Dışişleri Bakanı Fidan, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı'nı değerlendirdi

Fotoğraf: Murat Gök/AA
Fotoğraf: Murat Gök/AA
TT

Dışişleri Bakanı Fidan, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı'nı değerlendirdi

Fotoğraf: Murat Gök/AA
Fotoğraf: Murat Gök/AA

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NATO ülkelerinin dışişleri bakanları gayri resmi toplantısının 2025'te Türkiye'de yapılmasının kararlaştırıldığını bildirdi.

Fidan, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ardından basın mensuplarına gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Toplantının NATO'nun 75. kuruluş yıl dönümüne denk geldiğini anımsatan Fidan, "Türkiye de 72 yıldır NATO'nun önemli bir üyesi. NATO içerisinde 72 yıldır katkı vermekte. NATO görevlerine silahlı kuvvetlerimiz aktif olarak katılmakta." diye konuştu.

Fidan, toplantının dışişleri bakanlarının kendi aralarında yaptığı, NATO-Ukrayna Konseyi olarak toplandığı ve son olarak da Asya-Pasifik'teki ortaklarıyla bir araya geldiği üç oturumda düzenlendiğini ifade etti.

Bakan Fidan, NATO dışişleri bakanlarının 2025'te yapacağı gayri resmi toplantının Türkiye'de yapılmasını önerdiğini bildirerek, "Bu karar kabul edildi. NATO Dışişleri Bakanları Gayriresmi 2025 Toplantısı Türkiye'de yapılacak." dedi.

- Terörle mücadele

Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili müttefiklerden beklentilerini dile getirdiğini söyleyen Fidan, "Terörle mücadelede NATO üyesi ülkelerin tam ve koşulsuz olarak Türkiye'ye destek vermeleri, terörle mücadelede Türkiye'nin yanında olmaları, özellikle Suriye'de olduğu gibi bazı NATO üyesi ülkelerin 'geçici' maskesiyle de olsa terör örgütüyle işbirliği yapmamaları gerektiğinin altını çizdik. Bunun NATO ittifakının ruhuna aykırı olduğunu söyledik." ifadelerini kullandı.

Fidan, Vilnius Zirvesi'nde terörle mücadele koordinatörünün atanması konusunda mutabık kalındığını anımsatarak, NATO'nun terörle mücadeleye yapısal olarak bakması hususunda çalışmaların devam ettiğini belirtti.

Terör örgütü PKK'nın Avrupa'daki eylemleriyle ilgili durumu da toplantılarda ve ikili görüşmelerde gündeme getirdiğini bildiren Fidan, şunları söyledi:

"Onlar için üzücü olan yıllardır sessiz kaldıkları terör örgütünün kendi sokaklarında terör estirmesi. Şimdi bunları görüyor olmaları bizim için bir sürpriz değil. Biz bunun altını çizdik. Özellikle Avrupa'da yaşayan soydaşlarımıza yönelik, vatandaşlarımıza yönelik şiddet eylemlerinin sadece kınanmakla kalmayıp çok ciddi tedbirler almaları gerektiğini kendilerine ilettik."

Fidan, "Yetkili makamların giderek Avrupa'da daha fazla hassasiyet oluşturduğunu görüyorum. Bu aslında memnuniyet verici bir konu. PKK’ya karşı toleransın giderek azaldığını görüyorum, bu önemli." değerlendirmesinde bulundu.

- Savunma sanayisindeki kısıtlamalar

Fidan, savunma sanayisinde kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini muhataplarına ilettiğini kaydederek, "Bunun da müttefiklik ruhuyla bağdaşmadığını, bu konudaki kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini ifade ettik. Bu bizim zaten sürekli ifade ettiğimiz bir husus. Bu çerçevede üyelerden bazılarıyla yürüttüğümüz bazı müzakereler var. Çoğuyla sorunları hallettik." diye konuştu.

- AB'nin dışlayıcı savunma stratejisi

"Avrupa Birliği'nin (AB) NATO içerisinde giderek daha belirleyici pozisyona ulaşırken, AB topluluğunun geri kalanını dışarıda bırakması, AB üyesi olmayan ülkelerin güvenlik ihtiyaçlarına ve stratejik perspektiflerine yeterli dikkati vermemesi konusu var. Bu giderek daha belirginleşen, gündemimizi daha fazla meşgul eden bir konu haline geliyor." ifadelerini kullanan Bakan Fidan, bu konuyu son aylarda bir çerçeveye oturtarak gündeme getirdiklerine işaret etti.

- Ukrayna'daki durum

Toplantıda Ukrayna'daki savaşla ilgili Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba'dan bilgi aldıklarını belirten Fidan, Türkiye'nin de bu ülkenin güvenlik ve egemenlik haklarının yanında olduğunu bir kez daha vurguladığını, savaşı durdurmak için barışa ve ateşkese alternatif yollar aranması gerektiğinin altını çizdiğini ifade etti.

- Gazze meselesi

Bakan Fidan toplantı marjında yaptığı ikili görüşmelerde mevkidaşlarıyla Gazze'deki durumla ilgili görüş alışverişinde bulunduğu aktardı.

"Bütün muhataplarımızla Gazze ile ilgili endişelerimizi, konunun artık taşınamayacak noktaya geldiğini vurguladık." diyen Fidan, şöyle devam etti:

"Özellikle ateşkese, acil insani yardıma ve iki devletli çözüm perspektifine olan ihtiyacı tekrar tekrar gündeme getirdik. İyi olan şu. Artık bütün muhataplarımız bizimle hemen hemen aynı fikirde. Süreç içerisinde uluslararası toplumun bu anlayışa ulaşmış olması diplomatik kazanım açısından önemli ama arazide bir şey değiştirme anlamında daha fazla şeylerin yapılması gerekiyor. Bu konudaki kararlılığımız devam ediyor."

- Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD ziyareti

ABD'li mevkidaşı Antony Blinken ile ikili görüşmesinde çok çeşitli konulara değindiklerini ifade eden Fidan, bunlar arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Joe Biden'ın daveti üzerine ABD ziyaretinin tarihinin de bulunduğunu söyledi.

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündeminde ikili ve bölgesel ilişkiler başta olmak üzere çok çeşitli konuların bulunacağını, bunlar arasında Gazze meselesinin ilk sırada yer aldığını bildirdi.

Ukrayna meselesinin de gündemde olacağını dile getiren Fidan, "Bu iki savaş bölgemizi ilgilendiriyor. Aynı zamanda küresel fay hatlarını da hem tetikliyor hem tetikleyeceği başka risk alanları da var. Onlara da Cumhurbaşkanımız dikkati çekmeye, bu konulardaki hassasiyetlerimizi vurgulamaya devam edecek." diye konuştu.

Fidan, şunları kaydetti:

"F-16 meselesi halloldu. Daha başka alanların ilerletilmesi gündemde olacak. Cumhurbaşkanımızın perspektifi, Türk-Amerikan ilişkilerini sadece güvenlik eksenli olmaktan çıkartıp bunun içerisine aynı zamanda ekonomi, teknoloji, ticaret ve diğer alanları da dahil ederek daha dengeli, daha geniş çaplı bir ilişki kümesinin ortaya çıkması. Bu konuda da Cumhurbaşkanımız gerekli görüşlerimizi dile getirecek."

- NATO Genel Sekreterliği seçimi

Fidan, NATO Genel Sekreterliği adaylarından Hollanda Başbakanı Mark Rutte'yle iki hafta önce Brüksel'de Nükleer Enerji Zirvesi'nde görüştüğünü belirterek, "Yakın zamanda Türkiye'yi ziyaret etmesi söz konusu. Tarih üzerinde çalışıyoruz." dedi.

Bakan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim şimdiki NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'le iki yıldır yürüttüğümüz bir süreç var. Özellikle Madrid ve Vilnius'ta alınan zirve kararları, Türkiye'nin terörle mücadelede hangi terör örgütleriyle nasıl mücadele ettiği konusundaki hassasiyeti ve bu konuda NATO'nun ve bazı NATO ülkelerinin nerede durması gerektiği konusuyla, özellikle savunma sanayisi işbirliğindeki kısıtlamaların kaldırılması yönündeki ortak anlayışın devam ettirilmesi konusunda bir iradenin yeni genel sekreter tarafından da ortaya konulması beklentimiz son derece kuvvetli şekilde ifade edildi."

Rutte'ye de bunların iletildiğini vurgulayan Fidan, "Bu konudaki netleşme zannediyorum ki çok yakın zaman içerisinde olacak. Sayın Cumhurbaşkanımız da kararını açıklayacak diye düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.



Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.