Irak, üniversitelerin müfredatına "Baas rejiminin suçlarını" dahil ediyor

Bu adımla ülkeyi yaklaşık 40 yıldır yöneten partinin işlediği "suçları" gelecek nesillere tanıtmayı amaçlanıyor

Iraklı üniversite öğrencileri 2005'te Bağdat'ta gösteri düzenleyerek Saddam Hüseyin'in idam edilmesini talep ettiler / Fotoğraf: AFP
Iraklı üniversite öğrencileri 2005'te Bağdat'ta gösteri düzenleyerek Saddam Hüseyin'in idam edilmesini talep ettiler / Fotoğraf: AFP
TT

Irak, üniversitelerin müfredatına "Baas rejiminin suçlarını" dahil ediyor

Iraklı üniversite öğrencileri 2005'te Bağdat'ta gösteri düzenleyerek Saddam Hüseyin'in idam edilmesini talep ettiler / Fotoğraf: AFP
Iraklı üniversite öğrencileri 2005'te Bağdat'ta gösteri düzenleyerek Saddam Hüseyin'in idam edilmesini talep ettiler / Fotoğraf: AFP

Cabbar Zeydan

Irak'ta Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanlığı, ülkede yasaklı olan Arap Sosyalist Baas Partisi'nin işlediği "suçları" tüm kamu ve özel üniversitelerin müfredatına dahil etti.

Bu adımla ülkeyi yaklaşık 40 yıldır yöneten partinin işlediği "suçları" gelecek nesillere tanıtmayı amaçlanıyor.

Irak parlamentosu, Temmuz 2016'da Baas Partisi'ni, feshedilmiş oluşumlarını ve ırkçı, terörist ve tekfirci faaliyetlerini yasaklayan bir yasa tasarısını onayladı.

Baas rejimi 2003'te ABD'nin ülkeyi işgaliyle devrilmesinden önce Saddam Hüseyin'in başkanlığında hükümet görevlerini üstleniyordu.

Baas rejimi, Saddam Hüseyin döneminde "soykırım suçları" olarak sınıflandırılan birçok suça ve insan hakları ihlaline imza attı.

Eski başkanın asılarak idam cezasına çarptırılmasının arkasında bu nedenler vardı.

Irak Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanlığı'nın 13 Ağustos'ta yayımladığı ve tüm üniversitelere ve fakültelere dağıtılan resmi yazıya göre "Devrik Baas Rejimi'nin Suçları" dersinin ayrıntılı olarak yapılacak bir çalışma ile müfredata dahil edilmesine karar verildi.

Ders, yıllık sistemlerde bir tam yıl boyunca eşit ve iki akademik dönemde işlenecek.

"Baas Suçları" dersinin hukuk, siyaset bilimi, İslami ilimler, psikoloji ve sosyoloji mezunu öğretmenlere verilmesi kararlaştırıldı.

Irak Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanlığı Sözcüsü Haydar el-Abudi, yaptığı basın açıklamasında, "Devrik Baas Rejimi'nin Suçları" başlıklı bir dersin müfredata dahil edilmesi yönünde tavsiyelerinin onaylandığını ifade etti.

Abudi, "Bu karar, Devrik Baas Partisi'nin suçlarını nesiller boyu aktarmak amacıyla alındı ve anayasaya uygun. Önümüzdeki eğitim-öğretim yılından itibaren bu ders üniversitelerde işlenecek. 'Devrik Baas Rejimi'nin Suçları' dersi öğrencilere hukuk, siyaset ve İslami bilimler uzmanları tarafından öğretilecek. Müfredat ayrıca, Baas'a ve onun suçlarına direnenlerin kahramanlıklarını nesiller boyu tanıtacak" dedi.

Irak Temsilciler Meclisi Şehitler, Mağdurlar ve Siyasi Tutsaklar Komisyonu konuya ilişkin yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:

Irak Temsilciler Meclisi Şehitler, Mağdurlar ve Siyasi Tutsaklar Komisyonu'nun bu ve önceki seçim dönemindeki yoğun takibi ve 'Baas Suçları' dersini üniversite müfredatlarında okutulmak üzere hazırlama kararlılığı sayesinde, Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı, Baas Suçları dersinin bir sonraki eğitim-öğretim yılına dahil edilmesi ve nasıl öğretileceği konusunda çalışma başlattı. Umuyorum ki Milli Eğitim Bakanlığı bu alanda Yüksek Öğrenim Bakanlığı'nın izinden gidecek ve ilgili müfredatı hazırlamaya çalışacak.

 
Önemli bir adım

Bu bağlamda, Irak Eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Zafer Koalisyonu, yasaklı Arap Sosyalist Baas Partisi'nin Irak'taki "suçlarının" tüm kamu ve özel üniversitelerin müfredatlarına alınmasını "önemli bir adım" olarak nitelendirdi.

Koalisyon Sözcüsü Ayat Muzaffer Nuri, konuya ilişkin Independent Arabia'ya verdiği demeçte şunları söyledi:

Bu adım, Irak'ın içinden geçtiği zorlu döneme ışık tutmayı, gelecek genç neslin siyasi dönüşümün nedenlerini, toplumun bugünkü davranış kırgınlıklarını, Irak halkının acıyla hatırladığı tarih ve olayları anlamasını amaçlayan bir adımdır. 2003 sonrası Irak, radikal olarak farklı boyutları olan bir ülkedir. Siyasi sistem totalitarizmden demokrasiye dönüştü. Burada, bu modern sistemin sonuçlarını değerlendirmeyeceğiz, bunun yerine 2003 öncesi ve sonrası ile radikal olarak farklı iki sistem arasında bir karşılaştırma yapacağız. Yanıltıcı medya, demokratik sistemin olumlu yönlerinin ve öneminin devlet makamlarında bulunan kişilerin performansından yalıtılmasında ve bu görevlerin yerine getirilmesinde olumsuz bir rol oynadı. Kanallar, 2003 öncesi döneme ve bunun ülke için tehlikeli yansımalarına tanık olmayan Irak gençleri için sahte bir denklem yayınladılar. Bu nedenle 'Baas Suçlarının' eğitim kurumu aracılığıyla profesyonel ve bilimsel bir şekilde tanıtılması kararının, mevcut ve gelecekteki kamuoyu nezdinde demokratik sistemi savunmanın, kurumlarını sağlamlaştırmanın ve demokratik uygulamalara ve insan haklarına aktif katılımın önemi üzerine önemli kanaatlerin pekişmesinde olumlu bir rol oynayacağına inanıyoruz.

Anayasal konsensüs

Anayasal bir bakış açısı ile yaklaşıldığında, siyasi işler uzmanı Mücaşi et-Temimi, Yüksek Öğretim Bakanlığı'nın kararını kalıcı Irak anayasasının 7. Maddesine dayandırdığını söyledi.

Irak anayasasının 7'nci maddesi "ırkçılığı, terörü, tekfiri, mezhep soykırımını benimseyen veya kışkırtan, önünü açan, yücelten, teşvik eden veya meşrulaştıran her varlık veya yaklaşımın özellikle her ne isim altında olursa olsun Irak'taki Saddamcı Baas Partisi ve onun sembollerinin yasaklanmasını" şart koşuyor.

Temimi, "Irak parlamentosu, anayasanın 7'nci maddesine uygun olarak 2016 yılında kapatılan Baas Partisi'ni yasaklayan ve herhangi bir isim altında siyasi faaliyete geri dönmesini engelleyen bir yasayı onayladı. Irkçılığa dayalı veya terörist veya tekfirci fikirleri benimseyen herhangi bir siyasi partiye de yasak getirildi" diye konuştu.

 
Çeşitli ve hassas topluluk

Aktivist ve politikacı Merve el-Hafaci, müfredata bir ders dahil etme sürecinde sivil barış ve toplum güvenliği adına toplumun niteliğinin ve çeşitliliğinin ayrıntılarının incelenmesi gerektiğini söyledi.

Hafaci, sözlerini şöyle sürdürdü:

Çünkü herhangi bir dersin, alanına ve öğretileceği yer ve zamanın gerçekliğine göre destekleyici bir yanı olacağı gibi karşıtlık yanı ve çekinceleri de olacaktır. Irak toplumu çok çeşitli ve hassas, her bir bileşen tarihi ve olaylarıyla gurur duyuyor.

Buna göre, özellikle eğitim müfredatlarında her şeyin dikkatli bir şekilde planlanması gerekir, çünkü bu, ülkelerin gerçek varlığının kimliğini tanımlamaya yönelik bir kültür ve kolektif toplumsal bilgi oluşturmanın ve kişilik tesis etmenin bir yolu olarak kabul edilir.

Baas Partisi'nin işlediği suçların Sudani hükümetindeki Yüksek Öğrenim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı'na bağlı üniversitelerin müfredatlarına alınması konusu hayata geçmeden önce idrak edilmeli ve tüm taraflar arasında önce suç kavramı üzerinde anlaşılmalı. Baas Partisi'nin Şii kesimden önde gelen liderleri var ama toplumsal olarak benimsenen fikir Baas Partisi'nin Saddamcı ve Sünni olduğu yönünde.

Bu toplumsal yoruma göre, Baas'ın Suçları dersi müfredata dahil edilirken, herhangi bir tarafı gücendirmeyecek şekilde metodoloji türü konusunda ortaklarla koordinasyon kurmak ve anlaşma yapmak gerekir.

Konu anlayış, zeka ve bilgi gerektiriyor ve belirli bir bileşene yönelik herhangi bir kinci temele ait olmayan asil bir mesaj iletiyor. Bu konu üniversite ortamında eğitim gerçeğini ve bilimsel düzeyi geliştirmeye yönelik bir eğitim iklimi oluşturmada ve karşılıklı güveni artırmada bir etken olmalıdır.

 

 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
TT

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) kentinde Nevruz kutlamaları sırasında Suriye bayrağının indirilmesi, cumartesi akşamı ülkenin kuzey ve doğusundaki birçok bölgede geniş çaplı öfkeye yol açtı. Olayların ardından güvenlik noktalarına saldırılar düzenlenirken, protesto hareketleri ve bazı bölgelerde halk eylemleri görüldü. Terör örgütü PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi unsurlarının Kamışlı kentinde iç güvenlik merkezine baskın düzenleyerek Suriye bayrağını indirdiği bildirildi.

Haseke İç Güvenlik Komutanı Mervan el-Ali dün, söz konusu binanın üzerine Suriye bayrağını yeniden çekti. Bu anlar, Suriye Enformasyon Bakanlığı bünyesindeki Haseke Medya Müdürlüğü tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yer aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından Suriye hükümeti yetkilileri ile Kürt liderler, kuzey ve doğu Suriye’de yükselen tansiyonu düşürmek için temaslarda bulundu. Gerginliğin, 29 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmayı riske atabileceği değerlendirilirken, olayın anlaşmadan rahatsız olan kesimler tarafından ‘fitne çıkarma’ girişimi olduğu öne sürüldü. Kürt kaynaklar ise yaşananların münferit bir olay olduğunu ve herhangi bir sonuç doğurmayacağını belirtti.

Gerginliğin, Halep’in kuzey kırsalındaki Ayn el-Arab’ta Nevruz kutlamaları sırasında bir Kürt gencin Suriye bayrağını indirmesiyle başladığı ifade edildi. Kürt yetkililer bu davranışı ‘bireysel’ olarak nitelendirirken, sosyal medyada geniş çaplı kışkırtma kampanyalarının başlatıldığı ve bunun bazı bölgelerde Araplar ile Kürtler arasında yer yer çatışmalara yol açtığı aktarıldı. Yetkililer, sahadaki durumun kontrol altına alınmaya çalışıldığını bildirdi.

Kürt siyaset araştırmacısı Mehdi Davud, yaşanan gerginliğin bazı Kürt çevrelerinde etkili olan PKK ideolojisinden kaynaklandığını savundu. Olayı ‘münferit bir hadise’ olarak tanımlayan Davud, bu tür durumların büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde yaşanabileceğini belirtti. Sosyal medyada olayın abartıldığını ifade eden Davud, bazı tarafların kasıtlı olarak gerilimi tırmandırmaya çalıştığını söyledi.

Sahada belirli bir gerginliğin varlığını kabul eden Davud, bunun sosyal medyada yansıtıldığı kadar büyük olmadığını vurguladı.

Bölgede uzun yıllardır birlikte yaşayan toplulukların birbirini tanıdığını dile getiren Davud, kışkırtma faaliyetlerinin arkasındaki aktörlerin bilindiğini ve mevcut gelişmelerin entegrasyon anlaşmasının uygulanmasına etkisi olmayacağını ifade etti.

sdfvfd
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını denetlemekle görevlendirilen ekibin sözcüsü Ahmed el-Hilali, ‘herhangi bir gerekçeyle sivillere yönelik intikam eylemleri veya saldırıları kesin şekilde reddettiklerini’ açıkladı. El-Hilali, güvenlik ve yargı kurumlarıyla devletin, yasayı uygulama ve ihlallerde bulunanları cezalandırma konusunda tek yetkili merci olduğunu vurgulayarak, herkesi sükûnete, sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve kışkırtma çağrılarına kapılmamaya davet etti.

El-Hilali ayrıca, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve entegrasyon sürecine yönelik çabaların ‘bu tür münferit olaylardan etkilenmeyeceğini’ belirtti. Mevcut aşamada herkesin sağduyu ve aklıselimi öne çıkarması gerektiğini ifade eden el-Hilali, ‘elde edilen olumlu kazanımların korunmasının önemine’ dikkat çekti.

Öte yandan siyasi analist Halef Ali Halef, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan son anlaşmadan rahatsız olan kesimlerin bulunduğunu söyledi. Halef, söz konusu anlaşmanın olası bir iç çatışmayı engellediğini, SDG güçlerinin Suriye ordusuna, güvenlik unsurlarının ise İçişleri Bakanlığı bünyesine entegre edilmesini öngördüğünü belirtti. Söz konusu kesimlerin yeniden kriz çıkarmaya ve dengeleri bozacak hamleler yapmaya çalıştığını ifade etti.

dvdcfv
Suriye’deki Kürtler cuma akşamı Şam’da Nevruz’u kutladı. (Reuters)

Halef, entegrasyon sürecinin ‘iyi ve sorunsuz şekilde ilerlediğini’ belirterek, SDG içinde ağırlığı olan isimlerin üst düzey devlet görevlerine atanmasının bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Halef, bu adımı ‘engellerin aşılmasına katkı sağlayan isabetli bir karar’ olarak nitelendirdi.

Halef, Ayn el-Arab ve Afrin bölgelerinde yaşananların ‘anlaşmadan zarar gören kesimlerin ürünü’ olduğunu savunarak, bunu ‘elde edilen kazanımlarla kıyaslandığında küçük bir sorun’ olarak değerlendirdi. Beklentilerinin daha büyük olaylar yönünde olduğunu dile getiren Halef, buna karşın en önemli gelişmenin Kürt sivil oluşumların bayrağın indirilmesini açık şekilde kınaması olduğunu söyledi. Halef’e göre, anlaşmaya karşı olan bazı Arap çevreler bu olayı büyütmeye çalıştı. Ayrıca Kürt kökenli Suriyeli hükümet yetkililerinin de sert kınama açıklamaları yaptığını belirten Halef, kamuoyunu kışkırtma girişimlerine karşı uyardıklarını aktardı. Suriye güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesinin olası toplumsal çatışmaları önlemede etkili olduğunu vurgulayan Halef, tüm bu gelişmelerin ‘entegrasyon sürecinin geri döndürülemez olduğunu ve taraflar arasında tam iş birliği bulunduğunu’ gösterdiğini ifade etti.

Öte yandan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Semir Ali Asu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bazı mahallelerde Kürtlerin münferit bir olay nedeniyle darp edilip aşağılandığını bildirdi. Bu tür olayların Suriye halkının bileşenleri arasında fitneye yol açtığını belirten Asu, sükûnet çağrısında bulunarak ulusal birlik ruhuna bağlı kalınması ve kışkırtmalara kapılınmaması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da gelişmelere ilişkin bir paylaşımda bulunarak, söz konusu açıklamayı hesabından yeniden yayımladı ve “Kritik bir anda önemli sözler ve bilge liderlik” ifadesini kullandı.

Öte yandan SDG bünyesindeki özerk yönetimin dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed, Ayn el-Arab’ta Suriye bayrağının indirilmesini ‘münferit bir davranış’ olarak nitelendirdi. Ahmed, bu yıl Nevruz kutlamalarının Suriye’de ilk kez resmi şekilde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, Suriyelilere fitneden uzak durma, sükûneti koruma ve herhangi bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısında bulundu. Ahmed, “Bölgede yeni bir çatışmanın başlamasına ihtiyaç yok” dedi.

dfvfdfd
Suriyeli Kürtler, cumartesi günü Halep kırsalındaki Afrin’de düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında yerel bayraklarını dalgalandırdı. (Reuters)

Bu çerçevede el-Cezire bölgesindeki iç güvenlik güçleri dün yayımladığı açıklamada, Afrin ve Halep kentlerinde Nevruz kutlamalarına katılan Kürtlere yönelik saldırıları ve fitne çıkarma girişimlerini kınadı. Açıklamada ayrıca, bir kişinin bireysel davranışla Suriye bayrağını indirmesi de eleştirildi. Olayın hemen ardından Ayn el-Arap İç Güvenlik Müdürlüğü’nün harekete geçerek şüpheliyi gözaltına aldığı ve dosyanın ilgili yargı mercilerine sevk edildiği bildirildi. Açıklamada, Suriyelilerin ortak değerlerini temsil eden sembollere yönelik her türlü saldırının kesin şekilde reddedildiği vurgulandı.

Öte yandan Kobani’de Nevruz etkinliklerini düzenleyen hazırlık komitesi de bir açıklama yaparak, toplumsal istikrara zarar veren davranışlara müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti. Komite, söz konusu olayların halkın farklı kesimleri arasında ayrışma ve fitne yaratmak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını ifade ederek, Suriye’de güvenlik ve istikrarı tehdit eden her türlü girişime karşı durma çağrısında bulundu.


Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
TT

Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)

Şam'da yüzlerce Suriyeli dün, yetkililerin alkollü içeceklerin satışını kısıtlama, restoranlarda ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklama kararını protesto etmek amacıyla sessiz bir oturma eylemi düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre protestocular, sivil toplum aktivistlerinin çağrısı üzerine, sıkı güvenlik önlemleri altında, çoğunluğu Hristiyan olan Bab Tuma mahallesinin meydanına akın etti. Bu eylem, 2024 yılının sonlarında Başkan Beşşar Esed'in devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni yetkililerin kişisel özgürlükleri ihlal edeceğine dair artan endişeleri yansıtıyor.

Protestocular Suriye bayrağı ile Arapça ve İngilizce pankartlar açtılar; bunlardan birinde “Kişisel özgürlük kırmızı çizgidir” yazıyordu.

“Anayasanın maddeleri bir talep değil, bir haktır” yazılı pankart taşıyan 60 yaşındaki üniversite öğretim üyesi Hanan Ası, AFP’ye verdiği demeçte, Suriyelilerin “yoksulluktan yerinden edilmişlere, evsizlere ve mültecilere kadar binlerce unutulmuş sorunu” olduğunu belirterek, “Biz bir inşa aşamasındayız, bölünme aşamasında değiliz” ifadelerini kullandı.

Tartışma, geçtiğimiz aylarda alınan ve özgürlükler konusunda endişelere yol açan bir dizi karar ve önlemin ardından ortaya çıktı; bunlar arasında plajlarda ve havuzlarda «daha mütevazı» kıyafet kuralları ile Lazkiye’de kadın memurların makyaj yapmasının yasaklanması konusundaki tartışma yer alıyor.

Bir komedyen olan Melki Mardanyal (31), Instagram sayfasında yayınladığı videoda, kararı alaycı bir şekilde ele aldıktan sonra programa katıldı ve şunları söyledi: “Komedi, yetkililere karşı elimizdeki hafif bir silahtır ve onların aldığı kararlar, bizim yaptığımız komediden daha çok insanı güldürüyor” diyerek, “insanları meydanlara toplayanın, yetkililerin kararları olduğunu” vurguladı.

Televizyon yazarı Rami Kousa (37 yaşında) ise “Bu kararların amacı, şehrin kimliğini değiştirmek için kamu özgürlüklerini kısıtlayacak benzer kararları geçirmek üzere nabız yoklamaksa, mesaj yerine ulaşmış olmalı” dedi ve “Bu tür kararlar geçmeyecek” vurgusunda bulundu.

Bu protesto, özellikle Suriye'deki azınlıklar arasında endişelerin giderek arttığı bir dönemde gerçekleşiyor; Hıristiyanların endişeleri, haziran ayında Şam'ın Duveyle semtinde bir kilisenin bombalanmasının ardından, temmuz ayında kanlı şiddet olaylarına sahne olan Dürzilerin kalesi Süveyda'ya ve zaman zaman yetkililerle çeşitli sorunlar nedeniyle gerginliklerin yaşandığı ülkenin kuzeydoğusundaki Kürtlere kadar uzanıyor.

Şam Valiliği 17 Mart'ta, mühürlü alkollü içeceklerin satışını çoğunluğu Hristiyan olan üç bölgeyle sınırlayan bir karar yayınladı. Bu bölgeler el-Kassa, Bab Tuma ve Bab Şarki'dir. Karar, alkolün restoran ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklıyor. Valilik bu kararla, "kamu ahlakını ihlal eden olayları" azaltmayı amaçladığını ve kararın yerel halktan gelen şikayetler üzerine alındığını belirtti.

Hükümetteki tek Hristiyan bakan olan Sosyal İşler Bakanı Hind Kabavat, alkolün Hristiyan bölgeleriyle sınırlandırılmasını eleştirerek, bu bölgelerin "içki ve alkol yerleri değil, Şam'ın kalbi, parlak tarihi ve bir arada yaşama yeri" olduğunu ifade etti.

Valilik dün yaptığı açıklamada, yeni önlemlerin yıllar önce çıkarılan kararnamelerle "uyumlu" olduğunu ve amacının "alkol satış noktalarında yaşanan kaosu" düzenlemeyi amaçladığını bildirdi.

Kararda belirtilen üç alanın, taraflardan hiçbirini incitmeyecek şekilde yeniden değerlendireceğini duyurdu.


Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
TT

Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Hamas'ın yeni lider seçimi sürecini altüst etti. Kaynaklar, çeşitli karmaşıklıklar ve ‘bölgedeki güvenlik ve siyasi değişiklikler’ nedeniyle sürecin dondurulmasının planlandığını bildirdi.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas'ın işlerini bir ‘liderlik konseyi’ yönetiyor. Son iki aydır hareketi yönetecek yeni bir lider seçmek için bir süreç başlatıldı. Şarku’l Avsat'a konuşan Gazze’nin içinden ve dışından Hamaslı dört bilgili kaynak, bölgedeki mevcut durum nedeniyle hareketin başkanlık seçimini geçici olarak askıya alma eğilimi olduğunu aktardı.

Hamas’ın liderliği için rekabet, hareketin yurtdışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ile Gazze Şeridi'ndeki muadili ve ateşkes müzakere ekibi başkanı Halil Hayye arasında sürüyor. Hem Meşal, hem de Hayye, Hamas’ın liderlik konseyinde yer alıyor.

Hamas’tan biri Gazze Şeridi içinde, diğeri dışındaki iki kaynak, önümüzdeki günlerde seçimlerin iptal edilmesi ve siyasi büro seçimlerinin bu yılın sonunda yapmayı planlandığını teyit etti.