Emmy'nin gözdesi Widow's Bay'i bitirenlere 5 dizi önerisi

Widow's Bay'de oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan dul Belediye Başkanı Tom Loftis rolündeki Matthew Rhys (sağda), bu yıl iki Emmy ödülüne birden aday gösterildi (Apple TV)
Widow's Bay'de oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan dul Belediye Başkanı Tom Loftis rolündeki Matthew Rhys (sağda), bu yıl iki Emmy ödülüne birden aday gösterildi (Apple TV)
TT

Emmy'nin gözdesi Widow's Bay'i bitirenlere 5 dizi önerisi

Widow's Bay'de oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan dul Belediye Başkanı Tom Loftis rolündeki Matthew Rhys (sağda), bu yıl iki Emmy ödülüne birden aday gösterildi (Apple TV)
Widow's Bay'de oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan dul Belediye Başkanı Tom Loftis rolündeki Matthew Rhys (sağda), bu yıl iki Emmy ödülüne birden aday gösterildi (Apple TV)

Apple TV'nin yeni fenomeni Widow's Bay'in tam 19 Emmy adaylığıyla televizyon tarihine adını yazdırması muhtemelen hiçbirimiz için sürpriz olmadı. Yine de ofisteki kahve sohbetlerinin yönünü bir anda değiştirmeye yetti.

Dizi, ilk sezonu 17 Haziran'da final yapmadan önce, ikinci sezon onayını kapmıştı bile. Şimdiyse sabırsızlıkla yılın en çok konuşulan dizisinin yeni sezonunu bekliyoruz. Ama tahmin edersiniz ki vuslata kadar önümüzde epey uzun bir bekleyiş var.

Üstelik içimizdeki o bitmek bilmeyen "tekinsiz kasaba" açlığı iyice körüklendi. Bu da bize küçük bir bahane verdi: Uzun zamandır aklımızda olan "benzer diziler" listesini hazırlamanın tam zamanı dedik.

Basiretsiz Belediye Başkanı Tom'un tüm efsaneleri hiçe sayıp turizme açmaya çalıştığı o New England adasında yaşananları, ustalıkla işlenmiş kara mizahı ve adayı saran lanetin sırlarını en az bizim kadar özleyeceğinizi tahmin ediyoruz.

Bu yüzden, Widow's Bay'in çok sayıda ödülle dönmesini beklediğimiz Emmy töreni ve ikinci sezon gelene kadar, bizi ekrana kilitleyen o klostrofobik ve puslu atmosferi aratmayacak bir seyir rehberi hazırladık.

Küçük kasabaların karanlık yüzünü keşfetmeyi ve doğaüstü olayların peşinden gitmeyi sevenlerin bu listede aradığını bulacağına eminiz.

Listenin açılışında o meşhur Kırmızı Oda'ya, yani türün atası sayılan İkiz Tepeler'e selam duruyoruz. Ardından Stephen King evreninin en ürpertici karakterlerini aynı hikayede buluşturan Castle Rock'a uğruyor, gündüzü de gecesi de ayrı bir hayatta kalma mücadelesine dönüşen Nereden Nereye'nin çaresiz atmosferine dalıyoruz. Sonrasında rotayı Idaho'nun buz gibi coğrafyasındaki Wayward Pines'a çeviriyor, finali ise bir animasyonun ne kadar derin bir mitoloji kurabileceğini kanıtlayan, izlemesi son derece keyifli Gravity Falls'la yapıyoruz.

Widow's Bay bizde olduğu gibi sizde de doldurulması zor bir boşluk hissi bıraktıysa, sıradaki durağınızı burada bulabilirsiniz.

İkiz Tepeler (Twin Peaks / 1990–1991)

Gözlerden uzak bir kasaba, sorumlusu aranan gizemli bir cinayet ve yüzeyin hemen altında bekleyen karanlık... Modern televizyonculuğun miladı sayılan İkiz Tepeler, bugün izlediğimiz pek çok gizem ve gerilim dizisinin genetik kodunu oluşturan mutlak bir başyapıt. 

Vizyoner yönetmen David Lynch ve Mark Frost'un imzasını taşıyan dizi, genç Laura Palmer'ın nehir kenarında ölü bulunmasıyla başlıyor ve bu cinayeti çözmek için kasabaya gelen eksantrik FBI Ajanı Dale Cooper'ın hikayesini anlatıyor. 

İlk bakışta sıradan bir polisiye gibi görünse de İkiz Tepeler'in hikayesi derinleştikçe, bu cinayetin devasa bir buzdağının sadece görünen kısmı olduğu anlaşılıyor. 

Kasabanın huzurlu görünen yüzünün altında saklanan sırlar, korku ve mizahı aynı potada eriterek her bölümde yeni bir katman açıyor.

axscdfvg
Kyle MacLachlan'ın canlandırdığı özel Ajan Dale Cooper, kahve sevgisi, ses kayıt cihazı ve mistik yöntemleriyle televizyon tarihinin en ikonik karakterlerinden biri (ABC)

Angelo Badalamenti'nin hem huzur veren hem de içinizi ürperten o meşhur, hipnotize edici müzikleriyse izleyiciyi kasabanın sisli atmosferine tamamen hapsediyor.

Lynch'in alametifarikası olan rüya sekansları, gerçeküstü unsurlar ve absürt mizah, diziyi sıradan bir suç draması olmaktan çıkarıp televizyon tarihinde eşi benzeri az bulunan bir deneyime dönüştürüyor.

Widow's Bay de tıpkı İkiz Tepeler gibi küçük bir kasabayı gizemli doğaüstü olayların merkezine yerleştiriyor. Ancak İkiz Tepeler, çok daha deneysel anlatımı ve kendine özgü mitolojisiyle izleyiciyi gerçeklik algısını sorgulamaya davet ediyor.

Eğer Widow's Bay'in tekinsiz atmosferi ve yavaş yavaş büyüyen gizem duygusu ilginizi çektiyse, televizyon tarihinin sınırlarını esneten, her köşesinden ayrı bir sır fışkıran ve her karakteriyle hafızanıza kazınacak bu kült diziyi kesinlikle ıskalamayın.

IMDb: 8,7
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​

Nereden Nereye (From / 2022–)

İkiz Tepeler'in gizemli dünyasından sonra listenin ikinci sırasına klostrofobik bir hayatta kalma mücadelesini, Nereden Nereye'yi ekliyoruz. Bu kez bir girenin bir daha çıkamadığı küçük bir Amerikan kasabasıyla karşı karşıyayız. Burası, yolu düşen herkesi gizemli bir şekilde esir alıyor, tüm yollar dönüp dolaşıp yine aynı yere çıkıyor. 

Son yılların en sürükleyici bilimkurgu ve gizem dizilerinden biri olan Nereden Nereye'de gündüzleri çıkış yolu arayan kasaba sakinleri, geceleri ise katı ve ezoterik kurallara uyduklarında hayatta kalabilecekleri, insan suretine bürünen ölümcül yaratıklarla mücadele etmek zorunda kalıyor. 

dfrgthy
Nereden Nereye'de Harold Perrineau, çıkışı olmayan gizemli bir kasabada mahsur kalanların lideri ve şerifi Boyd Stevens rolünde (MGM+)

Dizinin en büyük başarısı, her bölümde yeni sorular ortaya atarken gerilimi ve merak duygusunu hiç düşürmemesi. Lost'taki Michael rolüyle tanıdığımız Harold Perrineau'nun canlandırdığı Şerif Boyd Stevens'ın kasabayı bir arada tutma çabası da hikayeye güçlü bir duygusal omurga kazandırıyor. 

Widow's Bay gibi Nereden Nereye de küçük bir kasabanın karanlık sırlarını ve açıklanamayan olaylarını merkeze alıyor. Ancak Nereden Nereye, doğaüstü korkuyu çok daha yoğun kullanan, hayatta kalma mücadelesini ön plana çıkaran ve temposu daha yüksek bir anlatı benimsiyor. 

Eğer Widow's Bay'in tekinsiz atmosferi hoşunuza gittiyse, Nereden Nereye sizi katlanarak büyüyen sırlarıyla her bölüm sonunda yeni teoriler kurmaya davet ediyor.

IMDb: 7,8
Nereden izlenir: TV+

Castle Rock (2018–2019)

Stephen King evreninden ilham alan Castle Rock, korku üstadının külliyatındaki farklı roman ve öykülerindeki karakterleri, mekanları ve fikirleri alıp tek bir kasabada buluşturan özgün bir korku antolojisi. 

Sam Shaw ve Dustin Thomason'ın yarattığı dizinin her iki sezonunda da bilimkurgu, dram ve psikolojik gerilim unsurları ustalıkla harmanlanırken, meşhur Shawshank Hapishanesi'nin derinliklerinden Sadist'teki (Misery) meşhur Annie Wilkes'in gençliğine uzanan geniş bir referans ağı örülüyor.

Doğrudan tek bir kitabı uyarlamak yerine King evrenindeki karakter ve mekanları bir araya getiren dizi, izleyiciyi her adımda tanıdık bir detayla selamlıyor. 

gthyj
35 yaşındaki İsveçli yıldız Bill Skarsgård, korku sineması sözkonusu olduğunda Hollywood'un en aranan yüzlerinden (Hulu)

Doğaüstü olayları yalnızca korkutmak için değil, karakterlerin geçmişleri ve travmalarıyla yüzleşmelerini sağlayan bir araç olarak kullanması dizinin en güçlü yönlerinden biri. 

King hayranları için sayısız gönderme ve sürpriz barındırsa da kaynak eserleri bilmeden de rahatlıkla takip edilebiliyor. 

Tıpkı Widow's Bay gibi izleyiciyi küçük bir kasabanın lanetli geçmişine ve ucu açık gizemlerine hapseden Castle Rock, ondan farklı olarak tek bir hikayeye odaklanmak yerine her sezon farklı King karakterlerinin yollarını kesiştiren bir antoloji yapısı benimsiyor.

Kasaba atmosferinin başrolde olduğu, gizemi ağır ağır büyüten ve psikolojik korkuyu öne çıkaran dizileri sevenler için güçlü bir seçenek.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​

Wayward Pines (2015–2016)

Blake Crouch'un aynı adlı roman serisinden uyarlanan Wayward Pines, seyircisini ilk bölümünden itibaren sürekli ters köşeye yatıran, gizemini adım adım açan sürükleyici bir bilimkurgu-gerilim dizisi. 

Yapımcılığını, "sürpriz son" diyince hemen akla gelen M. Night Shyamalan'ın üstlendiği Wayward Pines, izleyiciyi neyle karşı karşıya olduğunu uzun süre çözemediği, akıl sınırlarını zorlayan tekinsiz bir kasabaya davet ediyor. 

Hikaye, kaybolan iki meslektaşını aramak için Idaho'daki buz gibi Wayward Pines kasabasına giden Gizli Servis ajanı Ethan Burke'ün (Matt Dillon), kendisini kasabadan çıkamadığı ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı tuhaf bir dünyanın içinde bulmasıyla başlıyor. 

defrty6u7
Wayward Pines'da Oscar adayı Matt Dillon'a (solda) Etgar Keret'in öyküsünden uyarlanan Bilek Kesenler: Bir Aşk Hikayesi'yle (Wristcutters: A Love Story) tanınan Shannyn Sossamon (sağda)eşlik etmişti (Fox)

Kasaba halkının tuhaf davranışları ve sürekli maruz kaldığı psikolojik manipülasyonlar yüzünden kapana kısılan Ethan'ın gerçeğin peşindeki yolculuğu, peşi sıra gelen hayret verici itiraflarla yön değiştiriyor.

Her bölümde yeni bir sır açığa çıkarırken izleyicinin beklentileri her daim altüst oluyor. 

Widow's Bay gibi küçük bir kasabanın karanlık sırları ve açıklanamayan olayları etrafında şekillense de Wayward Pines, doğaüstü korku ve lanetlerden çok bilimkurgu ve kıyamet sonrası mitolojisine yaslanarak bambaşka bir yöne sapıyor. Sadece iki sezonda kapsamlı bir evren kurmayı başaran dizi, gizem ve atmosfer odaklı yapımları sevenler için ideal.

IMDb: 7,3
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​

Esrarengiz Kasaba (Gravity Falls / 2012-2016)

Alex Hirsch tarafından yaratılan Esrarengiz Kasaba, her ne kadar bir Disney animasyonu olsa da yaşattığı gizem ve keşif duygusuyla yetişkinler arasında da bir kült haline gelmiş, döneminin en başarılı doğaüstü yapımlarından biri. İkiz kardeşler Dipper ve Mabel'ın, amcaları Stan'in Oregon'daki turistik ve "çakma" müzesinde geçirdikleri yaz tatilini konu alan dizi, kasabanın aslında labirent gibi derin bir mitolojiye ve gerçek canavarlara ev sahipliği yaptığını keşfetmeleriyle başlıyor.

Bölümlük maceralar halinde ilerlese de arka planda devasa bir gizem barındıran yapım, fantastik ve gerilim türlerinin neredeyse tüm alt dallarına muzip ama zekice selam gönderiyor. 

xsdfrgthy
Toplam 41 bölümden oluşan iki Emmy ödüllü Esrarengiz Kasaba, her yaşa hitap etmesiyle animasyon dünyasında birçok seyirci açısından özel bir noktada konumlanıyor (Disney+)

Bu eğlenceli evren, seyirciyi ekrana bağlarken bir yandan da karakterlerin büyüme sancılarını merkezine alan duygusal bir derinlik sunuyor. 

Güçlü mizah anlayışını duygusal karakter gelişimiyle dengelemesi de diziyi yalnızca eğlenceli değil, aynı zamanda etkileyici bir izleme deneyimine dönüştürüyor. 

İzleyiciyi Widow's Bay'de olduğu gibi tuhaf olayların, gizli günlüklerin ve her köşesinden sırlar fışkıran tekinsiz kasaba atmosferinin içine çeken Gravity Falls, karanlık ve kasvetli bir dram yerine rengarenk, mizahı bol ve animasyon formatında bir anlatı benimsemesiyle ondan ayrılıyor.

IMDb: 8,9
Nereden izlenir: Disney+

Indepent Türkçe



Bilim insanları daha net düşünmenin basit yolunu açıkladı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Bilim insanları daha net düşünmenin basit yolunu açıkladı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Bilim insanları günlük bir beceriyle daha net düşünme arasında bariz bir bağlantı tespit etti.

Dizüstü bilgisayarın klavyesinde yazmak veya telefonda tuşlara basmak yerine elle yazmanın ciddi bilişsel faydaları var.

Kaliforniya Üniversitesi'nin Merced kampüsünden sinirbilimci Ramesh Balasubramaniam, 2024'te NPR'a "Elle yazmanın fiziksel deneyimi sırasında aslında çok önemli şeyler oluyor" diye konuştu.

Uzmanlara göre bunun nedenlerinden biri, elle yazmanın klavyede yazmaktan daha yavaş olması. Bu da düşünceler ortaya çıktıkça, laptop klavyesinde metni hızla yazmaya kıyasla onları daha bilinçli bir şekilde ele almamız için bize zaman tanıyor.

Araştırmacılar, daha yavaş temponun daha düşünceli ve bilinçli olmamızı sağladığını, yaratıcı ve eleştirel analizi teşvik ettiğini belirtiyor.

Ancak hafızayı gerçekten güçlendiren, elle yazmanın fiziksel yönleri.

Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden beyin araştırmacısı Profesör Audrey van der Meer, Scientific American'a, "Öğretim görevlisinin söylediklerinin hepsini bilgisayara yazmak çok cazip geliyor" diye konuştu.

Bilgi bir bakıma kulaklarınızdan girip parmak uçlarınızdan çıkıyor ancak bu sırada duyduklarınızı işlemiyorsunuz.

Araştırmacılar, harf yazma eyleminin, beyin bölgeleri arasındaki bağlantıları güçlendirdiğini buldu. Bu bağlantılar, yeni bilgileri özümsemek ve hafıza oluşturmak için hayati bir unsur.

Van der Meer ve diğer araştırmacılar, 36 üniversite öğrencisi üzerinde yaptıkları çalışmada, bunun klavyeyle yazmada gerçekleşmediğini belirtti. Tufts Üniversitesi araştırmasına göre el yazısıyla alınan notlar, insanların kavramları daha iyi görselleştirmelerini sağlıyor.

Araştırmacılar, "Çizimler ve bilgileri sayfaya yerleştirme biçimleri aracılığıyla mekansal akıl yürütmeyi kullanıyorlar. Bu, özellikle notlarını gözden geçirme fırsatı verildiğinde, elle not alanların kavramsal sorularda daha yüksek performans göstermesine yol açıyor" dedi.

Ayrıca, doğru harfleri çizmek için tükenmez veya kurşun kalem tutup basıncı izlemek, bir tuşa basmaktan daha fazla çaba gerektiriyor.

Görsel kaldırıldı.
El yazısında daha meditatif ve ritmik bir şey de var. Çinli araştırmacılar, 2014'te yaptıkları küçük bir çalışmada, kaligrafinin stresi azaltmaya ve kalp atış hızını düşürmeye yardımcı olduğunu bulmuştu (AFP)

Vanderbilt Üniversitesi'nden eğitim nörobilimcisi Sophia Vinci-Booher, NPR'a "Okunabilir bir harf oluşturabilmek için her parmağınızın farklı bir hareket yapması gerekiyor" diye konuştu.

El yazısının daha meditatif ve ritmik bir yanı da var. Çinli araştırmacılar, 2014'te yaptıkları küçük bir çalışmada, kaligrafinin stresi azaltmaya ve kalp atış hızını düşürmeye yardımcı olduğunu bulmuştu.

Dijital bir dünyada yaşasak da elle daha fazla yazmak için atabileceğiniz birkaç adım var. İlk olarak çantanızda bir defter, not defteri veya Post-it notları ve bir kalem taşıyın. Eşyalarınızı elinizin altında bulundurmak, bu pratiğe daha fazla bağlı kalmanızı sağlar.

Evde ve dışarıda yanınızda bir kitap bulundurun. Hem kurgu hem de kurgu dışı eserler okumak, kelime dağarcığınızı genişletip yazı tarzınızı geliştirerek sizi daha fazla yazmaya teşvik edebilir.

Her gün yaratıcı yazmaya zaman ayırın; 2014'te yapılan bir araştırmaya göre, sadece 20 dakika bile fayda görmek için yeterli. Kitap yazmanız da gerekmiyor. Mektuplar, şiirler ve hatta yapılacaklar listeleri bile olur.

Independent Türkçe


Game of Thrones oyuncusundan cadılık itirafı

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Game of Thrones oyuncusundan cadılık itirafı

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Maisie Williams, Aşkın Büyüsü 2'de (Practical Magic 2) bir cadıyı canlandırmadan önce bir filmde rol alabilmek için bir cadıya para ödemeye çalıştığını iddia etti.

Game of Thrones yıldızı, Aşkın Büyüsü 2'nin Londra'daki Avrupa prömiyerinde British Vogue'a verdiği röportajda, "Etsy'de hizmet veren bir cadıya para ödedim, bana bir rol vermesi, bir filmde rol almamı sağlaması için" dedi.

Bana her gece söylemem gereken bazı sözler verdi.

Williams, kendisine ezberletilen sözleri görev bilinciyle tekrarlamasına rağmen "işe yaramadığını" söyledi.

Aşkın Büyüsü 2, 1998 yapımı ilk filmden yaklaşık 30 yıl sonra geliyor. Sandra Bullock ve Nicole Kidman, ailesi hâlâ kadim bir lanetin gölgesinde yaşayan Sally ve Gillian Owens kardeşleri yeniden canlandırıyor.

Williams, Sally'nin yetişkin kızı ve Joey King'in canlandırdığı Kylie'nin küçük kız kardeşi Antonia Owens'a hayat veriyor. Antonia, beyin cerrahı olmak için eğitim görüyor.

Susanne Bier'in yönettiği ve Alice Hoffman'ın 2021 tarihli romanı The Book of Magic'ten uyarlanan devam filmi, Kylie'nin erkek arkadaşının ölümcül olabilecek bir kazaya karışmasının ardından aile lanetinin geri dönüşüyle ​​yüzleşen Owens kadınlarını konu alıyor ve Kylie laneti kendi başına kırmaya çalışıyor.

Etsy'deki cadı işe yaramamış olsa da Williams, geleneksel olarak uğursuzlukla ilişkilendirilen eski bir Britanya batıl inancı nedeniyle art arda üç rögar kapağının üzerinden yürümekten hâlâ kaçındığını söyledi.

"Bundan kaçınmadan edemiyorum. Bu inancı sürdürüyorum" dedi.

Her şeyin yolunda gideceğini hissettiriyor. Kontrol edilemez olanı kontrol edebildiğimi hissettiriyor, ki aslında edemiyorum.

Geçen hafta Avrupa prömiyerinde konuşan Kidman, The Independent'a, ilk filmden 28 yıl sonra vizyona girecek Aşkın Büyüsü 2'nin hayranlar sayesinde çekilebildiğini söyledi.

"Bu, kız kardeşlikle ve aileyle ilgili bir hikaye" dedi.

İlk çıktığında, umduğumuzdan daha sınırlı bir izleyici kitlesine ulaştı ama sonra birdenbire kendi seyircisini buldu.

Bullock, Sally karakterini yeniden canlandırmanın ne kadar "özel" ve "kolay" olduğunu şöyle anlattı:

Sosyal medya sayesinde kendi kitlesini ve topluluğunu buldu, filmdeki bütün temalar yeniden hayat buldu. Ve bu kadar sevilen bir şeyi gördüğünüzde, onu kurcalamak istemezsiniz. Ama sonra Alice Hoffman o kitabı yazdı.

İlk filmde Kylie'yi canlandıran Evan Rachel Wood, temmuzda Entertainment Tonight'a verdiği röportajda, rol hakkında Joey King'le "konuşma fırsatı bulamadığını" söylemişti.

"Biliyorsunuz, kitabı okudum ve kitaba sadık kalmıyorlar gibi görünüyor" dedi.

Bence kitaba göre beni geri getirmeleri mantıklı olurdu. Ancak hikayeyi yeniden ele alış biçimleri nedeniyle dönüşümün mantıklı olmayacağını düşünüyorum.

Aşkın Büyüsü 2, 11 Eylül 2026'da sinemalarda gösterime girecek.

Independent Türkçe


Hafta sonu uykusu için ideal süre bulundu: Kalbe iyi geliyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Hafta sonu uykusu için ideal süre bulundu: Kalbe iyi geliyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir araştırmaya göre, hafta sonu uyku eksikliğini gidermek daha iyi kalp sağlığı ve daha düşük hipertansiyon riskiyle bağlantılı.

Kore Üniversitesi'nden bilim insanları, 7 yıl boyunca yaklaşık 41 bin katılımcıyı inceledi ve bulgularını geçen hafta sonu Münih'te düzenlenen Avrupa Kardiyoloji Derneği konferansında sundu.

Araştırmada, "Genel nüfusta hafta sonu telafi uykusunun daha düşük hipertansiyon olasılığıyla bağlantılı olduğu görüldü" dendi.

Araştırmada ayrıca, "hafta sonu uykuyu bir miktar (yaklaşık 2 saat) telafi etmenin" yüksek tansiyon riskini azaltmakla ilişkilendirildiği belirtildi.

Araştırmada, "Fiziksel aktivite rahatsızlığı önlemede ana etken olmayı sürdürürken, hafta sonu uykuyu bir miktar telafi etmek, yeterince aktivite yapamayanlara ek faydalar sağlayabilir" dendi.

Araştırmanın The Times'a konuşan yazarlarından, Kore Üniversitesi'nden Dr. Nawton Lee "Yeterince uyumamak vücuda fazladan stres bindirir" dedi.

Kalple damarların daha fazla çalışmasına yol açar ve tansiyonu yükseltebilir. Hafta sonu biraz daha fazla uyumak, vücuda toparlanma şansı verip bu stresi azaltabilir.

Çalışmada, yetersiz uyku ve fiziksel hareketsizliğin kalp sağlığı açısından yaygın risk faktörleri olmayı sürdürdüğü, hafta sonu telafi uykusunun ise hafta içi oluşan uyku açığını kapatabileceği belirtildi.

Fiziksel açıdan hareketsiz katılımcılarda daha büyük bir fayda görüldü: Bu grubun hipertansiyon riski yüzde 6,9 daha düşüktü.

Çalışma, bir saat 27 dakika fazladan uykunun tansiyon üzerinde en büyük faydayı gösterdiğini ve yüksek tansiyon olasılığında yüzde 9'luk bir azalmayla bağlantılı olduğunu buldu.

Ancak ek uyku süresi 4 saati geçenlerin yüksek tansiyon riski arttı.

Bu yıl British Journal of Sports Medicine adlı akademik dergide yayımlanan bir araştırma, yüksek tansiyonunu daha sağlıklı seviyelere indirmek isteyen bireylere yüksek yoğunluklu aralıklı antrenmanın (HIIT) önerilebileceğini bulmuştu.

Brezilya'dan uzmanların yüksek tansiyon ve egzersiz üzerine 31 çalışmadan elde edilen verileri bir araya getirdiği raporda, hem HIIT hem de kombine antrenmanın tansiyonu etkili bir şekilde düşürdüğü tespit edilmişti.

Rapor ayrıca, koşu, bisiklet sürme veya yüzme gibi aerobik egzersizlerin hipertansiyon yönetimindeki faydalarının altını çizmişti.

Ancak araştırmacılar, yoga, pilates ve eğlence amaçlı sporların tansiyon üzerindeki etkilerini değerlendirmek için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini belirterek, bu sporlara ilişkin kanıtların "sınırlı ve yetersiz" kaldığını vurgulamıştı.

Independent Türkçe