Şarku'l Avsat Özel: Gazze'de savaşan Filistinli örgütler

Gazze Şeridi'ndeki başlıca 7 askeri örgüt, İsrail'in bildiğinden daha gelişmiş bir tablo çiziyor

İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın geçtiğimiz temmuz ayında Gazze Şeridi'nin merkezinde gerçekleştirdiği askeri geçit töreninden bir kare (AFP)
İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın geçtiğimiz temmuz ayında Gazze Şeridi'nin merkezinde gerçekleştirdiği askeri geçit töreninden bir kare (AFP)
TT

Şarku'l Avsat Özel: Gazze'de savaşan Filistinli örgütler

İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın geçtiğimiz temmuz ayında Gazze Şeridi'nin merkezinde gerçekleştirdiği askeri geçit töreninden bir kare (AFP)
İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın geçtiğimiz temmuz ayında Gazze Şeridi'nin merkezinde gerçekleştirdiği askeri geçit töreninden bir kare (AFP)

Filistin İslâmî Direniş Hareketi’nin (Hamas) 7 Ekim’de başlattığı Aksa Tufanı Operasyonu İsrail için beklenmedik bir darbe oldu. Öyle görünüyor ki İsrail’in siyasi liderliği, ordusu ve istihbarat servisleri, sadece Hamas'ın İsrail'i şaşkına çeviren sürprizi yüzünden değil aynı zamanda sahadaki başlıca 7 Filistinli örgütün özellikle de Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın askeri yeteneklerinin İsrail'in bildiğinden yahut beklediğinden daha gelişmiş bir tablo çizmesi nedeniyle de halihazırda büyük bir başarısızlık içindeydi. Kassam Tugayları, tüm Filistin topraklarındaki silahlı gruplar arasında en önde gelen, sayıca en iyi ve en donanımlı askeri güç olmakla birlikte Kassam Tugayları savaşçıları, büyük bir cesaret örneği ve iyi bir eğitim aldıklarını ortaya koyuyorlar.

Gazze Şeridi'nde Kassam Tugayları dışında aktif olan ve savaşan başka gruplar da var. Şarku’l Avsat, bu örgütlerin önde gelenlerinin bir haritasını çıkardı.

İzzeddin el-Kassam Tugayları (eski adıyla el-Mecd)

Şu an Gazze Şeridi'ndeki ve tüm Filistin topraklarındaki en büyük askeri güç olan Kassam Tugayları, 1988 yılının başında ‘Mecd’ adı altında kuruldu ve birkaç ay sonra bugün kullandığı İzzeddin el-Kassam Tugayları adını aldı. ‘Mecd’ adı ise İsrail istihbaratı için çalışan ajanların izlenmesi amacıyla kurulan gizli güvenlik teşkilatıyla ilişkilendirilmeye devam etti. Hamas'ın Gazze Şeridi’ndeki lideri ve 7 Ekim saldırılarının beyni olduğu suçlamasıyla İsrail'in en çok aranan adamı olan Yahya Sinvar, Mecd’in önde gelen kurucularından biriydi.

Kassam Tugayları, kurulduğu günden bu yana pek çok aşamadan geçti. 1994 yılında İsraillileri kaçırma girişimlerinin başlaması ve Batı Şeria'da İsrail askeri Nakhshon Wachsman'ın kaçırılması eylemindeki başarılarıyla tanınmaya başladı. Wachsman, Ramallah ile Kudüs arasındaki bir köy yakınlarında düzenlenen askeri operasyonda, İsrail güçleri tarafından kendisini kaçıranlarla birlikte öldürüldü.

Kassam Tugayları, 1990'lı yılların başlarında İsrail'e düzenlediği bombalı eylemlerle büyük bir üne kavuştu. İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın Batı Şeria taburunun lideri Yahya Ayyaş, İsrail'in kendisine suikast düzenlemede veya tutuklamada başarısız olması üzerine Kassam Tugayları’nın sembolü haline geldi. Ayyaş, 1996 yılında Gazze Şeridi'nde bomba yerleştirilmiş bir telefonla suikasta uğrayıncaya kadar ‘Mühendis’ lakabıyla anıldı.

Kassam Tugayları’yla özdeşleşen bombalı eylemler İkinci İntifada sırasında da devam etti. Kassam Tugayları, 2006 yılında İsrail askeri Gilad Şalit'i kaçırdı ve uzun yıllar saklamayı başardı. İsrail, 2011 yılında bir takas anlaşması imzalamak zorunda kaldı ve Şalit’in serbest bırakılması karşılığında bin 27 Filistinli esiri serbest bıraktı.

Kassam Tugayları, 2007 yılında Filistin Yönetimi'nin güvenlik servisleriyle yaşanan çatışmaların ardından Gazze Şeridi'nde askeri kontrolünü uygulamaya koydu ve Filistin Yönetimi ile olan çatışmasını birkaç saat içinde sonuçlandırdı.

30 bin savaşçı

Kassam Tugayları, İntifada yılları boyunca İsrail'e ev yapımı ilkel roketler fırlatmayı denedi. Filistin Yönetimi yetkilileri bu çabaları ‘saçmalık’ olarak nitelendirdiyse de Kassam Tugayları, 2009 yılının başlarında yaklaşık 50 kilometre menzilli Grad füzeleri fırlatmayı başararak İsrail'i şaşırttı.

Kassam Tugayları sonraki yıllarda askeri gücünü geliştirdi, açık askeri mevziler inşa etti ve hiyerarşik bir düzen içinde faaliyet gösterdi. Yaklaşık 30 bin savaşçısı olduğu tahmin edilen Kassam Tugayları binlerce kişiyi saflarına kattı. Kassam Tugayları, coğrafi bölgelere göre seçkin güçler ve taburlar olarak konuşlandırılmış durumda. Tüneller, askeri sanayi ve istihbarat için özel birimlere sahiptir.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar, Ekim 2022 (Reuters)
Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar, Ekim 2022 (Reuters)

Kassam Tugayları’nın savunma ve saldırı tünelleri, İsrail askeri sistemi içinde büyük bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Kassam Tugayları, 51 gün süren 2014 yılındaki savaşta da bu tünelleri etkili bir şekilde kullanmayı başardı. Kassam Tugayları, Gazze şehrinin doğusundaki et-Tuffah mahallesinde ve Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah'ta yakaladığı iki İsrail askerini halen elinde tutuyor ve bu iki askerin akıbetleri halen bilinmiyor.

Kassam Tugayları, önde gelen liderlerinden Ahmed el-Caberi suikastına misilleme olarak ilk kez 2012 yılında ‘Fecr’ adlı İran yapımı füzeyle Tel Aviv’i vurdu. Daha sonra, 2014 savaşında, 2021 yılında Kudüs’ün bazı noktalarının çeşitli füzelerle hedef alınmasıyla başlayan Seyfu'l-Kudüs Savaşı’nda ve şu anki mevcut savaşta olduğu gibi İsrail'i muharebelerde ve savaşlarda şaşırtan insansız hava araçları (İHA) ve onlarca füze geliştirdi.

Kassam Tugayları’nın önde gelen liderleri Yahya Ayyaş, İmad Akil, Salah Şehade, Fevzi Ebu el-Kara, Ahmed el-Caberi, Raid el-Attar ve Ahmed el-Gandur İsrail tarafından öldürüldü. Ancak İsrail, 30 yılı aşkın süredir aranan Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf’ı öldürmek için bir dizi başarısız suikast girişimi düzenlediyse de Dayf, tüm bu girişimlerden sağ kurtuldu.

İkinci İntifada'nın yıldönümünde Ramallah'ta devriye gezen İsrail askerlerine taş atan Filistinli gençler, Eylül 2002 (Getty Images)
İkinci İntifada'nın yıldönümünde Ramallah'ta devriye gezen İsrail askerlerine taş atan Filistinli gençler, Eylül 2002 (Getty Images)

İki numaralı güç: Kudüs Seriyyeleri

İslami Cihad Hareketi'nin askeri kanadı olan Kudüs Seriyyeleri (Saraya el-Kuds), Filistin topraklarındaki ikinci askeri güçtür ve 2000 yılı sonlarında başlayan İkinci İntifada’nın başlarında kurulmuştur.

1980'lerin sonları ve 1990'ların başlarında ‘Bölük’ adı altında faaliyet gösteren Kudüs Seriyyeleri, o dönemde İsrail kentleri, Batı Şeria ve Gazze'de bir dizi saldırı gerçekleştirmiş, İkinci İntifada sırasında da benzer operasyonlara imza atmıştır.

Kudüs Seriyyeleri’nin İran ve Hizbullah ile olan bağları Filistinli diğer silahlı kanatlardan daha yakındır. Yüzlerce lideri ve üyesi İran ve Suriye'de eğitim alarak Gazze Şeridi'ne geri döndü. Füzeler ve SİHA’lar ürettiler. Ancak Kudüs Tugayları nüfuz ve gelişmiş yetenekler açısından Kassam Tugayları'nın gerisinde kalmaktadır.

İslami Cihad Hareketi’nin Gazze'deki askeri kolu olan Kudüs Seriyyeleri tarafından gerçek mühimmat kullanılarak yapılan askeri tatbikattan bir kare (Arşiv - İslami Cihad Hareketi’nin sosyal medya hesabı)
İslami Cihad Hareketi’nin Gazze'deki askeri kolu olan Kudüs Seriyyeleri tarafından gerçek mühimmat kullanılarak yapılan askeri tatbikattan bir kare (Arşiv - İslami Cihad Hareketi’nin sosyal medya hesabı)

Kudüs Seriyyeleri’nin 11 bin civarı savaşçısı olduğu tahmin ediliyor. Hafif ve orta ağırlıklı silahlara, binlerce orta menzilli füzeye ve hem Tel Aviv’i hem de Kudüs’ü vurabilecek onlarca uzun menzilli füzeye sahiptir. Ancak birçok savaşta ve gerginliklerin arttığı dönemlerde görüldüğü üzere Kassam Tugayları’nın sahip olduğu büyüklükte ve etkide füzelere ve büyük tünel sistemine sahip olmadığı biliniyor. Tüm bunlara rağmen Kudüs Seriyyeleri’nin, Gazze'de son beş yıl içinde yaşanan ve özellikle Hamas'ın karışmaktan kaçındığı gerilimler sırasında, İsrail’e karşı açıkça meydan okudu.

İsrail, yıllar içinde Gazze Şeridi’nde ve Batı Şeria'da çok sayıda Kudüs Seriyyeleri liderine suikast düzenledi. Bu liderlerin başında Mukallid Hamid, Beşir ed-Debeş, Aziz eş-Şami, Halid ed-Dahduh, Macid el-Harazin, Baha Ebu'l Ata ve Halid Mansur’un yanı sıra Gazze’den ve Batı Şeria'dan daha birçok isim bulunuyor.

İslami Cihad Hareketi, Kudüs Seriyyeleri liderliğindeki Batı Şeria'nın kuzeyindeki en önemli askeri oluşumlardan biri olan Cenin Tugayı aracılığıyla son iki yılda Batı Şeria’da öne plana çıktı. Silahlı saldırılar düzenleyen örgütün liderlerinin çoğu suikasta kurban gitti. Sonuncusu geçtiğimiz günlerde öldürülen Muhammed ez-Zubeydi oldu.

Nasır Selahaddin Tugayları

Halk Direniş Komiteleri’nin (PRC) askeri kanadı olan Nasır Selahaddin Tugayları 2000 yılında İkinci İntifada’nın başlarında Cemal Ebu Samhadana tarafından kuruldu. Ebu Samhadana, 2006 yılında suikasta uğradı.

Şu an Filistinli gruplar arasında üçüncü en büyük güç olarak kabul edilen Nasır Selahaddin Tugayları, yaklaşık 5 bin savaşçıdan oluşuyor ve onlarca füzeye ve havan topuna sahip.

Batı Şeria'daki Nasır Selahaddin Tugayları üyeleri (PRC’nin sosyal medya hesabı)
Batı Şeria'daki Nasır Selahaddin Tugayları üyeleri (PRC’nin sosyal medya hesabı)

Nasır Selahaddin Tugayları’nın ilk eylemi 2000 yılının sonlarında, Netzarim Kavşağı'nda bir İsrail tankı üzerine yerleştirilen çok sayıda büyük patlayıcının infilak ettirilmesiyle gerçekleştirildi. Patlama sonucunda tankın büyük bir bölümü havaya uçarken olayda iki İsrail askeri öldü.

Hizbullah ve İslami Cihad Hareketi’nin desteğini alan Nasır Selahaddin Tugayları, İkinci İntifada’yı takip eden yıllarda, diğer grupların da katılımıyla Gazze yakınlarındaki İsrail yerleşim birimlerine yönelik bazı baskınlara katıldı. Baskınlarda Nasır Selahaddin Tugayları unsurları tarafından çok sayıda İsrailli öldürüldü. İsrail, Ebu Samhadana'nın yerine geçen Kemal el-Neyrab ve Zuheyr el-Kaisi başta olmak üzere Nasır Selahaddin Tugayları liderlerinden birçoğuna suikast düzenledi.

El-Aksa Şehitleri Tugayları

​Fetih Hareketi’nin (El Fetih) askeri kanadı olan El-Aksa Şehitleri Tugayları, İkinci İntifada’nın başlarında kurulan askeri güçlerin dördüncüsü olurken, İsrail şehirlerinin derinliklerini hedef alan saldırılar da dahil olmak üzere İsraillilere karşı büyük saldırlar gerçekleştirdi.

Daha önce ‘Fırtına’ da dahil olmak üzere çeşitli isimlerle anılan El-Aksa Şehitleri Tugayları, Filistin mücadelesi boyunca Filistin içinde ve dışında birçok eylemde yer aldı.

Şu an çeşitli askeri formasyonlarda olan El-Aksa Şehitleri Tugayları’nın hafif ve orta ağırlıkta silahlarla donatılmış yaklaşık 2 bin savaşçısı var. Ayrıca Gazze sınırından yalnızca 16 kilometre kadar uzağa gidebilen onlarca ev yapımı rokete sahiptir.

El-Aksa Şehitleri Tugayları lideri İbrahim el-Nabulsi'nin Batı Şeria'nın Nablus şehrinde düzenlenen cenaze töreni, Ağustos 2022 (AFP)
El-Aksa Şehitleri Tugayları lideri İbrahim el-Nabulsi'nin Batı Şeria'nın Nablus şehrinde düzenlenen cenaze töreni, Ağustos 2022 (AFP)

İkinci İntifada yıllarının başlarında kurulan El-Aksa Şehitleri Tugayları, Batı Şeria ve Gazze'de zaman zaman füzelerin ateşlendiği eylemlerde bulundu. İsrail, El-Aksa Şehitleri Tugayları liderlerinin çoğuna suikast düzenledi. Ancak yıllar geçtikçe Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas tarafından 2007 yılında resmi olarak feshedildiği ve üyelerinin güvenlik servislerine dağıtıldığının duyurulmasının ardından, El-Aksa Şehitleri Tugayları’nın Filistin direniş sahnesindeki etkinliği önemli ölçüde azaldı.

El-Aksa Şehitleri Tugayları üyelerinden bazıları kısa bir süre önce Cenin’de ve Nablus'ta yeniden ortaya çıktıysa da bazıları suikasta kurban gitti.

Ebu Ali Mustafa Tugayları

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin (FHKC) askeri kanadı olan Ebu Ali Mustafa Tugayları, FHKC’nin eski Genel Sekreteri Ebu Ali Mustafa'nın 2001 yılında İsrail tarafından Ramallah'taki ofisinde helikopterden atılan bir bombayla öldürülmesi sonrasında onun ismiyle kuruldu.

Şu an Filistinli direniş grupları arasında en büyük beşinci güç olan Ebu Ali Mustafa Tugayları, Gazze’de ve Batı Şeria'da hafif ve orta ağırlıkta silahlarla donatılmış yüzlerce militana ve yerli üretim füzelere sahip.

Ebu Ali Mustafa Tugayları, Ebu Ali Mustafa suikastına misilleme olarak, 2001 yılında İsrail’in eski Turizm Bakanı Rehavam Zeevi’ye Kudüs'ün batısındaki bir otelde düzenlenen suikast başta olmak üzere çeşitli saldırılar düzenledi.

FHKC Genel Sekreteri Ahmed Saade ve iki arkadaşı geçtiğimiz mayıs ayında İsrail'in Raymond Hapishanesi'nden nakledilirken (FHKC’nin sosyal medya hesabı)
FHKC Genel Sekreteri Ahmed Saade ve iki arkadaşı geçtiğimiz mayıs ayında İsrail'in Raymond Hapishanesi'nden nakledilirken (FHKC’nin sosyal medya hesabı)

FHKC Genel Sekreteri Ahmed Saade, Ebu Ali Mustafa Tugayları liderleriyle birlikte 2002 yılında Filistin güvenlik teşkilatları tarafından bir saldırı eylemi planlamak ve bu eyleme katılmak suçlamasıyla tutuklandı. İsrail ordusu da 2006 yılında Eriha Merkez Hapishanesi’ne baskın düzenleyerek Saade’yi tutukladı. İsrail yargısı tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Saade, İsrail’deki bir cezaevine nakledildi. Ebu Ali Mustafa Tugayları’nın yüzlerce üyesi olduğu biliniyor.

Ulusal Direniş Tugayları

Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FDHKC) askeri kanadı olan Ulusal Direniş Tugayları, bu isimle faaliyet göstermeden önce İkinci İntifada öncesinde farklı isimler altında faaliyet göstermişti.

Yüzlerce üyesi olan Ulusal Direniş Tugayları, Filistinli gruplar arasında en büyük altıncı güç olarak kabul ediliyor. Ulusal Direniş Tugayları’nın hafif ve orta ağırlıkta silahları ve yerli yapım füzeleri var.

Filistin mücadelesi ve İkinci İntifada sırasında çeşitli saldırılara imza atan pek çok İsraillinin ölümüne neden olan Ulusal Direniş Tugayları’nın çok sayıda lideri ve üyesi İsrail tarafından öldürüldü.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'la ateşkesin üçüncü gününde Gazze Şeridi'nde İsrailli komutanlarla bir araya geldi, 26 Kasım (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'la ateşkesin üçüncü gününde Gazze Şeridi'nde İsrailli komutanlarla bir araya geldi, 26 Kasım (DPA)

Mücahitler Tugayı

Önceleri El Fetih’e bağlı olan ve eski askeri oluşumlardan doğan bir güç olarak Filistinli direniş grupları arasında büyüklük bakımından yedinci sırada yer alan Mücahitler Tugayı, daha sonraları El Fetih’ten tamamen ayrıldığını duyurdu. Tugay, Hizbullah ve İslami Cihad Hareketi tarafından destekleniyor.

Yüzlerce savaşçısı olan Mücahitler Tugayı, hafif ve orta ağırlıklı silahlara ve Aşkelon, Sderot ve İsrail’in diğer şehirlerine kadar ulaşabilen füzelere sahip.

İkinci İntifada’nın başlarından bu yana çeşitli saldırlar düzenleyen Mücahitler Tugayı’nın liderlerinden bazıları İsrail tarafından öldürüldü.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.