Yemen: İç savaş ve yaşam şartları intiharları artırıyor

Yemen’de maaşların kesilmesi, Husi işgalindeki bölgelerde ruhsal hastalıkları arttırdı

Yemenli bir adam ve çocuğu, Hucce vilayetinde Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sponsorluğundaki psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor (Sınır Tanımayan Doktorlar)
Yemenli bir adam ve çocuğu, Hucce vilayetinde Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sponsorluğundaki psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor (Sınır Tanımayan Doktorlar)
TT

Yemen: İç savaş ve yaşam şartları intiharları artırıyor

Yemenli bir adam ve çocuğu, Hucce vilayetinde Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sponsorluğundaki psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor (Sınır Tanımayan Doktorlar)
Yemenli bir adam ve çocuğu, Hucce vilayetinde Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sponsorluğundaki psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor (Sınır Tanımayan Doktorlar)

Yemenli öğretmen Samir’in ailesi, çocuklarının defalarca intihar girişiminde bulunduğunu söyledi. 4 yıl önceki ilk denemesinde yaşadığı psikolojik krizi atlattığını düşünürlerken, bir yıl önce bir kutu sakinleştirici hapın tamamını yutması karşısında şaşrdıklarını dile getirdi. Aktarılana göre ailesi, çocuklarının vücudunda etki yaratmadan önce onu tedavi edip kurtarmayı başardı ama bu sefer de Samir, kendini bir binanın çatısından atmaya çalıştı.

Başkent Sana’nın batısındaki yüksek katlı bir binanın sakinleri, Samir’in çatıya çıkan kapıyı açmaya çalıştığını görünce ailesini uyarmaya çalıştı. Bina sakinlerinden biri onu tanımayıp onun bir hırsız olduğunu düşünse de diğer sakinler onu tanıyordu. Nitekim Samir’in kendisini çatıdan aşağı atmaya çalıştığı ortaya çıktı. Bu noktada ailesi, durumu daha fazla gizleyemedi ve yaşananları fırsat bilerek oğullarının şüpheli davranışlarda bulunduğunu fark eden mahalle sakinlerinden işbirliği yapmalarını istedi.

Uluslararası örgütler ve kuruluşlar, Yemen’de psikiyatrik tıp alanında destek sağlıyor. Ancak yardımın etkisi sınırlı (BM)
Uluslararası örgütler ve kuruluşlar, Yemen’de psikiyatrik tıp alanında destek sağlıyor. Ancak yardımın etkisi sınırlı (BM)

Samir, 7 yıldır maaşlarının kesilmesi başta olmak üzere zorlu yaşam koşulları nedeniyle psikolojik rahatsızlıklara maruz kalan öğretmenlerden biri. Yaşamsal koşullar, birçok öğretmeni intihara, canına kıymaya, sokaklarda barınmaya ya da ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için ailelerine başvurmaya itti.

Samir’in annesi, karısı ve tek kızı onu neredeyse sürekli takip etmek zorunda. Dört denemeden sonra tekrar intihar edebileceği korkusuyla, ilaçlara, kesici aletlere, iplere, tellere ulaşması engelleniyor. Ayrıca mahalle halkından evin dışında onu izlemelerini istiyorlar. Erkek kardeşi de sokaklarda onu takip etmek için mağazadaki işinden izin almak zorunda kalıyor.

Yaklaşık 1 ay önce Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Yemen’de ruh sağlığı hizmetlerinin kısıtlı olması nedeniyle bu yıl yaklaşık 7 milyon Yemenlinin ruh sağlığı bakımına ihtiyaç duyduğunu açıkladı. Yemen’de her 700 bin kişiye 1 psikiyatrist düşüyor. Bu, 100 bin kişi başına yaklaşık 40 psikiyatrist gerektiren küresel standarttan çok daha düşük bir yüzde.

Öğretmenler intihar ediyor

UNFPA’ya göre 7 milyon Yemenliden yalnızca 120 bini, ruh sağlığı hizmetlerine erişebiliyor. Bu sayı, büyüyen ve artan ihtiyaçların boyutuyla tamamen orantısız olan küçük bir sayı.

Darbeci Husiler, kontrolleri altındaki bölgelerde birçok psikiyatri hastanesinin ve kliniğinin kapatılmasına neden oldu (X)
Darbeci Husiler, kontrolleri altındaki bölgelerde birçok psikiyatri hastanesinin ve kliniğinin kapatılmasına neden oldu (X)

“Yemen ruh sağlığı bakımında hâlâ küresel standarttan çok uzakta” açıklamasında bulunan UNFPA, ABD Kalkınma Ajansı’ndan aldığı tahminen 23 milyon dolar tutarındaki finansmanın bir kısmını, 14 hastane ve 4 gezici klinikte psikososyal destek hizmetlerinin sağlanmasına, ayrıca kadınlar ve kız çocuklarına yönelik psikolojik destek sağlamak üzere 20 güvenli alanın desteklenmesine ayırdığına dikkat çekti.

UNFPA’nın açıklamasıyla eş zamanlı olarak Amran vilayetinde (başkent Sana’nın 51 kilometre kuzeyinde) Genel Elektirik Şirketi’nin bir çalışanı, işinden atılması ve teşvik adı altında aldığı küçük meblağlardan mahrum kalması nedeniyle intihar etti. Vilayette Elektrik Şirketi şubelerini kontrol eden bir Husi lider, söz konusu çalışanı ve onlarca meslektaşına görevden aldı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre İbb vilayeti ise en fazla öğretmen intiharına tanık olan Yemen vilayeti oldu. Yalnızca 2019 yılında 5’ten fazla öğretmen intihar etti. Bu yıl maaş kesintisi nedeniyle en çok öğretmen intiharının yaşandığı yıl oldu.

Yerinden edilmiş kişiler, Yemen’in Taiz şehrinde BM yardımı alıyor (AFP)
Yerinden edilmiş kişiler, Yemen’in Taiz şehrinde BM yardımı alıyor (AFP)

İntihar olaylarıyla ilgili, resmî bir kurum tarafından yayınlanan istatistik bulunmasa da intiharlar sadece öğretmenler ve kamu çalışanlarıyla sınırlı değil. İbb, genel olarak adı intiharlarla en çok anılan vilayet. Öyle ki 2022 yılında darbeci Husilerin kontrolündeki tüm vilayetlerde 50’den fazla intihar ya da intihar girişimi yaşandı, ancak tahminler her iki günde bir intihar yaşandığını gösteriyor.

2019 yılı maaşların kesilmesi nedeniyle en meşhur intihar olaylarına sahne oldu. Başkent Sana’da genç bir öğretmen, yaşadığı evin sahibinin birkaç aydır kira ödememesinin yanı sıra birikmiş borçları nedeniyle kendisinden şikayetçi olması üzerine kendini Ecza Kules’nin tepesinden aşağı attı.

Çevreye göre çeşitlilik

Yemen’de son yıllarda yayılan akıl hastalıkları konusunda çalışan uluslararası kuruluşların verilerinden, çatışmaların uzağındaki vilayetlerde halk arasında ortaya çıkan psikolojik koşulların kaygı, depresyon, aşırı üzüntü, şiddete eğilim ile temsil edildiği açıkça görülüyor.

Ancak Husi milislerinin askeri çatışmalarına ve şiddet uygulamalarına tanık olan bölgeler, daha karmaşık psikolojik koşullara sahne oluyor. Bu bölgelerde daha çok şiddetli depresyon, psikoz, bipolar bozukluk, gelecek kaygısı, sürekli korku veya patolojik korku, sürekli hayal kırıklığı ve kaygıya dönüşen travma sonrası stres bozukluğu yaşanıyor.

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nün (MSF) verilerine göre çocuklarda şiddetli depresyon, panik, histeri, kekemelik, yatak ıslatma, hiperaktivite, kabus görme ve uyku bozukluğu gibi sorunlar yaşanıyor. Ayrıca depresyon, travma sonrası stres belirtileri, obsesif kompulsif bozukluk, geri çekilme, endişe, uyku bozuklukları, kaygı ve stres, bu bölgelerin yanı sıra yerinden edilen kamplarda da çoğalıyor.

Savaş nedeniyle pek çok psikolojik rahatsızlık yaşayan Yemenli çocuklar, psikolojik destek ve tedaviden mahrum kalıyor (Reuters)
Savaş nedeniyle pek çok psikolojik rahatsızlık yaşayan Yemenli çocuklar, psikolojik destek ve tedaviden mahrum kalıyor (Reuters)

Darbeci Husi milisler tarafından kontrol edilen Sana’da sağlık sektöründe çalışan ve takma adı Halid Celal olan bir yetkili, Yemenlilerin kötüleşen ruh sağlığı trajedisinin görünürdeki boyutunun gerçek boyutundan çok daha az olduğunu söyledi. Yetkili, sivil toplum ve medyanın yokluğuna ek olarak, savaşın etkileri ve yarattığı yaşam koşulları kaydedecek istatistikler, dijital veriler veya stratejiler bulunmadığına dikkati çekerken, görünmeyen trajedinin görünenden çok daha büyük olduğunu vurguladı.

Celal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu trajedinin gelecekte daha da kötüleşeceğini, savaş bittikten ve kamusal hayat normalleşmeye başladıktan sonra patlayacağını söyledi. Celal’e göre Yemenliler, en az üçte birinin darbeden, savaştan, maaş kesintisinden, işsizlikten, zor yaşam koşullarından ya da savaşın devam etmesinden kaynaklanan psikolojik rahatsızlıklardan mustarip olduğunu belirtti.

Yetkili, savaşın Yemenlilerin ruh sağlığı üzerindeki yansımalarıyla yüzleşecek sağlık stratejilerinin bulunmamasının, ülkenin ve toplumun geleceği için bir risk oluşturduğu ve kamplarda veya sınırlarda, zorlu yaşamsal koşullarda büyüyen ve çoğunun psikolojik açıdan rahatsız olması muhtemel çocuklar nedeniyle bu ihmalin derhal durdurulması gerektiği konusunda uyardı. Halid Celal, çocukların maruz kaldığı koşulların, milislerin ve terör örgütlerinin onları kendilerine çekmesini ve saflarına katmasını kolaylaştırdığını vurguladı.

Yemen’deki diğer binlerce psikiyatri hastasıyla birlikte Samir’in durumu da kötüleşirken sağlık yetkilisi, Dünya Sağlık Örgütü’nün 10 ay önce Yemen’de açıkladığı ulusal ruh sağlığı stratejisinin uygulanmasına yönelik prosedürlerin netlik kazanmaması veya bu stratejiden şu ana kadar nelerin başarıldığının açıklanmaması karşısında şaşkınlığını dile getirdi.



Bağdat, DMO tarafından yönetilen milis gruplarının mevzilerini çatışma çıkmadan kuşatmak için harekete geçti

Bağdat, DMO tarafından yönetilen milis gruplarının mevzilerini çatışma çıkmadan kuşatmak için harekete geçti
TT

Bağdat, DMO tarafından yönetilen milis gruplarının mevzilerini çatışma çıkmadan kuşatmak için harekete geçti

Bağdat, DMO tarafından yönetilen milis gruplarının mevzilerini çatışma çıkmadan kuşatmak için harekete geçti

Iraklı kaynaklar dün yaptıkları açıklamada, silahların devlet kontrolünde toplanması için tanınan sürenin 30 Eylül 2026’da sona ermesinin ardından hükümetin uygulamaya koymayı planladığı yol haritasının ayrıntılarını açıkladı. Buna göre plan, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından yönetilen silahlı grupların lider kadrolarına ait mevzilerin ‘çevrelenmesini’ ve ardından bu grupların ‘kademeli olarak dağıtılmasını’ öngörüyor. İranlı yetkililerin ise Bağdat’ın ‘silahlı çatışmaya yol açmayacak bir süreç tasarlamasına’ rağmen planı engellemeye veya ertelemeye çalıştığı belirtildi.

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi daha önce yaptığı açıklamada, gelecek ayın sonunu ABD güçlerinin ülkeden çekilmesi için son tarih olarak belirlemişti. Aynı tarih, silahlı grupların elindeki silahların devletin kontrolüne geçirilmesi için tanınan sürenin de sona ereceği tarih olacak.

Kuşatma planı

Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hükümetin 30 Eylül sonrasına ilişkin planının, ordu, Terörle Mücadele Birimi ve seçkin birliklerden oluşan düzenli güçlerin silahlı gruplara ait operasyon merkezlerinin çevresine ve bu merkezlere ulaşan güzergâhlara konuşlandırılmasını öngördüğünü söyledi. Bu adımla söz konusu merkezlere giriş çıkış yapan sevkiyat ve ikmal hareketlerinin kısıtlanmasının amaçlandığı belirtildi.

Kaynaklar, hükümet güçlerinin aşamalı olarak subayların komutasında kontrol noktaları kurmaya başlayacağını ve silah hareketliliğini takip ederek bunlara el koyacağını ifade etti. Özellikle insansız hava araçları (İHA) ve füzeler üzerinde durulacağı kaydedildi.

Kaynaklara göre hükümet güçleri, silahlı grupların merkezlerinin çevresinde herhangi bir çatışmaya yol açmadan sıkı bir güvenlik çemberi oluşturacak. Operasyonun nihai hedefinin ise grupları ‘ya İHA’ların sevk edilmesi gibi bir hata yapmaya, ya silahlı çatışmaya girmeye ya da tek kurşun atmadan mevzilerini resmî kurumlara bırakmaya’ zorlamak olduğu belirtildi.

DMO tarafından yönetilen grupların silahları konusunda yürütülen hassas görüşmelere yakın bir kaynak, “Hükümet güçleri, bu mevzilerin çevresindeki kısıtlayıcı tedbirleri sistematik biçimde aşamalı olarak artıracak ve sonunda yıllardır girilmesi zor olan bu bölgelerde kontrolü sağlamaya imkân verecek bir aşamaya ulaşacak” dedi.

bfdbf
Bağdat’taki Terörle Mücadele Birimi’nin bir üyesi (Arşiv – AFP)

Askeri ve siyasi liderliklerin, devlet kontrolü dışındaki silahlar konusunda taraflar arasında ‘askeri çatışmayı’ önleyecek bir yöntem üzerinde yürütülen görüşmelerin ardından bu formül üzerinde uzlaştığı belirtildi.

Saha kaynakları, ‘ordu ve Terörle Mücadele Birimi güçlerinin bu haftanın başında planın deneme aşaması kapsamında bazı bölgelerde ve ana yollarda gözetleme noktalarında görev yapmak üzere çok sayıda subayı konuşlandırmaya başladığını’ söyledi.

Kaynaklar ayrıca, bazı gözetleme noktalarının ‘son birkaç hafta içinde Irak’ın farklı bölgelerindeki çeşitli noktalara gönderilen İHA sevkiyatlarını ele geçirmeyi başardığını’ doğruladı.

Curf es-Sahr ve Curf en-Nedaf

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre plan, ağırlıklı olarak başkentin güneyinde bulunan ve Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) bünyesindeki silahlı grupların önemli merkezleri olarak bilinen Curf es-Sahr ve Curf en-Nedaf bölgelerine odaklanıyor. Curf es-Sahr, Ketaib Hizbullah’ın, Curf en-Nedaf ise Nuceba Hareketi’nin kalesi olarak öne çıkıyor.

Curf es-Sahr bölgesi, 2014’ten bu yana silahlı grupların en önemli kalelerinden biri olarak görülüyor. Bölgenin, gruplara ait kamplar, hapishaneler, depolar ile füze ve İHA üretim tesislerini barındıran stratejik bir askeri üsse dönüştüğü düşünülüyor. Ancak çok sayıda kişi, buranın DMO’nun operasyon merkezi olduğuna inanıyor.

Bağdat’ın güneydoğu eteklerinde, Bağdat-Medain yolu yakınında bulunan Curf en-Nedaf bölgesi ise son yıllarda Haşdi Şabi ile bağlantılı silahlı gruplara ait karargâh ve tesislerin bulunduğu bir bölge olarak öne çıktı.

Iraklı güvenlik kaynaklarına göre bölgenin silah ve mühimmat depolama tesisleriyle ve İran yanlısı silahlı grupların askeri faaliyetleriyle bağlantılı olması nedeniyle bölgeye yönelik güvenlik ilgisi de arttı.

Temmuz 2026’da güvenlik kaynakları, ortak bir güvenlik gücünün Curf en-Nedaf bölgesinde Nuceba Hareketi’ne ait olduğu düşünülen bir karargâha baskın düzenlediğini bildirdi. Kaynaklar, söz konusu yerde İHA üretim tesisi bulunduğunu ve buranın çeşitli hedeflere yönelik İHA saldırılarında kullanıldığını belirtti.

dfvgthy
Curf es-Sahr’daki Ketaib Hizbullah mensupları (AFP)

Iraklı kaynaklar, “İstihbarat değerlendirmeleri, ele geçirilen veya farklı hedeflere doğru gönderilen İHA sevkiyatlarının bu bölgelerdeki bir kontrol merkeziyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu” dedi.

Baskına Bağdat Operasyonlar Komutanlığı, federal polis ve Haşdi Şabi Güvenlik Müdürlüğü güçleri katılırken, operasyon güvenlik güçlerinin bölgeden çekilmesi ve karargâhta arama yapmamasıyla sonuçlandı.

Siyasi bir kaynak ise “Curf en-Nedaf karargâhına düzenlenen baskının başarısız olması, askeri yönetime planı karargâhlara doğrudan baskın düzenlemek yerine bu noktaları kuşatma ve buralara erişim kapasitesini kısıtlama yönünde değiştirmesi için yeterli fikir verdi” ifadesini kullandı.

Daha geniş çaplı konuşlandırma

Silahlı grupların varlığı, Bağdat’ın güneybatısında bulunan Curf es-Sahr ve Curf en-Nedaf bölgeleriyle sınırlı değil. Ancak bu iki bölge, stratejik önemleri ve başkente yakınlıkları nedeniyle özel bir odak noktası oluşturuyor.

Grupların Bağdat’ın kuzeyindeki Salahaddin vilayetinde bulunan Tuzhurmatu ve Amirli’de de çeşitli mevzileri bulunuyor. Ayrıca Bağdat’ın kuzeydoğusundaki Diyala vilayetinde Eşref Kampı ile başkentin güneydoğusunda yer alan Vasit vilayetinin merkezi Kut kentinde de silahlı gruplara ait noktalar bulunuyor.

Üst düzey bir siyasi yetkiliye göre, DMO tarafından yönetilen grupların iki temel görevi öne çıkıyor. Bunlardan ilki, gerektiğinde hızlı müdahale edebilme kapasitesini güvence altına almak amacıyla Bağdat’a çok yakın noktalarda konuşlanmak. Grupların başkent çevresindeki çok sayıda noktada yoğun şekilde varlık göstermesi de bu durumla açıklanıyor.

İkinci görev ise Sünni bölgelerin, özellikle Suriye sınırına yakın stratejik coğrafi geçiş noktalarının kontrolünü ele geçirerek bu bölgeler üzerindeki baskıyı artırmak.

dfrgt
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi (AFP)

Kaynaklar, “DMO tarafından yönetilen grupların tesislerinin çevresinde güvenlik çemberi oluşturulması ve hareket kabiliyetlerinin kısıtlanması, Haşdi Şabi’ye bağlı tüm tugayların bütün şehirlerden çıkarılmasını ve grupların liderlerinden bağımsız olarak askeri komutanlık tarafından belirlenecek bir plan doğrultusunda yeniden konuşlandırılmasını içeren daha kapsamlı bir planın parçası” dedi.

Üst düzey bir siyasi yetkili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hükümet planı, gruplarla silahlı çatışmadan kaçınacak şekilde tasarlandı. Ayrıca ileri bir aşamada silahlı grupların statüsü ve mensuplarının geleceği konusunda yetkililerle ulusal bir çerçevede ciddi müzakerelere girmesini hedefliyor” ifadelerini kullandı.

İran için ‘uygun zaman değil’

Şu ana kadar İran’ın müttefiki olan Ketaib Hizbullah, Ketaib Seyyid eş-Şuheda ve Nuceba Hareketi’nin tamamı silahlarını devlete teslim etmeyi reddediyor. Bu gruplara yakın aktivistler, “Direniş ekseni, Amerikalılar ülkeden çekildikten sonra dahi silahlarını teslim etmeyecek” derken, meydan okuyan bir tutumla açıkça ‘devletin silahlarının grupların elinde toplanması’ çağrısında bulundu.

Hükümetin planı, grupların elinde bulunan stratejik silahların yanı sıra DMO’ya bağlı İranlı danışmanların görev yaptığı komuta ve kontrol merkezlerinin akıbeti konusunda İranlı yetkilileri endişelendirdi.

İki siyasi kaynağın aktardığına göre İranlı yetkililer, Koordinasyon Çerçevesi ittifakı liderlerine harekâtın zamanlamasının son derece kötü olduğunu bildirdi. Yetkililer, bölgesel durumun müttefiklerin, özellikle de Irak’taki müttefiklerin, silahlarını ellerinde tutmasını gerektirdiğini savundu.

Şii bir siyasi parti liderine yakın siyasi bir kaynak, söz konusu liderin İranlıları Başbakan üzerindeki baskıyı daha fazla artırmamaya ikna etmeye çalıştığını söyledi. Kaynak, Başbakan’ın silah meselesi nedeniyle zaten ABD’nin karşı baskısı altında olduğunu belirterek, “Bu hükümetin başarısız olması, Koordinasyon Çerçevesi ittifakının ve ağır bir mali krizle karşı karşıya bulunan genç hükümetinin de sonu anlamına gelecek” dedi.

Kaynak sözlerini şöyle sürdürdü: “İranlılar, hükümeti planın uygulanmasını ertelemeye zorlamak amacıyla Koordinasyon Çerçevesi’ne baskı yapıyor. Gruplar ise nihayetinde yerel ve bölgesel güç dengeleri değişene ve askeri varlıklarının konuşlandığı noktaları değiştirebilecekleri bir ortam oluşana kadar zaman kazanmaya çalışacak.”


Lübnan, İslamcı tutuklular sorununu çözmeye çalışıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Lübnan’a Özel Askerî Koordinasyon Grubu (MCG4L) Başkanı General Joseph Clearfield’ı, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa ile birlikte kabul etti. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Lübnan’a Özel Askerî Koordinasyon Grubu (MCG4L) Başkanı General Joseph Clearfield’ı, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa ile birlikte kabul etti. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan, İslamcı tutuklular sorununu çözmeye çalışıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Lübnan’a Özel Askerî Koordinasyon Grubu (MCG4L) Başkanı General Joseph Clearfield’ı, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa ile birlikte kabul etti. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Lübnan’a Özel Askerî Koordinasyon Grubu (MCG4L) Başkanı General Joseph Clearfield’ı, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa ile birlikte kabul etti. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Parlamentosu tarafından dün kabul edilen “genel af yasası”, bazıları yargılanmadan 10 yılı aşkın süre cezaevinde tutulan İslamcı tutuklular sorununu çözmeye yönelik süreci başlattı. Parlamento, yasa tasarısını geniş bir çoğunlukla kabul ederken, Hizbullah ve Özgür Yurtsever Hareketi milletvekilleri, geçmişteki güvenlik olayları sırasında Lübnan ordusu mensuplarını öldürmekle suçlanan kişileri de kapsadığı gerekçesiyle oylamadan çekildi.

Bir yargı kaynağı Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ilk aşamada yaklaşık 2 bin 300 mahkûmun serbest bırakılabileceğini belirtti. Kaynağa göre bunlar, genel aftan yararlanma şartlarını taşıyan ve çeşitli suçlardan yargılanan kişilerden oluşuyor.

Bu arada, Lübnan Özel Askerî Koordinasyon Grubu Başkanı Amerikalı General Joseph Clearfield, Beyrut ile Tel Aviv arasında mekik diplomasisi yürüterek güvenlik ve operasyonel konularda görüşmeler gerçekleştiriyor. Söz konusu temaslar, İsrail'in süreci ağırdan alması ve Lübnan'ın taleplerini yerine getirmekte isteksiz davranması karşısında, “çerçeve anlaşmasını” kurtarmaya yönelik Amerikan baskısının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.


Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarını birleştirme çabalarında koordinatör rolü üstlenmeyi hedefliyor

Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
TT

Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarını birleştirme çabalarında koordinatör rolü üstlenmeyi hedefliyor

Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Libya’daki devlet kurumlarını birleştirmeyi hedefleyen çabaları destekleme’ konusundaki kararlılığını vurgulayarak, Ankara'nın uluslararası çabaların koordinasyonunda rol oynama ve ‘Libya'daki kurumsal bölünmüşlüğü sona erdirmeyi amaçlayan ABD girişimini destekleme’ arzusunu dile getirdi.

Fidan, bu açıklamaları, Libya ziyaretinin ikinci gününde Bingazi'de Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter, Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter ve Genelkurmay Başkanı Halid Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmeler sırasında yaptı.

Ziyaretine salı günü Trablus'tan başlayan Fidan, ülkenin doğusundaki üst düzey yetkililerle görüşmek üzere Bingazi'ye geçmeden önce, geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Tekale ile bir araya gelmişti.

Ziyaret, Libya'da yürütme erki ile ülkedeki bölünmüş kurumların birleştirilmesine yönelik yeni bir formül geliştirilmesini amaçlayan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşleri Başdanışmanı Massad Boulos'un öncülük ettiği ABD girişimi etrafında temasların yoğunlaştığı hassas bir dönemde gerçekleşti.

Girişimin detaylarına dair basına yansıyan bilgilere göre bu plan, ülkenin doğusu ile batısındaki başlıca güç merkezlerini bir araya getirmeyi hedefleyen bir formül çerçevesinde yürütme erkinin yeniden şekillendirilmesini, Başkanlık Konseyi Başkanlığı'nın LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter'e verilmesini ve Dibeybe'nin başbakan olarak görevde kalmasını öngörüyor.

LUO Genel Komutanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Fidan, Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmede onun üstlendiği role duyduğu takdiri dile getirerek, bu ziyaretin Türkiye ile Libya arasındaki ilişkileri geliştirme sürecinin bir uzantısı niteliğinde olduğunu belirtti. Bakan Fidan ayrıca, yeni bir Türk konsolosun atanmasının ardından Bingazi'deki Türk Konsolosluğu'nun faaliyetlerine başladığına da dikkati çekti.

Fidan, pazartesi günü Bingazi'nin el-Havari mahallesinde aracını hedef alan bombalı bir saldırıyla suikasta uğrayan Libya'nın doğusundaki Askeri İstihbarat İdaresi Müdürü Korgeneral Fevzi el-Mansuri'nin vefatı dolayısıyla Hafter'e taziyelerini iletti.

Hafter ise ‘Libya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin sağlamlığını ve kaydettiği gelişimi’ vurgulayarak, Türk şirketlerinin yeniden imar projelerindeki katkısına ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin yükselişine işaret etti.

LUO Genel Komutanlığından yapılan açıklamaya göre taraflar, ikili ilişkilerin ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde pekiştirilmeye ve güçlendirilmeye devam edilmesinin önemini teyit etti.

Anadolu Ajansı'nın (AA) bildirdiğine göre görüşmenin ardından Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Hakan Fidan’ı Bingazi'deki meclis binasında bulunan makamında kabul etti.

sdgs
Saddam Hafter, dün Bingazi’de Fidan’ı karşıladı (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)

Fidan'ın Libya'nın doğusuna ve batısına gerçekleştirdiği ziyaret, 2019 ve 2020 yıllarındaki Trablus savaşı sırasında Türkiye'nin üstlendiği rolün Libya'nın batısındaki eski Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile sıkı ilişkilerinin ardından, Ankara'nın ülkedeki muhtelif güç merkezlerine yönelik artan açılımını yansıtıyor.

Libya’daki devlet kurumlarının birleştirilmesi dosyası, Fidan'ın salı günü Trablus'ta Dibeybe ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ana gündem maddesiydi.

Öte yandan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Fidan ile görüşmesinde muhtelif çabaların devlet kurumlarının birleştirilmesine katkı sağlaması gerektiğini vurguladı. Menfi, geçiş süreçlerini sona erdirecek ve sürdürülebilir bir istikrar tesis edecek seçimlere ulaşmak maksadıyla, her türlü girişimin veya mutabakatın devlet kurumlarına ve ulusal egemenliğe saygı duyulması ile ‘siyasi sürecin Libyalılar tarafından sahiplenilmesi’ esasına dayanması gerektiğinin altını çizdi.

Fidan ayrıca Tekale ile de görüştü. Görüşmeye dair fazla detay paylaşılmazken, görüşmede siyasi süreçte uzlaşıyı ve istikrara doğru ilerletmeyi hedefleyen çabalar ele aldı.