Gazze Savaşı ‘yıldırım harbi’ döneminin sona erdiğini bir kez daha kanıtlıyor mu?

Dünya, Filistin direnişinin de arzuladığı gibi bazı devletleri devirmeyi amaçlayan uzun süreli çatışmalara geri dönüyor.

Gazze'nin Beyt Hanun beldesinden yoğun dumanlar yükseldi. (AA)
Gazze'nin Beyt Hanun beldesinden yoğun dumanlar yükseldi. (AA)
TT

Gazze Savaşı ‘yıldırım harbi’ döneminin sona erdiğini bir kez daha kanıtlıyor mu?

Gazze'nin Beyt Hanun beldesinden yoğun dumanlar yükseldi. (AA)
Gazze'nin Beyt Hanun beldesinden yoğun dumanlar yükseldi. (AA)

Tarık Fehmi

Bir yanda devletler, diğer yanda devlet dışı aktörler arasında patlak veren çatışma ve karşılaşmalarda esnek bir sınıflandırma olduğunu gösteren siyasi ve tarihi gerçekler vardır. Bu da günümüzde dünyada meydana gelen çatışmaların doğasının siyasi ve stratejik olarak gözden geçirilmesini gerektirir. Çünkü veriler aynıdır. Gerçek ya da nihai çözümler yoktur. Bu da çatışmaların neden uzun süre devam ettiğini ve patlak verdiğini açıklar. Bu savaşlar zaman zaman iç düzeydeki ikili faktörlerle bağlantılı olarak da ortaya çıkabilir. Aynı şekilde çatışmanın yoğunluğundan beslenen, onunla başa çıkmaya katılabilecek bölgesel ve uluslararası tarafların artan rolü de bu çatışmaların neden devam ettiğini gösterir. Bu durum günümüzde meydana gelen tüm bölgesel ve uluslararası çatışmalarda açıkça görülüyor.

Doğrudan açıklamalar

Dünyadaki savaşların, çatışmaların ve anlaşmazlıkların devam etmesinin en önemli sebebi çözüm senaryolarının eksikliğidir. Ayrıca her bir tarafın müzakere koşullarını iyileştirme ve en iyi sonuçları elde etme çabasını sürdürmesidir. Her zaman ‘kazan – kazan’ değil ‘kazan – kaybet’ denkleminin de göz önüne alınması gereklidir. İşte bu durum, günümüzde çatışmaların büyümesinin ve devam etmesinin ana nedenlerindendir. Her bir tarafın düzenli olarak bir oldubitti stratejisi dayatmaya çalışmasının yanı sıra, çatışmanın taraflarınca kullanılan gücün geri dönmesi gibi birçok neden başka sonuçlar ortaya çıkarır. Sonuç olarak diplomatik veya siyasi çözümden ziyade, gerçek ve mevcut bir çözüm sunulması bu problemleri çözebilir. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre mevcut dönemde uluslararası sistemi yöneten Birleşmiş Milletler (BM) zayıfladı. Uluslararası ilişkilerde olduğu gibi en karmaşık çatışmalarla da başa çıkamaz hale geldi. Ülkelerin başvurabilecekleri alternatif yollar veya başka seçenekler kalmadı.

Arap-İsrail çatışması, bir yandan çatışmanın her iki tarafıyla ilgili nedenler, diğer yandan ideolojik, siyasi ve güvenlik nedenlerinin örtüşmesi, anlaşmada ciddi bir yaklaşımın bulunmaması, anlaşmada etkili olabilecek bölgesel ve uluslararası tarafların yokluğu ve çatışmanın her iki tarafının da periyodik olarak ateşlemeye yol açan bazı eğilimleri benimsemesi nedeniyle dünyadaki en karmaşık çatışma olarak kabul ediliyor. Nihai bir çözümün yokluğunda çatışmalar devam edecektir. Ukrayna'da devam eden çatışmada olan da buydu.

Askeri çatışma, düzenli çatışmalara, yani devletler arasındaki çatışmalara bağlı değildir. Aksine, sınırları aşan silahlı hareketlere veya uluslararası örgütlere kadar uzanabilir. Çatışmalar sadece devletlerle sınırlı olmayan, aynı zamanda örgütleri de kapsayan açık çatışmalar olarak da sınıflandırılabilir. Asıl amaç, (El Kaide ve dünyanın çeşitli yerlerindeki versiyonları, DEAŞ ve onun yaygın bölgesel kolları gibi) var olmak ve çatışmalarla örtüşmeye devam etmektir. Bu çatışma açık bir çatışmadır. Belirli bir bölge, konum ya da operasyon sahası ile sınırlı değildir. Aksine, bu çatışmayı genişletilmiş, kalıcı ve sürekli kılan ve asla sona ermesine müsaade etmeyen çeşitli bölgeler de vardır. Örgütlerin bulundukları konumlarda varlıklarını sürdürmeleri diğerinin inkârına bağlıdır. Çatışmaların yatıştırılması veya hafifletilmesi için herhangi bir fırsatın bulunmaması askeri seçeneği hâkim kılar. Dolayısıyla ülkeler arasında güç kullanımı ve çatışmanın hâkim olduğu mücadeleler yaşanır. Halihazırda birçok bölgede yaşanan da budur. Bu çatışmalar, Güneydoğu Asya bölgesindeki savaşlar ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra patlak veren pek çok çatışma gibi bir süre devam etse bile, şu anda dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, uzun bir süre boyunca anlaşmazlıklarla birlikte tekrarlanacaktır.

Çatışmaların kaynakları

Çatışmalar, sona ermediklerinin, devam ettiklerinin bir göstergesi olarak, farklı zamanlarda varlıklarını ifade ederler. Çatışmanın taraflarından biri, aynı çatışma alanında kalabilir. Taraflardan biri yeni bir stratejik veya askeri gerçekliği empoze etmeye çalışmak için oldubitti stratejisini değiştirmek isterse, bu da çatışmada tek bir model olmadığını doğrular. Kullanılabilecek çeşitli çatışma türleri vardır. Bu durum, üzerinde çalışılabilecek çeşitli sahnelerde çatışmaya göre farklı yorumlanabilir. Ayrıca çeşitli yaklaşımlar aracılığıyla açık hesaplamaların varlığını teyit eder.

Dünyadaki bazı çatışma ve anlaşmazlıkların ciddiyeti, sistematik bir çatışmanın, yani devletler arasında bir çatışmanın olup olmamasıyla bağlantılıdır. Bu çatışma, askeri bir çatışma olmadan da gerçekleşebilir. İran ve İsrail arasında olan güvenlik ve istihbarat çatışması, gölge savaşına dayanan bir çatışmadır. Açık askeri çatışmaya alternatif olarak uzaktan çalışmak, en önemlisi ucuz çözüme odaklanmak açık çatışmadaki birçok sorunun varlığını doğrulamaktadır. Bu, büyük ve küçük ülkelerin birlikte başvurabileceği bir yöntemdir. Ayrıca farklı türde bir çatışma olan büyük istihbarat savaşları, bu bağlamda yaşananların çoğunu açıklamaktadır. Bu tür çatışmalar belli bir sınırda kalamayan uzun süreli çatışmalarla bağlantılıdır.

Aslında, Gazze Şeridi'nde olduğu gibi savaşın uzaması, çeşitli tarafların pozisyonlarındaki farklılıklar ve İsrail'in önceki yıllarda olduğu gibi çatışmayı yönetme çabalarıyla bağlantılıdır. Aynı zamanda İsrail devletinin kuruluşundan bugüne kadar olduğu gibi, Filistinli örgütlerin yayılması, Filistin meselesinin karmaşıklığı, kararsızlık ve çözümsüzlük politikasının izlenmesi savaşın uzamasında etkili olan çeşitli faktörlerdendir. Zira iki taraf da bir çözüme ulaşamadan müzakereler, iletişimler, seçenekler ve senaryolarla karşı karşıya kaldı.

Açık çatışmalar

İsrail nihayet yeni bir aşamaya girdi. İdeolojik karakter, siyasi karaktere üstün geldi. Diğerini inkâr etme ve çatışmanın ana konularındaki anlaşmazlık çözmeye çalışıldığında, çatışma yenilendi. Bu durum, çatışmaların genişlemesi ve tüm bölgenin çatışmaya girmesi olasılığı nedeniyle gerçek gelişmelerle karşı karşıya olduğumuzu gösterdi. Çin ve Rusya gibi büyük güçler olup bitenleri izlemekle yetinse de ABD, çıkarlarını savunmak ve İsrail'in prestijini değil kendi prestijini geri kazanmaya çalışmak için gücünü seferber etti. İşte gerçek bir dünya savaşına yol açabilecek yüzleşmeler yaşandığını buradan görebiliriz.

Dolayısıyla çatışmalar kısa sürede çözülemeyecektir. Bölgede Arap-İsrail çatışması ve diğer çatışmalar da tıpkı Libya, Suriye, Yemen ve diğer karmaşık çatışmalarda olduğu gibi, çözümsüzlük yüzünden devam edecektir. Bu çatışmalar başka birçok alanda da devam edecek.

Fotoğraf Altı: Ukrayna-Rusya savaşı, Rusya'nın askeri güç kullanarak çözme kararlılığının bir sonucu olarak ancak uzun vadede sona erecektir. (AP)
Ukrayna-Rusya savaşı, Rusya'nın askeri güç kullanarak çözme kararlılığının bir sonucu olarak ancak uzun vadede sona erecektir. (AP)

BM bu konuda rol oynamıştır ve oynamaya da devam etmektedir. Ukrayna-Rusya savaşı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından açıklanan ve bağlı kalınan Rus ulusal güvenlik teorisine uygun bir şekilde Rusya'nın askeri güçle çözme kararlılığının bir sonucu olarak uzun vadede sona erecektir. Bu da Rus alanının güvence altına alınması için önemli ve gereklidir. Bu sağlanana kadar kriz ve savaş uzayacaktır. Ukrayna direnişi ise Batı'nın desteğine ve bu desteğin mümkün olan en uzun süre devam etmesine bağımlıdır. Ancak çatışmalar kolaylıkla çözülecek boyutta değildir.

Gerçek komplikasyonlar

Gazze'deki mevcut savaş, iki taraf arasındaki angajman kurallarının değişmesi ve her bir tarafın diğerinin nabzını hissetme eğiliminde olması durumunda her an alevlenebilecek bir çatışmadır. Bu durum, uzun süreli ve tarihi savaşların bir süre durağan kalsa bile çözülemeyeceğinin ve her an patlak verebileceğinin kanıtıdır. Çünkü taraflar arasındaki angajman kuralları değişse bile, siyasi, stratejik ve hatta istihbarî inceleme ve değerlendirmeler gereklidir. Bu ise zaman zaman sıfır toplamlı gibi görünebilecek zor seçimler ve senaryolarla bağlantılı olduğu için çözümün en azından orta vadede mevcut olmayacağını teyit etmektedir.

Dolayısıyla süregelen savaş bir süreliğine sakinleşmiş olsa da devam etmektedir. Bu savaş, bazılarının beklediği gibi disiplinli bir denkleme göre bitmeyecek ve uzayacak bir savaş olarak nitelendirilebilir. İsrail tarafı diğerini sürgün etmeye ve topraklarından atmaya kararlı, Filistin direnişi ise yeni çatışma kurallarını yürürlüğe koymaya ve savaşları başka topraklara taşımaya çalışmaktadır. Bu da çatışmanın devam edeceği, çatışmaların iki tarafın da lehine çözülmeyeceği ve arabulucuların da çatışmayı yatıştırmada rol oynayacağı anlamına gelmektedir. Savaş, iki tarafın da üzerinde çalıştığı yeni bir strateji ışığında olup bitenlerden kazananlar ve kaybedenlerin varlığıyla devam edecek olursa her iki tarafın da hesaplarına göre bu savaş gittiği yere kadar gidecektir.

Sonuç:

Gazze-İsrail savaşının, geleneksel çözümlerle çözülemeyecek uzun süreli savaşların çarpıcı bir tercümesi olduğu açıktır. Rusya-Ukrayna savaşı ise iki ana tarafın, büyük ve bölgesel ülkelerin, siyasi ve askeri ittifakların, izleyen ve takip eden tarafların çakıştığı çeşitli ölçeklerde gerçekleşmektedir. Bu da çıkarların ön planda olduğunu doğrulamaktadır. Tüm bunlar savaşın devamına zorluyor ve hatta mevcut durumu silah, stratejik ve lojistik destekle besleyerek savaşın uzamasına katkı sağlıyor. Çatışmaların bazı tarafları çözümden kaçınmaya, savaşlara köklü ve gerçek bir çözüm getirecek gerçek fırsatları kaçırmaya zorlanıyor.

Her halükârda dünya, Filistin direnişinin arzuladığı gibi bazı devletleri devirmeyi amaçlayan uzun süreli çatışmalara geri dönüyor. Ukrayna direnişinin art arda yok edilen devletin sınırlarını savunmak için varlığını ortaya koyması, meselenin devam edeceğini doğruluyor. Gazze ve Rusya-Ukrayna gibi dünyanın en uzun çatışmalarını ve savaşlarını uzatan şey çözümün onaylanmasındaki rasyonalite yoksunluğudur. Dünyanın pek çok yerinde uzayıp giden, bitmeyen ve bitmeyecek olan unutulmuş savaşlar da dahil olmak üzere onlarca çatışma var.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
TT

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) kentinde Nevruz kutlamaları sırasında Suriye bayrağının indirilmesi, cumartesi akşamı ülkenin kuzey ve doğusundaki birçok bölgede geniş çaplı öfkeye yol açtı. Olayların ardından güvenlik noktalarına saldırılar düzenlenirken, protesto hareketleri ve bazı bölgelerde halk eylemleri görüldü. Terör örgütü PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi unsurlarının Kamışlı kentinde iç güvenlik merkezine baskın düzenleyerek Suriye bayrağını indirdiği bildirildi.

Haseke İç Güvenlik Komutanı Mervan el-Ali dün, söz konusu binanın üzerine Suriye bayrağını yeniden çekti. Bu anlar, Suriye Enformasyon Bakanlığı bünyesindeki Haseke Medya Müdürlüğü tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yer aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından Suriye hükümeti yetkilileri ile Kürt liderler, kuzey ve doğu Suriye’de yükselen tansiyonu düşürmek için temaslarda bulundu. Gerginliğin, 29 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmayı riske atabileceği değerlendirilirken, olayın anlaşmadan rahatsız olan kesimler tarafından ‘fitne çıkarma’ girişimi olduğu öne sürüldü. Kürt kaynaklar ise yaşananların münferit bir olay olduğunu ve herhangi bir sonuç doğurmayacağını belirtti.

Gerginliğin, Halep’in kuzey kırsalındaki Ayn el-Arab’ta Nevruz kutlamaları sırasında bir Kürt gencin Suriye bayrağını indirmesiyle başladığı ifade edildi. Kürt yetkililer bu davranışı ‘bireysel’ olarak nitelendirirken, sosyal medyada geniş çaplı kışkırtma kampanyalarının başlatıldığı ve bunun bazı bölgelerde Araplar ile Kürtler arasında yer yer çatışmalara yol açtığı aktarıldı. Yetkililer, sahadaki durumun kontrol altına alınmaya çalışıldığını bildirdi.

Kürt siyaset araştırmacısı Mehdi Davud, yaşanan gerginliğin bazı Kürt çevrelerinde etkili olan PKK ideolojisinden kaynaklandığını savundu. Olayı ‘münferit bir hadise’ olarak tanımlayan Davud, bu tür durumların büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde yaşanabileceğini belirtti. Sosyal medyada olayın abartıldığını ifade eden Davud, bazı tarafların kasıtlı olarak gerilimi tırmandırmaya çalıştığını söyledi.

Sahada belirli bir gerginliğin varlığını kabul eden Davud, bunun sosyal medyada yansıtıldığı kadar büyük olmadığını vurguladı.

Bölgede uzun yıllardır birlikte yaşayan toplulukların birbirini tanıdığını dile getiren Davud, kışkırtma faaliyetlerinin arkasındaki aktörlerin bilindiğini ve mevcut gelişmelerin entegrasyon anlaşmasının uygulanmasına etkisi olmayacağını ifade etti.

sdfvfd
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını denetlemekle görevlendirilen ekibin sözcüsü Ahmed el-Hilali, ‘herhangi bir gerekçeyle sivillere yönelik intikam eylemleri veya saldırıları kesin şekilde reddettiklerini’ açıkladı. El-Hilali, güvenlik ve yargı kurumlarıyla devletin, yasayı uygulama ve ihlallerde bulunanları cezalandırma konusunda tek yetkili merci olduğunu vurgulayarak, herkesi sükûnete, sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve kışkırtma çağrılarına kapılmamaya davet etti.

El-Hilali ayrıca, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve entegrasyon sürecine yönelik çabaların ‘bu tür münferit olaylardan etkilenmeyeceğini’ belirtti. Mevcut aşamada herkesin sağduyu ve aklıselimi öne çıkarması gerektiğini ifade eden el-Hilali, ‘elde edilen olumlu kazanımların korunmasının önemine’ dikkat çekti.

Öte yandan siyasi analist Halef Ali Halef, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan son anlaşmadan rahatsız olan kesimlerin bulunduğunu söyledi. Halef, söz konusu anlaşmanın olası bir iç çatışmayı engellediğini, SDG güçlerinin Suriye ordusuna, güvenlik unsurlarının ise İçişleri Bakanlığı bünyesine entegre edilmesini öngördüğünü belirtti. Söz konusu kesimlerin yeniden kriz çıkarmaya ve dengeleri bozacak hamleler yapmaya çalıştığını ifade etti.

dvdcfv
Suriye’deki Kürtler cuma akşamı Şam’da Nevruz’u kutladı. (Reuters)

Halef, entegrasyon sürecinin ‘iyi ve sorunsuz şekilde ilerlediğini’ belirterek, SDG içinde ağırlığı olan isimlerin üst düzey devlet görevlerine atanmasının bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Halef, bu adımı ‘engellerin aşılmasına katkı sağlayan isabetli bir karar’ olarak nitelendirdi.

Halef, Ayn el-Arab ve Afrin bölgelerinde yaşananların ‘anlaşmadan zarar gören kesimlerin ürünü’ olduğunu savunarak, bunu ‘elde edilen kazanımlarla kıyaslandığında küçük bir sorun’ olarak değerlendirdi. Beklentilerinin daha büyük olaylar yönünde olduğunu dile getiren Halef, buna karşın en önemli gelişmenin Kürt sivil oluşumların bayrağın indirilmesini açık şekilde kınaması olduğunu söyledi. Halef’e göre, anlaşmaya karşı olan bazı Arap çevreler bu olayı büyütmeye çalıştı. Ayrıca Kürt kökenli Suriyeli hükümet yetkililerinin de sert kınama açıklamaları yaptığını belirten Halef, kamuoyunu kışkırtma girişimlerine karşı uyardıklarını aktardı. Suriye güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesinin olası toplumsal çatışmaları önlemede etkili olduğunu vurgulayan Halef, tüm bu gelişmelerin ‘entegrasyon sürecinin geri döndürülemez olduğunu ve taraflar arasında tam iş birliği bulunduğunu’ gösterdiğini ifade etti.

Öte yandan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Semir Ali Asu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bazı mahallelerde Kürtlerin münferit bir olay nedeniyle darp edilip aşağılandığını bildirdi. Bu tür olayların Suriye halkının bileşenleri arasında fitneye yol açtığını belirten Asu, sükûnet çağrısında bulunarak ulusal birlik ruhuna bağlı kalınması ve kışkırtmalara kapılınmaması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da gelişmelere ilişkin bir paylaşımda bulunarak, söz konusu açıklamayı hesabından yeniden yayımladı ve “Kritik bir anda önemli sözler ve bilge liderlik” ifadesini kullandı.

Öte yandan SDG bünyesindeki özerk yönetimin dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed, Ayn el-Arab’ta Suriye bayrağının indirilmesini ‘münferit bir davranış’ olarak nitelendirdi. Ahmed, bu yıl Nevruz kutlamalarının Suriye’de ilk kez resmi şekilde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, Suriyelilere fitneden uzak durma, sükûneti koruma ve herhangi bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısında bulundu. Ahmed, “Bölgede yeni bir çatışmanın başlamasına ihtiyaç yok” dedi.

dfvfdfd
Suriyeli Kürtler, cumartesi günü Halep kırsalındaki Afrin’de düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında yerel bayraklarını dalgalandırdı. (Reuters)

Bu çerçevede el-Cezire bölgesindeki iç güvenlik güçleri dün yayımladığı açıklamada, Afrin ve Halep kentlerinde Nevruz kutlamalarına katılan Kürtlere yönelik saldırıları ve fitne çıkarma girişimlerini kınadı. Açıklamada ayrıca, bir kişinin bireysel davranışla Suriye bayrağını indirmesi de eleştirildi. Olayın hemen ardından Ayn el-Arap İç Güvenlik Müdürlüğü’nün harekete geçerek şüpheliyi gözaltına aldığı ve dosyanın ilgili yargı mercilerine sevk edildiği bildirildi. Açıklamada, Suriyelilerin ortak değerlerini temsil eden sembollere yönelik her türlü saldırının kesin şekilde reddedildiği vurgulandı.

Öte yandan Kobani’de Nevruz etkinliklerini düzenleyen hazırlık komitesi de bir açıklama yaparak, toplumsal istikrara zarar veren davranışlara müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti. Komite, söz konusu olayların halkın farklı kesimleri arasında ayrışma ve fitne yaratmak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını ifade ederek, Suriye’de güvenlik ve istikrarı tehdit eden her türlü girişime karşı durma çağrısında bulundu.


Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
TT

Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)

Şam'da yüzlerce Suriyeli dün, yetkililerin alkollü içeceklerin satışını kısıtlama, restoranlarda ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklama kararını protesto etmek amacıyla sessiz bir oturma eylemi düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre protestocular, sivil toplum aktivistlerinin çağrısı üzerine, sıkı güvenlik önlemleri altında, çoğunluğu Hristiyan olan Bab Tuma mahallesinin meydanına akın etti. Bu eylem, 2024 yılının sonlarında Başkan Beşşar Esed'in devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni yetkililerin kişisel özgürlükleri ihlal edeceğine dair artan endişeleri yansıtıyor.

Protestocular Suriye bayrağı ile Arapça ve İngilizce pankartlar açtılar; bunlardan birinde “Kişisel özgürlük kırmızı çizgidir” yazıyordu.

“Anayasanın maddeleri bir talep değil, bir haktır” yazılı pankart taşıyan 60 yaşındaki üniversite öğretim üyesi Hanan Ası, AFP’ye verdiği demeçte, Suriyelilerin “yoksulluktan yerinden edilmişlere, evsizlere ve mültecilere kadar binlerce unutulmuş sorunu” olduğunu belirterek, “Biz bir inşa aşamasındayız, bölünme aşamasında değiliz” ifadelerini kullandı.

Tartışma, geçtiğimiz aylarda alınan ve özgürlükler konusunda endişelere yol açan bir dizi karar ve önlemin ardından ortaya çıktı; bunlar arasında plajlarda ve havuzlarda «daha mütevazı» kıyafet kuralları ile Lazkiye’de kadın memurların makyaj yapmasının yasaklanması konusundaki tartışma yer alıyor.

Bir komedyen olan Melki Mardanyal (31), Instagram sayfasında yayınladığı videoda, kararı alaycı bir şekilde ele aldıktan sonra programa katıldı ve şunları söyledi: “Komedi, yetkililere karşı elimizdeki hafif bir silahtır ve onların aldığı kararlar, bizim yaptığımız komediden daha çok insanı güldürüyor” diyerek, “insanları meydanlara toplayanın, yetkililerin kararları olduğunu” vurguladı.

Televizyon yazarı Rami Kousa (37 yaşında) ise “Bu kararların amacı, şehrin kimliğini değiştirmek için kamu özgürlüklerini kısıtlayacak benzer kararları geçirmek üzere nabız yoklamaksa, mesaj yerine ulaşmış olmalı” dedi ve “Bu tür kararlar geçmeyecek” vurgusunda bulundu.

Bu protesto, özellikle Suriye'deki azınlıklar arasında endişelerin giderek arttığı bir dönemde gerçekleşiyor; Hıristiyanların endişeleri, haziran ayında Şam'ın Duveyle semtinde bir kilisenin bombalanmasının ardından, temmuz ayında kanlı şiddet olaylarına sahne olan Dürzilerin kalesi Süveyda'ya ve zaman zaman yetkililerle çeşitli sorunlar nedeniyle gerginliklerin yaşandığı ülkenin kuzeydoğusundaki Kürtlere kadar uzanıyor.

Şam Valiliği 17 Mart'ta, mühürlü alkollü içeceklerin satışını çoğunluğu Hristiyan olan üç bölgeyle sınırlayan bir karar yayınladı. Bu bölgeler el-Kassa, Bab Tuma ve Bab Şarki'dir. Karar, alkolün restoran ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklıyor. Valilik bu kararla, "kamu ahlakını ihlal eden olayları" azaltmayı amaçladığını ve kararın yerel halktan gelen şikayetler üzerine alındığını belirtti.

Hükümetteki tek Hristiyan bakan olan Sosyal İşler Bakanı Hind Kabavat, alkolün Hristiyan bölgeleriyle sınırlandırılmasını eleştirerek, bu bölgelerin "içki ve alkol yerleri değil, Şam'ın kalbi, parlak tarihi ve bir arada yaşama yeri" olduğunu ifade etti.

Valilik dün yaptığı açıklamada, yeni önlemlerin yıllar önce çıkarılan kararnamelerle "uyumlu" olduğunu ve amacının "alkol satış noktalarında yaşanan kaosu" düzenlemeyi amaçladığını bildirdi.

Kararda belirtilen üç alanın, taraflardan hiçbirini incitmeyecek şekilde yeniden değerlendireceğini duyurdu.


Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
TT

Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Hamas'ın yeni lider seçimi sürecini altüst etti. Kaynaklar, çeşitli karmaşıklıklar ve ‘bölgedeki güvenlik ve siyasi değişiklikler’ nedeniyle sürecin dondurulmasının planlandığını bildirdi.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas'ın işlerini bir ‘liderlik konseyi’ yönetiyor. Son iki aydır hareketi yönetecek yeni bir lider seçmek için bir süreç başlatıldı. Şarku’l Avsat'a konuşan Gazze’nin içinden ve dışından Hamaslı dört bilgili kaynak, bölgedeki mevcut durum nedeniyle hareketin başkanlık seçimini geçici olarak askıya alma eğilimi olduğunu aktardı.

Hamas’ın liderliği için rekabet, hareketin yurtdışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ile Gazze Şeridi'ndeki muadili ve ateşkes müzakere ekibi başkanı Halil Hayye arasında sürüyor. Hem Meşal, hem de Hayye, Hamas’ın liderlik konseyinde yer alıyor.

Hamas’tan biri Gazze Şeridi içinde, diğeri dışındaki iki kaynak, önümüzdeki günlerde seçimlerin iptal edilmesi ve siyasi büro seçimlerinin bu yılın sonunda yapmayı planlandığını teyit etti.