The Walking Dead hayranları serinin yeni dizisine övgüler yağdırıyor

"Ödüle layık bir performans"

The Ones Who Live, an itibarıyla eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden 82 puana sahip (AMC)
The Ones Who Live, an itibarıyla eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden 82 puana sahip (AMC)
TT

The Walking Dead hayranları serinin yeni dizisine övgüler yağdırıyor

The Ones Who Live, an itibarıyla eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden 82 puana sahip (AMC)
The Ones Who Live, an itibarıyla eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden 82 puana sahip (AMC)

Andrew Lincoln'ın canlandırdığı Rick Grimes ve Danai Gurira'nın oynadığı Michonne, nihayet The Walking Dead'in yeni dizisi The Ones Who Live'le geri döndü ve izleyiciler bu durumdan çok memnun. 

Serinin hayranları heyecanlı

Ana diziden sonrasını anlatan The Ones Who Live, korkunç zombi kıyametinin ortasında Rick ve Michonne'un hikayelerini devam ettiriyor. 

The Walking Dead'deki karakterlerini yeniden canlandıran Lincoln ve Gurira'nın yanı sıra dizinin oyuncu kadrosunda Terry O'Quinn, Lesley-Ann Brandt, Andrew Bachelor ve Pollyanna McIntosh yer alıyor.

The Ones Who Live, 25 Şubat'ta prömiyerini yaptı ve Rick'le Michonne'un uzun zaman sonra yeniden bir araya gelmiş olması hayranları epey heyecanlandırdı. 

Serinin hayranları sosyal medyaya akın ederek yeni spinoff'a methiyeler yağdırdı.

Dizideki meşhur karakterlerin ilişkisinden övgüyle bahseden bir sosyal medya kullanıcısı, The Ones Who Live'deki bir sahneden GIF paylaşarak Rick ve Michonne'un "kimyayı icat ettiği" yorumunda bulundu. 

Eski hayranları Lincoln'ı Rick'i başarıyla canlandırdığı için överken ve başka bir kullanıcı da "Yıllar" (Years) bölümündeki performansının ödüllendirilmeyi hak ettiğini öne sürdü:

Andrew Lincoln'ın yanlış bir adımı bile yok. Dürüst olmak gerekirse, ödüle layık bir performans sergiliyor.

Başka bir izleyici de Rick ve Michonne'un rol aldığı sahnelerden birini yorumladı ve sekansı "bir aşk filmine" benzeterek karakterlerin birbirlerine sevgisini vurguladı.

Bazı hayranlar Rick'i yıllar sonra tekrar gördükleri için duydukları coşkuyu dile getirirken, diğerleri de Gurira'nın canlandırdığı Michonne'a resmen kavuştukları için aynı derecede heyecanlıydı.

Serinin en iyisi olabilir

Robert Kirkman, Tony Moore ve Charlie Adlard'ın çizgi roman serisinden uyarlanan The Walking Dead, 10 yılı aşkın süre ekranlara gelerek kendine sadık bir hayran kitlesi edinmişti. Ancak diziye giren çok sayıda yeni karakter ve dağılan hikayenin bir türlü toparlanamaması izlenme oranlarının gözle görülür şekilde düşmesine neden olmuştu.

The Ones Who Live'den önce Fear the Walking Dead, Tales of the Walking Dead, Dead City ve Daryl Dixon gibi başka spinoff'lar da yapıldı.

Eleştirmenlere göre sevilen karakterler Rick ve Michonne'un dönüşüyle izleyicilerden gelen olumlu tepkiler, The Ones Who Live'in seri için büyük bir hit olabileceğini gösteriyor.

The Ones Who Live, Türkiye'de TV+'ta izleyiciyle buluşuyor.

Independent Türkçe



Hollywood yıldızı, 11 yıl aradan sonra Oyuncak Hikayesi 5'le ortaya çıktı

Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katılan Joan Cusack, 10 yılı aşkın süredir ilk kez kamuoyu önüne çıktı (Reuters)
Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katılan Joan Cusack, 10 yılı aşkın süredir ilk kez kamuoyu önüne çıktı (Reuters)
TT

Hollywood yıldızı, 11 yıl aradan sonra Oyuncak Hikayesi 5'le ortaya çıktı

Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katılan Joan Cusack, 10 yılı aşkın süredir ilk kez kamuoyu önüne çıktı (Reuters)
Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katılan Joan Cusack, 10 yılı aşkın süredir ilk kez kamuoyu önüne çıktı (Reuters)

Amber Raiken Yaşam Haberleri Muhabiri 

Joan Cusack, Oyuncak Hikayesi 5'in (Toy Story 5) Londra galasına katılarak 11 yılın ardından ilk kez kırmızı halıda boy gösterdi.

63 yaşındaki Cusack, Saturday Night Live'da çıkış yaparak 1980'lerde ün kazandıktan sonra o dönemin sinemasının Oscar'a aday gösterilecek kadar beğenilen bir figürü haline geldi.

1990'lar ve 2000'lerde de başarısını sürdüren Cusack, Oyuncaklar (Toys/1992), Addams Ailesi 2 (Addams Family Values/1993), Dokuz Ay (Nine Months/1995), Looney Tunes: Maceraya Devam (Looney Tunes: Back in Action/2003), Hababam Rock (School of Rock/2003) ve Amerikalı Bir Kız (Kit Kittredge: An American Girl/2008) gibi filmlerde rol aldı.

1999 yapımı Oyuncak Hikayesi 2'den (Toy Story 2) bu yana ise sevilen Disney-Pixar serisinde Woody'ye hayat veren Tom Hanks'le birlikte rol alarak Jessie'yi seslendiriyor.

Son 10 yıldır kırmızı halıdan uzak duran ve en son 2015'te Showtime Emmy Eve etkinliğinde görülen Cusack, Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü Odeon Luxe Leicester Square'de düzenlenen Birleşik Krallık galası için kamuoyunun önüne çıktı.

Oyuncu bu etkinlik için uzun siyah eteğin içine sokulmuş beyaz bir gömlek giyerek siyah çerçeveli gözlük taktı. Saçlarını bob tarzda kestiren Hababam Rock yıldızına 63 yaşındaki eşi Richard Burke eşlik etti. Çiftin, 28 yaşındaki Miles ve 25 yaşındaki Dylan olmak üzere iki oğlu var.

Doğal olarak Cusack'ın Oyuncak Hikayesi'ndeki rol arkadaşları Hanks ve Tim Allen'la da fotoğrafları çekildi ki bu ikili, filmde sırasıyla Woody ve Buzz Lightyear'ı bir kere daha seslendiriyor.

Hollywood'dan uzaklaştıktan sonra ailesiyle birlikte Şikago'ya taşınan Cusack, 2011'den beri burada kendi hediyelik eşya dükkanı Judy Maxwell Home'u işletiyor.

2019'da The Huffington Post'a konuşan aktris, "Çocuklarımın da dediği gibi, 'Şikago harika!' Zengin bir kültüre ve tarihe sahip olmasının yanı sıra dünyanın en iyi müzeleri, mimarisi ve restoranlarından bazılarına da ev sahipliği yapıyor" demişti.

Ayrıca aile hayatımızın televizyon ve filmler etrafında dönmesini engelliyor. Los Angeles'ta nasıl göründüğünüze veya ne kadar paranız olduğuna kendinizi kaptırmak çok kolay ve çocuklarımın böyle değerleri benimsemesini istemiyorum.

19 Haziran'da vizyona girecek Oyuncak Hikayesi 5, oyuncakların sahibi Bonnie'ye hediye edilen dijital tablet Lilypad'in, çocuğun vaktini gittikçe daha fazla tüketmesini ve bunun sonucunda aksiyon figürlerinden oluşan asıl grubun yalnız kalmasını anlatıyor. Film, birçok ebeveynin kafasını kurcalayan bir soruyu ele alıyor: Teknoloji, geleneksel oyuncakların yerini mi alıyor?

Haziran 2019'da vizyona giren Oyuncak Hikayesi 4'ün sonunda, hayranlar Woody'nin kaybolan oyuncaklara yardım etmek için Bo Peep'le birlikte ayrıldığını ve Jessie'yle Buzz'ın onun yerini alarak Bonnie'nin oyuncaklarının yeni liderleri olduğunu izlemişti. Oyuncak Hikayesi 5'in fragmanında Jessie'nin, Lilypad'in gelişiyle başlayan kargaşada oyuncaklara liderlik etmesine ve Bonnie'nin ilgisini geri kazanma planları yapmasına bakılırsa, bu hikaye yeni filme de taşınıyor gibi görünüyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/arts-entertainment


Yeni House of the Dragon sezonu "televizyon tarihinin en çılgın bölümüyle" açılıyor

Gullet Savaşı, George R. R. Martin'in evreninde Ejderhaların Dansı diye bilinen Targaryen iç savaşı sırasındaki en kanlı deniz muharebesi (HBO)
Gullet Savaşı, George R. R. Martin'in evreninde Ejderhaların Dansı diye bilinen Targaryen iç savaşı sırasındaki en kanlı deniz muharebesi (HBO)
TT

Yeni House of the Dragon sezonu "televizyon tarihinin en çılgın bölümüyle" açılıyor

Gullet Savaşı, George R. R. Martin'in evreninde Ejderhaların Dansı diye bilinen Targaryen iç savaşı sırasındaki en kanlı deniz muharebesi (HBO)
Gullet Savaşı, George R. R. Martin'in evreninde Ejderhaların Dansı diye bilinen Targaryen iç savaşı sırasındaki en kanlı deniz muharebesi (HBO)

House of the Dragon hayranlarının merakla beklediği üçüncü sezon, ABD'de 21, Türkiye'de ise 22 Haziran'da başlıyor. 

Dizi sorumlusu Ryan Condal, Entertainment Weekly'ye verdiği kapak röportajında, sezonu açacak olan Gullet Savaşı (The Battle of the Gullet) için son derece iddialı bir yorumda bulunarak, bunun "televizyon tarihinde çekilmiş tartışmasız en çılgın bölüm" olduğunu belirtti.

2023'teki senarist grevi nedeniyle kısa tutulan ikinci sezonun ardından, yapım ekibi yeni sezona tam gaz giriyor. Rhaenyra Targaryen karakterini canlandıran Emma D'Arcy, "Bu sezon dizi son sürat başlıyor. İki sezondur ilmek ilmek örülen bir savaşın artık tüm şiddetiyle patlak verdiğini izleyeceğiz" sözleriyle beklentiyi yükseltiyor. Aemond rolündeki Ewan Mitchell ise sezonun "doğrudan yıldırım hızıyla, topyekun savaşla" açılacağını vurguluyor.

Dizinin dönüm noktası

George R.R. Martin imzalı Ateş ve Kan'dan (Fire & Blood) uyarlanan ve Game of Thrones'tan 200 yıl öncesini anlatan dizide Gullet Savaşı, kritik bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.

Condal, bu savaşın önemini şu sözlerle açıklıyor: 

Bu hikayeyi Gullet Savaşı'nı anlatmadan işlemek, Yüzüklerin Efendisi'ni Miğfer Dibi Savaşı olmadan çekmeye çalışmak gibi olurdu. Eğer bunu yapacaksak, hakkını vererek yapmalıydık; yani ejderhalar, gemiler ve birden fazla çatışma alanı gerekiyordu.

Condal, 4 yıllık hazırlığın ürünü olan bu büyük sekansın, dizinin yüksek bütçesine rağmen lojistik açıdan zorlu olduğunu belirtti. Çekimlerin hakkını vermek için büyük çaba sarf ettiklerini de ekledi.

Demir Taht mücadelesi ve ittifaklar

Üçüncü sezon Aemond Targaryen'in Demir Taht'ta oturduğu, Rhaenyra'nın ise ordusuna yeni ejderhalar katarak güçlendiği bir tabloda başlıyor. Savaşın dengelerini değiştirecek olan Gullet Savaşı'nda, Amiral Sharako Lohar komutasındaki Triarchy filosu, Velaryon ablukasını kırmak için harekete geçerken, Rhaenyra'nın oğlu Jace, ejderhasıyla donanmaya karşı gökyüzündeki yerini alacak.

Dizinin geleceğine dair de önemli bir bilgi paylaşan Ryan Condal, House of the Dragon'ı toplam 4 sezonda tamamlamayı planladığını yineledi. 

İki taraf da savaşı bitirecek kritik hamlelere hazırlanırken, Westeros'ta dengeler her an değişebilir.

House of the Dragon'ın üçüncü sezonu, Türkiye'de 22 Haziran'dan itibaren HBO Max ve TV+'ta izlenebilir.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, Variety, GamesRadar


Senaristi, De Niro klasiğinin neden Oscar'a layık görülmediğini anlattı

(Columbia Tristar)
(Columbia Tristar)
TT

Senaristi, De Niro klasiğinin neden Oscar'a layık görülmediğini anlattı

(Columbia Tristar)
(Columbia Tristar)

Inga Parkel 

Paul Schrader, Martin Scorsese'nin Taksi Şoförü'nün (Taxi Driver) "tartışmalı" konusu nedeniyle 1977 Oscar Ödülleri'nde göz ardı edildiğine inanıyor.

Kendisi de tanınmış bir yönetmene dönüşmeden önce beğenilen bir senarist olan 79 yaşındaki Schrader, özellikle Robert De Niro'nun başrolünü oynadığı kara polisiye filminin senaryosunu yazmasıyla biliniyordu.

De Niro'nun uykusuzluk çeken, sıkıntılı Travis Bickle'ı canlandırdığı film, New York'ta taksi şoförlüğü yapmaya başlayan Bickle'ın 12 yaşındaki hayat kadını Iris'i (Jodie Foster) kurtarmaya yönelik takıntılı çabasını konu alıyor.

Kült klasik, En İyi Film de dahil 4 dalda Oscar'a aday gösterildi. Ancak hem Schrader hem de Scorsese, En İyi Özgün Senaryo ve En İyi Yönetmen dallarında göz ardı edilirken, en büyük ödül ise nihayetinde John G. Avildsen'in sevilen boks draması Rocky'ye gitti.

Filmin 50. yıldönümü vesilesiyle Deadline'a verdiği yeni röportajda Schrader, "Taksi Şoförü'nün kazanmamasına biraz olsun şaşırmadım" dedi. 

En İyi Özgün Senaryo kategorisine bakarsanız muhtemelen o yılın en özgün senaryosuydu ama çok tartışmalı bir filmdi.

Robert De Niro, sıkıntılı ve yalnız Travis Bickle rolündeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandı (Columbia Tristar)Robert De Niro, sıkıntılı ve yalnız Travis Bickle rolündeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandı (Columbia Tristar)

Hatta Columbia Pictures'ın "filmin bu kadar başarılı olmaya başlaması karşısında hazırlıksız yakalandığını" paylaştı. 

Onu istisnai bir film olarak görmüşlerdi ve bu yüzden pazarlama testi yapmadılar veya pazarlama desteği vermediler.

1976'da gösterime giren Taksi Şoförü, dünya çapında 27,6 milyon dolar hasılat elde ederek muazzam bir eleştirel ve ticari başarı yakaladı.

Schrader, "Bu, oradan oraya dolaşan ve herkesin 'Biz yapmayalım, başkaları yapsın' dediği senaryolardan biriydi" diye ekledi.

Ayrıca Oscar Ödülleri'ne "güzellik yarışması" diyerek burun kıvırdı.

Schrader, "Bunu yıllar önce Oscar kazanamadığında Marty'ye söylediğimi hatırlıyorum" diye sözlerini sürdürdü. 

Ona 'Marty, önceliğin Oscar kazanmaksa, yeni öncelikler belirlemelisin. Çünkü o ödülü önceliğin haline getirip kendini o kadar düşürmene değmez' dedim.

Nihayetinde Schrader, Taksi Şoförü'nde Iris'in çıkarcı pezevengi Matthew "Sport" Higgins'i canlandıran Harvey Keitel'in oynadığı suç draması Mavi Yakalılar'la (Blue Collar) 1978'de yönetmenliğe adım attı.

Taksi Şoförü'nün doruk noktasındaki ölümcül çatışmada öldürülen karakterin beyaz olması yönünde film ekibine baskı yapılmasının ardından Sport rolüne, şu anda 87 yaşında olan Keitel seçilmişti.

Schrader, Deadline'a "Eğer o, sadece siyahları öldüren bir ırkçı gibi görünürse sinemada isyan çıkacağını söylediler" dedi.

Marty için bu sorun değildi zira Harvey Keitel'e başrolü vermek istiyordu ancak daha sonra herkes Bob'un bu role çok daha uygun olduğunu fark etti.

Independent Türkçe,independent.co.uk/arts-entertainment