Fas'ın Vadi Zem kentini genç erkekler "cinsel şantajın başkenti" haline getirdi

"Şehitler Şehri" nüfusunun bir kısmını bu uygulamaya iten birçok faktör var; en önemlisi ekonomik ufukların olmayışı

Fas'ın Vadi Zem şehrinin genel bir görüntüsü (Twitter)
Fas'ın Vadi Zem şehrinin genel bir görüntüsü (Twitter)
TT

Fas'ın Vadi Zem kentini genç erkekler "cinsel şantajın başkenti" haline getirdi

Fas'ın Vadi Zem şehrinin genel bir görüntüsü (Twitter)
Fas'ın Vadi Zem şehrinin genel bir görüntüsü (Twitter)

Hasan el-Eşref 

Fas'ın gelişimsel ve sosyal açıdan ötekileştirilmiş ve ülkenin merkezinde yer alan Vadi Zem kenti, bazı gençlerin elektronik cinsel şantaj suçlarına bulaşması nedeniyle zaman zaman gündeme geliyor.

Halkının Fransız sömürgecileriyle karşı karşıya gelmesi nedeniyle "Şehitler Şehri" unvanını taşıyan Vadi Zem, "elektronik cinsel şantajın başkenti" olarak anılmaya başlandı.

Bu şehirde çok sayıda genç, para kazanmak amacıyla kurbanlarına kurdukları bu dijital tuzaklarla suçüstü yakalandı. 

Fas Emniyet Müdürlüğü'nün resmi istatistikleri, siber suç ve çevrimiçi şantaj vakalarının 2022'nin ilk yarısında yüzde 4 artarak 2 bin 773'ten 2 bin 874'e çıktığını gösteriyor.

Her ne kadar bu suçun adı 538. bölümde yer almamış olsa da Fas ceza kanunu internet yoluyla yapılan cinsel şantajı cezalandırıyor.

Bu suç kanunda, "her kim bir miktar para, imza veya bir evrak teslimi alırsa" şeklinde değerlendiriliyor.

Bu suç sözlü veya yazılı olsun, utanç verici hususların ifşa edilmesi veya atfedilmesiyle tehdit edilerek işleniyor. Söz konusu suç bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilir.

Polis takip ediyor

Fas Emniyet Müdürlüğü'nün daha önceki bir raporuna göre, birkaç gün önce Vadi Zem kentinde polis, yaşları 23 ile 38 arasında değişen 4 kişiyi dolandırıcılık ve elektronik şantaj suçlamasıyla tutukladı.

Ayrıca ele geçirilen bir miktar paranın da "bu suç faaliyetinden elde edilen gelir" olduğundan şüpheleniliyor.

Bu güvenlik operasyonundan bir süre önce, Vadi Zem şehrindeki güvenlik servisleri, birçok mağdura şantaj yaptığı gerekçesiyle genç bir adamı tutukladı.

Genç adam, bir miktar para karşılığında mağdurların "cinsel içerikli fotoğraflarını" sosyal medya sitelerinde yayımlamakla tehdit etti.

Vadi Zem'deki güvenlik güçleri, "bir grup mağdura şantaj yapma ve Skype aracılığıyla çekilen cinsel videoları yayınlamakla tehdit etme" suçlamalarına karıştıkları kanıtlandıktan sonra iki genç erkeği evlerinde tutukladı.

Kurban, Vadi Zem şehrindeki cinsel şantaj çetelerinin pençesine düşüyor ve burada birden kendisini, kendisinden talep edilen parayı öderken buluyor.

Çünkü özel fotoğrafları sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanırsa "sosyal skandala" maruz kalacak.

Güvenlik raporları, farklı sosyal sınıflardan ve mesleklerden mağdurların yanı sıra, Faslı, Arap ve bazen de yabancı olmak üzere farklı milletlerden mağdurlar bulunduğundan söz ediyor.

Elektronik şantaj tuzağına düşen en ünlü kişiler arasında Fas milli futbol takımının eski teknik direktörü Hervé Renard ve Fransız kadın milli takımının şu anki teknik direktörü var.

İki ünlü isim şantajcıların tutuklanması için polise başvurmaya karar vermeden önce Vadi Zem'deki bazı genç erkekler tarafından şantaja maruz kaldı.

Şantajcılar ve kurbanlar

Konunun hassasiyeti nedeniyle isminin gizli kalmasını tercih eden özel bir şirket sahibi, daha önce Vadi Zem'li bir genç tarafından elektronik şantaja maruz kaldığını söyledi.

Arap uyruklu bir kızla tanışmadan önce sohbet sitelerini insanlarla tanışmak ve eğlenceli vakit geçirmek için kullanıyordu.

Söz konusu şahıs, tanıştığı "kızın" cinsel çağrışımlar içeren söz ve hareketlerle hızla "sıcak atmosfere entegre olduğunu", aynı zamanda da onu kendisine cinsel eylem ve hareketler yaparak karşılık vermeye teşvik ettiğini ekliyor.

Kendi deyimiyle mağdur, istenen karşılığı "tamamen saflıkla" verdi.

Şirket sahibi, "kızla" sözde iletişim kurduğu sırada bilgisayar kamerası karşısında bu cinsel hareketleri gerçekleştirmesinin üzerinden çok fazla zaman geçmediğini ve Facebook hesabına bir mesaj geldiğinde şaşkınlığa uğradığını sözlerine ekledi.

Mesajda kendisinin bir şaka kurbanı olduğu, kızın sadece kompozit ve kaydedilmiş bir video olduğu ve onunla konuşan kişinin genç bir adam olduğu söyleniyordu.

Ayrıca mesajda, ailesinin önünde skandal çıkarmak istemiyorsa 6 bin dirhem (600 dolar) peşinat ödemesi gerektiği belirtiliyordu.

Söz konusu şahıs da Vadi Zem'de bilgisayar ekranının arkasına saklanan genç adam tarafından şantaja maruz kaldığını sözlerine ekledi.

Kendisine para gönderdi ancak şantaj girişimleri devam ettikçe sonu gelmeyecek bir sarmalın içine düştüğünü fark etti ve şantajcının yakalanıp suçüstü tutuklanması için polise haber vermeye karar verdi.

Artık mağdurları, önünde "pornografik hareketler yapan gerçek bir kızı" izlediğine inandırarak, şantaj yapan genç bir adamın tuzağına düşmesine şaşırmasını sağlamak, onları "şantaj veya skandal" tuzağına çekmenin tek yolu değil.

Kızlar kurbanlarını, onları fotoğraflayıp kaydederek ve ardından şantaj yaparak avlamaya başladılar.

Uluslararası ilgi

Pek çok kişi, özellikle Vadi Zem şehrinden gelen (hatta burası dünyanın elektronik şantaj başkenti olarak anılıyor ve uluslararası medyada da yer alıyor) çoğu elektronik cinsel şantaj vakaları hakkında haklı sorular soruyor.

Yıllar önce İngiltere merkezli The Sun gazetesi, Vadi Zem şehrinden yaklaşık 3 bin gencin sosyal medya sitelerinde "yabancılara cinsel şantaj yaparak" para kazandığını belirten bir haber yayınlamıştı ancak gazete bu haberin kaynağını açıklamamıştı.

Buna karşılık, BBC web sitesi daha önce Vadi Zem şehrine "sanal dünya yoluyla yapılan cinsel şantajın başkenti" olarak odaklanmıştı.

BBC web sitesinin konuyla ilgili yayınladığı rapora göre, şehirdeki gençlerin çoğu bu "mesleği" işsizlik yaygın olduğu için ve yurtdışına göç fırsatları karmaşık olduğu için yaptığını söylüyor.

Gençleri şantaja çeken faktörler

Bu bağlamda Faslı sosyal aktivist Abdul Selam Kani şunları söyledi:

Vadi Zem şehri, internet üzerinden yapılan cinsel şantaj olgusuyla medyada ünlendi. Oysa ülkenin yabancı sömürgeciliğinden kurtarılması uğruna şehrin verdiği çok sayıda şehit sebebiyle burası "şehitler şehri" olarak anılıyordu. Ancak medya bundan hiç söz etmiyor.

Kani, açıklamalarına şöyle devam etti:

Şehir, bazı genç erkeklerin sosyal medya sitelerinde cinsel şantaj yapma konusundaki profesyonelliğiyle tanınıyor, ancak şehirde bu olguyu tamamen reddeden ve saygın düzeyde farkındalık ve eğitime sahip binlerce genç adam var. 

Vadi Zem şehrinden bazı gençlerin "cinsel şantaj işine" girmekte acele etmelerinin nedenlerine gelince aynı sözcü, "Birinci neden, geleceğini inşa etmesi gereken bir kesim için ekonomik ufukların olmayışı, zira bu kesim kendisine insana yakışır iş fırsatları sağlayacak kimseyi bulamıyor. İkinci neden ise Vadi Zem'de ve komşu bölgelerde yaşayanların çoğunun İtalya'yı göç ülkesi olarak seçmesi nedeniyle yurt dışına, özellikle de İtalya'ya olan gizli göç hızının azalması. Düzensiz göçteki azalma ve yolların karmaşıklığı, birçok gencin internet üzerinden kolay kazanç elde etmeye çalışmasına neden oldu" diye konuştu.

Kani'ye göre üçüncü neden, "bu enfeksiyonun bu mesleği kazanç ve para kazanma fırsatı olarak bulan gençler arasında yayılmasında açıkça görülüyor. Bazıları şantaj parasıyla araba ya da ev alan birinde gördüklerine ve duyduklarına aldanıp aynı yolu denerler."

Independent Arabia - Independent Türkçe



İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti
TT

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyine düzenlenen bir İsrail hava saldırısında dört kişinin hayatını kaybettiğini, üç kişinin de yaralandığını bildirdi. Bakanlığa bağlı Acil Sağlık Operasyon Merkezi tarafından yayımlanan basın açıklamasında, ‘İsrail’in Sur kentine bağlı er-Remadiye beldesini hedef aldığı, saldırıda dört sivilin yaşamını yitirdiği ve üç kişinin yaralandığı’ ifade edildi.

Açıklamada, İsrail’in Güney Lübnan’daki çeşitli bölgelere yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü, bunun sınır hattındaki günlük çatışmaların bir parçası olduğu aktarıldı. Saldırılar sonucunda ölü ve yaralıların olduğu belirtilirken, Güney Lübnan’dan İsrail’in kuzeyine doğru roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarının da devam ettiği, buna karşılık İsrail ordusunun karşılık verdiği kaydedildi. Sınır köylerinde çatışmaların sürdüğü ve operasyonların Litani Nehri’nin kuzeyine doğru genişleyebileceğine dair işaretler bulunduğu belirtildi.

Diğer yandan Hizbullah bugün yaptığı açıklamada, savaşçılarının İsrail’in kuzeyine İHA ve roket saldırıları düzenlediğini duyurdu. İsrail ordusuna bağlı İç Cephe Komutanlığı’na göre sınır hattı boyunca sirenler devreye girdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Hizbullah, sınır bölgelerindeki İsrail güçlerini hedef alan roket saldırıları düzenlediğini ve İsrail’de bir köyü hedef alan İHA saldırısı gerçekleştirdiğini bildirdi.

İç Cephe Komutanlığı’na göre, söz konusu bölgelerde sirenler çalarken, herhangi bir can kaybı ya da hasara ilişkin resmi bir bildirim yapılmadı.

İsrail’in yoğun hava saldırıları, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın dün yaptığı açıklamalarla eş zamanlı gerçekleşti. Katz, “Operasyonun tamamlanmasının ardından İsrail ordusu, tanksavar füzelere karşı savunma hattı olarak Lübnan içinde bir güvenlik bölgesi oluşturacak ve Litani Nehri’ne kadar olan tüm alan üzerinde güvenlik kontrolünü sağlayacak” ifadesini kullandı. Söz konusu hattın, sınırdan yaklaşık 30 kilometre derinliğe uzanacağı belirtildi. Lübnanlı yetkililere göre, saldırılar ve İsrail’in uyarıları nedeniyle bir milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Lübnan Savunma Bakanı Michel Menassa ise yazılı açıklamasında, İsrailli mevkidaşının sözlerini kınayarak, “Bu açıklamalar artık yalnızca tehdit değil, Lübnan topraklarında yeni bir işgal dayatma niyetini açıkça yansıtıyor” değerlendirmesinde bulundu. İsrail’in artan saldırıları karşısında Lübnan ordusu, Güney Lübnan’da ‘yeniden konuşlanma ve konuşlandırma’ operasyonu gerçekleştirdiğini duyurdu. Açıklamada, bu adımın özellikle sınır kasabaları çevresinde ‘düşman ilerlemesinin görüldüğü bölgelerde artan İsrail saldırganlığı’ nedeniyle atıldığı belirtildi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın dün paylaştığı verilere göre, 2 Mart’ta Hizbullah ile başlayan çatışmalardan bu yana İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı bin 300’ü aştı.

Bakanlık açıklamasında, 1 Nisan itibarıyla toplam can kaybının bin 318’e yükseldiği, hayatını kaybedenler arasında 53 sağlık çalışanı ve 125 çocuğun bulunduğu bildirildi. Yaralı sayısının ise 3 bin 935’e ulaştığı kaydedildi.


İran-Hizbullah hattında değişmeyen denklem: Kasım’a gönderilen Hamaney mesajında tek cephe vurgusu

Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)
TT

İran-Hizbullah hattında değişmeyen denklem: Kasım’a gönderilen Hamaney mesajında tek cephe vurgusu

Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a gönderdiği ve ‘babasının İslam Devrimi lideri olarak hayatını kaybetmesi dolayısıyla ilettiği taziye için teşekkür’ içeren mesaj, bölgesel gerilimin kritik bir aşamasında geldi. Bu durum, mesajın hem iç hem de dış kamuoyuna doğrudan siyasi mesajlar taşıdığı şeklinde yorumlandı. Mesajın, İran ile Hizbullah arasındaki ilişkinin sürekliliğini teyit ettiği ve örgütün Tahran’ın yürüttüğü strateji içindeki yerini pekiştirdiği değerlendirilirken, aynı zamanda açık çatışmanın sürdürülmesine yönelik bir teşvik içerdiği ifade edildi.

Hamaney’in mesajında Lübnan devletine yer verilmemesi dikkat çekerken, söz konusu mesajın, Lübnanlı yetkililerin İran ile ‘bağları koparma’ yönünde adımlar attığı bir döneme denk gelmesi öne çıktı. Bu kapsamda, Hizbullah’ın güney cephesinde İran’a destek amacıyla başlattığı çatışmaların ardından Lübnan’da İran büyükelçisinin sınır dışı edilmesi ve örgütün askeri kanadının yasaklanması gibi çeşitli adımların atıldığı belirtildi.

Kesin olanın teyidi

Bu çerçevede Lübnanlı bakanlık kaynakları, İran’ın yeni Dini Lideri’nin mesajına ilişkin değerlendirmelerini ‘kesin olanın teyidi’ şeklinde özetledi. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Mesaj herhangi bir yenilik içermiyor; aksine önceden bilinen ve var olan bir durumu pekiştirme bağlamında geliyor. İran ile Hizbullah arasındaki ilişkide hiçbir aşamada kopuş yaşanmadı; karşılıklı destek ve sürekli koordinasyon çerçevesinde sabit kaldı. Devam eden savaşta gerçekleşen ortak operasyonlar bunun en açık göstergesidir” ifadelerini kullandı.

dfbfd
İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a gönderdiği mesaj (Sosyal medya)

Kaynaklar, “Mesajın içeriği her iki tarafın da kamuoyuna açıkladığı söylemle tamamen örtüşüyor, bu da onu mevcut tutumların yeniden teyidi haline getiriyor. Dolayısıyla tartışma artık kullanılan ifadelerle ilgili değil; ilişkinin özü açık ve görünür hale gelmiş, geleneksel devlet anlayışını aşan bir yaklaşımı yansıtan kalıcı bir siyasi tablonun parçası olmuştur” dedi.

Savaş birliği ve ABD’nin düşman olarak kabul edilmesi

İran mesajının satır aralarına ilişkin değerlendirmesinde siyasi analist Ali el-Emin, metnin İran ile Hizbullah’ın yürüttüğü mücadelenin ‘tek bir savaş’ olduğunu açık şekilde yansıttığını belirtti. El-Emin, Mücteba Hamaney’in ifadelerinde yer alan ‘ABD ve İsrail’e karşı direniş ve sebat’ vurgusuna dikkat çekerek, bunun iki tarafın aynı cephede konumlandığını ortaya koyduğunu ifade etti. El-Emin, “Hizbullah ve İran’a ait, İsrail tarafından hedef alınan isimlere ilişkin sunulan anlatı, iki tarafın izlediği yol ve yöntemin ortak olduğunu teyit etmeye yönelik bir çabadır. Bu durum takipçiler açısından yeni olmasa da, aynı çizginin, yakın ilişkinin ve bu savaş bağlamında ortak kaderin altını çizme girişimidir” değerlendirmesinde bulundu.

fv
Sana’da bir Husi, babasının öldürülmesinin ardından İran’ın yeni Dini Lideri olan Mücteba Hamaney’in fotoğrafını kaldırıyor. (EPA)

Analist, mesajda dikkat çeken unsurlardan birinin de ABD’nin İsrail ile aynı düzeyde ‘düşman’ olarak konumlandırılması olduğunu belirterek, bunun metnin sonunda yer alan ‘Amerikan-Siyonist düşmanın yenilgisi’ vurgusunda açıkça görüldüğünü söyledi.

Öte yandan Hamaney, mesajında Kasım’a hitaben, ‘direniş tarihinin bu kritik anında hareketi yönettiğini’ ifade ederek, ‘düşmanın planlarını boşa çıkarma ve Lübnan halkına yeniden onur ve refah kazandırma konusunda onun tecrübesine, zekâsına ve cesaretine güvendiğini’ dile getirdi.

Mesajın sonunda ise İran’ın politikasının, ‘merhum Dini Lider ve şehit komutanın izlediği çizgi doğrultusunda sabit olduğu’ vurgulanarak, ‘İsrail ve ABD’ye karşı direnişe desteğin süreceği’ ifade edildi.

Lübnan devletinin yokluğu ve Hizbullah çevresinin çilesi

El-Emin, mesajda Lübnan devletinin yok sayılması noktasına da dikkat çekerek, “Metinde Lübnan devletiyle ilgili herhangi bir ifadeye yer verilmediği açıkça görülüyor” dedi. “Halktan söz ediliyor ancak egemenliği ve saygınlığı olan devletten bahsedilmiyor” ifadesini kullanan el-Emin, mesajda yalnızca ‘Lübnan halkına’ atıf yapıldığını, devlete ise hiçbir şekilde değinilmediğini belirtti. El-Emin, mesajın doğrudan Hizbullah’a yönelik olduğunu vurgulayarak, bunun Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a hitaben kullanılan “Direniş tarihinin bu kritik anında hareketi bugün o yönetiyor” ifadesinde de açıkça görüldüğünü kaydetti.

dvdsv
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)

El-Emin, mesajın odağının tamamen ‘çatışma’, Hizbullah’ın rolü ve ‘direniş’ olarak tanımlanan çizgi üzerinde yoğunlaştığını belirterek, “Metinde Lübnan devletinin varlığına, resmi otoriteye ya da karar alma yetkisine sahip bir yapıya dair hiçbir unsurun dikkate alınmadığı açıkça görülüyor” dedi.

Bu çerçevede el-Emin, mesajın Lübnan’ın yaşadığı yıkım, yerinden edilme ve insani kayıplara da değinmediğini vurgulayarak, “Bir milyondan fazla yerinden edilmiş kişinin bulunduğu, büyük kısmının Şii topluluğa mensup olduğu ve önemli bir bölümünün Hizbullah destekçilerinden oluştuğu bir tabloda, bu acılara özellikle değinilmesi gerekirdi. Evlerini terk etmek zorunda kalan ve ülkenin farklı bölgelerine dağılan bu insanların yaşadıkları göz ardı ediliyor” ifadelerini kullandı.


SDG'ye bağlı YPJ'den bir heyet, Şam'da Savunma Bakanı ile görüştü

Suriye'nin kuzeydoğusunda düzenlenen tatbikat sırasında Kürt ağırlıklı YPJ üyeleri (Arşiv – X)
Suriye'nin kuzeydoğusunda düzenlenen tatbikat sırasında Kürt ağırlıklı YPJ üyeleri (Arşiv – X)
TT

SDG'ye bağlı YPJ'den bir heyet, Şam'da Savunma Bakanı ile görüştü

Suriye'nin kuzeydoğusunda düzenlenen tatbikat sırasında Kürt ağırlıklı YPJ üyeleri (Arşiv – X)
Suriye'nin kuzeydoğusunda düzenlenen tatbikat sırasında Kürt ağırlıklı YPJ üyeleri (Arşiv – X)

Dün Suriye’nin başkenti Şam'da Kürtlerden oluşan Kadın Koruma Birlikleri’nden (YPJ) bir heyet ile Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra arasında bir görüşme gerçekleşti. Şarku’l Avsat’a konuşan Kürt kaynaklar, Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı YPJ'nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonuyla ilgili mekanizmalara ilişkin görüşmelerin ‘henüz olgunlaşmadığını’ ve bu konuda uzlaşmanın ‘daha fazla diyalog ve biraz sabır’ gerektirdiğini belirtti.

Bu gelişme öncesinde Şam'ın Suriye ordusunun yapısında kadın birliklerine yer verilmeyeceği yönündeki açıklamaları ve YPJ’den gönüllü olanların İçişleri Bakanlığı'na bağlı kadın polis teşkilatına katılmaları önerilmişti.

Kürtçe yayın yapan Hawar Haber Ajansı ANHA’nın haberine göre heyetin kadrosunda Suzdar Haci ve Ruhlat Afrin'in yanı sıra Kamışlı Tugayı’na bağlı Kadın Taburu’nun komutanı Halise Ayid ve YPJ Sözcüsü Roksan Muhammed yer alıyordu. ANHA, heyetin YPJ’nin devlet kurumlarına entegrasyonu süreciyle ilgili görüşmelerin ardından dün Şam'dan döndüğünü bildirdi.

Görsel kaldırıldı.
Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra

SDG ile Suriye hükümeti arasında imzalanan ‘29 Ocak 2026 Anlaşması’ kapsamında gerçekleştirilen görüşme, entegrasyon sürecinin uygulanmasına yönelik mekanizmaların oluşturulmasını amaçlıyor.

ANHA’nın YPJ heyetindeki kaynaklardan aktardığına göre görüşmenin ana gündem maddesinin YPJ'nin orduya katılım şekliydi. YPJ heyetinin, görüşmenin ayrıntılarını ve sonuçlarını içeren resmi bir açıklama yapması bekleniyor.

SDG'nin Suriye resmi kurumlarına entegrasyon süreci devam ederken, erkek komutanlar Savunma Bakanlığı ve yerel yönetimde atanmış olsa da kadın unsurların entegrasyonu konusu belirsizliğini koruyor.

Kürtlerden oluşan Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) yetkilisi Muhammed Aybaş, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, YPJ'nin Suriye ordusuna entegrasyonu konusundaki tartışmaların henüz olgunlaşmadığını söyledi. Aybaş, “Çünkü Şam tarafında bir ret var, buna karşılık ise YPJ'nin İçişleri Bakanlığı ve sivil dairelere entegre edilmesi önerisi var” diye ekledi.

Görsel kaldırıldı.
YPJ Sözcüsü Roksan Mohammad (solda), iç güvenlik güçlerinden kadın savaşçılarla birlikte Kamışlı Havalimanı yakınlarında beklerken, 8 Şubat 2026 (AFP)

Şam, daha önce, yapısında kadınlara özel tugaylar bulunmadığı için YPJ'nin Suriye Arap Ordusu’na entegre edilemeyeceğini, ‘ancak hizmetlerine devam etmek isteyenler, iç güvenlik alanındaki deneyimlerinden yararlanmak üzere İçişleri Bakanlığı'na gönüllü olarak başvurabileceklerini’ açıklamıştı.

Şam ile SDG arasında varılan anlaşmanın uygulanmasını denetlemekle görevli Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali, Şarku’l Avsat’a, Suriye hükümetinin Haseke-Şam yolu üzerinde heyete güvenlik koruması sağladığını söyledi.

Dün Savunma Bakanlığı ile yapılan görüşmelerin bir anlaşmaya varıp varmadığı sorusuna ise, “Görüşmeler, belirli bir konuda anlaşmaya varıldığı anlamına gelmez. Görüşmenin sonuçlarının resmi olarak açıklanmasını bekliyoruz” yanıtını verdi.

Şarku’l Avsat, görüşmenin ayrıntılarını öğrenmek için Savunma Bakanlığı'nın Halkla İlişkiler ve Medya Ofisi ile iletişime geçmeye çalıştı, ancak yanıt alamadı.