"Mercimek Aşevi", açlık tehdidi altındaki Gazze'de 3 binden fazla aileye yemek dağıtıyor

UNRWA'ya göre Gazze'de gıda eksikliği herkesi etkiliyor; bazı insanlar 3 gündür hiçbir şey yememiş durumda

Gazze'nin kuzeyinden güneye göç ettirilen insanların çoğu bakımevlerinden aldıkları yiyeceklere muhtaç durumda (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Gazze'nin kuzeyinden güneye göç ettirilen insanların çoğu bakımevlerinden aldıkları yiyeceklere muhtaç durumda (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
TT

"Mercimek Aşevi", açlık tehdidi altındaki Gazze'de 3 binden fazla aileye yemek dağıtıyor

Gazze'nin kuzeyinden güneye göç ettirilen insanların çoğu bakımevlerinden aldıkları yiyeceklere muhtaç durumda (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Gazze'nin kuzeyinden güneye göç ettirilen insanların çoğu bakımevlerinden aldıkları yiyeceklere muhtaç durumda (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Hani Ebu el-Kasım,  Gazze Şeridi'nin güneyinde bulunan Refah'ta ana bir yolun kenarında, üzerine büyük tencereleri yerleştirdiği odunları yakarak mültecilerin açlığını gidermek için yemek pişirmeye başladı.

Bu mülteciler, ailelerinin geçimini zorlukla karşılayanlar insanlardı.

Büyük bir tencerenin yanında duran Hani, mercimek yemeğini karıştırmaya başlayınca pişen mercimeğin kokusu etrafa yayılmaya başladı.

Çadırlarda yaşayan mülteciler, yemek kokusunu aldıklarında "Mercimek Aşevi"nin etrafında toplandılar.

Yemek hayatın ağır yükü

Yüzlerce mülteci, yemeğin hazırlandığı alana geldi ve çocuklarını beslemek için -ne kadar alabilirse- yemek alabilmek için sıraya girdi.

Gerçekten Gazze'de yiyecek bulmak zor ve zahmetli bir iş haline geldi.

Birleşmiş Milletler, İsrail'in devam eden saldırıları nedeniyle açlık tehlikesinin tüm Gazze halkını tehdit ettiğini ve insani felaketin yaklaştığını vurguladı.

Gönüllüler ev sahiplerinden mülteciler için erzak istiyorlar ve olumlu geri dönüş alıyorlar (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Gönüllüler ev sahiplerinden mülteciler için erzak istiyorlar ve olumlu geri dönüş alıyorlar (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Birkaç gün önce, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze'deki gıda ve su eksikliği konusunda dünya ülkelerini ciddi bir şekilde uyarmış ve insanların Gazze'ye büyük miktarda gıda bağışlaması gerektiğini belirtmişti.

Ancak hala devam eden İsrail'in sıkı ablukası bu yardımların Gazze'ye ulaşmasını engelliyor.

Gıda eksikliği sorunuyla başa çıkmak için sokakta bir mutfak kuruldu ve burada yemek pişirilip ücretsiz dağıtılmaya başlandı.

Bu hayır, Gazze halkının arasında giderek yaygınlaşan açlık soruna bir çözüm getirmeyi amaçladığı gibi kuzeyden güneye göç eden mültecilere de yardım etmeyi hedefliyor.  

Pazarlar boş

Hani, yaşanan durum hakkında şunları söyledi:

Mülteciler bizim misafirlerimizdir. İsrail, onları evlerini terk etmeye zorladı, mallarını ve mülklerini geride bıraktılar ve şu anda gıda ve malzeme kıtlığı ile inanılmaz yüksek fiyatlar gibi zor koşullarla karşı karşıyalar.

Hani, mültecilerin durumundan çok etkilendi ve bir grup gönüllü ile birlikte "Mercimek Aşevi" adlı bir hayır projesi başlattı.

Bu proje, kriz döneminde odun ateşinde yemek pişirme amacı güden bir inisiyatif.

Birleşmiş Milletler, Gazze'de üç günden fazla süredir yemek yemeyen insanların olduğunu doğruluyor (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Birleşmiş Milletler, Gazze'de üç günden fazla süredir yemek yemeyen insanların olduğunu doğruluyor (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Aşevi terimi, bir mutfakta yiyeceklerin hazırlanıp ihtiyaç sahiplerine ücretsiz dağıtıldığı yer anlamına geliyor.

Bu uygulama, birçok Arap ülkesinde yaygın olarak bulunan eski bir gönüllülük ve dayanışma geleneği.

Hani, "Savaşın etkisiyle birçok şey değişti. Binlerce aile kuzeyden güneye göç etti ve marketlerde yiyecek bulamadılar. Bu nedenle herkesin yiyeceğe ihtiyacı var ve onları misafir etmek ve desteklemek bizim görevimiz" dedi.

İnsanlardan erzak isteniyor

Hani, her gün mercimek çorbası pişiriyor. Mercimek aşevinin temel yemeği olduğu için buraya "Mercimek Aşevi" adı verilmiş.  

Ancak eğer pazarda bulunursa bazen et, pilav ve diğer tahıl ürünleri de pişiriliyor.

Hani, her gün binlerce öğün yemek hazırlayıp dağıtıyor ve son bir haftadır bu malzemelerin çok sınırlı olduğunu, Gazze sakinlerinin açlıkla karşı karşıya kaldığını hatta bir dilim ekmeği paylaşmak zorunda kaldıklarını belirtti.

Hani, gıda malzemesi sıkıntısını aşmak için bağış topladı. Refah'taki insanların kapılarını çalarak, onlardan pişirebileceği ve mültecilere dağıtabileceği herhangi bir yiyecekleri olup olmadığını sordu.

İnsanlardan çokça olumlu cevap aldı.

Kuşatma ve gıda kıtlığına rağmen Gazze halkının yardımseverlik, cömertlik ve dayanışma gösterdiğini vurgulayan Hani, "Bu nedenle mültecilere gıda sağlayan birçok hayır kurumu ve gençlik inisiyatifi bulunmaktadır ve bu yerler, herkes için yiyecek temin edilen gerçek bir sığınak haline gelmiştir" dedi.

Aşevinde günde 3 binden fazla yemek dağıtımı yapılıyor (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Aşevinde günde 3 binden fazla yemek dağıtımı yapılıyor (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Hayır sebilleri

Gazze'de hayır işleri için farklı şekillerde kullanılan sebiller bulunuyor.

Bu kurumlar sadece yiyecek sağlama ve dağıtmanın ötesinde, Refah ilindeki mültecilere ücretsiz olarak içme suyu dağıtıyor.

İhtiyaç sahiplerine günde bin litre içme suyu dağıtarak katkıda bulunan Muhammed Advan, şunları söyledi:

Su krizi nedeniyle, evimde güneş enerjisiyle çalışan bir su desalinasyon tesisi kurmayı başardım ve her gün sadece bin litre su üretiyoruz; bu miktar oldukça sınırlı ve mütevazı.

Advan, "Krizin üstesinden gelmek ve savaş koşullarında tüccarların aç gözlülüğüne yenilmemek için birbirimize destek olmalıyız. Aynı miktar suyu satın almayı denedim ancak fiyatının 50 doları aştığını gördüm. Savaş öncesinde ise fiyatı dokuz doları geçmiyordu" ifadelerini kullandı.

Açlık hüküm sürüyor

Birleşmiş Milletler Filistin Mültecilere Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, "Gazze'de açlık herkesi etkiliyor ve artık mülteciler umutsuzluk içindeler. Refah'ta ise açlık oldukça belirgin çünkü artan sayıda insan üç günden fazla süredir hiçbir şey yememiş durumda. Onların yiyeceği hiçbir şey yok" açıklamasında bulundu. 

BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'ne göre, Gazze Şeridi, modern çağın daha önce görmediği bir açlık kriziyle karşı karşıya.

Sahadaki çatışmalar nedeniyle, yardımlar son birkaç gündür sadece Refah şehrine dağıtılıyor.

Diğer bölgeler ise İsrail ordusu tarafından izole edilmiş durumda.

Independent Arabia - Independent Türkçe



DEAŞ Suriye'de 4 güvenlik görevlisini öldürdü

Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
TT

DEAŞ Suriye'de 4 güvenlik görevlisini öldürdü

Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)

Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), DEAŞ militanlarının pazartesi günü kuzey Suriye'de hükümet güvenlik güçlerinin dört üyesini öldürdüğünü ve bunun Beşşar Esed'in devrilmesinden bu yana hükümet güçlerine yönelik en ölümcül saldırı olduğunu bildirdi.

Rakka'nın batısındaki bir kontrol noktasına yapılan saldırı, militan grubun Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara hükümetine yönelik saldırılarında bir tırmanışa işaret ediyor. Bu saldırı, grubun hükümete karşı "yeni bir operasyon aşaması" başlattığını duyurmasından iki gün sonra gerçekleşti.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre grup dün Rakka'da Suriye hükümet güçlerine mensup çok sayıda askerin öldürüldüğünü ve yaralandığını iddia etti. Cumartesi günü ise Suriye'nin kuzey ve doğusunda ordu personeline yönelik iki saldırının sorumluluğunu üstlenmiş ve bu saldırılarda bir asker ve bir sivil hayatını kaybetmişti.

SANA, güvenlik güçlerinin pazartesi günü bir saldırıyı engellediğini ve militanlardan birini öldürdüğünü bildirdi. Güvenlik kaynaklarına atıfta bulunan ajans, saldırıyı DEAŞ'ın gerçekleştirdiğini belirtti. Grup dün ayrıca, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor vilayetine bağlı Meyadin şehrinde bir ordu karargahına düzenlenen ve bir askerin öldürüldüğü ayrı bir saldırının sorumluluğunu da üstlendi.

Grup, birkaç gün önce aynı şehirde yine saldırı gerçekleştirmişti.

Suriye hükümeti geçen yıl ABD liderliğindeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyona katıldı. Ocak ayında hükümet güçleri, Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) Rakka'yı ve Suriye'nin kuzey ve doğusundaki çevre bölgelerin büyük bir bölümünü ele geçirdi.

Bu arada, üç Suriyeli askeri ve güvenlik kaynağı, ABD güçlerinin dün ülkenin kuzeydoğusundaki en büyük askeri üssünden çekilmeye başladığını, bunun da on yıl önce DEAŞ ile mücadele etmek için Suriye'ye konuşlandırılan ABD güçlerinin daha geniş geri çekilmesinin bir parçası olduğunu söyledi.


Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.