Abbas İbrahim, ‘arenaların birliği’ olgusunu savundu

“Gazze arabuluculuğundaki rolüm bu” diyen Abbas İbrahim, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile dönemin ABD Başkanı Donald Trump arasındaki gizli arabuluculuğun ayrıntılarını Al Majalla’ye anlattı.

Gerek uluslararası gerekse bölgesel olarak Ortadoğu’ya yönelik güç mücadelesi sürüyor. (Görsel: Eduardo Ramon)
Gerek uluslararası gerekse bölgesel olarak Ortadoğu’ya yönelik güç mücadelesi sürüyor. (Görsel: Eduardo Ramon)
TT

Abbas İbrahim, ‘arenaların birliği’ olgusunu savundu

Gerek uluslararası gerekse bölgesel olarak Ortadoğu’ya yönelik güç mücadelesi sürüyor. (Görsel: Eduardo Ramon)
Gerek uluslararası gerekse bölgesel olarak Ortadoğu’ya yönelik güç mücadelesi sürüyor. (Görsel: Eduardo Ramon)

İbrahim Hamidi

Lübnan Kamu Güvenliği eski Genel Müdürü Tümgeneral Abbas İbrahim, yaralı Filistinlilerin tedavi için Mısır'a götürülmesi ve Gazze Şeridi'ne insani yardım girişi karşılığında yabancıların Gazze'den çıkarılmasına ilişkin anlaşmada ‘mütevazı bir rol’ oynadığını açıkladı.

İbrahim, Al Majalla ile gerçekleştirdiği röportajda İran ve müttefiklerinin, Gazze'de ‘Hamas'ın parçalanmasını önlemek’ de dahil olmak üzere askeri müdahale için ‘kırmızı çizgiler’ belirlediğini söyledi. “Arenaların birliği askeri bir gerçekliğe dönüşecek” diyen İbrahim, ABD'nin Akdeniz'e iki uçak gemisi göndermesinin İsrail'i ‘daha fazla çılgınlığa’ sürükleyeceğine inandığını belirtti. İbrahim ayrıca ‘insani bir anlaşma’ sağlamak amacıyla İtalya ve Katar'a yaptığı ziyaretlere ilişkin de bilgi verdi.

Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre İbrahim, röportajda gizli arabuluculuklara da değindi. Geçtiğimiz yıllarda Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile ABD yönetimi arasındaki arabuluculuk da bunlardan biri. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın Şam'a gönderdiği elçilerin Suriye Ulusal Güvenlik Büro Başkanı Tümgeneral Ali Memlük’le görüşmesi için düzenlenen ziyaret ile Fransız İstihbarat Direktörü’yle görüşülmesi için Suriye'nin başkentinde gerçekleştirilen temaslar da bu gizli arabuluculuklar kapsamında gerçekleşti.

İşte Al Majalla’nın, Lübnan'daki duruma ve siyasi geleceğine değinen Lübnan Kamu Güvenliği eski Genel Müdürü Tümgeneral Abbas İbrahim'le gerçekleştirdiği röportajın ilk bölümü:

- Gazze Şeridi’ne yardım götürülmesi ve yaralıların tedavi edilmesi karşılığında yabancıların bölgeden Mısır’a geçirilmesi anlaşmasında rol oynadınız mı?

Evet. Hem çifte vatandaşlığa sahip Filistinlilerin Gazze Şeridi'nden çıkarılmasında hem de Gazze Şeridi'nde tedavi edilemeyen yaralı Filistinlilerin tedavi için Mısır'a nakledilmesinde mütevazı bir rol oynadım. Maalesef İsrail'in yolları, geçitleri ve güzergahları bombalaması anlaşmanın tamamlanmasını sekteye uğrattı.

Fotoğraf Altı: “ABD Başkanı Joe Biden'ın Enerji ve Altyapı'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein ile temasa geçtim. 24 saat sonra İsrailliler kabul etti ve uygulama başladı.” (AP)
“ABD Başkanı Joe Biden'ın Enerji ve Altyapı'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein ile temasa geçtim. 24 saat sonra İsrailliler kabul etti ve uygulama başladı.” (AP)

- Kiminle iletişim kurdunuz?

Hamas'tan bir heyet Beyrut'u ziyaret etti. Benimle iletişime geçen ABD-Filistin çifte vatandaşlığına sahip aileleri tanıyordum. Bazı temaslarda bulundum ama İsrail tarafı inatçıydı. Hamas'a gelince, açıkça şunu söylediler: Bunlar Filistinli ve yaralıların Mısır'a tedavi için yanlarında gitmesi şartıyla Gazze Şeridi’nden ayrılma hakları var.

- İsrail tarafı nasıl anlaştı?

ABD Başkanı Joe Biden'ın Enerji ve Altyapı'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein ile temasa geçerek Lübnan'ın çıkarlarına hizmet eden konularda birlikte çalıştık. 24 saat sonra İsrailliler kabul etti ve uygulama başladı.

“Gazze'ye yönelik savaş ve boyutlarına ilişkin tutumumu ve vizyonumu öğrenmek için beni İtalya'ya davet ettiler. Ayrıca Doha'ya da giderek Hamas liderleriyle görüştüm.”

- İtalya'yı ve ardından Katar'ı da ziyaret ettiniz mi?

Evet. İtalya dost bir ülke ve 2005’ten emekli olana kadar birlikte çalıştık. Güney Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) içinde aktifler ve birçok tarafla yakın ilişkileri var. Gazze'ye yönelik savaş ve boyutlarına ilişkin tutumumu ve vizyonumu öğrenmek için beni İtalya'ya davet ettiler. Bazı konuları görüştük. Bazı insani girişimler önerdik.

- Bunu Hamas liderliğiyle görüştünüz mü?

Evet. Doha'ya gittim ve Hamas liderleriyle görüştüm. Detaylar yakında açıklanacak.

- Güney Lübnan'da bir gerginlik yaşandı ve ardından ‘belirli bir bölgede özel bir gerilim’ olduğu söylenen bombalamalar oldu. Gazze Savaşı’nın ardından Hizbullah ile İsrail'in savaşa girme ihtimali hakkında ne düşünüyorsunuz?

İsrail’e, direnişin varlığının Şeba Çiftlikleri meselesiyle bağlantılı olup olmadığını sormak istiyorum. İsrail açısından bu hakların Lübnan'a iade edilmesinin ve konunun kapatılmasının, Hizbullah'ın İsrail karşısında bir ‘direniş partisi’ olarak varlığını sürdürmesinden çok daha önemli olduğuna inanıyorum. İsrail Şeba Çiftlikleri’nin Lübnan’ın olduğunu kabul ederek buraları Lübnan'a iade etmeli. Çünkü İsrail'in bu dosyayı kapatmasının getireceği kazanç çok büyük. Bu bir tavsiye değil, Şeba çiftliklerdeki hakkımızı tesis etme meselesi… Gazze meselesine gelince, inanıyorum ki İsrail kırmızı çizgiyi aşarsa...

- Hangi kırmızı çizgi?

Gazze meselesiyle ilgili olarak anlatacağım. Arenaların birliği konusunda söylenenler sahada askeri gerçekliğe dönüşecek.

- Peki kırmızı çizgiler neler? Hamas'ı bitirmek mi?

Elbette Hamas'ı bitirmek ama bu olmayacak.

- Bu analiz mi yoksa bilgi mi?

Karışık diyebilirim. Bu, topladığım bilgilerin gerçekçi bir okuması.

- ABD'nin en büyük iki uçak gemisini Lübnan açıklarından Akdeniz'e göndermesini nasıl açıklıyorsunuz?

Bu konunun sahada pratik bir askeri boyutu olduğunu görmüyorum. Ancak bu konu İsrail’in moralini yükseltiyor. Ama bir başka açıdan bakıldığında bu adımın İsrail'i daha da deliliğe sürükleyeceğini ve İsrail'in uçak gemisine güvenerek gösterdiği çılgınlığının bedelini çok ağır ödeyeceğini düşünüyorum.

Fotoğraf Altı: “İsrail, bir uçak gemisine güvenerek gösterdiği çılgınlığının bedelini ağır bir şekilde ödeyecek.” (EPA)
“İsrail, bir uçak gemisine güvenerek gösterdiği çılgınlığının bedelini ağır bir şekilde ödeyecek.” (EPA)

- Yani gerçekten Hizbullah'ın İsrail'le savaşa girmesinin veya gerilimi artırmasının mümkün olduğunu tahmin ediyor musunuz?

Elbette. Sadece Hizbullah değil, Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen de buna dahil. İran’la alakalı bir şey söyleyemem. Arap dünyasından bahsediyorum.

- İran da Suriye üzerinden doğrudan müdahale edebilir mi?

İşler her iki taraf için de varoluş savaşı noktasına giderse bunun mümkün olduğunu düşünüyorum.

Fotoğraf Altı: “İsrail'in Şeba Çiftlikleri dosyasını kapatmaktan elde edeceği kazanç çok büyük.” (AFP)
 “İsrail'in Şeba Çiftlikleri dosyasını kapatmaktan elde edeceği kazanç çok büyük.” (AFP)

- Ama aslında öyle görünüyor ki, dedikleri gibi, 7 Ekim öncesi ile sonrası aynı değil…

Ortadoğu'nun haritası 7 Ekim'den sonra siyasi düzeyde değişti.

“7 Ekim'den sonra dengeler ve denklemler değişti. İsrail'in Filistinlilerin haklarına yönelik küstahlığı ve umursamazlığı İsrail ve uluslararası toplum tarafından yeniden okunmalıdır.”

- Nasıl?

7 Ekim'den sonra dengeler ve denklemler değişti. İsrail'in Filistinlilerin haklarına yönelik küstahlığı ve umursamazlığı İsrail ve uluslararası toplum tarafından yeniden okunmalıdır. Bana göre İsrail'i tüm hakları göz ardı etmeye teşvik eden şey, uluslararası toplumun son yıllardaki tutumuydu. İsrail'in eylemlerinin kınandığını nadiren görüyoruz. Direniş savaşçıları, Filistinliler ya da herhangi biri İsrail'e operasyon yaparsa dünya ayağa kalkar ve asla durmaz. Şu doğrudur, bu yanlıştır demiyoruz. Filistin sorunu, Filistin çatışması gibi tek bir sorunla başa çıkmanın tek bir standardı olması gerektiğini söylüyoruz. İzin verin ben de onlara katılıp buna Filistin-İsrail çatışması adını vereyim. Farklı muamele standartları olmamalı. Çünkü adaletsizlik ne kadar sürerse sürsün devrim ve patlama yaratacaktır. Bu devrimi ve patlamayı kontrol altına almak zor olabilir.

- Endişeli misiniz? İsrail'in Hamas saldırısını kendisinin ‘11 Eylül'ü’ olarak değerlendirdiğine dair bir söylem var. İsrail'in bir ittifak kurmasından ve Hamas'a El Kaide'ye benzer şekilde davranmasından endişe mi duyuyorsunuz?

Hamas ile El Kaide arasında büyük bir fark var.

Fotoğraf Altı: 7 Ekim'de İsrail askeri aracını ele geçiren Filistinli direnişçiler. (Reuters)
7 Ekim'de İsrail askeri aracını ele geçiren Filistinli direnişçiler. (Reuters)

- Bu ayrımın farkındayım ama sizce bu yönde ilerlemeye yönelik bir plan var mı?

İsrail'in bu benzetmenin arkasında yapmaya çalıştığı şey, ABD'ye karşı ‘size (ABD’ye) zamanında 11 Eylül’ü yapanlarla şimdi bize (İsrail’e) bunu yapanların aynı’ olduğu yönündeki farkındalığı öne çıkarmak. 11 Eylül Saldırıları’nı gerçekleştirenlere nasıl düşmanlık gösterdiyseniz, onlara da aynı derecede düşmanlık göstermelisiniz. Bu İsrail'in, hepimizin 11 Eylül'e karşı olduğu bahanesiyle farkındalık yaratmaya ve halk ve uluslararası desteği harekete geçirmeye yönelik bir girişimi. Dünyada hiçbir ülkenin ABD'ye yönelik terör eylemini desteklediğini düşünmüyorum. Ancak bunu bir direniş çalışmasına yansıtmaya çalışmak gerçekleri çarpıtmaktır.

Röportajın ikinci bölümü yarın: Suriye güvenlik servisleriyle en üst düzeyde koordinasyon.

*Bu röportaj Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Gazze: İsrail'den insani yardım bekleyenlere ikinci saldırı

Filistin Sivil Savunması, İsrail bombardımanında yaralanan bir çocuğu tedavi görmesi için hastaneye naklediyor (Filistin İçişleri Bakanlığı Telegram hesabı)
Filistin Sivil Savunması, İsrail bombardımanında yaralanan bir çocuğu tedavi görmesi için hastaneye naklediyor (Filistin İçişleri Bakanlığı Telegram hesabı)
TT

Gazze: İsrail'den insani yardım bekleyenlere ikinci saldırı

Filistin Sivil Savunması, İsrail bombardımanında yaralanan bir çocuğu tedavi görmesi için hastaneye naklediyor (Filistin İçişleri Bakanlığı Telegram hesabı)
Filistin Sivil Savunması, İsrail bombardımanında yaralanan bir çocuğu tedavi görmesi için hastaneye naklediyor (Filistin İçişleri Bakanlığı Telegram hesabı)

Filistin Haber Ajansı (Wafa), görgü tanıklarına dayandırdığı haberinde, Gazze'nin kuzeybatısında yardım bekleyen bir Filistinlinin öldüğünü, 26 kişinin de yaralandığını bildirdi. Wafa saldırının yardım bekleyenlere yönelik olarak son 48 saat içindeki ikinci saldırı olduğunu belirtti.

Diğer yandan Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı, perşembe sabahı insani yardım bekleyen Filistinlilere açılan ateş sonucu ölenlerin sayısının 118 kişiye yükseldiğini, yaralıların sayısının ise 760 olduğunu bildirdi.


Suveyda'daki protestocular barıştan yana tavır alıyor

Suveyda kentindeki göstericiler, 28 Şubat 2024. (AFP)
Suveyda kentindeki göstericiler, 28 Şubat 2024. (AFP)
TT

Suveyda'daki protestocular barıştan yana tavır alıyor

Suveyda kentindeki göstericiler, 28 Şubat 2024. (AFP)
Suveyda kentindeki göstericiler, 28 Şubat 2024. (AFP)

Birkaç gün süren gerginlik ve silahlı çatışma çıkma olasılığının artmasının ardından, Suriye'nin güneyinde bulunan Suveyda kentindeki göstericiler, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararının uygulanması yönündeki talepleri karşılanıncaya kadar barışçıl harekete bağlılıklarını yinelediler. Göstericiler, bir protestocunun güvenlik güçlerinin kurşunlarıyla öldürülmesi üzerine Washington'un ‘derin endişe duyduğu’ ifadesini ciddiye almadılar.

Suveyda'daki yerel muhalefet kaynakları Şarku'l Avsat'a, “Protestocuların hiçbiri Washington'un tepkisine güvenmiyor. Çünkü diğer aktif ülkeler ve BM, Suriye'deki ilk gösteriden bu yana endişelerini dile getiriyor. Ülkenin yıkılmasına, güneyden kuzeye, batıdan doğuya onlarca katliamın yaşanmasına rağmen kaygı duymaktan başka bir şey yapmadılar. Suriyelileri boğup öldürürken rejimi hedef aldıklarını söyledikleri yaptırımlar uyguladılar” açıklamasında bulundu.

Kaynaklar, Washington ve uluslararası toplumun ‘tüm alanı İran ve Rusya'ya bıraktığını’ söyledi.

Suveyda kentinde düzenlenen gösteride yaralanmış bir adam ve ona eşlik eden vatandaşlar, 28 Şubat 2024. (Reuters)
Suveyda kentinde düzenlenen gösteride yaralanmış bir adam ve ona eşlik eden vatandaşlar, 28 Şubat 2024. (Reuters)

Suveyda'daki kaynaklar, “Yedi ay önce başlayan gösterilerin barışçıl olduğunu, silahlı kişilerin bulunmadığını ve herhangi bir olayın kaydedilmediğini” vurguladı. Kaynaklar, protestocuların ‘meşru haklarını anayasa ve hukuk çatısı altında almakta ısrar ettiklerini ve 13 yıl süren savaş, yıkım, kan ve ülkeyi parçalama ve zenginliğini yağmalama projelerinin ardından uluslararası açıklamalara güvenmediklerini’ belirtti.

Suveyda'da Washington'un Gazze'deki Filistinlilerin öldürülmesine ilişkin tutumu konusunda genel bir memnuniyetsizlik olduğuna dikkati çeken kaynaklar şu ifadeleri kullandı:

“İsrail, tüm dünyanın gözü önünde yüzlerce Filistinliye yönelik hak ihlalleri ve katliamlar gerçekleştiriyor ve biz Washington'dan herhangi bir kınama duymadık. Suveyda'da bir vatandaşın öldürülmesini kınamasına nasıl inanabiliriz?!”

ABD'nin Suriye Büyükelçiliği’nin X platformundaki hesabında şu ifadeler yer aldı:

“Rejimin Suveyda'daki barışçıl göstericilere karşı aşırı güç kullanmasından derin endişe duyuyoruz. Suveyda'daki ve her yerdeki Suriyeliler barışı, onuru, güvenliği ve adaleti hak ediyor.”

Büyükelçilik ayrıca geçtiğimiz çarşamba günü bir protestocunun öldürülmesi hakkında yorum yaparak, sivillerin kaybı için üzüntüsünü ve etkilenen herkese ve ailelerine başsağlığı dilediğini ifade etti.

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen'in “Suriye'de çözüme yönelik herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini” açıklaması dikkat çekiyor. Dün (Cuma) Antalya Diplomatik Forumu oturum aralarında düzenlenen ‘Suriye'de İstikrara Giden Yol’ başlıklı sempozyumda konuşan Pedersen, ‘Suriye'deki güvenlik durumunun son dönemde Gazze Şeridi'nde devam eden savaştan etkilendiğini’ vurgulayarak, “Suriye'de çözümün askeri olmayacağını ve tarafların savaşı kimsenin kazanmayacağını anladığını” belirtti.

Suveyda kentindeki göstericiler, 28 Şubat 2024. (AFP)
Suveyda kentindeki göstericiler, 28 Şubat 2024. (AFP)

Baas Partisi'nin hükümet ve parti merkezleri basıldıktan birkaç gün sonra barışçıl harekete bağlılıklarını yinelemek adına onlarca protestocu Suveyda kentinde bugün de sokağa çıktı. Aynı zamanda geçtiğimiz çarşamba günü rejim güçleri, protestocuları dağıtmak için etrafa rastgele ateş açtı. Aktivistler ve yerel muhalif medya tarafından yayılan videolarda görüldüğü üzere açılan ateş sonucunda Cevad el-Baruki göğsünden yaralanarak olay yerinde vefat etti.

Bu gelişmelerin ardından iki gün boyunca kaynağı bilinmeyen patlama ve top mermisi sesleri duyuldu. Emniyet ve parti merkezlerini hedef aldığı söylenen bu saldırılar, Suveyda kentindeki gerilimin yükseleceği ve silahlı çatışmaya doğru gideceği yönündeki korkuları pekiştirdi. Yaşananlara karşılık dün (cuma) ve bugün (cumartesi) hareketin barışçıl olduğunu göstermek için kitlesel gösteriler düzenlendi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Suveyda kentinden kaçan onlarca kişinin otoriteye karşı barışçıl hareketin devam ettiğini yinelemek adına şehrin merkezindeki el-Kerame Meydanı’nda toplandığını bildirdi. ‘Özgürlük, rejimin devrilmesi, 2254 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanması ve tutukluların serbest bırakılmasını’ talep eden göstericiler, üzerinde şu ifadelerin yazılı olduğu pankartları kaldırdı:

‘Rejim yıkılana kadar barışçıl hareket’, ‘Barışçıllığımız kurtuluş yolumuzdur’ ve ‘Rejimin kanlı yaklaşımı varsa bizim de barışçıl yaklaşımımız var.’

Beşşar Esed rejimi, Suveyda'daki protestoların katılımını azaltmak amacıyla şehir merkezinde bulunan 7 Nisan Salonu’nda birkaç ay ara verdiği çözüm faaliyetlerine yeniden başladı. Ancak protestocular uzlaşmayı reddettiklerini ve taleplerinin yerine getirilmesinde ısrarcı olduklarını açıkladı.


ABD, Gazze'ye ilk hava yardımını gerçekleştirdi

Ürdün askeri uçağı Gazze Şeridi'ne insani yardım ulaştırıyor (EPA)
Ürdün askeri uçağı Gazze Şeridi'ne insani yardım ulaştırıyor (EPA)
TT

ABD, Gazze'ye ilk hava yardımını gerçekleştirdi

Ürdün askeri uçağı Gazze Şeridi'ne insani yardım ulaştırıyor (EPA)
Ürdün askeri uçağı Gazze Şeridi'ne insani yardım ulaştırıyor (EPA)

İki ABD'li yetkili, ABD ordusunun Cumartesi günü Gazze'ye ilk havadan insani yardımı ulaştırdığını söyledi.

İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan iki yetkili, hava indirmesinin üç adet C-130 uçağı kullanılarak gerçekleştirildiğini ekledi.


BM: Gazze'deki savaş aynı zamanda kadınlara karşı savaştır

AA
AA
TT

BM: Gazze'deki savaş aynı zamanda kadınlara karşı savaştır

AA
AA

Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi, yaklaşık 9 bin kadının öldürüldüğü İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırılarının kadınlara karşı da bir savaş olduğuna dikkati çekti.

BM Kadın Birimi tarafından yayımlanan raporda, İsrail'in Gazze'deki saldırılarının kadınların benzeri görülmemiş şekillerde öldürülmesine ve yaralanmasına yol açtığı belirtildi.

Raporda, bugüne kadar Gazze'de İsrail güçleri tarafından yaklaşık 9 bin kadının öldürüldüğü ancak enkaz altında çok daha fazla insan olduğu için bu rakamın daha fazla olabileceği vurgulanarak, "Gazze'de savaş her gün bu hızla devam ederse günde ortalama 63 kadın öldürülmeye devam edecek. Gazze'deki savaş, aynı zamanda kadınlara karşı savaştır." ifadelerine yer verildi.

İsrail'in saldırılarında her gün 37 annenin öldürüldüğü ve bu durumun da çocukları etkilediğine işaret edilen raporda, şu ifadeler kullanıldı:

"Derhal insani ateşkes sağlanmadığı sürece önümüzdeki günlerde ve haftalarda çok daha fazlası ölecek. Gazze'deki öldürmeler, bombalamalar ve temel altyapının tahrip edilmesi durdurulmalı. İnsani yardımın derhal Gazze'ye ulaşması gerekiyor."

Öte yandan raporda, insani yardımların engellenmesi nedeniyle kıtlık tehdidine dikkat çekilerek, Gazze'deki her 5 kadından 4'ünün yeterli gıdaya erişemediği aktarıldı.

 İsrail'in Gazze'yi işgalinde 7 Ekim sonrası

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, "Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme" gerekçesiyle İsrail'e 7 Ekim 2023'te kapsamlı saldırı düzenledi.

İsrail, 7 Ekim'deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 230’u çocuk, 8 bin 860’ı kadın olmak üzere 30 bin 320 Filistinli öldürüldü, 71 bin 533 kişi yaralandı.

Enkaz altında hala binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.


Afrika Birliği İsrail'i ‘Filistinlileri toplu olarak katletmekle’ suçluyor

azze'nin merkezindeki Deyr el-Balah'taki el-Aksa Hastanesi'nde İsrail bombardımanında öldürülen aile üyelerinden birinin naaşı üzerinde ağlayan bir kadın.  (AFP)
azze'nin merkezindeki Deyr el-Balah'taki el-Aksa Hastanesi'nde İsrail bombardımanında öldürülen aile üyelerinden birinin naaşı üzerinde ağlayan bir kadın. (AFP)
TT

Afrika Birliği İsrail'i ‘Filistinlileri toplu olarak katletmekle’ suçluyor

azze'nin merkezindeki Deyr el-Balah'taki el-Aksa Hastanesi'nde İsrail bombardımanında öldürülen aile üyelerinden birinin naaşı üzerinde ağlayan bir kadın.  (AFP)
azze'nin merkezindeki Deyr el-Balah'taki el-Aksa Hastanesi'nde İsrail bombardımanında öldürülen aile üyelerinden birinin naaşı üzerinde ağlayan bir kadın. (AFP)

Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed, Gazze Şeridi'nde yardım almak için toplanan halka İsrail askerleri tarafından ateş açılması sonucu 110'dan fazla kişinin öldürülmesinin ardından yaptığı açıklamada, İsrail'i ‘Filistinlileri toplu olarak katletmekle’ suçladı. Muhammed, uluslararası soruşturma yapılması çağrısında bulundu.

AfB tarafından X platformunda yayınlanan açıklamada, “Muhammed, İsrail güçlerinin, hayat kurtaran insani yardım arayan 100'den fazla Filistinlinin ölümüne ve yaralanmasına yol açan saldırısını şiddetle kınıyor” ifadesi yer aldı.

Açıklamanın devamında şu ifade yer aldı: “Muhammed, faillerin hesap vermesi için uluslararası bir soruşturma yapılması çağrısında bulunuyor ve derhal ve koşulsuz ateşkes çağrısında bulunuyor.”

Gazze’deki Sağlık Bakanlığı'nın 100'den fazla kişinin öldüğünü bildirdiği olayda, geçtiğimiz perşembe günü Filistinliler gıda tedariki için beklerken, İsrail güçleri onlara ateş açmıştı.

Bu trajedi, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) yetkilisinin ‘eğer hiçbir şey değişmezse Kuzey Gazze'de kıtlığın kapıda olacağı’ uyarısında bulunması sonrasında gerçekleşti.

İsrail ordusundan bir yetkili, kendilerini ‘tehdit altında’ hisseden askerlerin Filistinlilere ‘ateş açtığını’ doğruladı. Yetkili, onlarca sakinin öldüğü ve yaralandığı, bazılarının yardım tırlarının altında kaldığı izdihamdan bahsetti.


İsrail'in, Refah'taki BAE Doğum Hastanesi yakınlarına düzenlediği saldırıda 11 kişi öldü

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta İsrail saldırısı sonrasında Filistinli bir çocuk ağlıyor (DPA)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta İsrail saldırısı sonrasında Filistinli bir çocuk ağlıyor (DPA)
TT

İsrail'in, Refah'taki BAE Doğum Hastanesi yakınlarına düzenlediği saldırıda 11 kişi öldü

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta İsrail saldırısı sonrasında Filistinli bir çocuk ağlıyor (DPA)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta İsrail saldırısı sonrasında Filistinli bir çocuk ağlıyor (DPA)

 İsrail ordusunun, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde bir hastane yakınlarına düzenlediği saldırıda 2'si sağlık personeli 11 kişinin hayatını kaybettiği, 50 kişinin yaralandığı belirtildi.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre İsrail, Refah'ın Tel es-Sultan Mahallesi'nde bulunan BAE Doğum Hastanesi'nin kapısı yakınlarındaki yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı çadırlara hava saldırısı düzenledi.

Saldırıda, aralarında ilk yardım görevlisi Abdulfettah Ebu Meri ve hemşire Salim Cuma Şerab'ın da olduğu 11 kişi öldürüldü, 50 kişi de yaralandı.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, İsrail'i, 7 Ekim'den bu yana Gazze'ye düzenlediği saldırılarda ambulanslar, hastaneler ve sağlık çalışanlarını kasıtlı olarak hedef almakla suçluyor. Bu saldırılarda şu ana kadar çok sayıda sağlık personeli öldü ve yaralandı.

Refah kenti ise İsrail'in "güvenli olduğu" iddiasıyla halkı zorla güneye sürmesinden sonra Gazze'deki en kalabalık kent haline geldi.


İsrail'in Gazze'nin kuzeyine yönelik saldırılarından kaçan yetim kardeşler büyük zorluklarla güneye ulaştı

AA
AA
TT

İsrail'in Gazze'nin kuzeyine yönelik saldırılarından kaçan yetim kardeşler büyük zorluklarla güneye ulaştı

AA
AA

İsrail'in saldırılarını aralıksız sürdürdüğü ve açlığın dayanılmaz hale geldiği Gazze'nin kuzeyinden kaçmak zorunda kalan 3 yetim kardeş korku ve tehlike dolu 8 saatin ardından güneye ulaşabildi.

Gazze'nin kuzeyinde yaşayan 10 yaşındaki Halid Şahade, 8 ve 9 yaşlarındaki iki kardeşiyle yaşadığı 8 saatlik korku dolu güneye geçiş yolculuğunu AA muhabirine anlattı.

Gazze'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah'ta bir çadırın önünde zayıf düşmüş vücuduyla Şahade, aralıksız süren İsrail bombardımanı nedeniyle evlerinden ayrıldıklarını ve büyük sıkıntılar yaşadıklarını söyledi.

Yetim olduğunu dile getiren Şahade, annesiyle bir kardeşinin de İsrail saldırısında öldürülmesiyle kimsesiz kaldıklarını, bu nedenle güneye göç ettiklerini belirtti.

"Annem ve kardeşim gözlerimin önünde şehit oldu. İnsanlar bulundukları yerden ayrılırken, biz de kaçtık. Şimdi de buradayız işte." diyen minik Filistinli, İsrail saldırılarının yanı sıra açlığın da kendilerini güneye göç etmek zorunda bıraktığını kaydetti.

Şahade, yol boyunca karşılaştıkları tehlikeleri, "İsrail tankları bizi kuşatmıştı, yüzümüze ışık tutuyorlardı. Başımızın üstünden kurşun sıkıyorlardı." ifadeleriyle aktardı.

Merhametsiz bir dünya

Filistinli çocuk, İsrail ordusunun yaklaşık iki saat boyunca kendilerini güneşin altında tuttuğunu anlatarak, kaldırımda otururken dünyanın ne kadar merhametsiz olduğunu hissettiğini söyledi.

İsrail askerlerinin kameralarla çekim yaptığını, kadın ve çocukların bariyerlerden geçmelerini istediğini ancak erkekleri soruşturmak için alıkoyduklarını aktaran Şahade, iki saat boyunca onları beklediklerini ardından erkeklerin de serbest bırakılmasıyla zorlu yolculuğa tekrar devam ettiklerini kaydetti.

Üç kardeş, Gazze Şeridi'nin orta kesimine ulaştıklarında orada bekleyen yakınlarından biri, onları alıp Deyr el-Belah'ta bulunan yerinden edilenlerin bulunduğu bir kampa götürdü.


Mısır, Gazze'nin kuzeyine, havadan yeni insani yardımlar ulaştırdığını duyurdu

Ürdün ordusu tarafından 26 Şubat 2024'te sağlanan bir fotoğraf, Ürdün askeri uçağının Gazze Şeridi'nin güneyine insani yardım dağıttığını gösteriyor (AFP)
Ürdün ordusu tarafından 26 Şubat 2024'te sağlanan bir fotoğraf, Ürdün askeri uçağının Gazze Şeridi'nin güneyine insani yardım dağıttığını gösteriyor (AFP)
TT

Mısır, Gazze'nin kuzeyine, havadan yeni insani yardımlar ulaştırdığını duyurdu

Ürdün ordusu tarafından 26 Şubat 2024'te sağlanan bir fotoğraf, Ürdün askeri uçağının Gazze Şeridi'nin güneyine insani yardım dağıttığını gösteriyor (AFP)
Ürdün ordusu tarafından 26 Şubat 2024'te sağlanan bir fotoğraf, Ürdün askeri uçağının Gazze Şeridi'nin güneyine insani yardım dağıttığını gösteriyor (AFP)

Mısır, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki çeşitli bölgelere havadan yeni insani yardımlar atıldığını duyurdu.

Mısır Ordu Sözcüsü Albay Garib Abdulhafız, Gazze'ye insani yardımlara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bölgelere Mısır'ın havadan insani yardımlar indirdiğini aktaran Abdulhafız, ülkesinin Filistin halkının zaruri temel ihtiyaçlarının karşılanması için acil insani yardımları ulaştırmayı sürdüreceğini vurguladı.

Abdulhafız açıklamasında, yardımların içeriği ve miktarına dair bilgi vermedi.

Mısır Ordus Sözcüsü Abdulhafız perşembe günü de yaptığı açıklamada, ülkesinin Birleşik Arap Emirlikleriyle ortak düzenlediği bir çalışmayla Sina'nın kuzeyindeki el-Ariş Havalimanı'ndan kalkan askeri kargo uçaklarının Gazze'nin kuzeyine havadan onlarca ton insani yardımlar indirdiğini duyurmuştu.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 230’u çocuk, 8 bin 860’ı kadın olmak üzere 30 bin 320 Filistinli öldürüldü, 71 bin 533 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.


Libya ‘beklenen savaş’ korkusuyla yaşıyor

Saddam Hafter, Sirte'de askeri seferberlik başlatma hazırlıklarını denetledi. (Libya resmi haber ajansı LANA)
Saddam Hafter, Sirte'de askeri seferberlik başlatma hazırlıklarını denetledi. (Libya resmi haber ajansı LANA)
TT

Libya ‘beklenen savaş’ korkusuyla yaşıyor

Saddam Hafter, Sirte'de askeri seferberlik başlatma hazırlıklarını denetledi. (Libya resmi haber ajansı LANA)
Saddam Hafter, Sirte'de askeri seferberlik başlatma hazırlıklarını denetledi. (Libya resmi haber ajansı LANA)

Libya'da yaşanan şiddetli siyasi gerilimin ardından çeşitli sosyal çevrelerde, genel olarak ülkenin yönetimi konusunda çatışan taraflar arasındaki gerilimin arttığına dair haberler dolaşırken, bazıları ise korkularını artırıp gerilimi ‘yakında bir savaşın çıkacağı’ noktasına kadar tırmandırıyor.

On yıl önce Libya'da ‘beklenen bir savaşın’ yolda olduğuna dair çeşitli söylentiler ortaya çıktı, ancak bu söylentilerin doğru olduğu kanıtlanmadı. Diğer yandan Libya'da, ülkedeki olayların gidişatına ilişkin spesifik bir okuma temelinde ‘savaş söylemini’ körükleyen, hatta destekleyen figürler ve hareketler var.

Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy'nin ülkenin ‘uzun vadeli bölünme sürecine’ girdiğine dair defalarca yaptığı uyarıların yanı sıra bazıları, Mareşal Halife Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Hava Kuvvetleri'nin Sirte kenti yakınlarında yürüttüğü eğitimleri sorguladı. Eski Genel Ulusal Kongre üyesi Mahmud Abdulaziz, “Ülkenin doğusundan Sirte'ye giden askeri konvoylar tatbikatı değil savaşı hedefliyor” dedi.

Yerel basında yer alan haberlere göre Abdulaziz, konuşmasını, eski Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Serrac'ın şaşırdığı demeçlerle destekledi. Abdulaziz, söz konusu birliğin 4 Nisan 2019'da Trablus'a yönelik savaşa katıldığını ve daha sonra Libya'nın doğusundan ayrıldığını kaydetti.

Saddam Hafter ve bazı yardımcıları. (Libya resmi haber ajansı LANA)
Saddam Hafter ve bazı yardımcıları. (Libya resmi haber ajansı LANA)

Abdulaziz, görevden alınan Müftü Sadık el-Giryani'ye bağlı et-Tenasuh televizyon kanalı tarafından aktarılan açıklamalarında, LUO Komutanı Mareşal Halife Hafter ve Libya Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih'in ‘her an başlayabilecek savaşı engelleyecek hiçbir şeye sahip olmadıklarını’ düşündüğünü belirtti. El-Giryani de ‘askeri yığınağın varlığından’ bahsetti ve bunu ‘Abdulhamid Dibeybe hükümetini devirmeyi amaçlayan yaklaşan bir savaşın başlangıcı’ olarak değerlendirdi.

Beklenen savaş korkusu, Dibeybe'nin askeri alanda bir mutabakat zaptı imzalamak üzere dün sabah (Cuma) Türkiye'ye gitmesiyle aynı zamana denk geldi. Dibeybe'nin ofisi, kendisinin Türkiye'nin Antalya kentinde Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile görüştüğünü ve iki ülke arasında askeri alanlar ve özel eğitim programları yoluyla Libya ordu birliklerinin verimliliğinin artırılması konusunda bir mutabakat zaptı imzaladığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Güler, Türkiye ile Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) arasında askeri ve güvenlik alanlarındaki iş birliğine övgüde bulundu. Dibeybe, Türkiye ile UBH arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi gerektiğini vurgularken, Millî Savunma Bakanlığı bunun Türkiye’nin önceliklerinden biri olduğunu belirtti. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “Libya ordusu mensuplarının verimliliğini artırmak için ileri eğitim programlarının uygulanması bizim için büyük önem taşıyor” ifadeleri yer aldı.

Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Antalya'da askeri alanda iş birliğine yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. (UBH)
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Antalya'da askeri alanda iş birliğine yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. (UBH)

Libya'da yeniden savaş çıkacağı yönündeki söylentiler, Abdulaziz ve el-Giryani ile sınırlı değil. Aksine bu durum, sosyal medya sitelerindeki çeşitli hesaplar, sayfalar ve haber platformları tarafından benimseniyor. Ancak pek çok politikacı ve analistin görüşüne göre bu söylentiler ‘gerçeklere dayanmayan bir tür beklenti’ olarak kalıyor.

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK) üyesi Ebu'l Kasım Kuzeyt, Şarku'l Avsat'la yaptığı röportajda, Libya'da şu anda bir savaşın çıkmasının beklenmediğini, ancak Dibeybe başkanlığındaki UBH’ye karşı bir protesto dalgasının çıkmasının beklendiğini belirtti.

Kuzeyt sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ufukta savaş falan yok. Benim değerlendirmem bu. Ancak iktidara karşı muhalefet dalgasını yoğunlaştıran bir siyasi hareketin var olduğunu tahmin ediyorum. Protestolar olabilir ama savaş pek olası değil.”

Buna karşılık Libya resmi haber ajansı LANA bir haberinde ‘LUO güçlerinin Trablus'ta hükümet güçlerini hedef alacak bir saldırı planına’ atıfta bulundu. Bu bağlamda, Trablus'taki iki milis lideri Heysem et-Tacuri ve Haşim Bişr'in LUO Genel Komutanlığı'nın karargâhı er-Recme'de ‘böyle bir şey’ aradığının altı çizildi.

Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Antalya'da askeri alanda iş birliğine yönelik mutabakat zaptı imzaladı. (UBH)
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Antalya'da askeri alanda iş birliğine yönelik mutabakat zaptı imzaladı. (UBH)

Şarku'l Avsat doğu Libya'daki bir askeri kaynağa bu düzenlemeler hakkında sorular sordu. Kaynak, “Bunlar sadece tekrarlanan söylentilerden ibaret ama bir kişiden diğerine aktarıldığında daha da güçleniyorlar. Önceki savaşın üzerine inşa edilmiş bir takıntı gibi görünüyor. Ülkedeki ordu ve yabancı güçlerin birleştirilmesi konularında doğu ve batı Libya'daki askeri yapının liderleri arasında koordinasyon var” ifadelerini kullandı.

Libya Al-Wasat internet sitesi, perşembe günü ülkenin doğusunda bulunan Ecdebiye şehrinden görgü tanıklarının gece tırlara yüklenmiş askeri araçların geçişine, doğudan ülkenin batısına doğru gittiklerine, Sirte'ye doğru ilerlediklerine tanık olduklarını aktardı. Tanıkların ifadesine göre bu manzara son haftalarda birçok kez tekrarlandı.

Libyalı askeri kaynak, bu hareketlerin bazılarınca savaşın yakında patlak vereceğinin bir göstergesi olarak değerlendirildiğini düşünüyor. LUO’ya bağlı Askeri Enformasyon Birimi, kara kuvvetleri için taktik projenin önümüzdeki günlerde Sirte yakınlarında gerçek mühimmatla başlatılmasından önce LUO Kara Kuvvetleri Harekât Merkezi Komutanı Tuğgeneral Saddam Hafter tarafından denetlenen kapsamlı hazırlıklar, askeri düzenlemeler ve teçhizatlar olduğunu bildirdi. Aynı zamanda Hafter de askeri üniformasıyla gerekli hazırlıkları teftiş ederken görüntülendi.

Libya, başkent Trablus'ta Dibeybe'nin başkanlığındaki UBH ve ülkenin doğusunda TM tarafından desteklenen Usame Hammad başkanlığındaki Libya İstikrar Hükümeti (LİH) arasında keskin bir bölünme yaşıyor.


Mısırlı kaynak: Gazze'de ateşkes görüşmeleri Kahire'de devam edecek

Filistinliler, İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Deyr El Beleh'e düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan El Buhari Camii'ni inceliyor (AP)
Filistinliler, İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Deyr El Beleh'e düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan El Buhari Camii'ni inceliyor (AP)
TT

Mısırlı kaynak: Gazze'de ateşkes görüşmeleri Kahire'de devam edecek

Filistinliler, İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Deyr El Beleh'e düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan El Buhari Camii'ni inceliyor (AP)
Filistinliler, İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Deyr El Beleh'e düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan El Buhari Camii'ni inceliyor (AP)

Reuters'in haberine göre Mısırlı güvenlik kaynakları bugün (Cumartesi) Gazze'deki ateşkes müzakerelerinin yarın (Pazar) Kahire'de devam etmesinin planlandığını açıkladı.

Kaynaklar, tarafların Gazze'deki ateşkesin süresi ile rehine ve tutukluların serbest bırakılması konusunda mutabakata vardığını söyledi.

Kaynaklar ayrıca, anlaşmanın tamamlanmasının İsrail güçlerinin kuzey Gazze'den tamamen çekilmesi ve sakinlerinin geri dönüşü konusunda uzlaşmaya varılmasını gerektirdiğini açıkladı.

Dün (Cuma) ABD Başkanı Joe Biden, İsrail ile Hamas arasında Ramazan ayına kadar Gazze'de ateşkes sağlanması yönündeki umudunu dile getirerek, "Konu üzerinde hâlâ yoğun bir şekilde çalışıyoruz" dedi.

Perşembe günü İsrail ordusunun Filistinli sivillere ateş açması sonucu yaşanan çok sayıda ölüm ve izdihamın ardından Birleşmiş Milletler ve birçok ülke, Gazze'de insani nedenlerle ateşkes çağrısında bulunarak soruşturma yapılmasını talep etti.