İsrail ve Hamas, bir sürelik sakinliğin ardından askeri çatışmanın eşiğinde

Karşılıklı tehditlerin yüksek düzeyde olması ve İbrani medyası, kamuoyunu her türlü çatışma için harekete geçiriyor

İsrail ve Hamas, uzun süren göreceli sakinliğin ardından askeri bir çatışmaya yaklaşıyor /(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
İsrail ve Hamas, uzun süren göreceli sakinliğin ardından askeri bir çatışmaya yaklaşıyor /(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
TT

İsrail ve Hamas, bir sürelik sakinliğin ardından askeri çatışmanın eşiğinde

İsrail ve Hamas, uzun süren göreceli sakinliğin ardından askeri bir çatışmaya yaklaşıyor /(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
İsrail ve Hamas, uzun süren göreceli sakinliğin ardından askeri bir çatışmaya yaklaşıyor /(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, aleni şekilde Gazze Şeridi'ndeki Hamas hareketine karşı askeri bir operasyon gerçekleştirme ve silahlı grubun liderlerine karşı suikast politikasına geri dönme planını ilan etmesi üzerine siyasi güçler, bu tehditlere odaklandı ve yeni bir savaş ihtimaline karşı hazırlıklara başladı.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne askeri saldırı düzenleme niyetini duyurması Başbakan Binyamin Netanyahu'dan geldi.

Öyle ki Netanyahu, yaptığı açıklamada "Hamas, terör yaratma girişimlerine karşı her türlü mücadeleyi vereceğimizin bilincindedir. Gazze'de ve her yerde darbe indireceğiz. Kim bize zarar vermeye kalkarsa, Hamas bunun bedelini ödeyecektir" ifadelerini kullandı. 

Suikastlar

İsrail'deki son güvenlik kabinesi toplantısı sırasında üyeler, Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Galant'a Gazze Şeridi'nde Hamas'ı hedef alma konusunda harekete geçme ve bu konuda her türlü kararı alma konusunda tam yetki verdi.

Bu durum, siyasi gözlemciler tarafından askeri operasyona yeşil ışık olarak değerlendirildi.

İsrail, Hamas üzerinde bir halk baskısı yaratmak amacıyla Gazze Şeridi'nden işçi akışındaki artışı durdurdu (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
İsrail, Hamas üzerinde bir halk baskısı yaratmak amacıyla Gazze Şeridi'nden işçi akışındaki artışı durdurdu (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Askeri işler gözlemcilerine göre Netanyahu, bu görüşmenin ardından Gazze Şeridi'nde başlatmayı planladığı askeri operasyonun şeklini açıklarken, başlık olarak ise 'suikast politikası' nitelendirmesinde bulundu.

Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih el-Aruri'yi ana hedefi haline getiren Netanyahu, "Bize karşı operasyonları finanse edenleri, örgütleyenleri, arkasında duranları öldüreceğiz. İsrail'e yönelik şiddet dalgasına öncülük edenler ise bedelini ağır ödeyecek" ifadelerini kullandı. 

Tel Aviv'deki askeri yapı, artan güvenlik gerginliği ve askeri operasyon olasılığını dikkate alarak Gazze Şeridi ile İsrail arasında ilerleyen döneme ilişkin planlar hazırladı.

İsrail ordusunun tahminlerinin çoğu, bu kez Hamas hareketine karşı mücadele etrafında dönüyordu.

İsrail, 2021 yılından bu yana Hamas'a karşı herhangi bir askeri operasyon gerçekleştirmezken, son iki yılda Gazze'de yalnızca İslami Cihad'a karşı iki silahlı saldırı gerçekleştirdi.

Tehditlerin ardından, Filistinli gruplarla Tel Aviv arasındaki güvenlik durumu hızla kötüleşti.

Güvenlik uzmanlarına göre Hamas üzerinde halk baskısı ve ekonomik baskı oluşturma çerçevesinde Gazze'ye karşı bir dizi cezai önlem kararı alındı.

Bunların başında Gazze Şeridi'nden İsrail'e iş gücü artışını durdurmak geliyor. 

Netanyahu, Hamas'a yönelik suikast politikasına geri dönüleceğinin sinyalini verdi (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Netanyahu, Hamas'a yönelik suikast politikasına geri dönüleceğinin sinyalini verdi (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Güvenlik gerginliği

Ayrıca Hamas, Gazze'de İsrail'e yönelik bir dizi tehdit ortaya koydu. Bunlardan en önemlisi ise büyük patlayıcı güç taşıyan savaş başlıklı, uzun menzilli deneysel roketlerin ateşlenmesinin yoğunlaştırılması. Ayrıca Gazze ile İsrail arasındaki sınır çiti yakınında halk gösterileri ve çatışmaları yeniden alevlendirildi.

Hareket, İsrail'in suikast politikasına dayalı olarak kendisine karşı askeri operasyon düzenleme tehdidinin kendisini korkutmadığını söyledi.

Bu çerçevede Hamas lideri Macid Hasan, grupların liderlerine yönelik herhangi bir suikast operasyonunun uygulanmasının, güçlü bir askeri tepkiyle karşılanacağını ve bu politikanın İsrail açısından feci sonuçlar doğuracağını dile getirdi.

Hasan, "Suikastların gerçekleştirilmesini göz ardı etmiyoruz. Ancak bu politika, grupların başarısızlığa uğramasına yol açmaz. Netanyahu, hayata geçirildiğinde direnişi yok edemez. Aksine ona yönelik operasyonları tırmandırmak için çalışacağız. Hamas yalnız değil, tüm siyasi güçler onun yanında. Sahada gücümüz ve birliğimiz var. Eğer Tel Aviv ordusu suikastlara devam etmeye karar verirse ona ağır bir bedel ödetebiliriz" dedi. 

Hasan'a göre grup liderlerini hedef almak veya Gazze'de yeni bir savaşa girmek, Hamas tarafından 'İsrail'in Netanyahu hükümetinin karşı karşıya olduğu zorluklarla mücadeledeki başarısızlığının ve umutsuzluğunun kanıtı' olarak görülüyor.

Ayrıca Macid Hasan, "Tel Aviv, Filistin mücadelesini göğüsleyemediği için eski çağlardan beri izlediği suikast politikasına geri dönüyor" şeklinde konuştu. 

Hasan ayrıca, İsrail'in Gazze Şeridi'ne ve Filistinli gruplara karşı başlattığı suikastların ve hatta askeri operasyonların, direnişin gelişmesini durdurmada tam bir başarısızlık olduğunu kanıtladığını dile getirdi.

Hamas lideri, "Tel Aviv, bir caydırıcılık denklemi yaratmanın mümkün olmayacağının farkında, ancak gruplar giderek mücadele seçeneğine daha fazla sarılıyor" dedi. 

Provokasyonlar ve gerginliğin nedeni

Aynı şekilde İsrail medyası, İsrail kamuoyunu Hamas'a karşı harekete geçirmeye başladı. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu'nun (KAN) yayımladığı bir haberde, askeri kurumun, Gazze Şeridi'nde İsrail'e karşı direniş operasyonlarının arkasında durma sorumluluğunu üstlenen Hamas'a karşı askeri eylem gerçekleştirmeyi ele aldığı belirtildi. 

KAN'da Filistin meseleleri yorumcusu olan Elior Levy, yaptığı açıklamada "Netanyahu, Hamas'ı kışkırttı ve bir cümlesi hareketin tehditler savurmasına yol açtı.

Netanyahu, "İsrail'e karşı saldırı başlatmak üzere birilerini gönderenleri yok edeceğiz. Bu kişiler, bedelin tamamının ödenmesini hızlandıracak' dedi" ifadelerini kullandı. 

Levy, "Bu cümle fitili ateşledi ve bu nedenle uzun bir göreceli sakinlik döneminden sonra gerginlik geri dönecek. Ayrıca Hamas liderliğinden gelen tehditlerin düzeyi artıyor" şeklinde konuştu. 

Aruri'nin askeri imajının, füze testlerinin yoğunlaştırılmasının ve bölge sakinlerinin şiddetli gösterilerle sınıra doğru itilmesinin birdenbire ortaya çıkmadığını dile getiren Elior Levy, bu olayların tesadüfi değil, tehdit mevsiminin zirveye ulaştığını teyit eden işaretler olduğuna dikkati çekti. 

Aynı şekilde Netanyahu, Gazze'yi askeri olarak vurma niyetinin, ülkesinin bir terör dalgası ile karşı karşıya olmasından, Hamas'ın bu terörün arkasında durmasından ve her operasyondan sonra hareketin limanı sahiplenmesinden kaynaklandığını söyledi. 

Ancak siyasi gözlemci Mustafa İbrahim, İsrail'in Hamas'a karşı askeri bir operasyon başlatamayacağını savunuyor.

İbrahim'e göre çünkü İsrail'deki uluslararası, bölgesel ve iç koşullar Gazze'ye olası bir saldırıyı engelleyebilir.

Ancak İbrahim, "İsrail'deki operasyonlar artarsa Netanyahu savaşmaktan çekinmeyecektir" ifadelerini de kullandı. 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Hamas hükümetini feshederken, Şaas tek bir otorite çağrısında bulundu

Filistinliler, Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi'nde Daghmuş ailesine ait evi hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Daghmuş ile eşi için dün cenaze töreni düzenledi. (DPA)
Filistinliler, Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi'nde Daghmuş ailesine ait evi hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Daghmuş ile eşi için dün cenaze töreni düzenledi. (DPA)
TT

Hamas hükümetini feshederken, Şaas tek bir otorite çağrısında bulundu

Filistinliler, Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi'nde Daghmuş ailesine ait evi hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Daghmuş ile eşi için dün cenaze töreni düzenledi. (DPA)
Filistinliler, Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi'nde Daghmuş ailesine ait evi hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Daghmuş ile eşi için dün cenaze töreni düzenledi. (DPA)

Hamas, yaklaşık yirmi yıldır Gazze Şeridi'nin yönetiminde fiili hükümet işlevi gören "Hükümet Acil Durum Komitesi"ni feshettiğini açıkladı.

Gazze'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Acil Durum Komitesi Başkanı Muhammed el-Ferra, görevinden istifa ettiğini duyurdu. Hamas'ın bu adımla, Gazze'nin yönetiminin geçen ocak ayında "Barış Konseyi" tarafından oluşturulan ve "Gazze Ulusal Yönetim Komitesi" ya da "Teknokratlar Komitesi" olarak bilinen yapıya devredilmesini kolaylaştırmayı hedeflediği belirtiliyor.

Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas ise yayımladığı açıklamada, komitenin gerekli imkân ve koşulların sağlanması hâlinde ulusal sorumluluklarını üstlenmeye tamamen hazır olduğunu ifade etti.

Şaas, komitenin başarılı şekilde görev yapabilmesi için temel şartların; "tek bir otoritenin, açık hukuki referansa sahip tek bir yasal düzenin ve bu otoriteye bağlı tek bir silahlı gücün varlığı" olduğunu vurguladı.

Öte yandan Şarku'l Avsat, pazar günü Hamas kaynaklarına dayandırdığı özel haberinde, hareketin hükümet komitesini feshetmeyi planladığını ve kararın açıklanacağı tarihi önceden duyurmuştu.


Sudan'da altın madeninde meydana gelen çökme sonucu 15 kişi hayatını kaybetti

Sudan'ın Nil Nehri Eyaletindeki el-Ubeydiye bölgesindeki yerel bir madenden altın işçileri çıkıyor (Reuters)
Sudan'ın Nil Nehri Eyaletindeki el-Ubeydiye bölgesindeki yerel bir madenden altın işçileri çıkıyor (Reuters)
TT

Sudan'da altın madeninde meydana gelen çökme sonucu 15 kişi hayatını kaybetti

Sudan'ın Nil Nehri Eyaletindeki el-Ubeydiye bölgesindeki yerel bir madenden altın işçileri çıkıyor (Reuters)
Sudan'ın Nil Nehri Eyaletindeki el-Ubeydiye bölgesindeki yerel bir madenden altın işçileri çıkıyor (Reuters)

Sudan'da daha önce güvenlik gerekçesiyle kapatılan bir altın madeninde meydana gelen kısmi göçükte 15 işçi hayatını kaybetti. Olayı, Sudan Maden Kaynakları Şirketi tarafından dün açıklandı.

Şirketten yapılan açıklamada, Mısır sınırına yakın Vadi Halfa bölgesindeki Muhammed Tevfik madenine, teknik incelemeler sonucunda tehlikeli olduğu gerekçesiyle kapatılmış olmasına rağmen bazı işçilerin girdiği belirtildi. Açıklamada, madenin bir bölümünün çökmesi sonucu 15 işçinin hayatını kaybettiği, bir işçinin ise yaralandığı ifade edildi.

Şirket, madenlerin kapatılmasına ilişkin kararların yalnızca ayrıntılı teknik ve mühendislik değerlendirmelerinin ardından alındığını vurgulayarak, bu kararların temel amacının can güvenliğini sağlamak ve kazaları önlemek olduğunu belirtti.

Sudan'da Nisan 2023'te ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında başlayan iç savaşın ardından, her iki tarafın savaş finansmanında altın sektörü önemli gelir kaynağı hâline geldi. Bu süreçte taraflar ayrıca dış aktörlerden de destek alıyor.

Savaş, zaten kırılgan olan Sudan ekonomisine ağır darbe vururken, geniş kesimlerin geçim kaynaklarını kaybetmesine neden oldu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu durum, çok sayıda kişinin yüksek risk taşıyan altın madenciliğine yönelmesine yol açtı.

Ülkede çıkarılan altının büyük bölümü, ruhsatsız sahalarda veya ekonomik ömrünü tamamlamış madenlerde ilkel yöntemlerle gerçekleştirilen madencilik faaliyetlerinden elde ediliyor.

Bu tür madenlerde yeterli iş güvenliği önlemlerinin bulunmaması ve son derece tehlikeli kimyasalların kullanılması, çevredeki bölgelerde sağlık sorunlarının yaygınlaşmasına neden oluyor.

Afrika'nın yüzölçümü bakımından üçüncü büyük ülkesi olan Sudan, kıtanın önde gelen altın üreticileri arasında yer alıyor.


Irak: Petrol Bakan Yardımcısı’na ait yüklü miktarda para ve altın ele geçirildi

Irak Petrol Bakan Yardımcısı’nın evinde ele geçirilen banknot desteleri (Irak Haber Ajansı/INA)
Irak Petrol Bakan Yardımcısı’nın evinde ele geçirilen banknot desteleri (Irak Haber Ajansı/INA)
TT

Irak: Petrol Bakan Yardımcısı’na ait yüklü miktarda para ve altın ele geçirildi

Irak Petrol Bakan Yardımcısı’nın evinde ele geçirilen banknot desteleri (Irak Haber Ajansı/INA)
Irak Petrol Bakan Yardımcısı’nın evinde ele geçirilen banknot desteleri (Irak Haber Ajansı/INA)

Yolsuzlukla suçlanan Irak Petrol Bakan Yardımcısı Adnan el-Cumeyli dosyasında yeni gelişmeler yaşanırken, hükümet ile yargının yolsuzlukla mücadele hamlesinin yalnızca alt düzey isimlerle sınırlı kalacağı, onları koruyan nüfuzlu siyasetçi ve partilere uzanmayacağı yönündeki endişeler sürüyor. Buna karşın hükümet çevreleri soruşturmaların devam ettiğini vurguluyor.

Merkezi Yolsuzlukla Mücadele Ceza Mahkemesi Soruşturma Hâkimi Ziya Cafer dün yaptığı açıklamada, tutuklu bulunan Petrol Bakanlığı Rafineri İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Adnan el-Cumeyli ve birlikte hareket ettiği öne sürülen kişilerle ilgili soruşturmada 25 milyar Irak dinarı, 1 milyon dolar nakit para ile yaklaşık 5 kilogram altın ziynet eşyasına el konulduğunu duyurdu.

Cafer, yazılı açıklamasında, soruşturma kapsamında bugüne kadar el konulan toplam meblağın 127 milyar Irak dinarı ve 24 milyon dolara ulaştığını belirtti. Ayrıca çok sayıda taşınmaz, araç ve altın ziynet eşyasının da haczedildiğini ifade etti.

Soruşturmaların sürdüğünü kaydeden Cafer, olayla bağlantısı bulunan diğer şüphelilerin takibi ile tüm yasal işlemlerin tamamlanmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini bildirdi.

cdbthynju
Irak Petrol Bakan Yardımcısı’ndan ele geçirilen çantalar (Irak Haber Ajansı/INA)

Irak Dürüstlük Komisyonu kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Adnan el-Cumeyli’nin şimdiye kadar el konulan nakit varlıkları ve 70 taşınmazının toplam değerinin 250 milyar Irak dinarını (yaklaşık 191 milyon dolar) aştığını belirtti.

Irak İçişleri Bakanlığı da dün, Salahaddin vilayetinde Adnan el-Cumeyli dosyasında aranan şüphelilerden birinin yakalandığını duyurdu. Bakanlığın açıklamasında, Federal İstihbarat ve Soruşturmalar Ajansı ekiplerinin, el-Cumeyli’ye bağlı olduğu öne sürülen yolsuzluk ağına mensup bir şüpheliyi gözaltına aldığı bildirildi. Operasyonda 3 milyon dolardan fazla nakit para, 750 milyon Irak dinarı, çok sayıda hafif silah, yeni model araç ve şüphelinin evinde bulunan kamu ihalelerine ilişkin sözleşmelere el konulduğu aktarıldı.

Iraklı yetkililer, geçen hafta Adnan el-Cumeyli’nin ifadeleri doğrultusunda yolsuzluk suçlamasıyla aralarında milletvekilleri, siyasi blok liderleri ve eski valilerin de bulunduğu 15 kişiyi gözaltına almıştı. El-Cumeyli dosyasıyla bağlantılı olarak İçişleri Bakanlığı dün Salahaddin vilayetinde, Beyci Rafinerisi’nin bulunduğu bölgede aranan bir şüphelinin daha yakalandığını açıkladı.

Güvenlik kaynakları ise gözaltına alınan kişinin Beyci Rafinerisi’nin sözleşmelerden sorumlu müdürü olduğunu ve evinde yapılan aramada 3 milyon dolar ile 700 milyon Irak dinarı ele geçirildiğini bildirdi.

Hükümetin yolsuzlukla mücadele kapsamında attığı adımlar kamuoyunda geniş destek görse de, Başbakan Ali ez-Zeydi hükümetinin bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürüp sürdüremeyeceği konusunda belirsizlik devam ediyor. Şüpheleri artıran unsurlar arasında Zeydi’nin daha önce, çaldıkları kamu kaynaklarını iade etmeleri karşılığında bazı sanıklarla ‘uzlaşma’ yapılabileceği ve serbest bırakılabilecekleri yönündeki açıklamaları da yer alıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, hükümeti kuran Şii Koordinasyon Çerçevesi kulislerinde son yolsuzluk operasyonlarına yönelik ciddi rahatsızlık oluştuğunu belirtti. Kaynaklara göre bazı Koordinasyon Çerçevesi liderleri, gözaltı dalgasının kendi çevrelerine ve destekçilerine uzanmasından endişe ederek Başbakan Zeydi’den operasyonların durdurulmasını talep ediyor.

cfgthyju
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi (Hükümet medya ofisi)

Şii Koordinasyon Çerçevesi’ni oluşturan siyasi güçlerin büyük bölümü yolsuzlukla mücadele kampanyasına destek verdiğini açıklasa da, kaynaklar kamuoyuna yapılan açıklamalar ile kapalı kapılar ardındaki tutumların birbirini yansıtmadığını belirtiyor.

Kaynaklara göre, Koordinasyon Çerçevesi’nin olağan toplantısında son yolsuzluk operasyonlarının sonuçları ve olası etkilerinin yanı sıra, silahlı grupların silahsızlandırılması dosyası da ele alınacak. Bu başlığın, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin ay ortasında Washington’a gerçekleştirmesi beklenen ziyaretin gündemindeki temel konular arasında yer aldığı ifade ediliyor.

Öte yandan Koordinasyon Çerçevesi’nden milletvekili Abdullah el-Heygani, Başbakan Ali ez-Zeydi ile Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan arasında, yolsuzluğa karışan isimlerin herhangi bir siyasi grubu diğerine karşı hedef almadan yargılanması konusunda mutabakat sağlandığını açıkladı.

El-Heygani dün yaptığı basın açıklamasında, Zeydi, Zeydan ve operasyonları yürüten güvenlik birimlerinin, hiçbir siyasi oluşumu diğerine karşı hedef göstermeden yolsuzlukla mücadeleyi sürdürme konusunda anlaştığını belirterek, operasyonların Irak’ın tüm vilayetlerine yayılacağını söyledi.

Milletvekili, yolsuzlukla mücadelede bir sonraki operasyon dalgasının çok sayıda şüpheliyi kapsayacağını, üçten fazla aşamada yürütüleceğini ve mevcut ile eski bakanlar, genel müdürler, milletvekilleri ve valileri de hedef alacağını ifade etti.

Irak Yolsuzlukla Mücadele Akademisi’nden Dr. Galib ed-Daami de yolsuzluk soruşturmalarının süreceği görüşünü paylaştı.

Daami, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, soruşturmaların iki paralel hat üzerinden yürütüldüğünü belirterek, bunlardan birinin ülke içindeki şüphelilere, diğerinin ise yurt dışına kaçan zanlılara yönelik olduğunu söyledi.

Yakında büyük miktarlarda krediyi Irak bankalarından kullandıktan sonra ne anaparayı ne de faizini ödeyen bazı iş insanlarını kapsayan yeni bir operasyon dalgasının başlatılabileceğini ifade eden Daami, hükümetin mevcut tutukluları, çaldıkları paraları iade etmeleri karşılığında serbest bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını dile getirdi.

Daami ayrıca, yargı ve denetim kurumlarının, Irak dışına kaçırıldığı öne sürülen kamu kaynaklarının geri alınmasına ilişkin 954 dosya ile cezaevindeki sanıkların yurt dışına aktardığı yolsuzluk gelirlerinin iadesine yönelik 262 hukuki başvuru üzerinde çalıştığını açıkladı.

bgtrynytn
(foto altı) Irak Petrol Bakan Yardımcısı’nın evinde ele geçirilen dolar desteleri (Irak Haber Ajansı/INA)

Irak Dürüstlük Komisyonu daha önce yaptığı açıklamada, hakkında mahkûmiyet kararı bulunan eski Vergi Genel Müdürlüğü Başkanı Usame Cevdet Hüsam’ın, Türkiye’de eşi adına kayıtlı 12 taşınmaza sahip olduğunu açıklamıştı. Komisyon ayrıca Hüsam’ın Türkiye ve Kuveyt’teki bankalarda bulunan hesaplarında da yüklü miktarda para bulunduğunu duyurmuştu.

Irak Adalet Bakanlığı ise önceki gün, son iki yıl içinde ülkeden yasa dışı yollarla çıkarılan kamu kaynaklarından 25 milyon dolardan fazlasının geri alındığını açıkladı. Bakanlık, çeşitli ülkelerde bulunan para, taşınmaz ve banka hesaplarının iadesi için hukuki ve adli sürecin sürdüğünü bildirdi.

Bakanlık Sözcüsü Ahmed Luaybi, Irak Haber Ajansı’na (INA) yaptığı açıklamada, varlıkların geri alınması sürecinin Federal Dürüstlük Komisyonu ile koordinasyon içinde ve uluslararası anlaşmalara dayanan hukuki mekanizmalar aracılığıyla yürütüldüğünü söyledi. Luaybi, bakanlığın çeşitli uluslararası davalarda önemli başarılar elde ettiğini belirterek, bu süreçte 25 milyon dolardan fazla kamu kaynağının geri kazanıldığını ve yurt dışındaki Irak varlıkları üzerindeki bazı haciz kararlarının kaldırıldığını ifade etti. Diğer dosyalara ilişkin takip ve uygulama çalışmalarının ise devam ettiğini kaydetti.

Luaybi ayrıca, geri alma sürecinin ilgili ülkelerde Irak mahkemelerinin verdiği kararların hukuki kanallar üzerinden ve görevlendirilen avukatların iş birliğiyle uygulanmasını kapsadığını belirterek, farklı ülkelerdeki banka hesapları ve taşınmazlara dağıtılmış diğer kamu varlıklarının geri kazanılması için çalışmaların sürdüğünü söyledi.