Hafter "Derne sınavı"nda: Ya kahramanlık ya da popülaritenin azalması

Libya ordu komutanı şehri ziyaret etmekten çekinmedi. Ordu güçleri insani yardım dağıtımını devraldı

Hafter, Libya'ya liderlik etme isteğini gizlemiyor ancak Derne krizinin onun popülaritesine etkisi konusunda endişeler var (Reuters)
Hafter, Libya'ya liderlik etme isteğini gizlemiyor ancak Derne krizinin onun popülaritesine etkisi konusunda endişeler var (Reuters)
TT

Hafter "Derne sınavı"nda: Ya kahramanlık ya da popülaritenin azalması

Hafter, Libya'ya liderlik etme isteğini gizlemiyor ancak Derne krizinin onun popülaritesine etkisi konusunda endişeler var (Reuters)
Hafter, Libya'ya liderlik etme isteğini gizlemiyor ancak Derne krizinin onun popülaritesine etkisi konusunda endişeler var (Reuters)

Sağir el-Hidri 

Libya'nın doğusundaki Derne kentini etkisi altına alan sel felaketi nedeniyle Libyalılar hâlâ kurbanlarını sayarken, gözler bölgeyi demir yumrukla kontrol eden ordu komutanı Mareşal Halife Hafter'in üzerinde.

Bazı ülke ve kuruluşların Libyalılara yaptığı yardımların Hafter güçlerinden geçip halka ulaştığını hatırlatmakta fayda var.

Hafter, selin ardından kentte meydana gelen hasarı yerinde incelemek konusunda tereddüt etmedi.

Hafter hem kendi kuvvetleri hem de siviller tarafından hoş karşılandı. Bu ziyaretten günler sonra meydana gelen protestolar şehri sarstı.

Göstericiler tüm siyasi sınıfı sorumlu tuttu ancak öfkelerini belediye meclisine yönelttiler.

Uluslararası alanda tanınmayan ancak ordu tarafından desteklenen Usame Hammad liderliğindeki hükümet, bu halk tepkisine, göstericilerin evini yaktığı belediye meclisi başkanını ve diğer üyeleri görevden alarak karşılık verdi.

Ancak Hafter halkın öfkesinden etkilenmedi. Bu da Derne'nin başına gelen felaketin, Hafter'in imajına yönelik yansımalarının popüler ve uluslararası çevrelerde yarattığı spekülasyonları gündeme getiriyor.

Doğu bölgesine gönderilen yardımın kaçınılmaz olarak Hafter güçlerinden geçmesi bekleniyor.

Bu nedenle ABD'nin Afrika Kuvvetleri Komutanlığı (AFRICOM) Komutanı General Michael Langley geçen perşembe günü Hafter ile görüştü.

ABD'nin Libya Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada, "Görüşmede demokratik olarak seçilmiş bir hükümetin kurulması ve selden etkilenen bölgelerde devam eden yardım çalışmaları ele alındı" denildi.

Hafter'in popülaritesi artacak

Derne felaketiyle mücadelede Hafter güçlerinin ve etrafındakilerin izleri açıkça ortaya çıktı ve felaketin dehşeti bu güçlü ve dikkat çekici görünümü zorunlu kıldı.

Hafter'in oğlu Saddam, acil durum komitesi üyesi olarak askeri üniformasıyla sahneye çıktı ve ülkesinin yurt dışından yardıma ihtiyacı olduğuna dair açıklamalarda bulundu.

Bu arada Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Halife Hafter'in en büyük oğlu Sıddık Hafter, belirsizliklerle dolu cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylık kampanyasını başlatmak üzere gerçekleştirdiği Paris ziyaretini hızla yarıda kesti ve ülkesine dönerek teftiş ziyaretleri ve Derne halkı ile dayanışma kampanyaları başlattı.

Bu hamleler, Hafter'in etrafındakilerin, selden etkilenenlere yönelik yardım çalışmaları konusundaki ısrarını yansıtıyor.

Bu durum Hafter için hem olumlu sonuçlar doğurabilir hem de özellikle bu krizin yönetilememesi durumunda olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Resmi istatistikler, bu felakette 3 bin 400 kişinin öldüğünü belirtirken, kayıpların ise binlerce olduğu tahmin ediliyor.

Libyalı siyasi araştırmacı Ahmed el-Mehdevi, "Ordu, sahip olduğu sınırlı yeteneklerle, Libyalılar ve tüm devlet kurumları için çok büyük olmasına rağmen felaketi ilk andan itibaren kuşatmayı başardı" dedi.

Mehdevi, Independent Arabia'ya verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:

İdari açıdan silahlı kuvvetler, tüm kurtarma ekipleriyle koordinasyon sağlamayı başardı ve bu felaketle nasıl mücadele edileceğine dair net bir strateji geliştirdi. Elbette burada Libya silahlı kuvvetlerinin hiçbir üyesini dışlayamayız. Dolayısıyla Libya halkının yaşadığı bu krizin kaçınılmaz olarak Mareşal Hafter'in popülaritesini batı bölgesinde bile artıracağına inanıyorum.

Hafter, Mayıs 2019'da saldırı başlattığı batı bölgesini kontrol edemiyor. Bu saldırı başkentin eteklerinde hezimetle sonuçlandı.

Türkiye, o dönemde Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin güçlerine silahlarla, insansız hava araçlarıyla, askeri güçlerle ve paralı askerlerle destek verdi.

Mehdevi, "insani yardımın Libya Kızılayı ve Libya Yardım Otoritesi aracılığıyla ve Libya Silahlı Kuvvetlerinin sigortası ve korumasıyla sağlandığını" vurguladı.

Olası aksaklıklar Hafter'i tehdit ediyor

Felaketin Hafter'in popüler imajına yönelik bazı tehlikeleri de var. Özellikle bazı taraflar, Derne kentindeki sel felaketi sonucu çöken barajların bakımından orduya bağlı doğulu yetkilileri sorumlu tutuyor.

Libya Ulusal Ordusu, teröristlerle yıllarca süren şiddetli çatışmaların ardından 2019 yılında şehrin kontrolünü ele geçirmişti.

Söz konusu taraflar o tarihten bu yana, doğulu yetkililer barajların bakımı için herhangi bir eylemde bulunmadığını belirtiyor. 

Hafter'in imajını tehlikeye atabilecek bir konu daha var ki o da büyük gelirlere sahip Trablus'taki Ulusal Birlik Hükümeti'nden ve yardım için seferber olan ülkelerden gelen yardımları dağıtma mekanizması.

Dağıtımda herhangi bir aksaklık yaşanması Mareşal'e zarar verebilir.

Ülkelerin Libya'ya gönderdiği yardımlar ordudan geçiyor (ABD Büyükelçiliği internet sitesi)
Ülkelerin Libya'ya gönderdiği yardımlar ordudan geçiyor (ABD Büyükelçiliği internet sitesi)

Libya meseleleri konusunda uzmanlaşmış siyasi araştırmacı Gazi Molla şunları söyledi:

Hafter'in karşıtları hatta Libya halk çevreleri bile bazı yardımların Hafter'in yardımcıları tarafından çalındığını konuşmaya çoktan başladı. Sorun ordu komutanında değil, daha çok yardımcılarında ama komutan da siyasi ve ahlaki olarak sorumlu tutulacak. Mareşal Hafter'in yandaşları ve yardımcıları tarafından siyasi, açgözlülük veya başka sebeplerden dolayı yardım dağıtımının yanlış yönetilmesi, Hafter'in imajına zarar verebilir. Uluslararası toplum artık bu krize Libyalı figürlerin perspektifinden değil, daha kapsamlı, yani Libyalıları desteklemek ve kurtarma operasyonlarına katılmak çerçevesinden bakıyor.

Libya Ulusal Ordusu Ofisi, sosyal medya sayfalarında ve muhalif sitelerde dolaşan iddialara hemen yanıt vermedi.

Ancak Mehdevi, "ordunun şu ana kadar yardımları koruma ve dağıtımına katkıda bulunma konusunda başarılı olduğunu" söyleyerek söz konusu iddiaları yalanladı.

Siyasi belirleyici

Mareşal Hafter, Libya'ya liderlik etme arzusunu dile getirmiş ve daha da ileri giderek 2021 başkanlık seçimleri (BM yol haritasına göre 2021 yılının Aralık ayında yapılması planlanan) için adaylık belgelerini sunmuştu.

Ancak Hafter daha önce bu tür krizleri gelecekte kendisi veya başkaları için siyasi belirleyici haline getirebilecek popüler bir sınavla karşı karşıya kalmadı.

Hafter askeri düzeyde, özellikle güçlerini Trablus'un dış mahallelerine götürüp düzenlediği saldırılarda ve aylarca sürdürdüğü kuşatmalarda başarı elde edememiş ve birçok aksilikle karşılaşmıştı.

Ayrıca geçen yıl kendisini destekleyen parlamentoyu Başağa başkanlığında bir hükümet kurmaya zorlamış ancak yeni bir hükümet kurulamamıştı.

Aynı zamanda Merkez Bankası ve Petrol Şirketi gibi hayati kurumların bulunduğu Libya'nın başkentine girip oradan çalışma yapmayı da başaramadı. 

Hafter'in oğulları, felaketin ardından Halid'in önderliğinde Derne'ye dağıldı (AFP)
Hafter'in oğulları, felaketin ardından Halid'in önderliğinde Derne'ye dağıldı (AFP)

Mehdevi, "Libya halkı refahtan önce kriz zamanlarında kendilerine yakın olacak bir liderlik figürü arıyor. Krizi yönetme başarısının askeri yönetim ve Hafter için büyük bir başarı olacağına inanıyorum, çünkü ordu ve komutanı artık ülkede siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanması için ideal çözüm haline geldi" dedi.

Molla ise şöyle konuştu:

Hafter'in, Libya ordusunun meşru liderliği ve kimsenin ondan alamayacağı bir popülaritesi var, ancak benim düşünceme göre kriz ondan ve batı bölgesi hükümetinden daha büyük. Çünkü bu tür krizlerle baş etme konusunda hiçbir tecrübeleri yok.

Ülkede hakim olan siyasi bölünmenin ortasında Hafter muhaliflerinin de krizin sorumlusu olarak ona yüklenmesi bekleniyor.

Bu da muhtemelen onu Libyalıları ikna etme ve onları kazanma konusunda büyük bir zorlukla karşı karşıya bırakacak.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.