İsrail, bombardımanlarını Gazze'nin güneyine doğru genişletirken sahada şiddetli çatışmalar yaşanıyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ni üç küçük yerleşim alanına bölme planını hayata geçirmesiyle askeri operasyonun kısmen uzun süreceği tahmin ediliyor

İsrail'in dün Gazze Şeridi’nin Han Yunus şehrine düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı yıkım (AP)
İsrail'in dün Gazze Şeridi’nin Han Yunus şehrine düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı yıkım (AP)
TT

İsrail, bombardımanlarını Gazze'nin güneyine doğru genişletirken sahada şiddetli çatışmalar yaşanıyor

İsrail'in dün Gazze Şeridi’nin Han Yunus şehrine düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı yıkım (AP)
İsrail'in dün Gazze Şeridi’nin Han Yunus şehrine düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı yıkım (AP)

İşgalci İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ndeki savaşın başından bu yana ilk kez kuzeyde yoğunlaştırdığı bombardımanlarını güneye kaydırmasıyla, kara harekâtı güneye doğru genişledi.

Gazze Şeridi'nin kuzeyinde ve güneyinde yüzlerce noktaya bombalayarak, güneyde güvenli olması gereken bölgelerde yangın kuşakları oluşturan işgalci İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin kuzey ve güney olmak üzere iki parçaya bölünmesini öngören eski plan yerine Gazze’yi küçük yerleşim alanlarına bölme planını hayata geçirdi.

Şarku'l Avsat'a konuşan Gazze Şeridi'ndeki Filistinli kaynaklar, İsrail ordusunun Han Yunus'un kuzeydoğusundaki Kissufim yönünden el-Mahtahin Kavşağı’na doğru ilerleme girişimlerinde bulunduğunu, ancak güçlü bir direnişle bu girişimlerin püskürtüldüğünü söylediler.

svdfg
İsrail ordusunun askeri operasyonlarının bir sonraki hedefi olması beklenen Han Yunus'ta İsrail’in bombardımanları geniş çaplı yıkıma yol açtı (DPA)

Kaynaklar, bu ilerlemenin İsrail’in Gazze Şeridi'n merkezini güneyinden ayırma girişimine işaret ettiğini, böylece Gazze Şeridi’nin iki değil üç parçaya bölünmesi, her alanın karelere ayrılmasını kolaylaştırdığını belirtti.

İsrail ordusu, Gazze'de yoğun baskınlar düzenleyerek Şeridi genelinde 400'den fazla hedefi vurduğunu doğruladı. Han Yunus bölgesindeki 50 hedefin arasında, Hamas’a ait olduğu iddia edilen bir altyapı tesisi ile İslami Cihad’a ait mescit de yer aldı.

İsrail basını Han Yunus'un, bazı Hamas liderlerinin bu bölgede olduğuna inanıldığı için hedef alındığını bildirdi. Han Yunus’taki bombardımanlar, İsrail işgal ordusunun kara harekâtını bu bölgeye doğru genişletmeyi planladığının bir işareti olarak görüldü.

cdfre
İsrail’in saldırıları öncesi ve sonrası Han Yunus'taki binalar (AFP)

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN, İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve İsrail İç Güvenlik Teşkilatı Şin Bet (Şabak) Başkanı Ronan Bar'ın dün (Cumartesi) yaptıkları toplantıda Gazze Şeridi ile ilgili askeri planları onayladıklarını aktardı. KAN, Halevi'nin toplantıda ‘Hamas'ı daha fazla dağıtmaya ve geriye kalan rehinelerin alınması için uygun koşullar yaratmaya odaklandıklarını’ söylediğini aktardı.

Öte yandan İsrail, Gazze Şeridi’ni karelere böldüğü bir planı devreye soktu.

İşgalci İsrail ordusu, dün Gazze Şeridi'ni yüzlerce küçük alana bölen bir haritayı kullanmaya başladı. Bu planla birlikte İsrail ordusunun askeri harekatının kapsamını Gazze’nin güneyine doğru genişletmesi ve kara kuvvetlerinin devreye girmesi bekleniyor.

İsrail ordusu Gazze'nin kuzeyinde yaptığı gibi toplu tahliye çağrısı yapmak yerine bu haritayı kullanmayı planlıyor.

vsfbe
Dün İsrail ordusu tarafından dağıtılan ve Gazze Şeridi'nin kuzey sakinlerinin tahliye etmesi gereken bölgeleri gösteren harita (Şarku’l Avsat)

İsrail ordusu Arapça Sözcüsü Avichay Adraee, X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye, Şucaiye ve Zeytun mahalleleri gibi çeşitli bölgelerdeki Filistinlilerden, Gazze şehrindeki ed-Derac ve et-Tuffah bölgelerindeki bilinen sığınaklara gitmelerini istedi.

Adraee ayrıca Gazze Şeridi'nin güneyinde yer alan İsrail sınırı yakınlarındaki Hirbet Huza'a, Abasan, Beni Suheyla ve Ma’an gibi çeşitli bölgelerdeki Filistinlilerden Refah'taki sığınaklara gitmelerini istedi.

İsrail ordusu, Filistinlilerden dikkatli olmaları, bölge numaraları ve  yayınlanan güncellemeleri takip etmelerini istedi.

Gazze Şeridi’nin karelere bölünmesi, İsrail ordusunun Gazze’de kare kare askeri operasyonlar düzenlemeye dayalı uzun süreli planlarına ilişkin endişeleri artırdı.

İsrailli üst düzey bir yetkili, İsrail'in önümüzdeki haftalarda son derece yoğun operasyonlar başlatacağını, ardından daha düşük yoğunluklu operasyonlarla devam edeceğini açıkladı.

İsrail’İn şiddetli bombardımanları Gazze Şeridi’ndeki geniş bölgeleri etkilerken, Gazze Şehri'nin doğusunda yer alan Şucaiye mahallesinin yerleşim bölgesini tamamen yok etti.

scdfr
İsrail'in dün Gazze Şeridi'ne düzenlediği bombardımanın ardından yükselen alevler (Reuters)

Gazze Şeridi'nde faaliyet gösteren Filistin Sivil Savunma Müdürlüğü’nden dün yapılan açıklamada, Şucaiye mahallesindeki yerleşim bölgelerinin hedef alınması sonucunda yıkılan binaların enkazından 300'den fazla vatandaşın sağ olarak kurtarıldığı bildirildi.

Gazze'deki Hükümetin Medya Ofisinden yapılan açıklamada, Şucaiye'de 50 binanın hedef alındığı saldırı ‘korkunç bir katliam’ olarak nitelendirildi.

Can kayıpları ve yaralı sayısı artmaya devam ederken Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği bombardımanlarda ölenlerin sayısının 15 bin 207’ye yükseldiği belirtildi.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Dr. Eşref el-Kudra düzenlediği basın toplantısında, 7 Ekim’den bu yana İsrail’in saldırılarında yaralanan Filistinli sayısının ise 40 bine yükseldiğini söyledi.

Bir yandan İsrail ordusu Gazze'deki saldırılarını yoğunlaştırırken, öte yandan İsrail istihbarat Servisi Mossad'ın Şefi David Barnea, arabuluculuk görevini yürüten Katar heyetiyle, Gazze Şeridi'nde aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu geriye kalan İsrailli rehinelerin serbest bırakılması karşılığında ateşkesin yeniden başlatılmasının görüşüldüğü müzakerelerin sekteye uğramasının ardından Katar'ın başkenti Doha'daki müzakere ekibine İsrail'e dönme talimatı verdiğini açıkladı.

Mossad’dan yapılan açıklamada, Hamas’ın anlaşmanın, kendisine sunulan ve onayladığı listeye göre tüm çocukları ve kadınları serbest bırakmasını öngören kısmını uygulamadığı belirtildi. Açıklamada, Mossad Şefi Barnea’nın, Gazze Şeridi'nde tutulan rehineler arasındaki 84 çocuk ve kadının yanında yabancı uyruklu 24 kişinin de serbest bırakılmasını sağlayan büyük arabuluculuk çabaları yürüten ABD dış istihbarat servisi CIA Başkanı’na, Mısır İstihbarat Teşkilatı Başkanı’na ve Katar Başbakanı’na teşekkür ettiği belirtildi.

acsd
Dün Han Yunus'tan yerinden edilen Filistinliler (DPA)

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN, Hamas'ın, cinayetten hüküm giymiş Filistinli mahkumlar karşılığında kaçırılan İsraillileri serbest bırakma talebinin cuma sabahı sona eren ateşkesin uzatılmasını engellediğini öne sürdü. İsrailli kaynaklar, İsrail'in rehineler arasındaki geriye kalan kadınların ve çocukların serbest bırakılması karşılığında ateşkesi bir gün daha uzatmaya hazır olduğunu söylerken, kaynaklardan biri KAN muhabirine yaptığı açıklamada, en fazla dört gün sonra ateşkesi tartışmanın mümkün olmayacağını, çünkü ordunun savaşın ikinci aşamasının ortasında olacağını söyledi.

İsrail, Gazze’de 16’sı çocuk ve kadın olmak üzere yaklaşık 135 rehinenin daha olduğunu açıkladı. Ancak Hamas, rehineler arasında geriye kalan kadınların İsrail ordusunda görevli kadın askerler olduklarını ve sivil kadın rehinelerle aynı muameleyi görmediklerini belirtti.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik bombardımanlarının kapsamı genişledikçe kara harekâtı da yoğunlaştı ve kapsamı genişledi.

Öte yandan Filistinli savaşçılar, Han Yunus ve Deyr el-Beleh yakınlarında ve Şeyh Rıdvan, el-Kerame, en-Nasr, el-Atatra, eş-Şati Mülteci Kampı, Beyt Lahiya, Beyt Hanun ve diğer bölgelerde İsrail ordusuyla çatışmalara girdiler.

İzzettin el-Kassam Tugayları, Gazze Şeridi'nin Magin beldesinin doğusundaki düşman hedeflerini vurduklarını ve Kissufim, Nirim kibbutzu (kolektif çiftlik), Ayn es-Salise ve Aşkelon bölgelerini füzelerle hedef aldıklarını açıkladı. Kassam Tugayları, ayrıca Zikim, Kissufim ve Deyr el-Beleh’teki düşman noktaların kısa menzilli füzelerle, Beyt Hanun'un doğusundaki bir binada bulunan düşman komuta ve keşif odasının ise 4 anti-personel mermisi ile hedef alındığını duyurdu.

Gazze'nin kuzeybatısındaki bir binada konuşlanmış İsrail piyade kuvvetinin pusuya düşürüldüğünü belirten Kassam Tugayları, binayı anti-personel patlayıcılar, güçlendirilmiş mermiler ve ağır makineli tüfeklerle hedef aldığını bildirdi. Kassam Tugayları, saldırı sonucunda İsrailli askerlerden bazılarının öldüğünün bazılarının da yaralandığın teyit edildiğini aktardı.

BM: Yeryüzündeki cehennem Gazze'ye geri döndü

Diğer taraftan Birleşmiş Milletler (BM), Gazze'deki gelişmelerle birlikte çatışmaların ciddi boyutlardaki insani acil durumu daha da kötüleştireceği konusunda uyardı. Cenevre’deki BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) Sözcüsü Jens Laerke yaptığı açıklamada, “Yeryüzündeki cehennem Gazze'ye geri döndü” ifadelerini kullandı.

BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini ise İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyine yönelik saldırıların bir milyon Filistinli mülteciyi Mısır sınırına itebileceği uyarısında bulundu.

Lazzarini, yaptığı açıklamada, “Eğer çatışma olursa Gazzelilerin daha da güneye ve sınırın ötesine kaçma olasılıkları artacaktır” şeklinde konuştu.



Emin Halife Fahime’nin ölümü: Lockerbie davasının giyotininden kurtulan Libyalının hikâyesi

Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)
Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)
TT

Emin Halife Fahime’nin ölümü: Lockerbie davasının giyotininden kurtulan Libyalının hikâyesi

Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)
Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)

25 Ağustos 2026’da Başkent Trablus’un sakin bir köşesinde, Libya vatandaşı Emin Halife Fahime’nin yaklaşık 70 yıllık hayatı sessizce sona erdi.

Fahime’nin ölümüyle, Doğu ile Batı arasındaki diplomatik ve istihbarat mücadelesinin tarihindeki en gizemli ve çarpıcı sayfalardan biri resmen kapandı. Böylece 1988 yılında Frankfurt’tan Londra üzerinden New York’a gitmekte olan Pan Am’ın 103 sefer sayılı uçağının İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde havaya uçurulmasıyla başlayan ve onlarca yıl boyunca uluslararası siyasetin seyrini değiştiren davanın canlı tanıklarından biri de hayata veda etti.

Havayollarında sıradan bir çalışan olarak başladığı meslek hayatının ardından yaklaşık on yıl boyunca Fahime’nin adı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi koridorlarında yankılandı. Fotoğrafı, 20. yüzyılın en korkunç hava terörü eylemlerinden biri olarak nitelendirilen saldırının “ikinci sanığı” sıfatıyla dönemin dünya televizyonlarında ve gazetelerinde geniş yer buldu.

Fahime, günlük yaşamının Malta’daki ayrıntılarının neredeyse bir ülkeyi sarsacak uluslararası bir suçlamanın temelini oluşturduğu benzersiz bir hukuk ve siyaset mücadelesinin istemeden de olsa merkezinde yer aldı. Hollanda’daki tarihi Camp Zeist Mahkemesi’nde kurşun geçirmez cam bölmenin arkasında İskoç adaletinin kendisi için söylediği “beraat” kararını bizzat duydu. Böylece ülkesine, siyasetin yıllarca kendisine veremediği bir beraat belgesiyle döndü.

cfrb
Libyalı vatandaş Emin Halife Fahime (Wikipedia)

Ölümü, uluslararası yaptırımların ve ağır ambargonun damgasını vurduğu dönemin acı hatıralarını yeniden gündeme getirdi. Fahime, kendisini yutmaya ramak kalan siyasi fırtınanın tam ortasında yaşayan, ancak hayatının son dönemini siyasetin gürültüsünden uzakta ve büyük ölçüde inzivada geçiren bir adam olarak tarihe geçti.

Unutulan başlangıçlar: Trablus’tan Luqa Havalimanı’na

Emin Halife Fahime, 1956 yılında Libya’nın başkenti Trablus’un çevresindeki Suk el-Cuma bölgesinde dünyaya geldi. Meslek hayatında ilerleyerek Libya Arap Havayolları’nda çalışmaya başladı. 1980’lerin ortalarında Malta’daki Luqa Havalimanı’nda şirketin istasyon müdürü, harekât ve sevkiyat sorumlusu olarak görevlendirildi.

scvfbg
Emin Halife Fahime, Libya’nın Trablus kentindeki Suk el-Cuma Camii’nde cuma namazının ardından (2 Şubat 2001) (Getty)

Genç çalışan açısından bu görev, Akdeniz’in ortasında rutin bir havalimanı işi gibi görünüyordu. Ancak söz konusu görev, dönemin Libya rejimi ile ABD ve Batılı müttefikleri arasında Akdeniz’in iki yakasında yürütülen yoğun istihbarat mücadelesiyle kesişti.

gtrbgtn
İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde bombalı saldırıya uğrayan ABD uçağının ardından oluşan yıkımdan bir görüntü (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Fahime o sırada, bu Akdeniz havalimanında kargo belgelerine attığı imzaların ve vardiya çizelgelerinin, yıllar sonra Washington ve Londra’daki üst düzey soruşturmacılar tarafından hazırlanan uluslararası iddianamenin temel unsurlarına dönüşeceğini bilmiyordu.

Uçağın düşürüldüğü gece ve başlayan uluslararası fırtına

21 Aralık 1988’de Pan Am’a ait Boeing 747 tipi 103 sefer sayılı uçak, Frankfurt’tan New York’a giderken İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde infilak etti. Saldırıda 270 kişi hayatını kaybetti.

dfvfdbf
Uçağın İskoçya’nın Lockerbie kasabasına düşmesinin ardından çekilen görüntü (AFP)

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile İskoç polisinin üç yıl süren kapsamlı ortak soruşturmasının ardından, Kasım 1991’de iki Libyalı resmen suçlandı: Abdülbasit el-Makrahi ve Emin Halife Fahime.

Dönemin Batılı soruşturmacıları, Fahime’nin Malta Havalimanı’ndaki görevinden ve bağlantılarından yararlanarak, içinde kayıt cihazına gizlenmiş zaman ayarlı bomba bulunan kahverengi bir Samsonite valizin geçirilmesini kolaylaştırdığını ileri sürdü. İddiaya göre bomba, Libya Havayolları’na ait bir uçakla Malta’dan Frankfurt’a, oradan da facianın yaşandığı Pan Am uçağına ulaştırılmıştı.

Tarihi teslim ve tarafsız ülkede yargılama

Trablus başlangıçta vatandaşlarını teslim etmeyi reddetti. Bunun sonucunda Libya, 1992’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ağır uluslararası yaptırımlar ve hava ile ekonomik ambargo altına girdi.

sdvedfv
Lockerbie saldırısının sanığı Emin Halife Fahime (ortada), Lockerbie saldırısı davasında beraat etmesinden bir gün sonra, 1 Şubat 2001’de Libya’nın başkenti Trablus’a gelişinde kendisini kahraman gibi karşılayan kalabalığa el sallıyor (Getty)

Libya, yaklaşık on yıl boyunca ağır bir izolasyon ve ekonomik felç yaşadı. Ancak Arap ve Afrika ülkelerinin yürüttüğü yoğun diplomatik çabalar sonucunda hukuki ve tarihi açıdan benzersiz bir uzlaşma formülü ortaya çıktı.

Bu kapsamda Libya, 1999 yılında iki sanığı, İskoçya’ya bağlı özel bir mahkemede yargılanmak üzere teslim etmeyi kabul etti. Duruşmalar, Hollanda’da Utrecht yakınlarında bulunan eski bir ABD askeri üssü olan Camp Zeist’te, tarafsız topraklarda ve İskoç ceza hukuku çerçevesinde gerçekleştirildi.

“Camp Zeist” şoku: Tarihi beraat ve dönüş

31 Ocak 2001’de dünya, milyonlarca insanın beklediği kararın açıklanmasını nefesini tutarak izledi. İskoç yargıçlar, Fahime’nin suçlandığı tüm suçlardan kesin olarak beraat etmesine karar verirken, ortağı Abdülbasit el-Makrahi’yi ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme ayrıca Fahime’nin kurşun geçirmez cam bölmenin arkasından derhal serbest bırakılmasına hükmetti.

fdv
Uçağın bombalanması davasının başlıca sanığı, Libya vatandaşı Abdülbasit el-Makrahi (Arşiv – AFP)

Yargıçlar, Fahime’nin beraat kararını delillerin yetersizliğine ve tanık anlatımlarındaki önemli boşluklara dayandırdı. Özellikle Maltalı giyim tüccarı Tony Gauci’nin ifadelerinde ciddi çelişkiler bulunduğuna dikkat çekildi. Savunma ayrıca, bombalı valizin gönderildiği sırada Fahime’nin Malta’da bulunmadığını, iş seyahati nedeniyle İsveç’te olduğunu ortaya koydu.

Son nefesine kadar gönüllü inziva

Beraatinin ardından doğrudan Libya’ya dönen Fahime, Trablus’ta hem resmi makamlar hem de halk tarafından kahraman gibi karşılandı. Libya’daki çevreler açısından o, Batı’daki bir mahkemenin bizzat verdiği kararla Libya devletine yöneltilen Amerikan anlatısının bütünüyle sorgulanabileceğini gösteren canlı bir kanıt olarak görülüyordu.

sddfvf
Emin Halife Fahime (ortada), Libya’nın Trablus kentindeki Suk el-Cuma Camii’nde cuma namazının ardından cemaatle selamlaşıyor (2 Şubat 2001) (Getty)

Ancak yıllarca süren korku, belirsizlik ve tutukluluğun yorduğu Fahime, kesin biçimde kamuoyundan ve siyasetten uzaklaşmayı tercih etti. Hayatının geri kalanını Trablus’ta ailesinin yanında sıradan bir vatandaş olarak geçirdi ve o dönemin sırlarını anlatabilecek röportajlar vermeyi reddetti.

Ölümünün açıklanması ve resmi olarak taziye mesajlarının yayımlanmasıyla Fahime, Libya ile Batı arasındaki sancılı mücadelenin bir bölümünü de beraberinde götürdü.


Suudi Arabistan, SDG’nin Suriye askeri kurumlarına entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
TT

Suudi Arabistan, SDG’nin Suriye askeri kurumlarına entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).

Suudi Arabistan, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Suriye Arap Cumhuriyeti'nin askeri kurumlarına entegre edilmesini memnuniyetle karşıladığını ve bu adımın Suriye'de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacağını açıkladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından bügün(Çarşamba) yapılan açıklamada, Krallığın, "Suriye hükümetinin Suriye halkının birlik ve kalkınma yolculuğunu sürdürme yönündeki beklentilerini gerçekleştirmek amacıyla attığı adımlara desteğini yinelediği" belirtildi. Açıklamada ayrıca Suriye ve halkı için güvenlik, barış ve refah temennisinde bulunuldu.

SDG lideri Mazlum Abdi, salı günü yaptığı açıklamada, SDG ile Kürtlerin öncülüğündeki Özerk Yönetim ve buna bağlı askeri ve sivil oluşumların feshedildiğini ve Suriye devletinin kurumlarına entegre edileceğini duyurmuştu. Abdi'nin açıklaması, Şam'da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından gelmişti.

Söz konusu açıklama, Suriye makamları ile Kürtler arasında aylar süren müzakerelerin ardından geldi. Müzakerelerin yanı sıra taraflar arasında askeri çatışmalar da yaşanmıştı. Daha sonra varılan anlaşmayla, Özerk Yönetim'in kurumları ile SDG güçlerinin kademeli olarak Suriye devletinin kurumlarına entegre edilmesi kararlaştırılmıştı.

 


Suriye'nin eski Devlet Başkanı Haddam: Suriye'nin 12 milyar dolarlık rezervi Hafız Esad'ın adına kayıtlıydı

Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)
Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)
TT

Suriye'nin eski Devlet Başkanı Haddam: Suriye'nin 12 milyar dolarlık rezervi Hafız Esad'ın adına kayıtlıydı

Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)
Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)

Suriye'nin eski Devlet Başkan Yardımcısı Abdülhalim Haddam'ın anılarında para ve iktidar ilişkilerine ilişkin en dikkat çekici anlatımlardan biri, dönemin Suriye devlet rezervinin, kitapta yer alan bilgilere göre 12 milyar dolar tutarında olmasına rağmen devlet kurumlarının adına değil, eski Devlet Başkanı Hafız Esad'ın şahsi adına kayıtlı olduğu yönünde.

Haddam'ın kaleme aldığı, Al Majalla (Mecelle) Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Hamidi tarafından yayına hazırlanan ve Suudi Araştırma ve Medya Grubu'na (SRMG) bağlı Raf Yayınevi tarafından eylül ayı başında yayımlanacak anılarında şu ifadeler yer alıyor:

“Hiç kimsenin, bu büyüklükteki bir meblağın devlet başkanının şahsi adına yatırılmasını düşünmesi mümkün değildi. Bu, onun değil, Suriye devletinin parasıydı.”

Haddam'ın anlatımına göre mesele bununla sınırlı kalmadı ve yurtdışında Esad'ın adına açılmış hesaptan bir miktar paranın çekildiğini bildiren belgenin cumhurbaşkanına ulaşmasıyla bir iç krize dönüştü.

grthyju
Kitabın kapağı

Hafız Esad duruma şaşırarak bankadan para transfer talimatının kendisine gönderilmesini istedi. Birkaç gün sonra talimatın bir kopyası ulaştı. İmzanın incelenmesi üzerine belgenin sahte olduğu ortaya çıktı. Bankaya, 65 milyon doların hangi hesaba aktarıldığı sorulduğunda, paranın dönemin Başbakanı Mahmud Zubi'ye ait bir hesaba gönderildiği belirlendi.

Haddam, Hafız Esad'ın öfkelendiğini ve güvenlik teşkilatlarından birinin başkanından Zubi'yi çağırmasını ve parayı geri vermemesi halinde idam edileceği konusunda kendisini uyarmasını istediğini anlatıyor. Para da bunun üzerine bankaya geri yatırıldı.

Anılarda bu olay, Zubi'nin siyasi kariyeri ve görev süresiyle bağlantılı olarak ele alınıyor. Zubi, Kasım 1987'den Mart 2000'e kadar başbakanlık görevinde kalmış ve 1918'de kurulan Suriye devletinden bu yana en uzun süre görev yapan başbakan olmuştu.

cs
Hafız Esad ve yanında merhum Başbakan Mahmud Zubi (AFP)

Haddam, Zubi hakkında sert bir portre çizerek onun sadece yolsuzluğun kolaylaştırılmasına değil, bizzat uygulanmasına da sürüklendiğini belirtiyor. Zubi'nin, güven ilişkilerini Basil Esad ve Muhammed Mahluf'un çevresine kadar genişlettiğini anlatan Haddam, kendisinin ise 1989'dan itibaren Hafız Esad'ın önünde yolsuzluk dosyalarını gündeme getirdiğini söylüyor. Ancak Esad'ın buna, “Bu bilgileri nereden getiriyorsun? Gerçek, söylediğinden farklı” şeklinde yanıt verdiğini aktarıyor.

Haddam, Zubi'nin sonunu da içeriden anlatıyor. Mayıs 2000'in ortalarında, ölüm belirtilerinin belirginleştiği Hafız Esad, iktidardaki Baas Partisi liderliğinin bazı üyelerini evine çağırdı ve onlara, “Mahmud Zubi bana ihanet etti. Onu soruşturun ve hesap sorun” dedi. Ancak suçlamanın ne olduğunu açıklamadı.

Zubi partiden ihraç edildi ve hakkında soruşturma açılmasına karar verildi. Karar kendisine bildirildiğinde, “Ben ne yaptım?” diye tekrarlamaya başladı. Ardından Haddam'a, “Beni soruşturmaya çağırırlarsa intihar ederim” dedi.

24 Mayıs 2000'de Şam Emniyet Müdürü, iki subayla birlikte Zubi'yi soruşturmaya götürmek üzere evine geldi. Zubi, evinin ikinci katına çıktı ve başına ateş ederek intihar etti.

Haddam, sahtecilik olayı ve devlet rezervine ilişkin bilgiyi intiharın ardından “kısa süre içinde” öğrendiğini yazıyor.

Anılarda Zubi dönemine ilişkin başka dosyalara da yer veriliyor. Bunların başında, 1990'ların başında Airbus uçaklarının satın alınmasına ilişkin sözleşme geliyor.

Haddam'ın aktardığına göre başbakanın başkanlığında bir komite kuruldu. Ancak Ulaştırma Bakanı, Fransız şirketiyle komisyon almak amacıyla temasa geçmesinin ardından komiteden çıkarıldı. Hükümet, belgelenmiş itirazlara rağmen sözleşmeyi onayladı. Bunun, Zubi'nin hükümet üyelerine cumhurbaşkanının sözleşmeye onay verdiği izlenimini vermesinin ardından gerçekleştiği belirtiliyor.

dbrfgb
Hafız Esad ve solunda Abdülhalim Haddam, 1999 (Getty)

Haddam, Zubi'nin intiharından birkaç gün sonra Başbakan Yardımcısı Selim Yasin ile Ulaştırma Bakanı Müfid Abdülkerim'in gözaltına alınmasını ise dikkat çekici bir çelişki olarak kaydediyor. Söz konusu iki isim, Airbus sözleşmesine itiraz etmişti. Haddam'a göre, haksız yere gözaltına alınan Yasin ve Abdülkerim, 15'er yıl hapis cezasına ve uçakların değerini aşan bir para cezasına çarptırıldı.

Haddam aynı bağlamda, dönemin Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin, cumhurbaşkanının onayıyla görevlendirdiği uzmanların hazırladığı bir ekonomik reform çalışmasından da söz ediyor. Üç milyon dolara mal olan çalışmayı, hükümet ve parti liderliği üyeleri arasında “kendisinden başka hiç kimsenin okumadığını” belirtiyor.

Söz konusu banka belgelerinin bağımsız olarak doğrulanması mümkün olmadı. Dolayısıyla olayla ilgili anlatım, sahibinin sorumluluğunda bulunuyor. Olayın ayrıntıları, Zubi'nin başbakanlığı dönemindeki gelişmeler ve bu döneme eşlik eden yolsuzluk dosyaları, kitabın “Mahmud Zubi'nin intiharı” başlıklı bölümünde yer alıyor.