İklim değişikliği Yemen’deki insani durumu kötüleştiriyor

BM Yemen’de sel felaketi için yeniden uyarıda bulundu

Yemen’i vuran seller, yerinden edilenlerin evlerini ve çadırlarını sular altında bıraktı (Reuters)
Yemen’i vuran seller, yerinden edilenlerin evlerini ve çadırlarını sular altında bıraktı (Reuters)
TT

İklim değişikliği Yemen’deki insani durumu kötüleştiriyor

Yemen’i vuran seller, yerinden edilenlerin evlerini ve çadırlarını sular altında bıraktı (Reuters)
Yemen’i vuran seller, yerinden edilenlerin evlerini ve çadırlarını sular altında bıraktı (Reuters)

Yemen’de son aylarda meydana gelen seller ve yayılan ateşli hastalık salgınları sonucunda halkın büyük sıkıntı çektiğini bir dönemde, ülkedeki iklim değişikliği sebebiyle insani şartlar ve yaşam koşullarında dalgalanma tehlikesine karşı uluslararası uyarılar yapıldı.

Birleşmiş Milletler (BM) birkaç gün önce, genellikle Ağustos ayının sonuna kadar süren yılın son yağışlı mevsiminin gelmesiyle birlikte, bu ay bazı Yemen vilayetlerinde sel yaşanabileceğini belirterek bir kez daha uyarıda bulundu.

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Zamar, İbb, ed-Dali, Lahic ve Taiz vilayetlerini, şiddetli yağış olasılığı nedeniyle sellere tanık olması beklenen bölgeler olarak belirledi. Bu sellerden etkilenecek insan sayısının bin 500 olduğunu tahmin ederken, dikkat ve tedbir çağrısında bulundu.

csdds
Yemen kırsalında seller binalara ve tarım arazilerine zarar verdi (AFP)

Yemen’de yardım alanında çalışan uluslararası kuruluşların yer aldığı grup, Mart ayının başından 24 Haziran’a kadar Yemen’i vuran şiddetli yağış ve sellerden etkilenenlerin sayısının 300 bini aştığını belirtti. Son verilere göre, 9 ilde 100’den fazla ilçede 308 bin kişi olmak üzere 44 binden fazla aile etkilendi.

Hudeyde, selden en çok etkilenen vilayetler sıralamasında ilk sırada yer aldı zira bölgede 27 bin 700 aile selden etkilendi. Aden, 12 bin 300 aile ile etkilenen aile sayısında ikinci sırada yer aldı. Ardından İbb valiliği bin 600 aile ile üçüncü sırada yer alırken, Sana’da bin 500 aile ve Saada’da bin 200 aile etkilendi.

Yardım grubuna göre, bu sellerden etkilenenlere yönelik insani müdahale açısından yüzde 60 ila 96 arasında değişen önemli uçurumlar öne çıkıyor. Selden etkilenenlerin insani ihtiyaçları, gıda dışı ihtiyaçları ve acil barınma ihtiyaçlarından ortalama olarak yüzde 72’si karşılandı.

Topografik çeşitlilik

Hudeyde Ünversitesi’nden Ekolog Prof. Dr. Abdulkadir el-Haraz Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Yemen’in küresel iklim değişikliğine katkıda bulunan ağır sanayiye sahip ülkelerden biri olmamasına rağmen, dünyadaki iklim değişikliklerinden izole kalmayarak küresel iklim değişikliklerinden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu belirtti.

Haraz Yemen’in topografik çeşitlilik ile öne çıktığını bu durumunun, son yıllarda iklim değişikliğinden etkilenen çeşitli yağış miktarları gibi çeşitli iklim olaylarına yol açtığını belirtti. Bu nedenle de bilinmeyen miktarlarda yağan ve fırtınaya dönüşen yağışların, bilinen mevsimlerin dışında mevsimlerde meydana geldiğini ve buna rağmen bölgelerin büyük çoğunluğunun kuraklık ve çölleşmeden muzdarip olduğunu vurguladı.

Haraz, iklim değişikliğinin olumlu yönlerinden faydalanma çağrısında bulundu zira şu anda sadece olumsuzluklara ve zararlara bakıldığını ancak örneğin şiddetli yağışlardan, ülkenin su rezervlerinin artması, kuraklık ve çölleşme ile mücadele için deniz suyunun sızması engellenerek yararlanılabileceğini belirtti. Ayrıca çiftçilerin, kayıplardan ve çabalarını boşa harcamaktan kaçınmak için değişen yağış mevsimlerinden yararlanmaları ve bunlara uyum sağlamaları için de eğitim verilebileceğini sözlerine ekledi.

Haraz, iklim tahribatıyla mücadele projelerinin yanı sıra kalkınma projeleri oluşturmak için, iklim değişikliği ile mücadele projelerine yönelik destek programlarının, nüfusu korumak ve kayıplarını telafi etmelerine yardımcı olmak ve onları iklim değişiklikleri ve bunlarla nasıl başa çıkılacağı konusunda eğitmek gibi adımları içermesi gerektiğini belirtti. Çevre uzmanı, iklim değişikliğinin durdurulamayacağını ancak zararlarının azaltılabileceğini ve bazı yönlerinden yararlanılabileceğini vurguladı.

Bir nimetten lanete

Yemenliler, her türlü tahıl dahil olmak üzere birçok mevsimlik mahsulü yetiştirmek için yağmur suları konusunda iyimserken, ziraat mühendisi Samir Abdulcabbar, özellikle son yıllarda ve önümüzdeki yıllarda yağan yağmur miktarını ve sağanak yağışları emmek için yeterli altyapının olmaması göz önüne alındığında, son yıllardaki yağmurların Yemenliler için bir lanete dönüştüğüne inanıyor.

xsdc
Hudeyde’de yerinden edilmiş kampında yemeklerini yiyen çocuklar (Reuters)

Abdulcabbar, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, bu yağmurların çiftçilerin tarım arazilerinin çoğunu, hatta tarım arazilerinin dışında ağaçların ve yabani otların büyüdüğü toprakların çoğunu yerle bir etmesine yol açacağını, bunun da beklendiği gibi şiddetli bir iklim değişikliğini tehdit ederek kuraklığa ve sıcaklıkta artışa yol açacağını belirtti.

Bitki örtüsü yağışa önemli ölçüde katkıda bulunduğundan bunu mutlaka gelecekte yağmur kıtlığının ve kuraklığın izleyeceğini söyledi. Bununla birlikte yağmurlar bu bitki örtüsünü ve üzerinde yetiştiği toprağı alıp silip süpürmeye devam ederse, bu durumun diğer faktörlerle birlikte, yağış miktarının önemli ölçüde azalmasına katkıda bulunacağını belirtti.

İklim değişikliği ve nüfusun sağlığı

Öte yandan tıp camiası, iklim değişikliğini ve onun feci etkilerini, özellikle alçak bölgelerde olmak üzere Yemenlilerin sağlığı üzerinde tehlikeli salgınlara neden olduğunu belirtti.

Geçen ayın başlarında, Marib’teki sağlık yetkilileri kamplarda yerinden edilmiş kişiler arasında binden fazla enfeksiyon olduğunu duyurdu. Hadramut’taki yetkililer ise Haziran ortasında, ülkenin doğusunda bulunan şehirde Yemen’in en az nüfuslu vilayetlerinden biri olmasına rağmen, Vadi Seiyun bölgelerindeki yağışların sivrisineklerin üremesine yol açması nedeniyle enfeksiyon sayısının bin 600’den fazla vakaya ulaştığı açıklandı.

Taiz sağlık yetkilerine göre, kalabalık ve yoğunluk açısından ikinci olan Taiz’de, bu yılın başından Mayıs başına kadar dang humması, sıtma ve chikungunya da dahil olmak üzere 9 binden fazla çeşitli ateş vakası kaydedildi.

scasc
Yemen’in en çok ateşli hastalık vakaları görünen şehri olan Taiz’de sivrisinek kontrol ekibi (Reuters)

Yemen tıp çevreleri, Yemen’e tıbbi yardım sağlayan uluslararası kuruluşların, genellikle çok sayıda ölüme neden olmasına rağmen, yağışlı mevsimlerde yayılan ateşli hastalıklara yeterince önem vermediği bir dönemde, ülkedeki sağlık sektörünün yağmurlu mevsimlerdeki vakalarla başa çıkamadığına yönelik şikayetlerde bulunuyor.

Çevre uzmanı Abdulkadir el-Haraz’a dönersek, şiddetli yağışlar, seller ve çevre kirliliği, ateşli hastalıklar dahil tehlikeli hastalıkların yayılmasının en önemli sebepleri arasında yer alıyor. Yağışlı dönemlerde ortaya çıkan bataklıklar hastalık taşıyan sivrisinekler için en önemli üreme merkezleri arasında yer alıyor. Ayrıca sel suları ile çöplerin yerleşim yerlerine doğru sürüklenmesi ve nemin artması, bakteri ve virüslerin çoğalmasına neden olarak, şiddetli yağışların tekrarlaması hastalıkların yayılmasının uzun süre devam etmesine neden oluyor.

Bunun yanı sıra birçok kanalizasyon istasyonunun akarsu ve vadilerde yer alması, atık su içeriğinin bataklıklara ve tarım arazilerine taşınmasına yol açıyor.

Yemen’de havanın özelliklerini ve bileşenlerini değiştiren elektrik santralleri ve petrol sahalarının yola açtığı hava kirliliği, solunum sistemi ve ciltte alerjik hastalıklara ve hatta bazı kanser türlerine de neden oluyor.



Hizbullah masada mı? Perde arkası iddialar gündemde… Lübnan dosyası İran’a mı devrediliyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Hizbullah masada mı? Perde arkası iddialar gündemde… Lübnan dosyası İran’a mı devrediliyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Hizbullah arasında, Lübnan’ı temsilen müzakereleri kimin yürüteceğine ilişkin artan gerilim ve İsrail’in yoğunlaşan saldırıları, Avn’ın Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevaf Selam ile planladığı görüşmenin ertelenmesine neden oldu. Taraflar, tansiyonun düşürülmesi ve uygun bir zemin oluşturulması amacıyla toplantıyı ileri bir tarihe bırakırken, bu süreçte iletişimi kesmeyerek temaslarını sürdürme kararı aldı. ABD’nin saldırıları durdurma yönünde ilerleme sağlaması halinde görüşmenin kısa sürede yeniden yapılması öngörülüyor.

Ancak yüksek siyasi tonla yürütülen bu medya savaşı, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın, İsrail ile doğrudan müzakereleri reddetme gerekçelerini açıkladığı bildiride yer alan mesajların önemini gölgelemiyor.

Kasım’ın, “Yetkililer bilsin ki performansları ne Lübnan’a ne de kendilerine fayda sağlar. İsrail-Amerikan tarafının onlardan istediği onların elinde değil, sizin ondan istediklerinizi de size vermeyecek” sözleri, Avn’ın ABD arabuluculuğunda doğrudan müzakere seçeneğini destekleyen siyasi çoğunlukta şaşkınlıkla karşılandı.

İran mesajı

Lübnanlı kaynaklara göre, Kasım’ın dile getirmediği hususlar açıklamalarından daha fazla önem taşıyor. Bu çerçevede Hizbullah’ın sahada tek başına “etki ve güç sahibi” olduğu mesajını vermeyi amaçladığı belirtiliyor. Kaynaklar, bunun İran’ın Lübnan adına müzakere yürütme konusunda en yetkin taraf olduğu yönünde dolaylı bir işaret taşıdığını ifade ediyor. Kasım’ın, İran ile ABD arasında Pakistan’da yapılan görüşmeler sonrası sağlanan ateşkese teşekkür etmesi de bu yaklaşımın bir yansıması olarak görülüyor.

vfeve
Güney Lübnan’da, İsrail sınırına yakın bölgede UNIFIL güçlerine ait bir devriye (AP)

Kasım’ın, dolaylı müzakereleri kimin yürüteceğini özellikle belirtmemesi dikkat çekerken, “Ateşkes herhangi bir arabulucudan gelirse kabul etmeliyiz” demesi de soru işaretlerine yol açtı.

Beyrut kulislerinde dolaşan iddialara göre Hizbullah, İran’ın ABD ile Pakistan’da yürüttüğü müzakerelere dolaylı biçimde dahil oluyor. Partiyle bağlantılı danışmanların masada yer almadığı, ancak yakın bir odada bulunarak gerektiğinde görüş aktardığı öne sürülüyor. Diplomatik kaynaklar ise bu senaryonun doğru olması halinde Hizbullah’ın Lübnan dosyasını İran’a devretme ısrarının Washington tarafından kabul edilmeyeceğini belirtiyor. ABD’nin, Lübnan’ın İran’a bağlanmasına karşı çıktığı ve doğrudan müzakere yetkisinin anayasal olarak cumhurbaşkanına ait olduğunu savunduğu ifade ediliyor.

Hizbullah neden doğrudan müzakereleri reddediyor?

Kaynaklar, Hizbullah’ın askeri sahadaki gücüne dayanarak son sözün kendisinde kalmasını istediğini ve müzakereleri yürütecek tarafı da kendisinin belirlemek istediğini öne sürüyor. Ancak İsrail’in köyleri yıkmaya ve operasyonlarını sürdürmeye devam ettiği bir ortamda, bu tutumun Lübnan halkına nasıl anlatılacağı sorusu gündeme geliyor.

sdtgrt
Güney Lübnan’da, İsrail topçu atışlarının hedef aldığı bölgede yükselen duman (EPA)

Hizbullah’ın doğrudan müzakereleri reddederek zaman kazanmaya çalıştığı, bunun ise İsrail’e saldırılarını sürdürmek için gerekçe sunduğu ifade ediliyor. Saldırıların yalnızca sınır hattıyla sınırlı kalmayıp Litani Nehri’nin kuzeyine kadar uzandığı belirtiliyor.

Kaynaklar, zamanın Lübnan’ın aleyhine işlediğini vurgulayarak Hizbullah’ın silahlarını devlete devretmesi ve müzakere koşullarını güçlendirecek cesur bir adım atması gerektiğini dile getiriyor.

Avn’a siyasi destek çağrısı

Krizin aşılması için Cumhurbaşkanı Avn’a siyasi destek sağlanması gerektiğini belirten kaynaklar, Avn’ın ABD arabuluculuğunda doğrudan müzakere çağrısından geri adım atmayacağını ifade ediyor. Avn’ın, müzakerelerin başlaması için İsrail’in saldırılarını durdurmasını şart koştuğu ve ulusal ilkelerden taviz vermeyeceğini vurguladığı aktarılıyor.

Ülkedeki gerginliğin azaltılması için siyasi söylemlerde daha ılımlı bir dil benimsenmesi gerektiği, aksi halde iç barışın riske girebileceği uyarısı yapılıyor.

Güneyde geri dönüş zor

Kaynaklar, savaşın sürmesi halinde güneyde yerinden edilenlerin geçici göçünün kalıcı hale gelebileceği uyarısında bulunuyor. İsrail’in geniş çaplı yıkımı nedeniyle birçok köyün yaşanamaz hale geldiği, bu nedenle geri dönüşün zorlaştığı ifade ediliyor.

Diplomatik çözümün tek çıkış yolu olduğu belirtilirken, Hizbullah’ın savaş politikalarının ülkeye ağır bedeller yüklediği ve uluslararası toplumun silahların devlet kontrolüne alınması yönündeki baskısının arttığı kaydediliyor. Ayrıca güneyin yeniden inşası için uluslararası destekli bir planın zorunlu olduğu, bunun da Hizbullah üzerinde siyasi baskı oluşturabileceği ifade ediliyor.


Irak’ın Riyad Büyükelçisi: Bölgesel koşullar hacıların kara yoluyla sevkini zorunlu kıldı

Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)
Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)
TT

Irak’ın Riyad Büyükelçisi: Bölgesel koşullar hacıların kara yoluyla sevkini zorunlu kıldı

Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)
Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)

Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl, bu yıl Iraklı hacı sayısının yaklaşık 41 bin olduğunu ve kafilelerin Suudi topraklarına günde ortalama bin 500 hacı olacak şekilde, ülkenin kuzeyindeki Cedide Arar sınır kapısından giriş yaptığını söyledi. Süheyl, sürecin entegre bir hizmet sistemiyle yürütüldüğünü belirtti.

Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulunan Süheyl, Bağdat ile Riyad arasındaki koordinasyonun en üst düzeyde sürdüğünü, iki ülkede hac ve umre ile içişleri bakanlıkları arasında güvenlik düzenlemeleri ve hacıların ibadetlerini huzur içinde yerine getirmeleri için gerekli organizasyonların ele alındığını ifade etti.

Büyükelçi, Irak’ın bu yıl yalnızca kara yoluyla sevk seçeneğini tercih etmesinin, mevcut bölgesel koşullar çerçevesinde hacıların güvenliğini sağlama amacı taşıdığını ve olası aksaklıkların önüne geçmeyi hedeflediğini vurguladı. Süheyl ayrıca Cedide Arar sınır kapısının gelişmiş altyapı ve donanımına övgüde bulundu.

41 bin hacı

Safiye Talib es-Suheyl, mevcut bilgilere göre Irak’ın bu sezonki hac kotasının 41 bin kişi olduğunu, ayrıca 200 doktorun da kafilelere eşlik ettiğini belirtti. Bu sayının Irak’ın tüm vilayetleri ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden gelen hacıları kapsadığını, idari, sağlık, rehberlik ve medya ekiplerinin de sürece dahil olduğunu kaydetti.

Kara yolu tercih edildi

Büyükelçi, Bağdat’ın bu sezon yalnızca kara yolu seçeneğini benimsediğini ve sevkin Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki Cedide Arar sınır kapısı üzerinden gerçekleştirildiğini belirterek, bunun mevcut saha koşullarıyla uyumlu ve güvenlik öncelikli bir karar olduğunu söyledi.

fdfvfe
Safiye es-Suheyl, Irak’ın bu sezonki hac kotasının 41 bin Iraklı hacı olduğunu açıkladı (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Süheyl, “Iraklı hacıların ilk kafilesi 26 Nisan Pazar akşamı yola çıktı. İlk gruplar, Kuzey Sınır Bölgesi Emiri Prens Faysal bin Halid’in gözetiminde karşılandı. Kendisi bu konuya özel önem veriyor. Arar’daki yetkililerle birlikte Iraklı hacılara en üst düzeyde misafirperverlik ve hizmet sunulması için yoğun çaba gösterildi” dedi.

Cedide Arar sınır kapısı

Süheyl, Cedide Arar sınır kapısının gelişmiş altyapısına dikkat çekerek, “Bizzat inceleme fırsatı bulduk. 9 bin metrekareyi aşan hac terminali, günlük 20 bin hacı kapasitesi, 68 pasaport gişesi, 6 kontrol noktası ve 24 saat hizmet veren entegre sağlık ve güvenlik sistemi bulunuyor” ifadelerini kullandı.

evfev
Kuzey Suudi Arabistan’daki Cedide Arar sınır kapısına varan bir Iraklı hacı (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Sevkiyatın günlük yaklaşık 1500 hacı olacak şekilde sürdüğünü belirten büyükelçi, modern ve klimalı turistik otobüslerle taşınan hacılar için Suudi Arabistan topraklarında güzergâh boyunca dinlenme noktaları oluşturulduğunu, Hac ve Umre Bakanlığı tarafından kurulan çadır kentlerde konaklama, yemek, sağlık hizmetleri ve ibadet alanlarının sağlandığını aktardı.

Suudi tarafıyla koordinasyon

Süheyl, Irak ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin köklü ve çok boyutlu olduğunu, iki ülke arasında din, coğrafya ve ortak çıkar bağlarının bulunduğunu vurguladı. Hac dosyasının bu ilişkilerde özel bir yere sahip olduğunu belirten büyükelçi, bunun dini ve insani bir boyut taşıdığını ifade etti.

Irak’ın, 1447 Hac sezonu düzenlemelerine ilişkin anlaşmayı Suudi Arabistan ile imzalayan 150’den fazla ülke arasında ilk ülke olduğunu kaydeden Süheyl, bunun iki ülke arasındaki koordinasyonun derinliğini gösterdiğini söyledi.

rhttyh
Iraklı büyükelçiye göre Bağdat ile Riyad arasındaki koordinasyon en üst düzeyde yürütülüyor (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Bu sezon hazırlıkların Irak Yüksek Hac ve Umre Kurumu ile Suudi Hac ve Umre Bakanlığı arasında en üst düzeyde yürütüldüğünü belirten büyükelçi, aynı zamanda iki ülkenin içişleri bakanlıkları arasında da güvenlik koordinasyonunun sağlandığını, Irak İçişleri Bakanı’nın geniş kapsamlı toplantılar düzenlediğini ve bu sürecin Suudi muhataplarla eşgüdüm içinde yürütüldüğünü aktardı.

Süheyl, koordinasyonun Irak içindeki kara yollarının güvenliğinden başlayarak Arar sınır kapısına kadar sürdüğünü, buradan itibaren güvenlik sorumluluğunun Suudi tarafına geçtiğini ve kutsal bölgelere kadar entegre bir sistem içinde devam ettiğini söyledi.

Hacılar için çadır kent

Büyükelçi, Suudi Arabistan’ın Kral Selman bin Abdülaziz ve Veliaht Prens liderliğinde hacılara sunduğu hizmetleri takdir ederek, gümrük ve pasaport işlemlerinin kolaylaştırıldığını, 24 saat sağlık ve acil hizmetlerin sağlandığını, lojistik destek, ulaşım ve rehberlik hizmetlerinin sunulduğunu ifade etti. Hacılar için kurulan çadır kentlerin de bu hizmetlerin önemli bir parçası olduğunu belirtti.

Süheyl, Irak diplomatik misyonunun Cidde Başkonsolosluğu ve Irak Hac Heyeti ile koordinasyon içinde çalışarak hacıların tüm ihtiyaçlarını takip ettiğini ve gerekli konsolosluk ile idari desteği sağladığını söyledi.

dserfg
Süheyl, Suudi Arabistan’ın Kral ve Veliaht Prens liderliğinde hacılara yönelik hizmetlerini takdir etti (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Konuşmasında kara yolu güzergâhına da değinen Süheyl, İslam tarihinin en önemli hac yollarından biri olan ve Abbasi Halifesi Harun Reşid’in eşi Zübeyde bint Cafer’in adıyla anılan “Darb Zübeyde”yi hatırlattı. Bu yolun, Kufe ile Mekke arasında hacılar için su ve altyapı imkânları sağlamak amacıyla geliştirildiğini ifade etti.

Süheyl, açıklamasının sonunda, Irak’ın hükümeti, halkı ve dini otoriteleriyle birlikte hac yolculuğuna büyük önem verdiğini, Suudi Arabistan ile iş birliği içinde bu yılki hac sezonunun güvenli ve sorunsuz geçmesi için çalıştıklarını vurguladı.


İsrail saldırısında Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
TT

İsrail saldırısında Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)

Gazze Şeridi’nin kuzeyine bugün (Çarşamba) İsrail güçlerince düzenlenen hava saldırısında bir Filistinli sağlık görevlisi hayatını kaybetti, bir kadın da yaralandı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, sağlık görevlisi İbrahim Sakr, Gazze Şeridi’nin kuzeybatısında yer alan et-Tevam kavşağı yakınlarında düzenlenen saldırıda yaşamını yitirdi.

Kaynaklar ayrıca, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya beldesinde bir kadının İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu yaralandığını aktardı.

Son 24 saat içinde aralarında naaşı enkaz altından çıkarılan bir kişinin de bulunduğu beş kişinin hayatını kaybettiği, yedi kişinin ise yaralandığı bildirildi.

Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkesten bu yana can kaybı 823’e, yaralı sayısı ise 2 bin 308’e yükseldi. Aynı dönemde 763 kişinin cansız bedeninin enkaz altından çıkarıldığı kaydedildi.