Parkur oyunu: İsrail baskınlarına meydan okuyan Gazze atlayışı

Gazze Şeridi'ndeki bazı gençler, yerinden edilen Gazzelilerin yükünü hafifletmek için hastanelerde ve okullarda bu oyunu sergiliyor

"Parkur" oyunu, Gazzeliler için İsrail askerlerinin engelleyemediği bir özgürlük (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
"Parkur" oyunu, Gazzeliler için İsrail askerlerinin engelleyemediği bir özgürlük (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
TT

Parkur oyunu: İsrail baskınlarına meydan okuyan Gazze atlayışı

"Parkur" oyunu, Gazzeliler için İsrail askerlerinin engelleyemediği bir özgürlük (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
"Parkur" oyunu, Gazzeliler için İsrail askerlerinin engelleyemediği bir özgürlük (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Gazze'deki bir okul duvarının üstünde, Birleşmiş Milletler bayrağı dalgalanıyordu.

Musa, bu bayrağın önünde zıpladı, ancak yere düşmeden önce havada döndü ve ayaklarının üzerine indi.

Bu sahne, eğitim kurumu olarak kullanılan yerde, bir patlama sesiyle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Musa korku hissetmiyordu, aksine, arkadaşı Yusuf'u cesaretlendirdi.

Yusuf, havada geriye doğru atlamaya hazırlanıyordu ve ona, tüm mültecilerin önünde bunu yapması için teşvikte bulundu.

Mülteciler, "parkur" sporunu hobi olarak icra edenlerin kısa bir gösterisini izlemek için toplandılar.

"Parkur", bir tür serbest spor olan ve bireysel veya grup halinde yapılan bir spor türü.

Temel olarak engelleri aşarak yükseklerden güvenli bir şekilde atlama yeteneğine dayanıyor.

Bu spor türü, Fransa'da doğdu ve yaklaşık 15 yıl önce Gazze Şeridi'nde popüler hale geldi.

İsrail'in sürekli hava saldırılarına rağmen, Musa ve Yusuf parkur sporunu yapmaya devam ettiler.

Büyük hava saldırılarının seslerinden veya uçakların bıraktığı füze parçalarından korkmadılar ve mültecilerin önünde gösteriler sunmaya devam ettiler.

"Parkur gençleri" savaşın Gazze Şeridi'ndeki çocuklar üzerinde bıraktığı etkileri hafifletmeyi amaçlıyor (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
"Parkur gençleri" savaşın Gazze Şeridi'ndeki çocuklar üzerinde bıraktığı etkileri hafifletmeyi amaçlıyor (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Musa hızla atlayarak okul avlusunda gösterisine devam ederken izleyicilerden onu teşvik etmelerini ve alkışlamalarını istedi.

Bunu bilerek yapıyordu, çünkü sığınmacıları savaş ortamından çıkarıp 7 Ekim'den önceki Gazze'de var olan yaşama döndürmeye çalışıyordu.

Musa, bu durumu şu sözlerle açıkladı:

Belki de okullardaki 'parkur' sporunu sığınmacılara göstererek kendimi deşarj ediyorum. Onların her zaman yüzlerinde gülümsemeler olduğunu görüyorum.

100 farklı atlama

Musa ve Yusuf, Gazze Şeridi'nin en güneyinde, Refah'ın merkezindeki bir okulda düzenledikleri gösteriyi, havaya zıplamaktan ters takla atmaya ve ardından hareketleri yaparken yuvarlanmaya kadar çeşitlendirdiler.

Yaklaşık yarım saat süren gösteride Yusuf ve Musa tarafından 100'den fazla farklı atlayış gerçekleştirildi.

Bu gösteri sırasında yerinden edilmiş tüm insanlar sınıflardan çıkıp okul bahçesinde toplanarak parkuru izledi.

Musa, bu parkur atlayışlarıyla ilgili şunları söyledi:

Gazze halkı yaşamı seviyor; barışı, siyasi ve psikolojik istikrarı seviyor. Bu siviller kendilerini savaşın yükünden kurtaracak her yolu arıyorlar, ben de her gün önlerinde atlayıp zıplıyorum.

Dünya Sağlık Örgütü, başta çocuklar olmak üzere tüm Gazze Şeridi sakinlerinin savaş nedeniyle ağır travma ve psikolojik rahatsızlıklar yaşadığını belirterek ilk yardım konusunda inisiyatifi üzerlerine almalarına rağmen bunun yetersiz olduğunu söyledi.

Parkur ekibi, tek bir okulla sınırlı kalmayıp gösterilerini başka okullarda da sergiliyor.

Musa ve arkadaşı her gün bir barınma merkezini ziyaret ederek, yerinden edilmiş insanların önünde gösteri yapıyor ve ardından yerinden edilmişlerle birlikte oturuyorlar.

Burada amaç insanları bir saat boyunca da olsa rahatlatmaya çalışmak.

Benzersiz bir çıkış

Savaşın ortasında atlamayı Yusuf, bir meydan okuma olarak kabul ediyor.

Yakınındaki hava saldırılarından ve patlamalardan korkmuyor ve atlamayı sürdürürken, özgürlük ve savaşın sona ermesi hayalini kuruyor ve İsrail ordusunun yakın bir zamanda buralardan uzaklaşmasını umuyor.

Yusuf bu sporun kendisi için bir çıkış yolu olduğunu gördü. Bu, onların zorlu ve çekilmez gerçekliğe olan tepkisini ifade etmek ve bedenlerinin hareket özgürlüğünü göstermek için bir araç haline geldi.

Bu, İsrail askerlerinin engelleyemediği bir özgürlüktü.

Düzinelerce yerinden edilmiş çocuk, izlenmek isteyen Musa ve Yusuf'un etrafında toplanıyor (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Düzinelerce yerinden edilmiş çocuk, izlenmek isteyen Musa ve Yusuf'un etrafında toplanıyor (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Parkur performansları büyük bir denge gerektirir ve Musa ve Yusuf, bu sporda profesyonelleşene ve performansında başarılı olana kadar son 5 yıldır çalıştılar ve bu gösterileri, büyük psikolojik baskıdan mustarip Gazze sakinlerini rahatlatmanın bir yolu haline geldi.

Yusuf, direnebileceği tek şey olarak parkur sporunu buldu. Bu sporu, evlerinden sürülen mültecilere gösteriler sunmak için kullanıyor ve birçok genç, savaş nedeniyle yaşamın durması ve kulüplerin veya işlerin olmaması nedeniyle enerjilerini boşaltmak için "parkur" sporuna ilgi gösteriyor.

Hızlı eğitim

Okul avlusunda, Musa ve Yusuf'un gösterisini izledikten sonra bir mülteci genç, onların atlayışına katılmak istedi.

Ancak kendisi, spor ekibinin gerçekleştirdiği gibi herhangi bir akrobatik atlamayı yapamıyordu.

Hemen Musa, ona atlamayı öğretmeye istekli olduğunu belirtti ve havada nasıl sabit kalacağını açıklamaya başladı.

Mülteci genç, birkaç denemenin ardından basit bir atlamayı başardı.

Musa, bu deneyimin onun üzerinde olumlu bir psikolojik etki bıraktığını ve düşünce tarzını değiştirmesine yardımcı olduğunu belirtti.

Zira siyasi ve askeri olaylar aklını sürekli olarak meşgul ediyordu.

Yusuf gülümsedi ve sonra şöyle dedi:

Aslında, tüm mültecilere, çocuklardan gençlere ve kadınlara kadar herkese bu sporu yapmalarını teşvik etmeyi tercih ederdim. Ancak bu oyunu öğrenmek uzun bir süreç gerektiriyor ve parkur hareketleri yüksek bir risk taşıyor.

İsrail bombaları parkur ekibini mültecilere gösteriler yapmaktan alıkoyamadı (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
İsrail bombaları parkur ekibini mültecilere gösteriler yapmaktan alıkoyamadı (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Tüm park ve spor salonlarının kapatılması nedeniyle parkur tutkunlarının bazı hastane ve okullarda spor yapmak zorunda kaldıklarını belirten Yusuf,  "İnsanlar bizim yaramaz olduğumuzu düşünüyor ama bunun bir oyun olduğunun farkında değiller" dedi. ve

Yusuf, sözlerine şunları ekledi:

Bu oyun kendi kuralları ve ilkeleri olan, beden ve zihin gücüne dayanan küresel bir oyun.

Musa ve Yusuf, "parkur" sporuna devam etmekteki kararlılıklarının altında yatan nedenlerden birini, içlerinde biriken enerjiyi atma fırsatı sunmasına bağlıyor.

Ayrıca, İsrail saldırıları ve Gazze'nin krizleri nedeniyle oluşan korku duygusunu aşmak için bu sporu uyguluyorlar.

Bunun yanı sıra, bu zorlu sporun başarılı bir şekilde icra edilmesinin önemini vurgulayarak kendilerini iyi hissediyorlar.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.