Alimi: Yemenlilerin acılarını sona erdirmek için kapsamlı bir barışta kararlıyız

ABD, Husileri küresel terörist olarak sınıflandırdı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Riyad’da ABD büyükelçisiyle görüştü (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Riyad’da ABD büyükelçisiyle görüştü (SABA)
TT

Alimi: Yemenlilerin acılarını sona erdirmek için kapsamlı bir barışta kararlıyız

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Riyad’da ABD büyükelçisiyle görüştü (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Riyad’da ABD büyükelçisiyle görüştü (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, dün (17 Ocak Çarşamba) liderliğini üstlendiği konseyin kapsamlı barış sağlama ve ülkesinin acılarını sona erdirmeye yönelik uluslararası çabaları destekleme konusundaki kararlılığını yeniledi. Öte yandan Washington, Husileri küresel bir terörist olarak sınıflandırdığını duyurdu.

Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak Husilerin bir Yunan gemisini füzeyle hedef alması ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) Husilere gitmekte olan İran’ın gelişmiş silah sevkiyatına el konulduğunu duyurmasının ertesi günü Kızıldeniz’de hasarın oluşmadığı yeni bir olay kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, 30 gün sonra yürürlüğe girecek bir kararla Husilerin ‘küresel terör örgütü’ olarak sınıflandırıldığını duyurdu. Açıklamada, kararın yürürlüğe girmesinden önceki 30 günlük süre boyunca, ABD hükümetinin Yemen’e insani yardım ve gerekli malların ticari ithalatını kolaylaştırmak için ilgili taraflarla, yardım sağlayıcılarla ve önemli ortaklarla geniş iletişim kuracağı belirtildi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Husilerin uluslararası denizcilik faaliyetlerine yönelik saldırılarının serbest ticaret akışını bozduğunu ve denizcileri tehlikeye attığını söyledi. Blinken, Husilerin terör örgütü olarak nitelendirilmesinin, onu terör faaliyetlerinden sorumlu tutmayı amaçladığını belirtti. Bakan, “Husiler yaptıklarının hesabını vermeli. Ancak bu, Yemenli sivillerin zararına olmamalı. Bu sınıflandırmanın Yemen halkına olası yansımalarını azaltmak için önemli adımlar atıyoruz” dedi.

Washington ve Londra, faaliyetlerine ilişkin şüphelerin ortasında Husilere karşı saldırı başlattı (AFP)
Washington ve Londra, faaliyetlerine ilişkin şüphelerin ortasında Husilere karşı saldırı başlattı (AFP)

İran yanlısı örgüt, Galaxy Leader gemisi korsanlığının ve mürettebatını alıkoymanın yanı sıra bir Norveç gemisini, ABD gemisini ve bir Yunan gemisini etkileyen bazı kayıplar da dahil olmak üzere, 19 Kasım’dan bu yana Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki gemilere yönelik 29’a yakın saldırı gerçekleştirdi.

Washington ve Londra’nın geçen cuma ve cumartesi günü Sana ve diğer dört vilayetteki Husi bölgelerine yönelik başlattığı saldırılara rağmen Husiler, Gazze’deki Filistinlileri destekleme iddiaları bağlamında İsrail’e ait olan veya İsrail’e gidip gelen gemilere saldırmaya devam edeceği sözünü verdi.

Darbeye son verme

Şarku’l Avsat’ın Yemen medyasından aktardığı habere göre Alimi, dün Riyad’da ABD’nin Aden Büyükelçisi Stephen Fagin’i kabul etti. Alimi’nin Fagin ile ‘son gelişmeleri, Suudi Arabistan’ın övgüye değer çabaları temelinde darbeye son verilmesini ve devlet kurumlarının restorasyonunu sağlayacak kapsamlı bir siyasi süreç başlatılmasına yönelik uluslararası çabaları’ ele aldığı belirtildi.

SABA ajansının haberine göre toplantıda bölgesel duruma ilişkin gelişmelere, İsrail’in Filistin halkına karşı yürüttüğü savaşa ve bunun, Husi milislerinin Kızıldeniz’i savaş alanına dönüştürmesi ve uluslararası seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehdit de dahil olmak üzere uluslararası barış ve güvenliğe yönelik feci yansımalarına değinildi.

Alimi, liderliğini yaptığı Başkanlık Konseyi’nin ‘kapsamlı ve adil bir barış yaklaşımını sürdürmeye’ ve ‘Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi’nin İran rejimi tarafından desteklenen terörist Husi milislerin yol açtığı insani acılara son verme çabalarını desteklemeye’ kararlı olduğunu söyledi.

Yemen hükümeti Husileri, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşından yararlanarak İran’ın bölgedeki gündemini uygulamakla suçluyor (AFP)
Yemen hükümeti Husileri, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşından yararlanarak İran’ın bölgedeki gündemini uygulamakla suçluyor (AFP)

Hükümet medyasına göre Alimi, ‘uluslararası alanda sıkı duruş sergilemeyi gerektiren petrol tesislerine ve uluslararası nakliye hatlarına yönelik terör saldırılarının yanı sıra kamu sektörü çalışanlarının maaşlarının ödenmesine yönelik tüm girişimlerin reddedilmesi, devam eden ağır insan hakları ihlalleri ve çeşitli cephelerde askeri tırmanış da dahil olmak üzere’ Husilerin barış çabalarına karşı uzlaşmazlığını hatırlattı.

Öte yandan dün Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Aidaros ez-Zubeydi, Kızıldeniz’de yaşanan gelişmeleri ‘Gazze Şeridi’nde olup bitenlerden farklı’ olarak nitelendirdi. Zubeydi, Husilerin gerginliği tırmandırmasının gelecekte ülkede insani bir felakete yol açacağı uyarısı yaptı.

Zubeydi, Davos Dünya Ekonomik Forumu’ndaki bir oturumda Husilerin, Kızıldeniz’deki operasyonlarını Gazze’de olup bitenlerle ilişkilendirerek popülerliklerini artırmaya çalıştıklarını belirtti.

Zubeydi, ABD ve İngiltere’nin yaptıklarının gerekli olduğunı belirtirken, iki ülkenin son dönemde başlattığı saldırıların gerilimin tırmanmasına yol açmasının beklendiğini vurguladı.

Nüfusun çoğunluğu BM yardımı ile yaşayan Yemen’e insani erişimin etkileneceğine dair korkular artarken, 26 uluslararası ve Yemenli örgüt, yaptıkları ortak açıklamada, Yemen ve Kızıldeniz’deki askeri gerilimin insani yardım çalışmaları üzerindeki etkisine ilişkin derin endişelerini dile getirdi.

Söz konusu örgütler, yaptıkları açıklamada “Kızıldeniz’deki güvenlik tehdidinin etkisini zaten hissediyorsunuz. Ticaretin bozulması, fiyatları artırıyor ve hayat kurtaran malların sevkiyatını geciktiriyor” dedi.

Açıklamada ayrıca, Kızıldeniz’de yaşanan tırmanış ve ABD saldırılarının ardından bazı kuruluşların emniyet ve güvenlik endişeleri nedeniyle faaliyetlerini askıya almak zorunda kaldığı, bazı kuruluşların ise çalışma kabiliyetlerini yeniden değerlendirdiği belirtildi.

İnsani yardım kuruluşları, gıda ve yakıt gibi temel ihtiyaç maddelerinin yetersizliği ve artan fiyatlarının, halihazırda ciddi olan ekonomik krizi daha da kötüleştireceğini ve yardıma olan bağımlılığı artıracağını söyledi.

Yeniden sınıflandırma

Beyaz Saray’ın kararı hakkında bilgi sahibi iki kaynak ve ABD’li bir yetkilinin Associated Press’e (AP) verdiği bilgiye göre, Husilerin hava ve deniz saldırıları da dahil olmak üzere ABD ve uluslararası uyarılara uymaması nedeniyle Washington, örgütü uluslararası terör listelerinde yeniden sınıflandırmaya hazırlanıyor.

Mevcut ABD yönetimi, eski Başkan Donald Trump’ın Husilerin terör listelerine alınması yönündeki kararını, bu sınıflandırmanın insani durumu etkileyeceğine inandığı gerekçesiyle iptal etmişti.

Husi saldırıları küresel ticareti etkilerken, Yemenli balıkçıların hayatını tehdit ediyor (AFP)
Husi saldırıları küresel ticareti etkilerken, Yemenli balıkçıların hayatını tehdit ediyor (AFP)

Yemenli gözlemciler, milis mantığıyla faaliyet gösteren ve liderleri mağaralarda saklanan bir örgüt için sınıflandırma kararının işe yaramayacağına inanıyor.

Öte yandan ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, ABD’nin durumu incelediğini belirtti. Kirby, ancak Husilerin yeniden ‘yabancı terör örgütleri’ listesine alınması kararının yakın zamanda gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda yorum yapmaktan kaçındı.

New York Times’ın isminin gizli kalmasını isteyen ABD’li bir yetkiliden aktardığına göre ABD, diğer yaptırımların yanı sıra Husileri Şubat ayının ortasından itibaren yeniden listeye almayı değerlendireceğini, bu gelişmenin de onların küresel mali sisteme erişimlerini önleyeceğini söyledi.

Diğer taraftan ABD Dışişleri Bakanlığı Bölgesel Sözcüsü Samuel Warburg, Washington’un, ‘ABD’nin Husi bölgelerine yönelik düzenlediği saldırılara Husiler tarafından verilecek tepki konusunda’ Yemen halkı adına endişe duyduğunu ifade etti.

Arap Dünyası Haber Ajansı’nın (AWP) haberine göre Warburg, “Herhangi bir açıklama veya karar yayınlamak için BM Güvenlik Konseyi’ne dönmemiz, hatta kendimizi ve küresel ticareti korumak için başka bir tarafa gitmemiz gerekirse, ABD bunu yapmaktan çekinmeyecektir” dedi.

İran’a ait silah sevkiyatı taşıyan bir tekne ABD Donanması tarafından durduruldu (ABD Ordusu)
İran’a ait silah sevkiyatı taşıyan bir tekne ABD Donanması tarafından durduruldu (ABD Ordusu)

Warburg, Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere düzenlediği saldırılardan İran’ı sorumlu tuttu.

Samuel Warburg, “Husileri destekleyen, finanse eden, onlara silah, teknolojik, lojistik ve istihbarat imkanları sağlayan İran’dır. İran’ın bu saldırılarda büyük rolü var ve şu ana kadar İran rejiminden Husilerin bu saldırıları gerçekleştirmesini engellemeye yönelik herhangi bir belirti veya girişim yok. Dolayısıyla İran ve İran rejimi sorumluluk taşıyor” dedi.

Washington’un İran’ın Husilere verdiği desteğe ilişkin tutumu hakkında ise Warburg, “ABD’nin gelecekte hangi adımları atacağı tahmin edilemez. Ama Kızıldeniz’den geçen gemilere yönelik bu saldırılarda İran rejiminin nasıl katkı sağladığını da kuşkusuz izliyoruz” ifadelerini kullandı.

Ayrıca ABD’nin sivilleri bu saldırılardan kaynaklanacak her türlü zarardan koruma konusundaki kararlılığını da yineledi.

Washington ve müttefiklerinin öncelikle ‘gemileri korumak ve genel olarak bölgeyi, örneğin yakıt ve petrol yüklü herhangi bir geminin vurulması sonucu oluşabilecek herhangi bir çevre felaketi olasılığından korumak’ konusunda istekli olduklarını söyledi.

ABD Bölgesel Sözcüsü, “ABD yönetimi, her zaman diplomatik yolu tercih ediyor ve askeri seçeneğin ilk değil son seçenek olduğuna inanıyor. Bu nedenle diğer ülkelerle ortak açıklamalar hazırladık, Güvenlik Konseyi’nin açıklamalarını ve 44’ten fazla ülkenin açıklamalarını yayınladık” ifadelerini kullandı.

BM’nin Yemen elçisi Hans Grundberg (BM)
BM’nin Yemen elçisi Hans Grundberg (BM)

Husi saldırıları ve ABD- İngiltere saldırıları sonucunda Kızıldeniz ve Yemen sularında artan gelişmelerin ardından BM’nin Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg, yaptığı açıklamada Yemenli sivillerin korunması gerektiğini ve ‘tarafların geçtiğimiz Aralık ayında verdikleri taahhütler, ülke genelinde ateşkesi etkinleştirecek, BM himayesinde kapsamlı bir siyasi süreci yeniden başlatacak ve Yemen halkının yararına temel öncelikleri ele alacak bir BM yol haritasına ilişkin devam eden tartışmalar da dahil’ 2022 ateşkesinden bu yana barış çabalarında kaydedilen ilerlemenin korunması gerektiğini vurguladı.

Özel Elçi, giderek istikrarsızlaşan bölgesel durum ve bunun Yemen’deki barış çabaları ile bölgedeki istikrar ve güvenlik üzerindeki olumsuz etkisine dair derin endişesini dile getirdi. Ayrıca ilgili tüm tarafları itidalli davranmaya ve askeri seçenekler yerine diplomatik yollara öncelik vermeye çağıran Grundberg, gerilimin sona ermesi çağrısında bulundu.



İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.


Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)

Fransa'nın başkenti Paris'te 5 Mart'ta Lübnan ordusunu desteklemek için bir konferansın düzenleneceğinin duyurulması, meşru kurumların silahların devletle sınırlandırılması kararını uygulamaya koyma yönündeki uluslararası iradeyi yansıtıyordu.

Dün yapılan duyuru, Suudi Arabistan, ABD, Fransa, Mısır ve Katar temsilcilerinden oluşan beşli grubun desteğiyle uluslararası bir ivme kazandı. Bu adım, ordunun görevlerini, özellikle de Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını tamamlamasını sağlamak için atılan bir adım olarak görüldü.

Konferans öncesinde, ihtiyaç ve gereklilikleri belirlemek üzere Lübnan ordusu komuta kademesi ile bağışçı ülkeler arasında toplantılar düzenlenmesi planlanıyor.

Buna karşın Hizbullah iç savaşla tehdit etti. Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati yaptığı açıklamada, yetkililerin Litani Nehri’nin kuzeyi hakkındaki açıklamalarının ‘hükümetin kaos ve istikrarsızlığa, kimsenin memnun olmayacağı bir iç duruma ve belki de iç savaşa doğru gittiği anlamına geldiğini’ söyledi.


Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
TT

Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, “SDG (Suriye Demokratik Güçleri) Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş savaşını engellemeye çalıştı, ardından şehrin stratejik bölgelerine yayıldı” dedi.

Eş-Şara, haber kanallarında yayınlanan bir televizyon röportajında, "Kürt unsuru Suriye'deki durumla bütünleşmiş durumda ve Kürtlerin orduda, güvenlikte ve parlamentoda yer almasını istiyoruz, ancak PKK (Kürdistan İşçi Partisi) onları kalkınma fırsatlarından mahrum bırakmak istiyor" ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanı, “SDG örgütünün sorunu, birden fazla lideri olması ve askeri kararlarının PKK örgütüyle bağlantılı olmasıdır” diyerek, “(SDG) Halep'te sivil ve ekonomik hayatı engelledi ve Nisan anlaşmasının şartlarına uymadı” şeklinde konuştu.