Hollywood'un perde arkasına dalıyoruz: The Studio çizgisinde 10 dizi

Kanadalı aktör ve komedyen Seth Rogen (sağda), The Studio'da Continental Stüdyoları'nın başına geçerek hayallerindeki işe kavuşan Matt Remick karakterine hayat veriyor (Apple TV)
Kanadalı aktör ve komedyen Seth Rogen (sağda), The Studio'da Continental Stüdyoları'nın başına geçerek hayallerindeki işe kavuşan Matt Remick karakterine hayat veriyor (Apple TV)
TT

Hollywood'un perde arkasına dalıyoruz: The Studio çizgisinde 10 dizi

Kanadalı aktör ve komedyen Seth Rogen (sağda), The Studio'da Continental Stüdyoları'nın başına geçerek hayallerindeki işe kavuşan Matt Remick karakterine hayat veriyor (Apple TV)
Kanadalı aktör ve komedyen Seth Rogen (sağda), The Studio'da Continental Stüdyoları'nın başına geçerek hayallerindeki işe kavuşan Matt Remick karakterine hayat veriyor (Apple TV)

Seth Rogen imzalı The Studio, Hollywood'un "Sanat mı para mı?" ikilemine sıkışanları öyle keskin bir mizahla anlatıyor ki, izledikten sonra aynı damarı taşıyan işler aramak kaçınılmaz hale geliyor. 

Stüdyo koridorlarında dönen pazarlıklar, ego savaşları ve yaratıcı vizyonun toplantı odalarında budanarak kuşa dönmesi, diziyi sadece komik değil, aynı zamanda tuhaf biçimde tanıdık kılıyor. Hollywood'da sanatla ticaret arasındaki bitmeyen bilek güreşini hem içeriden hem de acımasız bir mizahla anlatan The Studio'nun Altın Küre ve Emmy'deki başarısı, tam da bu sebeple neredeyse kaçınılmazdı. 

İşte bu yüzden, The Studio'nun açtığı kapıdan geçip eğlence endüstrisinin arka odalarına bakan dizileri bir araya getirmek istedik. 

Listemizdeki kimi yapımlar sektörün şişkin kibriyle ince ince dalga geçiyor, kimiyse hayatı tel tel dökülen bir yazarın gözünden aynı çarkın insanı nasıl öğüttüğünü anlatıyor. Bazıları gülümsetirken iç acıtan bir karanlıkla, ünlü kültürünün ve endüstrinin yeniden ürettiği yaraları en çıplak haliyle açığa çıkarıyor, diğerleriyse sistemin dışarıdan görünen parıltısıyla içerideki gerçekliği arasındaki mesafeyi görünür kılıyor.

Eğer The Studio'nun o keskin, içeriden ve biraz da acı gülümseten tonunu sevdiyseniz, bu liste sizi farklı kapılardan aynı dünyaya sokacak. Hazırsanız Hollywood'un vitrinini geçip ışıltılı dünyaların karanlık tarafıyla yüzleşmeye gidiyoruz...

BoJack Horseman

Netflix'in kusursuz animasyon dizisi BoJack Horseman, insansı hayvanlar fikrinden yola çıkarak televizyonun Hollywood'a dair en acımasız ve psikolojik açıdan en katmanlı incelemelerinden birini sunuyor. 1990'ların sitcom yıldızı olarak parlayıp sönen bir karakterin etrafında kurulan hikaye, sektörün işleyişindeki arızaları, ünlü kültürünü ve çoğu zaman hem yaratıcı dehayı hem de kendini sabote etmeyi besleyen kişisel travmaları birer birer açığa çıkarıyor.

fgthy
Raphael Bob-Waksberg'ün yarattığı BoJack Horseman'da diziye adını veren karakteri 55 yaşındaki Will Arnett seslendiriyor (Netflix)

Sürreal mizahı ve görsel şakaları eksik etmese de BoJack Horseman, yeteneği sömüren, sonra da gözünü kırpmadan bir kenara atan; üstüne üstlük istismar döngülerini yeniden üreten eğlence endüstrisinin yıkıcı portresini çiziyor. Bağımlılık, depresyon ve şöhretin boş vaatlerine dair acımasız ve son derece dürüst yaklaşımıyla dizi, The Studio'ya karanlık bir karşılık veriyor; Rogen'ın yüksek enerjisi yerine daha varoluşçu, daha sarsıcı bir ton öneriyor.

IMDb: 8,8
Nereden izlenir: Netflix

The Offer

Sinema tarihinin en ikonik filmlerinden Baba (The Godfather) pek çoklarına göre tartışmasız bir başyapıt. Peki bu başyapıtın yapım süreci neden dizi olmasın? The Offer, The Studio'ya kısmen benzer bir yerden yola çıkıyor ama odağı, Francis Ford Coppola'nın efsanevi filminin prodüksiyon süreci. Toplam 10 bölümde Coppola'nın gangster klasiğinin perde arkasını adım adım takip ediyoruz. Dizi, Whiplash'le yıldızı parlayan Miles Teller'ın canlandırdığı yapımcı Albert S. Ruddy'nin perde arkasında yaşadığı zorlukları, stüdyo yöneticileriyle çatışmaları, mafya baskısını ve Coppola'yla yaşanan yaratıcı gerilimleri de gözler önüne seriyor.

scdvgf
10 bölümden oluşan The Offer, 1972 tarihli çığır açan gangster filmi Baba'nın sancılı yapım sürecini anlatıyor (Paramount+)

Tıpkı The Studio gibi The Offer da sektörün iç işleyişine eleştirel bir bakış sunuyor; büyük yapımların ortaya çıkışında şişen egoların, güç mücadelelerinin ve türlü engellerin nasıl devreye girdiğini göstererek izleyiciyi hızla içine çekiyor. İki yapım arasındaki en temel fark ise dönem: The Studio günümüz Hollywood'una odaklanırken, The Offer bizi 1970'lere götürerek o yılların endüstri iklimine dair ilgi çekici bir perspektif sunuyor. Özellikle zekice diyaloglarla mizaha yaslandığı anlar olsa da genel olarak daha dramatik bir tona yakın durduğu için "daha ciddi" bir seyirlik arayanlar için iyi bir seçenek.

Teller'a geçen yıl Dept. Q'yla kalplerimize taht kuran Matthew Goode ve Dan Fogler eşlik ediyor. Yönetici yapımcılar arasında, Teller'ın canlandırdığı Albert S. Ruddy'nin ta kendisinin de yer aldığını hatırlatalım.

IMDb: 8,6
Nereden izlenir: TV+

 

Entourage

Entourage, yükselişteki oyuncu Vincent Chase ve çocukluk arkadaşlarının Los Angeles'ta şöhretin, paranın ve sektör oyunlarının içine dalışını anlatan hızlı tempolu bir Hollywood komedisi. Dizi, Mark Wahlberg'ün kariyerinin ilk yıllarından esinleniyor; bu yüzden "içeriden" bir dünyanın kapısını aralıyormuş hissi veriyor. En unutulmaz yanı ise Jeremy Piven'ın canlandırdığı sert ve patavatsız menajer Ari Gold; sektörün acımasız dilini kurarken dizinin komedi damarını da besliyor.

ascdfrgt
6 Emmy ödüllü Entourage'da Şeytan Marka Giyer'le (The Devil Wears Prada) de tanınan Adrian Grenier (sağ altta) başrolde (HBO)

The Studio'yu sevenler burada da kamera arkasındaki pazarlıkları, egoları, güç ilişkilerini ve "işlerin nasıl döndüğünü" bol mizahla izliyor. Fark şu: The Studio stüdyo yöneticilerinin karar masasına bakarken, Entourage hikayeyi şöhretin tam ortasındaki "yetenek" cephesinden, yani oyuncu ve yakın çevresinden anlatıyor. İki diziyi birbirine yaklaştıran bir başka unsur da konuk yıldızlar: Entourage, ünlü kameolarıyla Hollywood atmosferini daha da gerçek ve eğlenceli kılıyor. 8 sezonluk uzun soluklu yapısıyla, Hollywood'un parlak vitrinine bakıp altındaki karmaşayı görmeyi sevenleri içine çeken bir seyir sunuyor.

IMDb: 8,4
Nereden izlenir: HBO Max

Californication

Californication, bilimkurgu efsanesi The X-Files'la tanınan David Duchovny'nin canlandırdığı romancı Hank Moody'yi takip ediyor. Hank, kitabının filme uyarlanması için Los Angeles'a geldiğinde, yaratıcılık tıkanması ve kişisel dağınıklığın tam ortasına düşüyor. Dizi, sektörün mutfağını ayrıntılı biçimde göstermese de Hollywood'un "aşırılıklarının" sanatçı üzerinde nasıl aşındırıcı bir etki yarattığını iyi yakalıyor. Hank'in hedonist hayatı; seks, bağımlılık ve kendini sabote etme döngüsü üzerinden, yaratıcı kariyerlerin karanlık komedisini kuruyor. Uyarlama sürecinde yazarın bir yandan el üstünde tutulup diğer yandan sistem tarafından "ehlileştirilmesi", hikayenin en acı-tatlı tarafı. 

sdfrgt
Californication'da her fırsatta kendini sabote eden yazar Hank Moody rolündeki David Duchovny'ye, en yakın arkadaşı ve menajerini Charlie Runkle'ı canlandıran Evan Handler eşlik ediyor (Showtime)

The Studio'yu sevenlerin burada da yakalayacağı ortak damar şu: İkisi de eğlence endüstrisinin parlak vitrininin arkasındaki çarpık güç ilişkilerine bakıyor. The Studio stüdyo koridorlarına bakarken, Californication bir yazarın Los Angeles'ta dağılan hayatı üzerinden aynı çarkın nasıl işlediğini ifşa ediyor. Ton olarak Californication daha cüretkar ve daha "kirli" ama taşlaması net: Hollywood, yaratıcı enerjiyi hem besliyor hem de tüketiyor. Sonuçta Californication, kahkahayla rahatsızlığı aynı anda yaşatan, "başarı" denen şeyin bedelini dürüstçe kurcalayan bir Los Angeles masalı.

IMDb: 8,3
Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor

Extras

Ricky Gervais ve Stephen Merchant imzalı Extras, figüranlık yaparak geçinmeye çalışan oyuncu Andy Millman'ı takip ediyor. Andy, setlerin görünmez yüzünden sıyrılıp "gerçek" bir oyunculuk kariyerine geçmenin yolunu arıyor. Dizi Kate Winslet, Samuel L. Jackson ve David Bowie gibi isimlerin de aralarında bulunduğu etkileyici konuk oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Üstelik bu yıldızlar, kendilerinin korkunç ve gülünç versiyonlarını canlandırarak şöhretin kibir ve güvensizlik yanını acımasızca deşiyor.

Extras'ı özel kılan şey, başarı fikrine farklı açılardan bakması: Önce Andy'nin kimsenin tanımadığı dönemindeki hayal kırıklıklarını gösteriyor; ardından da şöhrete, giderek nefret ettiği ve sloganlara yaslanan bir sitcom sayesinde ulaşınca içine düştüğü yaratıcı tavizleri izliyoruz. Dizi, eğlence endüstrisinin yaratıcı arzuları çoğu zaman tatmin etmediğini; tersine insanı sanatsal dürüstlükle ticari görünürlük arasında seçim yapmaya zorladığını dokunaklı bir biçimde hatırlatıyor.

frgthy
Netflix'teki After Life sayesinde şöhreti katlanan Kanadalı komedyen Ricky Gervais'in Extras'daki konuk oyuncularından biri de Oscarlı yıldız Kate Winslet'tı (BBC / HBO)​​​​​

İroniden güç alan Extras da The Studio gibi hikayeyi hareketlendiren bol yıldızlı konuk oyuncu performanslarına yaslanıyor. Ama odağında, figüranlıktan çıkıp parlamaya çalışan oyuncuların mücadelesi olduğu kadar, bu yolculuğun duygusal bedeli ve yalnızlığı da var. Bu da The Studio'yu seven pek çok izleyiciye tanıdık gelecek bir damar. Özetle Extras, mizahı ustalıkla kuruyor ama perde arkasındaki kırılgan, sahici ve fazlasıyla insani anları da gözden kaçırmıyor.

IMDb: 8,3
Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor

30 Rock

Tina Fey'in NBC için yarattığı 30 Rock, izleyiciyi kurgusal bir skeç programının perde arkasına götürürken, Fey'in Saturday Night Live deneyimlerinden beslenen keskin bir "işyeri komedisi"ne dönüşüyor. Dizinin merkezindeki Liz Lemon, canlı yayın temposu, tuhaf yazar kadrosu, kaprisli yıldızlar ve tepeden yağan kurumsal talimatlar arasında hem programı ayakta tutmaya hem de kendi sinir uçlarını sağlam tutmaya çalışıyor. Sonuç, televizyon endüstrisinin iç işleyişini acımasızca tiye alan, bol kaoslu bir sektör hicvi.

asdfrgt
30 Rock'ın üçüncü sezonundaki Yıldızlara İnan (Believe in the Stars) bölümünde, Tina Fey'in canlandırdığı Liz, uçakta Oprah Winfrey'nin yanında oturuyordu (NBC) 

The Studio kadar "kulis" duygusuna yaslanmasa da iki yapımın kesiştiği yer çok net: Kurumun çıkarlarıyla yaratıcı vizyonun sürekli çarpışması. 30 Rock bu gerilimi daha yüksek perdeden, daha karikatürize bir mizahla kuruyor ama özünde aynı soruyu soruyor: 

Reyting ve kâr baskısıyla yaratıcılık neye dönüşür?

7 sezon süren 30 Rock, sayısız unutulmaz anıyla popüler kültürde kendine kalıcı bir yer edindi; hatta birçok esprisi zamanla ortak hafızaya karıştı. Dizi, modern komedilerin en iyi örneklerinden biri olarak, karakterlere alıştıkça daha da açılan bir yapı kuruyor ve bir kere izlemek yetmiyor. The Studio'yu sevdiyseniz, medya dünyasının absürtlüğünü bu denli rafine bir dille yakalayan az dizi bulursunuz.

IMDb: 8,3
Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor

Hacks

Hacks, şov dünyasının "ışıltılı" tarafını değil, o ışıltıyı ayakta tutan görünmez emeği ve pazarlıkları anlatan en iyi komedilerden biri. Kariyerini yeniden parlak günlerine taşımaya çalışan efsane komedyen Deborah Vance'la, Los Angeles'ta "iptal" edilince kapılar yüzüne kapanan genç yazar Ava'yla kurduğu mecburi ortaklığı üstünden kuşak çatışmasını keskin ama sıcak bir yerden kuruyor. Jean Smart ve Hannah Einbinder'ın kimyası, dizinin yakıtı: Aynı odada kalmaları bile hem komik hem de can yakarcasına gerçek. 

Dizi bir yandan espri temposunu hiç düşürmezken, diğer yandan özgürce üretmek ve geniş kitleye hitap etme zorunluluğu arasındaki ikilemi her bölümde yeniden kurcalıyor. Deborah'nın seyirciyi memnun etmeyi öğrenmiş profesyonelliğiyle Ava'nın idealist "yaratıcı saflığı" çarpıştıkça, eğlence sektörünün kadınlara ve yaşa dair önyargıları da netleşiyor. 

fgthyjuı
Emmy ödüllü Hacks, bir komedi efsanesiyle genç komedi yazarı arasındaki karanlık bir mentor-öğrenci ilişkisini konu alıyor (HBO)

The Studio'yu sevenler, burada da benzer şekilde endüstrinin iç dinamiklerini, bu kez yönetici masası yerine yaratıcıların hayatta kalma savaşını izlemenin keyfini çıkarabilir. İkisi de "komedi üretmek" denen şeyin aslında ne kadar politik, hesaplı ve kırılgan olduğunu gösteriyor. Üstelik en güzeli şu: Tüm bu sert gerçekler, iki karakterin istemeden birbirini dönüştüren ilişkisi sayesinde hiç didaktikleşmeden, çok doğal bir akışla izleyicide kalıyor.

IMDb: 8,2
Nereden izlenir: HBO Max

 

Episodes

Episodes, Britanyalı evli senarist çift Sean ve Beverly Lincoln'ın kendi ülkelerinde çok tutan dizilerini bu kez Amerikan izleyicisine uyarlamak üzere ABD'ye çağrılmasıyla açılıyor. Ve daha ilk toplantıda, Hollywood'un o meşhur "iyi niyetli sabotajı" başlıyor. Amerikalı stüdyo yöneticileri, dizinin "Amerika'ya göre" yeniden şekillenmesi gerektiğine inanıyor; test gösterimleri ve içi boş sloganlar havada uçuşurken, yaratıcı vizyon adım adım sulandırılıyor. Üstelik bu dönüşümün merkezinde tek bir "zorunluluk" var: Başrole Matt LeBlanc'ı koymak.

dfvgthyj
Episodes, Birleşik Krallık'ta ödüle boğulan başarılı dizilerinin uyarlamasını yapmak üzere Amerika’ya taşınan iki senaristin başından geçen olaylar üzerine kurulu (BBC / Showtime)

LeBlanc, Friends'in yan dizisi Joey'den sonra televizyona ilk kez dönerken kendisinin abartılı, kurgusal bir versiyonunu canlandırıyor. LeBlanc'ın Sean'la yakınlaşıp Beverly'nin peşine düşmesi, setin ve yazar odasının gerilimini iyice artırıyor. Dizi, Britanya ve ABD'nin televizyon anlayışları arasındaki kültürel farkı ince ince didiklerken, ticari kaygıların yaratıcılığı nasıl budadığını da komik ama can yakan bir netlikle gösteriyor. Yöneticilerin marka ve daha geniş kitlelere oynama takıntısı arasında sanatın nasıl pazarlık masasına yatırıldığını izliyorsunuz. Episodes yer yer sinir bozucu, bir o kadar da bağımlılık yapan bir medya hicvi. Bu arada toplam 5 sezon ve 41 bölümlük dizinin LeBlanc'a Altın Küre kazandırıp Emmy adaylığı getirdiğini de hatırlatalım.

IMDb: 7,8

Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor

Hollywood

Ryan Murphy imzalı mini dizi, II. Dünya Savaşı sonrası Hollywood'una alternatif bir tarih kurgusu sunarak sektörün ırkçılık, cinsiyetçilik ve homofobiyle onlarca yıl daha erken yüzleştiği bir dünyayı hayal ediyor. Hicivden ziyade daha "umutlu" bir tona yaslanan dizi, tarihsel atmosferiyle yapısal sorunların kuşaklar boyunca nasıl inatla sürdüğünü görünür kılıyor.

dfrgty
32 yaşındaki David Corenswet, geçen yıl Superman'i canlandırmadan önce Hollywood'un başrolündeki Jack Castello'yu oynamıştı (Netflix)

Hollywood, klasik sinemaya duyduğu nostaljiyi eleştirel bakışla dengeleyerek The Studio'yla ilginç bir karşıtlık kuruyor. İki dizi de sinema tarihi sevgisini paylaşırken, sanatsal vizyonu sık sık törpüleyen ticari ve toplumsal baskıların farkında. Murphy'nin dizisi, Rogen'ın daha karamsar perspektifine kıyasla sektörün değişimine daha iyimser bir pencereden bakıyor. Buna rağmen iki yapım da Hollywood'un dışarıdan göründüğü gibi olmadığına; idealize edilen imajla sektörün gerçekliği arasındaki farkın hiç kapanmadığına dikkat çekiyor.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Netflix

The Franchise

The Franchise, süper kahraman serisi çeken bir ekibin set arkasındaki kaosunu anlatan, Hollywood makinesine ince ince dokunduran bir hiciv. Hikayenin merkezinde, her gün dağılmanın eşiğindeki prodüksiyonu ayakta tutmaya çalışan birinci yardımcı yönetmen Daniel var. Daniel şişkin egolarla, tartışmalı yaratıcı kararlarla ve stüdyodan gelen bitmek bilmez baskıyla boğuşuyor. Dizi, parlak kostümlerin ve büyük sözlerin arkasında işlerin çoğu zaman ne kadar dağınık, aceleci ve absürt ilerlediğini gösteriyor. Süper kahraman sinemasının formüllerini, özellikle de büyük "evren" filmlerinin "sonsuz üretim" mantığını parodileştirmesi, diziyi tür meraklıları için ekstra keyifli kılıyor. 

vgth
The Franchise'ın 35 yaşındaki yıldızı Himesh Patel (solda), dizinin sadece bir sezonun ardından iptal edilmesiyle hayal kırıklığına uğradığını söylemişti (HBO)

The Studio'yu sevenler için en tanıdık yanı, sektörün iç yüzünü gülerek ama acı bir gerçeklikle anlatması: Herkes "en iyi filmi" çekmek istiyor, sistem ise herkesi sürekli tökezletiyor. Fark şu ki The Studio daha çok stüdyo koridorlarındaki kurumsal kararları hedef alırken, The Franchise kameraların arkasındaki günlük set savaşlarına yakın plan giriyor. Zekice diyalogları ve ölçülü alaycılığıyla, bir projenin nasıl "idare edilerek" çekildiğini merak edenlere iyi bir seyir sunuyor. Erken bir iptal kararıyla (şaşırdık mı?) tek sezonda kalmış olsa da "bu iş böyle yürümüyor" hissini komediye çevirmekte hayli isabetli.

IMDb: 6,5
Nereden izlenir: HBO Max

Independent Türkçe



Michael Jackson'ı canlandıran yeğeni, süperstarı anlattı

Jaafar Jackson, yakında gösterime girecek biyografik film Michael'da amcası rolünde (Lionsgate)
Jaafar Jackson, yakında gösterime girecek biyografik film Michael'da amcası rolünde (Lionsgate)
TT

Michael Jackson'ı canlandıran yeğeni, süperstarı anlattı

Jaafar Jackson, yakında gösterime girecek biyografik film Michael'da amcası rolünde (Lionsgate)
Jaafar Jackson, yakında gösterime girecek biyografik film Michael'da amcası rolünde (Lionsgate)

Jaafar Jackson, hayatını kaybeden pop süperstarı Michael Jackson'ı canlandıracağı biyografik filmin vizyona girmesinden önce, amcasıyla geçirdiği zamanlara dair anılarını paylaştı.

Yönetmen koltuğunda Antoine Fuqua'nın oturduğu Michael, 24 Nisan'da (Türkiye'de 22 Nisan) vizyona girecek. Filmin fragmanlarında Jaafar, amcasının ünlü dans hareketlerini taklit ediyor, tiz sesiyle konuşuyor ve hatta onun meşhur "hee-hee" sesini de çıkarıyor.

Today'e verdiği yeni röportajda Jaafar, ilk filminde bu yüksek baskı altında kaldığı rolü üstlenmeye layık olduğunu kanıtlamak için çok çalıştığını söyledi.

29 yaşındaki oyuncu, "Bu, gerçekten hak etmem gereken bir süreçti ve filmi yapanlara, bana ve aileme, bu işin altından kalkabileceğim noktaya gelebileceğimi kanıtladı" dedi.

Michael, 25 Haziran 2009'da hayatını kaybettiğinde Jaafar henüz 12 yaşındaydı ancak amcasıyla geçirdiği zamanlara dair güzel anıları olduğunu söylüyor.

Görsel kaldırıldı.
Michael Jackson, 1984'te rekor kırarak bir gecede 8 Grammy ödülü kazandıktan sonra yapımcı Quincy Jones'la birlikte (AP)

Jaafar "Ben çocukken ailece vakit geçirdiğimizi hatırlıyorum" dedi. 

Michael, benim çocukluğumun geçtiği yere gelirdi... Ve bazen hepimiz bir araya gelip bütün gün ailece oyun oynardık. Neverland'de harika vakit geçirirdik, saklambaç oynardık, bol bol şeker toplardık, lunapark oyuncaklarına binerdik, film izlerdik. Her şey çok eğlenceliydi.

Filmin vizyona girmesinden önce nasıl hissettiği sorulduğunda Jaafar "Bu kadar büyük ve geniş ölçekli bir projeye girerken ve bunu sinematik şekilde anlatırken insan kesinlikle sorumluluk hissediyor" diye ekledi.

Çok iyi iş çıkarmak istediğim, gerçek özünü ve o duyguyu yakaladığımdan emin olmak istediğim o kadar çok an vardı ki… Buna inanmak için önce onu hissetmem gerekiyordu.

Michael'ın yapımcıları daha önceki bir açıklamada "Film, Michael Jackson'ın müziğin ötesine uzanan hayatının hikayesini anlatıyor; Jackson Five'ın solisti olarak olağanüstü yeteneğinin keşfedilmesinden, yaratıcılık azmiyle dünyanın en büyük eğlence yıldızı olma yolunda durmak bilmeden ilerleyen vizyoner bir sanatçıya dönüşmesine kadarki yolculuğunu izliyor" demişti.

Hem sahne dışındaki hayatını hem de solo kariyerinin başlarındaki en ikonik performanslardan bazılarını öne çıkaran film, izleyicilere Michael Jackson'ı daha önce hiç olmadığı kadar yakından tanıma fırsatı sunuyor. Onun hikayesi burada başlıyor.

Başrolün yanı sıra Colman Domingo, Jackson'ın babasını, Nia Long ise annesini canlandıracak. Oyuncu kadrosunda Jackson'ın avukatı rolündeki Miles Teller, müzik yapımcısı Suzanne de Passe'i canlandıran Laura Harrier ve Diana Ross'a hayat veren Kat Graham da var.

Independent Türkçe


The Pitt'in yıldızı dizide alınan "en zekice kararı" açıkladı

Sepideh Moafi ve Noah Wyle, The Pitt'in başrollerindede (HBO Max)
Sepideh Moafi ve Noah Wyle, The Pitt'in başrollerindede (HBO Max)
TT

The Pitt'in yıldızı dizide alınan "en zekice kararı" açıkladı

Sepideh Moafi ve Noah Wyle, The Pitt'in başrollerindede (HBO Max)
Sepideh Moafi ve Noah Wyle, The Pitt'in başrollerindede (HBO Max)

Popüler tıp draması The Pitt, oyuncu kadrosu, gerçekçiliği ve güncel konuları işlemeyi tercih etmesiyle övgü topluyor. Ancak başrol oyuncusu Noah Wyle, dizinin aldığı "en zekice kararın" ne olduğunu paylaştı.

HBO Max dizisinde Dr. Michael "Robby" Robinovitch'i canlandıran eski ER oyuncusuna göre, dizinin başarısı müzik kullanımından kaçınma yönündeki yaratıcı seçimden kaynaklanıyor.

Televizyondaki diğer pek çok yapımdan farklı olarak The Pitt'in bir dizi müziği yok ve bu fikri ilk olarak dizinin ortak yaratıcısı R. Scott Gemmill önermişti. Wyle bu kararı, dijital yayın platformlarının yükselişinin yarattığı tembel izleme alışkanlıklarına karşı bir panzehir olarak niteliyor.

The Independent'a konuşan aktör "Bence aldığımız en zekice karar, Scott'ın diziden müziği çıkarma kararıydı" dedi. 

Çünkü kendi çocuklarımı televizyon seyrederken izledim ve yaylı enstrüman sesini duyar duymaz dikkatleri dağılıyor. Davul sesini duyar duymaz dikkatleri tekrar ekrana dönüyor.

Wyle, bir şeyden "nasıl hissedileceğine ilişkin işitsel ipucunu" çıkarınca izleyicilerin daha çok meraka kapıldığını "ve kadrajdaki ipuçlarını aramak zorunda kaldığını" söyledi.

Durumun ciddiyetini anlamak için doktorların sesini dinlemeleri gerekiyor ve bu çok daha az pasif bir izleme deneyimi.

Oyuncu sözlerine "Çok bilgili ve bıkkın halde arkanıza yaslanıp ilgisiz kalmak yerine, kendinizi hikayeye verip sizi nereye götüreceğini tam bilmemek, uzun vadede daha tatmin edici" diye devam etti.

Wyle ayrıca televizyon izleyicilerinin, dizilere vakit ayırıp tatmin edici bir sonuç alamadıkları için hayal kırıklığına uğradığını da savundu.

Aktör "İzleyiciler daha önce ihanete de uğramıştı. Bir diziye bu kadar zaman ayırıyorlar ama hikaye açısından karşılığını alamayınca kendilerini bir bakıma terk edilmiş sevgili gibi hissediyorlar" dedi.
 

frbf
Noah Wyle, The Pitt'te Dr. Michael "Robby" Robinovitch rolünde (HBO)

Bu yüzden bu dizinin senaryosuyla gerçekten gurur duyuyorum; en azından şimdiye kadar bu beklentileri karşılama ve olay örgülerinin gerçekten tatmin edici bir noktaya ulaşmasında tutarlı olduk.

The Pitt'in her sezonu, Pittsburgh'deki yoğun bir acil servisin kalbinde geçen 15 saatlik bir mesaiyi takip ediyor ve her bölüm, sınırlarına kadar zorlanan doktor ve hemşirelerin hayatının bir saatine odaklanıyor.

Birinci sezon, HBO Max'te halen yayında ve ikinci sezonun bölümleri de haftalık olarak gösterime giriyor.

Independent Türkçe


Ryan Gosling, Oscarlı yönetmenlerin filminden ayrıldı

Kurtuluş Projesi (MGM)
Kurtuluş Projesi (MGM)
TT

Ryan Gosling, Oscarlı yönetmenlerin filminden ayrıldı

Kurtuluş Projesi (MGM)
Kurtuluş Projesi (MGM)

Ryan Gosling, Oscar ödüllü yönetmenler Daniel Kwan ve Daniel Scheinert'ın projesinden ayrıldı.

Deadline'ın doğruladığı üzere Gosling, takvim uyuşmazlığı nedeniyle yapımdan çıktı. 

Aşıklar Şehri'nin (La La Land) 45 yaşındaki yıldızı, ilk başta 12 Haziran 2027'de gösterime girmesi planlanan ancak daha sonra 19 Kasım 2027'ye ertelenen bu gizli projede rol alacaktı. 

Daniels diye bilinen yönetmen ikilisi Kwan ve Scheinert, bu yaz Los Angeles'ta filmin çekimlerine başlamayı planlıyordu.

Ancak Gosling'in programı, zaman çizelgesindeki bu değişikliğe uyum sağlayamadı.

Karanın tam nedeni açıklanmazken aktör, kısa süre önce vizyona giren bilimkurgu destanı Kurtuluş Projesi (Project Hail Mary) için dünya çapında düzenlenen devasa bir basın turunu geride bıraktı.

Andy Weir'ın 2021 tarihli romanından uyarlanan film, evinden ışık yılları uzaklıktaki bir uzay gemisinde uyanan, kim olduğu ya da neden orada olduğuna dair hiç şey hatırlamayan bir adamı konu alıyor. Film, 200 milyon dolarlık bütçesiyle dünya çapında 300,8 milyon dolar hasılat elde ederek gişede büyük başarı yakaladı.

Avatar: Ateş ve Kül'ü (Avatar: Fire and Ash) geride bırakarak yılın en yüksek hasılat yapan Hollywood filmi oldu. James Cameron'ın yapımı, yılın ilk üç ayında gişede hakimiyet kurmuştu.

The Independent'ın film eleştirmeni Clarisse Loughrey, yapıma 4 yıldız verdiği incelemede Kurtuluş Projesi'ni "olabildiğince coşkulu ve sevimli" diye tanımladı.

Gosling'in ayrılma haberi, bilimkurgu türündeki aksiyon-macera filmi Her Şey Her Yerde Aynı Anda'yla (Everything Everywhere All At Once) 2023 Oscar'ında En İyi Film de dahil 7 ödül kazanan Daniels ikilisinin hayranlarına büyük darbe olacak.

Deadline, Gosling'in ayrılmasına rağmen Universal ve Daniels'ın hedefledikleri tarihlere uymaya devam ettiğini bildirirken, onun boş bıraktığı rol için çok sayıda adayın yarışması bekleniyor.

dvfdv
Çoklu evrene doğru (A24)

Gosling yine de gelecek yıl büyük bir filmde rol alacak; Star Wars: Starfighter'ın mayısta vizyona girmesi planlanıyor.

Deadpool ve Wolverine'in (Deadpool & Wolverine) yönetmeni Shawn Levy'nin imzasını taşıyacak bu yapım, 9 filmlik Skywalker serisinden ayrı olacak.

Geçen yıl nisanda haberi duyuran Gosling, Tokyo'da düzenlenen bir Yıldız Savaşları (Star Wars) kutlama etkinliğinde hayranlarına şöyle demişti: 

Burada bulunmak ve hepinizi görmek, bunu yapmak için daha da ilham veriyor... Filmlerin bizim için ne kadar önem taşıyabileceğini, özellikle de bu filmlerin bizim için ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor... Tek umudumuz şu: 'Hayranlar bizimle olsun'.

Independent Türkçe