Trump'ın “eski” sinirli halini ortaya çıkarmayı başaran “yeni” Harris

Yumuşak tonlu provokasyonlar ve siyasi zekâ

Fotoğraf: Al Majalla
Fotoğraf: Al Majalla
TT

Trump'ın “eski” sinirli halini ortaya çıkarmayı başaran “yeni” Harris

Fotoğraf: Al Majalla
Fotoğraf: Al Majalla

Akil Abbas
“Ben Joe Biden değilim. Donald Trump hiç değilim. Ülkeme yeni nesil bir liderlik anlayışı getirmek istiyorum.”
Demokratların başkan adayı Kamala Harris, Cumhuriyetçi Parti’den rakibi Donald Trump'la karşı karşıya geldiği münazaranın son dakikalarında yaptığı bu sakin ve kendinden emin açıklama ile başta münazara performansı olmak üzere, genel seçim stratejisini de özetlemiş oldu.
Buna karşın Biden'ın adını sık sık olumsuz bir bağlamda anan Trump “O Biden, ondan uzaklaşmaya çalışıyor. O Biden” gibi ifadelerle Harris’i Biden’la ilişkilendirmeye çalıştı.
Münazara sırasında genellikle Biden’dan bahsetmekten kaçınan Harris’in, bağımsız siyasi kişiliğini ondan uzakta, hatta bazen isim vermeden ona karşı ortaya koymaya çabalaması anlaşılabilirdi. Tartışmanın ilk bölümünde Trump onu Biden'ın kendi kişiliği olmayan siyasi astı olarak göstermeye çalıştığında, tartışmada ilk kez mevcut başkanın adını zikrederek sakince karşılık verdi. Eski Başkan Trump’a “Bu yarışta Joe Biden'a karşı yarışmıyorsunuz, Kamala Harris'e karşı yarışıyorsunuz” hatırlatmasında bulundu.
Harris, Biden’ın adını bir kez Trump'a Biden olmadığı yanıtını verirken, bir kez de ABD'nin Afganistan'dan çekilmesiyle ilgili kısa tartışma sırasında bir cümle içinde olumlu bağlamda olmak üzere iki kez andı. Moderatörün sorusuna verdiği yanıtta, Biden'ın çekilme kararını savunan Harris, “Size şunu söyleyeyim, Başkan Biden'ın Afganistan'dan çekilme kararına katılıyorum. Daha önce göreve gelen dört ABD Başkanı da aynı şeyi yapacaklarını söyledi ama Joe Biden bunu yaptı. Bu kararın bir sonucu olarak ABD’li vergi mükellefleri, bu sonu gelmeyen savaşı sürdürmek için ödediğimiz günlük 300 milyon doları artık ödemiyor” ifadelerini kullandı.
Büyük bir dikkatle takip edilen doksan dakikalık münazara boyunca Harris sakin ve kendinden emin bir imaj çizerken, Trump'ın, iki numarası olduğu ABD yönetimine ve “O bir Marksist. Herkes onun Marksist olduğunu biliyor. Babası ekonomi alanında uzmanlaşmış Marksist bir üniversite profesörü ve onu iyi eğitmiş” diyerek bizzat şahsına yönelttiği sert eleştirilere tebessüm ve şaşkınlık karışımı bir ifadeyle karşılık verdi.

Büyük bir dikkatle takip edilen doksan dakikalık münazara boyunca Harris sakin ve kendinden emin bir imaj çizerken, Trump'ın sert eleştirilere tebessüm ve şaşkınlık karışımı bir ifadeyle karşılık verdi.

Harris, Trump'a karşı münazarayı kazandığına dair ‘haklı bir Demokrat’ hissiyle tutarlı ve son derece odaklanmış bir şekilde konuştu. Münazarada kısaca tartışılan ekonomi, göç, dış politika gibi konular hakkındaki bilgisini gösterdi. Trump'ı provoke etmeyi ve anketlerin halkın rahatsızlığını teyit ettiği bir dil kullanmaya itmeyi başardı. Son sekiz yıldır başkanlık münazaralarını horoz dövüşüne dönüştüren, şahsı hedef alan saldırılar ve kamusal meselelerin kişiselleştirilmesi, halkın artık bıktığı meselelerden biri. Harris, münazara boyunca Cumhuriyetçi rakibinin etrafını geçmiş ve geçmişteki anlaşmazlıklarla ördü. Kapanış konuşmasında da bunu sürdüren Harris “Bu gece ülkemiz için çok farklı iki görüşü duydunuz. Biri geleceğe odaklanırken, diğeri geçmişe odaklanıyor. Bizi geriye götürmeye çalışıyor. Ancak biz geriye gitmeyeceğiz” dedi.
Münazara öncesinde Demokratlar arasında dile getirilmeyen ve biraz da endişeyle karışık bir beklenti vardı. Bu beklentiye Trump’ın çok sayıdaki Cumhuriyetçi destekçisi arasında Harris’in başkanlık münazarasındaki performansına dair henüz erken olan böbürlenme eşlik ediyordu. Zira Harris, birçok münazaraya katılan Trump’ın aksine, önemli bir seçim münazarası geçmişine sahip değil. Harris'in 2003 yılında Kaliforniya eyaletinde, San Francisco bölge savcılığını kazanmak için girdiği ilk seçim yarışından, 2007 yılında aynı pozisyonu kazanmasından, 2010 yılında Kaliforniya Başsavcılığı için aday olup kazanmasından ve 2014 yılında bunu bir kez daha tekrarlaması, bu bağlamdaki deneyimsizliğini gösteriyor. 
Harris'in siyasi açıdan ilk kez 2016 yılında Kaliforniya Senatosu'nda, Demokrat Partili rakibi Loretta Sanchez’e karşı yarıştı. Harris'in başından beri önde olduğu ve özellikle Başkan Barack Obama, Kaliforniya Valisi Jerry Brown ve Demokrat Parti'nin çoğunluğundan aldığı destek sayesinde kolay bir galibiyet elde ettiği, rekabet halinin az olduğu bir yarışta ona karşı televizyon ekranlarında bir münazara gerçekleştirdi. Ardından 2020 yılında dönemin ABD Başkanı Trump'ın yardımcısı Mike Pence'e karşı, Biden'ın başkan yardımcısı aday adayı olarak bir münazaraya katıldı. Bu münazara daha çok Harris'in kendi politikalarını ya da vizyonunu temsil etmediği, bunun yerine Biden'ın politikalarını ve kişiliğini tanıttığı ve savunduğu sıradan bir tartışmaydı.
Biden'ın geçtiğimiz temmuz ayında yarıştan çekilmesinden bu yana, halkın kendisine soru sorabileceği televizyon programlarına ya da town hall mitinglerine katılmaktan kaçınıp kendisine soru soramayan bir kitleye seçim kampanyası konuşmaları yapmayı tercih etmesi, doğrudan kameralar önünde tartışma ve soruları yanıtlama becerisine ilişkin endişeleri artırmıştı.

Münazara öncesi Demokratlar arasında, biraz da endişeyle karışık, dile getirilmeyen bir beklenti vardı.

Harris, münazaradaki başarılı görüntüsüyle bu şüpheleri ortadan kaldırdı. Trump'ın kolayca düştüğü ve tartışmanın büyük bölümünde içinden çıkamadığı kişiselleştirme tuzağına düşmeden, rakibinin eksikliklerini vurgulayarak, bunları siyasi ve kurumsal olarak etrafını sararak, saygınlığı ve rakibiyle onurlu bir şekilde yüzleşme becerisini birleştiren bir başkanlık tarzıyla hareket etti ve güçlü bir imaj çizdi.
Trump ise münazarada duyguları, suçlamaları ve kullandığı dilde sert ve doğrudan şahsa karşı hareket etmeye çalışan bir politikacı olarak göründü. Kendisini takip etmeyi zorlaştıran, sıkıcı hale getiren ve o bilindik; bir fikirden diğerine hızlı geçişleri olmadan makul düzeyde bir odaklanmayla disiplinli bir şekilde devam etti. 

Hjdjxj
Harris, Pennsylvania'nın Philadelphia şehrinde Ulusal Anayasa Merkezi'nde düzenlenen rakibi Trump ile münazara sırasında (AFP)

Örneğin, moderatörün Trump’a başkanlık yaptığı sırada Çin ve diğer ülkelere getirdiği yüksek gümrük vergilerinin, fiyatların yükselmesine ve enflasyonun artmasına neden olmasıyla ilgili sorusuna, Biden yönetiminin bu vergileri uygulamaya devam ettiği argümanıyla yanıt vermesi akıllıcaydı. Trump, soruya verdiği cevapta “Başkanlık döneminde Çin'in bize ve diğer ülkelere yüz milyarlarca dolar ödediği tek başkan olduğumu iddia ediyorum ve biliyorsunuz eğer bu tarifelerden hoşlanmıyorsa, yönetiminin bu tarifeleri derhal durdurmaya karar vermesi gerekirdi, ancak bu tarifeler yönetimlerinde üç buçuk yıl geçtikten sonra hala orada duruyor. Milyarlarca dolar, yüz milyarlarca dolar alıyoruz” ifadelerini kullandı.
Harris, Trump'ın başkanlığı döneminde getirdiği gümrük vergilerinin çoğunu Biden yönetiminin sürdürdüğüne dair geçerli argümanına yanıt vermekten kaçınarak onu ‘ticaret savaşları’ yürütmekle suçlamadı. 
Ancak Trump’ın bu disiplini, özellikle Harris'in yumuşak ve dolaylı provokasyonları, sanki yanında değilmiş gibi ona üçüncü şahıs olarak hitap etmedeki ısrarı ve çok sayıda suçtan hüküm giymiş olduğunu sürekli olarak hatırlatması karşısında uzun sürmedi. Sonunda, bu disiplinli halini tamamen terk etmiş gibi görünüyordu ve her zamanki konuşma tarzına geri döndü. Birbiriyle alakasız çeşitli fikirler arasında gidip gelen kısa cümleler kurdu ve yeniden başkan seçilmemesi halinde ABD’yi en kötüsünün beklediğine dair sık sık uyardı. Şarku'l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığına göre dolayısıyla, güçlü bir lider olarak sadece kişisel sertliğinin özellikle dış politikada işleri hallettiği ve içeride kendisine düşmanlar kazandırdığı (görevden ayrıldıktan sonra yönetim tarzını eleştiren yetkilileri kovması gibi) yönündeki inandırıcılığı ve temeli olmayan iddialarını yine sıraladı. 
Örneğin, rehinelerin iade edilmesini sağlamak ve Gazze'de sivillerin öldürülmesine bir son vermek için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hamas'la müzakere edip etmeyeceği sorulduğunda verdiği cevap bağlamından kopuktu ve ABD’nin büyük ilgi ve endişesine konu olan bu savaşla ilgili değil, kendisi ve kendi ifadesiyle olağanüstü yetenekleriyle ilgili olan Ukrayna savaşını da içeriyordu. Trump, “Ben başkan olsaydım bu savaş asla başlamazdı. Rusya savaşı asla başlatmazdı. Putin'i çok iyi tanıyorum, dört yıl boyunca bu savaş tehdidinde de bulunmazdı. Ukrayna'ya girip milyonları öldürmezdi” şeklinde konuştu.
Trump, Harris'in İsrail ile ilişkileri konusunda ise “(O) İsrail'den nefret ediyor. Netanyahu çok önemli bir konuşma yapmak üzere Kongre'ye geldiğinde onunla görüşmedi” sözlerini sarf etti.
Trump, seçimi kazanması halinde Gazze’deki savaşı sona erdireceğini vurguladı. Ancak savaşı sona erdirme planına ilişkin bir yanıt vermedi.
“Trump'ın münazaradaki performansının giderek kötüleşmesi, göçün sözde tehlikelerine ilişkin birbirinden kopuk ifadelerinde daha da belirgin bir hal aldı.
Trump'ın münazara performansının giderek kötüleşmesi, Haiti'den gelen kaçak göçmenlerle ilgili olarak X platformunda paylaşılan, ancak gerçek olmadığı kanıtlanan söylentileri kullanarak, göçün sözde tehlikeleri hakkındaki ifadelerinde daha da belirgin bir hal aldı. Trump, “Pek çok küçük kasaba bu konuda konuşmak istemiyor, çünkü bundan utanıyorlar. Springfield'da köpekleri yiyorlar. Sınırdan geçen insanlar, orada yaşayan insanların kedilerini yiyorlar. Bunlar ülkemizde yaşanıyor. Bu utanç verici” ifadelerini kullandı. Harris ise Trump'a göçmenlerle ilgili ırkçı sözlerini söylerken, hafif bir tebessümle baktı.
Münazaranın büyük bir bölümünde, özellikle de son bölümde, seçim kampanyası ekibinin kullanmaması konusunda uyardığı dile geri dönen Trump, yorgun ve asık bir yüzle giderek daha bitkin görünürken, Harris gülümsüyor ve enerjik görünüyordu. Bu uzun münazara, Harris’in seçim kampanyası ekibinin oluşturmak için çok çalıştığı ve münazara sırasında vurgulamayı başardığı ‘eskinin gitmesi ve yerine yeninin gelmesi gerektiği’ ayrımına itibar kazandırdı.
Harris'in stratejisinin başarılı ya da başarısız olup olmadığı sorusunun yanıtı, elli günden biraz daha uzun bir süre sonra, 5 Kasım'da verilecek.
* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.