Astana turuyla bağlantılı olarak Suriye’nin kuzeyinde gerginlik tırmanıyor

Türkiye, SDG’yi hedef almaya devam ediyor ve Şam, Halep’teki güçlerini takviye ediyor

Suriye’nin kuzeyindeki Tel Şair’de bir Türk İHA’sı tarafından hedef alındıktan sonra yanan bir araba (Hawar News- Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Tel Şair’de bir Türk İHA’sı tarafından hedef alındıktan sonra yanan bir araba (Hawar News- Reuters)
TT

Astana turuyla bağlantılı olarak Suriye’nin kuzeyinde gerginlik tırmanıyor

Suriye’nin kuzeyindeki Tel Şair’de bir Türk İHA’sı tarafından hedef alındıktan sonra yanan bir araba (Hawar News- Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Tel Şair’de bir Türk İHA’sı tarafından hedef alındıktan sonra yanan bir araba (Hawar News- Reuters)

Suriye’de siyasi bir çözüme ilişkin Astana sürecinin 20. turunun başlamasıyla eş zamanlı olarak Suriye’nin kuzeyinde gerginlik atmosferi hâkim. Astana turu çerçevesinde Türkiye, Suriye, Rusya ve İran dışişleri bakan yardımcıları, Ankara-Şam ilişkilerinin normalleşmesi için Moskova tarafından hazırlanan yol haritasını görüşmek üzere bir araya geliyor.

Türkiye, Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusunda Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgeleri hedef almaya devam etti. Ayrıca Türk güçlerinin geçtiğimiz günlerde bu ilin kuzeyindeki bazı üslerini hedef alması üzerine Suriye ordusu Halep’e takviye kuvvet gönderdi.

Salı günü bir Türk insansız hava aracı (İHA), Haseke’nin kuzey kırsalındaki Kamışlı ve Amuda şehirleri arasındaki Tel Şair köyü yolunda, SDG tarafından kontrol edilen bölgelerde Kürt Özerk Yönetim’e bağlı bir aracı hedef aldı ve 3 kişiyi öldürdü.

Kürt medyasına göre saldırıda, Kamışlı’daki Özerk Yönetimi’nin Eşbaşkanı Yusra Derviş ve 2 kişi öldü, yardımcısı Kabi Şamun da yaralandı.

Bu yılın başından bu yana Türk kuvvetleri, Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusundaki Özerk Yönetim bölgelerine 25 İHA saldırısı düzenleyerek 39 kişinin ölmesine ve yaklaşık 30 kişinin yaralanmasına neden oldu.

Millî Savunma Bakanlığı, salı günü yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeydoğusundaki ‘Suriye Millî Ordusu’ olarak bilinen Türk kuvvetleri ve onlara bağlı Suriyeli grupların kontrolündeki ‘Barış Pınarı’ bölgesini hedef alma girişimleri sırasında SDG’nin en büyük bileşeni olan Kürt Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) 2 silahlı üyesinin öldürüldüğünü duyurdu.

Bakanlık yaptığı açıklamada, Türk kuvvetlerinin ‘nerede olursa olsun terörü hedef almaya’ devam edeceğini vurguladı.

FOTOĞRAF: Pazar günü Halep kırsalındaki Habat el-Baraka kampında yerinden edilmiş Suriyeliler (Reuters)
Pazar günü Halep kırsalındaki Habat el-Baraka kampında yerinden edilmiş Suriyeliler (Reuters)

Öte yandan Türk istihbaratı, Terörden Arananlar Listesi’nde mavi kategoride yer alan PKK/YPG Şehba Bölge Sorumlusu Karker Tolhildan’ın Halep’in kuzey kırsalındaki Tel Rıfat’ta düzenlenen bir güvenlik operasyonunda öldürüldüğünü açıkladı. Karker Tolhildan, Rıdvan Ulugana, Karker Savanka ve Tolhildan Afrin olarak da biliniyor.

Güvenlik kaynaklarına göre Ulugana, 2007 yılında terör örgütü olarak sınıflandırılan Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) kırsal yapılanmasına katıldı ve bu süreçte Irak’ta örgütün özel güç biriminde sabotaj eğitimi aldı. 2011-2013 yıllarında Amanoslar’da faaliyet yürüten Ulugana bu dönemde bölgedeki eylemlere katıldı. 2014 itibarıyla Suriye’ye geçerek örgüt adına Afrin’de Operasyon Kuvvetler Komutanlığı ismiyle kurulan birimde tabur komutanı oldu.

Kaynaklar, 2018’den 2023’e kadar Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde Türk özel kuvvetlerini hedef alan operasyonların birçoğunun talimatını kendisinin verdiğini belirtti.

FOTOĞRAF: İdlib’in dış mahallelerine yönelik Rus hava saldırısı sonucunda oluşan yıkım, 20 Haziran (AFP)
 İdlib’in dış mahallelerine yönelik Rus hava saldırısı sonucunda oluşan yıkım, 20 Haziran (AFP)

Halep’te gerginlik

Türk kuvvetleri ve Millî Ordu grupları, Halep’in kuzey kırsalındaki eş-Şavarga köyü ve Afrin kırsalındaki Şerava ilçesindeki Abyan köyü çevresini ağır toplarla bombaladı. Bombardımanla eş zamanlı olarak Suriye ordusuna ait büyük askeri takviye kuvvetleri, Şam kırsalından Halep- Şam Uluslararası Karayolu (M5) üzerinden Halep kırsalına ulaştı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), takviye kuvvetlerin çeşitli türlerde ağır silahlar, tanklar ve toplar ile Suriye ordusu ve özel kuvvetlerin çeşitli oluşumlarından yüzlerce asker içerdiğini bildirdi.

Cumhuriyet Muhafızları’ndan gelen bu takviye kuvvetlerin büyük bir kısmı, kuvvetleri askeri noktalara dağıtmaya hazırlık olarak, Halep’in doğusunda Suriye güçleri ile SDG tarafından kontrol edilen bölgeleri ayıran Münbiç şehri ile Arima kasabasının yakınlarına ulaştı.

Takviyeler, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki SDG ve Suriye güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarının yeniden başlamasının ardından gönderildi. Türkiye, geçen pazar günü Halep kırsalındaki Cebrin’deki bir Türk üssüne ve Türkiye’nin güneyindeki sınır eyaleti Kilis’te bulunan bir polis karakoluna düzenlenen saldırının ardından İHA’larla saldırılara başladı.

Türk topçusu ve silahlı insansız hava araçları özellikle Münbiç ve Tel Rıfat’a odaklandı. Millî Savunma Bakanlığı, Cebrin Üssü ve Kilis Polis Karakolu’nun hedef alınmasına tepki olarak 69 SDG mensubunun öldürüldüğünü duyurdu.

Bu çerçevede SOHR, Türk İHA’larının Halep kırsalındaki çeşitli noktalara düzenlediği 5 saldırıda Suriye güçlerinin 5 üyesinin öldüğünü ve 9 kişinin de yaralandığını bildirdi. Halep’in kuzeyinde bir Rus askeri konvoyunun geçişiyle eş zamanlı olarak düzenlenen Türk topçu bombardımanında 1 Rus askeri öldü, 4 asker de yaralandı.

Rusya, Türkiye ve İran’ın garantör ülkeler olarak desteklediği bir süreç olan, Suriye’de siyasi bir çözüme ilişkin Astana müzakerelerinin 20. turu öncesinde kuzey Suriye’de gerginlik tırmandı.

FOTOĞRAF: Suriyeliler, 24 Mayıs'ta Halep kırsalındaki Cerablus yakınlarında Türkiye tarafından finanse edilen bir konut kompleksinin açılışına katıldı (AFP)
Suriyeliler, 24 Mayıs'ta Halep kırsalındaki Cerablus yakınlarında Türkiye tarafından finanse edilen bir konut kompleksinin açılışına katıldı (AFP)

Astana öncesi gerginlik tırmandı

Dün başlayan ve iki gün sürecek olan tur, Moskova himayesinde Ankara ile Şam arasındaki ilişkileri normalleştirme haritasını görüşmek üzere Türkiye, Suriye, Rusya ve İran dışişleri bakan yardımcılarının bir araya gelmesine tanık oluyor.

Türkiye Milli Güvenlik Kurulu, geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yaptığı toplantıda Türk güçlerinin ülke sınırları içinde ve dışında terörle mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini dile getirdi.

Gözlemciler, SDG’nin yakın zamanda hedef alınmasına yanıt olarak Türk saldırılarının, dörtlü normalleşme müzakereleri sırasında Suriye ve müttefiki Rusya’ya baskı yapmak için geldiğine inanıyor.

FOTOĞRAF: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı- DPA)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı- DPA)

Mültecilerin dönüşü

Öte yandan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriyeli mültecilerin gönüllü ve güvenli bir şekilde geri dönüşlerini sağlamak için çalışılması gerektiğini yineledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her yıl 20 Haziran’a denk gelen Dünya Mülteciler Günü münasebetiyle yayınladığı mesajda, başta Türkiye’nin bulunduğu coğrafya olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde insanların terör, çatışma, iç savaş ve açlık gibi nedenlerle göç etmek zorunda kaldığını söyledi.

Erdoğan, “Asırlardır hiçbir ayrım yapmadan zulümden kaçanlara sahip çıkan Türk milleti, aynı vicdani duruşu Suriye’den Ukrayna’ya kadar bölgedeki krizler karşısında da bir kez daha göstermiştir” dedi.

“İnsanlık ve komşuluk görevini her zaman yerine getiren Türkiye, sığınmacıların güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde ana vatanlarına geri dönüşlerini desteklemekte, bunun için gerekli projeleri hayata geçirmektedir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı, “Batılı ülkelerde kök saldıktan sonra zehirli bir sarmaşık misali diğer toplumlara da yayılan mültecilere yönelik nefret söylemlerini, Neonazi ideolojisini, Müslüman ve yabancı düşmanlığını reddediyoruz” açıklamasında bulundu. 



Zindani hükümeti yolsuzlukla mücadelede zorlu bir sınavla karşı karşıya

Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
TT

Zindani hükümeti yolsuzlukla mücadelede zorlu bir sınavla karşı karşıya

Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)

Şai Muhsin ez-Zindani liderliğindeki yeni Yemen hükümeti, mali ve idari reform taahhütlerini hayata geçirerek yolsuzlukla mücadelede hem yerel hem de uluslararası güveni yeniden tesis etmeyi hedefliyor. Uluslararası bir raporun ülkeyi yolsuzlukla mücadelede dünyanın en kötü beş ülkesi arasında göstermesi dikkat çekerken, uzmanlar sorunun ilan edilen siyasi iradenin ötesine geçerek mali ve siyasi sistemin yapısal niteliğine dayandığını belirtiyor.

Yemen, kamu sektöründe yolsuzlukla mücadele performansında küresel ölçekte en zayıf ülkeler arasında yer aldı. Ülke, Transparency International tarafından yayımlanan 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 182 ülke arasında 177’nci sıraya geriledi. Söz konusu sıralama, savaş nedeniyle bölünmüş durumdaki ülkede hesap verebilirlik mekanizmalarının çöküşünü, rüşvet ve yasa dışı vergi uygulamalarının yaygınlığını ortaya koyuyor.

Yemen hükümeti, özellikle uluslararası desteğin mali ve kurumsal reform şartlarına bağlanmış olması nedeniyle, yolsuzlukla mücadelede somut ilerleme kaydetmesi yönünde iç ve dış baskılarla karşı karşıya bulunuyor. Ancak siyaset ve güvenlik alanındaki bölünmüş yapı, kapsamlı reform girişimlerini karmaşık güç dengeleri nedeniyle zorlaştırıyor.

Yeni Başbakan Zindani ay başında yaptığı açıklamada, yolsuzlukla mücadeleye öncelik vereceklerini, kurumsal performansı güçlendireceklerini ve vatandaşlara sunulan hizmetlerin iyileştirilmesi için adımları hızlandıracaklarını duyurmuştu.

scvcdf
Yeni hükümetin kurulmasının ardından Yemenliler, çektikleri acılara ve kötüleşen yaşam koşullarına son verecek ciddi reformlar bekliyor. (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Ekonomik İşler Ofisi Danışmanı Faris en-Neccar, yolsuzlukla mücadelenin artık kısmi tedbirler ya da medya kampanyalarıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, asıl çözümün mali yönetim sisteminin yeniden inşası ve maliye politikası ile para politikasını birbirine bağlayan net bir kurumsal yapı oluşturulmasından geçtiğini söyledi. Neccar, kamu kaynaklarının yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesinin temel öncelik olması gerektiğini vurguladı.

Neccar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hükümetin Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi uluslararası ortaklarla entegre bir çerçevede çalıştığını ifade etti. Önceliklerin kamu mali yönetiminin reformu, harcamaların kontrol altına alınması ve bazı tahsilat mekanizmalarının geliştirilmesi olduğunu kaydeden Neccar, bu adımların mali ve parasal yönetişime geçişi destekleyen çok sayıda projeye yansıdığını dile getirdi.

Öte yandan Yemen’de yargı ve idari denetim kurumlarının halen zayıf ve tam anlamıyla bağımsız olmadığı belirtiliyor. Bu durumun, egemenlik kapasitesinin sınırlı olduğu bir ortamda yolsuzlukla mücadele önlemlerinin uygulanmasını ve yasaların ülke genelinde etkin biçimde hayata geçirilmesini zorlaştırdığı ifade ediliyor.

Yolsuzluğun yeniden tanımlanması

Yemen’in yolsuzluk endeksindeki gerilemesinin, on yılı aşkın süredir devam eden savaşın geçici bir sonucu olmanın ötesinde, yolsuzluğun bir idari sapma olmaktan çıkarak savaş ekonomisinin yapısal bir unsuruna dönüşmesinin yansıması olduğu değerlendiriliyor. Bu çerçevede, mevcut tablo sürdüğü sürece para ve maliye politikalarına yönelik sınırlı müdahalelerin etkisinin kısıtlı kalacağı, asıl sorunun iktidar, kaynak ve silah arasındaki ilişkinin niteliğinde düğümlendiği ifade ediliyor.

fdvfdv
Taiz’de yıllar önce yolsuzluk nedeniyle yaşam koşullarının sürekli kötüleşmesine karşı yapılan bir protestodan (AFP)

Savaşın politik ekonomisi alanında uzman Yemenli akademisyen Yusuf Şemsan, ülkenin endeksteki gerilemesine ilişkin yapısal bir okuma sunarak, savaş öncesi dönemde de yolsuzluğun sistemden bir sapma değil, sistemin işleyiş mekanizmasının parçası olduğunu savundu.

Şemsan’ın Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmeye göre, yolsuzluk yapısal dengesizliklerin sürdürülmesinde bir araç işlevi gördü; yasaların etkisizleştirilmesi ve kurumların siyasi ve ekonomik elitleri koruyan yapılara dönüştürülmesi bu sürecin temel unsurları oldu. Bu anlamda yolsuzlukla mücadelenin sistem içinde gerçekçi bir seçenek olmadığı, çünkü bunun mevcut düzenin temellerine dokunmak anlamına geleceği belirtildi.

Şemsan’a göre daha tehlikeli dönüşüm ise savaşın başlamasının ardından yaşandı. Yolsuzluk, yasa ve kurum korumasından çıkarak silah ve güç korumasına dayalı bir yapıya evrildi; savaş ekonomisinin parçası ve başlıca rant ile finansman kaynağı haline geldi. Bu yapı, ordu, güvenlik, petrol ve gaz, kamu maliyesi, merkez bankası, elektrik ve insani yardım gibi kritik egemenlik alanlarında yoğunlaştı.

sdf
Yemen’deki insani yardımlar da yolsuzluktan nasibini aldı. Bu durum insani yardımı rant arayışının ve karaborsanın bir kaynağı haline getirdi. (Reuters)

Savaş yıllarında ülkede hayali askeri ve güvenlik birimlerinin oluşturulduğu, bu alanlarda maaşlarda mükerrer ödemeler yapıldığı, tedarik sözleşmelerinde yolsuzluk, yakıt ve silah kaçakçılığı vakalarının arttığı kaydedildi. Enerji sektöründe şeffaf olmayan sözleşmeler imzalandığı, bütçe dışı gelirlerin oluştuğu ve kaynakların silahlı nüfuz ağlarına aktarıldığı ifade ediliyor.

İrade sınavı

Bu karmaşık tablo içinde Yemen riyalinin değeri sert biçimde geriledi; kötü kur yönetimi, kamu gelirlerinin yağmalanması ve yasa dışı para transfer ağları nedeniyle alım gücü çöktü ve yaşam koşulları ağırlaştı. Elektrik sektöründeki sözleşmelerde yolsuzluğun yaygınlaştığı, insani yardımların ise rant kaynağına ve kara borsaya dönüştüğü ifade ediliyor.

Yemenli ekonomi araştırmacısı Abdulhamid el-Mesacedi ise ülkenin Transparency International endeksindeki alt sıralarının sürpriz olmadığını belirterek, bunun devlet kurumlarının çöküşünün ‘sayısal bir teyidi’ niteliği taşıdığını söyledi.

sdfrg
Marib’teki bir mülteci kampının yakınında çocuklarıyla birlikte duran Yemenli bir adam. Bu kampta, mülteciler insani yardımların kötü yönetilmesinden mustarip. (Reuters)

Mesacedi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu endeksin rüşvet düzeyini ölçtüğünü, aynı zamanda yönetişim zafiyetini, kamu kaynaklarının siyasallaştırılmasını ve denetim ile hesap verebilirlik mekanizmalarının aşınmasını yansıttığını belirtti.

Son yıllardaki başlıca yolsuzluk göstergelerini sıralayan Mesacedi, mali ve parasal kurumlarda yaşanan ikili yapının karar alma süreçlerinde çelişki yarattığını ve para politikasının bağımsızlığını zayıflattığını ifade etti. Üretken olmayan harcamaların genişlediğini, özellikle egemen sektörlerde gelir yönetiminde disiplinin kaybolduğunu kaydeden Mesacedi, imtiyaz ve tekel ekonomisinin nüfuz ağlarıyla iç içe geçerek rekabet ortamını bozduğunu ve gerçek özel sektörü dışladığını dile getirdi.

Mesacedi, bu uygulamaların yalnızca etik bir sapma olarak kalmadığını; para biriminin değer kaybı, ithalat maliyetlerinin artışı, yerli ve yabancı yatırımların gerilemesi ile ülke risk priminin ve finansman maliyetlerinin yükselmesinde doğrudan ekonomik bir etken haline geldiğini vurguladı.

ddv
Yemen’deki yolsuzluk, idari bir olgudan savaş ekonomisinin yapısal bir bileşenine dönüştü. (Reuters)

Faris en-Neccar, Yemen’in yeniden imarı için yürütülen iş birliği programlarının yalnızca mali destekle sınırlı kalmadığını belirterek, Suudi Arabistan’ın Yemen’in Yeniden İnşası Programı kapsamında yönetim standartları, harcama mekanizmaları ve hizmetlerin iyileştirilmesine ilişkin şartların da yer aldığını ifade etti. Neccar, önümüzdeki dönemde tek hazine hesabının etkinleştirilmesi, genel bütçenin onaylanması ve dijitalleşmenin yaygınlaştırılması gibi somut adımlara daha fazla ağırlık verilmesinin beklendiğini söyledi.

Yusuf Şemsan ise şiddet, gelir ve karar alma yetkisini tekelinde toplamayan bir devletin yolsuzlukla etkin biçimde mücadele edemeyeceğini vurguladı. Savaş ekonomisi koşullarında yolsuzluğun rasyonel, kârlı ve güçle korunan bir yapıya dönüştüğünü belirten Şemsan, bu yapısal mantık kırılmadıkça reform söylemlerinin yetersiz kalacağını savundu. Şemsan’a göre gerçek başlangıç noktası, yolsuzluğu savaş ekonomisinin ayrılmaz parçası haline getiren döngünün kırılması.

Abdulhamid el-Mesacedi ise iyileşme ihtimalini dışlamadığını ancak bunun belirli koşullara bağlı olduğunu ifade etti. Bu koşullar arasında mali kurumların birleştirilmesi, merkez bankasının bağımsızlığının güçlendirilmesi, denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi, gelir, gümrük ve vergi sistemlerinin dijitalleştirilmesi, egemen kaynaklarda tam şeffaflık sağlanması ve dış desteğin ölçülebilir reform şartlarına bağlanması yer alıyor.


Irak'taki bir grup, Bağdat havaalanındaki ABD askeri üssünün bombalandığını duyurdu

Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
TT

Irak'taki bir grup, Bağdat havaalanındaki ABD askeri üssünün bombalandığını duyurdu

Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)

Irak'ta "Saraya Evliya el-Dam" olarak bilinen bir grup, bu sabah Bağdat Uluslararası Havalimanı'ndaki "Victoria" askeri üssünü hedef alan bir insansız hava aracı (İHA) sürüsüyle saldırı düzenlediğini duyurdu.

Silahlı grup yaptığı açıklamada, "Dini görevimizi yerine getirmek, lider Ali Hamaney'e misilleme yapmak ve İran İslam Cumhuriyeti'ni desteklemek amacıyla mücahitlerimiz bugün, Bağdat Havaalanı'ndaki Victoria askeri üssünü hedef alan bir İHA filosuyla saldırı düzenledi" denildi.

Evliya el-Dam Tugayları dün gece, Kürdistan bölgesindeki Erbil şehrinde bulunan Amerikan tesislerini bombaladıklarını duyurdu.


Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
TT

Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)

Irak, dün ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların yansımalarından uzak durmaya çalışarak, savaşın kendi topraklarına yayılma girişimlerine karşı uyarıda bulundu.

Bu uyarı, Bağdat'ın güneyindeki Babil vilayetindeki Curf es-Sahr'daki İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı silahlı grupları hedef alan saldırılar ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bir ABD üssünün bulunduğu Erbil Havaalanı yakınlarındaki bölgede gerçekleştirilen diğer saldırıların ardından yapıldı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, komutanlar ve güvenlik kurumlarının liderleriyle bir toplantı düzenledi. Toplantı, Curf es-Sahr ve Erbil'e yapılan saldırılara atıfla ‘Irak'ın birçok bölgesini etkileyen açık saldırganlığın sonuçları’ konusunda uyarıda bulunan bir açıklamayla sona erdi. İran'a yönelik ‘haksız saldırının’ kınandığı açıklamada, ‘Irak'ın egemenliğini, hava sahasını ve topraklarını ihlal etmek veya bunları İran'a saldırı için geçiş yolu veya fırlatma rampası olarak kullanmak, tıpkı ülkemizin topraklarının veya karasularının Irak'ı çatışmaya sürüklemek için bir gerekçe olarak kullanılması kabul edilemez olduğu gibi’ uyarısında bulunuldu.

Irak’ta İran destekli Şii milis gücü Ketaib Hizbullah, Curf es-Sahr'da iki kişinin öldüğü hava saldırısının ardından ‘ABD üslerine’ saldırı düzenleyeceklerini duyurdu.