İsrail istihbaratı Hamas'ın en şoke edici terör saldırısını nasıl göremedi?

Hamas'ın silahlı militanlarının beklenmedik bir şekilde İsrail'in güneyindeki toplulukların kalbine sızarak askerlerin yanı sıra sivilleri de öldürmesi, yaralaması ve kaçırması son derece kaygı verici

Arkadaki sokakta bir araba yanarken bir kadın çocuğuyla birlikte kaçıyor. Cumartesi günkü saldırılarda yüzlerce kişi öldü (AP)
Arkadaki sokakta bir araba yanarken bir kadın çocuğuyla birlikte kaçıyor. Cumartesi günkü saldırılarda yüzlerce kişi öldü (AP)
TT

İsrail istihbaratı Hamas'ın en şoke edici terör saldırısını nasıl göremedi?

Arkadaki sokakta bir araba yanarken bir kadın çocuğuyla birlikte kaçıyor. Cumartesi günkü saldırılarda yüzlerce kişi öldü (AP)
Arkadaki sokakta bir araba yanarken bir kadın çocuğuyla birlikte kaçıyor. Cumartesi günkü saldırılarda yüzlerce kişi öldü (AP)

Donald Macintyre 

Son yıllarda, iklim değişikliğinden Ukrayna'daki savaşa kadar küresel tehlikelerle meşgul olan dünyanın, İsrail ve Filistinliler arasındaki çatışmaya ilişkin düzenli haberlerle giderek daha fazla karamsarlaştığına dair pek çok işaret var.

Ancak cumartesi sabahı erken saatlerde Gazze'de meydana gelen olayların bir şekilde sadece "aynısının devamı" olduğunu düşünmek çok büyük bir hata olur.

Gazze Şeridi'nden birkaç saat içinde tahminen 2 bin 200 ila 2 bin 500 gibi yüksek sayıda roket saldırısı yapılsa da geçmişte de bu tür çok sayıda saldırı olmuştu.

Ancak Hamas ve İslami Cihad'ın silahlı militanlarının beklenmedik şekilde İsrail'in güneyindeki toplulukların kalbine geniş çapta sızarak askerlerin yanı sıra sivilleri de öldürmesi, yaralaması ve kaçırması son derece kaygı verici. Aslında 2000-2004'teki ikinci intifadanın çok öncesinden beri ya da bu yüzyıldaki 4 ölümcül Gazze savaşının hiçbirinde böyle bir şey yaşanmadı.

Gelişen olayların pek çok detayı belirsizliğini koruyor.

İsrail'de ülkenin son derece gelişmiş istihbarat servisinin Yahudi Sukot bayramının son gününde gelen bu operasyonu nasıl göremediğine dair bir süre sonra iç soruşturma yürütüleceğine şüphe yok.

Ya da İsrail ordusunun (2006'da İsrailliler tarafından ağır yaralanan ve neredeyse öldürülen, Hamas'ın askeri lideri Muhammed Deif tarafından yönetildiği söylenen) militan birliklerin yaklaşık iki milyon Filistinlinin hapsedildiği, iyi tahkim edilmesiyle ünlü kıyı anklavından çıkmasını nasıl engelleyemediğine dair.

Ancak bu, Gazze'deki hakim grup olarak Hamas'ın bu eşi benzeri görülmemiş katliamla ne elde edeceğini düşündüğü sorusunu yanıtlamak için çok az şey ifade eder.

Sıradan Filistinlilerin Hamas'ın ele aldığını iddia edebileceği gerçek sıkıntılarını sıralamak elbette çok kolay. Bunlar arasında Gazze'nin iç ekonomisini neredeyse tamamen yok eden uzun abluka ve sınırdaki bariyer boyunca yapılan gösterilere cevaben, her gün 20 bin kişinin İsrail'de çalışmak üzere dışarı çıkmasının engellenmesi de yer alıyor.

İşgal altındaki Batı Șeria'da, her iki tarafta da ancak çoğu Batılı hükümet tarafından uluslararası hukuka aykırı olduğu kabul edilen yerleșimlerde yașayan Yahudilerin, Filistinli komșularına karșı, çoğu zaman İsrail Ordusu tarafından da zımnen kabul edilen, artan saldırganlıkları nedeniyle șiddet olaylarında ciddi ve hızlı bir artıș yașandı.

Bu hafta sonu da Hamas liderleri tarafından en sık dile getirilen iddialardan biri, Kudüs'teki El Aksa camisine, çevresinde ibadet etmeyi tercih eden radikal sağcı İsrailli yerleşimciler tarafından "saygısızlık edilmesi" oldu. Filistinliler bunu, Arapların Harem-i Şerif, Yahudilerinse Tapınak Tepesi adıyla bildiği cami yerleşkesi çevresinde hassas bir şekilde korunan mevcut durumun ihlali olarak görüyor.

Belki de Hamas, İran destekli rakip grup İslami Cihad'ın (ve kendi militanlarından bazılarının), Filistinliler için hızla kötüleşen bu koşullar karşısındaki bariz eylemsizliği hakkında söylediklerinden tahrik olmuştur.

İsrail güçleri, cumartesi günü Hamas liderlerinin sürpriz saldırısına misilleme olarak Gazze'yi hedef aldı (Reuters)
İsrail güçleri, cumartesi günü Hamas liderlerinin sürpriz saldırısına misilleme olarak Gazze'yi hedef aldı (Reuters)

Ancak bunların hiçbiri, Filistinlilerin dostlarının çoğu kadar düşmanlarının da gözünde, İsrail'in güneyindeki topluluklara yönelik cumartesi günü başlayan kara saldırısını tam olarak açıklamıyor ve gerekçelendirmiyor.

Özellikle de şimdi Netanyahu tarafından ilan edilen savaşın Gazze'deki bilinemez sayıda Filistinli sivilin hayatını riske atacağı, hatta şimdiden attığı ve İsrail'in 2014'ten bu yana uzak durduğu, Gazze Şeridi'nin karadan istila edilmesinin bile mutlaka ihtimal dışı olmadığı düşünüldüğünde.

20 yıldır tanıdığım Gazzeli bir şoför bana telefon etti ve şöyle dedi:

Gazze'de herkes korkuyor. Neler yaşanacağını kimse bilmiyor.

Belki de Hamas, tarihindeki en sağcı hükümetin yüksek mahkemesini etkisiz hale getirme çabaları nedeniyle iç çekişmelerle boğuşan İsrail'in, kendisine saldırma fırsatı verecek kadar zayıfladığı sonucuna varmıştır.

Hamas'ın yararlanabildiği bazı istihbarat hataları da elbette ülkenin kendi içindeki dikkat dağınıklığından kaynaklanıyor olabilir.

Ancak bu argümanla ilgili sorun, Netanyahu'nun koalisyonu içinde yer alan ve büyük ölçüde koalisyonu yönlendiren aşırı sağcı aşırı milliyetçi politikacıların Gazze'ye karşı en aşırı önlemler için yaygara koparanlar arasında yer alacak olmaları.

Dahası, Yüksek Mahkeme'nin revize edilmesine karşı cumartesi günü düzenlenecek gösteriler iptal edilirken, protesto amacıyla askerlik hizmetini yerine getirmeyen yedek subaylar da ulusal birlik göstergesi olarak göreve dönmeye başladı.

Bir kadın olarak tüm bu İslamcılar tarafından rehin alınmanın dehşetini tahmin edebiliyorum. 

Masum sivillerin bu teröristler tarafından Allahuekber sloganıyla birer birer katledildiğinin görüntülerini görmek yüreğimi parçalıyor. 

Silahlı grupların şu anda Gazze'de tuttukları bildirilen düzinelerce İsrailli rehine de (örneğin Gazze sokaklarından birinde silahlı korumalar altında çekilen, doğruluğu kanıtlanmamış ancak inandırıcı görünen videoda gösterilen korkmuş kadın) İsrail'i Gazze Şeridi'ne yönelik topyekün bir saldırıdan caydırabilir. Ancak şu an itibariyle bu, inanılır bir önerme olmaktan uzak görünüyor.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant cumartesi günü, Hamas'ın "büyük bir hata" yaptığını söyledi. Bu, diğer birçok Gazze ihtilafından aşina olunan rutin İsrail retoriğine benziyor.

Gelecek günlerdeki, hatta saatlerdeki olayları tahmin etmek neredeyse imkansız. Ancak şu an itibarıyla Gallant'ın bu kez yanıldığını varsaymak acelecilik olur.

Donald Macintyre, "Gaza: Preparing for Dawn" kitabının yazarıdır

Independent Türkçe



İsrail, Hristiyan sembollerine hakaret etmesinin ardından imajını düzeltmek için bir Arap diplomat atadı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
TT

İsrail, Hristiyan sembollerine hakaret etmesinin ardından imajını düzeltmek için bir Arap diplomat atadı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Arap diplomat George Deek’i “Hristiyan dünyaya özel temsilci” olarak atama kararı aldı. Saar, bu adımın “İsrail’in dünya genelindeki Hristiyan topluluklarla ilişkilerini derinleştirmeyi” amaçladığını belirtirken, söz konusu kararın, Hristiyan dini sembollere yönelik artan saldırılar nedeniyle zedelenen ülke imajını düzeltmeye yönelik olduğu değerlendiriliyor.

Son olarak Lübnan’ın güneyindeki Dibl köyünde bir Hristiyan heykelinin tahrip edilmesi uluslararası tepkilere yol açmıştı. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) bünyesinde görev yapan İtalyan birliğinin desteğiyle köydeki Hz. İsa heykeli yeniden dikildi.

Lübnan'ın güneyindeki Dibil kasabası, benzer bir heykelin İsrailli bir asker tarafından parçalanmasından günler sonra, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nde (UNIFIL) görev yapan İtalyan taburunun yardımıyla İsa Mesih heykelini yeniden dikti (AP)Lübnan'ın güneyindeki Dibil kasabası, benzer bir heykelin İsrailli bir asker tarafından parçalanmasından günler sonra, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nde (UNIFIL) görev yapan İtalyan taburunun yardımıyla İsa Mesih heykelini yeniden dikti (AP)

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Kudüs’te Paskalya yürüyüşünün yasaklanmasının ardından Hristiyan dünyasında İsrail’e yönelik öfke ve kınamanın zirveye ulaştığını belirtti. Vatikan ise Kudüs’te Müslüman ve Hristiyan Filistinlilerin ibadet özgürlüğünün kısıtlandığını ifade ederek, din adamlarına ve rahibelere yönelik hakaretler, Batı Şeria’daki Tayibe kentinde bir kiliseyi yakma girişimi, çeşitli kilise ve mezarlıklarda tahribat ile Gazze’de üç kilisenin yıkılmasına dikkat çekti.

İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik operasyonları sırasında da yerel halk benzer saldırılardan şikâyet etti. Geçtiğimiz hafta Dibl köyünde bir İsrail askerinin bir heykelin başını çekiçle kırdığı anlara ait görüntüler sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

Başlangıçta sorumluluğu reddeden İsrail ordusu, askerlerin görüntüleri paylaşması ve övünmesi üzerine geri adım atmak zorunda kaldı. Sosyal medyada yaklaşık 10 milyon kişi tarafından izlenen görüntüler, küresel ölçekte tepki çekti. Pek çok kullanıcı, İsrailli yetkililerin “Hristiyanların ibadet özgürlüğüne sahip olduğu tek ülke” yönündeki açıklamalarıyla alay ederek, Hristiyan kutsallarına ve din adamlarına yönelik saldırıların yanı sıra Mescid-i Aksa’daki olaylara ait görüntüler paylaştı.

İsrail ordusu olayda sorumluluğu kabul ederken, Başbakan Binyamin Netanyahu ile Dışişleri Bakanı Saar kamuoyundan özür diledi ve sorumluların cezalandırılacağını açıkladı. Ordu, heykeli tahrip eden asker ile görüntüleri kaydedip paylaşan askerin yakalandığını, bir ay hapis cezasına çarptırıldıklarını ve ordudan ihraç edildiklerini bildirdi.

Olay sırasında müdahale etmeyen sekiz asker de cezalandırıldı. Ordu ayrıca heykelin yeniden inşa edilmesini sağladı ve kırılan haçın yerine yeni bir haç yerleştirdi. Ancak İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Dibl sakinlerinin bu tür bir saldırıyı affetmeyi reddettiğini yazdı.

Lübnan toprakları içinde bir İsrail askeri aracı (Reuters)Lübnan toprakları içinde bir İsrail askeri aracı (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre George Deek, 1948 Filistinlilerinden olup Yafa’da yaşamaktadır. Yaklaşık 18 yıldır İsrail diplomasi teşkilatında görev yapan Deek, son olarak İsrail’in Azerbaycan Büyükelçisi olarak görev yapmış ve bu unvanla ilk Arap Hristiyan büyükelçi olmuştur.


Washington’ın Bağdat üzerindeki baskısı ‘milis liderlerinin tutuklanmasına zemin hazırlıyor’

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
TT

Washington’ın Bağdat üzerindeki baskısı ‘milis liderlerinin tutuklanmasına zemin hazırlıyor’

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)

ABD’nin Irak üzerindeki baskısı, yeni hükümetin kurulma sürecindeki tıkanmayla eş zamanlı olarak artıyor. Konuya yakın kaynaklar, Washington’ın silahlı milisler dosyası üzerinden gelecek yönetimi erken bir sınavla karşı karşıya bırakabilecek ‘daha sert’ talepler için zemin hazırladığını belirtiyor.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, bazı silahlı grup liderlerine önde gelen isimler hakkında bilgi vermeleri karşılığında mali ödüller teklif edilmesinin ‘yalnızca geleneksel bir istihbarat yöntemi olmadığını, aynı zamanda sonraki aşamada yeni hükümetten bu liderlerin tutuklanmasının talep edilebileceği bir sürecin hazırlığı’ olduğunu ifade etti. Bu taleplerin, ABD ile güvenlik iş birliğinin sürdürülmesine bağlanabileceği kaydedildi.

Aynı kaynaklara göre, şu aşamada Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi ile Seyyid eş-Şuheda Tugayları lideri Ebu Ala el-Velai’yi de kapsayan bu talepler, hedef alınan isimlerin siyasi ve askeri yapı içindeki hassas konumları nedeniyle herhangi bir yeni hükümet için ‘en zorlu sınavlardan biri’ olarak değerlendiriliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Irak’taki Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi hakkında bilgi verenlere ödül verileceği duyurusuABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Irak’taki Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi hakkında bilgi verenlere ödül verileceği duyurusu

Gözlemciler, bu yönelimin ABD’nin stratejisinde ‘çevreleme’ politikasından Bağdat ile yeni angajman kuralları dayatma girişimine doğru bir değişimi yansıttığını belirtiyor. Özellikle Washington ile Tahran arasındaki gerilimle bağlantılı bölgesel tansiyonun artması, çoğu zaman Irak sahasında silahlı gruplar üzerinden etkisini gösteriyor.

Bu çerçevede üst düzey bir güvenlik yetkilisi, ABD’nin Bağdat’ta düzenlenmesi planlanan uluslararası koalisyonun teknik toplantısını iptal ettiğini ve mevcut hükümetle rutin dışı tüm iletişim kanallarını, yeni hükümetin şeklinin netleşmesini bekleyerek askıya aldığını bildirdi.

Öte yandan Amerikan basınında daha önce yer alan haberlerde, Washington’ın Irak petrol gelirlerinden yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki bir mali transferin Bağdat’a ulaştırılmasını engellemiş olabileceği öne sürülmüştü. Bu adımın, Irak hükümetinin İran’a yakın grupları dağıtma yönündeki çabalarında yaşanan tıkanmayla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Kaynaklara göre ABD, başbakanlık için belirli bir adayı desteklemiyor; ancak daha geniş kapsamlı siyasi ve güvenlik iş birliğini, silahlı milislerin etkisini sınırlamaya yönelik ‘somut ve ciddi’ adımların atılması şartına bağlıyor.

Özel düzenlemeler

Bu mesajlar, derinleşen iç siyasi krizle de örtüşüyor. Şii siyasi güçler, hükümeti kurmak için öngörülen anayasal süreleri uzlaşı sağlayamadan tüketirken, bu durum ülkeyi karmaşık senaryolarla karşı karşıya bırakıyor. Bu senaryolar arasında istisnai düzenlemelere başvurulması ya da mevcut geçici hükümetin daha uzun süre görevde kalması ihtimali yer alıyor. Ancak bu seçenek, Muhammed Şiya es-Sudani’nin muhalifleri tarafından reddediliyor.

Son günlerde Koordinasyon Çerçevesi toplantılarında da belirgin bir gerilim yaşandı. Özellikle Nuri el-Maliki ile Sudani arasındaki anlaşmazlık dikkat çekerken, taraflar başbakanlık için bir aday üzerinde uzlaşmaya varamadı. Siyasi kaynaklara göre, ihtilaflar artık yalnızca isimlerle sınırlı değil; aynı zamanda seçim mekanizması ve kurulacak hükümetin yapısı konusunda da derinleşmiş durumda. Taraflardan bazıları kapsamlı bir uzlaşıdan yana tavır alırken, diğerleri sürecin oylama yoluyla sonuçlandırılmasını savunuyor.

24 Nisan 2026 tarihinde Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (X)24 Nisan 2026 tarihinde Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (X)

Müzakereler sırasında Haydar el-İbadi, Adnan ez-Zurfi ve Muhammed Sahib ed-Deraci gibi isimler gündeme gelirken, özellikle ABD ile İran arasındaki dengelerin gözetilmesi ihtiyacı çerçevesinde, iç ve dış kabul görebilecek ‘uzlaşı adayları’ üzerinde de duruluyor.

Analistler, ABD’nin baskısının başbakan seçimi sürecini dolaylı biçimde etkileyebileceğini belirtiyor. Bu çerçevede bazı siyasi aktörlerin, söz konusu taleplerle başa çıkabilecek ve geniş siyasi ile askeri nüfuza sahip silahlı gruplarla iç çatışmaya sürüklenmeden süreci yönetebilecek bir ismi desteklemeye yönelebileceği ifade ediliyor.

Buna karşılık Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı gruplar, ABD’nin şartlarına tam uyum sağlanmasının iktidar ittifakının dağılmasına ya da iç gerilimlerin tırmanmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle alınacak adımların büyük siyasi güçlere yakın liderleri hedef alması halinde bu riskin artabileceği dile getiriliyor.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, yeni hükümetin önünde karmaşık bir denge arayışı bulunuyor. Artan uluslararası baskılarla başa çıkma zorunluluğu ile iç siyasi bütünlüğün korunması ihtiyacı arasında kurulacak denge, bölgesel gerilimlerin yoğun olduğu bir ortamda Irak’ı karşıt çıkarların kesiştiği bir alan haline getiriyor.


Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
TT

Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) yetkilileri bugün yaptıkları açıklamada, yaklaşık iki ay boyunca bölgenin farklı noktalarını hedef alan yüzlerce insansız hava aracı (İHA) ve roket saldırısında 20 kişinin hayatını kaybettiğini, 123 kişinin yaralandığını bildirdi. Açıklamada, bölgesel gerilimlerin arttıığı bir dönemde saldırıların yoğunlaştığına dikkat çekildi.

Yetkililerin yayımladığı resmi verilere göre 28 Şubat’tan geçtiğimiz pazartesi gününe kadar toplam 809 saldırı gerçekleşti. Bunların 701’inin İHA’larla, 108’inin ise roketlerle düzenlendiği belirtildi.

Hayatını kaybedenlerin 10’unun Erbil’de, 3’er kişinin Süleymaniye ve Halepçe’de, 7 kişinin ise Soran bölgesinde olduğu ifade edildi. Saldırıların en yoğun yaşandığı yer 477 saldırıyla Erbil olurken, Süleymaniye ve Halepçe 235 saldırıyla ikinci sırada yer aldı. Duhok’ta 29, Soran’da ise 68 saldırı kaydedildi.

Açıklamada, saldırıların “asılsız gerekçelerle sivil alanları, vatandaşların mülklerini ve özel sektörü hedef aldığı” vurgulanarak, bölgedeki şehirlerin tarafsız kalmalarına rağmen ciddi can ve mal kaybı yaşadığı ifade edildi.

Kendisini “Irak’ta İslami Direniş” olarak adlandıran bir grup ise son dönemde neredeyse her gün yaptığı açıklamalarda, Erbil’de ABD güçlerinin bulunduğu noktalar başta olmak üzere petrol tesisleri, oteller ve çeşitli hedeflere İHA ve roketlerle düzenlenen saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenaze töreninden (AFP)7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenazede yas tututanlar (AFP)

Öte yandan, İranlı Kürt muhalif bir grup olan Kürdistan Özgürlük Partisi’nden bir yetkili, perşembe akşamı Erbil vilayetinde “İran Kürdistan Ulusal Ordusu”na ait bir merkezin üç İHA ile hedef alındığını açıkladı. Yetkili, saldırının saatler sürdüğünü ancak kayıplara ilişkin net bilgi bulunmadığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan aktardığına göre aynı gece ilerleyen saatlerde Erbil’e bağlı Baserma ve Xebat bölgelerine iki İHA düştü, olayda herhangi bir can kaybı ya da hasar meydana gelmedi.

IKBY Başkanlığı, daha önce Bölge Başkanı Neçirvan Barzani’nin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurmuştu. Görüşmede bölgedeki gelişmeler ele alınırken, taraflar gerilimin düşürülmesi ve istikrarın korunmasının önemine vurgu yaptı. Ayrıca İran, Irak ve IKBY arasındaki ilişkiler ile ortak konular da görüşüldü.

Arakçi’nin, Pakistanlı yetkililerle de benzer telefon görüşmeleri yaptığı, ancak görüşmelerin detaylarının paylaşılmadığı belirtildi.