İsrail Gazze'de daha fazla bölgeye hava saldırısı düzenlerken Hamas Eylat'ı hedef aldı

İsrail, bir İzzeddin el-Kassam Tugayları komutanını öldürdüğünü duyurdu

Gazze'de oğlunu bombalı saldırıdan kaçırmaya çalışan Filistinli bir anne (EPA)
Gazze'de oğlunu bombalı saldırıdan kaçırmaya çalışan Filistinli bir anne (EPA)
TT

İsrail Gazze'de daha fazla bölgeye hava saldırısı düzenlerken Hamas Eylat'ı hedef aldı

Gazze'de oğlunu bombalı saldırıdan kaçırmaya çalışan Filistinli bir anne (EPA)
Gazze'de oğlunu bombalı saldırıdan kaçırmaya çalışan Filistinli bir anne (EPA)

İsrail ordusu Gazze Şeridi’ne yönelik hava saldırılarını daha fazla bölgeyi kapsayacak şekilde sürdürürken Hamas Hareketi’nin askeri kanadı İzzeddin El-Kassam Tugaylarından bir komutanı öldürdüğünü açıkladı. Hamas ise Akabe Körfezi'ndeki Eylat şehrini füzelerle hedef alarak İsrail’e misillemede bulundu. Hamas’ın Eylat saldırısı bir ilki teşkil etti. İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin kuzeyi, orta kesimleri ve güneyindeki bölgelere yoğun bombardımanlar düzenledi. Çok sayıda konut, bir fırın ve hastanelerin çevresinin hedef alındığı bombardımanlarla yerleşim mahallelerini yok etti. İsrail, Han Yunus Taburu Komutanı ve Kassam Tugayları Deniz Kuvvetleri’nin eski yetkililerinden Tayser Mubaşir’e suikast düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ve İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) tarafından yapılan ortak açıklamada, askeri istihbarat ve Şabak tarafından sağlanan istihbarata dayanarak Gazze'nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde, Han Yunus Taburu Komutanı Mubaşir'e yönelik suikast düzenlendiği belirtildi.

Gazze Şeridi'ni bombalayan İsrail askerleri (AP)
Gazze Şeridi'ni bombalayan İsrail askerleri (AP)

Açıklamada, operasyonları yöneten kişi olarak uzun bir askeri deneyim elde ettiği belirtilen Mubaşir’in Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf'a yakın olduğu kaydedildi. Açıklamaya göre Mubaşir, uzun yıllar boyunca İsrail askerlerine ve İsraillilere yönelik çeşitli saldırıların da sorumlusuydu.

Ancak Mübaşir, Gazze savaşının başlamasından bu yana İsrail tarafından öldürülen ilk Hamas yetkilisi değil.

Hamas Siyasi Büro yetkilileri

İsrail, Hamas Siyasi Büro yetkililerine ve Kassam Tugayları komutanlarına suikastlar düzenlese de ‘önemli başarılar’ olarak en büyük hedeflerine ulaşamadı. İsrail gazetesi Yediot Ahronot, İsrail ordusunun Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf’a ve Hamas Hareketi'nin Gazze Sorumlusu Yahya es-Sinvar’a ulaşana kadar savaşın durmayacağını yazdı.

Gazete, ordunun ‘gölge adam’ olarak bilinen Mervan İsa'ya da ulaşmayı hedeflediğini ve kendisinin Kassam Tugayları Komutanı Dayf'ın yardımcısı olduğunu aktardı.

Bu isimler, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki en önemli üç hedefi arasında yer alırken Gazze Şeridi dışındaki hedefleri arasında ise Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Yardımcısı Salih el-Aruri ve Hamas'ın eski Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal bulunuyor.

Ölü ve yaralı sayısı artıyor

Gazze'deki savaş 19'uncu gününe girerken ölü sayısı 7 bin 28’e çıkarken yaralı sayısı ise 18 bini geçti. Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısında 2 bin 913'ü çocuk, bin 709'u kadın olmak üzere toplam 7 bin 28 sivilin öldürüldüğünü, 18 binden fazla kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail savaş uçaklarının Gazze'yi bombalamaya devam etmesiyle can kaybı ve yaralanan sayısı da artıyor.

Şarku’l Avsat’ın Bakanlıktan aktardığı açıklamada, İsrail saldırılarında öldürülenlerin yüzde 70’ini çocukların, kadınların ve yaşlıların oluşturduğu, Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da öldürülen çocuk sayısının 2 bin 500’ü geçtiğini bildirirken İsrail’in saldırılarında 73 sağlık personelinin öldüğünü, 100'den fazla sağlık personelinin yaralandığını, 25'i tamamen hizmet dışı kalan 50 ambulansın da hasar gördüğünü aktardı.

Öte yandan İsrail, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde 24 hastanenin boşaltılmasını isterken, 12'si hizmet dışı olmak üzere 69 sağlık tesisine saldırı düzenledi. Tüm bu hastaneler 2 bin yataklık toplam kapasiteye sahipler.

Sağlık Bakanlığı, ilaç, ekipman ve personel sıkıntısı nedeniyle hastanelerin kapasitesinin çok üzerinde çalıştığını, hastaların koridorlarda, kat aralarında ve diğer sağlık koşullarına uymayan yerlerde tedavi edildiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre elektrik için gereken yakıtın tükenmek üzere ve ameliyatlar anestezi olmadan ve telefon ışığıyla yapılıyor.

Dün UNRWA’nın Han Yunus’taki bir mülteci kampında yemek dağıtımı sırasında çekilen bir fotoğraf (EPA)
Dün UNRWA’nın Han Yunus’taki bir mülteci kampında yemek dağıtımı sırasında çekilen bir fotoğraf (EPA)

1,4 milyon insan yerinden edildi

Sağlık Bakanı Mai el-Kaila’nın, Gazze Şeridi'ndeki sağlık sisteminin tamamen çöktüğünü, bunun da artık tüm hastanelerin hastalara ve yaralılara tıbbi hizmet sağlayamayacağı anlamına geldiğini duyurmasından sadece birkaç saat sonra Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Gazze Şeridi'nde yerinden edilen kişilerin sayısının yaklaşık 1 milyon 400 bine ulaştığı kaydedildi.

Hastanelerdeki bu durumun nedeni, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yakıt girişine izin vermemesi. Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre Gazze’nin günlük en az 160 bin litre yakıta ihtiyacı olduğunu, bunun da saldırılarından başlamasından bu yana 19 gündür Gazze’ye yaklaşık 3 milyon litre yakıtın girmesi gerektiği anlamına geldiğini bildirdi. Medya Ofisi’nden yapılan açıklamada, Gazzelilere, hastanelerin hizmet verilebilmesi için ellerindeki yakıt bidonlarını hastanelere götürmeleri çağrısı yapıldı.

Hamas, tüm dünyaya sorumluluklarını yerine getirmesi, Gazze’deki hastanelere başta yakıt olmak üzere gerekli tüm malzemelerin tedarik edilmesi ve yaralıların tedavi için yurt dışına gönderilmesine imkan tanıyan güvenli bir insani koridor açması çağrısında bulundu.

İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın füzeleri

Öte yandan İzeddin el-Kassam Tugayları roketlerle İsrail’i hedef almaya devam ediyor. Kassam Tugayları, Gazze’de sivillerin hedef alınmasına misilleme olarak Hayfa şehrini ‘R160’ füzeleri, Eylat şehrini ise ‘Ayyaş 250’ füzesiyle hedef alındığını, Aşkelon ve Zikim'in de hedef alınacağını duyurdu.

İsrail ordusu sözcüsü, Eylat ve Hayfa yakınlarına düşen füzelerin herhangi bir can kaybına yol açmadığını açıklarken Hamas'ın halen saldırı kapasitesine sahip olduğunu vurguladı. Hamas, bir yandan füzeli saldırılarını sürdürürken diğer yandan deniz yoluyla Gazze'den sızmayı başararak İsrail ordusuyla çatıştı. İsrail ordusu silahlı kişilerin öldürdüğünü, savaş uçağıyla silahlı kişilerin sızdığı yerleşkenin vurulduğunu açıkladı.

Diğer taraftan İsrail ordusu, savaşın ikinci aşaması olan kara harekatına hazırlanırken ABD ile yaşanan iç anlaşmazlıklar ve istişareler nedeniyle harekat ertelendi. İsrail ordusu kara harekâtına hazır olduğunu bir kez daha vurgulasa da taktiksel ve stratejik düşünceler, harekatın ertelenmesine neden oldu.

Buna karşın Hamas, Gazze Şeridi'ne karadan girmesi İsrail ordusunu daha önce eşi benzeri görülmemiş bir yenilgiye uğratacağının sözünü verdi.



Emin Halife Fahime’nin ölümü: Lockerbie davasının giyotininden kurtulan Libyalının hikâyesi

Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)
Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)
TT

Emin Halife Fahime’nin ölümü: Lockerbie davasının giyotininden kurtulan Libyalının hikâyesi

Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)
Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)

25 Ağustos 2026’da Başkent Trablus’un sakin bir köşesinde, Libya vatandaşı Emin Halife Fahime’nin yaklaşık 70 yıllık hayatı sessizce sona erdi.

Fahime’nin ölümüyle, Doğu ile Batı arasındaki diplomatik ve istihbarat mücadelesinin tarihindeki en gizemli ve çarpıcı sayfalardan biri resmen kapandı. Böylece 1988 yılında Frankfurt’tan Londra üzerinden New York’a gitmekte olan Pan Am’ın 103 sefer sayılı uçağının İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde havaya uçurulmasıyla başlayan ve onlarca yıl boyunca uluslararası siyasetin seyrini değiştiren davanın canlı tanıklarından biri de hayata veda etti.

Havayollarında sıradan bir çalışan olarak başladığı meslek hayatının ardından yaklaşık on yıl boyunca Fahime’nin adı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi koridorlarında yankılandı. Fotoğrafı, 20. yüzyılın en korkunç hava terörü eylemlerinden biri olarak nitelendirilen saldırının “ikinci sanığı” sıfatıyla dönemin dünya televizyonlarında ve gazetelerinde geniş yer buldu.

Fahime, günlük yaşamının Malta’daki ayrıntılarının neredeyse bir ülkeyi sarsacak uluslararası bir suçlamanın temelini oluşturduğu benzersiz bir hukuk ve siyaset mücadelesinin istemeden de olsa merkezinde yer aldı. Hollanda’daki tarihi Camp Zeist Mahkemesi’nde kurşun geçirmez cam bölmenin arkasında İskoç adaletinin kendisi için söylediği “beraat” kararını bizzat duydu. Böylece ülkesine, siyasetin yıllarca kendisine veremediği bir beraat belgesiyle döndü.

cfrb
Libyalı vatandaş Emin Halife Fahime (Wikipedia)

Ölümü, uluslararası yaptırımların ve ağır ambargonun damgasını vurduğu dönemin acı hatıralarını yeniden gündeme getirdi. Fahime, kendisini yutmaya ramak kalan siyasi fırtınanın tam ortasında yaşayan, ancak hayatının son dönemini siyasetin gürültüsünden uzakta ve büyük ölçüde inzivada geçiren bir adam olarak tarihe geçti.

Unutulan başlangıçlar: Trablus’tan Luqa Havalimanı’na

Emin Halife Fahime, 1956 yılında Libya’nın başkenti Trablus’un çevresindeki Suk el-Cuma bölgesinde dünyaya geldi. Meslek hayatında ilerleyerek Libya Arap Havayolları’nda çalışmaya başladı. 1980’lerin ortalarında Malta’daki Luqa Havalimanı’nda şirketin istasyon müdürü, harekât ve sevkiyat sorumlusu olarak görevlendirildi.

scvfbg
Emin Halife Fahime, Libya’nın Trablus kentindeki Suk el-Cuma Camii’nde cuma namazının ardından (2 Şubat 2001) (Getty)

Genç çalışan açısından bu görev, Akdeniz’in ortasında rutin bir havalimanı işi gibi görünüyordu. Ancak söz konusu görev, dönemin Libya rejimi ile ABD ve Batılı müttefikleri arasında Akdeniz’in iki yakasında yürütülen yoğun istihbarat mücadelesiyle kesişti.

gtrbgtn
İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde bombalı saldırıya uğrayan ABD uçağının ardından oluşan yıkımdan bir görüntü (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Fahime o sırada, bu Akdeniz havalimanında kargo belgelerine attığı imzaların ve vardiya çizelgelerinin, yıllar sonra Washington ve Londra’daki üst düzey soruşturmacılar tarafından hazırlanan uluslararası iddianamenin temel unsurlarına dönüşeceğini bilmiyordu.

Uçağın düşürüldüğü gece ve başlayan uluslararası fırtına

21 Aralık 1988’de Pan Am’a ait Boeing 747 tipi 103 sefer sayılı uçak, Frankfurt’tan New York’a giderken İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde infilak etti. Saldırıda 270 kişi hayatını kaybetti.

dfvfdbf
Uçağın İskoçya’nın Lockerbie kasabasına düşmesinin ardından çekilen görüntü (AFP)

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile İskoç polisinin üç yıl süren kapsamlı ortak soruşturmasının ardından, Kasım 1991’de iki Libyalı resmen suçlandı: Abdülbasit el-Makrahi ve Emin Halife Fahime.

Dönemin Batılı soruşturmacıları, Fahime’nin Malta Havalimanı’ndaki görevinden ve bağlantılarından yararlanarak, içinde kayıt cihazına gizlenmiş zaman ayarlı bomba bulunan kahverengi bir Samsonite valizin geçirilmesini kolaylaştırdığını ileri sürdü. İddiaya göre bomba, Libya Havayolları’na ait bir uçakla Malta’dan Frankfurt’a, oradan da facianın yaşandığı Pan Am uçağına ulaştırılmıştı.

Tarihi teslim ve tarafsız ülkede yargılama

Trablus başlangıçta vatandaşlarını teslim etmeyi reddetti. Bunun sonucunda Libya, 1992’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ağır uluslararası yaptırımlar ve hava ile ekonomik ambargo altına girdi.

sdvedfv
Lockerbie saldırısının sanığı Emin Halife Fahime (ortada), Lockerbie saldırısı davasında beraat etmesinden bir gün sonra, 1 Şubat 2001’de Libya’nın başkenti Trablus’a gelişinde kendisini kahraman gibi karşılayan kalabalığa el sallıyor (Getty)

Libya, yaklaşık on yıl boyunca ağır bir izolasyon ve ekonomik felç yaşadı. Ancak Arap ve Afrika ülkelerinin yürüttüğü yoğun diplomatik çabalar sonucunda hukuki ve tarihi açıdan benzersiz bir uzlaşma formülü ortaya çıktı.

Bu kapsamda Libya, 1999 yılında iki sanığı, İskoçya’ya bağlı özel bir mahkemede yargılanmak üzere teslim etmeyi kabul etti. Duruşmalar, Hollanda’da Utrecht yakınlarında bulunan eski bir ABD askeri üssü olan Camp Zeist’te, tarafsız topraklarda ve İskoç ceza hukuku çerçevesinde gerçekleştirildi.

“Camp Zeist” şoku: Tarihi beraat ve dönüş

31 Ocak 2001’de dünya, milyonlarca insanın beklediği kararın açıklanmasını nefesini tutarak izledi. İskoç yargıçlar, Fahime’nin suçlandığı tüm suçlardan kesin olarak beraat etmesine karar verirken, ortağı Abdülbasit el-Makrahi’yi ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme ayrıca Fahime’nin kurşun geçirmez cam bölmenin arkasından derhal serbest bırakılmasına hükmetti.

fdv
Uçağın bombalanması davasının başlıca sanığı, Libya vatandaşı Abdülbasit el-Makrahi (Arşiv – AFP)

Yargıçlar, Fahime’nin beraat kararını delillerin yetersizliğine ve tanık anlatımlarındaki önemli boşluklara dayandırdı. Özellikle Maltalı giyim tüccarı Tony Gauci’nin ifadelerinde ciddi çelişkiler bulunduğuna dikkat çekildi. Savunma ayrıca, bombalı valizin gönderildiği sırada Fahime’nin Malta’da bulunmadığını, iş seyahati nedeniyle İsveç’te olduğunu ortaya koydu.

Son nefesine kadar gönüllü inziva

Beraatinin ardından doğrudan Libya’ya dönen Fahime, Trablus’ta hem resmi makamlar hem de halk tarafından kahraman gibi karşılandı. Libya’daki çevreler açısından o, Batı’daki bir mahkemenin bizzat verdiği kararla Libya devletine yöneltilen Amerikan anlatısının bütünüyle sorgulanabileceğini gösteren canlı bir kanıt olarak görülüyordu.

sddfvf
Emin Halife Fahime (ortada), Libya’nın Trablus kentindeki Suk el-Cuma Camii’nde cuma namazının ardından cemaatle selamlaşıyor (2 Şubat 2001) (Getty)

Ancak yıllarca süren korku, belirsizlik ve tutukluluğun yorduğu Fahime, kesin biçimde kamuoyundan ve siyasetten uzaklaşmayı tercih etti. Hayatının geri kalanını Trablus’ta ailesinin yanında sıradan bir vatandaş olarak geçirdi ve o dönemin sırlarını anlatabilecek röportajlar vermeyi reddetti.

Ölümünün açıklanması ve resmi olarak taziye mesajlarının yayımlanmasıyla Fahime, Libya ile Batı arasındaki sancılı mücadelenin bir bölümünü de beraberinde götürdü.


Suudi Arabistan, SDG’nin Suriye askeri kurumlarına entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
TT

Suudi Arabistan, SDG’nin Suriye askeri kurumlarına entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).

Suudi Arabistan, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Suriye Arap Cumhuriyeti'nin askeri kurumlarına entegre edilmesini memnuniyetle karşıladığını ve bu adımın Suriye'de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacağını açıkladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından bügün(Çarşamba) yapılan açıklamada, Krallığın, "Suriye hükümetinin Suriye halkının birlik ve kalkınma yolculuğunu sürdürme yönündeki beklentilerini gerçekleştirmek amacıyla attığı adımlara desteğini yinelediği" belirtildi. Açıklamada ayrıca Suriye ve halkı için güvenlik, barış ve refah temennisinde bulunuldu.

SDG lideri Mazlum Abdi, salı günü yaptığı açıklamada, SDG ile Kürtlerin öncülüğündeki Özerk Yönetim ve buna bağlı askeri ve sivil oluşumların feshedildiğini ve Suriye devletinin kurumlarına entegre edileceğini duyurmuştu. Abdi'nin açıklaması, Şam'da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından gelmişti.

Söz konusu açıklama, Suriye makamları ile Kürtler arasında aylar süren müzakerelerin ardından geldi. Müzakerelerin yanı sıra taraflar arasında askeri çatışmalar da yaşanmıştı. Daha sonra varılan anlaşmayla, Özerk Yönetim'in kurumları ile SDG güçlerinin kademeli olarak Suriye devletinin kurumlarına entegre edilmesi kararlaştırılmıştı.

 


Suriye'nin eski Devlet Başkanı Haddam: Suriye'nin 12 milyar dolarlık rezervi Hafız Esad'ın adına kayıtlıydı

Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)
Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)
TT

Suriye'nin eski Devlet Başkanı Haddam: Suriye'nin 12 milyar dolarlık rezervi Hafız Esad'ın adına kayıtlıydı

Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)
Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)

Suriye'nin eski Devlet Başkan Yardımcısı Abdülhalim Haddam'ın anılarında para ve iktidar ilişkilerine ilişkin en dikkat çekici anlatımlardan biri, dönemin Suriye devlet rezervinin, kitapta yer alan bilgilere göre 12 milyar dolar tutarında olmasına rağmen devlet kurumlarının adına değil, eski Devlet Başkanı Hafız Esad'ın şahsi adına kayıtlı olduğu yönünde.

Haddam'ın kaleme aldığı, Al Majalla (Mecelle) Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Hamidi tarafından yayına hazırlanan ve Suudi Araştırma ve Medya Grubu'na (SRMG) bağlı Raf Yayınevi tarafından eylül ayı başında yayımlanacak anılarında şu ifadeler yer alıyor:

“Hiç kimsenin, bu büyüklükteki bir meblağın devlet başkanının şahsi adına yatırılmasını düşünmesi mümkün değildi. Bu, onun değil, Suriye devletinin parasıydı.”

Haddam'ın anlatımına göre mesele bununla sınırlı kalmadı ve yurtdışında Esad'ın adına açılmış hesaptan bir miktar paranın çekildiğini bildiren belgenin cumhurbaşkanına ulaşmasıyla bir iç krize dönüştü.

grthyju
Kitabın kapağı

Hafız Esad duruma şaşırarak bankadan para transfer talimatının kendisine gönderilmesini istedi. Birkaç gün sonra talimatın bir kopyası ulaştı. İmzanın incelenmesi üzerine belgenin sahte olduğu ortaya çıktı. Bankaya, 65 milyon doların hangi hesaba aktarıldığı sorulduğunda, paranın dönemin Başbakanı Mahmud Zubi'ye ait bir hesaba gönderildiği belirlendi.

Haddam, Hafız Esad'ın öfkelendiğini ve güvenlik teşkilatlarından birinin başkanından Zubi'yi çağırmasını ve parayı geri vermemesi halinde idam edileceği konusunda kendisini uyarmasını istediğini anlatıyor. Para da bunun üzerine bankaya geri yatırıldı.

Anılarda bu olay, Zubi'nin siyasi kariyeri ve görev süresiyle bağlantılı olarak ele alınıyor. Zubi, Kasım 1987'den Mart 2000'e kadar başbakanlık görevinde kalmış ve 1918'de kurulan Suriye devletinden bu yana en uzun süre görev yapan başbakan olmuştu.

cs
Hafız Esad ve yanında merhum Başbakan Mahmud Zubi (AFP)

Haddam, Zubi hakkında sert bir portre çizerek onun sadece yolsuzluğun kolaylaştırılmasına değil, bizzat uygulanmasına da sürüklendiğini belirtiyor. Zubi'nin, güven ilişkilerini Basil Esad ve Muhammed Mahluf'un çevresine kadar genişlettiğini anlatan Haddam, kendisinin ise 1989'dan itibaren Hafız Esad'ın önünde yolsuzluk dosyalarını gündeme getirdiğini söylüyor. Ancak Esad'ın buna, “Bu bilgileri nereden getiriyorsun? Gerçek, söylediğinden farklı” şeklinde yanıt verdiğini aktarıyor.

Haddam, Zubi'nin sonunu da içeriden anlatıyor. Mayıs 2000'in ortalarında, ölüm belirtilerinin belirginleştiği Hafız Esad, iktidardaki Baas Partisi liderliğinin bazı üyelerini evine çağırdı ve onlara, “Mahmud Zubi bana ihanet etti. Onu soruşturun ve hesap sorun” dedi. Ancak suçlamanın ne olduğunu açıklamadı.

Zubi partiden ihraç edildi ve hakkında soruşturma açılmasına karar verildi. Karar kendisine bildirildiğinde, “Ben ne yaptım?” diye tekrarlamaya başladı. Ardından Haddam'a, “Beni soruşturmaya çağırırlarsa intihar ederim” dedi.

24 Mayıs 2000'de Şam Emniyet Müdürü, iki subayla birlikte Zubi'yi soruşturmaya götürmek üzere evine geldi. Zubi, evinin ikinci katına çıktı ve başına ateş ederek intihar etti.

Haddam, sahtecilik olayı ve devlet rezervine ilişkin bilgiyi intiharın ardından “kısa süre içinde” öğrendiğini yazıyor.

Anılarda Zubi dönemine ilişkin başka dosyalara da yer veriliyor. Bunların başında, 1990'ların başında Airbus uçaklarının satın alınmasına ilişkin sözleşme geliyor.

Haddam'ın aktardığına göre başbakanın başkanlığında bir komite kuruldu. Ancak Ulaştırma Bakanı, Fransız şirketiyle komisyon almak amacıyla temasa geçmesinin ardından komiteden çıkarıldı. Hükümet, belgelenmiş itirazlara rağmen sözleşmeyi onayladı. Bunun, Zubi'nin hükümet üyelerine cumhurbaşkanının sözleşmeye onay verdiği izlenimini vermesinin ardından gerçekleştiği belirtiliyor.

dbrfgb
Hafız Esad ve solunda Abdülhalim Haddam, 1999 (Getty)

Haddam, Zubi'nin intiharından birkaç gün sonra Başbakan Yardımcısı Selim Yasin ile Ulaştırma Bakanı Müfid Abdülkerim'in gözaltına alınmasını ise dikkat çekici bir çelişki olarak kaydediyor. Söz konusu iki isim, Airbus sözleşmesine itiraz etmişti. Haddam'a göre, haksız yere gözaltına alınan Yasin ve Abdülkerim, 15'er yıl hapis cezasına ve uçakların değerini aşan bir para cezasına çarptırıldı.

Haddam aynı bağlamda, dönemin Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin, cumhurbaşkanının onayıyla görevlendirdiği uzmanların hazırladığı bir ekonomik reform çalışmasından da söz ediyor. Üç milyon dolara mal olan çalışmayı, hükümet ve parti liderliği üyeleri arasında “kendisinden başka hiç kimsenin okumadığını” belirtiyor.

Söz konusu banka belgelerinin bağımsız olarak doğrulanması mümkün olmadı. Dolayısıyla olayla ilgili anlatım, sahibinin sorumluluğunda bulunuyor. Olayın ayrıntıları, Zubi'nin başbakanlığı dönemindeki gelişmeler ve bu döneme eşlik eden yolsuzluk dosyaları, kitabın “Mahmud Zubi'nin intiharı” başlıklı bölümünde yer alıyor.