İHA savaşının kızıştığı Hartum’da ordu liderliği konusunda tartışmalar yaşanıyor

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri: Cidde Platformu Sudan krizini çözmek için en iyi seçenek

Sudan'ın en büyük petrol şirketi olan Nil Şirketi binası, 17 Eylül’de ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda yaşandı. (AFP)
Sudan'ın en büyük petrol şirketi olan Nil Şirketi binası, 17 Eylül’de ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda yaşandı. (AFP)
TT

İHA savaşının kızıştığı Hartum’da ordu liderliği konusunda tartışmalar yaşanıyor

Sudan'ın en büyük petrol şirketi olan Nil Şirketi binası, 17 Eylül’de ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda yaşandı. (AFP)
Sudan'ın en büyük petrol şirketi olan Nil Şirketi binası, 17 Eylül’de ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda yaşandı. (AFP)

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) dün (perşembe), başkent Hartum'un merkezinde bulunan Sudan Ordusu Genel Komutanlık Karargâhı’nı top mermileriyle hedef aldı. Şehrin güneyinde ise özellikle Zırhlı Kolordu Komutanlığı çevresinde her iki tarafa ait kuvvetler arasında ağır ve hafif silahlarla şiddetli çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, ordu karargâhına yapılan top atışlarının güçlü patlamalara yol açtığını ve karargâhtan duman bulutlarının yükseldiğini söyledi. HDK üst üste altıncı günde komuta karargâhını kontrol altına almak ve orduya karşı zaferini ilan etmek amacıyla saldırılarını yoğunlaştırırken, ordu da hava saldırıları, askeri uçaklar ve insansız hava araçlarıyla (İHA) karşı koydu.

Sudan ordusunun HDK üslerine yönelik top atışlarının sesi Kuzey Omdurman'dan duyuldu. Hartum'un bazı mahallelerinde yaşayanlar, ordunun es-Sahafa ve el-Kelakle banliyölerindeki HDK hedeflerine yönelik İHA saldırıları düzenlediğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan vatandaşlar, “Hartum'un merkezinde güçlü patlamalar ve hafif silahlarla çatışma sesleri duyuyoruz” dediler. Son zamanlarda başkentin çeşitli bölgelerinde HDK mevzilerine İHA’larla yapılan ordu saldırılarının sıklığı arttı. Her iki taraf da geçtiğimiz Ağustos ayında Zırhlı Birlik Karargahı çevresinde aralarında yaşanan şiddetli çatışmalar sırasında İHA’ları yoğun bir şekilde kullandı.

HDK, Wagner’le bağlantılı olduğu yönündeki iddiaları yalanladı

Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) liderliğindeki HDK, Rus paralı asker grubu Wagner’le bağlantılı olduğu yönündeki iddiaları yalanladı. CNN’in haberi üzerine HDK tarafından çarşamba gecesi yapılan açıklamada “HDK’nin Wagner Grubu’ndan askeri destek aldığına dair söylentiler dolaşıyor” ifadeleri yer aldı. Wagner Grubu’nun katıldığı ve Rus ordusuyla birlikte savaştığı Rusya-Ukrayna savaşına atıfta bulunularak, bu iddianın “krizi küresel gündemlerle ilişkilendirmeye yönelik kasıtlı bir girişim” olduğu ifade edildi.

FOTO ALTI Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) Güney Darfur'daki güçleriyle birlikte çekilmiş bir arşiv fotoğrafı. (AFP)
Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) Güney Darfur'daki güçleriyle birlikte çekilmiş bir arşiv fotoğrafı. (AFP)

Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı: “CNN’in soruşturmasında Ukrayna'nın HDK’ye karşı bir dizi İHA saldırısı düzenlediği iddia ediliyor. Bu da dolaylı olarak güçlerimizin Rus paralı asker grubu Wagner ile ilişkileri olduğu anlamına geliyor.” Söz konusu suçlamaları ve yanlış bilgileri reddettiğini açıklayan HDK, bu iddiaları ‘belirli kuruluşlar’ tarafından başlatılan bir karalama kampanyası olarak değerlendirdi. Buna karşılık orduyu, devrik rejimle bağlantılı bir dizi aşırıcı ‘milis’ ve bazı ‘terörist gruplarla bağlantılı tugaylardan’ yardım istemenin yanı sıra, halihazırda kamplarında konuşlanmış yabancı paralı askerleri kullanmakla suçladı. HDK, silahlarının kaynağının ordu ve müttefik milislerin malzeme ve depolarına el konulması olduğunu açıkladı.

CNN, kimliği gizli tutulan Ukraynalı bir askeri kaynağın, HDK’yi hedef alan İHA saldırılarının Sudan ordusunun işi olmadığını aktararak, bu saldırıların arkasında muhtemelen Ukrayna Özel Kuvvetleri’nin olduğunu öne sürdü. CNN, Sudan ordusunun en az 8 baskında kullandığı İHA’ların Ukraynalılar tarafından kullanıldığını söyledi.

Sudan ordusundan, Ukrayna'nın ülke içindeki savaşa müdahale ettiğine ilişkin ortalıkta dolaşan iddialara ilişkin resmi bir yorum veya açıklama yapılmadı.

Burhan'ın konuşması boykot edildi

Öte yandan Sudan'daki Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) Merkez Konseyi, diplomatların Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan'ın dün (perşembe) Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu öncesinde yaptığı konuşmayı boykot çağrısını “Mevcut koşulların gerektirdiği baskı mekanizmaları açısından olumlu bir adım olarak” değerlendirdi. ÖDBG Merkez Konseyi Sözcüsü Ammar Hammude, Londra merkezli Arap Dünyası Haber Ajansı'na (AWP) yaptığı açıklamada, “Sudanlı sivil grupların bütünüyle yürüttüğü faaliyet, başkanlar üzerinde baskı mekanizmaları oluşturmaya çalışıyor. Bu, sivil sesin etkisinin ortaya çıktığı yollardan biridir ve bunlar, Sudanlıların savaş sonucunda yaşadığı ağır acılar ışığında yapılması gereken eylemlerdir” ifadelerini kullandı.

Savaşı reddeden eski ve mevcut diplomatların bir araya geldiği Savaşa Karşı Bağımsız Sudanlı Diplomatlar Platformu, BM’nin 78’inci oturumuna katılan ülkelere Burhan'ın konuşma yapmak üzere girdiği anda delegasyonlarının salonu terk etmesi yönünde çağrıda bulundu.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, dün (Perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oturumunda. (Sudan Egemenlik Konseyi Facebook sayfası)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, dün (Perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oturumunda. (Sudan Egemenlik Konseyi Facebook sayfası)

Hammude, Burhan'ın girişi üzerine salonu terk etmeyi ve onun BM Genel Kurulu önündeki konuşmasını boykot etmeyi ‘sembolik bir adım ve meşru bir protesto aracı’ olarak nitelendirdi. Ancak Burhan'ın konuşmasının içeriğinin ‘hayati’ olduğunu da sözlerine ekledi. Savaşın durdurulması gerektiğine ilişkin resmi yanıt ve yorumların “ciddiye alınması gerektiğini” belirten Hammude, Dünya liderlerine hitap edebilen fiili otoritenin resmi rolleri ile baskısını yeni bir alana aktarmak isteyen Sudan sivil aktivizmi arasında ayrım yapılmasının gerekli olduğunu söyledi.

Burhan'ın BM Genel Kurulu’na katılmak üzere New York'a yaptığı ziyaret, Mısır, Güney Sudan, Eritre, Katar, Türkiye ve Uganda'yı ziyaret ettikten sonra Sudan'da savaşın başlamasından bu yana 5 aydan uzun bir süreden bu yana yaptığı yedinci yurtdışı ziyareti.

Cidde Platformu

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, çarşamba günü BM Genel Kurulu oturum aralarında Sudan'daki durumla ilgili yapılan bakanlar düzeyindeki toplantıda, ülkesinin tüm Sudanlı tarafları müzakereleri sürdürmek için Cidde'ye davet ettiğini söyledi. Hammude, bu açıklamaların iki taraf (Sudan ordusu ve HDK) üzerinde müzakerelere dönme yönünde baskı oluşturacağına inandığını söyledi. Hammude, müzakerelere başlamanın en önemli adımının platformların birleştirilmesi ve sorunların sınırlandırılması, askeri taraftan ateşkesle başlayıp ardından siyasi sürece yer açılması olduğunu belirtti. Sudan'daki çatışmanın her iki tarafının müzakerelere devam etmek için Cidde Platformu’na döneceğine inandığını da ifade eden Hammude, “Yolculuk uzun da olsa Cidde'ye gitmek gerekiyor” dedi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mayıs ayında Cidde Anlaşması’nın imzalanması sırasında Sudan ordusu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) temsilcileriyle birlikte. (Reuters)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mayıs ayında Cidde Anlaşması’nın imzalanması sırasında Sudan ordusu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) temsilcileriyle birlikte. (Reuters)

Hammude, Cidde Platformu’nun “çok yol kat etmiş, birçok bölgesel güç ve uluslararası gücün de desteğini kazanmış bir platform olduğunu ve yeni platform arayışlarından daha iyi olduğunu” ifade etti. “ÖDBG olarak biz, Cidde Platformu’nun ve onun ulaştığı noktanın, savaştan kaynaklanan ezici insani acıların ışığında çözüm bulmayı hızlandırmanın en iyi yolu olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullanan Hammude, Burhan'ın daha önceki yurt dışı ziyaretlerinde yaptığı birçok açıklamanın barışçıl bir çözüme ulaşmanın gerekliliğinden bahsettiğine dikkat çekti. Cidde Platformu, Nisan ayı ortasında savaşın patlak vermesinden birkaç hafta sonra Suudi Arabistan-ABD önderliğinde kuruldu ve Sudan ordusunun katılımını askıya almasına kadar birçok kez ateşkes sağlamayı başardı. Sudan krizini çözmek için Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ülkeleri ve Sudan'ın komşu ülkeleri gibi bazı Afrika ülkeleri başka girişimlerde bulundu ancak kayda değer bir ilerleme kaydedilemedi.



İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hizbullah’ın askeri komuta yapısını yeniden yapılandırıyor

Beyrut’un güney banliyösünde yıkılmış bir binanın yakınında, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni ile Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posteri görülüyor. (AP)
Beyrut’un güney banliyösünde yıkılmış bir binanın yakınında, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni ile Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posteri görülüyor. (AP)
TT

İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hizbullah’ın askeri komuta yapısını yeniden yapılandırıyor

Beyrut’un güney banliyösünde yıkılmış bir binanın yakınında, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni ile Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posteri görülüyor. (AP)
Beyrut’un güney banliyösünde yıkılmış bir binanın yakınında, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni ile Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posteri görülüyor. (AP)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) faaliyetlerine aşina iki kaynak, örgütün 2024 yılında İsrail’in ağır darbesine maruz kalan Hizbullah’ın askeri komuta yapısını yeniden inşa ettiğini bildirdi. Kaynaklara göre DMO boşlukları İranlı subaylar atayarak doldurdu, ardından Lübnan’daki örgütü yeniden yapılandırarak şu anda Tahran’a destek amacıyla yürüttüğü savaş için planlar hazırladı.

Bu yeniden yapılanma, 1982 yılında DMO tarafından kurulan Şii Hizbullah için bir ilk olarak değerlendiriliyor. Söz konusu adım, 2024 savaşında aldığı darbelerin ardından daha pragmatik bir yaklaşım benimsendiğine işaret ediyor. Bu süreçte örgütün genel sekreteri Hasan Nasrallah ile birlikte birçok üst düzey lider hayatını kaybetmişti.

Eğitim ve silahlanma

DMO’nun faaliyetlerine aşina iki kaynak, kuruluşundan bu yana Hizbullah içinde derin bir rol oynayan yapının, örgüt savaşçılarını yeniden eğitmek ve yeniden silahlandırma sürecini denetlemek üzere subaylar gönderdiğini belirtti. Kaynaklar ayrıca, DMO subaylarının, İsrail istihbaratı tarafından sızılmış olan Hizbullah’ın komuta yapısını da yeniden düzenlediğini aktardı. Bu sızıntının, İsrail’in örgütün çok sayıda üst düzey liderini öldürmesine katkı sağladığı ifade edildi.

İsrailli bir askeri sözcü ise 12 Mart’ta yaptığı açıklamada, son üç yılda verilen zararlara rağmen Hizbullah’ın hâlâ etkili ve tehlikeli bir güç olmayı sürdürdüğünü söyledi.

FVDVF
Hizbullah’ın kuzey İsrail’e doğru fırlattığı roketlerin hasar verdiği bölgede çalışmalarını sürdüren arama-kurtarma ekipleri (Reuters)

Hizbullah, 2 Mart’ta bölgesel savaşa dahil olmasından bu yana İsrail’e yüzlerce roket fırlattı. Bu durum, İsrail’in Lübnan’da binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açan saldırılar düzenlemesine neden oldu. Hizbullah savaşçıları, güneyde kontrol altına alınan bölgelerde İsrail askerlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Buna karşın, birkaç yıl öncesine kıyasla kapasitesi daha düşük seviyede olan Hizbullah’ın, olası kapsamlı bir İsrail işgali karşısında nasıl bir performans sergileyeceği henüz netlik kazanmadı. Hizbullah’ın medya ofisi, İran Dışişleri Bakanlığı ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi, yorum taleplerine yanıt vermedi.

Netanyahu, geçtiğimiz ocak ayında yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın İran desteğiyle yeniden silahlanma ve altyapısını yeniden inşa etme çabası içinde olduğunu ifade etmişti.

Hiyerarşiyi ortadan kaldırmak

Kaynaklar, Hizbullah’ın toparlanmasına yardımcı olmakla görevlendirilen DMO subaylarının, Kasım 2024’te ilan edilen ateşkesten kısa süre sonra bölgeye ulaştığını ve İsrail’in hava saldırıları sürerken dahi çalışmalarına başladığını belirtti. Kaynaklardan biri, konuşlandırmanın yaklaşık 100 subayı kapsadığını ifade etti. Bu süreçte, talepleri doğrultusunda yapılan değişiklikler arasında, merkezi olmayan yapının hiyerarşik bir komuta sistemine dönüştürülmesi de yer aldı. Yeni yapı, birbirlerinin operasyonları hakkında sınırlı bilgiye sahip küçük birimlerden oluşuyor ve bu sayede operasyonel gizliliğin korunması amaçlanıyor.

Kaynaklar ayrıca, DMO subaylarının İran ve Lübnan’dan eş zamanlı roket saldırıları düzenlenmesine yönelik planlar hazırladığını, bu senaryonun ilk kez 11 Mart’ta uygulandığını aktardı.

CSDV
Tahran’da, eski Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Abbas Nilfuruşan, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ve merhum Hamas lideri İsmail Heniyye’nin fotoğraflarının yer aldığı bir reklam panosu (Arşiv – Reuters)

Üst düzey bir Lübnanlı güvenlik kaynağı, İranlı yetkililerin Hizbullah’ın askeri kadrolarını yeniden eğitme ve organize etme sürecine destek verdiğini söyledi. Aynı kaynak, İran’ın hedef seçiminin ayrıntılarına doğrudan dahil olmak yerine, örgütün mevcut çatışmayı yürütmesine yardımcı olduğuna inandığını ifade etti.

Konuya yakın bir başka kaynak ise DMO’nun 2024 yılında Lübnan’a subaylar göndererek savaş sonrası Hizbullah’a yönelik bir değerlendirme yaptığını ve örgütün askeri kanadı üzerinde doğrudan denetim üstlendiğini belirtti.

Diğer iki kaynak da DMO’nun geçen yıl Hizbullah’a askeri işleyişin yönetiminde yardımcı olmak üzere özel danışmanlar gönderdiğini aktardı.

Merkezi olmayan model

King’s College London Güvenlik Çalışmaları Bölümü öğretim görevlisi Andreas Krieg, DMO’nun Hizbullah’ı ‘temelde çok daha yatay bir yapıya’ dönüştürecek şekilde yeniden organize ettiğini söyledi. Krieg, bunu Hasan Nasrallah’ın ölümünden önce etrafında şekillenen hiyerarşik siyasi yapıyla karşılaştırdı.

Yaklaşık 15 yıldır örgüt üzerine araştırmalar yürüten Krieg, “Uyguladıkları bu merkeziyetsiz model, bir ölçüde 1980’lerdeki Hizbullah’ın yapısına benziyor; çok küçük hücrelerden oluşuyor” dedi. Krieg, bu yapıyı DMO’nun İran’da da kullandığı ‘mozaik savunma’ modeli olarak tanımladı.

Lübnan, DMO’dan ülkeyi terk etmesini istiyor

DMO’nun çabaları, Beyrut hükümeti ve Lübnan ordusunun Hizbullah’ı silahsızlandırma yönünde ilerlemeye çalıştığı bir dönemde de sürdü. Bu durum, söz konusu hedefin karşı karşıya olduğu büyük karmaşıklığı gözler önüne serdi.

Lübnanlı bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, ülkenin tahminlerine göre Lübnan’da diplomatik görevlerin ötesinde Tahran yönetimiyle bağlantılı yaklaşık 100 ila 150 İran vatandaşının bulunduğunu, bunlar arasında DMO ile bağlantılı kişilerin de yer aldığını söyledi. Yetkili, hükümetin bu kişilerden mart ayı başında ülkeyi terk etmelerini istediğini belirtti.

DMO’nun faaliyetlerine aşina iki kaynak ise 7 Mart’ta Beyrut’tan Rusya’ya yapılan bir uçuşla ülkeden ayrılan 150’den fazla İranlı arasında DMO’ya bağlı unsurların da bulunduğunu aktardı. Aynı kaynaklar, 2024’teki ateşkesten yeni savaşın patlak vermesine kadar geçen 15 aylık süreçte İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarında hayatını kaybeden yaklaşık 500 kişi arasında DMO üyelerinin de bulunduğunu ifade etti. Ayrıca, savaşın başlamasından bu yana İsrail saldırılarında yaklaşık 10 DMO mensubunun daha öldüğü, bunlar arasında 8 Mart’ta Beyrut’taki bir otele düzenlenen saldırıda hayatını kaybedenlerin de yer aldığı belirtildi.


Irak İstihbarat Servisi’ne İHA’lı saldırı, Bağdat’ta ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
TT

Irak İstihbarat Servisi’ne İHA’lı saldırı, Bağdat’ta ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı

Bağdat'ta dün yeni bir güvenlik krizi yaşandı. Irak’ın başkentinin orta kesimlerinde bulunan Mansur bölgesinde yer alan Milli İstihbarat Teşkilatı Servisi merkezine düzenlenen saldırıda, bir insansız hava aracı (İHA) iletişim kulesini ve sunucu sistemlerini vurdu. Saldırı sonucunda bir istihbarat subayı hayatını kaybetti, bazıları ise ağır yaralandı.

Irak İstihbarat Servisi, saldırı sonucu hayatını kaybeden bir subay için taziye mesajı yayınlarken, saldırıyı ‘bir terör eylemi’ olarak nitelendirdi ve bunun kanun dışı unsurlar tarafından gerçekleştirildiğini belirtti. Irak İstihbarat Servisi, bu eylemin çalışmalarını engellemeye yönelik başarısız bir girişim olduğunu vurgulayarak, sorumluları yakalayıp adalete teslim edeceğine dair söz verdi.

Öte yandan ‘Ashab-ı Kehf’ adlı silahlı bir grup, Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarındaki Victory Askeri Üssü’nü hedef aldığını açıkladı. Bu, Hizbullah Tugayları’nın iki gün önce duyurduğu ve sadece ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ile sınırlı olan gayri resmi ateşkesi fiilen sona erdiren bir gelişme oldu.

Bir diğer gelişmede ise Tuzhurmatu ilçesindeki el-Helva Askeri Havaalanı’nda Haşdi Şabi’ye bağlı birimlere yönelik saldırılar düzenlendi. Bu saldırılar sonucunda bir Haşdi Şabi üyesi öldü, diğerleri yaralandı.


İsrail, Lübnan'ın Nakura beldesi sınırlarında

İsrail tankları Lübnan'ın kuzey sınırında konuşlandırılıyor (EPA)
İsrail tankları Lübnan'ın kuzey sınırında konuşlandırılıyor (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'ın Nakura beldesi sınırlarında

İsrail tankları Lübnan'ın kuzey sınırında konuşlandırılıyor (EPA)
İsrail tankları Lübnan'ın kuzey sınırında konuşlandırılıyor (EPA)

İsrail'in Güney Lübnan'daki kara harekâtı dün, bu eksende gerçekleştirilen ilk saldırılarda, sahil kasabası Nakura’nın eteklerine kadar ulaştı. Beldenin çevresinde İsrail ordusu ile Hizbullah üyeleri arasında hafif ve orta kalibreli makineli tüfekler ve roketlerle doğrudan çatışmalar çıktı.

Nakura'nın yanı sıra Lübnan'ın güneyindeki çatışmalar, el-Hayam kenti cephesinde de ‘doğrudan temas’ aşamasına ulaştı. Şarku’l Avsat’a konuşan Merciyun ilçesindeki saha kaynakları, çatışmaların orta ve hafif makineli tüfeklerle şiddetlendiğini ve bölgede bu yoğunlukta çatışma seslerinin duyulmasının nadir görülen durumlardan biri olduğunu belirtti.

Öte yandan savaşı durdurmaya yönelik diplomatik çabalar sonuçsuz kaldı. Fransa, Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barou’nun Lübnan ve İsrail’e yaptığı kısa ziyaretin somut bir sonuç getirmediğini değerlendirdi. Fransız kaynaklar, “Müzakere zamanı henüz gelmedi” açıklamasında bulundu.