Fas Marakeş Safi Depremi: Kızımın çığlığı bizi ölümden kurtardı

Marakeş Safi Depremi, Mevlay İbrahim köyündeki bazı binalarda yıkıma yol açtı. (Şarku’l Avsat)
Marakeş Safi Depremi, Mevlay İbrahim köyündeki bazı binalarda yıkıma yol açtı. (Şarku’l Avsat)
TT

Fas Marakeş Safi Depremi: Kızımın çığlığı bizi ölümden kurtardı

Marakeş Safi Depremi, Mevlay İbrahim köyündeki bazı binalarda yıkıma yol açtı. (Şarku’l Avsat)
Marakeş Safi Depremi, Mevlay İbrahim köyündeki bazı binalarda yıkıma yol açtı. (Şarku’l Avsat)

Depremin merkezinde yer alan Fas’ın Marakeş Safi iline bağlı el-Huz bölgesindeki Mevlay İbrahim köyündeki depremzedeler Şarku’l Avsat’a felakette neler yaşadıklarını anlattı.

Muhammed Ait Yedir şöyle anlatıyor: Kızım Sare ile birlikte Muhammediye kentindeki evime döndüğümde saat gece 10:30’u gösteriyordu. Sare, odasındaki aşırı sıcaktan kaçarak deniz ve dalga manzarasının tadını çıkarmak için evin balkonuna gitti. Bu sırada aniden şiddetli bir şekilde sarsıntı başladı, banyonun ortasında asılı duran ayna düştü. Daha sonra kızımın balkondan şiddetle gelen çığlığını duydum. Kızımı sakinleştirmek için ona koştum, ama o anda evin içinde güçlü bir ses duyduk. Güçlü sesin kaynağının tavanın çökmesi olduğunu fark ettik. Dikkatli ir şekilde salona girdik ve o feci manzarayı gördük. Hayatta kaldığımız için Allah’a şükrediyoruz.

Tüm mahalle sakinleri pijamalarıyla parka çıktı. Bazıları yalınayaktı ve derin bir uykuya dalmakta olan miniklerini taşıyorlardı. Kadınlar ise çok utanıyordu, çünkü ilk kez pijamalarıyla sokağa çıkmak zorunda kalmışlardı. Herkes değerli eşyalarını geride bıraktı. Ölüm yaklaştığında her şey teferruat kalıyor.

Geceyi, korkudan evlerine dönemeyen yüzlerce insanla bir parkta uykusuz geçirdik ve sabahın erken saatlerinde depremin kasvetli resmi, ne kadar yıkıcı, ölümcül ve tüm beklentilerin ötesinde olduğunu gözler önüne serdi. Binalar tamamen yerle bir olmuştu, onlarca ceset moloz altına gömülmüş, aile fertlerini kaybetmiş küçük çocuklar bir akrabalarının kendilerini teselli etmesini bekliyordu. Ancak bu acıyı hafifletecek bir ilaç yoktu. Herkes sessizce bekliyordu. Çünkü herkes, arama kurtarma ve ambulans ekiplerinin yakında gelmeyeceğinin, depremin engebeli dağ yollarını tahrip ettiğinin farkındaydı.

Fas'ta 8 Eylül'de yerel saatle 23.10'da merkez üssü Marakeş Safi iline bağlı el-Huz bölgesi olan 6,9 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti.

Deprem, Marakeş'in yanı sıra başkent Rabat ile Kazablanka, Meknes, Agadir ve Fes kentlerini de etkilemişti.

Fas İçişleri Bakanlığı, son verilere göre depremde tespit edilebilen can kaybının 2 bin 946, yaralı sayısının da 5 bin 674 olduğunu duyurmuştu.



İsrail, Gazze’deki askeri karargahlara ve tünellere saldırıldığını duyurdu

İsrail’in Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki bombardımanı sonucu dumanlar yükseliyor (EPA)
İsrail’in Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki bombardımanı sonucu dumanlar yükseliyor (EPA)
TT

İsrail, Gazze’deki askeri karargahlara ve tünellere saldırıldığını duyurdu

İsrail’in Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki bombardımanı sonucu dumanlar yükseliyor (EPA)
İsrail’in Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki bombardımanı sonucu dumanlar yükseliyor (EPA)

İsrail ordusu, dün gece Gazze Şeridi’nde düzenlenen operasyonlar sırasında askeri karargahlara, mühimmat depolarına ve tünellere saldırıldığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Alemu’l Arabi haber ajansından (AWP) aktardığına göre, ordu tarafından bugün yapılan açıklamada, bir silahsız insansız hava aracı (SİHA) ile bazı unsurların hedef alındığı ifade edildi.

Ordu ayrıca, deniz kuvvetlerinin Hamas hareketinin deniz hedeflerine saldırdığını ve İsrail kara kuvvetlerine operasyonlarında destek olmak amacıyla saldırılar gerçekleştirdiğini duyurdu.

Filistin medyası ise, İsrail’in bu sabah erken saatlerde Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerine düzenlediği saldırıda onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını bildirdi.

İsrail ordusu bugün Gazze Şeridi yakınındaki Kissufim kasabasında sirenlerin çaldığını belirtirken, Times of Israel gazetesi ise herhangi bir can kaybı veya maddi hasara ilişkin herhangi bir bilginin olmadığını bildirdi.

Haberde, 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi yakınındaki sivil yerleşim bölgelerinin çoğunun boşaltıldığına dikkat çekildi.

İsrail ordusu dün gece, Gazze Şeridi çevresindeki bölgede ve İsrail’in merkezinde füze uyarı sirenlerinin çaldığını duyurdu.

Hamas hareketinin askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları da, Gazze Şeridi’nde İsrail askerlerinin bir araya geldiği bir alana saldırarak çok sayıda ölüme yol açtıklarını bildirdi.


İsrail, Batı Şeria'da Filistin Sağlık Bakanlığı personelini gözaltına aldı

(AA)
(AA)
TT

İsrail, Batı Şeria'da Filistin Sağlık Bakanlığı personelini gözaltına aldı

(AA)
(AA)

Filistin Sağlık Bakanı Mey el-Keyle, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, aşı getirmek için Nablus'taki bakanlık merkezi depolarına gitmekte olan Beytüllahim Sağlık Müdürlüğünde görevli şoför ile arkadaşının Beytüllahim'in kuzeydoğusundaki Konteynır kontrol noktasında İsrail güçleri tarafından darbedilerek gözaltına alındığını belirtti.

Keyle, İsrail güçlerinin Filistin Sağlık Müdürlüğüne ait aracı aradığını ve araçtaki malzemeleri tahrip ettiğini aktardı.

"İsrail, sağlık personelini gözaltına alıyor, ne uluslararası hukuku ne de sözleşmeleri umursuyor"

Bakanlık personelinin darbedilmesini ve gözaltına alınmasını kınayan Keyle, şunları kaydetti:

İşgal güçleri, Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki tedavi merkezleri ve ekiplere yönelik kasıtlı saldırılarını her geçen gün daha da artırıyor; hastaneleri bombalıyor, baskın düzenliyor, yaralıları ve sağlık personelini gözaltına alıyor, ne uluslararası hukuku ne de sözleşmeleri umursuyor.

Filistinli Bakan, Birleşmiş Milletler ile uluslararası insan hakları kurumlarına, "tedavi merkezlerine ve sağlık sektöründe çalışan personele, ambulanslar ile ambulans ekiplerine ivedilikle korunma sağlanması için müdahalede bulunmaları" çağrısında bulundu.

Beytüllahim Sağlık Müdürlüğüne ait aracın fotoğrafları yayınlandı

Bakanlık, Beytüllahim Sağlık Müdürlüğüne ait araca yönelik saldırı ve tahribata ilişkin fotoğrafları yayınladı.

Filistin Esirler Cemiyeti ve Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Filistin Esir İşleri Heyeti, gün içerisinde yaptıkları ortak açıklamada, İsrail güçlerinin Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde düzenledikleri baskınlarda aralarında üniversite öğrencisi 5 kızın da bulunduğu 60 Filistinliyi gözaltına aldığını belirtmişti.


Gazze’de ateşkes çabaları engellerle karşı karşıya

İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus şehrine düzenlediği hava saldırıları sonucu oluşan yıkım (AFP)
İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus şehrine düzenlediği hava saldırıları sonucu oluşan yıkım (AFP)
TT

Gazze’de ateşkes çabaları engellerle karşı karşıya

İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus şehrine düzenlediği hava saldırıları sonucu oluşan yıkım (AFP)
İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus şehrine düzenlediği hava saldırıları sonucu oluşan yıkım (AFP)

Filistin’in Gazze Şeridi’nde bir hafta süren insani aranın son bulmasının ardından işgalci İsrail güçleri, Gazze Şeridi’ndeki saldırılarına cuma günü kaldığı yerden devam etti. Bunun sonucunda yüzlerce kişi şehit olup yaralanırken Gazze’ye yardım girişleri de durduruldu. Bunun ışığında Mısır ve Katar ateşkesin tekrar sağlanması çabasıyla farklı taraflarla temaslarını ve çabalarını sürdürürken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, MOSSAD Heyeti’ni Katar’dan geri çağırdı. Böylece Gazze Şeridi’nde sakinliği sağlamaya çalışan Mısır-Katar arabuluculuk çabaları yeni engellerle karşılaştı.

xascdfe
İsrail’in Hamas’la yaptığı takas anlaşması kapsamında 30 Kasım’da serbest bırakılan Filistinli bir kadın (AP)

İsrail Başbakanlık Ofisi tarafından yapılan açıklamada, “Gazze hakkındaki müzakerelerin çıkmaza girmesi” sebebiyle MOSSAD Heyeti’nin Katar’dan çağrıldığı bildirildi. Söz konusu açıklamada Hamas “kabul ettiği listede yer alan çocuk ve kadın rehinelerin hepsini serbest bırakma sözünü tutmamakla” suçlandı. Netanyahu’nun ofisine göre MOSSAD Başkanı ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) Direktörü’ne, Mısır İstihbarat Başkanı’na ve Katar Başbakanı’na çabalarından dolayı teşekkür etti.

Yeni rehine gruplarının salınması

Geçtiğimiz birkaç gün içinde Katar’ın başkenti, 24 Kasım’da başlatılan ilk insani arayı uzatmanın yollarını tartışmak üzere Katarlı yetkililerin yanı sıra Mısır, ABD ve İsrail’deki istihbarat servislerinin başkanları arasında yapılan güvenlik toplantılarına ev sahipliği yaptı.

Reuters’a konuşan güvenilir bir kaynağa göre İsrail güvenlik heyetinin Doha’dan ayrılmasının hemen öncesinde müzakerelerin kadınlar ve çocuklar dışında İsrailli yeni rehine gruplarının salınma olasılığına odaklandığını söyledi. Kaynak, heyet ayrılmadan önce üzerinde tartışılan insani aranın şartlarının cuma günü ‘çöken’ insani ara anlaşmasından farklı olduğunu söyledi.

sdefr
Yemek almaya çalışan Gazzeli çocuklar (Reuters)

Bir hafta süren insani ara sırasında İsrail ve Filistinli direniş örgütleri, 210 Filistinli tutuklu karşılığında 70 İsrailli esirin takasını gerçekleştirmişti. Hamas ayrıca İsrail’de çalışan ve insani ara anlaşmasına dahil olmayan çoğu Taylandlı yaklaşık 30 yabancıyı da serbest bırakmıştı. İnsani ara aynı zamanda, kuşatılmış ve harap olmuş Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardımın, özellikle de yakıt kamyonlarının girmesini de sağlamıştı. İsrail’in haftalarca Gazze Şeridi’ne yakıt girmeyeceği konusundaki ısrarı, başta hastaneler ve kamu hizmeti tesisleri olmak üzere hayati önem taşıyan tesislerin çoğunun durmasına neden olmuştu.

Karşılıklı suçlamalar

İsrail ve Hamas, birbirlerini insani aranın bozulmasına neden olmakla suçladı. İsrail, Hamas’ı esir aldığı tüm kadınları serbest bırakmayı reddetmekle suçlarken, Filistin direniş hareketi yaptığı açıklamada İsrail’i önerdiği alternatiflere yanıt vermemekten sorumlu tuttu ve savaşı yeniden başlatmaya çalışmakla suçladı. Öte yandan Filistinli bir yetkili Reuters’e, anlaşmanın çökmesinin “İsrail'in Hamas’ın kadın askerleri serbest bırakmasını talep etmesinden sonra gerçekleştiğini” söyledi.

Kahire’deki Amerikan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi ve Orta Doğu Araştırmaları Ulusal Merkezi’nin İsrail Çalışmaları Birimi Başkanı Prof. Dr. Tarık Fehmi, “Mısır-Katar arabuluculuğunun karşılaştığı zorlu koşullara ve baskıcı engellere rağmen devam ettiğini” söyledi.

dvferb
Mısır’a açılan Refah Sınır Kapısı’ndan cumartesi günü Gazze Şeridi’ne giren bir yardım tırı (Reuters)

Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda Fehmi, Mısır-Katar arabuluculuğunun zorlu koşullardan geçmesini “tamamen İsrail’in inatçılığına ve Hamas tarafından salınacak kişilerin isimlerinin tam listesini alma konusunda ısrar ederken salınacak Filistinli esirlerin listeleri üzerinde oynama yapmasına” bağladı.

İsrail’in iç koşulları

“İsrail’in iç koşullarının sükunet yolunda ilerlemek için yeterli siyasi iradeyi sağlamadığına” dikkat çeken Fehmi sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrail’in içi insani aranın sürdürülmesi konusunda çekinceliydi. Ateşkesin devamının kaçınılmaz sonucu, hükümetin dağılması ve İsrail’in bilinmeyen bir tünele sürüklenmesiydi. Çünkü bu durumda hükümet, egemen nitelikte kararlar alamayan işgüder bir hükümete dönüşecekti.”

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) Partisi geçen hafta, Gazze Şeridi’nde insani aranın 10 günden fazla uzatılması yönünde yeni bir anlaşmaya varılması halinde partinin altı Knesset üyesinin tamamının hükümet koalisyonundan çekileceği tehdidinde bulunmuştu. Ben-Gvir, X platformundaki (eski adıyla Twitter) hesabında yaptığı paylaşımda “savaşı durdurmanın hükümeti dağıtmakla eşdeğer olduğunu” ifade etmişti.

sreg
Filistinli bir çocuk Gazze’deki bir hastanede tedavi görüyor (AP)

Fehmi, “İsrail hükümetinin ateşkesi bozmak için dalavere yapmasının nedenlerinden birinin savaş sonrası aşamada Gazze Şeridi’yle ilgilenme konusunda net bir güvenlik veya siyasi vizyona sahip olmaması” olduğuna dikkat çekti.

Fehmi “Kuzey Gazze’de tampon bir bölgeden söz etmek belirsiz bir şey ve İsrail’in şu anda sahip olmadığı bir güvenlik ve stratejik planı gerektiriyor. Ayrıca ABD tarafı, ABD yönetiminin özel hesapları olduğundan ötürü Netanyahu hükümetine yeterince baskı uygulamıyor” dedi.

Yeni taktikler

Fehmi, “Mısırlı ve Katarlı arabulucuların çatışmanın bir sonraki aşamasına uygun yeni taktikler ile çalışmalarına devam etmesini” beklediğini söyledi. Fehmi, “mevcut savaşın her iki tarafının da Mısırlı ve Katarlı arabuluculara ihtiyacı olduğunu, çünkü Kahire ve Doha’nın oynadığı rolün alternatifi olmadığını” vurguladı.

Cuma günü Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan bir açıklamada, insani aranın çökmesi ve İsrail’in şiddetli bir şekilde Gazze Şeridi’ni bombalamaya dönmesi kınanarak “Bu, ciddi bir gerileme teşkil etmektedir ve masum Filistinlilerin akan kanını durdurmak ve Gazze Şeridi sakinlerinin acilen ihtiyaç duyduğu yardımların daha fazla teminini sağlamak için ateşkesi uzatma yönünde günlerdir verilen çabaların hepsinin İsrail tarafından küçümsenmesi demektir” ifadeleri kullanılmıştı. Ayrıca Filistinlilerin zorla topraklarından göç ettirilmesinin sonuçları hakkında uyarıda bulunulmuştu.

Öte yandan Katar Dışişleri Bakanlığı, ateşkesin sona ermesinin ardından yaptığı açıklamada, Katar devletinin “tüm arabulucu ortaklarıyla birlikte insani araya yol açan çabaları sürdürmeye kararlı olduğunu ve sükunete dönmek için ne gerekiyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğini” vurgulamıştı.


Tunus'un Avrupa Birliği'ne saldırısının arkasında ne var?

Tunus Dışişleri Bakanı Nebil Ammar, İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani ile birlikte. (AFP)
Tunus Dışişleri Bakanı Nebil Ammar, İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani ile birlikte. (AFP)
TT

Tunus'un Avrupa Birliği'ne saldırısının arkasında ne var?

Tunus Dışişleri Bakanı Nebil Ammar, İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani ile birlikte. (AFP)
Tunus Dışişleri Bakanı Nebil Ammar, İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani ile birlikte. (AFP)

Sağir el-Hidri / Tunus

Tunus Dışişleri Bakanı Nebil Ammar, iki taraf arasındaki gerilimin boyutunun göstergesi olarak ülkesinin ilk tarihi ortağı olan Avrupa Birliği'ne (AB) sert bir saldırı başlattı. Bu gerilim, Avrupalıların Tunus'taki siyasi duruma yönelik eleştirileri ve geçtiğimiz temmuz ayında iki taraf arasında imzalanan göç konusundaki mutabakat zaptının tamamlanamaması nedeniyle daha da artıyor.

“AB, dünyada azınlık olmasına rağmen kendisini örnek alınacak bir model olarak gördüğü için hâlâ bir üstünlük kompleksi yaşıyor” diyen Ammar, Avrupa Parlamentosu'ndaki temsilcilerin Tunus iç işlerine müdahalelerini eleştirdi.

Ammar'ın açıklamaları, Tunus'un göç sorunları ve iktidar ile muhalefet arasındaki çatlak dolayısıyla yaşadığı siyasi kriz nedeniyle Avrupa ile ilişkilerin kuruduğu bir dönemde geldi. Öyle ki bu dönemde Özgür Anayasa Partisi lideri Abir Musa, Nahda Hareketi lideri Raşid Gannuşi, Cumhuriyetçi Parti Genel Sekreteri İsam eş-Şabi gibi isimlerin çoğu tutuklandı.

Tunus, Roma ile ilişkilerini geliştirirken, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Cumhurbaşkanı Kays Said'in 25 Temmuz 2021'de seçilmiş parlamentoyu ve hükümeti devirerek yeni bir siyasi dönem başlattığı hamlesini övmesine rağmen, Fransa gibi diğer geleneksel Avrupalı ​​ortaklarından uzaklaşıyor.

İlişkinin değerlendirilmesi

Ammar, AB'ye yönelttiği sert eleştirilere rağmen ülkesinin geçtiğimiz temmuz ayında imzalanan mutabakat zaptı şartlarına hâlâ bağlı olduğunu ve Akdeniz'in diğer yakasına ulaşmayı ümit eden Afrika uyruklu binlerce göçmenin toplandığı Tunus’ta düzensiz göç akışlarının azaltılmasının hedeflendiğini doğruladı.

Gözlemcilere göre, Tunus-Avrupa ilişkilerindeki gerilimin nedenlerinden biri, Tunus'a hibe verilmesini öngören protokolün hayata geçirilememesi. Ciddi mali sıkıntı yaşayan Tunus'a 900 milyon dolarlık hibe verilmesi, düzensiz göçmenlerin püskürtülmesi karşılığında yeni iş birliği boyutları elde edilmesini sağlayacak.

Eski Tunus Dışişleri Bakanı Ahmed Venis, “Ammar’ın açıklamalarında dile getirdiği Tunus ile AB ilişkilerinde yeni bir değerlendirme var. Bu, alternatif referansa dayalı bir değerlendirme. Ancak bu referansta bir belirsizlik var: Arap çerçevesi içinde bir referans mı? Yoksa Afrika mı? Yoksa Rusya ve Çin gibi küresel kutuplara başka bir alternatif mi? Bu referansın özelliklerini henüz bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı röportaja göre  Venis şu ifadeleri kullandı:

Tunus hâlâ tüm taraflarla aynı mesafeyi koruyor ve belirli bir güç veya ülkeye odaklanmıyor. AB'ye yönelik bu eleştiri, onunla ortaklığın değerlendirilmesi anlamına geliyor. Bu, Tunus'un Avrupa bloğu ve diğerleri karşısındaki konumunu da içerecek eleştirel bir değerlendirmedir.

Kabul edilemez müdahaleler

Cumhurbaşkanı Kays Said'in 2019'da iktidara gelmesinden bu yana Tunus diplomasisi, Said’in eğilimlerini yansıtan yeni bir yaklaşımı benimsedi. Bu, düzensiz göç, insan hakları, Tunus'un yaşadığı demokratik geçiş gibi yurt içinde ve yurt dışında hassas konulara ilişkin gerilimi tırmandıran bir dille somutlaşan egemen söylemi temel alan bir yaklaşımdır.

Tunus'un, 25 Temmuz 2021'de Said'in elinde tanık olduğu dönüşümün ardından, merhum Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali'nin devrilmesi sonrasında geçtiğimiz yıllarda desteklemeye çalıştığı demokrasiden geri adım attığı konusunda Avrupalıların şüpheleri artıyor.

Açıklamalarında bu şüpheleri eleştiren Ammar, “Bazı Avrupalı ​​temsilcilerin kabul edilemez müdahaleleri var ve seçim tarihi yaklaşırken Tunus'a değerlendirme ziyareti yapma istekleri bulunuyor” dedi. Ammar, “Avrupa ülkeleri, Tunus'un AB'deki egemen ülkelere demokrasi gözlemcileri göndermesini istiyor mu?” diye sordu.

Ocak 2011'deki protestoların Bin Ali'yi devirmedeki başarısından bu yana AB ülkeleri, “Tunus'ta demokratik geçiş” deneyini başarıya ulaştırmak için ellerinden geleni yaptılar, ancak bu deney başarısızlıkla sonuçlandı. Bu durum, Said'i, 25 Temmuz 2022'de yapılan anayasa referandumunun ardından ülkeyi güçlendirilmiş cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine döndürdüğünde buna bir son vermeye teşvik etti.

Avrupalı ​​temsilciler, Said'in, Tunuslu yetkililerin daha önce bir Avrupa Parlamentosu heyetinin ülkeye yapmayı planladığı ziyareti engellemesine neden olan adımlarını eleştirdi. Bu gelişme, iki taraf arasındaki uçurumun boyutunu yansıtıyor. Said, Tunus'ta şu anda yaşananların “bir rota düzeltmesi, yani gerçek demokrasi” olduğunu söylüyor. Ancak muhalefet bunu reddediyor ve onu ‘diktatörlük meydanına’ dönmeye çalışmakla suçluyor.

Doğuya doğru yöneliyor

Ammar'ın gerilimi tırmandırması, pek çok kişinin Ukrayna, Gazze, Sudan, Afrika Sahel ülkeleri ve diğer ülkelerdeki çatışmalarla dolu gergin küresel sahnenin ortasında doğuya yönelmenin bir işareti olarak gördüğü Rusya ziyaretinden iki ay sonra geldi.

Tunus, AB ve ABD tarafından temsil edilen geleneksel ortaklarında bir değişiklik olduğunu kamuoyuna duyurmadı, ancak benimsemeye başladığı çeşitli pozisyonlar (Gazze'deki şiddetli savaşa ilişkin pozisyonu gibi) bu ortaklıkların geleceği hakkında soru işaretleri uyandırıyor.

Tunuslu siyasi analist Nizar Mukni, “Tunus, doğuya yöneleceğini ima ediyor ama doğu ve batıya birlikte yönelecek. Bu, küresel sahnedeki mevcut çatışmanın doğası gereği empoze edilen bir şey. Tunus zaten doğuya doğru yaklaşıyor. Özellikle Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgeleri, bu bölgeleri merkez iken çevre bölge olarak gören Eski Kıta'nın kontrolü dışına çıkabileceği için bu, Avrupa'nın iyi anlayacağı bir öneridir” ifadelerini kullandı.

Mukni, Independent Arabia'ya yaptığı özel açıklamada şunları ekledi:

Tunus, bazı belgeler üzerinden Avrupa'ya baskı yapıyor. Çünkü Brüksel, Tunus'u çoklu ortaklık kurulabilecek bir ülke olarak değil, Avrupa güvenliğine tehdit oluşturan bir güvenlik dosyası olarak ele alıyor. Doğuya gitmek Avrupa'nın kafasını karıştırıyor. Bu da Avrupa ülkelerinin İtalya gibi Tunus'la ilişkilerinde pusulayı ayarlamaya çalışmasına neden oluyor.

“Roma'nın iş gücü piyasasını özümseyerek ve düzenli göç yolları sağlayarak düzensiz göç sorunlarına gerçekçi çözümler bulmaya çalıştığını” vurgulayan Mukni, “Bir ay önce dört bin Tunuslunun istihdamını öngören bir anlaşma imzalandı. Hatta İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin Tunus dış politikasını savunduğunu bile gördük. Bu yaklaşımı benimseyen Yunanistan gibi başka ülkeler de var” ifadelerini kullandı.


İsrail’in Gazze’ye saldırılarında 24 saatte 700 Filistinli hayatını kaybetti

TT

İsrail’in Gazze’ye saldırılarında 24 saatte 700 Filistinli hayatını kaybetti

İsrail’in Gazze’ye saldırılarında 24 saatte 700 Filistinli hayatını kaybetti

Gazze Medya Ofisi Genel Müdürü İsmail Es-Sevabta, İsrail’in Gazze Şeridi’ne son 24 saatte düzenlediği saldırılar sonucunda 700’den fazla Filistinlinin öldüğünü duyurdu.

Sevapta bugün yaptığı açıklamada, İsrail ordusu tarafından son 24 saat içinde Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde eş zamanlı 20 ‘katliam’ gerçekleştirildiğini bildirdi.

İsrail’i kasıtlı olarak büyük katliamlar yapmak ve kurban sayısını artırmakla suçlayan Sevapta, sivil savunma mekanizmalarının yüzlerce cesedi enkaz altından çıkaramadığını, yaralıların kurtarılması ve hastanelere nakledilmesinde büyük zorluklar yaşandığını da ekledi.

Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığı habere göre, Sevapta İsrail ordusunun yüzbinlerce insanı zorla yerinden ettiği bir dönemde, Gazze Şeridi’nde güvenli bir yer olmadığının altını çizdi.

Sevapta, Gazze Şeridi’nin özellikle kış mevsiminin başlaması ve sıcaklıkların düşmesiyle birlikte yaklaşık 300 bin konutun tamamen ve kısmen yıkılması ve ailelerin evsiz kalmasından sonra eşi benzeri görülmemiş derecede kötüleşen bir insani felakete tanık olduğuna vurgu yaptı.

Gazze Şeridi Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Binbaşı Mahmud Basal da, sivil savunma ekiplerinin İsrail’in bombardımanından kurtulamadığını ve saldırılar nedeniyle Gazze’de enkaz altında kalan cesetlerle baş edemediğini söyledi.

Basal, “Binlerce şehit hala enkaz altında ve onları çıkaramıyoruz” diyerek, Gazze’deki sivil savunma birimini destekleyecek ekipler ve mekanizmaların devreye sokulması çağrısında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise, Gazze Şeridi’nde devam eden saldırılar ve ağır bombardımana dair haberlerin dehşet verici olduğuna vurgu yaparak, derhal ateşkes yapılması yönünde çağrıda bulundu.


Cezayir, Mali'deki Wagner milislerine ilişkin kendisine atfedilen ‘uydurma haberleri’ yalanladı

Cezayir Dışişleri Bakanlığı binası. (Cezayir Dışişleri Bakanlığı)
Cezayir Dışişleri Bakanlığı binası. (Cezayir Dışişleri Bakanlığı)
TT

Cezayir, Mali'deki Wagner milislerine ilişkin kendisine atfedilen ‘uydurma haberleri’ yalanladı

Cezayir Dışişleri Bakanlığı binası. (Cezayir Dışişleri Bakanlığı)
Cezayir Dışişleri Bakanlığı binası. (Cezayir Dışişleri Bakanlığı)

Cezayir Dışişleri Bakanlığı, hükümetin Mali'deki durumla ilgili gelişmelere ilişkin tutumuna değinen bir açıklamada kendisine atfedilen ‘uydurma haberleri’ yalanladı. Yapılan açıklamada, Wagner milislerinin desteğiyle düzenli ordunun Cezayir sınırının kuzey kesimini kontrol altına almasının ardından Mali'de yaşanan gelişmelerle ilgili olarak ülke hükümetinin tutumu ele alındı. Öyle ki muhalefet, uzun yıllardır bu duruma karşı çıkıyordu.

swerg
Ülkenin kuzeyindeki Mali Ordusu askerleri. (Mali siteleri)

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Mali hakkında dün (Cumartesi) dolaşan ve sosyal medyada Dışişleri Bakanlığı'na atfedilen bilgilerin yanlış, asılsız ve sadece manipülasyon olduğunu” bildirdi. Bakanlık, “kendisine yönelik hakaret” olarak değerlendirilen bu durumu kınadı ve “görevini yerine getirirken asla Facebook veya başka bir sosyal medya platformu aracılığıyla iletişim kurmadığını” vurguladı.

Cezayir Dışişleri Bakanlığı'nın antetli kağıdını taşıyan sahte açıklama sosyal medyada yayıldı. Cezayir'in “Mali silahlı kuvvetleri ve Wagner milisleri tarafından Azavad bölgesinde her gün gerçekleştirilen skandal ve kışkırtıcı ihlallere ilişkin şiddetli kınamasını ifade ettiği” belirtildi. Açıklamada ayrıca, geçtiğimiz günlerde Mali'nin kuzeyindeki en büyük şehir olan ve Cezayir sınırına yakın Kidal kentindeki bir pazara düzenlenen saldırıya değinildi. Azavad, üç ana şehirde (Kidal, Gao ve Timbuktu) yaşayan Tuareg kabilelerine verilen bir isimdir.

dfbg
Kidal'daki Tuareg militanları. (Mali siteleri)

Sahte açıklamaya göre, Rusya'ya bağlı Wagner milisleri, “kadın ve çocuklara yönelik suç faaliyetleri” yürütüyor. Açıklamada, “Azavad halkını korumanın, Azavad halkına zulmeden bu adaletsizliğe son vermek için önlem alma konusundaki yetersizliğinden kaçamayan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'ne düşen bir sorumluluk var” ifadeleri yer aldı.

Geçtiğimiz ekim ayının başında Dışişleri Bakanlığı, Mali'de meydana gelen olaylara ilişkin resmi bir tutumun yer aldığı benzer bir ‘sahte’ belgenin içeriğinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirmişti. O gün okuyucular, sahte bir belgenin neden olabileceği zarar konusunda uyarıldı.

Cezayir Dışişleri Bakanlığı’na iliştirilen uydurma veriler, özel bir kanaldan yayınlamasını istediği yanlış haberlerle bizzat uğraşan İletişim Bakanı Muhammed Bu Süleymani'nin geçtiğimiz haziran ayında görevden alınmasına yol açtı. Bir yandan Dışişleri Bakanlığı'nın Arap ülkelerinden birinin Cezayir büyükelçisine ülkeyi terk etmesi için 48 saatlik süre vermiş olması, ona büyük bir hükümet organı olduğunu düşündürtüyordu. Zira Cezayir güvenlik güçleri, bu ülkeden Mossad'la iletişim kuran dört casusu tutukladı.

Kanalın ‘son dakika’ formatında yayınladığı iddia edilen haberde, “gözaltındaki dört kişinin Cezayir devletine ilişkin sırları ve bilgileri aktarmaya çalıştığı” öne sürüldü. Sahte açıklamaya göre, Dışişleri Bakanlığı, “Cezayir'e yönelik alçakça planları kınadı.”

Görevden alınan bakanın bu konuda “emsalleri” vardı. Kasım 2021'de kendisi ile Savunma Bakanlığı'nda tümgeneral rütbesindeki bir müdürü taklit eden bir kişi arasında geçen telefon görüşmesi sızdırıldı. Devlet televizyonunda yayınlanan “sahte haberler” nedeniyle onu şiddetle suçladı. Bu, uluslararası tutuklama emrine konu olan bir Cezayirlinin yurt dışında ‘aldatma ve dolandırıcılık’ suçlamasıyla tutuklanmasıyla ilgilidir.


Fas: 6. Muhammed Afrikalı Din Alimleri Vakfı toplantısı başlıyor

Fas Kralı, 6. Muhammed Afrikalı Din Alimleri Vakfı’nın başkanıdır. (MAP)
Fas Kralı, 6. Muhammed Afrikalı Din Alimleri Vakfı’nın başkanıdır. (MAP)
TT

Fas: 6. Muhammed Afrikalı Din Alimleri Vakfı toplantısı başlıyor

Fas Kralı, 6. Muhammed Afrikalı Din Alimleri Vakfı’nın başkanıdır. (MAP)
Fas Kralı, 6. Muhammed Afrikalı Din Alimleri Vakfı’nın başkanıdır. (MAP)

Fas, 6. Muhammed Afrika Âlimler Vakfı’nın beşinci yıllık olağan toplantısına ev sahipliği yapıyor. 6-8 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek toplantvbılara Fas Kralı başkanlık edecek.

Vakfın açıklamasına göre, toplantıya Afrika'nın 34 farklı ülkesinden vakfın başkanları ve üyeleri olmak üzere toplam 300 kişi katılıyor. Katılımcıların 50’si kadın âlim. Ayrıca, Fas’tan da 4’ü kadın olmak üzere 17 âlim toplantılara iştirak edecek.

Şarku’l Avsat’ın aktardığı açıklamaya göre, toplantıda 14 yeni ülkenin temsil edileceği belirtildi. Bu ülkeler Burundi, Botswana, Congo-Brazzaville, Cape Verde, Esvatini Krallığı, Equatorial Guinea, Lesotho Krallığı, Mauritius, Mozambik, Namibya, Sudan Güneyi, Seyşeller, Zambiya ve Zimbabve.

Bu toplantıda vakfın 2022 yılı faaliyet raporu ile 2023 yılı faaliyetlerinin özetinin sunulması bekleniyor. 2024 yılı için planlanan projeler ve faaliyetlerin incelenip tartışılması, vakfın dört daimi komitesi düzeyinde onaylanması planlanıyor. Bu komiteler, Bilimsel ve Kültürel Faaliyetler Komitesi, İslam Mirası Restorasyon Komitesi, İletişim ve İşbirliği Komitesi ve Ortaklık Komitesi olarak adlandırılıyor.

Toplantının sonunda, 6. Muhammed Afrika Alimler Vakfı Yüksek Konsey Toplantısının sonuç bildirgesi ve dört komite tarafından üretilen öneriler sunulacak. Ayrıca, bu toplantının yanı sıra, "Afrika Âlimler Şartnamesi"nin açıklanacağı bir tören de düzenlenecek. Bu şartname, vakfın çabalarını desteklemek ve rehberlik etmek için bir referans dokümanı olarak hizmet ederken, âlimlerin hedeflerini destekleyen bir doküman olarak hizmet etmeyi planlıyor. Ayrıca, vakfın dördüncü dönem, Kuran'ı Kerim'i ezberleme, tilavet ve güzel okuma yeteneklerinde yarışarak dereceye giren kişilere ödülleri verilecek.  Bu yarışma, görüntülü iletişim teknolojisi kullanılarak Fas şehrinde 1-3 Nisan 2023 tarihlerinde gerçekleştirilmişti.

Bu toplantı, Fas Krallığı ve diğer Afrika ülkeleri arasındaki işbirliğini teşvik etmek, İslam'ın hoşgörü değerlerini tanıtmak, yaymak ve pekiştirmek amacıyla, 2015 yılında yayımlanan ve daha sonra değiştirilen Kraliyet Kararnamesi'nin 4. maddesinin gerekliliklerini uygulama çabalarının bir parçası olarak gerçekleşmektedir. Bu madde, 6. Muhammed Afrika Âlimler Vakfı ile Fas Krallığı ve diğer Afrika ülkelerindeki âlimlerin çabalarını koordine etmeyi ve birleştirmeyi hedeflemektedir. Aynı zamanda, Afrika İslam dünyasındaki düşünce, bilim ve kültür hareketlerini canlandırmayı, Fas Krallığı ile diğer Afrika ülkeleri arasındaki tarihi ilişkileri güçlendirmeyi ve geliştirmeyi amaçlamaktadır. Yanı sıra ortak İslam Afrika mirasını tanıtmak, yaymak, korumak ve canlandırmak amacını taşımakta.


İsrail, Gazze’nin doğusundaki Şucaiyye’deki yerleşim meydanının tamamını hedef aldı

Geçen ay İsrail’in saldırısı sonrasında Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye’de yaşanan geniş çaplı yıkım (EPA-Arşiv)
Geçen ay İsrail’in saldırısı sonrasında Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye’de yaşanan geniş çaplı yıkım (EPA-Arşiv)
TT

İsrail, Gazze’nin doğusundaki Şucaiyye’deki yerleşim meydanının tamamını hedef aldı

Geçen ay İsrail’in saldırısı sonrasında Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye’de yaşanan geniş çaplı yıkım (EPA-Arşiv)
Geçen ay İsrail’in saldırısı sonrasında Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye’de yaşanan geniş çaplı yıkım (EPA-Arşiv)

Filistin TV, İsrail’in Gazze’nin doğusundaki Şucaiyye semtindeki bir yerleşim meydanının tamamını vurarak, bölgede büyük yıkıma yol açtığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Alemu’l Arabi haber ajansından (AWP) aktardığına göre, Gazze hükümetinin Medya Ofisi tarafından dün yapılan açıklamada, İsrail ordusunun, Şucaiyye ve Gazze Şeridi’nin diğer bölgelerinde 50’den fazla bina ve evi hedef alarak, çok sayıda kişinin ölümüne neden olduğu ifade edildi.

Bugün Filistin TV’de yer alan son dakika haberinde ise, İsrail’in Şucaiyye’deki bir yerleşim meydanının tamamını hedef alması sonucu büyük yıkım yaşandığını duyurdu.

Televizyon kanalı, daha önce Gazze’de son 24 saatte 700’den fazla kişinin öldüğünü bildirmişti.


Kassam Tugayları: Gazze'nin farklı noktalarında İsrail askerlerini ve araçlarını hedef aldık

(AA)
(AA)
TT

Kassam Tugayları: Gazze'nin farklı noktalarında İsrail askerlerini ve araçlarını hedef aldık

(AA)
(AA)

Kassam Tugaylarının Telegram sayfasından yapılan açıklamada, "Deyr Belah'ın doğusunda (İsrail'e ait) 5 askeri aracı 'Yasin 105' roketleriyle ve patlayıcılarla hedef alarak, 3'ünü tamamen imha ettik. Beyt Hanun'da bir binada bulunan İsrail özel kuvvetini 'RPG' roketiyle hedef aldık ve çok sayıda askerini etkisiz hale getirdik." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca Beyt Lahiya'da 2 İsrail tankının "Yasin 105" roketiyle, Han Yunus'un kuzeyinde İsrail'e ait "D9" buldozerinin "Tandem başlıklı Yasin 105" roketiyle ve Han Yunus'un kuzeyinde İsrail'e ait bir tank ve personel taşıyıcının da "Yasin 105" roketiyle hedef alındığı kaydedildi.

Bir grup İsrail askeri pusuya düşürüldü

Kassam Tugaylarının açıklamasında, Beyt Lahiya'nın doğusunda İsrail askerlerinin bulunduğu bir tünelin girişinin mayınlarla bubi tuzağı kurulduktan sonra havaya uçurulduğu bilgisi paylaşıldı.

İsrail'den ise konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

İsrail ordusu 1 Aralık'ta "insani ara"nın bitmesinin hemen ardından Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarına yeniden başlamıştı.


Mısır Cumhurbaşkanlığı: Yurtdışındaki vatandaşlar seçimlerde oy kullanmaya devam ediyor

Mısır Göç Bakanı yurtdışındaki Mısırlıların oy kullanma işlemlerini takip ediyor. (Mısır Göç Bakanlığı)
Mısır Göç Bakanı yurtdışındaki Mısırlıların oy kullanma işlemlerini takip ediyor. (Mısır Göç Bakanlığı)
TT

Mısır Cumhurbaşkanlığı: Yurtdışındaki vatandaşlar seçimlerde oy kullanmaya devam ediyor

Mısır Göç Bakanı yurtdışındaki Mısırlıların oy kullanma işlemlerini takip ediyor. (Mısır Göç Bakanlığı)
Mısır Göç Bakanı yurtdışındaki Mısırlıların oy kullanma işlemlerini takip ediyor. (Mısır Göç Bakanlığı)

Yurtdışında ikamet eden Mısırlılar, dün (cumartesi) yurtdışında oy kullanımının başlamasının ikinci gününde Mısır Cumhurbaşkanlığı seçimleri için oy kullanmaya devam etti. Mısır Ulusal Seçim Kurulu Yürütme Organı Direktörü ve Mısırlıların yurtdışındaki oy verme işlemlerini takip eden Operasyon Odası’nın Başkanı Ahmet el-Bendari, “Toplam 137 oy verme alt komitesinin bulunduğu 121 diplomatik heyetteki çalışmaların düzenli bir şekilde ilerlediğini” bildirdi.

Bendari, dün yaptığı açıklamada “oy verme işleminin ikinci gününde dünyanın çeşitli yerlerindeki büyükelçilik ve konsolosluklarda Mısırlıların yurtdışındaki oy verme işlemlerinin 24 saat boyunca periyodik olarak izlendiğine” dikkat çekti. Bendari, yurtdışındaki diplomatik heyet üyelerine “oy verme hakkının kurallara göre kayıtlı olan ulusal kimlik kartı veya geçerli çipli bir pasaport sahibi olan seçmenlerin hepsi için garanti edildiğini” vurguladı.

Bendari, dün canlı yayın ve video konferans aracılığıyla çeşitli diplomatik heyetlerle oy verme sürecinin ilerleyişini takip etti. Bendari, “Oy verme işlemlerinin takibi, seçim gününün sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlar. Oy verme işlemlerinin takibi, seçmenlerin oylarını kullanmalarını sekteye uğratmamak için oy kullanımı sırasında ortaya çıkabilecek engellerin çözülmesini ve ortadan kaldırılmasını kolaylaştırır” dedi.

Görsel kaldırıldı.
Mısır Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Cidde'de oy kullanan bir Mısır vatandaşı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, ülke sınırları dahilindeki oy verme işleminin 10-12 Aralık tarihleri arasında yapılması ve sonuçların aynı ayın 18'inde açıklanması planlanıyor. Seçimlerin ikinci tura kalması halinde, yurt dışındaki Mısırlılar için 5, 6 ve 7 Ocak 2024'te, yurt içindeki Mısırlılar için ise 8, 9 ve 10 Ocak 2024 tarihlerinde seçimler yapılacak. Sonuçlar 16 Ocak'ta açıklanacak.

Şarku’l Avsat’ın edindiği verilere göre, 2018 yılında Mısır'da yapılan son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, oy kullanma hakkına sahip toplam 59,1 milyon vatandaştan 24,3 milyon kişi seçimlere katılım gösterdi. Bu sayı, katılım oranının yüzde 41,05 olduğunu gösteriyor. Katılım oranının en yüksek olduğu yer, yüzde 58,76'lık oranla Vadi Cedid vilayeti oldu.

Mısır’daki cumhurbaşkanlığı yarışında mevcut Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Mısır Sosyal Demokrat Partisi Genel Başkanı Ferid Zahran, Vefd Partisi Genel Başkanı Abdussened Yemame ve Cumhuriyet Halk Partisi Başkanı Hazım Ömer ile yarışıyor.

Bu arada, Göç ve Yurtdışındaki Mısırlıların İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Suha Cundi, dün yaptığı açıklamada, “yurtdışındaki Mısırlıların oy kullanmalarını, sosyal medya platformları, e-posta, telefon numaraları ve diğer iletişim araçları olsun, yurtdışındaki Mısırlılara duyurulan tüm araçlar aracılığıyla takibe devam ettiklerini” doğruladı.

Mısır Göç Bakanlığı'ndan dün yapılan açıklamaya göre, “Yurtdışındaki Mısırlıların oy kullanma sürecini takip eden operasyon odası, Almanya, Suriye, Arnavutluk, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman’dan, büyükelçilik ve konsolosluklardaki seçim merkezlerinin adresleri, oy kullanma tarihleri ve yurtdışındaki Mısırlılar için oy kullanma ile ilgili prosedürleri içeren bir dizi soru aldı.” Oy verme işlemi, her ülkenin yerel saatine göre sabah dokuzdan akşam dokuza kadar devam etti.

Görsel kaldırıldı.

Mısır Kamu Seferberliği ve İstatistik Merkezi Ajansı tarafından 2021 yılında yayınlanan bir rapora göre, yurtdışında ikamet eden Mısırlıların çoğu, Suudi Arabistan'ın başını çektiği Arap ülkelerinde yoğunlaşıyor. İkinci sırada ise Amerika kıtası ülkeleri geliyor.

Mısır Göç Bakanı, dün yaptığı açıklamada, “Yurtdışında ikamet eden ve yurtdışındaki Mısırlılar için ilan edilen seçim zamanlarında tatil için Mısır'da bulunan vatandaşların, ülke içinde ilan edilen seçim zamanlarında Mısır'daki seçim bölgesinde oy kullanabileceğini” belirtti. Kısa süreliğine seyahat edip de seçim boyunca ülkeye geri dönmeyecek olan Mısırlılarla ilgili de bilgi veren bakan, “Büyükelçilik ve konsoloslukları bilgilendirerek 1, 2 ve 3 Aralık günlerinde yurtdışındaki Mısırlıların oy kullanmaları için ilan edilen günlerde oy kullanabileceklerini” vurguladı. Ayrıca Bakan, “Yaşadığı ülkeden başka bir ülkede bulunan yurt dışındaki Mısırlılar, bulundukları ülke içindeki onaylanmış seçim merkezlerinde oy kullanma hakkına sahiptir” dedi.