Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi: ‘Mehra’ ana dil olarak benimsenmeli

El-Alimi, Suudi Arabistan'a yardım ve destekleri nedeniyle teşekkürlerini iletti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ve Mehra Valisi, vilayetin yerel yönetim liderleri ve ileri gelenleriyle bir toplantı gerçekleştirdi. (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ve Mehra Valisi, vilayetin yerel yönetim liderleri ve ileri gelenleriyle bir toplantı gerçekleştirdi. (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi: ‘Mehra’ ana dil olarak benimsenmeli

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ve Mehra Valisi, vilayetin yerel yönetim liderleri ve ileri gelenleriyle bir toplantı gerçekleştirdi. (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ve Mehra Valisi, vilayetin yerel yönetim liderleri ve ileri gelenleriyle bir toplantı gerçekleştirdi. (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Mehra vilayetinin geçmişte olduğu gibi izole olmadığını, Husi milislerine karşı savaşın ve kalkınmanın merkezinde yer aldığını belirtti. El-Alimi, Mehra dilinin ana dil olarak benimsenmesini ve küresel insanlık mirasının en önemli parçalarından biri olarak korunmasını istedi.

El-Alimi, perşembe günü yerel yönetim liderleri ve askeri liderler ile vilayetin önde gelen isimleri huzurunda yaptığı konuşmada, Mehra vilayetindeki yerel yönetimin hizmetlerine ve güvenlik güçlerinin olağanüstü çabalarına övgüde bulundu. Silah kaçakçılığı, uyuşturucu, organize suç ile mücadele konusunda şehrin rol model oluşunu vurguladı.

El-Alimi, Mehra vilayetinin Yemen tarihindeki statüsünü, çağlar boyunca yaşayan Mehra dilini ve ülkenin doğu kapısı olması hasebiyle insani krizin hafifletilmesindeki rolünü hatırlattı. El-Alimi, on binlerce yerinden edilmiş insan için sığınak olan Mehra vilayeti halkının idari ve mali işlerini yönetmelerini sağlamayı ve her alanda ulusal yatırımları teşvik etmeyi birinci öncelik haline getirme sözü verdi.

Mehra vilayetinin yerel yönetim üyeleri, ileri gelenleri, sivil, güvenlik ve askeri liderlerinin Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ile görüşmelerinden (SABA)
Mehra vilayetinin yerel yönetim üyeleri, ileri gelenleri, sivil, güvenlik ve askeri liderlerinin Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ile görüşmelerinden (SABA)

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmi haber ajansı SABA’dan aktardığına göre el-Alimi, Yemen Başkanlık Konseyi ve hükümetin yerel yetkililerinin rolünü güçlendirme, güvenlik ve istikrarı sağlama ve temel hizmetleri iyileştirme sözünü yineledi.

El-Alimi, Mehra halkını, terör örgütlerinin sızma tehlikesinin yanı sıra İran rejimi tarafından desteklenen Husi milislerine açıktan destek verme tehdidine karşı uyanık olma çağrısında bulundu.

El-Alimi, geçen yıl Nisan ayında başkanlık görevine başlamasından bu yana ilk defa Umman sınırındaki vilayete ziyaret gerçekleştirerek, çarşamba günü Mehra’ya geldi. Ziyareti sırasında Şura Konseyi Başkan Yardımcısı Abdullah Ebu’l Gays, Vahi Taha Aman, Cumhurbaşkanlığı Ofisi Direktörü Yahya el-Şuaybi ve birçok bakan kendisine eşlik etti.

Yemen Resmi Haber Ajansı'nın (SABA) haberine göre el-Alimi, yerel yöneticilerle görüşüp vatandaşlara sağlanan hizmet ve kalkınma çalışmalarının durumunu görmek ve elektrik ve su başta olmak üzere bir dizi hizmet ve geliştirme projesinin temelini atmak üzere vilayete geldi.

Yatırıma davet

El-Alimi basına yaptığı konuşmada, vatandaşlara hizmet etmek, petrol tesislerinde ve uluslararası nakliye hatlarındaki Husilerin terör saldırılarıyla şiddetlenen acıyı hafifletmek için Mehra vilayetini ziyaret etmekten duyduğu mutluluğu dile getirdi. Ziyaretinde yerel ve toplumsal liderlerle bir araya gelen el-Alimi, başta kardeş Suudi Arabistan’ın çeşitli alanlardaki insani yardım ve kalkınma programları olmak üzere, kardeş ve dostlarının desteğiyle vatandaşlarının acılarını hafifletmek için hükümet müdahalelerinin gerekli olduğunu beyan etti.

El-Alimi, yatırımcıları ve iş adamlarını Mehra vilayetindeki gelecek vaat eden fırsatlardan yararlanmaya çağırdı. Yemen Başkanlık Konseyi ve hükümetin yerel makamlarının rolünü güçlendirme, güvenlik ve istikrarı sağlama ve temel hizmetleri iyileştirme sözüne dikkat çekti.

El-Alimi, Mehra halkını gerilim, anlaşmazlık veya kutuplaşmadan uzaklaşmaya, kendilerini şehrin kalkınmasına, yeniden inşasına, halkının çıkar ve refahına adamaya çağırdı. Bu gerilimlerin ve kutuplaşmaların şehrin toplumsal dokusuna yapacağı yansıma konusunda yerel güçleri uyardı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Mehra Valiliği İcra Dairesi ile bir görüşme gerçekleştirdi. (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Mehra Valiliği İcra Dairesi ile bir görüşme gerçekleştirdi. (SABA)

El-Alimi, şehir halkının çağlar boyunca bildiği bir arada yaşama ve toplumsal uyum değerlerinin yaşayan somut bir örneğini temsil eden Mehra vilayetindeki benzersiz siyasi, kültürel ve sosyal çeşitliliğe de övgüde bulundu.

550 km uzunluğundaki Yemen-Umman sınırının tamamını kaplayan Mehra, Yemen'in en önemli ticaret limanlarından biri olan Naştun Limanı’nın yanı sıra, Umman ile Sarfit ve Şahn olmak üzere iki sınır kapısına sahip olması nedeniyle stratejik bir öneme sahip. Dolayısıyla birçok terör örgütünün, silah, uyuşturucu ve terörist unsurları kaçırmak için konumundan yararlanmak istediği bir bölge.

Suudi Arabistan yardımına övgü

El-Alimi, Yemen halkının yanında yer alan, onurlu duruşları ve siyasi liderlikleriyle varlık gösteren Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a teşekkür ve şükran mesajı gönderdi.

El-Alimi, Suudi Arabistan’ın çeşitli aşama ve koşullarda sergilediği kardeşçe duruş için Yemen hükümeti ve halkı adına minnettarlığını ifade etti. El-Alimi, “Suudi Arabistan, insanların çektiği acıları hafifletmeye, Yemen'i geliştirmeye, zenginleştirmeye, halkının çıkarlarını, kimliğini ve ulusal kazanımlarını savunmaya yönelik sözünü somutlaştırarak, devletin genel bütçesini destekleme çağrısına hemen yanıt verdi” dedi.

(foto altı) Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Cumhuriyet Sarayı'nda vilayetin ileri gelenlerini kabul etti. (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Cumhuriyet Sarayı'nda vilayetin ileri gelenlerini kabul etti. (SABA)

SABA’nın aktardığına göre el-Alimi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'a hitaben gönderdiği mesajda, “Prensin direktifleriyle bir milyar 200 milyon dolar olarak tahmin edilen yeni desteği hızlandırıp ilk bölümün teslim edilmesini” istedi. El-Alimi, “Kardeş Suudi Arabistan’ın, Yemen devlet kurumlarını restore etmede ve halkın hak ettiği adil barışı sağlama konusunda da öncülük ettiğini” söyledi.

El-Alimi, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman'ın ve Yemen-Suudi ilişkileri dahilinde tüm kalkınma ve insani yardım programlarıyla ilgilenen Suudi ekibinin çabalarına övgüde bulundu. Özellikle Yemen’in Kalkınması ve Yeniden İnşası programı ekibine teşekkür eden el-Alimi, Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi’ne (KSRelief) de şükranlarını sundu.



Hizbullah masada mı? Perde arkası iddialar gündemde… Lübnan dosyası İran’a mı devrediliyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Hizbullah masada mı? Perde arkası iddialar gündemde… Lübnan dosyası İran’a mı devrediliyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Hizbullah arasında, Lübnan’ı temsilen müzakereleri kimin yürüteceğine ilişkin artan gerilim ve İsrail’in yoğunlaşan saldırıları, Avn’ın Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevaf Selam ile planladığı görüşmenin ertelenmesine neden oldu. Taraflar, tansiyonun düşürülmesi ve uygun bir zemin oluşturulması amacıyla toplantıyı ileri bir tarihe bırakırken, bu süreçte iletişimi kesmeyerek temaslarını sürdürme kararı aldı. ABD’nin saldırıları durdurma yönünde ilerleme sağlaması halinde görüşmenin kısa sürede yeniden yapılması öngörülüyor.

Ancak yüksek siyasi tonla yürütülen bu medya savaşı, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın, İsrail ile doğrudan müzakereleri reddetme gerekçelerini açıkladığı bildiride yer alan mesajların önemini gölgelemiyor.

Kasım’ın, “Yetkililer bilsin ki performansları ne Lübnan’a ne de kendilerine fayda sağlar. İsrail-Amerikan tarafının onlardan istediği onların elinde değil, sizin ondan istediklerinizi de size vermeyecek” sözleri, Avn’ın ABD arabuluculuğunda doğrudan müzakere seçeneğini destekleyen siyasi çoğunlukta şaşkınlıkla karşılandı.

İran mesajı

Lübnanlı kaynaklara göre, Kasım’ın dile getirmediği hususlar açıklamalarından daha fazla önem taşıyor. Bu çerçevede Hizbullah’ın sahada tek başına “etki ve güç sahibi” olduğu mesajını vermeyi amaçladığı belirtiliyor. Kaynaklar, bunun İran’ın Lübnan adına müzakere yürütme konusunda en yetkin taraf olduğu yönünde dolaylı bir işaret taşıdığını ifade ediyor. Kasım’ın, İran ile ABD arasında Pakistan’da yapılan görüşmeler sonrası sağlanan ateşkese teşekkür etmesi de bu yaklaşımın bir yansıması olarak görülüyor.

vfeve
Güney Lübnan’da, İsrail sınırına yakın bölgede UNIFIL güçlerine ait bir devriye (AP)

Kasım’ın, dolaylı müzakereleri kimin yürüteceğini özellikle belirtmemesi dikkat çekerken, “Ateşkes herhangi bir arabulucudan gelirse kabul etmeliyiz” demesi de soru işaretlerine yol açtı.

Beyrut kulislerinde dolaşan iddialara göre Hizbullah, İran’ın ABD ile Pakistan’da yürüttüğü müzakerelere dolaylı biçimde dahil oluyor. Partiyle bağlantılı danışmanların masada yer almadığı, ancak yakın bir odada bulunarak gerektiğinde görüş aktardığı öne sürülüyor. Diplomatik kaynaklar ise bu senaryonun doğru olması halinde Hizbullah’ın Lübnan dosyasını İran’a devretme ısrarının Washington tarafından kabul edilmeyeceğini belirtiyor. ABD’nin, Lübnan’ın İran’a bağlanmasına karşı çıktığı ve doğrudan müzakere yetkisinin anayasal olarak cumhurbaşkanına ait olduğunu savunduğu ifade ediliyor.

Hizbullah neden doğrudan müzakereleri reddediyor?

Kaynaklar, Hizbullah’ın askeri sahadaki gücüne dayanarak son sözün kendisinde kalmasını istediğini ve müzakereleri yürütecek tarafı da kendisinin belirlemek istediğini öne sürüyor. Ancak İsrail’in köyleri yıkmaya ve operasyonlarını sürdürmeye devam ettiği bir ortamda, bu tutumun Lübnan halkına nasıl anlatılacağı sorusu gündeme geliyor.

sdtgrt
Güney Lübnan’da, İsrail topçu atışlarının hedef aldığı bölgede yükselen duman (EPA)

Hizbullah’ın doğrudan müzakereleri reddederek zaman kazanmaya çalıştığı, bunun ise İsrail’e saldırılarını sürdürmek için gerekçe sunduğu ifade ediliyor. Saldırıların yalnızca sınır hattıyla sınırlı kalmayıp Litani Nehri’nin kuzeyine kadar uzandığı belirtiliyor.

Kaynaklar, zamanın Lübnan’ın aleyhine işlediğini vurgulayarak Hizbullah’ın silahlarını devlete devretmesi ve müzakere koşullarını güçlendirecek cesur bir adım atması gerektiğini dile getiriyor.

Avn’a siyasi destek çağrısı

Krizin aşılması için Cumhurbaşkanı Avn’a siyasi destek sağlanması gerektiğini belirten kaynaklar, Avn’ın ABD arabuluculuğunda doğrudan müzakere çağrısından geri adım atmayacağını ifade ediyor. Avn’ın, müzakerelerin başlaması için İsrail’in saldırılarını durdurmasını şart koştuğu ve ulusal ilkelerden taviz vermeyeceğini vurguladığı aktarılıyor.

Ülkedeki gerginliğin azaltılması için siyasi söylemlerde daha ılımlı bir dil benimsenmesi gerektiği, aksi halde iç barışın riske girebileceği uyarısı yapılıyor.

Güneyde geri dönüş zor

Kaynaklar, savaşın sürmesi halinde güneyde yerinden edilenlerin geçici göçünün kalıcı hale gelebileceği uyarısında bulunuyor. İsrail’in geniş çaplı yıkımı nedeniyle birçok köyün yaşanamaz hale geldiği, bu nedenle geri dönüşün zorlaştığı ifade ediliyor.

Diplomatik çözümün tek çıkış yolu olduğu belirtilirken, Hizbullah’ın savaş politikalarının ülkeye ağır bedeller yüklediği ve uluslararası toplumun silahların devlet kontrolüne alınması yönündeki baskısının arttığı kaydediliyor. Ayrıca güneyin yeniden inşası için uluslararası destekli bir planın zorunlu olduğu, bunun da Hizbullah üzerinde siyasi baskı oluşturabileceği ifade ediliyor.


Irak’ın Riyad Büyükelçisi: Bölgesel koşullar hacıların kara yoluyla sevkini zorunlu kıldı

Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)
Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)
TT

Irak’ın Riyad Büyükelçisi: Bölgesel koşullar hacıların kara yoluyla sevkini zorunlu kıldı

Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)
Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl (Fotoğraf: Türki el-Ukayli)

Irak’ın Riyad Büyükelçisi Safiye Talib es-Suheyl, bu yıl Iraklı hacı sayısının yaklaşık 41 bin olduğunu ve kafilelerin Suudi topraklarına günde ortalama bin 500 hacı olacak şekilde, ülkenin kuzeyindeki Cedide Arar sınır kapısından giriş yaptığını söyledi. Süheyl, sürecin entegre bir hizmet sistemiyle yürütüldüğünü belirtti.

Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulunan Süheyl, Bağdat ile Riyad arasındaki koordinasyonun en üst düzeyde sürdüğünü, iki ülkede hac ve umre ile içişleri bakanlıkları arasında güvenlik düzenlemeleri ve hacıların ibadetlerini huzur içinde yerine getirmeleri için gerekli organizasyonların ele alındığını ifade etti.

Büyükelçi, Irak’ın bu yıl yalnızca kara yoluyla sevk seçeneğini tercih etmesinin, mevcut bölgesel koşullar çerçevesinde hacıların güvenliğini sağlama amacı taşıdığını ve olası aksaklıkların önüne geçmeyi hedeflediğini vurguladı. Süheyl ayrıca Cedide Arar sınır kapısının gelişmiş altyapı ve donanımına övgüde bulundu.

41 bin hacı

Safiye Talib es-Suheyl, mevcut bilgilere göre Irak’ın bu sezonki hac kotasının 41 bin kişi olduğunu, ayrıca 200 doktorun da kafilelere eşlik ettiğini belirtti. Bu sayının Irak’ın tüm vilayetleri ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden gelen hacıları kapsadığını, idari, sağlık, rehberlik ve medya ekiplerinin de sürece dahil olduğunu kaydetti.

Kara yolu tercih edildi

Büyükelçi, Bağdat’ın bu sezon yalnızca kara yolu seçeneğini benimsediğini ve sevkin Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki Cedide Arar sınır kapısı üzerinden gerçekleştirildiğini belirterek, bunun mevcut saha koşullarıyla uyumlu ve güvenlik öncelikli bir karar olduğunu söyledi.

fdfvfe
Safiye es-Suheyl, Irak’ın bu sezonki hac kotasının 41 bin Iraklı hacı olduğunu açıkladı (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Süheyl, “Iraklı hacıların ilk kafilesi 26 Nisan Pazar akşamı yola çıktı. İlk gruplar, Kuzey Sınır Bölgesi Emiri Prens Faysal bin Halid’in gözetiminde karşılandı. Kendisi bu konuya özel önem veriyor. Arar’daki yetkililerle birlikte Iraklı hacılara en üst düzeyde misafirperverlik ve hizmet sunulması için yoğun çaba gösterildi” dedi.

Cedide Arar sınır kapısı

Süheyl, Cedide Arar sınır kapısının gelişmiş altyapısına dikkat çekerek, “Bizzat inceleme fırsatı bulduk. 9 bin metrekareyi aşan hac terminali, günlük 20 bin hacı kapasitesi, 68 pasaport gişesi, 6 kontrol noktası ve 24 saat hizmet veren entegre sağlık ve güvenlik sistemi bulunuyor” ifadelerini kullandı.

evfev
Kuzey Suudi Arabistan’daki Cedide Arar sınır kapısına varan bir Iraklı hacı (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Sevkiyatın günlük yaklaşık 1500 hacı olacak şekilde sürdüğünü belirten büyükelçi, modern ve klimalı turistik otobüslerle taşınan hacılar için Suudi Arabistan topraklarında güzergâh boyunca dinlenme noktaları oluşturulduğunu, Hac ve Umre Bakanlığı tarafından kurulan çadır kentlerde konaklama, yemek, sağlık hizmetleri ve ibadet alanlarının sağlandığını aktardı.

Suudi tarafıyla koordinasyon

Süheyl, Irak ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin köklü ve çok boyutlu olduğunu, iki ülke arasında din, coğrafya ve ortak çıkar bağlarının bulunduğunu vurguladı. Hac dosyasının bu ilişkilerde özel bir yere sahip olduğunu belirten büyükelçi, bunun dini ve insani bir boyut taşıdığını ifade etti.

Irak’ın, 1447 Hac sezonu düzenlemelerine ilişkin anlaşmayı Suudi Arabistan ile imzalayan 150’den fazla ülke arasında ilk ülke olduğunu kaydeden Süheyl, bunun iki ülke arasındaki koordinasyonun derinliğini gösterdiğini söyledi.

rhttyh
Iraklı büyükelçiye göre Bağdat ile Riyad arasındaki koordinasyon en üst düzeyde yürütülüyor (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Bu sezon hazırlıkların Irak Yüksek Hac ve Umre Kurumu ile Suudi Hac ve Umre Bakanlığı arasında en üst düzeyde yürütüldüğünü belirten büyükelçi, aynı zamanda iki ülkenin içişleri bakanlıkları arasında da güvenlik koordinasyonunun sağlandığını, Irak İçişleri Bakanı’nın geniş kapsamlı toplantılar düzenlediğini ve bu sürecin Suudi muhataplarla eşgüdüm içinde yürütüldüğünü aktardı.

Süheyl, koordinasyonun Irak içindeki kara yollarının güvenliğinden başlayarak Arar sınır kapısına kadar sürdüğünü, buradan itibaren güvenlik sorumluluğunun Suudi tarafına geçtiğini ve kutsal bölgelere kadar entegre bir sistem içinde devam ettiğini söyledi.

Hacılar için çadır kent

Büyükelçi, Suudi Arabistan’ın Kral Selman bin Abdülaziz ve Veliaht Prens liderliğinde hacılara sunduğu hizmetleri takdir ederek, gümrük ve pasaport işlemlerinin kolaylaştırıldığını, 24 saat sağlık ve acil hizmetlerin sağlandığını, lojistik destek, ulaşım ve rehberlik hizmetlerinin sunulduğunu ifade etti. Hacılar için kurulan çadır kentlerin de bu hizmetlerin önemli bir parçası olduğunu belirtti.

Süheyl, Irak diplomatik misyonunun Cidde Başkonsolosluğu ve Irak Hac Heyeti ile koordinasyon içinde çalışarak hacıların tüm ihtiyaçlarını takip ettiğini ve gerekli konsolosluk ile idari desteği sağladığını söyledi.

dserfg
Süheyl, Suudi Arabistan’ın Kral ve Veliaht Prens liderliğinde hacılara yönelik hizmetlerini takdir etti (Kuzey Sınır Bölgesi Emirliği)

Konuşmasında kara yolu güzergâhına da değinen Süheyl, İslam tarihinin en önemli hac yollarından biri olan ve Abbasi Halifesi Harun Reşid’in eşi Zübeyde bint Cafer’in adıyla anılan “Darb Zübeyde”yi hatırlattı. Bu yolun, Kufe ile Mekke arasında hacılar için su ve altyapı imkânları sağlamak amacıyla geliştirildiğini ifade etti.

Süheyl, açıklamasının sonunda, Irak’ın hükümeti, halkı ve dini otoriteleriyle birlikte hac yolculuğuna büyük önem verdiğini, Suudi Arabistan ile iş birliği içinde bu yılki hac sezonunun güvenli ve sorunsuz geçmesi için çalıştıklarını vurguladı.


İsrail saldırısında Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
TT

İsrail saldırısında Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)

Gazze Şeridi’nin kuzeyine bugün (Çarşamba) İsrail güçlerince düzenlenen hava saldırısında bir Filistinli sağlık görevlisi hayatını kaybetti, bir kadın da yaralandı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, sağlık görevlisi İbrahim Sakr, Gazze Şeridi’nin kuzeybatısında yer alan et-Tevam kavşağı yakınlarında düzenlenen saldırıda yaşamını yitirdi.

Kaynaklar ayrıca, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya beldesinde bir kadının İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu yaralandığını aktardı.

Son 24 saat içinde aralarında naaşı enkaz altından çıkarılan bir kişinin de bulunduğu beş kişinin hayatını kaybettiği, yedi kişinin ise yaralandığı bildirildi.

Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkesten bu yana can kaybı 823’e, yaralı sayısı ise 2 bin 308’e yükseldi. Aynı dönemde 763 kişinin cansız bedeninin enkaz altından çıkarıldığı kaydedildi.