Hacılar, Arafat Vakfesi’nin ardından Müzdelife’ye akın ediyor... Mina dönüşleri için hazırlanıyor

Hacılar, bağışlanma ve rahmet dileğiyle telbiye, tekbir ve dualar eşliğinde Arafat Vakfesi’ni eda etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)
Hacılar, bağışlanma ve rahmet dileğiyle telbiye, tekbir ve dualar eşliğinde Arafat Vakfesi’ni eda etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)
TT

Hacılar, Arafat Vakfesi’nin ardından Müzdelife’ye akın ediyor... Mina dönüşleri için hazırlanıyor

Hacılar, bağışlanma ve rahmet dileğiyle telbiye, tekbir ve dualar eşliğinde Arafat Vakfesi’ni eda etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)
Hacılar, bağışlanma ve rahmet dileğiyle telbiye, tekbir ve dualar eşliğinde Arafat Vakfesi’ni eda etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Hacı adayları, salı günü (Zilhicce’nin 9. günü) güneşin batmasıyla birlikte, hac ibadetinin en büyük rüknü olan Arafat vakfesini tamamlamalarının ardından geceyi geçirmek üzere Müzdelife’ye doğru hareket etmeye başladı. Hacılar, daha önce Mina’da “Terviye Günü”nü geçirerek Hz. Muhammed’in sünnetini yerine getirmişti.

Arafat’tan Müzdelife’ye gerçekleşen yoğun insan hareketliliği sırasında güvenlik ve hizmet ekipleri kutsal bölgelerin tamamında konuşlandırıldı. Hacılar, Kurban Bayramı’nın ilk günü olan çarşamba sabahına kadar Müzdelife’de konaklayacak; ardından Akabe Cemresi’ne taş atmak, kurban kesmek ve tıraş olup ihramdan çıkmak için Mina’ya geçecek. Daha sonra hac ibadetinin kalan günlerini Mina’da tamamlayacaklar.

sevf
Hacılara ait hareketlilik ve kutsal bölgelerdeki ulaşım akışı, gelişmiş dijital sistemler aracılığıyla anlık olarak takip edildi. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Suudi Arabistan İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre yaklaşık 1,7 milyon hacı, Zilhicce’nin 9. günü sabahın erken saatlerinden itibaren hac ibadetinin en önemli aşaması olan Arafat vakfesi için Arafat’a ulaştı. Beyaz ihramları içerisindeki hacılar, telbiye, tekbir ve dualarla Allah’tan bağışlanma ve rahmet diledi.

Farklı milletlerden, dillerden ve kültürlerden gelen milyonlarca Müslüman, Allah’ın rızasını kazanma ve affına erişme amacıyla aynı manevi atmosferde buluştu. Hacılar, öğle ve ikindi namazlarını Arafat’taki Nemire Mescidi’nde Hz. Muhammed’in sünnetine uygun şekilde tek ezan ve iki kametle cem ederek kıldı. Ayrıca bu yıl Mescid-i Haram İmam ve Hatibi Şeyh Dr. Ali el-Huzeyfi tarafından irad edilen Arafat hutbesini dinledi.

Suudi Arabistan’da Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı ve Daimi Hac ve Umre Komitesi Başkan Yardımcısı Prens Suud bin Mişal bin Abdülaziz, Arafat’taki konuşmasında ülke yönetiminin hacılara hizmet konusundaki kararlılığını vurguladı. Prens Suud, Suudi Arabistan’ın, hacıların güvenli ve kolay bir şekilde ibadetlerini yerine getirebilmesi için tüm teknik ve insani imkânlarını seferber ettiğini söyledi.

dsfvrbv
Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı’nın sistemi, insan yoğunluğu ve yaya hareketlerini takip eden gelişmiş teknolojilere dayanıyor. (Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı)

Krallığın, Haremeyn’e ve hacılara hizmet etmeyi nesilden nesile aktarılan köklü bir görev olarak gördüğünü belirten Prens Suud, Kral Selman bin Abdülaziz ile Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman adına hacıları selamladı. Arafat gününün birlik ve eşitliğin en güçlü şekilde hissedildiği günlerden biri olduğunu ifade eden Prens Suud, hacıların güven, huzur ve sükûnet ortamında ibadetlerini yerine getirdiğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın hac hizmetlerini geliştirmek amacıyla altyapı projeleri yürüttüğünü, modern teknolojilerden yararlandığını ve ulusal insan kaynağını seferber ettiğini dile getiren Prens Suud, hac organizasyonunun sürekli geliştirileceğini belirtti. Hacıların kurallara uyumu ve yetkililerle iş birliğini de takdir eden Prens Suud, bu yaklaşımın hizmet kalitesine katkı sağladığını söyledi.

vdfev
Hacıların Arafat’tan Müzdelife’ye geçiş süreci düzenli ve akıcı şekilde gerçekleşti. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Öte yandan Arafat’tan Müzdelife’ye geçiş süreci büyük ölçüde düzenli ve akıcı şekilde gerçekleşti. Hacı kafileleri, güvenlik güçlerinin doğrudan gözetimi altında belirlenen sevk ve yönlendirme planlarına göre hareket etti. Meşair Treni, otobüsler ve yaya yolları üzerinden gerçekleştirilen ulaşımda kapsamlı güvenlik önlemleri uygulandı.

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı ise hacıların hareketliliğini gelişmiş dijital sistemler aracılığıyla anlık olarak takip ediyor. Yapay zekâ destekli sistemler sayesinde insan yoğunluğu, yaya trafiği ve ulaşım akışı analiz edilerek sahadaki karar alma süreçleri hızlandırılıyor.

sxdds vcd
Hacılar, bağışlanma ve rahmet dileğiyle telbiye, tekbir ve dualar eşliğinde Arafat’ta vakfeye durdu. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Bakanlığın dijital altyapısına bağlı operasyon ve kontrol merkezleri; güvenlik, sağlık ve hizmet kurumları arasındaki koordinasyonu güçlendirirken, yoğunluk tahmini ve insan akışının yönetiminde de önemli rol oynuyor.

Arafat’tan Müzdelife’ye gerçekleşen Nefir hareketi, hacıların kutsal bölgeler arasındaki yolculuğunun üçüncü aşaması olarak kabul ediliyor.



Suudi Arabistan, bölge halklarının barış ve kalkınmaya dayalı bir geleceğe sahip olma haklarının altını çizdi

Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)
Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)
TT

Suudi Arabistan, bölge halklarının barış ve kalkınmaya dayalı bir geleceğe sahip olma haklarının altını çizdi

Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)
Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)

Suudi Arabistan, 2026 Oslo Forumu’nun ana oturumunda yaptığı açıklamada, savaşlar, işgaller ve ülkelerin iç işlerine yönelik müdahalelerin yol açtığı ağır insani bedelin artık kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, bunun Gazze Şeridi, Lübnan ve bölgedeki diğer ülkeler için de geçerli olduğunu belirtti. Açıklamada, bölge halklarının sürekli çatışmalar ve tekrarlanan şiddet döngüleri yerine barış, kalkınma ve iş birliğine dayalı bir geleceği hak ettiği ifade edildi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan Dr. Menal Rıdvan, ülkesini temsilen ‘Çalkantılı Bir Ortadoğu’da Arabuluculuk’ başlıklı ana oturumda yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan’ın kardeş ve dost ülkelerle yürüttüğü stratejik ortaklıklar ile bölgesel ve uluslararası düzeydeki merkezi konumu çerçevesinde güvenlik ve kalıcı barışın sağlanması için hiçbir çabadan kaçınmayacağını söyledi.

Rıdvan, Suudi Arabistan’ın arabuluculuk ve kalıcı barışın tesisine yönelik tarihî rolünü ve bölgedeki temel meselelerde sürdürdüğü desteği hatırlatarak, Riyad’ın barış inşasına yönelik yaklaşımının haklara saygı, insan onurunun korunması ve istisnasız herkes için güvenliğin sağlanması ilkelerine dayandığını belirtti.

Suudi yetkili, bölgede onlarca yıldır görülen hegemonya girişimlerinin başarısızlığını kanıtladığını, bu girişimlerin bölge halkları üzerinde insani, siyasi ve ekonomik açıdan son derece ağır maliyetler doğurduğunu ifade etti.

Kalıcı istikrarın güç üstünlüğü veya dayatılmış fiilî durumlar üzerine kurulamayacağını kaydeden Rıdvan, bunun ancak ortaklık ve iş birliğine dayalı bir kolektif güvenlik sistemiyle mümkün olacağını söyledi. Bu sistemin devletlerin egemenliğine ve ulusal kurumlarına saygı gösterilmesini, güç kullanımının devlet tekelinde tutulmasını, meşru kurumlar dışındaki silahlı yapıların faaliyetleriyle mücadele edilmesini ve her tür işgalin sona erdirilmesini gerektirdiğini belirtti. Rıdvan ayrıca, gerçek anlamda bir barış sürecinin başarısının bağımsız Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve Filistin halkının meşru haklarını elde etmesiyle başlayacağını vurgulayarak, bunun daha istikrarlı, açık ve bütünleşmiş bir bölgesel ortamın oluşturulması için temel şart olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede konuşan Rıdvan, Suudi Arabistan’ın iki devletli çözümün hayata geçirilmesine yönelik New York Bildirgesi kapsamında yürüttüğü girişimlere dikkat çekerek, söz konusu mekanizmanın barışçıl çözüm sürecini ilerletmeye yönelik pratik bir çerçeve ve kapsamlı bir yol haritası niteliği taşıdığını belirtti. Rıdvan, Riyad’ın Gazze’de savaşın sona erdirilmesine yönelik çabaları, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararının uygulanmasını ve 20 maddelik kapsamlı barış planını desteklediğini vurgulayarak, güvenlik ve istikrarın halkların egemenliği veya meşru hakları pahasına sağlanamayacağını ifade etti.

Suudi Arabistan’ın, Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) bölgesel güvenlik vizyonunun şekillendirilmesine katkı sunduğunu hatırlatan Rıdvan, Krallığın uluslararası ortakların, bölge ülkelerinin öncülüğünde geliştirilen bölgesel yaklaşımları desteklemesinin önemine inandığını söyledi. Bu yaklaşımların kapsayıcılık, iş birliği, uluslararası hukuka ve devletler arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallara saygı esasına dayanması gerektiğini belirten Rıdvan, dışlayıcı ve kutuplaştırıcı politikalardan uzak durulması çağrısında bulundu.

Rıdvan ayrıca, İran ile yakınlaşma sürecine verdikleri destek nedeniyle Çin, Umman ve Irak’ın oynadığı rolü takdirle karşıladıklarını ifade ederek, bu çabaların bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesinde önemli bir dayanak oluşturduğunu, aynı zamanda diyalog ve gerilimin azaltılmasına daha elverişli bir ortamın oluşmasına katkı sağladığını söyledi.

Rıdvan, bazı bölgesel aktörlerin iş birliğine dayalı bölgesel güvenlik yaklaşımlarına uyum sağlama ve diyalog ile ortak çalışma mekanizmalarına katılma konusunda artan bir kapasite ortaya koyduğunu belirtirken, İsrail’in ise güvenliği askerî üstünlük, güç kullanımı ve sahada fiilî durum yaratma politikaları üzerinden yönetmeye devam ettiğini dile getirdi.

İşgalin sürmesi ile ilhak ve yerleşim politikalarının kalıcı bir bölgesel güvenlik sisteminin kurulması ihtimalini zayıflattığını kaydeden Rıdvan, bunun eşitlik, haklara saygı, egemenlik ve uluslararası hukuk temelinde gerçek bir bölgesel entegrasyonun önünde engel teşkil ettiğini ifade etti.

Norveç Dışişleri Bakanlığı’nın himayesinde düzenlenen forumun ana oturumuna, Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, Çin’in Ortadoğu Özel Temsilcisi Zhai Jun ve Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dr. Macid el-Ensari de katıldı.


Kahire, İran Savaşı gündemli Dörtlü Mekanizma toplantısına hazırlanıyor

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, ABD–İran müzakere sürecini ele almak üzere düzenlenen bir görüşme sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, ABD–İran müzakere sürecini ele almak üzere düzenlenen bir görüşme sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Kahire, İran Savaşı gündemli Dörtlü Mekanizma toplantısına hazırlanıyor

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, ABD–İran müzakere sürecini ele almak üzere düzenlenen bir görüşme sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, ABD–İran müzakere sürecini ele almak üzere düzenlenen bir görüşme sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır; bölgedeki gerilimi düşürmeyi amaçlayan ortak istişarelerin devamı niteliğinde, önümüzdeki dönemde Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan'ın katılımıyla düzenlenecek olan "İran Savaşı" konulu "Dörtlü Mekanizma"nın dördüncü toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından Perşembe günü yapılan açıklamaya göre; Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Pakistanlı mevkidaşı Muhammed İshak Dar arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde, "ortak istişarelerin sürdürülmesi ve gerilimi düşürmeye yönelik çabaların güçlendirilmesi" amacıyla Kahire'de yapılacak dördüncü toplantının hazırlıkları ele alındı.

Bölgede yaşanan tehlikeli gelişmeler karşısında dört ülke arasındaki yakın koordinasyonun sürdürülmesi konusundaki kararlılıklarını vurgulayan iki bakan, ayrıca ABD-İran müzakere sürecini desteklemeye yönelik çabaları da masaya yatırdı.

Önceki toplantıların kronolojisi

Dörtlü Mekanizma'nın daha önce gerçekleştirdiği toplantıların takvimi şu şekilde gelişti:

1. Toplantı: 20 Mart'ta Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da yapıldı.

2. Toplantı: 29 Mart'ta Pakistan'ın ev sahipliğinde düzenlendi.

3. Toplantı: 17 Nisan'da "Antalya Diplomasi Forumu" marjında Türkiye'nin Antalya kentinde gerçekleştirildi.

Son toplantının gündemi ve katılımcılar

"Dörtlü"nün son toplantısında; bölgedeki hızlı gelişmeler karşısında ortak koordinasyonun güçlendirilmesi yolları, ABD-İran müzakerelerinin seyri ve gerilimi düşürme çabalarının sürdürülmesi gibi kritik başlıklar ele alınmıştı. Toplantıda ayrıca, mevcut savaşın sona ermesinin ardından bölgesel düzenin geleceği, tansiyonun düşürülmesi ve bölgede güvenlik ile istikrarın yeniden tesisi konuları tartışılmıştı.

Söz konusu toplantıya şu isimler katılmıştı: Mısır Dışişleri Bakanı: Bedir Abdulati, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Prens Faysal bin Ferhan, Türkiye Dışişleri Bakanı: Hakan Fidan ve Pakistan Dışişleri Bakanı: İshak Dar

Bakanlar, savaşın küresel ekonomi üzerindeki yansımalarının yanı sıra uluslararası seyrüsefer, tedarik zincirleri, gıda güvenliği, enerji güvenliği ve petrol fiyatları üzerindeki etkilerini sınırlama ve bu zorlukların üstesinden gelme yollarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın o dönemki açıklamasına göre taraflar, gelecek süreçte yakın koordinasyon ve istişareyi sürdürme ve müzakere sürecinin başarıya ulaşması için çaba sarf etme konusunda mutabık kalmıştı.

Diplomasiye Öncelik Vurgusu

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tamim Hilaf, iki bakanın son telefon görüşmesinde bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduğunu belirtti. Sözcü; bakanların, bölgedeki mevcut tırmanışı dizginlemeye yönelik siyasi ve diplomatik çabaların sürdürülmesinin önemini vurguladıklarını aktardı. Bakanlar, gerilimi azaltacak, savaşı sonlandıracak ve bölgesel istikrarı destekleyecek uzlaşılara varılması için ABD ile İran arasındaki müzakere sürecinin tamamlanması gerektiğinin altını çizdi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre iki bakan; savaşın bölge ve dünya üzerinde yarattığı ciddi güvenlik, ekonomi ve jeopolitik sonuçlar karşısında, çatışmanın yayılmasını önlemek ve mevcut gerilimi kontrol altına almak adına diplomatik çözümlere öncelik verilmesi için ortak çabaların sürdürülmesinin önemini teyit etti.


Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman önceden planlanmış programı nedeniyle G7 Zirvesi'ne katılamayacak

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman önceden planlanmış programı nedeniyle G7 Zirvesi'ne katılamayacak

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, önceden planlanmış programları nedeniyle gelecek hafta Fransa'nın ev sahipliğinde düzenlenecek G7 Zirvesi'ne katılamayacağını bildirdi.

Prens Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından yapılan davete teşekkür ederek, zirve kapsamında gerçekleştirilecek çalışma toplantısı ve öğle yemeğine katılma davetini memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Veliaht Prens, Cumhurbaşkanı Macron'a gönderdiği teşekkür mesajında, 16 Haziran Salı günü Fransa'nın Evian kentinde düzenlenecek G7 Zirvesi kapsamındaki toplantıya önceden belirlenmiş programları nedeniyle iştirak edemeyeceğini ifade etti.

Mesajında Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki stratejik ilişkilerin gücüne vurgu yapan Prens Muhammed bin Selman, iki ülke arasındaki iş birliğinin sağlam temellere dayandığını belirterek zirvenin başarılı geçmesi temennisinde bulundu.

Veliaht Prens ayrıca, zirve çalışmalarının başarıyla sonuçlanmasını dilediğini ve Fransa'ya ev sahipliği için teşekkür ettiğini kaydetti.