İsrail-Filistin çatışmasında gündeme oturan beyaz fosfor nedir?

Uluslararası hukuka göre beyaz fosfor kullanımı, yoğun sivil nüfusun bulunduğu bölgelerde yasak

Ciltte ikinci ve üçüncü derece yanıklara, ayrıca nefessiz kalarak boğulmalara yol açabilen beyaz fosforun tedavisi de bulaşıcılığı nedeniyle oldukça zor (AA)
Ciltte ikinci ve üçüncü derece yanıklara, ayrıca nefessiz kalarak boğulmalara yol açabilen beyaz fosforun tedavisi de bulaşıcılığı nedeniyle oldukça zor (AA)
TT

İsrail-Filistin çatışmasında gündeme oturan beyaz fosfor nedir?

Ciltte ikinci ve üçüncü derece yanıklara, ayrıca nefessiz kalarak boğulmalara yol açabilen beyaz fosforun tedavisi de bulaşıcılığı nedeniyle oldukça zor (AA)
Ciltte ikinci ve üçüncü derece yanıklara, ayrıca nefessiz kalarak boğulmalara yol açabilen beyaz fosforun tedavisi de bulaşıcılığı nedeniyle oldukça zor (AA)

İsrail-Filistin çatışmasında Filistinli yetkililerin ve İnsan Hakları İzleme Örgütünün (HRW) İsrail tarafından kullanıldığını açıkladığı beyaz fosforun insanlar için son derece zehirli olduğu ifade ediliyor.

İsrail-Filistin çatışması, 7 Ekim'den bu yana sürerken HRW'nin İsrail'in, Gazze'de ve Lübnan'da askeri operasyonlarında beyaz fosfor kullanarak sivilleri "ciddi ve uzun süreli yaralanma riskiyle karşı karşıya bıraktığına" dair açıklaması gündeme oturdu.

Askeri mühimmatta kullanılan beyaz fosfor, fosfat kayalarından elde ediliyor. Kristal, katı yapıya sahip beyaz fosforun rengi, ışığa maruz kaldığında koyulaşıyor.

İnsanlar için son derece zehirli olan beyaz fosfor dumanı, teneffüs edildiğinde ciğerlerde ani yaraların oluşmasına ve nefessiz kalarak boğulmaya yol açabiliyor.

Beyaz fosfor, ciltte de ikinci ve üçüncü derece süregelen yanıklara neden olabiliyor.

Oksijenle temas ettiği anda kolayca alev alan bu zehirli madde, ayrıca beyaz veya sarı renkli duman salma özelliğinden dolayı sis maddesi olarak da kullanılıyor.

Beyaz fosfor, bomba olarak kullanıldığında da patlayıcı etkisinin yanı sıra yangınlara yol açıyor.

Beyaz fosfor bombası nedeniyle çıkan yangınlar geniş alanlara yayılabiliyor ve alandaki fosfor tükenene kadar bu yangınlar devam ediyor.

Bulaşıcılığı nedeniyle tedavisi zor

Beyaz fosfora maruz kalanların tedavisi de fosforun bulaşıcılığı nedeniyle oldukça zor.

Solunum yoluyla, cilt temasıyla ya da sindirim yoluyla vücuda alınan madde, birçok yüzeye yapışabiliyor ve temasla bulaşıyor.

Bu bombanın neden olduğu yaralanmaları tedavi eden kişilerin de bu yüzden kendilerini korumak için özel eğitim almaları gerekiyor.

Söz konusu maddeye belli aralıklarla maruz kalmanın, çene kemiğinin ileri düzeyde deformasyonuna yol açarak kırılmasına neden olabildiği ifade ediliyor.

Uluslararası hukukta beyaz fosfor bombası

Birleşmiş Milletler (BM) Konvansiyonel Silahlar Sözleşmesi (CCW) uyarınca sivil bölgelerde havadan yangın çıkarıcı silah saldırıları yasak.

Beyaz fosforun yaydığı dumanın açık alanlarda askeri birliklerin kamufle edilmesi gibi amaçlarla kullanılmasının önünde ise herhangi bir hukuki engel bulunmuyor.

Öte yandan, beyaz fosforun kullanıldığı anda insanların üzerinde yarattığı etki ve zarar nedeniyle savaş suçu kapsamında görülmesine ilişkin tartışmalar sürüyor.

İsrail, daha önce de beyaz fosfor kullanmıştı

HRW'nin Nisan 2010'da yayımladığı "Başka tarafa bakmak: Gazze Savaşı'nda savaş kuralları ihlalleri cezasız kalıyor" başlıklı raporda, İsrail'in, Gazze Şeridi'nde 27 Aralık 2008'de başlattığı ve 18 Ocak 2009'da sonlanan "Dökme Kurşun Operasyonu"nda da beyaz fosfor içeren mühimmat kullandığı belirtilmişti.

Raporda, İsrail'in nüfusu yoğun yerlerde beyaz fosfor içeren mühimmat kullanması, siyasi ve askeri liderlerin uyguladığı ve savaş kuralları ihlallerine yol açan politikalar arasında gösterilmişti.

İsrail-Filistin çatışması

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, 7 Ekim sabahı İsrail'e "Aksa Tufanı" adıyla kapsamlı saldırı başlatmıştı.

Gazze'den İsrail yönüne binlerce roket atılırken Filistinli silahlı gruplar, Gazze-İsrail sınırındaki Beyt Hanun-Erez Sınır Kapısı'na baskın düzenleyerek burayı ele geçirmişti.

Silahlı gruplar, daha sonra buradan İsrail içindeki yerleşim yerlerine girmiş, İsrail ordusu da onlarca savaş uçağıyla Gazze Şeridi'ne saldırı başlatmıştı.

Gazze'den düzenlenen saldırılarda 1300 İsraillinin hayatını kaybettiği, 3 bin 300 İsraillinin yaralandığı aktarılmıştı.

Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail'in saldırılarında Gazze'de 500'ü çocuk, 276'sı kadın olmak üzere 1537 kişinin hayatını kaybettiğini, 6 bin 612 kişinin yaralandığını duyurmuştu.

Ayrıca Batı Şeria'da İsrail güçlerinin ve Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 36 Filistinlinin öldüğü, 650 kişinin yaralandığı belirtilmişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütünden yapılan açıklamada (HRW) İsrail'in, Gazze ve Lübnan'daki askeri operasyonlarında beyaz fosfor kullandığı bildirilmişti.

Filistin Dışişleri Bakanlığının X sosyal medya platformundan, "İşgalci İsrail, Filistinlilere karşı uluslararası yasaklı olan beyaz fosforu kullanıyor." paylaşımı yapılmıştı.



Lübnan, İsrail ile doğrudan müzakereleri kabullenmek zorunda kaldı

ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
TT

Lübnan, İsrail ile doğrudan müzakereleri kabullenmek zorunda kaldı

ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)

Lübnan resmi makamları dün, İsrail ordusunun ülkenin güneyinde sürdürdüğü, evleri ve tesisleri yıkarak pekiştirdiği savaşı ve işgali durduracak başka seçenek kalmaması nedeniyle İsrail ile doğrudan müzakerelere girişti. Lübnan, ABD’nin İsrail üzerinde baskı kurmasını ve böylece güneyde ateşkes sağlanmasını umuyor.

Lübnan ile İsrail arasında 1983 yılından bu yana ilk kez gerçekleşen ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun himayesinde düzenlenen görüşmede, Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh-Moawad, Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı'nda İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile bir araya geldi.

Rubio, bunun sadece bir ateşkes sağlamak yerine, bölgede Hizbullah'ın nüfuzuna kesin bir çözüm bulmaya yönelik uzun vadeli bir sürecin başlangıcı olduğunu vurguladı.

Lübnan'ın talebine yanıt olarak ateşkes ilan etmese de ülkesinin Beyrut ile Tel Aviv arasında sağlam ilişkiler kurmayı hedeflediğini söyleyen ABD Dışişleri Bakanı, “Bazılarınızın ateşkes konusunda endişeleri olduğunu biliyorum, ancak bu mesele, dünyanın bu bölgesinde 20 ya da 30 yıldır süren Hizbullah'ın etkisine nihai bir çözüm bulmakla ilgili” diye ekledi.

Toplantıya katılanlar, Washington’ın iki ülke arasındaki bu adımı takdir ettiğini belirten ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, görüşmelerin devamına ve Lübnan'da yeniden inşa sürecinin önünü açacak daha kapsamlı bir anlaşmaya varılmasına yönelik desteğin vurgulandığı belirtildi.

Ayrıca, herhangi bir anlaşmanın iki hükümet arasında ve onların himayesinde yapılması gerektiğinin altı çizilen bildiriye göre İsrail, müzakereye hazır olduğunu ve sivil grupların silahsızlandırılmasını kabul ettiğini belirtirken, Lübnan ise düşmanlıkların durdurulmasını, tam egemenliğini ve insani krizin çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Bildiride, daha sonra belirlenecek bir zamanda ve yerde doğrudan müzakerelerin başlatılması konusunda mutabık kalındığı da aktarıldı.


On ülke Lübnan'daki çatışmaların derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu ve insani krizin kötüleştiği konusunda uyardı

Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail büyükelçileri için düzenlenen resepsiyonda konuşma yapıyor (Reuters)
Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail büyükelçileri için düzenlenen resepsiyonda konuşma yapıyor (Reuters)
TT

On ülke Lübnan'daki çatışmaların derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu ve insani krizin kötüleştiği konusunda uyardı

Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail büyükelçileri için düzenlenen resepsiyonda konuşma yapıyor (Reuters)
Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail büyükelçileri için düzenlenen resepsiyonda konuşma yapıyor (Reuters)

Kanada, Birleşik Krallık ve İsviçre de dahil olmak üzere on ülke, kötüleşen insani durum ve yerinden edilme kriziyle ilgili derin endişelerini dile getiren ortak bir bildiriyle, "Lübnan'daki çatışmaların derhal sona erdirilmesi" çağrısında bulundu.

Ülkeler, sivillerin ve sivil altyapının çatışmaların sonuçlarından korunması gerektiğini vurgulayarak, ABD, İsrail ve İran arasında varılan iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladılar, ancak "Lübnan'da da silahların susması gerektiğini" vurguladılar.

Bu çağrı, İsrail ve Lübnan temsilcileri arasında Washington'da yapılan ve iki taraf arasında doğrudan müzakerelerin önünü açmayı amaçlayan ilk görüşmenin sonrasında yapıldı.

İsrail ile «Hizbullah» arasındaki çatışma, İran'la süren savaşın arka planında yeniden tırmandı; İsrail, Lübnan hükümetini uzun süredir «devlet içinde devlet» olarak faaliyet gösteren örgütü silahsızlandırmada başarısız olmakla suçluyor.

On ülke ayrıca, insan onurunu korumak, sivillere verilen zararı sınırlamak ve yardımların ulaştırılmasına izin vermek amacıyla uluslararası insani hukuka saygı gösterilmesini talep etti.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: «Birleşmiş Milletler barış gücü askerlerinin ölümüne yol açan ve Güney Lübnan’daki insani yardım çalışanlarının karşı karşıya olduğu riskleri önemli ölçüde artıran eylemleri en şiddetli şekilde kınıyoruz.»

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü'ne (UNIFIL) göre mart ayı sonlarında Güney Lübnan'da meydana gelen olaylarda 3 barış gücü askeri hayatını kaybetti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ilk bulgular, 29 Mart'taki saldırılardan birinin İsrail tankı tarafından gerçekleştirildiğini, 30 Mart'taki saldırının ise “Hizbullah” tarafından yerleştirilen bir patlayıcıyla gerçekleştirildiğini ortaya koydu.

Birleşmiş Milletler, 1978 yılından bu yana sınırda barış gücü birlikleri konuşlandırmaktadır ve bu birliklerin mevcut kadrosu yaklaşık 50 ülkeden gelen 7 bin 500 askerden oluşmaktadır.

Bildiri Avustralya, Brezilya, Kanada, Kolombiya, Endonezya, Japonya, Ürdün, Sierra Leone, İsviçre ve Birleşik Krallık tarafından imzalandı.


İsrail ordusu üç Hizbullah savaşçısını sorguluyor

İsrail-Lübnan sınırına yakın bir askeri araç üzerinde oturan İsrail askeri... Kuzey İsrail, 13 Nisan 2026 (Reuters)
İsrail-Lübnan sınırına yakın bir askeri araç üzerinde oturan İsrail askeri... Kuzey İsrail, 13 Nisan 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu üç Hizbullah savaşçısını sorguluyor

İsrail-Lübnan sınırına yakın bir askeri araç üzerinde oturan İsrail askeri... Kuzey İsrail, 13 Nisan 2026 (Reuters)
İsrail-Lübnan sınırına yakın bir askeri araç üzerinde oturan İsrail askeri... Kuzey İsrail, 13 Nisan 2026 (Reuters)

İsrail ordusu dün, Lübnan'ın güneyinde yaşanan şiddetli çatışmalar sırasında yakalanan üç Hizbullah savaşçısını sorguladığını duyurdu.

İsrail ordusunun Arap medyası sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, "Dün, Givati ​​Tugayı güçleri, Bint Cubeyl'de Rıdvan Gücü birliğinin bir üyesinin de aralarında bulunduğu bir Hizbullah sabotajcı hücresiyle yakın mesafede çatışmaya girdi" ifadelerini kullandı.

Şöyle devam etti: «Çatışma sonunda üç terörist silahlarını bırakarak güçlere teslim oldu. Ardından, sorgulama için başka bir yere nakledildiler.»

Şarku’l Avsat’ın İsrail ordusundan aktardığına göre, güçleri şu anda Bint Cubeyl kasabasını tamamen kuşatmış durumda; bu durum, Güney Lübnan’da devam eden kara harekatı kapsamında önemli bir ilerlemeyi temsil ediyor.