Irak güvenlik güçleri, DEAŞ karşıtı ‘Doğruluk Kılıçları Operasyonu’nun beşinci aşamasını başlattı

Gerçeğin Kılıçları Operasyonu’na katılan Irak ordusu unsurlarından ve Peşmerge güçlerinden oluşan bir birlik (Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı)
Gerçeğin Kılıçları Operasyonu’na katılan Irak ordusu unsurlarından ve Peşmerge güçlerinden oluşan bir birlik (Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı)
TT

Irak güvenlik güçleri, DEAŞ karşıtı ‘Doğruluk Kılıçları Operasyonu’nun beşinci aşamasını başlattı

Gerçeğin Kılıçları Operasyonu’na katılan Irak ordusu unsurlarından ve Peşmerge güçlerinden oluşan bir birlik (Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı)
Gerçeğin Kılıçları Operasyonu’na katılan Irak ordusu unsurlarından ve Peşmerge güçlerinden oluşan bir birlik (Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı)

Irak’ta güvenlik güçleri, üç il arasında kalan sınır bölgelerinde yuvalanan terör hücrelerinin peşine düşmek amacıyla ‘Doğruluk Kılıçları Operasyonu’nun beşinci aşamasını başlattı. Öte yandan Yüksek rütbeli askerlerden oluşan bir heyet, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) illeriyle sınırların güvenliğini sağlamak için başkent Bağdat'ın kuzeydoğusundaki Diyala iline geldi.

Üst düzey bir güvenlik kaynağı, heyetin ziyaretinin amacının IKBY ile sınırların güvenliğini sağlama sürecini denetlemek olduğunu açıklarken Savunma Bakanlığı'nda yüksek rütbeli subayların yer aldığını söylediği heyetin, Germiyan, Telal Gara ve Belkini bölgelerinde gerçekleşen ‘Doğruluk Kılıçları’ adlı geniş çaplı askeri operasyonun sonuçları hakkında önemli toplantılar düzenlediğini aktardı.

Doğruluk Kılıçları Operasyonu sırasında Irak ordusu subayları ve Peşmerge güçleri (Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı)
Doğruluk Kılıçları Operasyonu sırasında Irak ordusu subayları ve Peşmerge güçleri (Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı)

Operasyon, Diyala, Selahaddin ve Süleymaniye sınır üçgeni içinde doğrudan Germiyan, Telal Gara ve Belkini üçgeninin güvenliğini sağlamanın yanı sıra Diyala'nın Süleymaniye ile olan sınırlarının güvenliğini sağlamayı amaçladığını söyleyen kaynak, “Heyet, terör hücresi tehdidini sona erdirmek için yeniden konuşlandırma ve tepelerin derinliklerine yönelik saldırı ivmesini sürdürme konusunda bir dizi önemli karar almaya çalışacağına işaret edildi” ifadelerini kullandı.

Irak güvenlik güçleri iletişim organı Güvenlik Medya Hücresi (SMC), merkez ile bölge arasındaki ortak güvenlik çıkarlarına sahip alanlarda Sağın Kılıçları Operasyonunun beşinci aşamasının başlatıldığını duyurdu.

Irak güvenlik güçleri iletişim organı Güvenlik Medya Hücresi (SMC), Doğruluk Kılıçları Operasyonu’nun beşinci aşamasının merkez ile bölge arasındaki ortak güvenlik alanlarında başlatıldığını duyurdu.

Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin talimatıyla Süleymaniye'yi ziyaret etti. Araci’nin bölgeye yaptığı sık ziyaretler, ofisine yakın kaynaklara göre Iraklı güvenlik güçleri ile Kürt Peşmerge güçleri arasında terör hücrelerinin halen aktif olduğu Diyala, Kerkük ve Selahaddin illeri arasındaki bölgelerde koordinasyonu sürdürmenin yanı sıra İran hükümetinin İranlı Kürt muhaliflerinin aktif olduğu, IKBY’nin İran ile doğu sınırlarının kontrol altına alınması için iki taraf arasında devam eden koordinasyonu güçlendirmeyi amaçlıyor.

İran, Irak hükümetine IKBY’de topraklarında muhaliflerin mezvilerini yeniden bombalayabileceği tehdidinde bulunurken Irak hükümeti, IKBY ile anlaşarak, sınırlarda kontrolü sıkılaştırmak üzere ortak askeri birlik kurulacağını duyurdu.

DEAŞ

Öte yandan Haşdi Şabi Kurumu, Haşdi Şabi güçlerinin DEAŞ’a karşı başlatılan Doğruluk Kılıçları Operasyonu’na katılacağını duyurdu. Haşdi Şabi Kurumu tarafından yapılan açıklamada, “Haşdi Şabi’ye bağlı Kerkük ve Doğu Dicle Harekât Komutanlığı bünyesindeki 52'nci Tugay, Kuzey Mihver Komutanlığı bünyesindeki 63'üncü Tugay ve havadan müdahalede bulunan 3'üncü Hızlı Müdahale Tugayı ile harekâta yoğun katılım sağlandı” denildi. Açıklamada, Irak Hava Kuvvetleri’nin hava desteği verildiği de belirtildi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Operasyon, DEAŞ terör örgütü hücrelerinin peşine düşmeyi ve örgüt üyelerinin Kerkük ile Selahaddin arasındaki hareketlerini sınırlamayı amaçlıyor. Ortak güçler, belirlenen hedeflere ulaşmak için operasyonu uygulamaya devam ediyor. Haşdi Şabi’ye bağlı Kerkük 52'nci Tugayı ve Doğu Dicle Harekât Komutanlığı’na bağlı bir birlik, Doğruluk Kılıçları Operasyonu çerçevesinde Tuzhurmatu ilçesindeki 9 noktayı tespit etti. DEAŞ hücrelerine gıda ürünleri ve lojistik destek sağlayan kanallar da imha edildi.”

Irak güçlerinin başta batı olmak üzere birçok bölgedeki ve ildeki DEAŞ terör örgütü hücrelerini takip ederken Irak Meclisi Güvenlik ve Savunma Komitesi, bütçe kanunu kapsamında Savunma Bakanlığı'na ayrılan ödeneğin herhangi bir uçak satın alım anlaşması yapmaya yeterli olmadığının altını çizdi.

Meclis Güvenlik ve Savunma Komitesi üyesi ve Milletvekili Vaad Kaddo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Savunma Bakanlığı'nın bütçe kanunu kapsamındaki mali ödenekleri, herhangi bir uçak anlaşması yapmaya yeterli değil. Bakanlığın, modern uçak satın alımı ve silahların ve askeri teçhizatın geliştirilmesine yönelik anlaşmalar yapmak için büyük mali ödeneklere ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

Kaddo, açıklamasında şunları söyledi:

“Güvenlik ve askeri teşkilatlara yönelik mali ödenekler ihtiyaca cevap veremiyor. Meclis Maliye Komisyonu ile birlikte bütçe kanunu çerçevesinde harcama kalemlerinde transfer sürecini yürüterek askeri ve güvenlik alanlarının geliştirilmesine yönelik bu ödenekleri artırmaya çalışıyoruz.”



Küresel medya neden bazı savaşlara ilgi gösterip bazılarını görmezden geliyor?

Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
TT

Küresel medya neden bazı savaşlara ilgi gösterip bazılarını görmezden geliyor?

Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)

Bazı savaş ve çatışmalar uluslararası medya kuruluşlarının gündeminde üst sıralarda yer alırken, bazıları çok daha yıkıcı insani sonuçlar doğurmasına rağmen görünmez kalabiliyor. Uzmanlara göre bu durumun arkasında; Batı’nın medya üzerindeki hâkimiyeti, yoksul ülkelerdeki çatışmalara düşük ilgi, çatışmaların karmaşıklığı ve uzun sürmesi gibi çeşitli nedenler bulunuyor.

Reuters Gazetecilik Araştırmaları Enstitüsü’nün yakın zamanda yayımladığı bir raporda, Ukrayna ve Ortadoğu’daki çatışmalar dışında diğer savaşların uluslararası medya tarafından geniş ölçüde takip edilme ihtimalinin düşük olduğu belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Barış ve Ekonomi Enstitüsü verilerinden aldığı bilgilere göre 2025 itibarıyla dünya genelinde 59 aktif devletler arası çatışma bulunduğu ve bunun İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek sayı olduğu ifade edildi

Rapora göre Burkina Faso, Uganda ve Etiyopya’dan çatışma haberciliği yapmış üç gazeteciyle yapılan görüşmelerde, ciddi insani etkileri olan birçok hikâyenin yeterince haberleştirilmemesinden duyulan hayal kırıklığı dile getirildi.

Ayrıca, özellikle Afrika’daki yoksul ülkelerde yaşanan krizlerin daha az ilgi gördüğü vurgulandı. Norveç Mülteci Konseyi’nin 2024 verilerine göre en az haber yapılan büyük yerinden edilme krizlerinin sekizi Afrika’da yaşandı; Kamerun, Etiyopya ve Mozambik bu listenin başında yer aldı.

Jeopolitik öncelikler

Raporda, çatışma haberlerinin çoğunlukla insani aciliyet yerine jeopolitik önem tarafından şekillendirildiği belirtildi. Avrupa Gazetecilik Gözlemevi’nin bir çalışmasına göre Almanya, İsviçre ve Avusturya’daki ana haber bültenlerinde yayın süresinin yalnızca yaklaşık yüzde 10’u Küresel Güney ülkelerine ayrılıyor.

Sudanlı gazeteci ve eski uluslararası haber editörü Muhammed Abdülhamid Abdurrahman, medya, siyaset ve kamuoyu arasında karmaşık bir ilişki bulunduğunu belirterek savaş dönemlerinde medyanın gerçeği olduğu gibi yansıtmak yerine “önemli görülen veya anlatıya uygun olanı” aktardığını söyledi. Abdurrahman’a göre büyük güçlerin ve müttefiklerinin jeopolitik çıkarları, savaşların nasıl ve ne ölçüde haberleştirileceğini belirliyor.

Abdurrahman ayrıca uluslararası medyada savaşların görünürlüğünün, büyük güçlerin çıkarlarına etkisiyle doğru orantılı olduğunu ifade etti. Buna örnek olarak Sudan’daki savaşın Gazze çatışması nedeniyle geri plana düşmesini, Gazze’nin ise Ukrayna savaşının gölgesinde kalmasını gösterdi.

Gazeteci, coğrafi uzaklık ve erişim zorluklarının da haber seçiminde önemli rol oynadığını belirterek, karmaşık çatışmaların çoğu zaman basitleştirilemediği için haber değerinin düştüğünü söyledi.

Yeni olayların takibi ve uzayan savaşların göz ardı edilmesi

Abdurrahman’a göre medya kuruluşları genellikle “yeni olanı” takip ederken uzun süren savaşları gündemden düşürüyor. Her yeni kriz, bir öncekini gölgede bırakıyor. Ancak buna rağmen medya, kamuoyu oluşumu ve uluslararası baskı açısından kritik bir rol oynuyor.

Öte yandan, yoğun medya ilgisinin her zaman savaşların sona ermesine yol açmadığı; hatta bazı durumlarda “haber yorgunluğu” nedeniyle kamuoyunun ilgisinin azaldığı ifade ediliyor. Bu durumun özellikle Filistin-İsrail çatışmasında net biçimde görüldüğü belirtildi.

Rapora göre devletler arası çatışmalar, iç savaşlara kıyasla daha fazla haberleştiriliyor çünkü küresel siyaset ve ekonomik istikrar üzerinde daha geniş etkiye sahipler. Ekonomik etkisi düşük bölgelerdeki çatışmalar ise şiddet düzeyinden bağımsız olarak daha az görünür oluyor.

vefv
Gazze’de yıkım (AFP)

ABD’li medya araştırmacısı Joshua Eko, Batı’nın medya ve iletişim alanındaki hâkimiyetinin bu dengesizliği artırdığını, medya içeriklerinin büyük ölçüde tek tipleştiğini ve küresel eşitsizliği derinleştirdiğini belirtiyor.

Eko ayrıca 1977’de kurulan ve “McBride Raporu” olarak bilinen uluslararası iletişim komisyonuna atıfta bulunarak, Küresel Kuzey ile Güney arasındaki medya dengesizliğinin bugün hâlâ devam ettiğini vurguluyor.

1991’de yaptığı bir çalışmaya göre Batı medyası, özellikle CNN ve BBC, savaşlara ilişkin küresel anlatıyı büyük ölçüde belirliyordu ve bu durum günümüzde de önemli ölçüde değişmedi.

Gazze Savaşı ve Medya eşitsizliği

Reuters Enstitüsü raporuna göre Gazze savaşı yoğun biçimde haberleştirilmesine rağmen, bazı ölümler diğerlerine göre çok daha fazla görünürlük kazanıyor. BBC içeriklerinde bir İsrailli ölü için yapılan haber yoğunluğunun, bir Filistinli için yapılan haberden yaklaşık 33 kat fazla olduğu belirtildi.

Ürdün Gazeteciler Sendikası üyesi Halid el-Kudat ise medya tarafsızlığının pratikte tam anlamıyla mümkün olmadığını, birçok medya kuruluşunun uluslararası siyasi pozisyonlarla uyumlu yayın yaptığını ifade etti.

El-Kudat ayrıca çatışma haberlerinin hem yerel hem uluslararası düzeyde farklı şekillerde çerçevelendiğini, bu nedenle haber dilinde ve yaklaşımlarında daha fazla çeşitliliğe ihtiyaç olduğunu vurguladı.


Berri Şarku’l Avsat’a ABD’nin ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
TT

Berri Şarku’l Avsat’a ABD’nin ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı. Öte yandan Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ikili müzakerelerin Lübnan adına Büyükelçi Simon Karam başkanlığındaki bir heyet tarafından yürütüleceğini, bu süreçte hiçbir tarafın Lübnan’ın yerini almayacağını veya ona eşlik etmeyeceğini ifade etti.

ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa, 10 günlük ateşkesin ilan edilmesinin ardından ilk kez Beyrut’a dönüşü kapsamında Avn ve Berri ile bir araya geldi. Ancak Issa herhangi bir basın açıklaması yapmadı. Berri ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Washington’ın ateşkesi uzatma yönünde bir çaba içinde olduğunu belirtti, ancak Avn’ın planladığı ‘doğrudan İsrail ile müzakere sürecine’ ilişkin tutumunu açıklamaktan kaçındı.

Avn, müzakere seçeneğinin hedefinin çatışmaların durdurulması, güneydeki İsrail varlığının sona erdirilmesi ve uluslararası olarak tanınan güney sınırına kadar Lübnan ordusunun konuşlandırılması olduğunu vurguladı.

Avn yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Lübnan’ın taleplerine tam anlayış ve destek gösterdiğini belirtti. Avn, Trump’ın İsrail nezdinde girişimde bulunarak ateşkesin sağlanması ve mevcut ‘anormal durumun’ sona erdirilmesine yönelik bir müzakere sürecinin başlatılması için adım attığını, bu sürecin Lübnan devlet otoritesinin ve egemenliğinin, özellikle güney bölgeler dahil olmak üzere ülkenin tamamında yeniden tesis edilmesini hedeflediğini ifade etti. Avn, temasların ateşkesin korunması ve müzakerelerin başlatılması amacıyla süreceğini, bu sürecin geniş bir ulusal destekle yürütülmesi gerektiğini ve böylece müzakere heyetinin hedeflerine ulaşabileceğini vurguladı.

Yaklaşan müzakerelerin diğer süreçlerden bağımsız olacağını kaydeden Avn, Lübnan’ın iki seçenekle karşı karşıya olduğunu söyledi: “Ya savaşın insani, sosyal, ekonomik ve egemenlik açısından ağır sonuçlarıyla devam edilmesi ya da müzakere yoluyla bu savaşa son verilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması.” Avn, tercihinin müzakere olduğunu vurgulayarak, “Lübnan’ı kurtarabileceğimize inanıyorum” dedi.


Avn: Müzakerelerin amacı savaşı durdurmak ve İsrail işgaline son vermek

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Avn: Müzakerelerin amacı savaşı durdurmak ve İsrail işgaline son vermek

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, müzakere seçeneğinin savaşın sona erdirilmesi, İsrail işgalinin bitirilmesi ve ülkede istikrarın sağlanması amacı taşıdığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Ulusal Haber Ajansı’ndan (NNA) aktardığına göre Avn, ikili müzakerelerin Lübnan adına Büyükelçi Simon Karam başkanlığındaki bir heyet tarafından yürütüleceğini, bu süreçte hiçbir tarafın Lübnan’ın yerini almayacağını veya ona eşlik etmeyeceğini ifade etti.

Avn, müzakere seçeneğinin hedefinin çatışmaların durdurulması, güneydeki İsrail varlığının sona erdirilmesi ve uluslararası olarak tanınan güney sınırına kadar Lübnan ordusunun konuşlandırılması olduğunu vurguladı.

Avn ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede, Trump’ın Lübnan’ın taleplerine anlayışla yaklaştığını ve ateşkesin sağlanması ile müzakere sürecinin başlatılması için İsrail nezdinde girişimde bulunduğunu söyledi. Avn, bu sürecin ‘mevcut anormal durumu sona erdirerek devlet otoritesinin ve egemenliğinin, özellikle güney başta olmak üzere, ülkenin tamamında yeniden tesis edilmesini’ hedeflediğini dile getirdi.

Avn, ateşkesin korunması ve müzakerelerin başlatılması için temasların süreceğini belirterek, müzakere heyetinin hedeflerine ulaşabilmesi için geniş bir ulusal desteğin gerekli olduğunu ifade etti.

Yaklaşan müzakerelerin diğer süreçlerden bağımsız olacağını kaydeden Avn, Lübnan’ın iki seçenekle karşı karşıya olduğunu söyledi: “Ya savaşın insani, sosyal, ekonomik ve egemenlik açısından ağır sonuçlarıyla devam edilmesi ya da müzakere yoluyla bu savaşa son verilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması.” Avn, tercihinin müzakere olduğunu vurgulayarak, “Lübnan’ı kurtarabileceğimize inanıyorum” dedi.