Hartum’da mahalleler yoğun hava ve topçu bombardımanı altında

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri lideri Halid Ömer Yusuf’tan Şarku'l Avsat'a: Sürgün hükümeti kurulmasını görüşmedik.

Sudan'ın başkenti Hartum'daki orduya ait askeri araçlar. 26 Haziran 2023 (AFP)
Sudan'ın başkenti Hartum'daki orduya ait askeri araçlar. 26 Haziran 2023 (AFP)
TT

Hartum’da mahalleler yoğun hava ve topçu bombardımanı altında

Sudan'ın başkenti Hartum'daki orduya ait askeri araçlar. 26 Haziran 2023 (AFP)
Sudan'ın başkenti Hartum'daki orduya ait askeri araçlar. 26 Haziran 2023 (AFP)

Sudan’ın başkenti Hartum’un doğusundaki bir dizi mahalle dün yoğun hava ve topçu bombardımanına maruz kaldı. Görgü tanıklarının aktardığına göre savaşan taraflar, yani Sudan Ordusu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında ağır silahlı çatışmalar yaşandı.

Sudan'da Aralık Devrimi’ne öncülük eden Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin (ÖDBG ) ileri gelen liderlerinden biri, siyasi güçlerin sürgün hükümeti kurma niyetine işaret eden haberleri yalanlarken ‘bu iddiaların asılsız olduğunu’ vurguladı.

Tanıklar Şarku'l Avsat'a, HDK’nin yoğun bir şekilde konuşlandığı Doğu Nil mahallelerinde yüksek sesli patlamaların gerçekleştiğini ve söz konusu patlamaların, iki savaşan güç arasında karşılıklı hava saldırıları ve top mermilerinden kaynaklandığının muhtemel olduğunu aktardı.

Omdurman'daki yerel kaynaklar, Sudan ordusuna ait savaş uçaklarının herhangi bir hava saldırısı gerçekleştirmeden kentin semalarında keşif amaçlı yoğun hava sortileri gerçekleştirdiğini bildirdi.

HDK tarafından dün yapılan açıklamada, Sudan ordusunun Kuzey Darfur eyaletindeki bir grubunun HDK saflarına katıldığı duyuruldu. HDK Sözcüsü tarafından resmi Facebook hesabı üzerinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“HDK, Kuzey Darfur eyaletine bağlı el-Faşir kentinde, Altıncı Piyade Tümeni'nden Üsteğmen Halid Abdurrahman liderliğindeki silahlı kuvvetlerin HDK’ye katılımını memnuniyetle karşılıyor. Onurlu silahlı kuvvetlerin ve diğer düzenli teşkilatların halkın tercihi olan HDK’nin yanında yer almaya devam etmesi, otuz yıldır zulüm ve adaletsizlik ile Sudan halkına boyun eğdirmeye çalışan bu çeteyi ortadan kaldırma kararlılığımızı iki katına çıkarıyor.”

Reuters haber ajansının Sudanlı kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre HDK'nin Darfur'un güneyindeki bir kasabayı kontrol altına alması, çatışmalara, yağmalara ve yeni bir göç dalgasının başlamasına neden oldu. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) tarafından yürütülen bir izleme sistemine göre, HDK ile ordu arasında Kass kasabası çevresinde meydana gelen çatışmalar, bazıları yerinden edilmiş kişilerin kamplarından olmak üzere yaklaşık beş bin ailenin kaçmasına neden oldu.

Darfur'daki çatışmalar

Görgü tanıklarından el-Fadıl Muhammed, Reuters'e Kass kasabasında şiddetli çatışmalar yaşandığını, bunun sonucunda en az üç kişinin yaşamını yitirdiğini ve bölge sakinlerinin doğu bölgelerine doğru yerinden edildiğini söyledi. ABD merkezli Sudan Çatışma Gözlemevi cuma günü yaptığı açıklamada, HDK ve onlara bağlı güçlerin Darfur bölgesindeki en az 26 aşiret topluluğunu yok etmeyi amaçlayan bir saldırı düzenlediğini ve nisan ayı ortasından bu yana en az 668 bin sivili kaçmaya zorladığını bildirdi. Gözlemevi, esas olarak Arap olmayan aşiret topluluklarına yönelik saldırı modelinin, Sudan hükümeti ve onun sadık Cancavid silahlı grupları tarafından 2003-2004'te başlatılan saldırılarla aynı olduğunu belirtti. HDK, Cancavid'den resmi statüye sahip büyük, iyi donanımlı bir savaş gücü olarak ortaya çıktı. Sudan’da iktidarın sivillere devredilmesi konusundaki anlaşmazlıklar arasında patlak veren mevcut savaş, 700 binden fazlası komşu ülkelere kaçan toplam üç milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine yol açtı.

ferg
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri lideri Halid Ömer Yusuf. (Twitter hesabı)

Şu an Kenya'nın başkenti Nairobi'de bulunan Sudanlı siyasi ve sivil liderler heyetinin bir üyesi olan Halid Ömer Yusuf, heyetin komşu ülkelerden çok sayıda davet aldığını ancak şu anda ziyaretlerine devam etmek için görüşmeler yaptığını söyledi.

Parti, çeşitli meslek odaları ve sendika liderlerinden oluşan Sudanlı heyet geçtiğimiz dönemde Uganda ve Kenya'yı ziyaret ederek iki ülkenin liderleriyle Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi'nin (IGAD) Afrika ile ilgili önerdiği girişimleri görüştü. Söz konusu girişimler arasında Afrika Boynuzu'ndaki barış sürecinin yanı sıra Afrika Birliği (AfB) ve Cidde platformunun çatışmanın iki tarafını acil bir ateşkese zorlama ve krizi sona erdirmek için barışçıl, müzakere edilmiş bir çözüme doğru ilerleme çabaları yer alıyor.

Yusuf, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda, Cidde platformunun şu anda silahlı kuvvetler ile HDK arasında Cidde Deklarasyonu'nda imzalanan taahhütlerin uygulanmasını tartıştığını ifade etti. Yusuf ayrıca arabulucuların (Suudi Arabistan ve ABD), iki taraf arasındaki müzakerelerin nasıl daha verimli bir şekilde yeniden başlatılacağını tartıştıklarını belirtti.

ÖDBG'nin önde gelen liderlerinden Halid Ömer Yusuf, Facebook sayfasında savaşın devamının ülkeyi çöküşün eşiğine getirdiği konusunda uyardı. Ancak mevcut göstergelerin ülkede devam eden savaşı durdurmak için siyasi bir çözüm seçeneğini desteklediğine dikkat çekti.

asdwfe
Sudan Ordusu Genel Komutanlığı karargahının bitişiğindeki Hartum Uluslararası Havalimanı yönünden yükselen yoğun dumanlar. (Reuters)

Bu bağlamda Yusuf, Suudi Arabistan ve ABD yönetimlerinin yakın gelecekte Cidde platformunu yeniden başlatmaya hazır olduğuna işaret etti.

Halid Ömer Yusuf, heyetin komşu ülkeleri ziyareti sırasında yaptığı görüşmelerde ‘sürgün hükümetinin kurulması konusunun hiçbir şekilde ele alınmadığını, bunun yerine, tartışmanın kalıcı bir ateşkese nasıl ulaşılacağına ve kapsamlı bir siyasi sürecin nasıl başlatılacağına odaklandığını’ vurguladı.

Siyasi çözüm şart

Yusuf, savaşın ülkenin karşı karşıya olduğu sorunların karmaşıklığını artırmasının ve son yıllarda ülkenin istikrarını ve güvenliğini alt üst etmesinin ardından siyasi çözümün kolay olmayacağını söyledi.

Sürdürülebilir bir çözüme ulaşmak için silahlı grupların çokluğunun durumunu ve siyasetten tamamen uzak bir milli profesyonel orduya nasıl ulaşılacağını tartışmak gerektiğini vurgulayan Yusuf, işlenen suçların mağdurları için bir adalet ve tazmin modeli oluşturmanın gerekliliğini kaydetti. Yusuf ayrıca, tahakküm veya dışlama olmaksızın iktidarın barışçıl bir şekilde devredilmesi kuralları üzerinde anlaşmaya ek olarak, sürdürülebilir bir demokratik medeni kural oluşturan anayasal kurallar üzerinde anlaşmanın sağlanması gerektiğini belirtti.

Diğer yandan Birleşmiş Milletler'in Sudan'daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS), Güney Kordofan eyaletindeki yeni gelişmelerden duyduğu kaygıyı dile getirdi.

UNITAMS tarafından dün yapılan açıklamada, ordu ve Abdulaziz el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi (SPLM) durumu sakinleştirmek ve çatışmanın büyümesini önlemek için askeri operasyonları derhal durdurmaya ve müzakereleri yeniden başlatmaya çağrıldı. UNITAMS, Sudan'ın dört bir yanında devam eden çatışmalarda barışçıl bir çözüme ulaşma çabalarını destekleme taahhüdünü yineledi.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.