Trump balo salonu projesini çok sevse de Amerikalılar aynı fikirde değil

ABD Başkanı Donald Trump 400 milyon dolarlık balo salonuna tutkuyla bağlı ancak anketler, bu coşkunun Amerikan kamuoyunca paylaşılmadığını gösteriyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump 400 milyon dolarlık balo salonuna tutkuyla bağlı ancak anketler, bu coşkunun Amerikan kamuoyunca paylaşılmadığını gösteriyor (AFP)
TT

Trump balo salonu projesini çok sevse de Amerikalılar aynı fikirde değil

ABD Başkanı Donald Trump 400 milyon dolarlık balo salonuna tutkuyla bağlı ancak anketler, bu coşkunun Amerikan kamuoyunca paylaşılmadığını gösteriyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump 400 milyon dolarlık balo salonuna tutkuyla bağlı ancak anketler, bu coşkunun Amerikan kamuoyunca paylaşılmadığını gösteriyor (AFP)

Yeni bir ankete göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'ın Doğu Kanadı'nı yıkıp yerine yeni ve gösterişli bir balo salonu inşa etme planını her üç ABD'liden sadece biri destekliyor.

1600 Pensilvanya Bulvarı'ndaki 400 milyon dolarlık ek bina, Trump'ın ikinci döneminde tutkuyla bağlı olduğu bir proje. Geçen yıl First Lady'nin ofisleri de proje kapsamında apar topar yıkılmıştı.

Ancak kamuoyu, Trump'ın coşkusunu paylaşmıyor. Washington Post-ABC News-Ipsos'un son anketine katılanların sadece yüzde 28'i projeyi desteklediğini belirtti.

Katılımcıların yüzde 56'sı projeye tamamen karşı çıkarken, yüzde 16'sı ise kararsız kaldı; bu oranlar aynı soru ekimde sorulduğundan beri değişmedi.

Beklendiği üzere anket, siyasi çizgilere göre incelendiğinde keskin bir bölünme ortaya koydu; kendini Demokrat diye tanımlayanların sadece yüzde 4'ü balo salonunu desteklerken, yüzde 87'si karşı çıktı. Buna karşılık Cumhuriyetçilerin yüzde 65'i desteklerken, sadece yüzde 20'si karşı çıktı.

Yeni anket 24-28 Nisan'da yapıldı ve katılımcıların en azından bir kısmına, 25 Nisan Cumartesi gecesi Washington Hilton Oteli'nde düzenlenen Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği'ndeki saldırı girişimini hesaba katma şansı verdi. Saldırgan, gizli servis ajanları tarafından etkisiz hale getirilmeden önce etkinliğe girmeye çalışmıştı.

Trump ve Kongre'deki Cumhuriyetçi müttefikleri, olayı balo salonunun inşaatına devam etmek için gerekçe göstermekte gecikmedi ve bu tür üst düzey sosyal etkinliklerin gelecekte çok daha gelişmiş güvenlik önlemleriyle orada düzenlenebileceğini savundu.

ABD Bölge Yargıcı Richard Leon'un, Ulusal Tarihi Koruma Vakfı'nın projeyi engelleme davasında vakfı haklı bulması ve inşaatın Kongre onayı olmadan devam edemeyeceğine hükmetmesiyle, proje için yer üstü inşaat çalışmaları durdurulmuştu.

Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği saldırısının ardından Adalet Bakanlığı'nın davayı geri çekmesi yönündeki baskısına maruz kalsa da vakıf, şu ana kadar tavrından ödün vermeyi reddetti.

dfdevde
Trump'ın Washington DC'de inşa etmeyi önerdiği ve yine seçmenler arasında pek rağbet görmeyen "Bağımsızlık Kemeri"nin bir sanatçı tarafından hazırlanan tasviri (Reuters)

Vakfın başkanı ve CEO'su Carol Quillen geçen hafta yaptığı açıklamada, "Hiç kimseyi tehlikeye atmayan ve yönetimin hukuka uymasını saygıyla talep eden davamızı gönüllü olarak geri çekmeyi planlamıyoruz" dedi.

Balo salonunun maliyetinin zengin özel bağışçılar tarafından karşılanması planlanmıştı ancak Cumhuriyetçi senatörler Lindsey Graham, Katie Britt ve Eric Schmitt tarafından geçen hafta sunulan yeni yasa tasarısı, kabul edilirse, masrafın zor durumdaki vergi mükelleflerine yüklenmesini öngörüyor.

Miras projesine yönelik destek eksikliğinin Trump'ı caydırması pek olası değil. Trump, kamuoyu önünde yaptığı konuşmalarda ve gazetecilerle yaptığı görüşmelerde projeyi sık sık dile getiriyor ve devlet büyüklerini ağırlamak ve önemli devlet törenlerini düzenlemek için balo salonunun onlarca yıldır gerekli olduğunda ısrar ediyor.

Anket ayrıca, diğer bazı inşaat projelerine yönelik de bir coşku eksikliğini ortaya koydu; Lincoln Anıtı'yla Arlington Ulusal Mezarlığı arasına planladığı yaklaşık 76 metrelik kemer projesini katılımcıların sadece yüzde 21'i desteklerken, yüzde 52'si karşı çıktı.

Daha da az destek gören plan ise, yüzünün Amerikan paralarının üzerine basılması planıydı; bu eylemi katılımcıların sadece yüzde 12'si desteklerken, yüzde 68'i karşı çıktı.

Anketin bulgularına yanıt olarak, Trump'ın marka oluşturma girişimlerine özellikle açık sözlü bir muhalif olan Tennessee'nin Demokrat Temsilcisi Steve Cohen, Post'a şunları söyledi:

Olup bitenler hayret verici. Hiç kimseye, hiçbir anıya, hiçbir tarihe saygısı yok. Her şey onunla ilgili.

Independent Türkçe



Oscarlı yönetmen tartışmalı filmi savundu: İki kez izledim

Yönetmen koltuğunda Antoine Fuqua'nın oturduğu filmde Michael Jackson'ı gerçek hayattaki yeğeni Jaafar Jackson canlandırıyor (Lionsgate)
Yönetmen koltuğunda Antoine Fuqua'nın oturduğu filmde Michael Jackson'ı gerçek hayattaki yeğeni Jaafar Jackson canlandırıyor (Lionsgate)
TT

Oscarlı yönetmen tartışmalı filmi savundu: İki kez izledim

Yönetmen koltuğunda Antoine Fuqua'nın oturduğu filmde Michael Jackson'ı gerçek hayattaki yeğeni Jaafar Jackson canlandırıyor (Lionsgate)
Yönetmen koltuğunda Antoine Fuqua'nın oturduğu filmde Michael Jackson'ı gerçek hayattaki yeğeni Jaafar Jackson canlandırıyor (Lionsgate)

Ünlü yönetmen Spike Lee, CNN'e verdiği yeni röportajda Michael Jackson biyografisi Michael'ı, pop efsanesine yönelik çocuk istismarı iddialarına yer vermediği gerekçesiyle eleştirenlere karşı savundu.

Michael'ı iki kez izlediğini ve "bayıldığını" belirten Lee, filmin hikayesinin 1988'de sona erdiğine, ilk suçlamaların ise 1993'te ortaya çıktığına dikkat çekerek bu eleştirilerin yersiz olduğunu ifade etti.

Oscar ödüllü yönetmen, izleyicilerden büyük ilgi gören ancak eleştirmenlerden tepki alan filmin, Jackson'ın hayatının sadece belirli bir dönemini kapsadığını vurguladı. Lee, Michael'ın anlattığı olayların 1988'de sona erdiğini, dolayısıyla 1993'te başlayan suçlamaların filmde yer almamasının mantıklı olduğunu söyledi.

"Zaman çizelgesine uymayan şeyleri eleştiremezsiniz"

Eleştirmenlerin filmde görmek istedikleri unsurların senaryonun kronolojik yapısına uymadığını belirten Lee, şu ifadeleri kullandı:

Eğer bir sinema yazarıysanız ve film 1988'de bitiyorsa, bahsettiğiniz suçlamalar ise daha sonra yaşanmışsa, bu durumu eleştiremezsiniz. Kendi istediğiniz bir şeyin filmde olmamasını eleştiriyorsunuz ama bu, hikayenin kronolojik yapısına uyum sağlamaz. Sonuçta insanlar salonlara gitti; dünyanın dört bir yanında ona olan sevgilerini gösterdiler.

Lee ayrıca, "Mike'ı özlüyorum. Prince'i özlüyorum. Onlar benim kardeşlerim gibiydi, ikisiyle de çalışma şansım oldu. İkisi de dünya güzeli insanlardı" diyerek iki efsaneye duyduğu özlemi dile getirdi.

Senaryodaki değişikliğin perde arkası

Variety'nin nisan başında yayımladığı habere göre, istismar iddialarının filmde yer almaması aslında sadece yaratıcı bir tercih değil, hukuki bir zorunluluktan kaynaklanıyordu. 

İlk senaryonun üçüncü perdesinin büyük bir kısmı, Jackson'ın ilk cinsel istismar suçlamasıyla mücadelesine ayrılmıştı. Ancak Jackson'ın varisleri, şarkıcıyı suçlayanlardan biri olan Jordan Chandler'la geçmişte yapılan uzlaşma anlaşmasındaki bir maddeyi fark etti. 

Bu madde, Chandler'ın herhangi bir film projesinde canlandırılmasını veya adının anılmasını yasaklıyordu.

Bu gelişme üzerine yapımcılar finali tamamen yeniden kurgulamak zorunda kaldı ve hikayenin ağırlık merkezini Jackson'ın baskıcı babası Joe Jackson'la ilişkisine kaydırdı.

Gişede büyük başarı

Lee'nin de belirttiği gibi, senaryodaki bu köklü değişiklik hayranları etkilemiş görünmüyor. Michael, 24 Nisan'daki açılış haftasında ABD'de 97,5 milyon dolarlık güçlü bir hasılat elde etti. 

Vizyondaki ikinci haftasını dolduran biyografi filmi, Kuzey Amerika'da 183,8 milyon dolar, dünya genelinde ise toplam 423 milyon dolar kazanca ulaştı.

Lee ve Jackson birlikte önemli işlere de imza atmıştı. Lee, Jackson'ın 1996 tarihli ikonik klibi They Don't Care About Us'ı yönetmişti. Ayrıca yönetmen, Jackson'ın kariyerine ışık tutan 2012 yapımı Bad 25 ve 2016 yapımı Michael Jackson's Journey from Motown to Off the Wall belgesellerine de imza atmıştı.

Independent Türkçe, CNN, Variety


Emmy ödüllü Marvel yıldızı, Mad Max evreninden neden ayrıldığını anlattı

Furiosa: A Mad Max Saga, 2015 yapımı Mad Max: Fury Road'daki Furiosa karakterinin kökenlerini, nasıl büyük bir savaşçıya dönüştüğünü ve intikam mücadelesini konu alıyordu (Warner Bros. Pictures / Universal Pictures)
Furiosa: A Mad Max Saga, 2015 yapımı Mad Max: Fury Road'daki Furiosa karakterinin kökenlerini, nasıl büyük bir savaşçıya dönüştüğünü ve intikam mücadelesini konu alıyordu (Warner Bros. Pictures / Universal Pictures)
TT

Emmy ödüllü Marvel yıldızı, Mad Max evreninden neden ayrıldığını anlattı

Furiosa: A Mad Max Saga, 2015 yapımı Mad Max: Fury Road'daki Furiosa karakterinin kökenlerini, nasıl büyük bir savaşçıya dönüştüğünü ve intikam mücadelesini konu alıyordu (Warner Bros. Pictures / Universal Pictures)
Furiosa: A Mad Max Saga, 2015 yapımı Mad Max: Fury Road'daki Furiosa karakterinin kökenlerini, nasıl büyük bir savaşçıya dönüştüğünü ve intikam mücadelesini konu alıyordu (Warner Bros. Pictures / Universal Pictures)

Emmy ödüllü oyuncu Yahya Abdul-Mateen II, George Miller'ın Mad Max evreninde geçen Furiosa: Bir Mad Max Destanı'ndan (Furiosa: A Mad Max Saga) neden ayrıldığını içtenlikle anlattı.

Josh Horowitz'in Happy Sad Confused adlı programına konuk olan aktör, dev projeden vazgeçme nedeninin, yıllardır süregelen yoğun çalışma temposu ve dinlenme ihtiyacı olduğunu belirtti.

Wonder Man ve Aquaman gibi yapımların yıldızı, kariyerindeki hızlı yükselişin beraberinde getirdiği tükenmişliği ve bu durumun Anya Taylor-Joy'la birlikte oynaması planlanan Furiosa'dan ayrılmasına nasıl yol açtığını anlattı. 

2015'te Yale Drama Okulu'ndan mezun olduğundan beri setten sete koştuğunu belirten aktör, "Kendime karşı dürüst olmam gerekiyordu" dedi.

Dur durak bilmeyen maraton

39 yaşındaki Abdul-Mateen II, kariyerinin ilk yıllarından itibaren yaşadığı baş döndürücü tempoyu şu sözlerle özetledi:

The Get Down'la çıkış yaptıktan sonra Sahil Güvenlik (Baywatch) ve Muhteşem Showman (The Greatest Showman) geldi. Ardından Avustralya'da çekimler yaptım, oradan Damızlık Kızın Öyküsü (The Handmaid's Tale) için Kanada'ya, Watchmen için Atlanta'ya geçtim. Pandemi patlak verdiğinde kendimi önce San Francisco, sonra Berlin'de The Matrix Resurrections setinde buldum. Berlin'den dönüp ayağımın tozuyla Londra'ya, Aquaman ve Kayıp Krallık'ın (Aquaman and the Lost Kingdom) çekimlerine gittim. 2021'e geldiğimizde artık tükenmiştim.

Brezilya'daki Black Mirror çekimlerini saymayı bile unuttuğunu ekleyen oyuncu, tüm bu işlerin birer "lütuf" olduğunu kabul etse de dünyanın kendisine bir meta gibi bakmaya başlamasının ve hayatındaki hızlı değişimin kendisini çok yorduğunu söyledi.

George Miller'ın vizyonu ve dürüst bir veda

Miller'ın çekimlerden bir yıl önce kendisiyle proje üzerine yaratıcı görüşmeler yapmaya başladığını belirten Abdul-Mateen II, yönetmene olan hayranlığına rağmen bu tempoyu kaldıramayacağını bildiğini söyledi:

Bunların bana ağır geldiğini ve dinlenmem gerektiğini içten içe biliyordum. Bu durumu dürüstçe yönettiğim için çok mutluyum çünkü bu sayede projeden vicdanım rahat ayrıldım ve yerimi harika bir iş çıkaracak başka bir meslektaşıma bıraktım. Bu karar, kendimi yenilememe ve doğru proje gelene kadar 'hayır' diyebilmeme olanak sağladı.

Gelecek projeler

Daha önce "program çakışması" nedeniyle ayrıldığı söylenen aktörün yerine Tom Burke kadroya dahil olmuştu. Şu sıralar Netflix'in yeni gerilim dizisi Man on Fire'la ekranlarda olan Abdul-Mateen II'nin gelecek projeleri arasında Wonder Man'in ikinci sezonu, aksiyon filmi Liminal ve The Adventures of Cliff Booth gibi iddialı yapımlar bulunuyor.

Independent Türkçe, Deadline, ComingSoon.net, Happy Sad Confused


Ekranların yeni fenomeni: Yeni Apple TV dizisi tam not aldı

51 yaşındaki Matthew Rhys, geçen yıl Netflix dizisi The Beast in Me'de Claire Danes'le birlikte rol alarak adından söz ettirmişti (Apple TV)
51 yaşındaki Matthew Rhys, geçen yıl Netflix dizisi The Beast in Me'de Claire Danes'le birlikte rol alarak adından söz ettirmişti (Apple TV)
TT

Ekranların yeni fenomeni: Yeni Apple TV dizisi tam not aldı

51 yaşındaki Matthew Rhys, geçen yıl Netflix dizisi The Beast in Me'de Claire Danes'le birlikte rol alarak adından söz ettirmişti (Apple TV)
51 yaşındaki Matthew Rhys, geçen yıl Netflix dizisi The Beast in Me'de Claire Danes'le birlikte rol alarak adından söz ettirmişti (Apple TV)

Apple TV, 2026'nın dikkat çeken yeni yapımlarından Widow's Bay'le korku ve komedi türlerini ustalıkla harmanlıyor. 

Başrolünde The Americans'la hafızalara kazınan Emmy ödüllü Matthew Rhys'in yer aldığı 10 bölümlük dizi, ilk hafta sonunda platformun en çok izlenen yapımları arasına girdi.

Neredeyse kusursuz puanlar

Widow's Bay, Rotten Tomatoes'da eleştirmenlerden yüzde 96, izleyicilerden ise yüzde 94 gibi yüksek puanlar alarak yılın en iyi çıkış yapan yapımlarından biri oldu. 

29 Nisan'da ilk iki bölümüyle prömiyer yapan dizi, ABD listelerinde Jon Hamm'in başrolde olduğu Your Friends & Neighbors'ın hemen ardından ikinci sıraya yerleşerek Ted Lasso ve For All Mankind gibi popüler yapımları geride bıraktı.

New England'daki kurgusal bir adada geçen hikaye, kasabanın sakar belediye başkanı Tom Loftis'in (Matthew Rhys) etrafında şekilleniyor.

Loftis, Widow's Bay'i turistik cazibe merkezi haline getirmek için kasabanın "lanetli" geçmişini pazarlamaya çalışıyor. Ancak kasabaya çöken gizemli sis ve ardından gelen gerçek doğaüstü olaylar, bu ticari hırsı bir dehşet senaryosuna dönüştürüyor.

Katie Dippold tarafından yaratılan dizi, Parks & Recreation'ın mizahını, The White Lotus'un statü kaygısı ve Stephen King romanlarının tekinsiz atmosferini bir araya getiriyor.

Widow's Bay'in başarısındaki en büyük pay, her sahneyi ustalıkla sırtlayan Matthew Rhys'e ait. Oyuncuya kadroda Stephen Root, Tim Baltz ve Kate O'Flynn gibi isimler eşlik ediyor. 

Eleştirmenler, dizinin bir saniye içinde kahkahadan gerçek bir korku atmosferine geçebilme becerisini "usta işi bir denge" diye nitelendiriyor.

Yeni sezon onayı kapıda

Şimdilik 10 bölüm olarak planlanan ve 17 Haziran'daki finaline kadar haftalık yayımlanacak Widow's Bay, yakaladığı ivmeyle şimdiden platformun kült yapımları arasına girmeye aday görülüyor. 

Olumlu yorumlar ve yüksek izlenme rakamları, dizinin şimdiden ikinci, hatta üçüncü sezon onayı alabileceği yorumlarına yol açıyor.

Independent Türkçe, ScreenRant, Collider