İsrail ordusu Gazze şehrinin derinliklerine ilerlerken şiddetli çatışmalar yaşanıyor

İsrail ordusu, Hamas Hareketi’nin kontrol merkezlerini ve yönetim noktalarını kontrol altına aldığını duyururken Kassam Tugayları ise İsrail ordusuna büyük kayıplar verdirdiğini bildirdi.

Dün Gazze Şeridi'ndeki Bureyc Mülteci Kampı’nda geniş çaplı yıkım meydana geldi. (AFP)
Dün Gazze Şeridi'ndeki Bureyc Mülteci Kampı’nda geniş çaplı yıkım meydana geldi. (AFP)
TT

İsrail ordusu Gazze şehrinin derinliklerine ilerlerken şiddetli çatışmalar yaşanıyor

Dün Gazze Şeridi'ndeki Bureyc Mülteci Kampı’nda geniş çaplı yıkım meydana geldi. (AFP)
Dün Gazze Şeridi'ndeki Bureyc Mülteci Kampı’nda geniş çaplı yıkım meydana geldi. (AFP)

İsrail ordusunun Gazze’nin iç kesimlerine doğru ilerlemesi sürüyor. Şehirde çatışmalar artmış durumda. İsrail ordusu Hamas Hareketi’nin kontrol merkezlerini ve yönetim noktalarının kontrolünü ele geçirdiğini açıklarken İzzeddin el-Kassam Tugayları, çok sayıda İsrail askerini öldürdüklerini, tankları ve askeri araçları imha ettiklerini duyurdu.

Diğer yandan İsrail ordusu, Gazze'nin kuzeyindeki tüm hastanelerin çevresindeki ablukayı daha da sıkılaştırırken kısmen faaliyet gösteren tek hastane olan Baptist Hastanesi’ne doğru ilerlemeye başladı. Diğer taraftan elektrik, su, yiyecek ve ilacın olmadığı Gazze'de abluka altındaki halkın yaşadığı trajedi daha da derinleşiyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan Gazzeliler, İsrail ordusunun iç bölgelere ve mahallelere girmesiyle tamamen kuşatıldıklarını ve artık temel ihtiyaçlarını bulamadıklarını, İsrail askerlerinin üzerlerine ateş açmaları nedeniyle evlerinden dışarı çıkamadıklarını aktardılar. Gazzeliler, insansız hava araçları (İHA), tanklar ve askerlerin Gazze sokaklarında hareket eden her şeyi hedef aldıklarını ve kimsenin kendilerine ulaşamadığı insanları öldürdüklerini belirttiler. 

Gazze şehrinin merkezindeki Filistin Meydanı'na kadar gelen İsrail askerleri, şehrin çeşitli bölgelerine sızarak tıpkı Batı Şeria'da yaptıkları gibi evlere baskınlar düzenleyip Gazzelileri öldürmeye, tutuklamaya ve sorgulamaya başladılar.

İsrail, Batı Şeria'daki gibi bir güvenlik durumu yaratmak amacıyla Gazze şehrini tamamen kontrol altına almaya çalışıyor gibi görünüyor. Bu amaçla ordusunun istediği zaman saldırmasına, baskınlar düzenlemesine ve halkı öldürmesine izin veriyor.

Gazze’deki Filistinli gruplardan bir kaynak şu açıklamada bulundu:

“Direniş hareketi yönetimi, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yeni bir gerçeklik dayatma girişiminin farkında. Ancak İsrail güçleri, her cephede ve her zaman şiddetli, aralıksız ve devam eden bir direnişle karşı karşıya kaldıkları ve ağır kayıplar verdikleri için burada bir dakika bile dinlenmeyecekler. Gazze sonuna kadar direnecek, teslim olmayacak ve beyaz bayrak çekmeyecek”

Fotoğraf Altı: Gazze Şeridi'nde, Bureyc Mülteci Kampı’ndaki enkazda kurbanları ve hayatta kalanları bulmak için arama kurtarma çalışmaları yürütüldü. (AP)
 Gazze Şeridi'nde, Bureyc Mülteci Kampı’ndaki nekazda kurbanları ve hayatta kalanları bulmak için arama kurtarma çalışmaları yürütüldü. (AP)

Hamas Hareketi’nin askeri kanadı Kassam Tugayları, savaşın 39’uncu gününde savaşçılarının Gazze şehrinin kuzeyindeki sıfır mesafeden yedi, Beyt Hanun'da da sıfır mesafeden iki asker olmak üzere dokuz İsrail askerini öldürdüğünü duyurdu. Kassam Tugayları tarafından yapılan açıklamalara göre Tel Aviv füzelerle vuruldu, tanklar, askeri araçlar ve personel taşıyıcıları imha edildi ve İsrail ordusunun konuşlandığı noktalar çeşitli anti-zırh ve anti-personel silahlarla hedef alındı.

Diğer yandan İsrail ordusu, çok sayıda askerinin öldürüldüğünü itiraf etti. İsrail ordusu, Çavuş Roy Marom ve Binbaşı (yedek) Raz Abulafia’nın öldürüldüğünü, dört askerin de yaralandığını, böylece Gazze'nin kuzeyine yönelik kara harekatında öldürülen toplam asker sayısının 46'ya yükseldiğini açıkladı.

İsrail ordusu, askerlerinin Gazze şehrinde Hareketi’nin kontrol merkezlerini ve yönetimini temsil eden noktalarının kontrolünü ele geçirdiğini ve Kassam Tugayları üyelerini öldürdüğünü duyurdu. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, 162’nci Tümen’in şimdiye kadar 160'tan fazla tünelin yerini tespit ettiği belirtildi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Yaklaşık 2 bin 800 terör altyapısı hedef alındı, Hamas terör örgütünün yaklaşık bin üyesi ve lideri öldürüldü. Son birkaç saat içinde Şati Mülteci Kampı’nın operasyonel kontrolü ele geçirildi. 162’nci Tümen, Gazze Şeridi'ndeki faaliyetleri kapsamında Hamas terör örgütünün stratejik ve hayati önem taşıyan binalarına girdi. Bunlar arasında Force 17 Sitesi, Hamas Güvenlik Meydanı, terör örgütünün askeri faaliyetler ve kaçırılan kişileri tutmak için kullandığı Rantisi Hastanesi ve Bedir Sitesi yer alıyor.”

Fotoğraf Altı: Dün Gazze'ye atılan bir termal bomba. (AP)
Dün Gazze'ye atılan bir termal bomba. (AP)

Açıklamada ayrıca ana polis merkezinin, bir mühendislik fakültesinin, Gazze valisinin evinin ve Gazze şehrinde savaşın başlarında İsrail tarafından öldürülen Eymen Nevfel komutasında olan Kassam Tugayları’nın merkezi karargahının yanı sıra eğitim merkezleri ve güvenlik ofislerinin de ele geçirildiği belirtildi.

İsrail ordusu savaşı sürdürürken Gazze’deki hastanelerin çoğu hizmet dışı kaldı.

Hamas'ın üst düzey yöneticilerinden Usame Hamdan’ın aktardığına göre İsrail'in Gazze Şeridi'ni bombalaması ve karadan işgal etmesi, kuşatma altındaki Gazze Şeridi'ndeki 35 hastaneden 25'inin hizmet dışı kalmasına yol açtı.

İsrail ordusu Gazze'deki Şifa Hastanesi'ni kuşatırken Kassam Tugayları komuta merkezinin yanı sıra Rantisi, el-Uyun, en-Nasır ve Kudüs hastanelerinin de kuşatıldığı açıkladı.

İsrail ordusu, kuşatma altındaki hastanelere giriş-çıkış her türlü hareketi engelliyor.  İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, pazartesi gecesi, Rantisi Hastanesi'nin altında bir tünel olduğunu ve bu tünelin askeri amaçlarla ve rehineleri tutmak için kullanıldığını iddia ettiği bir video yayınladı. Ancak iddialar Hamas ve Gazze Sağlık Bakanlığı tarafından yalanlandı.

İsrail ordusu hastanelere yönelik ablukayı sıkılaşırken, Şifa Hastanesi'ndeki doktorlar dün onlarca kişinin cenazesini hastane bahçesine gömmek zorunda kaldılar.

Bölgedeki gazeteciler, halkın tıbbi ve idari ekiplerin hastane kompleksinin avlusunda toplu mezar kazmaya gönüllü olduklarını ve 100'e yakın cenazeyi buraya defnettiklerini aktardılar.

Hastaları ve çocukları hastanelerden çıkarmak için yoğun temaslar sürdürülse de bu yapmak neredeyse imkansız gibi görünüyor.

İsrail ordusuna göre burası güvenli bir bölge. İsrail, bir yandan çatışmalar devam ederken, diğer yandan Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus şehri dahil olmak üzere Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerini bombalamaya devam etti.

Gazze Sağlık Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik saldırılarının başlamasından bu yana şehit sayısının 11 bin 451'e yükseldiği duyuruldu. Açıklamaya göre yaralıların sayısı ise 4 bin 630'u çocuk, 3 bin 130'u kadın, 682'si yaşlı olmak üzere 29 bine ulaştı.



Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.


Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
TT

Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)

Husiler, dün Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’ndan iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı ve sarayda maddi hasar meydana geldi.

Saldırıyı üstlenen Husilere karşılık Yemen Enformasyon Bakanlığı, Başbakan Şai Zindani ile hükümet üyelerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bakanlık, olası saldırılara karşı önlem amacıyla hükümetin toplantılarını artık düzenli olarak sarayda gerçekleştirmediğini belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, saldırının ardından telefonla görüştüğü Başkanlık Konseyi üyeleri Tümgeneral Abdurrahman el-Muharremi ve Tümgeneral Mahmud el-Subeyhi’nin yanı sıra Başbakan Şai Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu sordu. Alimi, saldırının etkileri ve sonuçlarıyla mücadele kapsamında alınan önlemler hakkında ilk raporu da dinledi.

Alimi, Husilerin saraya yönelik saldırısının, grubun Yemen ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını, petrol tesislerini ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Söz konusu saldırıların bölgenin ve deniz geçiş güzergâhlarının güvenliğini tehdit ettiğini savunan Alimi, bunun Husilerin “terörist niteliğini” bir kez daha ortaya koyduğunu ve grubun Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden tesis etme iradesiyle başa çıkamadığını gösterdiğini ifade etti.

Yemen Cumhurbaşkanı, devletin anayasal sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, egemenlik kurumlarının ve vatandaşların korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Alimi, ilgili askerî ve güvenlik birimlerine devlet kurumlarının korunması, terör tehditlerine karşı önlem alınması ve tehdit kaynaklarına hukuka uygun şekilde karşılık verilmesi talimatı verdi. Bu adımların sivillerin ve sivil altyapının korunmasını güvence altına alması gerektiğini kaydetti.

Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).
Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).

Yemen hükümetinden uluslararası topluma çağrı

Yemen Bakanlar Kurulu da Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmasının Husilerin “terörist yaklaşımını” ve sivilleri hedef alma politikasını ortaya koyduğunu açıkladı.

Kurul, saldırının hükümetin vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve darbeyi sona erdirme mücadelesini sürdürmesini engelleyemeyeceğini bildirdi. Açıklamada, “Yemen’in Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülen çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, saldırının yalnızca devlet kurumlarını hedef alan eylemlerle sınırlı kalmayan, giderek yoğunlaşan Husi saldırılarının devamı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamada, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırıların yanı sıra Yemen’in Taiz ve Lahic vilayetlerindeki yerleşim bölgelerinin bombalanmasının da sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve halkın yaşadığı sıkıntıları artırdığı ifade edildi.

Husilerin Yemen’in, komşu ülkelerin, bölgesel istikrarın ve bölgedeki hayati çıkarların güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, “Yemen’in geleceği, kendi halkına karşı silah kullanan, komşularının güvenliğini hedef alan ve Yemenlilerin darbe projesini reddetmesine şiddetle karşılık vermeye çalışan bir milis grubuna bırakılamaz” ifadelerine yer verildi.

Kurul, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere saldırılar karşısında açık ve kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Açıklamada, saldırıların birbirinden bağımsız münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının önlenmesi için gerekli baskının uygulanması ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması istendi.

Yemen hükümeti ayrıca, devlet otoritesini yeniden tesis etme mücadelesinde silahlı kuvvetleri, askerî birlikleri, güvenlik teşkilatlarını ve halk direniş güçlerini desteklemeyi sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada, devlet kurumlarının ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşların korunması ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik siyasi, ekonomik ve insani çabaların da devam edeceği kaydedildi.