Musevi cinayetinin İran’daki yankıları: İsrail, Musevi’nin yerini Suriye’deki casusları sayesinde tespit etti

Tahran, Tel Aviv’i, Şam yakınlarında Devrim Muhafızları komutanına düzenlenen suikasta ‘güçlü bir karşılık’ vermekle tehdit ediyor

İran Dinî Lideri Ali Hamaney, 28 Aralık 2023’te Rıza Musevi’nin naaşı yakınında namaz kılıyor (AFP)
İran Dinî Lideri Ali Hamaney, 28 Aralık 2023’te Rıza Musevi’nin naaşı yakınında namaz kılıyor (AFP)
TT

Musevi cinayetinin İran’daki yankıları: İsrail, Musevi’nin yerini Suriye’deki casusları sayesinde tespit etti

İran Dinî Lideri Ali Hamaney, 28 Aralık 2023’te Rıza Musevi’nin naaşı yakınında namaz kılıyor (AFP)
İran Dinî Lideri Ali Hamaney, 28 Aralık 2023’te Rıza Musevi’nin naaşı yakınında namaz kılıyor (AFP)

Hanan Azizi

İran medyası, resmi yetkililerin, Rıza Musevi’nin Şam yakınlarında İsrail tarafından suikasta uğramasına yönelik tepkilerine yer verdi. Suriye’deki İranlı danışmanların eski komutanı, İsraillilerin Musevi’nin bulunduğu yeri bir hafta önce bombaladıklarını ve Musevi’ye isabet ettiremediklerini, ancak detaylı keşif operasyonları ve casusları sayesinde onun bulunduğu yeri tespit etmeyi başardıklarını açıkladı.  

Rıza Musevi, 25 Aralık’ta Suriye’nin başkenti Şam’ın kırsalındaki Seyyide Zeyneb bölgesi çevresini hedef alan bir İsrail saldırısında öldürüldü. Musevi, Devrim Muhafızları’nın Suriye’deki en kıdemli danışmanlarından biri ve eski ‘Kudüs Gücü’ Komutanı General Kasım Süleymani’den sonra İran’ın en önde gelen askerî komutanıdır.

Resmî tepkiler, uygun zaman ve zeminde ‘güçlü bir karşılık’ verileceği tehdidinde bulunmak ile ABD’yi ve İsrail’i ‘Washington’ın mevcut savaşı kontrol altına almak istediği yönündeki iddialarının aksine, İran’ı Gazze’deki savaşın sınırları dışına taşacak bölgesel bir savaşa çekmeye teşebbüsle’ suçlamak arasında farklılık gösterdi.

Şarku’l Avsat’ın İran medyasından aktardığı habere göre 1990’lı yıllardan bu yana Suriye’deki Direniş Ekseni’nin destek birimi mesabesinde olan Musevi’nin önemini teyit eden veriler ve raporlar yayınladı. Eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani de 3 Ocak 2020’de Bağdat Havalimanı yakınlarında insansız hava araçlarıyla düzenlenen bir Amerikan saldırısında öldürülmüştü.

Yurt dışında bulunan rejim muhalifi İran basını, ‘Rıza Musevi’nin Suriye’deki protestolar ve savaş sonrasında Beşşar Esed rejimini korumada önemli bir rol oynadığını’ ifade ediyor. Askerî olan ve olmayan İran rejimi yetkilileri, Rıza Musevi için yas tuttu.

İran’ın Suriye Büyükelçisi Hüseyin Ekberi, Mehr haber ajansına, “Musevi, 25 Aralık Pazartesi günü öğlen Şam’daki İran Büyükelçiliği’ndeydi. Öğleden sonra Seyyide Zeyneb bölgesinde yer alan evine doğru yola çıktı. Musevi öldürülürken karısı evde değildi. Görünüşe göre evi, üç füzeyle hedef alındı ve yıkıldı. Musevi, ülkemizin büyükelçiliğinde diplomat ve ikinci danışmandı. Diplomatik pasaportu ve Şam’da diplomatik oturum izni var” açıklamasını yaptı.  

İran medyası ve gazeteleri, İranlı yetkililerin, Devrim Muhafızları’nın bu üst düzey liderinin öldürülmesinin ‘intikamının alınacağı’ ve ‘sarsıcı ve kararlı bir tepki verileceği’ yönündeki tehditlerini aktardı. Yurt dışındaki muhalif internet sitesi IranWire ise “Rejim yetkililerinin Rıza Musevi cinayetinin intikamının alınacağı yönündeki tehditleri, İranlı vatandaşlar arasında büyük bir endişe doğurdu. Zira Kasım Süleymani’nin Ocak 2020’de Irak’ta öldürülmesinden sonra İranlı yetkililer, büyük tehditler savurmuş ve o dönemde ‘İntikam acı olacak’ demiş; sonra da Irak’ta Amerikan güçlerinin bulunduğu Ayn el-Esed üssüne birkaç füze fırlatmış ve aynı zamanda Ukrayna yolcu uçağını iki füzeyle hedef alarak uçakta bulunan 176 kişiyi öldürmüşlerdi” ifadelerine yer verdi.

İran’ın Suriye Büyükelçisi Hüseyin Ekberi: Musevi, ülkemizin büyükelçiliğinde diplomat ve ikinci danışmandı. Kendisinin diplomatik pasaportu ve Şam’da diplomatik oturum izni vardı.

Kesin bir karşılık talebi

Tahran Belediyesi’ne ait Hemşeri (Hamshahri) gazetesinin internet sitesinde 26 Aralık’ta yayımlanan habere göre Tahran’da beyaz kefen giymiş çok sayıda vatandaş ve üniversite öğrencisi, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi binası önünde toplanarak, İsrail’in ‘Rıza Musevi suikastındaki suç eylemini’ kınadı ve buna ‘kararlı bir tepki verilmesini’ talep etti.  

Hemşeri Online (Hamshahri Online) sitesi, aynı gün Suriye’deki İranlı ‘danışmanların’ eski komutanı, Devrim Muhafızları’na bağlı bir karargâhın teftiş dairesi temsilcisi ve Rıza Musevi’nin silah arkadaşı olan Cafer Esedi ile Musevi suikastına dair bir röportaj yaptı. Esedi, röportajda şu ifadeleri dile getirdi:

“İsrail, Musevi’nin öldürüldüğü mekânı geçen hafta da bombalamıştı. Musevi’nin orada olduğunu düşünmüşlerdi, ancak Musevi orada değildi. Daha sonra detaylı keşif operasyonları ve casusları sayesinde İsrailliler, Musevi’nin bulunduğu mekânı tespit etmeyi başardılar. Siyonistlerin gerçekleştirdiği bu operasyon, hiç akıllıca ve isabetli değil. Ancak görünüşe bakılırsa başarısızlıklarını aklamak için herhangi bir şeye tutunmaya çalışıyorlar ama nafile… İsrail savaş alanını genişletmek isterken, İsrail’in dostları İran’a itidal çağrısında bulunuyor. Ama Siyonistler karşısında itidalli olmanın ne faydası var?.. İsrail bu suç operasyonlarıyla İran’ı kışkırtmaya ve Filistin’deki savaşı başka ülkelere taşımaya çalışıyor.”

Foto: 28 Aralık 2023’te İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen cenaze töreninde İran Devrim Muhafızları Askerî Danışmanı Rıza Musevi’nin posteri önünde duran kadınlar (EPA)
28 Aralık 2023’te İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen cenaze töreninde İran Devrim Muhafızları Askerî Danışmanı Rıza Musevi’nin posteri önünde duran kadınlar (EPA)

Hemşeri gazetesi, 26 Aralık tarihli sayısında İran’ın eski Suriye Büyükelçisi Cevad Türkabadi ile de Rıza Musevi suikastına ve İran’ın muhtemel tepkisine dair bir röportaj yaptı. Bu röportajda Türk Abadi şu değerlendirmede bulundu:

“Musevi’nin etkin rolü, Tel Aviv’i bu suçu işlemeye iten temel sebeplerden biri. Musevi’nin Suriye’de etkin ve sürekli bir varlığı vardı. Bu sayede Musevi, öne çıkan tecrübesi ve olgunluğuyla Direniş Ekseni’ni güçlendirdi. Bu da onu, daha önce ona karşı defalarca suikast girişiminde bulunan Siyonist yapının hedefi haline getirdi. Musevi, Suriye’deki Direniş Ekseni’nde stratejik faaliyetler yürüttü. Suriye’deki görevi sırasında İran’a dönüş seçeneğini defalarca dile getirdi, ancak ben onun yerine geçecek kişiyi seçmenin zor olduğunu düşünüyordum. Tel Aviv’in onu öldürmek için uzun bir süredir üzerinde çalıştığı bir planı vardı zaten. Ama bu suçun şimdi işlenmesinin sebebi, Siyonist varlığın işgal altındaki topraklarda karşılaştığı zorluklar ve karmaşık koşullardır. İsrail, Gazze’de hedeflerine ulaşamadı ve İran’a karşı intikam duygusu besliyor. Bununla birlikte Tel Aviv’in yürüttüğü bu suç operasyonları, bu yapı için nihai yenilginin başlangıcı ve çöküşün hazırlığıdır.

Bence İran, bu suça, işgal edilmiş topraklardaki savaş meydanında yaşanan saha ve operasyon gelişmelerine dayanarak karşılık verecek. İslam Cumhuriyeti bu cevap üzerine çalışacak ve zamanlamasıyla boyutları da dikkatli bir şekilde seçilecek.”

Câm-ı Cem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehdi Givehki: İran’a yönelik bazı sabotajlar ve suikastlar, İslam Cumhuriyeti’ni Siyonist yapının oyununa çekmeyecektir. Cevabın zamanını ve yerini belirleyecek olan İran’dır.

Câm-ı Cem (Jamejam) gazetesi 26 Aralık tarihli sayısına “Tel Aviv Ateşle Oynuyor” manşetini attı. İlgili haberde şu ifadeler yer alıyordu:

“Tel Aviv yetkilileri, kendi krizlerinden, başarısızlıklarından ve Gazze’de artan cinayetlerinden kaçmaya ve Tahran’a karşı ateşle oynamaya karar verdi… Devrim Muhafızları’nın bu üst düzey komutanına suikast düzenleyerek, İslam Cumhuriyeti’ni kendileriyle açık bir askerî çatışmaya sürüklemeye çalıştılar. Bu İran tarafından kararlı bir tepkiyle karşılık bulacak.”

Câm-ı Cem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehdi Givehki, 26 Aralık’ta “Bir Suikast Operasyonu ve Siyonizm’in Hatasının Analizi” başlıklı bir makale kaleme aldı. Yazar, düşüncelerini şu ifadelerle yazıya geçirdi:

“Musevi, bölgedeki Direniş Ekseni’nin kurucularından biriydi ve son otuz yılda etkin bir varlık gösterdi. Siyonist varlığın Musevi’ye suikast düzenlemekteki hedefi, savaş alanını genişletmek ve savaşı Gazze dışına taşımaktır. Tecrübelerin gösterdiği üzere Siyonistler, bir krizle karşı karşıya kaldıklarında Direniş Ekseni ülkelerindeki operasyonlarının kapsamını genişletmeye çalışıyorlar. Zaten bölgesel bir güç olarak İran’ı çatışmaya dahil etmek gibi bir planları var. Bu yüzden önde gelen bir komutana suikast düzenlediler… Bu da Yemen’de, Lübnan’da ve Irak’taki diğer birçok cephede baskılara maruz kalan Siyonistlerin, Direniş ile birden fazla cephede çatışmaya güç yetiremediklerini gösteriyor. Ama bu gaspçı yapı, Direniş cephesinin performansını etkilemeyen bu suikastlarla kendini kurtaramaz. Bu tür suikastlar, Gazze’deki savaş denklemini Siyonist varlık lehine de değiştirmeyecek. Siyonist varlık, bu suçun bedelini Direniş ile yüzleşerek ödeyecek. Yanlış okumaları ve savaşın tüm cephelerindeki başarısızlığıyla Siyonist varlık, İran’ı kendisiyle doğrudan bir savaşa sürükleyebileceğini zannediyor. Ama İran bu oyunun içine çekilmeyecek. İslam Cumhuriyeti, meşru müdafaa hakkını saklı tutuyor. Ancak karşılık verme konusunda aceleci davranmayacaktır. Bölgesel denklemler, Direniş cephesi lehine… İran’a yönelik bazı sabotajlar ve suikast operasyonları, İslam Cumhuriyeti’ni Siyonist varlığın oyununa çekmeyecektir. Verilecek cevabın zamanını ve yerini belirleyecek olan İran’dır.”

Risalet gazetesi yazarı Muhammed Bahreyniyan: İran’ın seçenekleri çok. Doğrudan savaşın seçeneklerden biri olması gerekmiyor.

Tel Aviv’in tartışmasız başarısızlığı

Hanif Gaffari, Câm-ı Cem gazetesinin 26 Aralık tarihli sayısı için “Tel Aviv’in Tartışmasız Başarısızlığı” başlıklı bir makale kaleme aldı ve şu ifadelere yer verdi:

“Şam’da Musevi’ye yönelik sistematik suikast operasyonunda Washington’ın rolünü göz ardı etmemek gerekir. Zira İsrail’in Suriye’de ve Lübnan’da gerçekleştirdiği saldırılar ve operasyonlar, Tel Aviv ile Washington arasındaki istihbarat ve operasyonel bir koordinasyonla yürütülüyor.

Bu yüzden Amerikalı işgalciler, Siyonistlerle iş birliği yaparak korkunç ve büyük bir hata işlediler. Bu hata, Direniş sisteminin daha da güçlendirilmesine ve Siyonizm’in çöküş sürecinin hızlandırılmasına yol açacak gelişmelere sebep olacaktır. İntikam saati, Siyonistlerin ve Amerikalıların tasavvur ettiğinden daha yakın ve karmaşık… Direniş Ekseni’nin sahip olduğu yetenekler ve zekâ, İsrail için varoluşsal bir tehdit oluşturacak, Washington ile Tel Aviv için bölgede karanlık bir gelecek çizecek ve işgalci Amerikalıları bölgeden tam anlamıyla kovmak ve Kudüs’ü işgal eden varlığı ortadan kaldırmak suretiyle bölgede ve dünyada gerçek barışı ve güvenliği temin edecek.”

Muhammed Bahreyniyan ise 26 Aralık’ta Risalet (Resalat) gazetesinde yayınlanan “Tufan Görevini Yerine Getirdi” başlıklı makalesinde düşüncelerini şöyle ifade etti:

“İsrail’e yönelik kuşatma çemberi giderek daralıyor. İsrail, İranlı askerî danışmanlara suikast düzenlemek gibi operasyonlarla denklemi kendi lehine çevirmeye çalışıyor ve İran’ın yıkıcı tepkisinin ABD’yi İran’la doğrudan bir savaşa çekeceğini hayal ediyor… Ancak İsrail’in İran’a yönelik bu operasyonları gösteriyor ki Siyonistler, sahadaki gerçekliğe ilişkin gerçekçi bir anlayışları yok. Ayrıca hiçbir cephede kazanamadıklarının, aksine kayıplarının artmaya başladığının da farkında değiller… İran tepkisini, tüm cephelerde gerilimi tırmandırmak, hatta yeni cepheler açmak suretiyle gösterebilir. İran’ın seçenekleri çok; doğrudan savaş bu seçeneklerden biri olmak zorunda değil. Golan Tepeleri’ndeki Suriyeli gençler, Siyonistlerin ilk yeni kâbusu olabilir.”  

İran Devrim Muhafızları Komutanı General Hüseyin Selami, Rıza Musevi’nin posteri önünde cenaze konuşması yaparken (AP)
İran Devrim Muhafızları Komutanı General Hüseyin Selami, Rıza Musevi’nin posteri önünde cenaze konuşması yaparken (AP)

Siyaset ve medya düzeyinde kazanımlar

25 Aralık’ta İtimad (Etemad) gazetesinin internet sitesi, İntihab (Entekhab) internet sitesinin Musevi cinayetine ilişkin olarak uluslararası ilişkiler uzmanı Hasan Beheştipur ile yaptığı röportajı aktardı. Bu röportajda Beheştipur, Musevi’nin hedef alınması için İsrail’e gerekli bilgileri veren casusların kimliğinin tespit edilmesinin önemini belirterek şöyle dedi:

“İsrail bu konuda kararlı bir tepkiyle karşılaşmazsa suikast operasyonlarını tekrarlar… Şu soruyu sormak lazım: İsrail, İran’a güç gösterisi mi yapmaya çalışıyor? İran, Hamas’ın 7 Ekim saldırısında bir rolü olmadığını söyledi. Ancak İsrail yine de intikam istiyor.

Bu operasyonun bir diğer hedefi de son dönemde pek çok darbe alan güçlerinin moralini yükseltmektir. Aynı şekilde İsrailli yetkililerin de İsrail kamuoyu karşısında, son savaştaki zayıflıklarını örtmesi gerekiyor… İsrail, Suriye’de birçok baskın gerçekleştirdi. Ancak diğerlerinden farklı olarak bu baskın, etkili bir ismin şehit olmasına yol açtı. Bu operasyon, Kasım Süleymani’nin ve Fahrizade’nin öldürülmesine yönelik operasyona benzetilebilir… Görünüşe bakılırsa Musevi’yi öldürmekle İsrail, İran’ı savaşa çekmek değil, siyaset ve medya düzeyinde kazanç elde etmek istiyordu. Ancak İran’ın karşılık vermesi gerek. Zira büyük bir komutanın şehadeti söz konusu.”

Keyhan gazetesi de 27 Aralık tarihli sayısında Musevi cinayetine dair detaylı bir haber yayınlayarak, “İran’ın tüm Direniş cephelerinden gelecek çarpıcı ve ölümcül tepkisinden” bahsetti ve şöyle dedi:

“İntikam, Siyonistlerin sandığından daha büyük ve kapsamlı olacak. İsrail, kuruluşunun 80’inci yıldönümünü göremeyecek.”

Foto: Rıza Musevi’nin cenazesi merasimine katılanlar (AFP)
Rıza Musevi’nin cenazesi merasimine katılanlar (AFP)

Hem Mihen (Hammihan) gazetesi ise 27 Aralık tarihli sayısında Ahmed Zeydabadi’nin kaleminden “İsrail ve Yedi Cephe” başlıklı bir makale yayımladı. Bu makalede yazar, İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant’ın Knesset’teki Dışişleri ve Savunma Komitesi’nin toplantısında yaptığı, ‘Çok cepheli bir savaştayız ve Gazze, Lübnan, Suriye, Batı Şeria, Irak, Yemen ve İran olmak üzere 7 cepheden saldırıya maruz kalıyoruz. Bu bölgelerin altısında önlem aldık’ açıklamasına işaret ederek şöyle dedi:

“Galant, İsrail’in henüz Yemen cephesine karşılık vermediğini kastediyorsa şayet, o zaman bu açıklamaları Galant’ın, Şam banliyösünde General Rıza Musevi’ye düzenlenen suikasta bakarak İran’ı İsrail’in cevap verdiği cepheler arasında saydığı şeklinde yorumlanabilir… İsrail, dış saldırılarının sorumluluğunu resmî olarak üstlenmedi, ancak Yoav’ın açıklamaları, İsrail’in Musevi suikastındaki rolüne dair üstü kapalı bir itiraftır. İsrail, tünellerin imha edilmemesini, kendisini 7 Ekim’deki olaya benzer saldırılara maruz bırakabilecek varoluşsal bir tehdit olarak görüyor. Ayrıca Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah’ın Hamas’ınkine benzer ya da daha karmaşık bir tünel ağına sahip olduğundan ve Hizbullah’ın Lübnan’ın güneyinden İsrail’e doğru 7 Ekim’dekine benzer operasyonlar gerçekleştirmek için uygun zamanı beklediğinden korkuyor!.. Bu yüzden de geçici veya sürdürülebilir bir ateşkesin kendi yararına olmadığını düşünüyor.

İran, İsrail’in acil bir ateşkese ikna olması için tüm gücünü ve araçlarını kullanıyor. Gazze’deki savaş yeni bir aşamaya girdi… İsrail, kendisini Gazze’de acil ve sürdürülebilir bir ateşkese mecbur bırakmaya çalışan her odağı hedef alıyor! İsraillilere göre İslam Cumhuriyeti, doğrudan bir çatışma istemiyor ve bunun yerine bölgesel müttefikleri aracılığıyla acil ve sürdürülebilir bir ateşkes dayatmak için her türlü çabayı gösteriyor. Dolayısıyla General Musevi’ye yönelik suikastla İsrail, Tahran’a şu mesajı verdi: İran, bölgesel müttefiklerini İsrail’i ateşkese zorlamaya teşvik ederse bu, iki taraf arasında açık bir savaş anlamına gelecektir…Gazze’deki savaşı bölgesel bir savaş haline gelecek şekilde genişletmeye bir adım daha yaklaştık.”

* Şarku’l Avsat tarafından Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.