları, ekran başında hem kalbimizi hem de zihnimizi harekete geçirmeleri. Televizyonun soğuk ışıkları altında bir anda kendimizi, yıldızlar arası bir savaşın tam ortasında ya da bir laboratuvar deneyinin sonuçlarıyla yüzleşirken bulabiliyoruz.

Ve işte bu yüzden, bilimkurgu dizilerinin izleyicide bıraktığı izler kolay kolay silinmiyor. Çünkü her biri, kendi döneminin hayallerini, korkularını ve umutlarını yansıtıyor.

Bu listeyi hazırlarken amacımız, biraz nostaljiyi biraz da keşif duygusunu canlandırmak oldu. Eğer unutulmuş favorilerinizi yeniden hatırlamak ya da hiç bilmediğiniz bir bilimkurgu dünyasına adım atmak istiyorsanız, doğru yerdesiniz.

Çünkü bilimkurgu yalnızca geleceği hayal ettirmekle kalmaz, bugünü anlamak için de en güçlü merceklerden biridir.

Firefly

Bilimkurguyu western ruhuyla buluşturan Firefly, televizyon tarihinin en kısa ömürlü fakat en unutulmaz dizilerinden biri oldu. Joss Whedon'un yarattığı evrende galaksiler arası yolculuk, at sırtındaki yalnız kovboy hikayeleriyle aynı nefeste yan yana duruyordu. Yalnızca 14 bölüm süren bu macera, aslında büyük bir savaşın kaybedenlerinin hayatta kalma mücadelesiydi. 

ert5y6
Fotoğraf: Fox

Serenity mürettebatı, hem galaksiyi yöneten otoriteye hem de kendi içlerindeki yaralara karşı direnirken izleyicinin kalbine dokunmayı başardı. Nathan Fillion'ın canlandırdığı Kaptan Malcolm Reynolds, modern bir Han Solo gibi hem anti-kahraman hem de umudun sembolüydü. 

Firefly, devasa uzay savaşlarına değil, karakterlerinin yaralı ruhlarına ve aralarındaki bağa odaklanarak fark yarattı. İngilizce ve Çincenin bir arada konuşulduğu çok kültürlü gelecek tasviri ise temsil eksikliklerine rağmen cesur ve ileri görüşlüydü. 

Yayından kaldırılması, hayranlarının gözünde onu daha da özel bir yere taşıdı ve dizi kült statüsüne yükseldi. 2005'te vizyona giren Serenity, hikayeyi beyazperdede noktalasa da Firefly'ın asıl mirası hayranlarının bağlılığı ve sonraki bilimkurgu yapımlarına verdiği ilham oldu. Kısacık ömrüne rağmen Firefly, televizyon tarihinin en çok "Keşke bitmeseydi" dedirten dizilerinden biri olmaya devam ediyor.

Nereden izlenir: Disney+
IMDb: 8,9

Dark

Dark, çok emek isteyen ama izleyicisine karşılığını fazlasıyla veren bilimkurgu dizilerinden biri. 2017'de sessizce başlayan hikaye, üç sezon sonunda televizyon tarihinin en karmaşık ve en incelikli yapbozlardan birine dönüştü.

Winden adlı küçük Alman kasabasında bir çocuğun kaybolmasıyla başlayan olaylar, kısa sürede 4 ailenin kaderini kuşaklar boyunca süren bir zaman yolculuğu labirentine sürüklüyor. Her bölümde yüzler, ilişkiler ve gizler birbirine ekleniyor; seyirci ise hem geçmişi hem geleceği aynı anda çözmeye çalışıyor.

rgty
Fotoğraf: Dark

Dizinin cesareti, hiçbir noktada izleyicinin elinden tutmamasında yatıyor. Dark, karmaşık kurgusunu kolaylaştırmaya çalışmadan, izleyiciyi dikkatle düşünmeye zorluyor. Zaman döngüleri, determinist paradokslar ve kuantum ihtimalleri öyle ustaca işleniyor ki, izleyici her seferinde yeni bir ayrıntıyı fark ediyor. Jonas karakteri etrafında şekillenen bu hikaye, kişisel seçimlerin yalnızca geleceği değil, geçmişi de değiştirdiğini gösteriyor.

Atmosferi, müzikleri ve kasvetli görselliğiyle Dark, yalnızca bir bilimkurgu değil, aynı zamanda insan doğasının karanlık yönlerine ayna tutan bir dram. Finalinde akılda hâlâ onlarca soru bırakıyor ama işte bu sorular diziyi unutulmaz kılıyor. Dark, izleyiciyi zihin açıcı bir yolculuğa çıkaran, zaman ve kader üzerine kurulmuş en çarpıcı televizyon deneyimlerinden biri.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 8,7

Severance

Ofis koridorlarının bu kadar ürkütücü olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Severance, bilimkurguyu uzay gemilerinden ya da uzak geleceklerden değil, hepimizin çok yakından bildiği iş hayatının soğuk duvarlarından çıkarıyor. Apple TV+ yapımı dizi, Lumon Industries adlı şirketin çalışanlarının hafızalarını iş ve özel hayat arasında cerrahi bir operasyonla ayırdığı distopik bir düzeni anlatıyor. Bu düzen, "içerideki" ve "dışarıdaki" benlikleri birbirinden tamamen farklı iki kişiye dönüştürüyor ve izleyiciyi kimlik, özgürlük ve aidiyet üzerine rahatsız edici sorularla baş başa bırakıyor.

uı8
Fotoğraf: Apple

Adam Scott'ın canlandırdığı Mark, kaybının acısıyla bu işe sığınırken, içerideki benliği adeta bir labirentin içinde sıkışıp kalıyor. John Turturro'nun hayat verdiği Irving'in iş yerinde filizlenen kırılgan ilişkisi ise insanın en karanlık yerde bile umut bulabileceğini hatırlatıyor. Dizinin retro-fütüristik tasarımı, beyaz koridorlar ve yeşil masalarla modern kapitalizmin ruhsuzluğunu neredeyse kabus gibi gözler önüne seriyor. Ben Stiller'ın yönetmenliği ve Dan Erickson'ın senaryosu, bu soğuk atmosferi bir gerilim ve gizem oyununa dönüştürüyor.

Severance, büyük bir bilimkurgu hikayesinin uzaylılara ya da galaksilere ihtiyaç duymadığını, asıl gücünü cesur bir fikir ve güçlü bir anlatımdan aldığını kanıtlıyor. Çünkü bazen en ürkütücü distopya, sabah işe gitmek için açılan kapının ardında gizlidir.

Nereden izlenir: Apple TV+
IMDb: 8,7

Battlestar Galactica

Bilimkurgunun televizyon tarihindeki en çarpıcı örneklerinden biri olan Battlestar Galactica, uzayın sonsuzluğunu bir geminin dar koridorlarına sığdırarak insan hikayelerinin gücünü kanıtladı. Birkaç dakika içinde yok edilen 12 koloni, geriye kalan yalnızca 49 bin insan ve yeni bir yurt arayışı... İşte dizinin tüm ağırlığı bu umutsuz başlangıca yaslanıyor. Filonun son savunma hattı, yıpranmış bir savaş gemisi olan Galactica ve onun karizmatik komutanı William Adama. Ancak asıl tehlike, yalnızca dışarıdaki düşman değil; kime güvenileceğini bilemediğiniz bir dünyada insanın insana yabancılaşması.

frgthy
Fotoğraf: Sci-Fi

Dizi, yoğun aksiyon sahneleriyle izleyiciyi nefessiz bırakırken, kimlik, sadakat ve insan olmanın anlamına dair felsefi sorularla zihni sürekli uyanık tuttu. Özellikle Cylonlar, yalnızca birer robot değil, insanlığın kendi kusurlarının ve ikilemlerinin aynasıydı. 11 Eylül sonrası döneme denk gelen dizi, politik göndermeleri ve sosyal eleştirileriyle çağının ruhunu yakaladı.

4 sezon boyunca sürükleyici, paranoya dolu bir atmosfer kuran Battlestar Galactica, bilimkurgu televizyonunu 21. yüzyılda yeniden tanımlayarak gelecek kuşaklara ilham verdi.

Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda bulunmuyor
IMDb: 8,7

The Expanse

Bilimkurguya bilimsel titizlikle yaklaşan bir dizi arıyorsanız, The Expanse tam da bu beklentiyi fazlasıyla karşılıyor. James S.A. Corey'nin romanlarından uyarlanan dizi, insanlığın Güneş Sistemi'ni kolonileştirdiği bir gelecekte geçiyor. Dünya, Mars ve Kuşak arasındaki gerilim, her an büyük bir savaşa dönüşebilecek kırılgan bir denge üzerinde ilerliyor.

Tüm bu politik kargaşanın ortasında Rocinante gemisinin mürettebatı kendilerini insanlığın kaderini değiştirecek bir komplonun merkezinde buluyor. James Holden, Naomi Nagata, Amos Burton ve Alex Kamal gibi karakterler, sıradan kahraman klişelerinin ötesine geçiyor: Kusurları, çelişkileri ve insanlıklarıyla gerçeğe dokunan figürler.

frg
Fotoğraf: Syfy

Diziyi ayrıcalıklı kılan unsurlardan biri, sıfır yerçekiminin fiziksel gerçekçiliğinden, farklı kültürlerin dillerine kadar her detaya gösterilen özen. Politik entrikalar, ekonomik sömürü ve sınıf çatışmaları, uzak bir geleceğin değil bugünün dünyasının da aynası gibi. The Expanse bilimkurguyu sadece bir tür değil, insanlığın neye dönüşebileceğini gözler önüne seren güçlü bir hikaye aracı haline getiriyor.

Her sezon farklı bir olay örgüsüne odaklansa da tüm hikayeler büyük resmin içinde ustaca birleşiyor. Gerçekçi yaklaşımı ve sürükleyici karakterleriyle The Expanse, modern televizyonun en etkileyici bilimkurgu destanlarından biri olarak izleyicinin hafızasında yer ediyor.
    
Nereden izlenir: Amazon Prime Video
IMDb: 8,5

Utopia

"Jessica Hyde nerede?" sorusu, televizyon tarihinin son yıllardaki en ürkütücü ve unutulmaz repliklerinden biri haline geldi. Utopia, sıradan bir çizgi roman takıntısını, insanlığı hedef alan karanlık bir komploya dönüştüren benzersiz bir hikayeyle izleyiciyi yakaladı. Dennis Kelly'nin 2013'te ekranlara taşıdığı dizi, renkleriyle hipnotize, şiddetiyle rahatsız eden ve zekasıyla büyüleyen bir yapımdı. Komplo teorilerinin gündelik sohbetlere karıştığı bir dünyada Utopia, bu paranoyayı en uç noktaya taşıdı. Çizgi romanın sayfalarından fırlayan karanlık bir örgüt, masum insanların üzerine acımasızca çökerken, biz de gerçeğin peşinde koşan sıradan karakterlerin çaresizliğine tanık olduk. 

fg
Fotoğraf: Channel 4

Dizi, cesur anlatımı ve stilize şiddetiyle sınırları zorlayarak izleyiciye rahatsız edici ama gözlerini alamadığı bir deneyim sundu. Fiona O'Shaughnessy'nin canlandırdığı Jessica Hyde, televizyon tarihinin en unutulmaz ve tehlikeli kadın karakterlerinden biri olarak akıllara kazındı. Utopia'nın kısa ömrü, onun kült statüsünü daha da güçlendirdi zira dizi tam zirvedeyken sona erdi. Amerikan uyarlaması ise bütçesine rağmen orijinalin ruhunu yakalayamadı. Ve geriye, hâlâ zihinlerde yankılanan o soru kaldı: "Jessica Hyde nerede?"

Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda bulunmuyor
IMDb: 8,4

Orphan Black

Orphan Black bilimkurgunun en çarpıcı klon hikayelerinden birini sunarken, merkezine tek bir oyuncunun çoklu kimliklerini yerleştirerek fark yaratıyor. Kanadalı yıldız Tatiana Maslany'nin olağanüstü performansı sayesinde Sarah, Alison, Cosima, Helena ve Rachel yalnızca farklı kişilikler değil, sanki bambaşka oyuncular tarafından canlandırılmış insanlar gibi görünüyor. 

Dizi, şirket komploları ve genetik deneyler gibi ağır bilimkurgu ögelerini işlerken asıl gücünü bu karakterlerin etkileşimlerinden alıyor; Alison'la Helena'nın komik anları ya da Sarah'yla Cosima'nın kırılgan dostluğu, hikayeye duygusal bir katman ekliyor. Bu da Orphan Black'i yalnızca bir bilimkurgu komplosu değil, aynı zamanda güçlü bir kimlik ve aidiyet anlatısı haline getiriyor. 

rgthy
Fotoğraf: Space

Kadın bedeninin ve biyolojisinin güç odaklarınca metalaştırılmasına karşı verdiği mesaj, diziyi adeta feminist bir televizyon manifestosuna dönüştürüyor. Emmy ödüllü Maslany'nin 11 farklı karakteri canlandırma becerisi, diziyi unutulmazlar arasına sokuyor. Bu gerilim, bilimsel doğruluğa verdiği önemle de dikkat çekiyor; danışmanların katkısıyla genetik temalar gerçekçi bir zemine oturtuluyor. Her bölüm, yüksek konseptli bir bilimkurgu fikrini insani ilişkilerle harmanlayarak izleyiciyi hem düşündürüyor hem de içine çekiyor. 

Orphan Black, karmaşık komplolarla dolu evrenini; kaybolmadan, akıcı bir anlatıyla izleyiciye sunmayı başarıyor. Sonuç olarak dizi, son yılların en yaratıcı ve sürükleyici bilimkurgu işlerinden biri olarak hâlâ hafızalarda.

Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda bulunmuyor
IMDb: 8,3

Legion

Şu sıralar ortamlarda Alien: Earth'ü överken adını sık sık zikrettiğimiz Noah Hawley, Fargo'ya UFO'ları taşıdığında aslında bizi Legion'a hazırlıyordu... X-Men evreninden beslenen bu dizi, süper kahraman klişelerinden çok daha fazlasını vaat ediyor. Legion'un merkezinde David Haller var: Çocukluğundan beri şizofreni teşhisiyle yaşayan ama aslında dünyayı altüst edebilecek kadar güçlü bir mutant. İzleyiciye sürekli şu soruyu düşündürüyor: David deli mi, yoksa dehası gerçeği mi büküyor?

fgthy
Fotoğraf: FX

Legion'un büyüsü, hikayeyi onun karmaşık zihninin merceğinden aktarmasında yatıyor. Çarpıcı görseller, doğrusal olmayan anlatı ve bilinç akışı estetiği, izleyiciyi başkarakterle birlikte kaybolmaya davet ediyor. Aubrey Plaza'nın sınırları zorlayan performansı ise diziyi bambaşka bir boyuta taşıyor. Hawley, Kubrick göndermelerinden müzikal sekanslara kadar, bir dizide cesaretle nelerin yapılabileceğini gözler önüne seriyor.

Üç sezonluk yolculuğu boyunca Legion, delilikle dahilik arasındaki çizgiyi ustalıkla siliyor. Ortaya çıkan sonuç ise hem aklın hem de bilimin sınırlarını zorlayan, türünün en özgün bilimkurgu dizilerinden biri.

Nereden izlenir: Disney+
IMDb: 8,1

Altered Carbon

Netflix'in bilimkurgu türündeki en cesur adımlarından biri olan Altered Carbon, Richard K. Morgan'ın romanından uyarlanan karanlık ve felsefi bir gelecek tasviri sunuyor. Dizi, bilincin farklı bedenlere aktarılabildiği bir dünyada kimliği, ölümsüzlüğü ve sınıf uçurumlarını sorguluyor. Ana karakter Takeshi Kovacs, bir askerin bilincini taşıyan bir dedektif olarak izleyiciyi hem kişisel hem de toplumsal çatışmaların içine çekiyor.

u78ı
Fotoğraf: Netflix

İlk sezonda Joel Kinnaman, ikinci sezonda ise Anthony Mackie'nin hayat verdiği Kovacs, farklı bedenlerde ama aynı kimlikle karşımıza çıkıyor. Altered Carbon, Japon animesi Akira ve video oyunu Cyberpunk 2077 gibi kült yapımlarla kıyaslanabilecek kadar stilize ve çarpıcı bir estetiğe sahip. Üstelik yalnızca görselliğe yaslanmıyor; noir atmosferiyle aynı zamanda derin bir polisiye de sunuyor. Ölümsüzlüğün yalnızca zenginlere ait bir ayrıcalık olduğu bu evrende, sınıf mücadelesi sert ve düşündürücü bir şekilde işleniyor.

İki sezonun ardından iptal edilse de türün meraklıları için hâlâ son yılların en özgün ve güçlü bilimkurgu dizilerinden biri olan Altered Carbon, izleyicisini hem büyüleyici görsellerle hem de zihni kurcalayan sorularla baş başa bırakıyor.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 7,9

Devs

En son söylenecek şeyi baştan söyleyelim: Devs, bir Alex Garland harikası. Son olarak Çatışma (Warfare) ve İç Savaş (Civil War) gibi çarpıcı filmlerini izlediğimiz Garland'ın yarattığı, yazıp yönettiği Devs, izleyicisini yavaş temposuyla içine çeken ama bir daha çıkmasına izin vermeyen bir bilimkurgu deneyimi. Özgür irade, kader ve teknolojinin tanrısal ihtimalleri üzerine kurulu bu hikaye, adını bile bilinçli bir harf oyunuyla Latincede Tanrı anlamına gelen "Deus"a yaklaştırıyor. 

Hikayenin merkezinde Lily var; sevgilisi Sergei, Amaya adlı dev teknoloji şirketinde işe başladıktan yalnızca bir gün sonra gizemli bir şekilde ölüyor. Lily, sevgilisinin ölümünün ardındaki sırları araştırdıkça şirketin en karanlık projeleriyle ve Nick Offerman'ın canlandırdığı patronu Forest'ın gizli amaçlarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor.

htyju
Fotoğraf: FX / Hulu

Garland, önceki işlerinde olduğu gibi burada da bilimin ve teknolojinin sınırlarında dolaşan derin sorular soruyor. Devs sadece bir ölüm gizemini çözmek için izlenmiyor; aynı zamanda bizi, geçmişin ve geleceğin gerçekten ne kadar değişmez olduğu üzerine düşünmeye zorluyor. Yavaş ilerleyişi, aslında dizinin felsefi derinliğinin bir parçası. Hal böyle olunca sabırla izleyenler için unutulmaz bir deneyim yaratıyor.

Karanlık ve melankolik atmosferiyle seyirciyi adeta bir meditasyona davet eden Devs, yalnızca bir bilimkurgu dizisi değil, aynı zamanda varoluşsal bir yolculuk. Final sahneleri ise şu soruyu izleyicinin zihnine kazıyor: 

Gerçeği bilmek mi, yoksa bilmemek mi daha ağır?

Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda bulunmuyor
IMDb: 7,6



Keanu Reeves, Japon intikam hikayesinin başrolünde

61 yaşındaki Kanadalı aktör Keanu Reeves, Matrix ve John Wick gibi gişe canavarı serilerle tanınıyor (Reuters)
61 yaşındaki Kanadalı aktör Keanu Reeves, Matrix ve John Wick gibi gişe canavarı serilerle tanınıyor (Reuters)
TT

Keanu Reeves, Japon intikam hikayesinin başrolünde

61 yaşındaki Kanadalı aktör Keanu Reeves, Matrix ve John Wick gibi gişe canavarı serilerle tanınıyor (Reuters)
61 yaşındaki Kanadalı aktör Keanu Reeves, Matrix ve John Wick gibi gişe canavarı serilerle tanınıyor (Reuters)

Keanu Reeves, Japon yönetmen Masashi Kawamura'nın geliştirmekte olduğu Hidari adlı stop-motion animasyonun baş karakterini seslendirecek. Projenin yapımcıları bu heyecan verici gelişmeyi Cannes Film Festivali'nde resmen duyurdu.

5 milyon izlenen kısa filmden uyarlanacak

Aksiyon türündeki proje, Kawamura'nın 2023'te YouTube'da yayımlanan ve viral olan aynı isimli kısa filminin uzun metrajlı bir uyarlaması olacak. Kısa film, kısa sürede yaklaşık 5 milyon izlenmeye ulaşmıştı.

Senaryosunu da Kawamura'nın kaleme aldığı hikaye, gücünü Japonya'nın Edo döneminde yaşamış efsanevi baş marangoz Jingoro Hidari'ye dair mitolojik anlatılardan alıyor. 

Film, Edo Kalesi'nin gizli restorasyon sürecindeki bir ihanet sonucu akıl hocasını, nişanlısını ve sağ kolunu kaybeden usta bir zanaatkarın intikam öyküsünü anlatıyor. 

Keanu Reeves: "Gerçekten olağanüstü bir iş"

Projeye dahil olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Keanu Reeves, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Hidari'nin arkasındaki vizyon beni tam anlamıyla büyüledi. İlk konsept videosundan geliştirilen senaryoya kadar ekip, gerçekten olağanüstü bir iş çıkarmış. Ortada harika bir filme dönüşmek için gereken her şeye sahip, izlemek için sabırsızlandığım ve bir parçası olmaktan heyecan duyduğum bir proje var. Bu işin tüm dünyadaki izleyicilere çok özel bir deneyim sunacağına inanıyorum.

Seslendirmeye yabancı olmayan Reeves, daha önce Pixar yapımı Oyuncak Hikayesi 4'te (Toy Story 4) Duke Caboom karakterine ve Kirpi Sonic 3'te (Sonic The Hedgehog 3) Shadow'a sesini vermişti. Ünlü aktör ayrıca kendi çizgi roman serisi BRZRKR'ın Netflix uyarlamasında da anlatıcılığı üstleniyor.

Yönetmen ve kreatif direktör Masashi Kawamura; reklamlar, müzik videoları, televizyon dizileri ve büyük ölçekli kamusal enstalasyonları kapsayan tasarım odaklı işleriyle uluslararası alanda tanınan bir isim. 

Annecy Uluslararası Animasyon Filmleri Festivali'nde büyük ödüle uzanan ve Emmy adaylığı bulunan Kawamura, Osaka World Expo 2025'in en büyük pavyonunu tasarlamış ve Lady Gaga'nın sahne şovlarındaki dans eden ikonik klonların yaratıcılığını üstlenmişti.

Reeves'le çalışacak olmanın heyecanını paylaşan yönetmen Kawamura, "Onun gibi deneyimli ve yaratıcı vizyona sahip birinin hazırladığınız konsept videosunu izleyip 'Ben de bu işin bir parçası olmak istiyorum' demesi inanılmaz bir duygu. Sadece karakterimize sesini vermekle kalmıyor, bu evreni şekillendirmemize ve genişletmemize de yardımcı oluyor" dedi.

Henüz resmi bir vizyon tarihi bulunmayan yapım, şimdiden animasyon dünyasının en merak uyandıran işlerinden biri olmaya aday.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter


Denzel Washington'ın kült filmi dizi oldu: İki haftadır zirvede

Man on Fire, travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle görevden alınan Özel Kuvvetler mensubu John Creasy'nin Brezilya'daki bir terör planını araştırmak üzere işe alınmasını anlatıyor (Netflix)
Man on Fire, travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle görevden alınan Özel Kuvvetler mensubu John Creasy'nin Brezilya'daki bir terör planını araştırmak üzere işe alınmasını anlatıyor (Netflix)
TT

Denzel Washington'ın kült filmi dizi oldu: İki haftadır zirvede

Man on Fire, travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle görevden alınan Özel Kuvvetler mensubu John Creasy'nin Brezilya'daki bir terör planını araştırmak üzere işe alınmasını anlatıyor (Netflix)
Man on Fire, travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle görevden alınan Özel Kuvvetler mensubu John Creasy'nin Brezilya'daki bir terör planını araştırmak üzere işe alınmasını anlatıyor (Netflix)

Netflix'in yeni aksiyon dizisi Man on Fire, kısa sürede platformun en çok izlenen yapımları arasına girdi.

"Tek oturuşta bitirilecek kadar sürükleyici" diye nitelendirilen dizi, izleyicilerden "son zamanlarda platformda yayımlanan en iyi iş" övgüsünü alıyor.

Tanıdık bir hikayeye yeni yorum

A.J. Quinnell'ın dünyaca ünlü kitap serisinden uyarlanan dizi, doğal olarak akıllara doğrudan Denzel Washington'ın başrolünde yer aldığı 2004 yapımı kült film Gazap Ateşi'ni (Man on Fire) getiriyor. 

Başrolünde başarılı oyuncu Yahya Abdul-Mateen II'nin yer aldığı yapım, geçmişte en zorlu operasyonlardan bile sağ çıkmayı başarmış ancak şimdilerde ağır travma sonrası stres bozukluğuyla mücadele eden eski Özel Kuvvetler mensubu ve paralı asker John Creasy'nin hikayesini anlatıyor. 

Geçmişiyle yüzleşmeye ve kefaretini ödemeye kararlı olan Creasy, tam yeni hayatına alışmaya çalışırken kendini her zamankinden daha amansız bir savaşın içinde buluyor.

İki haftadır zirveyi bırakmadı

30 Nisan'daki prömiyerinin ardından Man on Fire, kısa sürede küresel izlenme listelerinin üst sıralarına tırmandı. 

Netflix'in resmi verilerine göre, dizinin ilk sezonu 27 Nisan-3 Mayıs haftasında yaklaşık 11 milyon izlenmeyle dünya genelinde bir numaraya oturdu. 

Başarısını bir sonraki hafta da sürdüren yapım, 4-10 Mayıs'ta 12,6 milyon izlenmeye ulaşarak zirvedeki yerini korudu. 

İki hafta üst üste liderliği bırakmayan dizinin bu başarıyı ne kadar sürdüreceği merak konusu.

X, IMDb ve Reddit gibi platformlarda diziye yönelik çok sayıda övgü dolu yorum paylaşılıyor. 

Birçok kullanıcı diziyi "bir günde bitirdiklerini" ve "kesinlikle tekrar izleyeceklerini" belirtirken, yapımı "aksiyon hayranlarının kaçırmaması gereken bir başyapıt" diye nitelendiriyor.

Washington'ın meşhur filmine hayran olan ve diziye başta şüpheyle yaklaşan izleyiciler bile yapımın beklentilerini karşıladığını savunuyor. 

Bir izleyici, diziyle ilgili şu yorumu yaptı: 

Denzel en sevdiğim oyunculardan biridir ve filmi de favorimdir. Dizi, filmle çok az ortak noktaya sahip olsa da tek başına bağımsız bir mini dizi olarak Netflix'te izlediğim en iyi şeylerden biri.

Başrol oyuncusu Yahya Abdul-Mateen II'nin performansı da "büyüleyici, yoğun ve duygu dolu" sözleriyle övgü topladı.

Independent Türkçe, Mirror, HELLO!


Güney Koreli yönetmen 8 yıl sonra Cannes'da fırtına estirdi

Hope, uzak bir liman kasabası halkının daha önce karşılaştıkları hiçbir şeye benzemeyen bir tehlikeye karşı verdikleri umutsuz hayatta kalma mücadelesini anlatıyor (NEON / MUBI)
Hope, uzak bir liman kasabası halkının daha önce karşılaştıkları hiçbir şeye benzemeyen bir tehlikeye karşı verdikleri umutsuz hayatta kalma mücadelesini anlatıyor (NEON / MUBI)
TT

Güney Koreli yönetmen 8 yıl sonra Cannes'da fırtına estirdi

Hope, uzak bir liman kasabası halkının daha önce karşılaştıkları hiçbir şeye benzemeyen bir tehlikeye karşı verdikleri umutsuz hayatta kalma mücadelesini anlatıyor (NEON / MUBI)
Hope, uzak bir liman kasabası halkının daha önce karşılaştıkları hiçbir şeye benzemeyen bir tehlikeye karşı verdikleri umutsuz hayatta kalma mücadelesini anlatıyor (NEON / MUBI)

2016 yapımı korku başyapıtı Kara Büyü'yle (The Wailing) sinema dünyasında büyük ses getiren Güney Koreli yönetmen Na Hong-jin, 8 yıl aradan sonra çektiği ilk uzun metrajlı filmi Hope'la Cannes Film Festivali'ne damga vurdu. 

Ana yarışmada yer alan 2 saat 40 dakikalık dev bütçeli bilimkurgu ve aksiyon filmi, pazar gecesi yapılan dünya prömiyerinde sakin geçen festivali adeta ayağa kaldırdı.

Grand Théâtre Lumière'i dolduran sinemaseverler, gösterimin ardından filmi yaklaşık 7 dakika boyunca ayakta alkışladı. Seyirciler, filmdeki üç büyük aksiyon sahnesinde de salonda coşkulu tezahürat ve alkış tufanı kopardı. 

Filmin uzun süresine rağmen gösterilen bu yoğun ilgi, yapımın gişe potansiyeline dair güçlü bir sinyal verdi. Nitekim filmin Kuzey Amerika haklarını nisan başında Neon satın alırken; Türkiye, Latin Amerika, İtalya, İspanya ve Almanya dahil uluslararası dağıtım haklarını ise Cannes prömiyeri öncesinde Mubi kaptı.

Yönetmen Na Hong-jin, gösterim sonrası mikrofonu eline alarak, "Bu kadar uzun bir film boyunca bizimle kaldığınız için hepinize çok teşekkür ederim" sözleriyle salona şükranlarını sundu.

Uzaylı istilası ve yıldız kadro

Sürprizlerini açık etmemek adına konusu hakkında çok az detay paylaşılan Hope, Kuzey ve Güney Kore'yi ayıran Tarafsız Bölge yakınlarında, Hope Harbor adlı kırsal bir köye uzaylıların iniş yapmasıyla başlayan olayları konu alıyor. 

Kara Büyü'yü izleyenlerin aşina olduğu o benzersiz atmosferi ve mistik ritmi koruyan yönetmen, bu kez çok daha büyük bütçenin sağladığı imkânları sonuna kadar kullanıyor

Filmin kadrosu da son derece iddialı. Kore sinemasının usta isimleri Hwang Jung-min, Zo In-sung ve Squid Game'le parlayan Hoyeon'a Michael Fassbender, Alicia Vikander, Taylor Russell ve Cameron Britton gibi yıldızlar eşlik ediyor. 

Üstelik oyuncuların, ekranda ilk göründükleri anlarda makyaj ve kostümlerinden dolayı tamamen tanınmaz halde olmaları festivalin en çok konuşulan detaylarından biri oldu.

"Hollywood'a taş çıkarıyor"

İlk eleştiriler, filmin temposunu ve görsel işçiliğini göklere çıkarıyor.

Hollywood Reporter'dan David Rooney "Hope, yüksek adrenalinli ve çılgınca eğlenceli bir aksiyon bombardımanı" ifadelerini kullandığı eleştirisine şöyle devam ediyor:

Filmin daha ilk karelerinden itibaren kendinizi usta bir janr yönetmeninin ellerine bıraktığınızı anlıyorsunuz. Neredeyse tamamen gün ışığında geçen bu nadir aksiyon-gerilim filmi; kusursuz kamera işçiliği, nabız yükselten müzikleri ve keskin karakter çizimleriyle sizi anında içine çekiyor.

Deadline'dan Pete Hammond ise incelemesinde şöyle diyor:

2 saat 40 dakikalık süresi boyunca temposu bir an bile düşmeyen, aksiyon dolu bir gişe canavarı. Bu film, Hollywood'un bu türde yaptığı her şeye taş çıkarıyor.

Na Hong-jin'in Cannes yolculuğu

Bu proje, Na Hong-jin'in Cannes Film Festivali'nde gösterilen 4. filmi. Daha önce 2008 yapımı Ölümcül Takip (Chugyeogja) ve Kara Büyü'yle yarışma dışı bölümlerde, Ölüm Denizi'yle (Hwanghae) Belirli Bir Bakış seçkisinde boy gösteren vizyoner yönetmen, Hope'la kariyerinde ilk kez Altın Palmiye için yarışıyor.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter, Variety