Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi, ECOWAS’ın Nijer’deki darbecilere yanıt verme planlarını sekteye uğratıyor

Niamey’de Salı günü çekilen bir fotoğraf (AFP)
Niamey’de Salı günü çekilen bir fotoğraf (AFP)
TT

Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi, ECOWAS’ın Nijer’deki darbecilere yanıt verme planlarını sekteye uğratıyor

Niamey’de Salı günü çekilen bir fotoğraf (AFP)
Niamey’de Salı günü çekilen bir fotoğraf (AFP)

Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) genelkurmay başkanları, Nijer’e askeri müdahale olasılığını görüşmek üzere Gana’nın başkenti Akra’da iki gün boyunca bir araya gelirken, müdahale imkanları gün geçtikçe azalıyor gibi görünüyor.

Bunun nedeni, Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi’nin, devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum’un serbest bırakılması ve anayasal yetkilerini kullanması için göreve geri dönmesinin sağlanması amacıyla Nijer’deki darbecileri zorlamak için askeri güç kullanılmasını reddetmesi gibi ECOWAS planlarını baltalayan ek bir belirleyici faktörün ortaya çıkmasıdır.

Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi’nin geçtiğimiz Pazartesi günü yapılan toplantısından sızan bilgilere göre, askeri müdahaleyi destekleyenler ile karşı çıkanlar arasında keskin bir ayrım ortaya çıktı.

Yaklaşık 10 saat süren toplantı, anlaşmazlıkları çözmekle görevli konsey içindeki bölünmelerin aşılmasına yardımcı olmadı.

Paris’teki birden fazla Avrupalı ​​kaynağa göre, bu durum, ECOWAS’ın askeri planlarını iptal etmesi ve ardından diplomatik temasları ve arabuluculuğu sürdürmek için çalışması anlamına geliyor.

errge
ECOWAS’taki askeri yetkililer geçen hafta Abuja’da Nijer krizini tartıştı (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Le Monde gazetesinden aktardığına göre, grup içindeki Fildişi Sahili, Senegal, Benin ve daha az ölçüde Nijerya, askeri müdahaleye katılmaya hazır olduklarını ifade etti.

Afrika bölgesel örgütü, üyeliği askıda olan ve askeri darbelere tanık olan Mali, Burkina Faso, Gine ve Nijer de dahil 15 ülkeyi içeriyor.

Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nden Afrika çalışmalarında uzman araştırmacı Paul Simon Handy, “ECOWAS için Afrika Birliği’nin onayı olmadan askeri müdahalede bulunmak zor olacak, çünkü bu onu gayrimeşrulaştıracaktır” dedi.

Bu nedenle, güçlü bir şekilde ortaya çıkacak olan soru, terör örgütleri ve radikallerin yanı sıra derin siyasi ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya olan Afrika’daki derinleşen bölünmeler konusunda ECOWAS’ın üstleneceği sorumluluk konusunda olacaktır.

Geçtiğimiz günlerde, ‘üç sınır’ bölgesinde (Mali, Nijer ve Burkina Faso) Nijer kuvvetlerini hedef alan ve 17 askerin ölümü ve 20 askerin yaralanmasıyla sonuçlanan terör saldırısı meydana geldi.

Bu, askeri müdahalenin, bir yanda ECOWAS, diğer yanda dört darbeci devlet olmak üzere iki ülke grubu arasında savaşa dönüşebileceğini bir kez daha gösterdi.

Bu görüşe göre, askeri müdahale, terör örgütleri ve radikaller için bir hediye olacak, binlerce insanı savaş bölgelerinden kaçmaya zorlayacak.

Böylece Avrupa ülkelerine sığınanların sayısı artacak ve zaten karışık olan bölgede güvenlik ve istikrarı daha da istikrarsızlaştıracaktır.

as
Niamey’deki darbe yanlıları (AP)

Afrikalı bir diplomat konuya ilişkin şu yorumu yaptı;

“Yönetimde diplomatik olmayan bir şekilde gerçekleşen herhangi bir değişikliği reddettiğimizi hatırlatıyoruz. Ancak Nijer’e müdahale etmekten kaçınmayı seçtik, çünkü bu bir kan gölüne yol açar ve işleri olduğundan daha da kötüleştirir.”

ECOWAS’ın Sierra Leone, Gambiya ve diğerlerinde olduğu gibi, önceki müdahaleleri Afrika Birliği’nin onayı ile yapıldı.

Afrika Birliği Komisyonu Başkanı olan Çadlı Musa Faki Muhammed’in, ECOWAS’ın kararlarına kesin desteğini ifade eden bir açıklama yapmak için acele etmesi dikkat çekiciydi.

Ancak ECOWAS’ın kararları, Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi’nin tarafından destek görmedi.

Dün, söz konusu konsey tarafından bu konuda resmi bir açıklama yapılması gerekiyordu.

İşler sadece Afrika tarafındaki gelişmelerle bitmiyor.

Bir diğer önemli faktör de, askeri yaklaşımdan vazgeçilmesi ve siyasi-diplomatik çözüme doğru gidilmesi.

Washington’un askeri müdahaleyi desteklemediği çok açık hale geldiğinden, ABD’nin tutumu dikkate alınması gereken önemli bir etkileyici faktör olarak ortaya çıkıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Nijer’de işleri düzene sokmak amacıyla diplomasi için hala bir fırsat olduğunu söyledi.

Blinken konuya ilişkin açıklamasında, “İstediğimiz bir sonuç olan anayasal düzenin geri dönüşüne ulaşmak için diplomasiye çok odaklanmaya devam ediyoruz ve bu sonuca ulaşmak için diplomasiye yer olduğuna inanıyorum” dedi.

ABD’li Bakan, ikinci ECOWAS zirvesinden sonra, Nijer krizine ‘kabul edilebilir bir askeri çözüm olmadığına’ dair bir açıklama yapmıştı.

Washington, bu konumuyla Paris’ten farklı bir yaklaşım sergiledi.

Paris'in aksine Washington, Nijer ordusuyla askeri işbirliği programlarını dondurmakla yetindi ve kalkınma projelerine ya da insani yardıma son vermedi.

ABD, son yıllarda Nijer’in merkezindeki Agadez kenti yakınlarında bir hava üssü ve ön mevzilerde Nijer ordusunu destekleyenler de dahil olmak üzere bin 200 askeri personeli için bir başka üs inşa etmek için en az 500 milyon dolar harcadı.

ECOWAS’ın arkasında durarak, sert bir çizgi izleyen ve başından beri askeri çözüm için bastıran Paris, Washington’un yaptığını ‘sırttan hançerlemek’ olarak nitelendiriyor.

Darbenin hemen ardından Niamey’i ziyaret eden tek Batılı yetkili olan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland, ABD’de eğitim görmüş bir subay olan General Musa Salo Parmo ile görüştü.

Paris, Washington için önemli olanın, başta hava üssü olmak üzere iki askeri üssünü korumak olduğunu düşünüyor. Dolayısıyla ABD, Nijer’de darbecilerin iktidarda kalmasında bir sakınca görmeyebilir.

scd

ECOWAS ordularının genelkurmay başkanları toplantısının sonuçlarını beklerken, yedek kuvvetlerin seferber edilmesi ve konuşlandırılmasının hala teorik bir mesele olduğu ve şu ana kadar pratik hiçbir şey yapılmadığı açıkça görünüyor.

ECOWAS’ın Mali, Burkina Faso ve Gine gibi darbecilerle dayanışma içinde olan ve onlarla birlikte savaşma isteğini beyan eden ülkeler ile Cezayir ve Çad başta olmak üzere müdahale etmeyi reddeden diğer etkili ülkelerin tutumlarını görmezden gelmesi pek olası görünmüyor.

Her geçen gün durumu normalleştirme peşindeki darbecilerin ellerini daha da güçlendirdiği, bir başbakan ve bakanlar atadığı, Afrika ülkeleriyle iletişim kurmaya başladığı açıktır.

Rusya, Nijer’de herhangi bir askeri harekata karşı olduğu ve bazı Afrika ülkelerini vuran kaostan yararlanmaya hazır olduğu için, Rus diplomasisinin faaliyetlerini de unutmamalıyız.



Dibeybe, Katar Başbakanı ve İtalya Dışişleri Bakanı'nın huzurunda Misrata Serbest Ticaret Bölgesi'ni genişletmek için uluslararası ortaklık anlaşması imzaladı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)
TT

Dibeybe, Katar Başbakanı ve İtalya Dışişleri Bakanı'nın huzurunda Misrata Serbest Ticaret Bölgesi'ni genişletmek için uluslararası ortaklık anlaşması imzaladı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani ve İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile Misrata Serbest Ticaret Bölgesi Limanı’nın genişletilmesi, konteyner terminallerinin işletilmesi, geliştirilmesi ve yeni yatırımlar yapılmasına yönelik bir ortaklık anlaşması imzaladı.

Dün akşam başkent Trablus’un 200 kilometre doğusunda bulunan Misrata’da gerçekleştirilen imza töreni öncesinde Dibeybe, Tajani’nin başkanlık ettiği İtalyan heyetiyle bir araya geldi. Görüşmede, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle ekonomi ve hizmet alanlarında geliştirilmesi ele alındı. Ayrıca Akdeniz bölgesinde ortak bir meydan okuma olarak öne çıkan düzensiz göç dosyası da gündeme geldi.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, dün Misrata'da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani’yi karşıladı. (Dibeybe'nin ofisi)Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, dün Misrata'da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani’yi karşıladı. (Dibeybe'nin ofisi)

Dibeybe, imza törenine katılmak üzere Misrata Serbest Ticaret Bölgesi Limanı’na gelen Katar Başbakanı’nı karşılayanlar arasında yer aldı. Dibeybe, Libya ile Katar arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çekti.

Dibeybe, Katar Başbakanı ile yaptığı resmi görüşmede iki ülke arasındaki ikili iş birliğinin güçlendirilmesi, yatırım ortaklıklarının geliştirilmesi ve ortak çıkarlara hizmet edecek adımların ele alındığını, ayrıca karşılıklı ilgi alanına giren çeşitli dosyaların görüşüldüğünü belirtti.

Dibeybe’nin ofisi, Katar’ın Libya halkına verdiği destekten duyulan memnuniyeti dile getirerek, iki ülke arasındaki kardeşçe ilişkilerin altyapı, enerji ve hizmet sektörü alanlarında somut program ve projelere dönüştürülmesinin önemini vurguladı.

Misrata'da Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile yapılan toplantı sırasında Katar heyeti (Dibeybe’nin ofisi)Misrata'da Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile yapılan toplantı sırasında Katar heyeti (Dibeybe’nin ofisi)

Dibeybe ile Katar Başbakanı arasında yapılan görüşmede, petrol sektöründeki iş birliği olanaklarının yanı sıra ulaştırma projeleri de ele alındı. Bu alanlardaki iş birliğinin, hizmetlerin verimliliğinin artırılmasına, altyapının hazırlık seviyesinin iyileştirilmesine ve ulusal ekonominin desteklenmesine katkı sağlayacağı vurgulandı.

Görüşmenin sonunda taraflar, önümüzdeki dönemde koordinasyonun sürdürülmesi ve ortak iş birliği kanallarının güçlendirilmesi konusunda mutabık kaldı. Açıklamada, bu sürecin istikrar ve kalkınmayı destekleyeceği ve iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet edeceği ifade edildi.

Öte yandan Dibeybe, hastaneden taburcu olmasının ardından dün sabah gerçekleştirdiği ilk toplantıda Roma ve Avrupa Birliği’nden (AB), düzensiz göçle mücadelede UBH’ye doğrudan ve açık destek verilmesini talep etti. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Dibeybe, Libya’nın bu konuda hem güvenlik hem de insani açıdan ağır yükler taşıdığını belirtti.

Dibeybe’nin ofisinden yapılan açıklamada, Libya’nın düzensiz göç için bir yerleşim ülkesi ya da göçmenler için kalıcı bir durak olmayı reddettiği vurgulandı. Açıklamada, krizin çözümü için temel bir yol olarak sınır dışı ve geri dönüş planının desteklenmesi gerektiği, bunun sorumlulukların adil şekilde paylaşılmasını sağlayacağı ve Libya kentleri üzerindeki baskıyı azaltacağı kaydedildi.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani için dün Misrata'da düzenlenen karşılama töreninden (Dibeybe’nin ofisi)Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani için dün Misrata'da düzenlenen karşılama töreninden (Dibeybe’nin ofisi)

Ekonomik iş birliği kapsamında Dibeybe, devam eden stratejik ortaklıklara ilişkin son gelişmeleri değerlendirdi. Dibeybe, Misrata kentinde serbest ticaret bölgesi liman terminalinin geliştirilmesi ve genişletilmesine yönelik, toplam 2,7 milyar dolara ulaşan yatırımla bir anlaşmanın imzalandığını belirtti. Anlaşmaya Katarlı, İtalyan ve İsviçreli şirketlerin katıldığını kaydeden Dibeybe, İtalyan MSC şirketinin de projede yer aldığını ifade etti. Proje kapsamında limanın yıllık kapasitesinin 4 milyon konteynıra çıkarılmasının hedeflendiği, yıllık yaklaşık 500 milyon dolar işletme geliri öngörüldüğü ve 8 bin 400’ü doğrudan olmak üzere toplam 62 bin kişilik istihdam sağlanmasının beklendiği aktarıldı.

Dibeybe dün sabah X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, söz konusu projenin hayata geçirildiğini duyurdu. Açıklamasında projenin, Libya’nın bölgedeki en büyük limanlar arasında kapasite ve ölçek açısından konumunu güçlendirmekle kalmayacağını, aynı zamanda entegre bir uluslararası ortaklık çerçevesinde doğrudan yabancı yatırım finansmanına dayandığını vurguladı.

Dibeybe, söz konusu projenin açık geliştirme ve işletme düzenlemeleri çerçevesinde doğrudan yabancı yatırım finansmanlarıyla hayata geçirildiğini, böylece devlet bütçesine ilave yük getirmeden uygulanmasının güvence altına alındığını söyledi.

Dibeybe, İtalyan heyetiyle yaptığı görüşmelerde enerji sektöründeki mevcut iş birliğini de ele aldı. Bu kapsamda, İtalyan enerji şirketi ENI’nın, Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC), BP ve Libya Yatırım Ajansı ortaklığıyla, Sirte Körfezi’nin derin sularında ilk keşif kuyusunun sondaj çalışmalarına iki gün önce başladığını açıklamasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Görüşmenin sonunda taraflar, istikrar ve kalkınmaya hizmet edecek şekilde Libya-İtalya ortaklığının güçlendirilmesi ve koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı. Açıklamada, düzensiz göç başta olmak üzere ortak zorlukların ele alınmasına katkı sağlanacağı kaydedildi.

Bu arada Dibeybe, dün Misrata kentinde Birleşik Krallık’ın Libya Büyükelçisi Martin Reynolds’u kabul etti. Reynolds, ülkesinin selamlarını ileterek UBH Başbakanı’na sağlık ve esenlik dileklerini sundu.

Görüşmede, Libya ile Birleşik Krallık arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve karşılıklı ilgi alanına giren çeşitli dosyalarda eş güdümün artırılması ele alındı.


Kazakistan Cumhurbaşkanı, Gazze'nin "Barış Konseyi"ne katılmayı kabul etti

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 25 Eylül 2019'da New York'ta BM Genel Kurulu toplantıları sırasında ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania ile yaptığı görüşmenin ardından (Tokayev'in "X"hesabı)
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 25 Eylül 2019'da New York'ta BM Genel Kurulu toplantıları sırasında ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania ile yaptığı görüşmenin ardından (Tokayev'in "X"hesabı)
TT

Kazakistan Cumhurbaşkanı, Gazze'nin "Barış Konseyi"ne katılmayı kabul etti

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 25 Eylül 2019'da New York'ta BM Genel Kurulu toplantıları sırasında ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania ile yaptığı görüşmenin ardından (Tokayev'in "X"hesabı)
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 25 Eylül 2019'da New York'ta BM Genel Kurulu toplantıları sırasında ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania ile yaptığı görüşmenin ardından (Tokayev'in "X"hesabı)

Haber ajansları bugün, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in ABD Başkanı Donald Trump tarafından önerilen Gazze Barış Konseyi'ne katılma daveti aldığını ve Tokayev'in bunu kabul ettiğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump Gazze Barış Konseyi'ni kurmaya başladı ve birçok dünya lideri cumartesi günü konseye katılmak için resmi davetler aldıklarını açıkladı. 

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Beyaz Saray, Gazze'deki savaşı sona erdirmeye yönelik ABD planı doğrultusunda Trump başkanlığında bir barış konseyi kurulacağını açıklamıştı.

Bu konseyin yanı sıra, iki ilgili organ daha kuruldu: Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetmek üzere bir Filistin teknokrat komitesi ve danışmanlık rolü üstlenecek gibi görünen bir "yürütme konseyi".

Beyaz Saray, "Barış Konseyi" veya "Yürütme Konseyi"ne katılacak siyasetçilerin ve diplomatların isimlerini açıkladı ve diğer yetkililer de davetiye aldıklarını duyurdu. "Barış Konseyi"ne katılacağı bilinen isimler arasında; ABD Başkanı Donald Trump, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff, Trump'ın damadı Jared Kushner, eski İngiliz Başbakanı Tony Blair, Amerikalı milyarder Mark Rowan, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve Trump'ın danışmanı Robert Gabriel bulunuyor.

Birçok yabancı lider, Trump yönetiminden katılım daveti aldıklarını doğruladı, ancak kabul edip etmeyeceklerini belirtmediler. Davet alanların listesi şöyledir: Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Pérez Milei, Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva, Kanada Başbakanı Mark Carney, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ürdün Kralı II. Abdullah, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, Romanya Cumhurbaşkanı Nicoso Dan, Paraguay Cumhurbaşkanı Santiago Pena, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif.  


Güney Yemenliler yaklaşan diyalogun sonuçlarına uymayı kabul etti

Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)
Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)
TT

Güney Yemenliler yaklaşan diyalogun sonuçlarına uymayı kabul etti

Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)
Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)

Yemen'de yeni bir siyasi gelişme olarak, Suudi Arabistan'ın himayesinde, güneyli liderlerin ve önde gelen isimlerin geniş katılımıyla dün Riyad'da ‘Güney Danışma Toplantısı’ düzenlendi. Bu toplantı, diyalogu temel seçenek olarak benimseyen ortak bir vizyonun oluşturulmasının teyit edilmesi üzerine, ‘Güney Diyalog Konferansı’na hazırlık amacıyla gerçekleştirildi. Bu vizyon, şiddetten ve iç kutuplaşmadan uzak olup, güneydeki tüm bileşenlerin haklarını garanti altına alıyor.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman el-Mehrami tarafından okunan nihai bildiride, yaklaşan Güney Diyalog Konferansı'nın, güney halkının dış müdahale ya da tek taraflı temsil olmaksızın siyasi geleceğini belirleme hakkına saygı göstererek, güney meselesine adil ve sürdürülebilir bir çözüm getirmeyi amaçladığını vurguladı. Mehrami, Suudi Arabistan'ın kapsamlı siyasi, ekonomik ve güvenlik desteğine dikkati çekti.

Bildiride ayrıca güney güçlerine yaklaşan diyaloga sorumlu bir şekilde katılmaları çağrısı yapılırken, halk protestolarını kişisel çıkarlar için kullanmamaları konusunda uyarıda bulunuldu. Suudi Arabistan'ın desteğinin, siyasi süreci yeniden düzenlemek ve güneyde, Yemen'de ve bölgede güvenlik ve istikrarı korumak için tarihi bir fırsat sunduğu vurgulandı. Şarku’l Avsatın aldığı bilgiye göre Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) bölünmeleri ve kaosu daha da şiddetlendiren müdahaleleri eleştirildi.