Emmy'nin gözdesi Widow's Bay'i bitirenlere 5 dizi önerisi

Widow's Bay'de oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan dul Belediye Başkanı Tom Loftis rolündeki Matthew Rhys (sağda), bu yıl iki Emmy ödülüne birden aday gösterildi (Apple TV)
Widow's Bay'de oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan dul Belediye Başkanı Tom Loftis rolündeki Matthew Rhys (sağda), bu yıl iki Emmy ödülüne birden aday gösterildi (Apple TV)
TT

Emmy'nin gözdesi Widow's Bay'i bitirenlere 5 dizi önerisi

Widow's Bay'de oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan dul Belediye Başkanı Tom Loftis rolündeki Matthew Rhys (sağda), bu yıl iki Emmy ödülüne birden aday gösterildi (Apple TV)
Widow's Bay'de oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan dul Belediye Başkanı Tom Loftis rolündeki Matthew Rhys (sağda), bu yıl iki Emmy ödülüne birden aday gösterildi (Apple TV)

Apple TV'nin yeni fenomeni Widow's Bay'in tam 19 Emmy adaylığıyla televizyon tarihine adını yazdırması muhtemelen hiçbirimiz için sürpriz olmadı. Yine de ofisteki kahve sohbetlerinin yönünü bir anda değiştirmeye yetti.

Dizi, ilk sezonu 17 Haziran'da final yapmadan önce, ikinci sezon onayını kapmıştı bile. Şimdiyse sabırsızlıkla yılın en çok konuşulan dizisinin yeni sezonunu bekliyoruz. Ama tahmin edersiniz ki vuslata kadar önümüzde epey uzun bir bekleyiş var.

Üstelik içimizdeki o bitmek bilmeyen "tekinsiz kasaba" açlığı iyice körüklendi. Bu da bize küçük bir bahane verdi: Uzun zamandır aklımızda olan "benzer diziler" listesini hazırlamanın tam zamanı dedik.

Basiretsiz Belediye Başkanı Tom'un tüm efsaneleri hiçe sayıp turizme açmaya çalıştığı o New England adasında yaşananları, ustalıkla işlenmiş kara mizahı ve adayı saran lanetin sırlarını en az bizim kadar özleyeceğinizi tahmin ediyoruz.

Bu yüzden, Widow's Bay'in çok sayıda ödülle dönmesini beklediğimiz Emmy töreni ve ikinci sezon gelene kadar, bizi ekrana kilitleyen o klostrofobik ve puslu atmosferi aratmayacak bir seyir rehberi hazırladık.

Küçük kasabaların karanlık yüzünü keşfetmeyi ve doğaüstü olayların peşinden gitmeyi sevenlerin bu listede aradığını bulacağına eminiz.

Listenin açılışında o meşhur Kırmızı Oda'ya, yani türün atası sayılan İkiz Tepeler'e selam duruyoruz. Ardından Stephen King evreninin en ürpertici karakterlerini aynı hikayede buluşturan Castle Rock'a uğruyor, gündüzü de gecesi de ayrı bir hayatta kalma mücadelesine dönüşen Nereden Nereye'nin çaresiz atmosferine dalıyoruz. Sonrasında rotayı Idaho'nun buz gibi coğrafyasındaki Wayward Pines'a çeviriyor, finali ise bir animasyonun ne kadar derin bir mitoloji kurabileceğini kanıtlayan, izlemesi son derece keyifli Gravity Falls'la yapıyoruz.

Widow's Bay bizde olduğu gibi sizde de doldurulması zor bir boşluk hissi bıraktıysa, sıradaki durağınızı burada bulabilirsiniz.

İkiz Tepeler (Twin Peaks / 1990–1991)

Gözlerden uzak bir kasaba, sorumlusu aranan gizemli bir cinayet ve yüzeyin hemen altında bekleyen karanlık... Modern televizyonculuğun miladı sayılan İkiz Tepeler, bugün izlediğimiz pek çok gizem ve gerilim dizisinin genetik kodunu oluşturan mutlak bir başyapıt. 

Vizyoner yönetmen David Lynch ve Mark Frost'un imzasını taşıyan dizi, genç Laura Palmer'ın nehir kenarında ölü bulunmasıyla başlıyor ve bu cinayeti çözmek için kasabaya gelen eksantrik FBI Ajanı Dale Cooper'ın hikayesini anlatıyor. 

İlk bakışta sıradan bir polisiye gibi görünse de İkiz Tepeler'in hikayesi derinleştikçe, bu cinayetin devasa bir buzdağının sadece görünen kısmı olduğu anlaşılıyor. 

Kasabanın huzurlu görünen yüzünün altında saklanan sırlar, korku ve mizahı aynı potada eriterek her bölümde yeni bir katman açıyor.

axscdfvg
Kyle MacLachlan'ın canlandırdığı özel Ajan Dale Cooper, kahve sevgisi, ses kayıt cihazı ve mistik yöntemleriyle televizyon tarihinin en ikonik karakterlerinden biri (ABC)

Angelo Badalamenti'nin hem huzur veren hem de içinizi ürperten o meşhur, hipnotize edici müzikleriyse izleyiciyi kasabanın sisli atmosferine tamamen hapsediyor.

Lynch'in alametifarikası olan rüya sekansları, gerçeküstü unsurlar ve absürt mizah, diziyi sıradan bir suç draması olmaktan çıkarıp televizyon tarihinde eşi benzeri az bulunan bir deneyime dönüştürüyor.

Widow's Bay de tıpkı İkiz Tepeler gibi küçük bir kasabayı gizemli doğaüstü olayların merkezine yerleştiriyor. Ancak İkiz Tepeler, çok daha deneysel anlatımı ve kendine özgü mitolojisiyle izleyiciyi gerçeklik algısını sorgulamaya davet ediyor.

Eğer Widow's Bay'in tekinsiz atmosferi ve yavaş yavaş büyüyen gizem duygusu ilginizi çektiyse, televizyon tarihinin sınırlarını esneten, her köşesinden ayrı bir sır fışkıran ve her karakteriyle hafızanıza kazınacak bu kült diziyi kesinlikle ıskalamayın.

IMDb: 8,7
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​

Nereden Nereye (From / 2022–)

İkiz Tepeler'in gizemli dünyasından sonra listenin ikinci sırasına klostrofobik bir hayatta kalma mücadelesini, Nereden Nereye'yi ekliyoruz. Bu kez bir girenin bir daha çıkamadığı küçük bir Amerikan kasabasıyla karşı karşıyayız. Burası, yolu düşen herkesi gizemli bir şekilde esir alıyor, tüm yollar dönüp dolaşıp yine aynı yere çıkıyor. 

Son yılların en sürükleyici bilimkurgu ve gizem dizilerinden biri olan Nereden Nereye'de gündüzleri çıkış yolu arayan kasaba sakinleri, geceleri ise katı ve ezoterik kurallara uyduklarında hayatta kalabilecekleri, insan suretine bürünen ölümcül yaratıklarla mücadele etmek zorunda kalıyor. 

dfrgthy
Nereden Nereye'de Harold Perrineau, çıkışı olmayan gizemli bir kasabada mahsur kalanların lideri ve şerifi Boyd Stevens rolünde (MGM+)

Dizinin en büyük başarısı, her bölümde yeni sorular ortaya atarken gerilimi ve merak duygusunu hiç düşürmemesi. Lost'taki Michael rolüyle tanıdığımız Harold Perrineau'nun canlandırdığı Şerif Boyd Stevens'ın kasabayı bir arada tutma çabası da hikayeye güçlü bir duygusal omurga kazandırıyor. 

Widow's Bay gibi Nereden Nereye de küçük bir kasabanın karanlık sırlarını ve açıklanamayan olaylarını merkeze alıyor. Ancak Nereden Nereye, doğaüstü korkuyu çok daha yoğun kullanan, hayatta kalma mücadelesini ön plana çıkaran ve temposu daha yüksek bir anlatı benimsiyor. 

Eğer Widow's Bay'in tekinsiz atmosferi hoşunuza gittiyse, Nereden Nereye sizi katlanarak büyüyen sırlarıyla her bölüm sonunda yeni teoriler kurmaya davet ediyor.

IMDb: 7,8
Nereden izlenir: TV+

Castle Rock (2018–2019)

Stephen King evreninden ilham alan Castle Rock, korku üstadının külliyatındaki farklı roman ve öykülerindeki karakterleri, mekanları ve fikirleri alıp tek bir kasabada buluşturan özgün bir korku antolojisi. 

Sam Shaw ve Dustin Thomason'ın yarattığı dizinin her iki sezonunda da bilimkurgu, dram ve psikolojik gerilim unsurları ustalıkla harmanlanırken, meşhur Shawshank Hapishanesi'nin derinliklerinden Sadist'teki (Misery) meşhur Annie Wilkes'in gençliğine uzanan geniş bir referans ağı örülüyor.

Doğrudan tek bir kitabı uyarlamak yerine King evrenindeki karakter ve mekanları bir araya getiren dizi, izleyiciyi her adımda tanıdık bir detayla selamlıyor. 

gthyj
35 yaşındaki İsveçli yıldız Bill Skarsgård, korku sineması sözkonusu olduğunda Hollywood'un en aranan yüzlerinden (Hulu)

Doğaüstü olayları yalnızca korkutmak için değil, karakterlerin geçmişleri ve travmalarıyla yüzleşmelerini sağlayan bir araç olarak kullanması dizinin en güçlü yönlerinden biri. 

King hayranları için sayısız gönderme ve sürpriz barındırsa da kaynak eserleri bilmeden de rahatlıkla takip edilebiliyor. 

Tıpkı Widow's Bay gibi izleyiciyi küçük bir kasabanın lanetli geçmişine ve ucu açık gizemlerine hapseden Castle Rock, ondan farklı olarak tek bir hikayeye odaklanmak yerine her sezon farklı King karakterlerinin yollarını kesiştiren bir antoloji yapısı benimsiyor.

Kasaba atmosferinin başrolde olduğu, gizemi ağır ağır büyüten ve psikolojik korkuyu öne çıkaran dizileri sevenler için güçlü bir seçenek.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​

Wayward Pines (2015–2016)

Blake Crouch'un aynı adlı roman serisinden uyarlanan Wayward Pines, seyircisini ilk bölümünden itibaren sürekli ters köşeye yatıran, gizemini adım adım açan sürükleyici bir bilimkurgu-gerilim dizisi. 

Yapımcılığını, "sürpriz son" diyince hemen akla gelen M. Night Shyamalan'ın üstlendiği Wayward Pines, izleyiciyi neyle karşı karşıya olduğunu uzun süre çözemediği, akıl sınırlarını zorlayan tekinsiz bir kasabaya davet ediyor. 

Hikaye, kaybolan iki meslektaşını aramak için Idaho'daki buz gibi Wayward Pines kasabasına giden Gizli Servis ajanı Ethan Burke'ün (Matt Dillon), kendisini kasabadan çıkamadığı ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı tuhaf bir dünyanın içinde bulmasıyla başlıyor. 

defrty6u7
Wayward Pines'da Oscar adayı Matt Dillon'a (solda) Etgar Keret'in öyküsünden uyarlanan Bilek Kesenler: Bir Aşk Hikayesi'yle (Wristcutters: A Love Story) tanınan Shannyn Sossamon (sağda)eşlik etmişti (Fox)

Kasaba halkının tuhaf davranışları ve sürekli maruz kaldığı psikolojik manipülasyonlar yüzünden kapana kısılan Ethan'ın gerçeğin peşindeki yolculuğu, peşi sıra gelen hayret verici itiraflarla yön değiştiriyor.

Her bölümde yeni bir sır açığa çıkarırken izleyicinin beklentileri her daim altüst oluyor. 

Widow's Bay gibi küçük bir kasabanın karanlık sırları ve açıklanamayan olayları etrafında şekillense de Wayward Pines, doğaüstü korku ve lanetlerden çok bilimkurgu ve kıyamet sonrası mitolojisine yaslanarak bambaşka bir yöne sapıyor. Sadece iki sezonda kapsamlı bir evren kurmayı başaran dizi, gizem ve atmosfer odaklı yapımları sevenler için ideal.

IMDb: 7,3
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor​​​​​​

Esrarengiz Kasaba (Gravity Falls / 2012-2016)

Alex Hirsch tarafından yaratılan Esrarengiz Kasaba, her ne kadar bir Disney animasyonu olsa da yaşattığı gizem ve keşif duygusuyla yetişkinler arasında da bir kült haline gelmiş, döneminin en başarılı doğaüstü yapımlarından biri. İkiz kardeşler Dipper ve Mabel'ın, amcaları Stan'in Oregon'daki turistik ve "çakma" müzesinde geçirdikleri yaz tatilini konu alan dizi, kasabanın aslında labirent gibi derin bir mitolojiye ve gerçek canavarlara ev sahipliği yaptığını keşfetmeleriyle başlıyor.

Bölümlük maceralar halinde ilerlese de arka planda devasa bir gizem barındıran yapım, fantastik ve gerilim türlerinin neredeyse tüm alt dallarına muzip ama zekice selam gönderiyor. 

xsdfrgthy
Toplam 41 bölümden oluşan iki Emmy ödüllü Esrarengiz Kasaba, her yaşa hitap etmesiyle animasyon dünyasında birçok seyirci açısından özel bir noktada konumlanıyor (Disney+)

Bu eğlenceli evren, seyirciyi ekrana bağlarken bir yandan da karakterlerin büyüme sancılarını merkezine alan duygusal bir derinlik sunuyor. 

Güçlü mizah anlayışını duygusal karakter gelişimiyle dengelemesi de diziyi yalnızca eğlenceli değil, aynı zamanda etkileyici bir izleme deneyimine dönüştürüyor. 

İzleyiciyi Widow's Bay'de olduğu gibi tuhaf olayların, gizli günlüklerin ve her köşesinden sırlar fışkıran tekinsiz kasaba atmosferinin içine çeken Gravity Falls, karanlık ve kasvetli bir dram yerine rengarenk, mizahı bol ve animasyon formatında bir anlatı benimsemesiyle ondan ayrılıyor.

IMDb: 8,9
Nereden izlenir: Disney+

Indepent Türkçe



Reddit ve TikTok aynı fikirde: "Bu dizi Game of Thrones'dan yüz kat daha iyi"

The Last Kingdom'da 43 yaşındaki Alman aktör Alexander Dreymon (solda), Sakson olarak doğup Vikingler tarafından yetiştirilen Uhtred rolünde (Netflix)
The Last Kingdom'da 43 yaşındaki Alman aktör Alexander Dreymon (solda), Sakson olarak doğup Vikingler tarafından yetiştirilen Uhtred rolünde (Netflix)
TT

Reddit ve TikTok aynı fikirde: "Bu dizi Game of Thrones'dan yüz kat daha iyi"

The Last Kingdom'da 43 yaşındaki Alman aktör Alexander Dreymon (solda), Sakson olarak doğup Vikingler tarafından yetiştirilen Uhtred rolünde (Netflix)
The Last Kingdom'da 43 yaşındaki Alman aktör Alexander Dreymon (solda), Sakson olarak doğup Vikingler tarafından yetiştirilen Uhtred rolünde (Netflix)

Yıllar önce yayımlanmasına rağmen Netflix'te yeniden keşfedilen bir dönem dizisi, son günlerde sosyal medyanın en çok konuştuğu yapımlardan biri haline geldi.

Bir TikTok kullanıcısının, "Bana öyle sürükleyici bir dizi önerin ki, 'Hadi bir bölüm daha' derken saat sabahın 3'ü olsun" diyerek başlattığı tartışma, kısa sürede büyük bir etkileşim dalgasına dönüştü. 

Binlerce kullanıcının favori Netflix yapımlarını paylaştığı bu gönderide, tek bir dizi açık ara öne çıktı: The Last Kingdom. 

Dizi, "Bir bölüm daha" derken sabahı ettiren ve sezonları peş peşe izleten nadir yapımlardan biri olarak gösteriliyor.

Seyircilerin "tam bir başyapıt" diye nitelendirdiği The Last Kingdom'a dair övgüler yalnızca TikTok'la sınırlı kalmazken, Reddit başta olmak üzere pek çok platformda da yapım hakkında binlerce olumlu yorum paylaşılıyor. 

Diziyi "Netflix'teki en iyi iş" diye niteleyen bir izleyici şu yorumu yapıyor:

Bana göre The Last Kingdom net bir şekilde Netflix'teki en iyi dizi. Game of Thrones'dan yüz kat daha başarılı.

Sadık bir hayran ise diziye doyamadığını şu ifadelerle dile getiriyor:

The Last Kingdom'ı şimdiye kadar üç kez baştan sona bitirdim, yakında 4. kez izlemeye başlayacağım.

Başka bir seyirci ise The Last Kingdom kalitesinde bir diziye kolay rastlanmayacağını şu sözlerle dile getiriyor:

Geçen yıl soluksuz bir şekilde izleyip bitirdim ve o günden beri onun ayarında bir dizi arıyorum.

Bernard Cornwell'in Sakson Hikayeleri (The Saxon Stories) adlı roman serisinden Stephen Butchard tarafından televizyona uyarlanan The Last Kingdom, tarihi drama türünün en başarılı örnekleri arasında anılıyor.

Ekran yolculuğuna 2015'te BBC Two'da başlayan dizi, ikinci sezonun ardından 2018'de tamamen Netflix bünyesine geçmişti. 

Mart 2022'de 5. sezonuyla final yapan dizinin öyküsü, Nisan 2023'te yine Netflix'te yayımlanan Yedi Kral Ölmeli (Seven Kings Must Die) adlı filmle sona ermişti.

9. yüzyıl sonu ile 10. yüzyıl başında geçen The Last Kingdom, Kral Büyük Alfred'in parçalanmış krallıkları birleştirme mücadelesini anlatıyor. 

Dizi, çocuk yaşta Vikingler tarafından esir alındıktan sonra onların arasında büyütülen Sakson soylusu Uhtred’in, doğduğu topraklarla kendisini yetiştiren insanlar arasında sıkışıp kalan sadakat mücadelesini konu alıyor.

The Last Kingdom, tüm sezonları ve final filmiyle Netflix'te izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Express, Mirror


Kült korku serisine yeni film: Eleştirmenler ikiye bölündü

Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, eşini kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadının, kocasının ailesiyle birlikte onların ıssız evine sığınmasıyla başlıyor (Sony Pictures Releasing)
Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, eşini kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadının, kocasının ailesiyle birlikte onların ıssız evine sığınmasıyla başlıyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Kült korku serisine yeni film: Eleştirmenler ikiye bölündü

Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, eşini kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadının, kocasının ailesiyle birlikte onların ıssız evine sığınmasıyla başlıyor (Sony Pictures Releasing)
Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, eşini kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadının, kocasının ailesiyle birlikte onların ıssız evine sığınmasıyla başlıyor (Sony Pictures Releasing)

Korku sinemasının en köklü ve uzun soluklu serilerinden Kötü Ruh (Evil Dead), yeni filmiyle beyazperdeye dönüyor.

İlk olarak 1980'lerde Sam Raimi yönetmenliğinde hayatımıza giren kült seri, efsanevi Ash Williams karakterini canlandıran Bruce Campbell'ın birkaç yıl önce rolden emekli olmasının ardından farklı yönlere evrilmişti. 

Serinin iki yılı aşkın süredir merakla beklenen 6. filmi Kötü Ruh: Cehennem Ateşi (Evil Dead Burn), 10 Temmuz'daki vizyon tarihi öncesinde eleştirmenlerin ilk yorumlarıyla Rotten Tomatoes perdesini açtı.

Yönetmen koltuğunda, kariyerinde daha önce yalnızca tek bir uzun metraj filme imza atan Sébastien Vaniček'in oturduğu Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, ilk değerlendirmeler sonucunda Rotten Tomatoes'ta yüzde 80 beğeni oranına ulaştı.

Bu başlangıç vizyon öncesi son derece umut verici görünse de filmin, 2013 yapımı yeniden çevrimden bu yana vizyona giren tüm Kötü Ruh projelerinin gerisinde kaldığını belirtmek gerekiyor. 

Serinin sinema geçmişine bakıldığında zirvede yüzde 88'lik beğeni oranıyla Vahşet (Evil Dead II) yer alırken, onu yüzde 85'le ilk film ve 2023 yapımı Kötü Ruh: Uyanış (Evil Dead Rise) takip ediyor. 

Serinin diğer halkaları Karanlığın Ordusu (Army of Darkness) yüzde 68, 2013 yapımı Kötü Ruh ise yüzde 64 beğeni oranına sahip. 

Öte yandan Sam Raimi'nin 2015'te hayata geçirdiği üç sezonluk yan dizisi Ash vs Evil Dead ise yüzde 99 gibi kusursuz bir skorla listenin en tepesinde bulunuyor.

Eleştirmenlerin ilk tepkilerine bakıldığında, Kötü Ruh: Cehennem Ateşi'nin kelimenin tam anlamıyla "vahşi, acımasız ve kanlı" bir yapım olduğu konusunda tam bir fikir birliği var. 

Bazı eleştirmenler filmi Sam Raimi imzası taşımayan en iyi Kötü Ruh filmi diye nitelendirirken, bir kısmı ise sadece kanlı sahneleriyle öne çıktığını ve serinin en zayıf halkası olduğunu savunuyor. 

Dread Central'dan Brad Miska, filmin salonu dolduran seyircileri çığlıklar ve kahkahalar arasında bıraktığını belirterek şöyle diyor: 

Bu filmin sadece +18 yaş sınırlamasıyla yetinmesine hayret ettim.

Diğer eleştirmenler ise yönetmen Vaniček'in filme kattığı "Yeni Fransız Aşırılığı" esintilerini överek, yapımın 2013'teki film kadar acımasız olduğunu ancak sadece kan dökmekle kalmayıp karakterlerin duygusal derinliğine de odaklandığını vurguluyor.

Başrollerini Souheila Yacoub, Tandi Wright, Hunter Doohan, Luciane Buchanan ve Alain Chabat'ın paylaştığı film, eşini yeni kaybeden Alice'e odaklanıyor. 

Alice ve eşinin ailesi, tam da yas tutmaları gereken bu zorlu dönemde, kuş uçmaz kervan geçmez bir bölgedeki tekinsiz bir evde mahsur kalarak dehşetle yüzleşmek zorunda kalıyor.

Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, yarın (10 Temmuz) sinemalarda vizyona girecek.

Independent Türkçe, ScreenRant, SlashFilm


Zayıflama ilaçlarının sanıldığı gibi mutluluk getirmeyebileceği bulundu

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Zayıflama ilaçlarının sanıldığı gibi mutluluk getirmeyebileceği bulundu

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Ozempic ve Wegovy gibi ilaçlar, zayıflama alanında elde ettikleri çarpıcı başarının ötesinde kendilerini daha mutlu hale getirdiği ve ruh sağlıklarını iyileştirdiğini söyleyen bazı kişilerin de övgüsünü topluyor.

Ancak Chicago Üniversitesi'nin yaptığı yeni bir araştırmada, ilacı kullanan binlerce kişi iki yıldan uzun süre boyunca takip edildi ve bu iddiaları destekleyecek kanıtların az olduğu saptandı.

Henüz hakem değerlendirmesinden geçmeyen ve gözleme dayanan çalışmada, hastaların evlilikleri veya kariyerlerinde algıladığı iyileşmelerin zamanla büyük ölçüde ortadan kalktığı bulundu.

Yine de bu, ilaçların fiziksel sağlığın ötesinde hiçbir olumlu etkisi olmadığı anlamına gelmiyor. Araştırmacılar, bu etkilerin ölçülemeyecek kadar incelikli olabileceğini düşünüyor.

Harris Kamu Politikası Fakültesi'nden ekonomist Robert Kaestner yaptığı açıklamada, "Bir kişinin iş bulup bulmadığını, evlenip evlenmediğini veya boşanıp boşanmadığını ve ruh sağlığına ilişkin standart göstergeleri ölçtük" diyor. 

Bunlar önemli ölçütler ancak özgüven, ilişki kalitesi veya diğer günlük deneyimlerdeki değişiklikleri her zaman tam olarak yansıtmayabilirler.

Araştırmacılar ayrıca 10 yıldan uzun süre boyunca toplanan Ulusal Tıbbi Harcama Paneli Anketi verilerini de analiz etti. Bu veriler, yaklaşık 8 bin yetişkin diyabet hastasının depresyon belirtileri, medeni hali ve istihdam durumuna ilişkin gözlemleri de içeriyordu.

2012 ila 2023'te yapılan anket 354 binden fazla kişiyi kapsasa da ekip, bu ilaçların daha geniş kapsamlı sosyal etkilerini anlamak için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini söylüyor.

Kaestner, "Bu hâlâ çok yeni bir araştırma alanı" diyor.

Chicago Üniversitesi'nin bulguları, GLP-1 kullanımının halihazırda çalışan kadınlar için daha iyi flört ve iş olanaklarıyla bağlantılı olduğunu tespit eden yakın tarihli başka bir gözlemsel makaleyle çelişiyor.

Analiz grubu Gallup'un bu hafta ABD genelinde yaptığı ankete göre, bu ilaçları kullanan Amerikalıların sayısı hiç olmadığı kadar fazla. Ankete katılan 5 bin 65 yetişkinin yaklaşık yüzde 15'i bir noktada bu ilaçları kullandığını, yüzde 11'i ise şu anda kullandığını belirtti.

Bu, katılımcıların yüzde 3'ünün obezite ilacı kullandığını söylediği 2024'teki orandan daha yüksek.

dfrgt
Fransa'nın kuzeyindeki bir hastanede bir hemşire, haziranda bir kadına Mounjaro adlı ilacı enjekte ediyor. Bu ilaçlar pek çok sağlık faydası sağlasa da aynı zamanda ciddi yan etkilere de yol açabiliyor (AFP)​​​​​​

İştahı bastıran bir hormonu taklit ederek etki gösteren bu ilaçları kullanan birçok kişi, kendileriyle daha barışık olduğunu bildiriyor.

Zepbound kullanan Los Angeleslı içerik üreticisi Alexus Murphy daha önce CNN'e "Bu ilaç, sosyal hayatımın her alanında, kişisel yaşantımda ve kendi kendime karşı tavrımda hayatımı olumlu yönde değiştirdi. Bu ilaç, girdiğim ortamlarda daha özgüvenli olmamı sağladı" demişti.

İlaçların uzun vadeli etkileri hâlâ araştırılsa da iğnelerin ve hapların kalp ve karaciğere fayda sağlamanın yanı sıra demans ve kanser riskini de azaltabileceği gösterildi.

Öte yandan aşırı mide bulantısı, kusma ve hatta körlük gibi yan etkiler nedeniyle bu ilaçların başarısızlık oranı da yüksek.

Independent Türkçe