Cezayir tarihinin en büyük bütçesinde amaç sosyal vaatler mi seçimler mi?

Bütçede savunmaya ayrılan payın 21 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor

Cezayir Parlamentosu’ndaki bir oturum (AP)
Cezayir Parlamentosu’ndaki bir oturum (AP)
TT

Cezayir tarihinin en büyük bütçesinde amaç sosyal vaatler mi seçimler mi?

Cezayir Parlamentosu’ndaki bir oturum (AP)
Cezayir Parlamentosu’ndaki bir oturum (AP)

Rabia Hireys

Cezayir'de 2024 yılı sonlarında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken, Cezayir Parlamentosu ise Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'un ilk döneminin son bütçe tasarısını tartışıyor. Bütçenin toplam 15 bin 285 milyar Cezayir dinarı (111 milyar doların üzerinde) olması nedeniyle ülke tarihinin en büyük bütçesi olarak kabul ediliyor.

Şu an Cezayir Parlamentosu’nun gündemine alınan bütçe tasarısı, öncelikle dondurulan projelerin yeniden hayata geçirilmesini ve Cumhurbaşkanı Tebbun’un 2019 yılındaki seçim kampanyası sırasında 54 alanla ilgili verdiği sözlerin yerine getirilmesini öngörüyor.

Bu bütçe neden Cezayir tarihinin en büyüğü oldu?

Milletvekili ve Parlamento Maliye Komisyonu üyesi Abdullah Herşaye, Majalla’ya yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanının başkanlık programını tamamlamak istemesinden dolayı bütçenin bu kadar büyük olduğunu söyledi. Bu yıl içerisinde başta konut inşaatı gibi sosyal projeler olmak üzere tamamlanmamış tüm projelerin bitirilmesinin hedeflendiğini söyleyen Herşaye, 2024 bütçesi programında en az 130 bin sosyal konut inşası projesi olduğunu belirtti. Projeler arasında 50 bin kiralık sosyal konutun inşasının yanı sıra daha önce açıklanan diğer konut programlarının başlatılmasına yönelik hazırlıkların olduğunu da ifade etti. Herşaye ayrıca, dezavantajlı ve yardıma muhtaç grupların sosyal entegrasyonunu sağlamayı amaçlayan yaşlılara yönelik hibenin de yer aldığını kaydetti.

Cezayirli yetkililerin, 2024 bütçe taslağında cumhurbaşkanlığı seçimleri için yaklaşık 40 milyar dinar (2,9 milyar dolar) ayırması, ülkedeki siyasi tartışmaların gündemine dolaylı olarak girmeye başladı.

Cezayir Tüketici Koruma Derneği: 2024 bütçe tasarısı, Cezayir hükümetinin özellikle sosyal açıdan başlattığı ekonomik reformların bir uzantısı.

Öte yandan bütçe taslağının bu kez Cezayirlilerin omuzlarına yük olacak vergilerden arındırılmış olması en dikkat çekici noktaydı. İkinci Konstantin Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Talal Abbasi, gelecek mali yıla ait bütçe tasarısında yer alan bazı rakamlara ve göstergelere dair Majalla’ya değerlendirmede bulundu. Abbasi, “2024 bütçe tasarısı, Cumhurbaşkanı Tebbun’un seçim vaatleri arasında ve seçim programında yer alan birçok önlemi projeyi kapsıyor” ifadelerini kullandı.

Abbasi, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Sosyal boyutla ilgili olarak ise maaşlarda beklenen artışların yanı sıra toplumun belirli kesimlerine yönelik özel bir hibe, bütçe tasarısında yer alıyor. Bunun yanında seçim süreci sona ermeden önce bir milyonun üzerinde konuta ulaşmak amacıyla konut sektörünün finansmanı da çeşitli şekillerde yapılacak. Bu alanda bir yenilik olarak Ulusal Konut Bankası'na bu projeleri finanse etme yetkisi verildi.

Cumhurbaşkanı Tebbun’un cumhurbaşkanlığının ilk döneminde iktidar, devletin sosyal karakterini ön plana çıkarmak ve sosyal toplumun istikrarını korumak amacıyla özellikle konut, sağlık, eğitim hizmetleri ile tüketim malları alanlarının desteklenmesine odaklandı.

sfe
Cezayir’in doğusundaki sokaklardan birinde Cezayirli bir kadın (Shutterstock)

Cezayir Tüketici Koruma Derneği, 2024 bütçe tasarısını, Cezayir hükümetinin özellikle sosyal açıdan başlattığı ekonomik reformların bir uzantısı olarak gördü. Majalla’ya konuşan dernek üyesi Fadi et-Tamim, “2024 bütçe tasarısı, tüketim alanındaki birçok kalemden alınan katma değer vergilerinde önemli indirimlerin yanında çalışma vergisinin iptalini içeriyor. Bu iptal, bazı tüketici ürünlerinin fiyatlarının düşmesine ya da en azından fiyatlarının dengelenmesine yardımcı olacak. Dolayısıyla bu bütçe tasarısı, hükümetin başlattığı tüm ekonomik reformların bir uzantısı ve Cumhurbaşkanının sosyal vaatlerini yerine getirmeye olan ilgisinin bir yansıması” diye konuştu.

Bütçe, varil başına 60 dolar olarak kabul edilen ham petrol referans fiyatı esas alınarak hazırlandı.

Cezayirli ekonomist ve akademisyen Murad Kuşi (Mourad Kouachi), bütçe tasarısının 110 milyar doların üzerinde ülke tarihinin en büyük bütçesi olduğunu vurguladığı değerlendirmesinde, “Cezayir hükümeti, bütçe tasarısıyla bütçenin büyük bir kısmını sosyal alana ayırarak bu yöne önem vermeye devam etti. Bugün geçmişteki hatalardan ders çıkarılması gerekiyor” diye konuştu.

Kuşi, şunları söyledi:

Cezayirliler, devletin sosyal boyuta olan ilgisini sahada hissediyor. Hükümetten tüm bu çabaların boşa gitmemesi için ülkedeki yüksek enflasyonu dizginlemesi bekleniyor.

Resmi verilere göre, geçtiğimiz haziran ayından bu yana düşmeye başlayan tüketici fiyatları endeksi, gıda arzındaki artış nedeniyle geçtiğimiz temmuz ayı sonlarında yüzde 9,7 civarına ulaştı.

Bütçe açığı 43 milyar dolar

Hükümet, izlediği politikayla ilgili gelen tüm eleştirilere rağmen sosyal destek politikasını sürdürürken, bütçe açığının da 5 milyar 700 milyar dinara (43 milyar dolar) ulaşması bekleniyor.

Bütçe, 2024-2026 yılları arasında varil başına 60 dolar olarak kabul edilen ham petrol referans fiyatı esas alınarak hazırlandı. Bütçede 2024 yılında yüzde 4,2, 2025 yılında yüzde 3,9 ve 2026 yılında ise yüzde 4’lük bir büyümenin beklendiğinden de bahsediliyor.

sfe
Cezayir'in milli petrol ve gaz şirketi Sonatrach’a ait bir petrol tesisinde çalışan bir işçi, 22 Şubat (Getty Images)

Bunun yanında ihracatın 2024 yılında 49,8 milyar dolara, 2025 yılında 50,3 milyar dolara ve 2026 yılında 51,6 milyar dolara çıkması öngörülüyor. İthalatın 2024 yılında 43,5 milyar dolara, sonraki iki yılda ise 47,4 milyar dolara ve dış ticaret dengesi fazlasının ise 2024 yılında 6,3 milyar dolara ve sonraki iki yılda ise 4,2 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Majalla tarafından yapılan incelemeye göre, 2024 genel bütçe yasa tasarısında savunma bütçesi, her zamanki gibi eğitim ve sağlık gibi alanları geride bırakarak en büyük payı aldı. Savunmaya ayrılan payın 2 milyar 926 milyar dinar (21,6 milyar dolar) olduğu tahmin ediliyor. Önceki genel bütçede savunmaya ayrılan pay 18 milyar dolardı.

Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.